{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2024/1020 <br>KARAR NO: 2024/898<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 30/05/2024<br>NUMARASI: 2024/274 Esas, (Derdest) <br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 12/09/2024<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:  Davacı taşeron şirket, davalı yüklenicinin dava dışı arsa sahibi ile yaptığı  KKİS'nin   inşaat yapım işini üstlendiğini, davalı ile aralarında adi yazılı sözleşme yaptıklarını,  davalının bu  sözleşmeye aykırı davrandığını ve yapılan sözleşmeye göre kendisine verilecek olan 1 nolu villanını tapusunun devrinin yapılmadığını, öncelikle  tapu iptal ve tescil talep ettiklerini, bunun mümkün olmaması halinde hak edişten kalan bakiye alacakları ,1 nolu villanını güncel değeri,  bundan uğranılan zarar, yoksun kalınan kar ve kazanç kaybı ile birlikte tedbiren davalı  adına kayıtlı bulunan taşınmazlara tedbir konulmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevabında, işlerin % 50'si bile bitirilmediğini, haksız yere alacak istendiğini, taşınmazları zamanında bitirip teslim etmediğini ve eksik yaptığını, bir kısmına hiç başlamadığını, delil tespiti yaptırdıklarını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece verilen 17.05.2024 tarihli ara karar ile;  talebe konu 1 nolu villa üzerine  400.000,00 TL teminat karşılığında tedbir konulmasına karar verilmiştir. Davacı vekili 1 hafta sürede teminatı yatıramaması sebebiyle ek süre verilmesi ve teminatsız olarak tedbir kararı verilmesi  talebinde bulunmuştur. Mahkemece verilen  30.05.2024 tarihli ara kararı ile; HMK 393/1 de belirtilen süresinin kanundan kaynaklandığı, uzatılamayacağı belirtilerek süre uzatım talebinin reddine, ayrıca temantsız tedbir talebinin de; haksız çıktığı taktirde karşı tarafın zararı karşılanması gerektiği gerekçesiyle reddine karar verildiği görülmüştür. Davacı vekili istinafında; mahkeme ara kararında sürenin kesin olduğu belirtilmediğini,. ayrıca alacağın belli olduğunu, teminat gerekmediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. HMK'nın 389. maddesi uyarınca, \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" Aynı Kanun'un 390/3 maddesinde, ''Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde  dayandıgı ihtiyati tedbir sebebini  ve türünü açıkca belirtmek ve  davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.  HMK'nın 393/1 maddesine göre ihtiyati tedbir kararının uygulanmasının verildiği tarihten itibaren 1 hafta içinde talep edilmesinin zorunlu olduğu, aksi halde tedbir kararının kendiliğinden kalkacağı, davacılar vekilinin tedbir kararı sonrasında 1 hafta içinde mahkemece belirlenen teminat miktarını yatırmamış olduğu, ihtiyati tedbir kararı 17/05/2024 tarihinde verilmiş olup, tedbir kararı HMK'nın 393/1 maddesinde öngörülen sürede uygulanmadığından kendiliğinden kalkmış olduğu anlaşılmaktadır. Maddede verilen 1 haftalık süre kanundan kaynaklı kesin süre olup, uzatılması veya yeniden süre verilmesi kanunen geçerli değildir. Buna göre, mahkemece sürenin uzatılmasına  yönelik davacı talebinin reddine karar verilmesi usul yasa ve dosya kapsamına uygun olmuştur. Ayrıca HMK 392/1 de belirtilen teminatsız olarak tedbir verilmesine yönelik şartlar somut olayda mevcut olmadığı gözetilerek, mahkemenin teminatsız tedbir talebinin reddine dair  verdiği karar da doğru olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/05/2024 tarih ve 2024/274 Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE,  2-İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince  KESİN olmak üzere 12/09/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"70976b59bc59d198","SID":"56b8010d0f9682ed"}}