{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1215 <br>KARAR NO: 2024/1291<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR TARİHİ: 13/06/2024<br>NUMARASI: 2024/361 Esas (Derdest)<br>DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/09/2024<br>Taraflar arasında değişik iş dosyası üzerinden görülen ihtiyati tedbir talebi hakkında ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir  talep eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>TALEP: İhtiyati tedbir talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; müdürlere ödenecek ücretin tespitine ilişkin kararın, müdür maaşlarının genel kurulun devredilemez yetkilerinden olan müdürlere ödenecek ücretin tespiti yetkisini müdürler kuruluna devredecek biçimde artırımının kararlaştırılmasından ötürü yürütmesinin geriye bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" Davacı vekilinin somut uyuşmazlıktaki talebin incelenmesinde kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına dair talebi davanın henüz dilekçeler teati aşamasında olduğu, yönetim kurulunun 10.06.2024 tarihli dilekçeleri ile olumsuz görüşte bulundukları ve 04.04.2024 Tarihinde Yapılan Olağanüstü Genel Kurul toplantısında gündemin 5. maddesinde belirtilen kararın niteliği de göz önüne alındığında davacının haklılığına ilişkin HMK'nun 389 maddesindeki yaklaşık ispat koşulunun henüz yerine getirilmediği sonucuna ulaşılarak ihtiyati tedbir isteminin şu aşamada reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbir talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; bu davada itiraz olunan hususun TÜFE oranının ziyadesiyle yüksek olması gibi doğrudan orana muhalefet değil oranın belirlenmesi serbestisinin müdürler kuruluna bırakılması olduğunu,  TTK m. 616/1-f düzenlemesinin açık ve müdürlere ödenecek ücret münhasıran genel kurul tarafından belirlendiğini, müdürlere ödenecek ücrete yapılacak zam oranının münhasıran genel kurul tarafından belirlenmesi gerektiğini, Genel kurul bir oran belirledikten sonra bunun tatbik edilmesinin pek tabi müdürler kuruluna bırakılabilecek bir işlem olduğunu, ancak müdürlere ödenecek ücretin ve yıldan yıla zam oranının kararlaştırılmasının genel kurulun devredilemez bir yetkisi olduğundan belirlenecek zam oranının muayyen olmasının kayıt ve şartı ile müdürler tarafından tatbik olunabileceğini, gelinen aşamada ise durumun bundan farklı olup zam oranı tayininin üst sınırını belirlemek kaydı ile müdürler kuruluna bırakıldığını, müdürlere ödenecek ücret tespitinin ancak genel kurul tarafından kullanılabilecek bir yetki olduğunu, hukuka aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yürütmenin geriye bırakılması yönündeki tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Karşı taraf vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: davacının istinaf nedenlerinin tamamının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddialar olduğunu,  İlk Derece Mahkemesinin yaklaşık ispatın da yargılamayı gerektirmesi halinde tedbire karar verilemeyeceğini belirttiğini, gerçekten de tedbirin geçici bir hukuki koruma olduğunu ve zaten davacının dava konusu ile tedbirin konusunun aynı olduğunu,  dolayısıyla, yargılamayı gerektirdiği açık olan bu konuda tedbir kararı verilmesinin mümkün olmadığını, tedbir kararının, asıl uyuşmazlığı çözecek nitelikte olmaması gerektiğini ve huzurdaki davada asıl dava konusunun tedbir istenen konu olduğunu, ayrıca tedbir için aranan koşullardan zarar ihtimali koşulunun da söz konusu olmadığını, ve “müdürlere ödenecek ücretin artış oranı” şeklindeki tedbiren yürütmesinin geri bırakılması istenen kararın uygulanmasının telafisi imkansız zararlara yol açmayacağını, bu nedenlerle, gerek yönetim kurulunun tedbire ilişkin olumsuz görüşü, gerek tedbir istenen konunun asıl uyuşmazlık konusu olması, gerek konunun yargılamayı gerektirmesi, gerekse telafisi imkansız zararlara yol açma durumu başta olmak üzere tedbir şartlarını taşımaması nedeniyle İlk Derece Mahkemesinin tedbirin reddi kararında hukuka aykırı bir durum olmadığını ve davacının istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Talep, şirket genel kurulu kararının butlanı, uygun görülmemesi halinde iptali istemli davada dava konusu genel kurul kararının yürütmesinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir verilmesi istemidir. Mahkemece 13/06/2024 tarihli ara karar ile davacının yürütmeyi duruduma talebinin reddine  karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, genel kurul kararlarının yürütmesinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir şartlarının bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davalı şirketin 2023 yılına  ilişkin Olağan Genel Kurul toplantısı 04/04/2024 tarihinde yapılmıştır. İhtiyati tedbir isteyen davacı taraf, genel kurulda alınan 5 numaralı kararın müdüre ödenecek ücretin her yıl Tüfe artış oranını aşmayacak şekilde makul yuvarlama yapılarak artış yapılmasına ilişkin kısmını yok hükmünde olduğunun tespiti veya  iptali istemiyle açılan davada söz konusu kararın  kanuna,   aykırı olduğu, ve genel kurulun devredilemez yetkisinin devri anlamına geldiği gerekçesi ile  kararların uygulanmasının yürütmesinin durdurulması  yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 449. Maddesine göre, genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389/1. Maddesi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir.Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. Mahkemece genel kurul toplantısının 5 numaralı kararının yürütülmesinin durdurulmasına ilişkin talepler yönünden dosyada toplanan deliller ve yargılamanın geldiği aşama dikkate alınarak yaklaşık ispatın gerçekleşmediği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmseinde bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-İhtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir talep eden tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İhtiyati tedbir talep eden tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 19/09/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"983008da6b4f048b","SID":"694aba71de1bf8f2"}}