{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>                                    TÜRK MİLLETİ ADINA<br>\t                          T.C.<br>\t                     BURSA<br>\t2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ            \t\t\tGEREKÇELİ KARAR<br><br>ESAS NO\t: <br>KARAR NO\t: <br>HAKİM \t: ... ...<br>KATİP\t: ...  ...<br>DAVACI \t: ... - T.C.N.... - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... -<br>DAVALILAR\t: 1-... - <br>\t: 2-<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... <br>DAVALI\t: 3-... - <br>DAVA\t: Alacak<br>DAVA TARİHİ\t: 30/10/2007<br>KARAR TARİHİ\t: 22/02/2018<br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 16/03/2018<br>Mahkememize tevzi edilen  Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>İDDİA VE SAVUNMA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalılardan ...'ın  2005 yılı Nisan ayında müvekkilinin ikamet ettiği Bursa Merkez Dürdane Köyüne gelerek tanıklar huzurunda kendisinin ... ... Zeytinleri adına yani İstanbul Ticaret sicilinde kayıtlı asıl ünvanı davalılardan ... Pazarlama ve İhracat ... ve Ortağı Adi Komandit Şirketi olan şirket adına zeytin alacağını söylemiş ve müvekkillerinde tahribi 5 ton miktarında siyah  salamura sofralık zeytini Bursa Dürdane köyünde teslim alarak şirket adına satın almış ve bunun teminatı olarak senet bedelini anılan şirket tarafından ödeneceğini söyleyerek ve senete de ödenecek bölümüne  ödeyecek şirketin ... Vergi Dairesine mükellefiyetsiz şube adresi olarak bildirilen ... Üretici ............. adresini yazıp gösteren ...'ın lehdar kısmı boş bırakılan 1.8.2005 vadeli 10.000.000,00 Tl tutarlı 1 adet senedi şirket adına verdiğini müvekkillerine tanıklar huzurunda söylediğini ve imzaladığını, ..................................'den oluşan mağdurlardan Mudanya C.Savcılığının ... hazırlık sayısıyla ilgili suç duyurusunda bulunan diğer bir kısım müvekkilin bu şikayet ve itirazları sonucunda yine sanıklar aleyhine Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinde nitelikli dolandırıcılık nedeniyle ... esas sayısıyla kamu davası açıldığını,  müvekkilinin davalılara karşı fazlaya ilişkin her türlü hakkı saklı kalmak kaydıyla toplam 10.000 TL tutarındaki kısmının teminat altına alınması için müvekkilinin ileride telafisi imkansız bir zarara uğrama ihtimali bulunduğunun  göz önünde tutularak ve alacağın muaccel olması nedeniyle  borçluların yedinde bulunan 3.şahıslarda olan taşınır taşınmaz malları ve alacaklarıyla diğer haklarından müvekkillerin alacağına yeter kısmının ihtiyaten haczine karar verilerek, davalılara karşı her konuda fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak üzere şimdilik 10.000 Tlnin 01/08/2005 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davacı vekili 15/07/2008 havale tarihli beyan dilekçesinde özetle: Davalıların müvekkillerine karşı müştereken dolandırıcılık suçunu ika ettiklerini, davalılar aleyhine Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinde nitelikli dolandırıcılık suçu nedeniyle ...  esas sayılı  dosyası ile kamu davası açıldığını, bu nedenle davalıların müvekkilleri aleyhine ika ettikleri haksız fiil nedeniyle ve müvekkiline ödenmemek üzere verilen senetle ispat edildiği ve tanık dahi her türlü kanuni delillere ispat edileceği gibi tesellüm ettikleri dava dilekçesinde yazılı zeytinler sebebiyle müvekkillerine karşı senet miktarları kadar işlemiş ve işleyecek reeskont faiziyle birlikte borçlu olduklarını, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 157. Maddesine göre dolandırıcılık \"hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlanamsıdır\" 765 sayılı Türk Ceza Kanunun 503. Maddesine göre ise \"..Bir kişiyi kandırabilecek nitelikte hile ve desiseler yaparak hataya düşürüp onun veya başkasının zararına kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlanmasıdır.\", bu hükümlere göre dolandırıcılık suçunu oluşabilmesi için failin bir kişiye kandırabilecek nitelikte hile ve diseslerle hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına kendisi veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlanması gerektiğini, dolandırıcılık suçunun unsurunu oluşturan hile ve desiseyi bu şekilde tanımlamanın mümkün olduğunu, olayın bu olgularının kesinlikle ve hiçbir kuşku ve duraksamaya yer olmadan gerçekleştiğini, senette lehtar kısmının açık bırakılması, ... ve diğer davalıların bu senedi ödenmemek üzere dolandırıcılık kasdıyla müvekkiline verilmiş olduğunu kanıtladığını, 01/08/2005 vadeli 10.000 TL tutarlı senet aslını 01/05/2008 tarihli ara kararı gereğince mahkemeye teslim ettiğini beyan etmiştir.<br>Davacı vekili 02/03/2011 havale tarihli dilekçesinde özetle: Davanın dolandırıcılık haksız fiiline dayanılarak açılmış bir alacak davası olduğunu, bu konuda nitelikli dolandırıcılık suçuyla Davalı ... ve ... aleyhine Buras 3. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldığını, Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin ........... esas sayılı davasının sonuçlandığını ve ...'ın basit dolandırıcılık suçuyla mahkum olduğunu, bu konuda müvekkilinin de içinde olduğu 18 zeytin üreticisinin mağdur olduğunu, davalılar aleyhine 16 zeytin üreticisi  ile ilgili olarak dava açıldığını beyan etmiştir.<br>Davacı vekili 02/03/2016 havale tarihli beyan dilekçesinde özetle: Müvekkillerinin alın terlerinin karşığlıı olan takribi 70 ton zeytinleri dolandırıcılık yoluyla davalılarca gaspedildiğini, 18 kişiden oluşan bu zeytin üreticisinin hepsinin de müvekkili olduğunu, davalıların tümünün iştirakiyle maddi ve manevi unsurlarıyla oluşmuş bir dolandırıcılık haksız fiili bütün çıplaklığıyla gerçekleştiğini, topla 18 zeytin üreticisinin aynı sanıklarca aynı yöntemlerle ve 2005 yılı ocak ayından başlayan ve sanıkların aynı yöntemlerle ve 2005 yılı aralık aynı zaman periyodu içinde sanıkların başta Mudanya olmak üzere Bursanın zeytin mahsülü  yetişen ilçelerinde oturan müvekkillerinden dolandırıcılık yoluyla tesellüm ettikleri zeytin miktarının takribi 70 ton olduğunu,  70 tonu aşan zeytinin bugünkü işlemiş ticari avans faizi ve esasen denkleştirici adalet ilkesine göre değerlendirildiğinde parasal değerinin takribi 900.000  TLyi aştığını,  sonuç olarak sanıkların mağdur müvekkillerine yan yana durduklarında 10 tonluk 7 kamyon yükünde 70 ton zeytinlerini dolandırıcılık yoluyla yok ettiklerini, bu zeytinleri pazarladıklarını,  müvekkillerini zarara uğrattıklarını, bu olayın bütün boyutlarda davalılarda müştereken ve müteselsilen gerçekleştirilen bir olay olduğunu, 11 senedir hukuk mücadelesi verdiklerini, sanık tarafnıdan müdahil vekili olarak bu hukuk mücadelesinde  hakarete maruz kaldıklarını,  hukuk mahkemelerinin kesinleşmiş ceza mahkumiyetlerindeki maddi olgalara kesinlikle bağlı olduklarına ilişkin Yargıtay  Hukuk Genel Kurulunun  karar örneklerini dosyaya sunduklarını, yine aynı olay hakkında Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesine gerçekten Türk hukuk tarihine geçecek 21/12/2015 tarih ve ................... esas,............. karar sayılı ve aynı tarih ............... esas  ........... karar sayılı kararlarının örneklerini emsal olarak dosyaya sunulduğunu, bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... ve ... Pazarlama ve İhracat Adi Komandit Şirketi ... ve Ortağı cevap dilekçesinde özetle: İleri sürülen iddialarının tümünün mesnetsiz ve gerçek dışı olduğunu, davacının dava konusu ettiği 01/08/2005 vadeli 10.000 Tllik senet sureti dava dilekçesi ekinde olmadığını, davacının iddialarının hukuki bulmadıklarını, taleplerin reddine karar verilmesini, davacının ne demek istediğini anlayamadıklarını, neye dayandıklarını açıklaması gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... ve ... Pazarlama ve İhracat Adi Komandit Şirketi ... ve Ortağı sunmuş olduğu 26/03/2008 havale tarihli beyan dilekçesinde özetle: Davacı vekilinin cevaplarının hukuki olmadığını, diz bir yazı olduğunu, yine davacı vekilinin tamamen kendi görüşlerini davacı asilin görüşü gibi ortaya koyduğunu, bu nedenlerle davacı vekilinin hukuken hüküm ifade etmeyen tüm beyanlarını itirazla reddettiklerini beyan etmiştir. <br>Davalı vekili ... ve ... Pazarlama ve İhracat Adi Komandit Şirketi ... ve Ortağı sunmuş olduğu 02/03/2016 havale tarihli dilekçesinde özetle: Borçlular ..., ..., ... Pazarlama görünse de asıl borçlunun ... olduğunu, çünkü senedin ...'a çektiğini fakat ödeme erinin 3 borçluya da gönderildiğini, 11/11/2005 tarihinde ... ve ... Pazarlama hakkında savcılığa dolandırıldık diye suç duyurusunda bulunulduğunu,........................'ın da şikayetçiler arasında Mudanya C.Başsavcılığında  kovuşturmaya yer olmadığına kararı verildiğini, taraflarınca icra takibinin istendiğini, Bursa 1. İcra Hakimliği 15/05/2006 tarihli kararı ile takibin iptaline karar verildiğini, bu kararın ayrıca Sulh Hukuk Hakimliğine ... bakımından menfi tespit başvurusu  tarafınca yapıldığını, Bursa 2. Sulh Hukuk Mahkemesi .............. esas ve........................ karar sayılı dosya kapsamında ...'ın Mustafa \tSezgin tarafından temyiz edildiğini ve Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin  30/04/2007 tarihinde onama kararı verildiğini, davacı ... bakımından müvekkili ...'ın Bursa 3.Ağır Ceza Mahkemesinde ceza almadığını,  dolayısıyla müvekkili aleyhinde dolandırıcılık suçlamasıla açılmış ve aleyhine çıkmışbirçok dosya varmış gibi davranmasının etik olmadığını,  bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... ve ... Pazarlama ve İhracat Adi Komandit Şirketi ... ve Ortağı beyan dilekçesinde özetle: Açılmış olan davanın mesnetsiz, yanlış olduğunu, müvekkili  ...'ın davalıya borcu  olmadığını, davalı  ...'ın ödeme kabiliyeti olmadığından dolayı davanın taraflarına yöneltildiğini, müvekkili ... ve şirketinin davacıya tek kuruş borcunun bulunmadığını, davacının işbu dava ile ilgili iddiaları ispat edemediğini, ortada ...'ın verdiği bir evrak imzaladığı bir senet veya fatura, irsaliye vs hiçbir şey olmadığını, davacının işbu dava ile ilgili iddialarını ispat edemediğini, davacının müvekkili aleyhine yönelteceği tek bir delil bulunmadığını, ortada ...'ın verdiği bir evrak, imzaladığı bir senet veya fatura, irsaliye vs hiçbir şey olmadığını, alacaklı olduğunu iddia eden davacının müvekkilini tanımadığını, Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ... esas sayılı dosya kapsamında duruşma sırasında da beyan ettiğini, Davacının Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinde verdiği ifadesinin bir bölümünde; \"... Kayınçomun üzerine alıyorum..\" bu ifadenin tamamen kurgudan ibaret olduğunu, davacı tarafın davasını ispata yönelik dosyaya birşey sunmadığını, davanın basit bir alacak davası olduğu halde davacı tarafın sürekli haksız fiilden kaynaklandığını ileri sürdüğünü, davanın davacısı ... açısından Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından müvekkili ... lehine düşme karar verildiğini, herhangi bir mahkumiyet kararı söz konusu olmadığını,  bu düşme kararının  onandığını, dolayısıyla haksız fiilin olmadığını,  taraf teşkilinin yapılamadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... ve ... Pazarlama ve İhracat Adi Komandit Şirketi ... ve Ortağı sunmuş olduğu 17/02/2017 tarihli beyan dilekçesinde özetle: Davacının alacağını neyle ispatlamaya çalıştığını, ...'dan aldığı şahsi yani ... keşideli senetle ispatlamaya çalıştığını, bu senette şirketin ve şahsın hiçbir alakasının olmadığını, iki taraf arasında mal alım satım sözleşmesi, satıcı tarafın malı teslim ettiğine dair irsaliye satıcı tarafın irsaliyeye karşılık alıcı tarafa kestiği fatuar, alınanbu senetler için belirlenmiş keşideci, ciranta ve kefil kişilerin adı ya da imzası, alacaklının rızaen aldığı bu şahsi senete bakılacak olursa zaten asıl senedin dosyada mevcut olmadığını ve incelemeden yoksun olduğunu, alacaklı Rüstem Kökseven'in aldığı bu senede karşılık hangi irsaliye veya fatura ile hangi malı ne miktarda  verdiğinin belli olmadığını, tarafların tacir olduğunu, tacir olduklarına göre defterler ve evraklar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasının talep edilmesi gerektiğini, ...'a 2004 yılında verilen dar kapsamlı vekaletname dikkatlice incelendiğinde ne adıma mal almaya ne de  senet alıp şirketi borçlandırmaya yetkili olmadığını, alacaklı olduğunu iddia eden bu kişilerin Bursa 1. İcra Hukuk Mahkemesinde açmış oldukları adavalır ve Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, Bursa Sulh Hukuk Mahkemesi, Mudanya Asliye Hukuk Mahkemelerinde lehine sonuçlandığını, Mudanya Asliye Hukuk Mahkemelerinde lehine sonuçlanan, bu borçlardan şirketin ve dolayısıyla kendisinin borçlu olmadığının yargıtayca onandığını, karşı taraflça delil olarak sunulan Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin dava dışı tarafı Kadriye Sözer'in alacağı olan 3.000 TLsini kendisinden ne zaman talep ettiğini, 2005 yılına kadar şirketi ve şahsı adına açılmış bir hukuk ve ceza davası olmadığını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... ve ... Pazarlama ve İhracat Adi Komandit Şirketi ... ve Ortağı sunmuş olduğu 21/02/2018 tarihli beyan dilekçesinde özetle: Davacının haksız iddialarında dayanak oluşturmaya çabaladığı ve müvekkilleri ... ve ... şirketi bakımından sadece Kadriye Sözer bakımından mahkumiyet kararına hükmedilen dosyada yer alan Kadriye Sözer'in 25/12/2017 tarihinde Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesine ulaştırdığı şikayetten vazgeçme dilekçesinde; Kadriye Sözer'in ...ı tanımadığını ve hiç görmediğini, senetle ilgili olan borcunun diğer davalı ...'ın oğulları tarafından kendisine ödendiği ve borcunun kalmadığını, Müvekkilinin ...'ın suçsuz olduğunu ve vicdanı sızladığı için ...ın yok yere ceza aldığı bu durumu düzeltmek için şikayetten vazgeçme dilekçesi yazdığını, davaya ilişkin karar aşamasında davacı tarafla hiçbir ilgisi olmamasına rağmen ısrarla ileri sürülen bu mahkeme kararına ilişkin gelişmenin değerlendirilmesini talep etmiştir.<br>Diğer davalı ... adına usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmiş ancak davalı tarafından savunmada bulunulmamıştır.<br>DELİLLER:<br>Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, yazılı beynaları, tarafların  beyanı, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi .............. esas sayılı dosyası, haciz tutanakları, Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, 01/08/2005 vadeli 10.000 TL tutarlı bono örneği, ... İcra Müdürlüğünün 2005/1323 sayılı dosyası, yazılan müzekkere cevapları, tüm dosya kapsamı. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ:<br>Davacıların Bursa ili Merkez Dürdane Köyünde  zeytin üreticisi olduğu, davalıların ise zeytin üreticilerinden toptan zeytin satın alarak zeytin toptan satış ve pazarlama ticari faaliyetinde bulundukları, davalıların Bursa- ... ve İznik Köylerindeki üreticilerden birlikte hareket ederek toptan zeytin satın aldıkları, davalıların davacılardan 5 ton siyah salamura sofralık zeytin karşılığında;01/08/2005 vade tarihli 10.000,00 TL bedelli ve 1 adet bonoyu  davalı ... tarafından tanzim edilerek davacıya  verildiği, diğer üreticiler ile davacılara zeytin bedellerinin ödenmemesi üzerine davalılar hakkında ceza soruşturması açılıp, Bursa 3.Ağır Ceza Mahkemesinde ... Esas sayılı, Bursa 3.Ağır Ceza Mahkemesinde ... Esas sayılı ceza davaları açıldığı, buna rağmen davacı alacağının ödenmemesi üzerine, 1 adet senet bedeli 10.000 TL  alacağın tahsili için eldeki davanın  açıldığı anlaşılmıştır.<br>Davalılar vekili ise, müvekkillerinin bonoyu tanzim eden ... ile birlikte hareket etmediklerini, davacının iddialarının asılsız ve gerçek dışı olduğu, davacıdan zeytin teslim almadıklarını, bu nedenle zeytin bedelinden sorumlu olmadıklarından; hakkındaki davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.<br>Tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda; Bursa 3.Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dava dosyasının sonucu beklenilerek; yargılamaya devam edilmiştir.<br>Sonucu beklenilen Bursa 3.Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda; sanık ... ve ...'ın üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçundan ayrı ayrı 2 yıl hapis ve 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bir kısım müştekiler yönünden 7 yıl 6 aylık zaman aşımı süresi dolmuş olduğundan; davanın düşürülmesine karar verildiği, kararın Yargıtay 23.CD nin 12/10/2015 tarih ve 2015/11411-2015/4977 E/K sayılı ilamı ile ONAYLANARAK KESİNLEŞTİĞİ anlaşılmıştır.<br>Ceza Mahkemesi dosyasında yapılan yargılama toplanılan deliller ve Yargıtay onama ilamına göre; davalılar ... ve ... ile davalı ...'ın yetkilisi ve ortağı olduğu ... Paz. Kom. Şti nin birlikte hareket ederek ... aracılığı ile davacılar ile diğer zeytin üreticilerinden zeytin topladıkları anlaşılmıştır.<br>Bursa 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 05/11/2012 tarih ve ... E/K sayılı kararının gerekçesinde belirtildiği gibi; ''...Tüm bu hususlar göz önüne alındığında sanık ... tarafından verilen vekaletname uyarınca sanık ...'un şirket vekili gibi hareket ettiği, sanıkların katılana zeytinleri şirketin faaliyeti kapsamında satın alıp şirketin adı, ticaret ünvanı ve sermayesi göz önüne alındığında, katılan üzerinde güven telkin ettikleri, katılanın üzerinde inandırıcılık sağladıkları, yaşlılığı ile satış sırasında yalnızlığından da istifade ederek dolandırıcılık eylemini gerçekleştirdikleri, buna göre sanıkların eylemlerinin tacir veya şirket üreticilerinin gerçekleştirdiği dolandırıcılık suçunu oluşturduğu sonucuna ulaşıldığından; her iki sanığın katılana yönelik nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılmalarına karar verilmiştir...'' belirtilerek; davacıdan zeytin toplayan ve satın alan sanıkların birlikte hareket ettikleri, bonoyu tanzim eden ...'ın davalı ... ve davalı şirketin vekili olarak hareket ettiği, her üç davalının da birlikte hareket ederek davacıdan zeytin satın aldıkları, diğer davalıların adına vekaleten hareket eden ...'ın düzenlediği bonolardan diğer davalıların da birlikte müteselsilen sorumlu oldukları anlaşılmış olup; Yargıtay 23. CD nin 12/10/2015 tarihli onama ilamında da; ''....... Pazarlama Adi Kom. Şti'nin sahibi olan sanık ... Demir ayak ile vekaletname uyarınca anılan şirketin yetkilisi olan ... ve şirketin sanık ...'ın fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek şirketin faaliyetleri kapsamında katılanların ürettikleri zeytinleri şirket adına sözde imzaladıkları senetler karşılığında teslim aldıktan sonra ilçedeki işyerilerini kapatarak; olay yerinde ayrılıp katılanlara paralarını ödememek sureti ile haksız menfaat temin ettiklerinin...'' kabul edilerek, sanıkların davacıdan ve diğer zeytin üreticilerinden zeytin topladıkları, satın aldıkları zeytinlerin parasını ödemedikleri dosyadaki kanıt ve belgeler, bono fotokopileri ve ceza yargılaması ile ceza dosyası kapsamı ile açıklığa kavuşmuştur. <br>Davacının  Bursa 3.Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında, davada katılan  sıfatı ile yer aldıkları, davalıların  birlikte dolandırıcılık eylemi yaparak,  kendisinden almış olduğu zeytinlere karşılık 10.000 TL 'lik senet aldığını, ödeme zamanı gelince kaybolduğunu ayrıca  diğer sanık adına aldığını söylediğini  ve dolandırıldığını ileri sürerek; davaya müdahil olarak katıldıkları anlaşılmıştır. <br>Diğer yandan Ceza Mahkemesi tarafından verilen kararın Hukuk Mahkemesine etkisi yönünden düzenlemelere değinmekte fayda bulunmaktadır.<br>Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan ve  ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesindeki davaya etkisini düzenleyen 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 53.maddesi hükmünde;  \"Hakim, kusur olup olmadığına, yahut haksız fiilin failinin temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararı ile de mukayyet değildir. Bundan başka, ceza mahkemesinin kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarının tayini hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez.\" denilmektedir. Aynı düzenleme, yeni Türk Borçlar Kanununun 74.maddesi hükmünde de; “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” şeklinde önceki kanuna paralel bir şekilde düzenlenmiştir.<br>Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.<br>Ancak beraat kararı dahi olsa ceza mahkemesince belirlenmiş maddi olgunun hukuk mahkemesini bağlı olup olmadığı yönünden Yargıtay içtihatlarına bakıldığında,<br>Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin   2016/8116 Esas ve  2018/605 Karar sayılı Kararında vurgulandığı üzere \" 6098 sayılı TBK'nun 74. maddesi (818 sayılı BK'nın 53. maddesi) uyarınca hukuk hakimi, ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de; hem ilmi, hem de kökleşmiş yargı kararlarında ceza mahkemesince belirlenen maddi olgunun hukuk hakimini bağlayacağı kabul edilmektedir. \" mahkeme beraat kararı ile bağlı olmasa da maddi olgunun hukuk hakimini bağlayacağı vurgulanmıştır.<br>Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2015/9541 Esas ve 2018/120 karar sayılı kararında\"Ceza mahkemesince delil yetersizliğine dayalı olmayan beraat kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi halinde bu karar, kısmen veya tamamen aynı olan eylemler bakımından hukuk hakimini bağlayacaktır. Kısmen veya tamamen aynı maddi olgulara dayalı olan iki farklı mahkeme kararının ortaya çıkmasının adalete duyulan güveni zedeleyeceği de kuşkusuz olup, mahkemelere güvenin sağlanması bakımından ceza davasının sonucunun beklenmesi, karar verilmiş ise ceza dosyası ve  kesinleşmiş ilamı getirtilerek, 818 sayılı BK'nın 53. maddesi (TBK'nın 74. maddesi) kapsamında incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekirken, bu yöne ilişkin olarak eksik inceleme ve  araştırma yapılması doğru görülmemiştir.\" delil yetersizliğine dayalı olmayan beraat kararı verilmesi ve kararın kesinleşmesi halinde bu karar kısmen veya tamamen aynı olan eylemler bakımından hukuk hakimini bağlayacağı vurgulanmıştır.<br>Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin  2017/15056 Esas ve  2017/17040 Karar sayılı Kararında:Ceza Mahkemesi kararlarının, Hukuk Mahkemesindeki davaya etkisini düzenleyen TBK'nın 74.maddesinde; (BK. 53) hakimin, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla bağlı bulunmadığı, aynı şekilde, ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararının da, hukuk hakimini bağlamadığı düzenlenmiş ise de;Ceza Mahkemesi tarafından maddi vakıaya ilişkin yapılan tespit ile Hukuk Hakimi bağlı olduğu belirtilmiştir.<br>Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2015/6166 Esas ve  2017/11880 Karar sayılı Kararında \"6098 sayılı TBK.'nun 74. maddesi uyarınca, hukuk hakiminin ceza mahkemesince belirlenen maddi olgu ile  bağlıdır.\" hukuk hakimi ceza mahkemesinde verilen maddi olgu ile bağlı olduğu vurgulanmıştır. <br>İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin .......... Esas ve .......................... Kararı üzerine başvurulan temyiz incelemesinde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2015/6306 Esas ve 2017/11391 Karar sayılı kararında \"Ceza Mahkemesi kararlarının Hukuk Mahkemesine etkisi, TBK'nın 74. maddesinde düzenlenmiş olup Hukuk Hâkimi Ceza Mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında esas bakımından ilke olarak bağımsız kılınmıştır. TBK'nın 74.maddesinde “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir\" Bu açık hüküm karşısında, Ceza Mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların Hukuk Hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ancak Ceza Mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun Hukuk Mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (Y.H.G.K. 11.10.1989 gün ve E.1989/11-373, K.472 sayılı ilamı). Bunun nedeni, ceza yargılamasındaki ispat araçları bakımından Ceza Hâkiminin Hukuk Hâkiminden çok daha elverişli konumda bulunmasıdır. O halde bir Ceza Mahkemesinin uyuşmazlık konusu olayın tespitine; diğer bir söyleyişle maddi olgulara ilişkin kesinleşmiş saptamasının, aynı konudaki Hukuk Mahkemesinde de kesin delil oluşturacağı açıktır (Hukuk Genel Kurulu - 2008/4-564 E, 2008/536 K.).\" Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davada Yargıtay bozma kararında açıkça vurgulandığı üzere ceza mahkemesinin maddi olgulara göre kesinleşmiş saptamasının kesin delil olduğu açıklanmıştır.<br>Aynı zamanda benzer olayda  mahkememizin ............... Esas ve ........................Karar sayılı Kararında verilen karar ile dosya istinaf yoluna başvurulmuş İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin  2017/1337 Esas  2017/3888 Karar sayılı kararında:  Her ne kadar Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin davalılar hakkındaki 17.01.2017 tarihli kararına karşı istinaf isteminde bulunulmuş ise de, davalı gerçek kişiler ... ve ... haklarında, davacıları dolandırmak suçundan dolayı Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen Yargıtay 23. Ceza Dairesi'nin 12.10.2015 tarih ve 2015/11411 Esas, 2015/4977 Karar sayılı onama ilamı ile kesinleşen mahkumiyet kararı ile tüm dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesinin istinaf konusu kararının hukuka uygun olduğu anlaşılmakla, istinaf istemlerinin reddine dair aşağıdaki kararın verilmesi gerekmiştir.<br>O halde yukarıdaki açıklamalar toplanan deliller ve Yargıtay İçtihatları ışığından,  Bursa 3.Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası kapsamına göre; davalıların birlikte hareket ederek, fikir ve eylem birliği içerisinde davacıdan 5 ton  siyah salamura sofralık zeytin  satın aldıkları, karşılığında ,lehtarı davacı keşidecisi- borçlusu ... olan,  01/08/2005 vadeli 10.000 TL tutarlı bono  verildiği, bonoda bulunan imzaya itiraz edilmediği ancak bono bedellerini ödemedikleri, Bursa 3.Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının kesinleştiği ve bu dosyada davalıların birlikte hareket ettiğinin saptandığı ve bu maddi olguların kesin delil oluşturduğu, her ne kadar davacı tarafından Ceza Mahkemesinde Kadriye Sönmezin şikayetten feragat dilekçesi sunulmuş ve kanun yararına bozma sonucunun beklenmesini talep etmiş ise de dilekçesinin içeriği ve  ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararının halen bozulmadığından itibar edilmeyerek   davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M                      : Yukarıda açıklanan nedenlere,<br>1-Davanın Kabulü ile, 10.000,00 TL alacağın 01/08/2005 tarihinden itibaren işletilecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,<br>2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 683,10 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 135,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 548,10 TL nispi karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına, <br>3-Davacı tarafından yapılan  posta ve tebligat gideri 244,30 TL yargılama gideri ve  135,00 TL peşin harç olmak üzere toplam  379,30 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,<br>4-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>5-Davacı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen 2.180,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, <br>6-HMK' nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan  gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine,<br>Dair, davacı asil ve  vekilinin ve davalı asil ve vekilinin yüzüne karşı,  gerekçeli kararın tebliğinden itibaren  HMKnın 341. Ve  345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/02/2018 <br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır. <br> <br> <br>Hakim ...<br> ¸e-imzalıdır. <br>   <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9eadc882a59aeb04","SID":"734e3548ce99065c"}}