{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/491 Esas<br>KARAR NO: 2024/915<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 12/11/2020<br>NUMARASI: 2018/433 Esas, 2020/711 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 12/09/2024<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalıdan faturaya dayalı cari hesaba istinaden 14.296,18 TL alacaklı olduğunu, çekilen ihtarnameye rağmen alacağın ödenmemesi üzerine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, davacıya hiçbir borcunun bulunmadığını, ayrıca müvekkili ile davacı arasında asla bir cari hesap ilişkisinin ve kabul anlamına gelmemek kaydıyla cari hesap mutabakat metninin de mevcut olmadığını belirterek davanın reddine, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; davacı kendi ticari deftelerine göre 14.296,18 TL alacaklı görünmekte ise de davalının ticari defterlerini sunmamış olması nedeniyle cari hesap kayıtlarının karşılaştırılamadığı, davacı tarafça delil olarak münhasıran davalının ticari defterlerine dayanılmamış olduğundan davalının ticari defterlerini ibraz etmemiş olmasının aleyhine sonuç doğurmayacağı, bunun yanında davacı tarafça sunulan servis formlarında müşteri temsilcisi kısımlarında isim ve imza bulunduğu, söz konusu faturaların ve servis formlarının isticvap davetiyesi ile davalı şirkete tebliğ edilmiş olmasına rağmen duruşmaya gelen olmadığı ve herhangi bir beyanda bulunulmadığı, dolayısıyla servis formlarındaki isim ve imzanın davalı şirketin hizmeti kabul etmeye yetkili çalışanlarına ait olduğunun ve fatura içeriğindeki hizmetin sunulduğunun kabul edilmiş sayıldığı, buna göre davacının fatura içeriği hizmeti sunduğunu ispatladığı gerekçelerine istinaden davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; tek başına fatura düzenlenmesinin iş veya hizmetin yapıldığı anlamına gelmediğini, davacı tarafından müvekkili şirkete teslim edilen herhangi bir mal ve hizmet bulunmadığı gibi bu hususun da ispatlanamadığını, müvekkili ile davacı arasında bir cari hesap sözleşmesi ile cari hesap mutabakatı olmadığı gibi davacının, müvekkilinden hiçbir alacağının da bulanmadığını, müvekkili şirket defter, belge ve kayıtları incelenmeden itiraza uğrayan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca alacağın likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğini, zamanaşımı defi ve hak düşürücü süre itirazlarının değerlendirilmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacının, davalı hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 14.296,18 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, davacının ise İİK 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır. Bilirkişi tarafından sunulan 22/02/2019 tarihli raporda; davacı tarafından ibraz edilen ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin TTK hükümleri uyarınca süreleri içerisinde yaptırıldığı, ticari defterlerin birbirlerini teyit ettiği, davalının ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı, davacı ile davalı arasındaki borç alacak ilişkisinin 01/01/2017 tarihinden önceki tarihlerde başladığı, davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturaların davalıya borç kaydedildiği, davalı tarafından çekle yapılan ödeme ve iki adet iade faturasının davalıya alacak kaydedildiği, bu işlemler neticesinde davacının icra takip tarihi olan 27/03/2018 tarihi itibariyle davalıdan 14.296,18 TL alacaklı durumda bulunduğu, davacının icra takibine dayanak gösterdiği 14.296,18 TL'nin, davacı tarafından davalı adına düzenlenen 10/08/2017 tarih ... numaralı 6.006,00 TL tutarlı ve 14/03/2018 tarih ... numaralı 8.290,18 TL tutarlı toplam tutarı 14.296,18 TL olan faturalardan kaynaklandığı bildirilmiştir. Somut olayda, incelenen davacıya ait ticari defterlere göre taraflar arasındaki alacak borç ilişkisinin 08/08/2017 tarihi itibariyle sıfırlandıktan sonra davacı tarafından düzenlenen 6.006,00 TL, 6.032,75 TL, 8.156,75 TL ve 8.290,18 TL bedelli faturaların davalı hesabına borç olarak kaydedildiği, buna karşılık davalı tarafından düzenlenen 6.032,75 TL ve 8.156,75 TL bedelli faturaların ise davalı hesabına alacak olarak kaydedildiği anlaşılmakla davacının alacak talebinin dayanağını 10/08/2017 tarihli 6.006,00 TL ve 14/03/2018 tarihli 8.290,17 TL bedelli faturalar oluşturmaktadır. Davacının, kendi ticari defterlerine göre alacaklı olduğu tespit edilmiş ise de, davalının ticari defterlerini sunmaması sebebiyle cari hesapların karşılaştırılmadığı ve davacının münhasıran davalının ticari defterlerine dayanmadığı gerekçesiyle Mahkemece bu tespite dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmemiştir. Bu anlamda davalının, kendi ticari defter ve belgeleri incelenmeden karar verildiğine yönelik istinaf sebebi de yerinde değildir. Mahkemece, alacağın dayanağı olan faturalar ve servis formları suretlerinin isticvap davetiyesi ile davalıya tebliğ edildiği, ancak davalının duruşmaya gelmediğinden bahisle servis formunda isim ve imzası bulunan kişinin davalı adına hizmeti almaya yetkili çalışanı olduğu sayılarak fatura içeriğindeki hizmetin sunulduğu kabulü ile hüküm tesis edilmiştir. Gerçekten de alacağın dayanağı olarak sunulan faturalara ilişkin her iki servis formunda da davalı adına \"...\" isim ve imzasının bulunduğu, isticvap davetiyesinin davalı şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, gerekli ihtaratın davetiyeye şerh düşüldüğü, buna rağmen davalı şirket yetkilisinin mazeretsiz olarak duruşmaya katılmayarak beyanda bulunmadığı, davalının, ödeme yaptığına yönelik bir iddiasının da bulunmadığı dikkate alındığında davacının, takibe konu alacağının varlığını ispatladığının kabulü gerektiği, ayrıca davalının, borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün olduğundan dava ve takip konusu alacağın likit olduğu anlaşılmakla Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar isabetli olduğundan davalı tarafın istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin  2018/433 Esas, 2020/711 Karar ve  12/11/2020 tarihli kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun  esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 244,15 TL harcın mahsubu ile bakiye 183,45 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.12.09.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d58a06b1da922d36","SID":"54854d1507386b4e"}}