{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. DİYARBAKIR BAM   10. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/157 - 2024/11<br>T.C.<br>DİYARBAKIR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  10. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t : 2024/157 <br>KARAR NO\t : 2024/11<br>KARAR TARİHİ             : 13/09/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>DAVANIN KONUSU\t: TRAFİK KAZASINDAN KAYNAKLI TAZMİNAT<br> <br>Taraflar arasında görülen davada Mahkemece verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili ve davalı  ... Hesabı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili;  ...tarihinde ...İlçesinde gerçekleşen yayaya çarpma  şeklindeki kazasında sürücülüğünü davalı .... yaptığı... plaka sayılı aracın kaza tespit tutanağında kusurlu bulunduğunu,  meydana gelen kazada müvekkilinin yaralandığını ve engelli kaldığını, kaza mahalline gelen trafik polisi ekibi tarafından tutulan tutanakla da sabit kalmak üzere araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, olayla alakalı Diyarbakır .... Asliye Ceza Mahkemesinde .... Esas sayılı dosyası ile yargılanarak ceza aldığını, müvekkilinin meydana gelen trafik kazası neticesinde tedavi gördüğünü ve bir dizi operasyon geçirdiğini, bu operasyonlar sonucu kalbinde kötüleşme olduğunu ve başında yaklaşık 15 cm lik kalıcı iz kaldığını, .... Hesabı'na başvuru yapıldığını ancak hiçbir ödeme yapılmadığını beyan ederek  fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 20.000,00 TL manevi tazminatın ... dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep  etmiştir. <br>Davalı .... ;  davaya konu kazanın .... tarihinde meydana geldiğini, davacının müvekkili kuruma ... tarihinde başvuruda bulunduğunu, KTK 109. Maddesi gereği 2 yıllık zamanaşımı süresinde müvekkiline başvuruda bulunmadığını ve zamanaşımı yönünden davanın reddi gerektiğini, meydana gelen kaza nedeniyle davacı tarafın zararlarının giderilmesi için müvekkili .... .başvurduğunu, ... . .... sayılı cevap yazısında davacı tarafın isteklerini reddetmesi üzerine dosyanın Arabulucuya geldiğini ve ...tarihli arabuluculuk son tutanağında tarafların anlaşamamasıyla sonuçlandığını, açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, ....'ın ... tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle herhangi bir özel gereksinimi olmadığı nedeniyle müvekkili...herhangi bir tazminat ödeme yükümlülüğünün hukuken olmadığını, açıklayarak öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, haksız ve yasal dayanaktan yoksun olarak açılan davanı reddini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; \"...davacı ....’ın kaza tarihinde 18 yaşından küçük olup, davacının gelir getiren bir işte çalışmadığı, dolayısıyla bu müddet boyunca mahrum kaldığı herhangi  bir kazancı olmadığından geçici işgöremezlik zararı  bulunmadığı, ancak meydana gelen kaza nedeniyle tarafların kusuru, maddi ve sosyal durumları, elem ve ıstırabın derecesi, hak ve nesafet kuralları dikkate alındığı gerekçesiyle; Davanın KISMEN KABULÜNE; <br>1-)Maddi tazminata yönelik talebin REDDİNE,<br>2-)5.000,00-TL manevi tazminatın 02.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar .... müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair manevi tazminat talebinin REDDİNE\", karar verilmiştir. <br>Karara karşı, davacı vekili ve davalı... . vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>İstinaf kanun yoluna başvuran davacı  vekili; Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, maddi tazminat açısından davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, kaza sonucu başında 15 cmlik yara izi kalan 15 yaşındaki müvekkilinin ilerde yapacağı meslek belli olmadığından dolayı alınacak maluliyet raporunda bunun da dikkate alınması gerektiğini, birçok meslek dalında kişinin dış görünüşü ile hayatını ikame ettirdiğini, bu sebeple bu yönde maluliyet raporu alınarak karar verilmesi gerektiğini, mahkemece verilen karar sonucunda 5.000 TL manevi tazminata hükmedildiğini, her ne kadar manevi tazminatın zenginleşme aracı olmayacağı yargı kararlarıyla da istikrar kazanmışsa da somut dosyada hükmedilen meblağın çok yetersiz olduğunu, yüksek enflasyon ve paranın satın alma gücü birlikte değerlendirildiğinde hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük kaldığını,  davalı .... hesabı lehine 5.100 TL vekalet ücretine hükmedilmişse de bu kararın hatalı olduğunu, davalılar aleyhine açtıkları maddi tazminat talebinin 100,00 TL olduğunu, Avukatlık ücret tarifesi gereği hükmedilecek vekalet ücreti bu meblağı aşamayacağını,  kanun ve usule aykırı olduğunu beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur.<br>İstinaf kanun yoluna başvuran davalı  vekili; .... .. kapsamında bulunan zorunlu sigortaların sağladığı teminatlara ilişkin bedeni olarak (sakatlık ve ölüm) zarar görenlere kaza sonrasında sakat kalma halinde sakatlık tazminatı, ölüm halinde ise ölenin desteğinden yoksun kalanlara destekten yoksun kalma tazminatı ödediğini,...Hesabının sigortasız ve tescilsiz araçların karıştığı kazalarda, bu kazalarda zarar gören kişilerin maddi tazminat taleplerini karşıladığını, manevi tazminat taleplerinin güvence kapsamında olmadığını, Yerel Mahkeme istinafa konu kararında davacı tarafın davasını maddi tazminat yönünden reddine, manevi tazminat yönünden kabulüne karar vererek davayı kısmen kabul ettiğini,  Yerel Mahkemenin 12.01.2022 tarihli gerekçeli kararının Hüküm Kısımının 5 no.lu bendinde: \"Manevi tazminat yönünden; davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden avukatlık asgari ücret tarifelerine göre 5.000 TL ücreti vekaletin davalılardan müştereken ve müteselsil alınarak davacıya ödenmesine\" denildiğini, müvekkil kurum aleyhine olacak şekilde karşı taraf vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemenin maddi tazminat açısından müvekkili kurumun sorumluluğuna karar vermediğini, yargılama harç ve giderleri ile arabuluculuk ücreti yönünden müvekkili kurumu sorumlu tutmasının yasaya aykırılık teşkil ettiğini beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE  GEREKÇE:<br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde;<br>Dava, trafik kazasından kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. <br>Dosya kapsamına göre; davanın başlangıçta Diyarbakır .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ...E. sayılı dosyasında açıldığı, Mahkemece 08/09/2021 tarihinde dosyanın Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin ...E. sırasına kayden yargılamaya devam edilerek istinafa konu kararın verildiği görülmüştür.<br>(i) Davanın Ticarî Dava Olup Olmadığı Hususunun Değerlendirilmesi:<br>6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir:<br>(i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır. <br>(ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür. <br>(iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez.<br>Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; davalı .... tarafından kullanılan....plaka sayılı aracın çarpması sonucu yaralanan davacı ....'ın kazadan kaynaklı olarak birçok cerrahi operasyon geçirmesine rağmen engelli kalması üzerine eldeki davanın açıldığı, davada.... Hesabının da taraf olduğu, 6102 sayılı TTK m. 4(1)-a hükmünde “TTK'da öngörülen” hususlardan kaynaklanan hukuk davalarının mutlak ticarî davalar arasında sayıldığı, sigorta hukukuna ilişkin hükümlerin de TTK’nın 6. Kitabında m. 1401 vd. hükümlerinde düzenlendiği, bu nedenle TTK'da düzenlenmiş olan sigorta hukukundan kaynaklanan hukuk davaları mutlak ticarî dava olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır. <br>(ii) Davanın HSK'nın Ticaret Mahkemelerinin Yargı Çevresini Belirleme Kararı Kapsamında Değerlendirilmesi:<br>5325 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun<br>un m. 5/1 ve m. 7 hükümleri ile 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Kanununun m. 4(1)-a ve 7(2)-f hükümleri çerçevesinde HSK 1. Dairesinin 08/07/2021 tarihli ve 568 sayılı kararı ile Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/09/2021 tarihi itibarıyla faaliyete geçirilmesine karar verilmiştir. <br>HSK'nın 07/07/2021 tarihli ve 608 sayılı kararında (RG-08/07/2021-31535) Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresinin Diyarbakır ilinin mülki sınırları olarak belirlenmesine ve kararın 01/09/2021 tarihinden itibaren uygulanmasına karar verilmiştir. Bu nedenlerle, 01/09/2021 tarihinden itibaren Diyarbakır il merkezi ve ilçelerinin yer itibariyle yetkili olduğu bütün ticarî davalar, adı geçen mahkemede görülecektir. <br>HSK'nın yukarıda anılan yargı çevresi belirleme kararında, 01/09/2021 tarihinde önce açılan davaların yeni kurulan mahkemelere devredilip devredilmeyeceği konusunda açık bir düzenleme bulunmamaktadır.<br>Ancak, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ve 5. Hukuk Dairesi tarafından 5235 sayılı Kanun’un 35. maddesi kapsamında verilen uyuşmazlığın giderilmesi kararlarında; davanın açıldığı tarih itibariyle görevli olan asliye hukuk mahkemelerinin, derdest dava dosyalarını HSK'nın 07/07/2021 tarih ve 608 sayılı kararıyla yeni kurulan veya yetki çevresi genişletilen ticaret mahkemelerine devir ya da görevsizlik kararı ile gönderemeyeceği, HSK'nın söz konusu kararı öncesinde asliye hukuk mahkemesinin asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla baktığı derdest dosyaların görülmeye devam edilmesi gerektiği kabul edilmiştir (Bkz. Yargıtay 11. HD'nin 25/03/2022 tarihli ve  2022/509 E., 2022/2410 K. sayılı; Yargıtay 5. HD'nin 21/02/2022 tarihli ve 2022/1073 E., 2022/2686 K. sayılı uyuşmazlığın giderilmesi kararları).<br>Yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili hukuk dairelerinin içtihatları da, uyuşmazlığın giderilmesi kararına benzer gerekçelerle, davaların ilk açıldığı asliye hukuk mahkemelerinde asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla görülmesi gerektiği yönündedir (Bkz. Yargıtay HGK'nın 07/02/2024 tarih ve 2023/6-604 E., 2024/70 K. Sayılı; 29/11/2023 tarih ve 2023/6-893 E., 2023/1166 K. sayılı; Yargıtay 11. HD'nin 14/03/2022, 2022/500 E., 2022/1830 K.; Yargıtay 4. HD'nin 11/04/2022, 2022/2384 E., 2022/7144 K.; Yargıtay 5. HD''nin 21/03/2022, 2022/4258 E., 2022/5003 K. tarih ve sayılı kararları). 6100 sayılı HMK m. 22 hükmü uyarınca Yargıtay'ın yargı yeri belirleme hususunda yüksek görevli merci olması nedeniyle, yukarıda anılan HGK kararlarındaki, uyuşmazlığın giderilmesi kararlarındaki ve diğer özel daire içtihatlarındaki çözüm çerçevesinde uygulama birliğinin sağlanması gerekli olmuştur.<br>Bu hukuksal çerçevede somut olayın değerlendirilmesinde; HSK Genel Kurulunun 07/07/2021 tarihli ve 608 sayılı kararıyla 01/09/2021 tarihi itibariyle Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin faaliyete geçirildiği ve davanın 08/02/2021 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. HSK'nın ilgili kararında 01/09/2021 tarihinden önceden açılmış ve derdest olan davaların devrine ilişkin herhangi bir ifadeye yer verilmemiştir. Buna göre taraflar arasındaki uyuşmazlığı yargılayacak ve çözecek olan mahkeme, uyuşmazlığın doğmasından önce kanunen belli olan  Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemeleri olup, dava tarihinden sonra kurulan ve faaliyete geçirilen Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesince davaya bakılması olanaklı değildir. Bu durumda, Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yargılamaya devam edilerek esas hakkında kararı verilmesi gerekirken, Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesine gönderme kararı verilmesi hatalı olduğu gibi; Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesince görevsizlik kararı yerine uyuşmazlık hakkında karar verilmesi de yerinde olmamıştır. Sonuç olarak Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesince, mahkemenin kurulup faaliyete geçtiği 01/09/2021 tarihinden önce açılmış olan eldeki davanın yargılamasına  Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) devam edilmesi gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi gerekmektedir.<br>Yukarıda belirtilen sebeplerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a-3 ve m. 355 hükümleri uyarınca esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin kamu düzeni ilkesi uyarınca re'sen gözetilen sebeplerle kabulü ile, ilk derece mahkemesince davanın görev yönünden reddi ile 6100 sayılı HMK m. 20(1) hükmündeki usûl izlenerek dosyanın görevli Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesine (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) gönderilmesine karar verilmesi için ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren yerel mahkemeye gönderilmesine, kararın kaldırılma nedenine göre davacı vekilinin istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. <br><br><br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>  <br>  1-)\tDavacı ve davalı .... vekilinin istinaf isteminin, esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin kamu düzeni ilkesi yönünden re'sen KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-a-3 ve 355 maddeleri uyarınca esası incelenmeksizin KALDIRILMASINA,<br>2-)\tGerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br> <br>  3-)\tKararın kaldırılma nedenine göre davacı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA,<br>4-)\t492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince, peşin alınan istinaf karar ve ilâm harcının istinaf eden davacı ve davalı ....na İADESİNE,<br>5-)\tİstinaf kanun yoluna başvuran davacı ve davalı ....tarafından yatırılan istinaf başvuru harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılacak yargılamada verilecek hükümdeki yargılama giderleri ile birlikte DEĞERLENDİRİLMESİNE,<br><br>6-)\tİstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>7-)\t6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a ve 362(1)-c-g hükümleri gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/09/2024<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"32760c45bc427880","SID":"99e64b1185d4fa4a"}}