{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ<br><br>DOSYA  NO\t: 2023/742<br>KARAR NO\t: 2024/582<br><br>DAVA\t: İTİRAZIN İPTALİ<br>DAVA TARİHİ\t: 10/07/2009<br>KARAR TARİHİ\t: 16/09/2024<br><br>Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen İTİRAZIN İPTALİ davasının mahkememizde yapılan yargılaması neticesinde verilen 04/06/2021 tarih ve ...E....K.sayılı kararın temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 30/11/2022 tarih ve ... E. ... K.sayılı kararı ile bozularak dosyanın iadesinden sonra yeniden yapılan açık yargılama sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA; <br>Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; ... A.Ş ile dava dışı asıl borçlu ....Ltd.Şti arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, davalı ...'nin sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzladığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine 30.l0.1997 tarihli ihtarname gönderildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine ... 6.İcra Müdürlüğünün ...(Eski: ...) sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, ... tarafından takip başlatılmış ise de, alacağın müvekkili tarafından temlik alınarak, daha önce takipsiz bırakılan icra dosyasının yenilendiğini, davalı itirazının haksız olduğunu belirterek, itirazın iptali ile % 40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde özetle;  alacaklı ... A.Ş. ile dava dışı kredi borçlusu ...Tic Ltd. Şti arasında yine davalı ...'nin müşterek borçluluk ve müteselsil kefaleti ile Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, borçlu kefilin kredinin ödemeleriyle ilgili edimlerini yerine getirmemesi üzerine ... 6. İcra Müdürlüğünün ... (Eski: ...) sayılı sayılı dosyası ile takip yaptıklarını, yapılan takibe kredinin diğer kefili ...'nin itiraz ettiğinden ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açtıklarını, davanın derdest olduğunu, açılan işbu dava ile mahkememizde açılan ...E. Sayılı dosyasındaki davanın aynı kredi borcundan kaynaklandığını ve takibe yapılan itiraz neticesinde açıldığından bahisle öncelikle mahkememizin ... E. sayılı dosyası ile birleştirilmesine, borçlunun haksız itirazlarının iptaline, takibin devamına ve alacağın %40'ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen dava, aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunması nedeniyle mahkememizin 15.07.2019 tarih ve.. E.... K. sayılı kararı ile asıl dava dosyası ile birleştirilmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı ... vekili asıl dava cevap dilekçesinde özetle; icra dosyasında ödeme emrinin 26.07.2004 tarihinde tebliğ edildiğini, yasal süresi içerisinde icra takibine itiraz edilerek tebligat masrafı da bırakıldığını, davanın ise 20.01.2009 tarihinde açıldığını, süresinde açılmayan davanın reddi gerektiğini, davanın esas yönünden de haksız olduğunu, müvekkilinin kefaletinin 10.000,00.TL sınırlı olduğunu, alacağa dayanak yapılan kredi taahhütnamesinin müvekkiline tebliğ edilmediğini, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... vekili davaya cevap vermemiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:<br>Asıl ve Birleşen Dava; bankacılık işlemlerinden kaynaklı aynı genel kredi borcunun ödenmemesi üzerine alacağın asıl ve birleşen davalarda davalı kefillerden tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Asıl ve Birleşen davalarda asıl borçlunun dava dışı ...Tic. Ltd. Şti. Olduğu, davalıların ise sözleşmeye kefil sıfatıyla katıldıklarının iddia edildiği, davaların bu nedenle birleştirildiği anlaşılmaktadır.<br>İtirazın iptali davalarının 2004 sayılı İİK’nın 67/1. fıkrası gereğince Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. <br>Dava dışı ... (... alacağı temlik alan) ... 6.İcra Müdürlüğünün ...(Eski: ...) sayılı dosyası ile 19/03/2004 tarihinde, dava dışı ... Şti., Şirin ...Şti., ..., ... ile asıl ve birleşen davaların davalıları ... ve ... aleyhine, Kredi tahhütnamesi ve sözleşmesine dayanarak, 67.855.348.796.-TL asıl alacak, 1.102.561.163.015.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.170.416.611.811.-TL üzerinden, yıllık % 250 temerrüt faizi ve faizin % 5 gider vergisi ile tahsili talebi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, kefil borçlular ... ve ...'den toplam 172.638,89.TL 'nin, asıl alacak 10.000,00.TL'ye takip tarihi 19.03.2004 'den itibaren faiz işletilerek tahsilin talep edilmiş olduğu, sonra (...) ödeme emrinin borçlu/davalılara 01/04/2004 tarihinde tebliğ edildiği beyan edilerek, borçluların 07.04.2004 tarihinde hiçbir borcu olmadığını, borcun tamamına ve faize itiraz ettikleri anlaşılmıştır.<br>... 6. İcra Tetkik Mercii Hakimliği 05.05.2004 tarih ve... E....K.sayılı Kararı ile davalı borçlu ...'nin şikayetini kabul ederek ödeme emrinin iptaline karar vermiştir.<br>... 6. İcra Tetkik Mercii Hakimliği 05.05.2004 tarih ve ... E. ... K.sayılı Kararı ile davalı borçlu ...'nin şikayetini kabul ederek ödeme emrinin iptaline karar vermiştir.<br>Yukarıdaki kararlar üzerine çıkartılan ödeme emrine ilişkin tebligatlar ...'ye 03.04.2004, ...'ye 29.07.2004 tarihinde tebliğ edilmiştir.<br>Davalı ... 27.07.2004 tarihinde yine aynı şekilde  hiçbir borcu olmadığını, borcun tamamına ve faize itiraz ettiğini belirterek borca itiraz ettiği, takibin durdurulduğu anlaşılmıştır.<br>Alacaklı vekilinin 25.01.2008 tarihli talebi üzerine borçlu ...'ye tebligat yapılmış ise de vekille takip edilen işlerde vekile tebligat yapılması gerektiğinden borçlu ... vekiline tebligat çıkartılmasını talep etmiştir. <br>Dosyada ödeme emrinin tebliğine ilişkin belge bulunmasa da borçlu ... vekili ödeme emrinin 20.01.2009 tarihinde tebliğ edildiğini belirterek 22.01.2009 tarihli dilekçesi ile borcun 10.000,00.-TL'sinden sorumlu olduklarını belirterek faize ve faiz oranlarına ve faizin gider vergisine itiraz etmiştir.<br>...'nin itiraz dilekçesinin itiraz dilekçesinin davacı/alacaklı (... A.Ş) vekiline 28/05/2009 tarihinde tebliğ edildiği, ...'nin itiraz dilekçesinin davacı/alacaklı vekiline tebliğ edildiğine dair belgeye rastlanmadığı, davacının da asıl davayı 19/01/2009 tarihinde, birleşen davayı da 10/07/2009 tarihinde açtığı anlaşılmıştır.<br>Birleşen davanın1 yıllık yasal hak düşürücü süre içinde açıldığı, asıl davanın ise borca İtiraz dilekçesinin alacaklı tarafa tebliğ edildiğine dair bir belgeye rastlanmadığından bu davanın da 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içinde açıldığı kabul edilmiştir. İtirazlar bu nedenle yerinde görülmemiştir.<br>1.YARGILAMA;<br>Yapılan yargılama sonunda mahkememizin 15.02.2012 tarih ve... E. ...K.sayılı kararı ile alınan bilirkişi raporuna dayanılarak; \"...Davacı vekilince icra takip talebi ekinde alacağa dayanak olarak sadece 28.04.1997 tarihli 10.000,00.TL bedelli sözleşme değil ayrıca 17.06.1997, 13.06.1997, 16.04.1997 ve 15.06.1997 tarihli yabancı para üzerinden düzenlenmiş olan sözleşmelerinde gösterildiği, ancak, bilirkişi raporunda belirtildiği gibi davalı kefillerin sadece 28.04.1997 tarihli 10.000,00.TL bedelli sözleşmelerde imzaları mevcut olup, daha sonra imzalanan ve alacağa dayanak gösterilen 4 adet toplam 550.000.DEM bedelli sözleşmelerde ise kefil sıfatı ile imzalarıın bulunmadığı, 10.000,00.TL bedelli sözleşmeden kaynaklanan kredi borcunun ise 02.07.1997 tarihinde kapatıldığı, bu nedenle davacının 28.04.1997 tarihli 10.000,00.-TL bedelli sözleşmeye dayalı olarak davalılardan bir talepte bulunmasının mümkün olmadığı, davalı kefillerin imzaları bulunmayan daha sonraki tarihli ve DEM cinsinden krediler nedeniyle kefalet sorumluluklarının ağırlaştırılarak sorumlu tutulmalarının mümkün olmadığı, zira davalıların imzası bulunan 28.04.1997 tarihli 10.000,00.TL bedelli kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun 02.07.1997 tarihinde ödenerek kapatılmış bulunduğu, böylece davalı kefillerin kefalet sorumluluklarının sona ermiş olduğu, açıklanan nedenlerle, davalı kefillerin icra takibine konu borçtan sorumlu tutulamayacakları...\" gerekçesiyle  asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.<br>Hükmün davacı vekilince temyizi üzerine Yargıtay 19.HD. 01.10.2012 tarih ve 2012/7616 E. 2012/13981 K.sayılı kararı ile \"... Banka ile kredi borçlusu arasında 16.04.1997, 28.04.1997, 17.06.1997, 23.06.1997, 25.06.1997 tarihli kredi sözleşmeleri düzenlenmiştir. Davalılar 28.04.1997 tarihli sözleşmeyi kefil olarak imzalamışlardır.<br>Bu durumda öncelikle kredi borcunun hangi sözleşmeden doğduğunun tespiti gerekir. Bilirkişi raporunda bu yönde bir belirleme bulunmamaktadır. Davalıların kefalet ettikleri sözleşmeye dayalı kullandırılan kredinin bir safhada ödenerek borcun (0) olması akdi tek yanlı olarak sona erdirmez. Aynı sözleşmeye dayalı olarak yeniden kredi verilebilir. Şayet kullandırılan kredi başka bir sözleşmeye dayalı ise o zaman kefillerin sorumluluklarından söz edilemez. <br>Bu yönler incelenmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde  karar verilmesi isabetsizdir ...\" gerekçesi ile hükmü eksik inceleme nedeniyle bozmuştur.<br>Davalılar vekilinin karar düzeltme talebi üzerine Yargıtay 19.HD. 08.04.2013 tarih ve 2013/3593 E. 2013/6237 K. Sayılı kararı ile karar düzeltme talebi kabul edilerek \"...Banka ile kredi borçlusu arasında 16.04.1997, 28.04.1997, 17.06.1997, 23.06.1997, 25.06.1997 tarihli kredi sözleşmeleri düzenlenmiştir. Davalılar 28.04.1997 tarihli sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzalamışlardır. Alacaklı bankanın takip konusu yaptığı alacağın TL olarak kullandırılan kredilerden kaynaklanmadığı, DM olarak düzenlenen döviz kredilerinden kaynaklandığı bilirkişi incelemesi sonucu saptanmıştır. Davalıların, DM üzerinden kullandırılan kredilerde imzaları bulunmadığından, TL.üzerinden düzenlenen kredi sözleşmesinden kaynaklanan borç kapandığından kural olarak davalı kefiller takip konusu DM üzerinden düzenlenen kredi sözleşmelerinden doğan borçtan sorumlu tutulamazlar.<br>Davalıların, Dairemizin ... tarihli ... sayılı ilamına karşı karar düzeltme talepleri yerindedir. Ancak davalı müteselsil kefil ... 22.01.2009 tarihli itiraz dilekçesinde takip tarihi itibariyle borcun 10.000 TL.sinden sorumlu olduğunu kabul etmiştir. Mahkemece, bu beyan üzerinde durularak bir karar verilmesi gerektiği...\" gerekçesi ile 01.10.2012 tarih 7616/13981 sayılı bozma kararının kaldırılarak hükmün yukarıda belirtilen değişik gerekçeyle bozulmasına karar vermiştir.<br>2.YARGILAMA;<br>Bozma üzerine mahkememizde yeniden yapılan yargılama sonunda;<br>Mahkememizin 07.10.2013 tarih ve... E. ... K.sayılı kararı ile \"... mahkememiz kararı davalı ... yönünden kısmen bozulmuştur. Yargıtay ilamında belirtildiği üzere, davalı müteselsil kefil ... 22.01.2009 tarihli itiraz dilekçesinde takip tarihi itibariyle borcun 10.000,00.TL'sinden sorumlu olduğunu kabul etmiştir. Ancak mahkememizin bozmaya konu kararında bu husus değerlendirme dışında tutulmamıştır. Mahkememiz kararından açıkça anlaşıldığı üzere, ... yönünden 10.000,00.TL için takip kesinleşmiştir. Bu miktar zaten dosyamızda dava konusu değildir. Zira, itirazın iptali davasının konusunu sadece itiraz edilen kısmın teşkil edeceği kuşkusuzdur. İtiraz edilen kısım yönünden ise davanın haksız olduğu anlaşılmış ve bu husus Yargıtay bozma ilamında da belirtilmiş olmasına rağmen, kesinleşmiş olan 10.000,00.TL'lik alacak kısmı ile ilgili bir değerlendirme yapılmadığından bahisle mahkememiz kararı bozulmuştur. Oysa kesinleşen kısımla ilgili değerlendirme yapılmasında ne gibi bir hukuki yarar bulunduğu anlaşılamamıştır. İtirazın iptali davası haksız bulunduğuna göre, kesinleşen 10.000,00.TL 'lik  alacağın tahsili için takibin devam ettiği açıktır. Bu durumun ayrıca kararda belirtilmesine ihtiyaç yoktur. Dolayısıyla mahkememiz kararında herhangi bir hata veya noksanlık mevcut değildir. Açıklanan nedenlerle, mahkememizin 15.02.2012 tarihli kararında direnilmesine karar verilmesi gerekmiştir ...\" gerekçesi ile Yargıtay bozmasının, icra takibinde ... yönünden itirazsız kesinleşen ve dolayısıyla dava dışı olan 10.000,00.TL 'lik kısımla ilgili olduğu, itirazın iptali davalarının reddine ilişkin kararında bir hata bulunmadığından önceki kararında direnilmesine, asıl ve birleşen dosyadaki davaların reddine karar verilmiştir.<br>Direnme kararı üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 30.06.2020 tarih ve 2017/19-921 E. 2020/493 K.sayılı kararı ile \"...Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalı müteselsil kefil ...’nin 22.01.2009 tarihli itiraz dilekçesinde takip tarihi itibari ile borcun 10.000,00TL’sinden sorumlu olduğunu kabul ettiği yönündeki beyanı karşısında bu miktarın eldeki itirazın iptali davasına konu edilip edilmediği ve burada varılacak sonuca göre mahkemece bu kabul beyanı üzerinde durularak sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmıştır.<br>... 6. İcra Dairesinin ... E.sayılı takip dosyasında, kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili için asıl borçlular yanında asıl ve birleşen dosya davalılarına yönelik olarak “172.638,88TL’lik kısmının, asıl alacağın 10.000,00TL’lik kısmına 19.03.2004 tarihinden ödeninceye kadar işleyecek ve BK 84. madde uyarınca kısmi ödemeyi öncelikle faize mahsup ederek hesaplanacak yıllık %250 temerrüt faizi, faizin %0 gider vergisi, sözleşme gereğince avukatlık ücreti, avukatlık ücretinin gider vergisi ve icra masraflarıyla birlikte ..., ...’den alacaklının fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak ve tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla ödenmesi” talebini içeren icra takibi başlatıldığı, ... 6. İcra Dairesinin ...E. sayılı dosyasından çıkartılan ödeme emrinin tebliği üzerine ...'nin yasal süresi içerisinde 28.07.2004 tarihinde sunulan dilekçe ile borcun tamamına, faize ve ferilerine itiraz ettiği, ... sürecinde işlemden kaldırılan icra dosyasının davacı tarafça yenilenerek ...E. sayısını aldığı, davalı borçlu ...'ye yeniden ödeme emrinin tebliğ edildiği, davalı ... vekilince süresinde verilen 22.01.2009 tarihli itiraz dilekçesinde aynen;              “Müvekkil ... dosyada kefil konumunda olup, borcun (takip tarihi itibari ile) 10.000,00TL’lik kısmından sorumludur. Gönderilen ödeme emrinde yer alan faize, faiz oranlarına ve faizin gider vergisine yasal süresi içerisinde itirazlarımızı sunuyoruz”  şeklinde beyanda bulunduğu, bu itiraz üzerine her iki davalı bakımından itirazın iptali davası açıldığı anlaşılmıştır. Yerel mahkemece; davalı ... bakımından takibin tamamen durduğu, davalı ... yönünden ise takibin işlemiş faiz miktarı ve faiz oranı yönünden durduğu, davalıların kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğu 10.000,00.-TL bedelli sözleşmeden kaynaklanan kredi borcunun 02.07.1997 tarihinde kapatıldığından bu krediden kaynaklanan bir sorumluluklarının bulunmadığı, davalıların kefil sıfatıyla imzalamadıkları DEM cinsinden düzenlenen krediler nedeniyle de sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece verilen karar, borcun tamamına itiraz eden asıl dosya davalısı ... bakımından kesinleşmiştir. Uyuşmazlık, birleşen dosya davalısı ... bakımından ortaya çıkmıştır.<br>Çekişme konusu olmamakla birlikte, özel dairenin temyiz ve karar düzeltme aşamalarında açıklanan ve mahkemenin de kabulünde olan genel ilkeler uyarınca belirtmek gerekir ki; davalıların kefalet ettikleri sözleşmeye dayalı olarak kullandırılan kredinin bir safhada ödenerek borcun sıfır (0) olması akdi tek yanlı olarak sona erdirmez. Aynı sözleşmeye dayalı olarak yeniden kredi verilebilir. Şayet kullandırılan kredi başka bir sözleşmeye dayalı ise o zaman kefillerin sorumluluklarından söz edilemez. Banka ile kredi borçlusu arasında 16.04.1997, 28.04.1997, 17.06.1997, 23.06.1997, 25.06.1997 tarihli kredi sözleşmeleri düzenlenmiş olup, kefillerin sorumluluğuna hükmedebilmek için öncelikle kredi borcunun hangi sözleşmeden doğduğunun tespiti gerekmektedir. Davalılar yalnızca, 28.04.1997 tarihli sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzalamışlardır. Alacaklı bankanın takip konusu yaptığı alacağın TL olarak kullandırılan kredilerden kaynaklanmadığı, DEM olarak düzenlenen döviz kredilerinden kaynaklandığı bilirkişi incelemesi sonucu saptandığından ve davalıların, DEM üzerinden kullandırılan kredilerde imzaları bulunmayıp, TL üzerinden düzenlenen kredi sözleşmesinden kaynaklanan borç kapandığından kural olarak davalı kefiller takip konusu DEM üzerinden düzenlenen kredi sözleşmelerinden doğan borçtan sorumlu tutulamayacaklardır.<br>Genel ilkeler yukarıdaki şekilde olmakla birlikte uyuşmazlığın çözümü bakımından önem arz eden asıl husus; birleşen dosya davalısı ...’nin icra takip dosyasına sunmuş olduğu 22.01.2009 tarihli dilekçenin değerlendirilmesi aşamasında ortaya çıkmaktadır. Nitekim, alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlayan ve takip hukukundan doğan bu davada  tespit edilecek konu, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında takip tarihi itibari ile haklı olup olmadığının belirlenmesidir. Zira genel hükümlere göre açılacak alacak davalarında haklılık durumu dava tarihi itibariyle tespit edilebilirken, İİK’dan doğan itirazın iptali davalarının sonuçları farklılık arz ettiğinden bu davalarda haklılık durumunun takip tarihi itibariyle belirlenmesi gerekmektedir. Bu durumda öncelikle alacak, takip tarihi itibariyle tespit edilmeli ve sonuca gidilmelidir. Somut olayda ise kabul beyanı ile bağlı olan birleşen dosya davalısı ... 22.01.2009 tarihli itiraz dilekçesiyle takip tarihi itibari ile borcun 10.000,00TL’sinden sorumlu olduğunu belirtmiştir. Birleşen dosya davalısına yönelik olarak açılan davada dava değeri 67.855,37TL olarak gösterilmiştir. Yapılan itiraz, takipten sonra işleyecek faiz oranına, miktarına ve ferilerine yöneliktir ve mahkemece bu itiraz bakımından bir karar verilmemiştir. Eş söyleyişle mahkemece, takip tarihi itibari ile varlığı kabul edilen 10.000,00TL ile ilgili  olarak  19.03.2004 tarihinden itibaren işleyecek olan faiz, faiz oranı ve faizin gider vergisine yönelik itirazı üzerinde durulmalı ve bu konu hakkında bir inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmelidir.<br>Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, 22.01.2009 tarihli dilekçe ile takip tarihi itibari ile 10.000,00TL’lik miktar bakımından sorumluluğun kabul edildiği,  anılan dilekçesi ödeme emri ile birlikte değerlendirildiğinde itirazın işleyecek faize ve ferilerine yönelik olduğu ve mahkemece de bu konuda bir karar verilmesi gerekir ise de; incelemeye konu dosyada asıl ve birleşen dosya bakımından davanın tümden reddedildiği ve hükmün asıl ve birleşen dosyada davacı vekili tarafından temyiz edildiği, bu kez karar düzeltme isteminde bulunan davalı ... aleyhine olacak ve onun durumunu ağırlaştıracak biçimde bozma kararı verildiği, Yargıtay’a başvuranın mevcut durumunun ağırlaştırılamayacağı, karar düzeltme aşamasında oluşturulan Özel Daire bozma kararının bu yola başvuran davalı ... aleyhine olduğundan kararın bu değişik gerekçe ile onanması gerektiği yönünde ileri sürülen görüş, Özel Daire bozma kararındaki açıklamalara göre oluşturulan karar düzeltme kararında davalı ...’nin mevcut durumu ağırlaştırılmadığından karar düzeltme isteminin kabulünün aleyhe bozma olarak nitelendirilemeyeceği gerekçesiyle Kurul çoğunluğunca  benimsenmemiştir. <br>Hâl böyle olunca direnme kararının, Özel Daire bozma kararında ve yukarıdaki belirtilen ilave gerekçe ve nedenlerle bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.\" gerekçesi ile davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen ve yukarıda açıklanan ilave gerekçe ve nedenlerle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri  Kanunu’nun  geçici 3. maddesi uyarınca  uygulanmakta  olan  1086  sayılı  Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince bozulmasına karar verilmiştir.<br>3.YARGILAMA;<br>Bozma üzerine mahkememizde yeniden yapılan yargılama sonunda;<br>Mahkememizin 04/06/2021 tarih ve 2021/3 E. 2021/378 K.sayılı kararı ile \"...Birleşen dava açısından ortaya çıkan hukuki sorun ve uyuşmazlık, birleşen davalının takipte itiraz etmediği-kabul ettiği 10.000,00 TL asıl alacak kısmına isabet eden takip öncesi işlemiş faiz ve takip sonrası temerrüt faiz oranı ile fer'i taleplerle ilgili olarak mahkememizin işbu dava dosyasında hüküm kurulup kurulamayacağı, bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle davacının 10.000,00 TL asıl alacağa isabet eden işlemiş faiz talebi ve takip tarihi sonrası isteyebileceği temerrüt faizi oranı ile fer'ilerinin tespit ettirilerek hükme bağlanması gerekip gerekmediği konusunda toplanmaktadır. YHGK bozma ilamı sonrası birleşen dava davacı vekilince sunulan beyan dilekçesi ile birleşen davada dava değerinin sehven 67.855,00 TL olarak bildirilmiş olduğu, esasen birleşen dava dilekçesinde davalının takibe itiraz ettiği kısımla ilgili itirazının iptaline karar verilmesinin talep edildiğinin dava dilekçesinden açıkça anlaşıldığı, bu nedenle doğru dava değerinin 67.855,00 TL olmayıp, 10.000,00 TL itiraz edilmemiş asıl alacağa isabet eden ve 19/03/2004 tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz tutarı olan \"163.958,33 TL\" olduğu belirtilerek, birleşen davada dava değeri olarak sehven bildirilen 67.855,00 TL'nin değil 163.958,33 TL faiz tutarının esas alınması ve bilirkişi incelemesiyle davalının (itiraz etmediği 10.000,00 TL asıl alacak nedeniyle) sorumlu olduğu işlemiş faizin hesaplatılarak hüküm kurulması gerektiği beyan edilmiştir. Tüm yargılama boyunca dava değerine ilişkin bir maddi hata bildirimi, ıslah veya talep açıklama yapmayan, eksik peşin harç yatırmamış olan  birleşen dava davacısı (devrolan ... ve devralan ...),  dava dilekçesinde bildirdiği dava değeri ve takiple sıkı sıkıya bağlı olan itirazın iptali davasında takip talebindeki alacak kalemleri-türleri ve tutarlarıyla bağlı olup, dosyada nihai karar verildikten ve temyiz incelemesi yapıldıktan sonra verilen talep açıklama dilekçesine göre dava değerinin, alacak türünün yani davadaki talebin belirlenmesi, dava değerinin artırılması ve buna göre mahkememizce hüküm kurulması olanaklı değildir. Yukarıda açıklandığı üzere takip talebindeki asıl alacak tutarı şeklinde bildirilen dava değerine göre ve YHGK bozma ilamı kapsamına göre dosyada hukuki değerlendirme yapılması ve hüküm kurulması zorunludur. Bu nedenlerle, esasen takipte itiraz edilmemiş asıl alacağa isabet eden ve takipte itiraz edilmiş durumda olan fer'i taleplere yönelik, alacaklı davacı tarafından  itirazın iptalinin talep edilmesi mümkün ise de, mahkememizin iş bu birleşen dava dosyasının dava dilekçesinde itirazın iptaline karar verilmesi için dava değeri olarak bildirilmemiş olan kısım  (takipte itiraz edilmemiş 10.000,00 TL asıl alacağa isabet eden işlemiş faiz ve takip sonrası temerrüt faiz oranı ile fer'i talepler) hakkında, mahkememizce, iş bu birleşen davada itirazın iptaline karar verilmesinin talep edildiğinin kabul edilmesi ve bu aşamada bir bilirkişi incelemesi yaptırılarak veya alınan bilirkişi raporundaki tespitlere göre hüküm kurulması, taleple bağlılık ilkesi ve itirazın iptali davalarının takip talebiyle sıkı sıkıya bağlı olduğu kuralı karşısında mümkün değildir, ayrıca iddianın değiştirilmesi-genişletilmesi yasağına da aykırıdır...\" gerekçesi ile asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.<br>Hükmün davacı vekilince temyizi üzerine Yargıtay 11.HD. 30.11.2022 tarih ve ...E. ... K.sayılı kararı ile \"...1-Davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz istemi, dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre bütün temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına,<br>2-Davacı vekilinin birleşen 2009/507 E. sayılı dosyası dosyasına yönelik temyiz istemine gelince, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararının gerekçesinin 23. maddesinde de ifade edildiği üzere, birleşen dosyada sorun davalı ...’nin icra takip dosyasına sunmuş olduğu 22.01.2009 tarihli dilekçenin değerlendirilmesi aşamasında ortaya çıkmaktadır. Nitekim, alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlayan ve takip hukukundan doğan bu davada  tespit edilecek konu, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında takip tarihi itibari ile haklı olup olmadığının belirlenmesidir. Zira genel hükümlere göre açılacak alacak davalarında haklılık durumu dava tarihi itibariyle tespit edilebilirken, İİK’dan doğan itirazın iptali davalarının sonuçları farklılık arz ettiğinden bu davalarda haklılık durumunun takip tarihi itibariyle belirlenmesi gerekmektedir. Bu durumda öncelikle alacak, takip tarihi itibariyle tespit edilmeli ve sonuca gidilmelidir. Somut olayda ise kabul beyanı ile bağlı olan birleşen dosya davalısı ... 22.01.2009 tarihli itiraz dilekçesiyle takip tarihi itibari ile borcun 10.000,00 TL’sinden sorumlu olduğunu belirtmiştir. Birleşen dosya davalısına yönelik olarak açılan davada dava değeri 67.855,37 TL olarak gösterilmiştir. Yapılan itiraz, takipten sonra işleyecek faiz oranına, miktarına ve ferilerine yöneliktir ve mahkemece bu itiraz bakımından bir karar verilmemiştir. Eş söyleyişle mahkemece, takip tarihi itibari ile varlığı kabul edilen 10.000,00 TL ile ilgili  olarak  19.03.2004 tarihinden itibaren işleyecek olan faiz, faiz oranı ve faizin gider vergisine yönelik itirazı üzerinde durulmalı ve bu konu hakkında bir inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak  davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir...\" gerekçesi ile bozulmuştur.<br>Davalılar vekilinin karar düzeltme talebi üzerine Yargıtay 11.HD. 18.09.2023 tarih ve ... E. ... K. Sayılı kararı ile karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiştir.<br>4.YARGILAMA;<br>Bozma üzerine mahkememizce bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda;<br>Asıl ve Birleşen Dava; bankacılık işlemlerinden kaynaklı aynı genel kredi borcunun ödenmemesi üzerine alacağın asıl ve birleşen davalarda davalı kefillerden tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Asıl ve Birleşen davalarda asıl borçlunun dava dışı ... Ltd. Şti. Olduğu, davalıların ise sözleşmeye kefil sıfatıyla katıldıklarının iddia edildiği, davaların bu nedenle birleştirildiği anlaşılmaktadır.<br>Asıl davanın davalısı kefil ... olup, bu davalı hakkındaki davanın reddine ilişkin hüküm Yargıtay 11.HD. 30.11.2022 tarih ve ...E. ...K.sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir. Bu nedenle yargılamaya rahil edilmemiş, karar başlığında gösterilmemiştir.<br>Birleşen davanın davalısı ... olup, bu davalı hakkındaki dava, yukarıda yargılama safahatında açıklandığı ve en son Yargıtay 11.HD. 30.11.2022 tarih ve ... E. ... K.sayılı kararında açık ve net olarak işaret edildiği üzere; birleşen dosyanın davalısı ... vekilinin icra dosyasına verdiği 22.01.2009 tarihli itiraz dilekçesiyle takip tarihi olan 19/03/2004 itibari ile borcun 10.000,00 TL’sinden sorumlu olduğunun belirtilmesi, birleşen dosya davalısına yönelik olarak açılan davada dava değerinin 67.855,37 TL olarak gösterilmesi karşısında, yapılan itiraz, takipten sonra işleyecek faiz oranına, miktarına ve ferilerine yönelik olduğundan, mahkememizce yapılacak iş; bu miktarlar dikkate alınarak itirazın faiz oranı, miktarı ve faizin gider vergisine yönelik olarak itirazın incelenmesinden ibarettir. Bu amaçla dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir.<br>Mahkememizce alınan 08.05.2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;<br>Alacağını temlik eden ... (mülga ... A.Ş) ile dava dışı kredi lehtarı (asıl borçlu) ... Ltd. Şti. firması arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, işbu sözleşmeyi davalı kefilinde (...) müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları, anılan sözleşme kapsamında kullandırılan döviz kredilerinin (DEM cinsi) ödenmemiş olması nedeniyle, davalı kefil hakkında takip ve dava hakkının bulunduğu kanaati edinildiği, Kefalet Limiti ve Davalı Kefilin Sorumluluğu yönünden ise: Davalı kefilin sözleşmede gösterilen kefalet limitinin 10.000,00 YTL olduğu, temerrüt tarihi itibariyle hesaplanan nakdi kredi asıl borç tutarının 67.438,16 YTL olduğu, dolayısıyla temerrüt tarihi itibariyle hesaplanan asıl alacak miktarından kefalet limitinin daha düşük seviyede kalmış olması nedeniyle, davalı kefilin 10.000,00 YTL kefalet limiti ile bunun temerrüdü ve bunun hukuki sonuçlarından dolayı kefalet limitiyle sınırlı olmaksızın (07.12.2015 T. ... E. ve ...s.K) hesaplanan borcun tamamından müteselsilen sorumlu sayılabileceklerinin düşünülebilineceği (Lütfen bkz: TBK 589 m. mülga B.K 490.m'nın sayın yargı makamınca değerlendirilebilineceği), davacı şirketin takip tarihi itibariyle alacakları (Birleşen Dava Yönünden) davacının talep edebileceği (10.000,00.-YTL asıl alacağa isabet eden) işlemiş faizin 113.044,44.-YTL olduğu, kabul edilen 10.000,00.-YTL'nin ilavesi ile toplamda davalının sorumluluğunun takip tarihi itibariyle 123.944,44.-TL olduğu, mahkemece raporun benimsenmesi halinde, fazlaya ilişkin 1.046.472,17.-TL'nin (1.17041661 - 123.944 44=) reddi durumunda, takip tarihinden başlamak üzere asıl alacak tutarı 10.000,00 YTL (kefalet limitiyle sınırlı olarak) tamamen ödeninceye kadar yıllık %175 oranında sözleşmesel temerrüt faizi ve bunun %5 gider vergisi (BSMV) ile birlikte davalı kefilden (...'den) istenilebileceği yönünde görüş bildirilmiştir.<br>Bilirkişi raporuna karşı taraf vekilleri bir takım itirazlarda bulunmuşlar ise de (zamanaşımı, kefalet süresinin TBK.nun 598/3.maddesi gereğince 10 yılla sınırlandırılmış olması, davalının borcun tamamından sorumlu olması vb) bu itirazlar yukarıda açıklanan yargılama safahatında incelenmiş ve sonuca bağlanmıştır. Artık bu hususları yeniden tartışmaya gerek duyulmamıştır. <br> Yargıtay 11.HD. 30.11.2022 tarih ve ... E. ... K.sayılı kararında da işaret edildiği üzere; <br>1-Birleşen dosya davalısına yönelik olarak açılan davada dava değeri 67.855,37 TL olarak gösterilmiştir. <br>2-Yapılan itiraz, takipten sonra işleyecek faiz oranına, miktarına ve ferilerine yöneliktir. <br>3-Mahkemece, takip tarihi itibari ile varlığı kabul edilen 10.000,00 TL ile ilgili  olarak  19.03.2004 tarihinden itibaren işleyecek olan faiz, faiz oranı ve faizin gider vergisine yönelik itirazı üzerinde durulmalıdır.<br>Bu amaçla bilirkişi raporu aldırılmıştır. 10.000,00.-TYL üzerinden 19.03.2004 tarihinden itibaren işlemiş faiz 113.044,44.-YTL'dir. Bu hesaplamaya taraf vekillerinin bir itirazı yoktur. Bu nedenle (itiraza uğramayan 10.000,00.-YTL üzerinden hesaplanan) işlemiş faiz yönünden taleple bağlı kalınarak dava değeri 67.855,37 YTL üzerinden davanın kabulüne, asıl alacak tutarı 10.000,00 YTL (kefalet limitiyle sınırlı olarak) tamamen ödeninceye kadar yıllık %175 oranında sözleşmesel temerrüt faizi ve bunun %5 gider vergisi (BSMV) ile birlikte davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir.<br>İcra takibine (faize) yapılan itiraz haksız olduğundan ve likit (belirlenebilir) hüküm altına alınan alacak (67.855,37.-TL) üzerinden % 20 hesabıyla 13.571,07.-TL İcra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M :  Yukarıda açıklanan gerekçelerle;<br>Davanın KABULÜNE,<br>1-Davacının ... 6.İcra Müdürlüğünün ...(Eski: ...) sayılı dosyası ile davalı/borçlu aleyhine başlattığı icra takibindeki (asıl borçtan (67.855.348.796.-ETL --> 67.855,34.-TL)  kefalet limiti olan 10.000,00.-TL ile sınırlı sorumluluğa ilişkin) işlemiş faize yapılan itirazın 67.855,34.-TL ile sınırlı olmak üzere İTİRAZIN İPTALİNE,<br>Takibin (asıl alacak miktarı olan 10.000,00.-TL'ye itiraz olmadığından) 67.855,34.-TL.-TL işlemiş faiz üzerinden DEVAMINA,<br>Asıl alacağa (10.000,00.-TL) takip tarihinden itibaren % 175 oranında temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5,00 gider vergisi UYGULANMASINA, <br>İcra takibine yapılan itiraz haksız olduğundan ve likit (belirlenebilir) hüküm altına alınan alacak (67.855,34.-TL) üzerinden % 20 hesabıyla 13.571,07.-TL İcra inkar tazminatının davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,<br>2-Alınması gereken 4.635,20-TL karar ve ilam harcının DAVALIDAN TAHSİLİ İLE HAZİNEYE GELİR KAYDINA,<br>3-Davacı tarafından yapılan posta ve tebligat masrafı 350,00-TL, bilirkişi ücreti 4.500,00-TL'den oluşan 4.850,00-TL yargılama giderinin DAVALIDAN TAHSİLİ İLE DAVACI TARAFA VERİLMESİNE,<br>4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin DAVALIDAN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE,<br>5-Taraflarca tarafından yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde ilgili tarafa İADESİNE,<br>6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin KENDİ ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,<br>Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTA içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya bulundukları yerdeki başka bir mahkeme aracılığıyla mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK. 341.maddesi uyarınca Yargıtay'da TEMYİZ yoluna başvurma hakları bulunduğu hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı.16/09/2024<br><br><br>KATİP <br> <br> <br> <br>HAKİM <br> <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c41dfbc4dd45a7b3","SID":"583142de1efda460"}}