{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2021/384 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1371<br>KARAR TARİHİ\t: 10/07/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/09/2020<br>NUMARASI\t\t: 2019/31 Esas 2020/231 Karar<br>DAVA  \t              \t: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 10/07/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 10/07/2024<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde  özetle; müvekkilinin, Türk Silahlı Kuvvetleri Birlik ve Kurumlarının 01.06.2018-31.05.2019 tarihleri arasında ihtiyacı olan yakıtların, teknik şartnamede gösterilen miktarlar ve teslim yerleri doğrultusunda müvekkili işletmeye ait kara tankerleri ile taşınması işini yaptığını ve kara tankerleri ile ...'tan alıp ilgili TSK Birimi'ne teslim ettiğini; 31/10/2018 tarihinde TSK 'nın talebi ile 551310 Ant Kodlu Ulş. Per. Okl ve Eğt. Mrk. K’lığına yakıt teslim etmek üzere ... Plakalı aracın ... ... Rafinerisinden yola çıktığını, ancak birliğe ulaştığında askeri birlikçe aracın bir gözünün (2 No lu) mührünün kırılmış olduğunun tespit edildiğini, bu durum üzerine teknik şartnamenin 5.2.1 maddesi gereğince aracın derhal askeri birlik tarafından yeniden mühürlenerek TF-14 Çiğli Tank Çiftliğine çekildiğini, ilgili tankerin mührü kırık 2 No lu gözünden numune alındığını, MSB’nin ilgili birimlerine analiz edilmek üzere gönderildiğini; 07/11/2018 tarihinde MSB Kalite Yönetim Bölge Başkanlığı Analiz biriminin numuneleri incelendikten sonra, sonucu müvekkili şirkete 90875 sayı numaralı yazı ile tebliğ ettiğini, buna ilişkin olarak yakıt numunesinin viskozite değerinin askeri birlikçe istenen değerlerle eşleşmediğinin görüldüğünü, bunun üzerine müvekkili şirket ilgili analiz sonucuna itiraz ederek 09/11/2018 tarihinde tankerin tüm gözlerinden (1,2 ve 4 Nolu gözler) yeniden numune alınmasını talep ettiğini, alınan numunelerin aynı gün üçüncü kuruluş olan ITS Caleb Brett Deniz Survey A.Ş. Aliağa Laboratuvarı'na analize gönderildiğini ve analiz sonucunda belirtilen viskozite değerlerinin, askeri birlikçe istenen viskozite değeri ile eşleşmediğini; böylece bu sonuçların malın ayıplı olduğunu gözler önüne serdiğini, 13/11/2018 ve 15/11/2018 tarihlerinde müvekkili şirketin, MSB Batı Bölge Müdürlüğü'den ...'tan yakıt ile ilgili gerekli tüm araştırmaların yapılmasını talep ettiğini, 22/11/2018 tarihinde ... Rafinerisi Müdürlüğünün, müvekkili şirketin yakıtın araştırılmasına ilişkin taleplerine 93870 sayılı yazı ile cevap verdiğini ve taleplerini karşılamadığını; 27/11/2018 tarihli 92645 Yazı ile MSB  Batı Bölge Müdürlüğünün vizkozite değerinin uygun olmadığını TSK 'nın 01/06/2018-31/05/2019 ihtiyacı olan akaryatın kara yolu ile taşınması işi sözleşmesi madde 16.1.8 bendine göre malın bertaraf edilerek ilgili yükleniciye bu yakıt bedelinin %200 zamlı olarak yansıtılacağını belirttiğini; 29/11/2018 tarihinde müvekkili şirketin, bahsi geçen bozuk yakıtın bertaraf edilmemesini ve başlatılacak hukuki süreçte yakıtın bilirkişilerce yapılacak incelemeye konu olacağından bekletilmesini MSB Batı Bölge Müdürlüğünden talep ettiğini; 11/12/2018 tarihinde müvekkili şirketin 01-31 Ekim 2018 tarihleri arasında yapmış olduğu işe ilişkin MSB  Batı Bölge Müdürlüğünün,  TSK 'nın ihtiyacı olan akaryakıtın karayolu ile taşınmasına ilişkin hakediş raporunda bozuk yakıt nedeniyle 223.824,30 TL kesinti yaptığını, bu kesintiye müvekkilinin ihtirazı kayıt koyduğunu; 17/11/2018 tarihinde bahsi geçen yakıtın ayıplı olması nedeniyle ve bu nedenle müvekkil şirketin Ekim ayı hakedişinden kesinti yapılan bu miktarın ... tarafından müvekkiline ödenmesine ilişkin ihtar çekildiğini; taraflar arasındaki bu görüşmelerden sonra MSB 'nin 31/10/2018 den itibaren yeni mühürler kullanmaya başladığını, bu tarihten itibaren ... plakalı araç içerisinde ayıplı mal nedeniyle müvekkilinin aracı kullanamadığını ve 01/11/2018 tarihinde ... plakalı yeni bir araç kiraladığını ve müvekkilinin hak kaybına uğradığını, TSK Birlik ve Kurumlarına  ...  plakalı aracı kullanan ...'ın alınmamasından dolayı müvekkili tarafından adı geçen şahsın belirsiz süreli iş akdinin haksız yere feshedildiğini, yine 01-31 Ekim ayı hakedişinde kesinti yapılması nedeniyle müvekkilinin kar kaybına uğradığını, bu kesinti sebebiyle üçüncü şirkete ve şahsa ödeme yapamadığı için müvekkilinin itibar kaybına uğradığını bildirerek,<br>Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, <br>A)01-31 Ekim ayı hakedişinden ayıplı malı nedeniyle  MSB 'nin yapmış olduğu 223.824,30 TL kesintiden şimdilik 20.000,00 TL'lik kısmının kesinti ve ticari temerrüt faiz ile davalı ...'tan tahsiline, <br>B)01/11/2018 tarihinde aracın TSK Birlik ve Kurumlarına aracın içinde yakıtın hala bulunması üzerine yapılan araç kira sözleşmesi nedeniyle müvekkilinin uğramış olduğu 50.000,00 TL zararın şimdilik 5.000,00 TL'lik kısmı ve 01/11/2018 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline, <br>C)Müvekkilinin iş akdini 11/10/2018 tarihinde feshettiği ve işçisine ödemek zorunda kaldığı 8.000 TL maddi zararının davalıya rücu edilerek işletilecek avans faiziyle tazminine,<br>D)Müvekkilinin 31/10/2018 tarihinde ayıplı mal nedeniyle hakedişinden yapılan kesinti nedeniyle 15,000.00 TL maddi tazminatın şimdilik 5.000,00 TL'si ve 20,000.00 TL manevi tazminat olmak üzere 25,000.00 TL nin ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.         <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ve ikinci cevap dilekçesinde; davacının müvekkili şirketin akaryakıt satışını FOB satış usulüne tabi olarak gerçekleştirdiğini ve bu haliyle müvekkili şirketin yakıta ait sorumluluğunun ürüne ait yakıt dolum yerinde, yakıtın dolum kolunu terk ettiği andan itibaren alıcıya geçtiğini, müvekkili şirketin, davacı ile hiçbir sözleşme akdetmediği gibi FOB satış esasına dayalı olarak yakıt dolumu yaptığını, müvekkili şirket ile davacının yakıt taşıma işini üstlendiği Milli Savunma Bakanlılğı Tedarik Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile akdedilen ... Alımı İşine ait sözleşmenin eki idari şartnamesinin teslim, muayene yeri ve şartları başlıklı 29.maddesi j bendinde \"…'Yüklenici tarafından, yakıt kalitesinde ve ürün miktarında mutabakat sağlandıktan sonra; boru hattı ile yapılan teslimatlarda yakıtın rafineri hududunu geçmesiyle, kara tankeri ile yapılan teslimatlarda yakıt dolum kolunu terk etmesiyle, denizden yapılan teslimatarda yakıtın rafineri iskelesinde geminin sabit hortum bağlantı yerinden geçtiği andan itibaren, teslimat tamamlanmış sayılacak ve yakıtın mülkiyeti ile rizikoları idareye bağlı Akaryakıt İkmal ve NATO POL Tesisleri İşletme Başkanlığına geçecektir.' şeklinde düzenleme yer almaktadır.  Görüldüğü üzere Yakıtın / Ürünün dolum kolunu terketmesi ile yakıta/ürüne yönelik ...’ın sorumluluğu sona ermektedir…\" dendiğini ve bu hususta müvekkili şirketin sorumluluk sınırı belirlendiğini, davaya konu dolum işleminde müvekkili şirketin sorumluluğu yakıtın dolum kolunu terk ettiği andan itibaren alıcıya geçtiğini, bu haliyle, davaya konu edilen hiçbir talebin müvekkili şirket ile ilgili olmadığını, bu hususta müvekkili şirketin sadece yakıt dolumunu yapan üçüncü kişi sıfatını haiz olup, dolum yapılan yakıttan alınan şahit numunenin ölçüm raporlarında da bir uygunsuzluk belirlenmemiş olduğundan artık müvekkili şirkete kusur izafe edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, diğer tüm hususların, davacı ile Mill Savunma Bakanlığı arasında olup, müvekkili şirketin ne davacıya uygulanan cezai şarttan ne de bu süre zarfında uğradığını iddia ettiği diğer zararlardan sorumluluğu bulunmadığını; müvekkili şirketin dolum yapan tankerlere mühür vermediğini ve mühürleme işlemi de yapmadığını, davacının iddia ettiği şekilde 2 nolu tankerin mührünün kırık olmasının da tamamen davacının sorumluluğunda olduğunu, kaldı ki, müvekkili şirketin doluma dahi müdahalesinin bulunmadığını, tankerin doluma uygun olup olmadığı konusunda da sorumluluğun tamamen dolum yapan kişi/kurumlarda olduğunu; müvekkilince şahit numune alımları ve analizlerin usule ve tekniğe uygun şekilde gerçekleştirildiğini, diğer iddialarında yersiz olduğunu bildirerek, davanın öncelikle husumetten reddine, olmadığı taktirde esastan reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.<br>MAHKEMECE: \"...Dava, haksız fiil hükümlerine dayalı olarak açılmış, maddi ve manevi zararların tazmini istemine ilişkindir.<br>Davacı ile dava dışı Milli Savunma Bakanlığı  tarafından akaryakıt alım işine ilişkin sözleşme imzalandığı, bu sözleşme çerçevesinde davacı işletmeye ait ... plakalı aracın 31/10/2018 tarihinde İzmir  ... Rafinerisinden yola çıktığı ve birliğe ulaştığında askeri birlikçe teknik şartname gereğince aracın yeniden mühürlenerek Çiğli  Tank Çiftliğine çekildiği ve tankerin mühürü kırılıp 2 nolu gözünden numune alındığı, taraflarca analizler yapıldığı, <br>Akaryakıtın ayıplı olduğundan bahisle dava dışı kurum tarafından davacının hakedişinden kesinti yapıldığı, <br>Hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır. <br>Uyuşmazlık ve çözülmesi gereken sorun; yukarıda sözü edilen sözleşme çerçevesinde davacı tarafından temin edilen ve kamyonla taşınan akaryakıtın ayıplı olup olmadığı, buna bağlı olarak dava dışı kurum tarafından yapılan kesintinin sözleşmeye ve hukuka uygun olup olmadığı, akaryakıt yüklü ... plakalı aracın bu olaylar nedeniyle davacı tarafından kullanılmasının mümkün olup olmadığı ve yerine başka bir araç kullanılması nedeniyle zarara uğrayıp uğramadığı, zarara uğramışsa tutarının ne kadar olduğu; kesinti yapılması nedeniyle davacı şirketin kar kaybına uğrayıp uğramadığı, uğramışsa kar kaybının ne kadar olduğu, ticari itibarının sarsılıp sarsılmadığı ve manevi zarara uğrayıp uğramadığı,<br>Taraflar arasında bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı, varsa mahiyetinin ve kapsamının ne olduğu, davalı şirketin olaylardan dolayı kusurunun ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktalarındadır. <br>Tüm dosya içeriği delillerin ve belgelerin, özellikle Milli Savunma Bakanlığı ilgili birim yazısının ve bilirkişiler raporunun değerlendirilmesi sonucunda;<br>Davacının, 31/10/2018 tarihinde davalıya ait ... ... Rafinerisinden aldığı kalorifer yakıtını taşıdığı, ... plakalı tankerin mührü kırık 2 nolu gözünden alınarak teste gönderilen numunenin viskozitenin 100°C de en çok 11,50 mm2/s (cSt) olması gerekirken 21,497 mm2/s (cSt) çıktığı, bu sonuca göre bu gözdeki kalorifer yakıtının TS2177:2006T4:2013 standardında yer alan düzenlemelere uygun olmadığı ve ayıplı olduğu; ... plakalı tankerin mühürlü olan 1.ve 4.gözünden alınan numunelerde de viskozitenin 100°C de en çok 11,50 mm2/s (cSt) olması gerekirken 12,669 mm2/s (cSt) ve 14,684 mm2/s (cSt) çıktığı, bu sonuca göre bu gözlerdeki kalorifer yakıtının da TS2177:2006T4:2013 standardında yer alan düzenlemelere uygun olmadığı ve ayıplı olduğu;<br>Davacı şirket ile dava dışı MSB akaryakıt İkmal ve Nato POL Tesisleri İşletme Başkanlığı  arasında düzenlenen 10/09/2018 tarihli sözleşmenin 16.1.8.maddesinde; tankerin üzerindeki mührün bozuk olması neticesinde analiz sonucunun bozuk çıkması durumunda kalorifer yakıtının lisanslı bir firmaya bertaraf ettirileceği, teslimata ait çıkış fişi esas alınarak çıkış fişinde kayıtlı miktarın ... asgari yakıt satış fiyatı (KDV dahil) üzerinden hesaplanacak bedelin %200 zamlı olarak yükleniciden tahsil edileceği belirtilmekte olup, sözleşmenin bu maddesine istinaden ilgili idare tarafından 11/12/2018 tarih 5 nolu hakediş raporundan bozuk yakıt nedeniyle 223.824,30 TL kesinti yapıldığı, kesintinin sözleşmeye ve alınan yakıtın miktarına uygun olduğu, <br>Davacıya ait akaryakıt yüklü ... plakalı tankerin 2 nolu gözünün mührünün kırık olduğunun 31/10/2018 tarihinde tespit edildiği; ilgili idarenin 20/05/2019 tarihli tutanağında TF-14 Çiğli Tank  Çiftliğinde ... firmasına ait ... plakalaı tankere 31/10/2018 tarihinde yüklenen ve laboratuar sonuçlarına göre bozuk çıkan kalorifer yakıtının bertarafı için ... firmasının ... plakalı tankerine transfer edilerek ... firması yetkililerine teslim edildiğinin belirtildiği, ... plakalı tankerin mührünün kırık olduğunun tespit edildiği, 31/10/2018 tarihi ile bozuk yakıtın bertarafı için ... firmasına teslim edildiği 20/05/2019 tarihi arasında askeri birlikte mühürlü olarak beklediği için kullanılamadığı; davacı ile dava dışı ilgili idare arasındaki sözleşmenin süresinin 01/06/2018-31/05/2019 tarihleri arası olduğu, ... plakalı tankerin kullanılamadığı 31/10/2018-20/05/2019 tarihleri arasındaki süre sözleşme içerisinde kaldığından ... plakalı tankerin kullanılamadığı süre içerisinde başka bir tankerin temininin gerektiği anlaşılmaktadır. <br>Ne var ki, davacı şirket ve davalı şirket arasında herhangi bir sözleşme ilişkinin bulunmadığı; davaya konu ... plakalı tankerin dolumdan önce gözlerinin temizliğinin ve dolumdan sonra mühürlerinin kontrol edilip tutanağa bağlandığına ve mühürleme işleminin kimin tarafından yapıldığına dair bir delil ve belgenin sunulmadığı; dolum sırasında dolum ağzından numune alınmaması, tankerin 2.gözünün mührünün kırılma nedeninin belli olmaması, dolumdan yaklaşık 1 saat 40 dakika sonra tankerin gözlerinden numune alınması ve test yaptırılması, davalı şirketin dolum tankından alınan numunesinin test raporunda istenen değerleri sağlaması, ... plakalı tankerin mührü kırık bir gözünden ve mühürlü 2 gözünden alınan numunelerin çok farklı ve yüksek değerler içermesi vakaları dikkate alındığında, davalı şirketin iddia konusu zararlardan dolayı kusuru ve sorumluluğunun bulunmadığı kanaatine varılmıştır.<br>Davalının kusur ve sorumluluğunun bulunmamasına göre, ayrıca davalının ticari defterlerinin ve belgelerinin incelenmesi cihetine gidilmemiştir.<br>Bu açıklamalar karşısında, kusuru ve sorumluluğu bulunmayan davalıdan \"01-31 Ekim ayı hakedişten ayıplı mal nedeniyle MSB 'nin yapmış olduğu kesinti; araç kira sözleşmesi nedeniyle uğranılan zarar, davacının iş akdinin feshedilmesi nedeniyle işçisine ödemek zorunda kaldığı zarar, 31/10/2018 hakeşidinden ayıplı mal nedeniyle yapılan kesinti nedeniyle uğranılan zarar ve ticari itibarının sarsılması nedeniyle uğranılan manevi zarar\"ın tazmininin istenmesi mümkün olmadığından, tüm taleplerin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. ' gerekçesi ile; <br>HÜKÜM                            :<br>Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal gerekçeye, dosyadaki delillere ve heyetin taktirine göre:\t <br>I-Maddi tazminata ilişkin tüm taleplerin REDDİNE,<br>II-Manevi tazminat davasının REDDİNE,<br>\" şeklinde karar verilmiştir. <br>Mahkeme kararına karşı, davacı  tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin gerekçeli kararına dayanak olan bilirkişi raporunun eksik, hatalı ve hukuki incelemelerinde yer aldığı bir rapor olduğunu, bilirkişilerce incelenmiş olsaydı aracın duraksamadığının, tank gözlerinden mal değişimi yapılmadığının ve tank gözlerine mal yüklenmediğinin görüleceğini, ayrıca araçtan 1 saat 40 dakika sonra neden numune alındığının da açıklığa kavuşmuş olacağını, ancak anılan kayıtların bilirkişilerce incelenmediğini ve raporda araçtan 1 saat 40 dakika sonra numune alınmasının da müvekkilin kendi kusuruymuş gibi atfedildiğini, ayrıca ilk derece mahkemesine sundukları ürün teslim belgesi ile tanker çıkış belgesinden de mühürlerin kontrol edilip tutanağa bağlandığını ve birim yetkililerinin bahsedilen tutanakta imzasının olduğunun anlaşıldığını, bilirkişi raporunun gerekçeli karar mahiyetinde olduğunu, gerekçeli kararına dayanak olarak bilirkişi raporunun oluşturmadığını, aksine bilirkişi raporundaki tüm hususları kopyalayıp gerekçeli kararını oluşturduğunu, bilirkişi raporunun karar mahiyetinde olması kabul edilebilirlik yönünden uygun olmadığını, çünkü dava dilekçelerindeki taleplerinin hukuki yönden incelenmesi ve neticeye ulaştırması gereken makamın ilk derece mahkemesi olması gerekirken bu hususlarda da bilirkişi beyanında bulunduğunu, davanın her aşamasında sunulan delillerin ilk derece mahkemesi tarafından göz ardı edildiğini, taleplerinin reddedildiğini, davalı tarafın ilk derece mahkemesine sunduğu ve kendi içlerinde yapılan analiz raporlarının dolumun yapıldığı tarihten önceki bir tarihi kapsadığını ve dolumun yapıldığı depodaki yakıta ilişkin olup olmadığının açıkça ortaya koyulmadığını, ...'ın, yakıtın verildiği 31.10.2018 tarihine ilişkin kendi depolarındaki yakıta dair herhangi bir analiz raporu sunmadığını, mührün kontrolünün ve dolumunun ... tarafından yapıldığının tartışmasız olduğunu, yerel mahkeme kararının usul ve esas yönünden eksik olması  sebebi ile kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava: maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; ilk derece mahkemesince aldırılan denetime elverişli ve açık bilirkişi raporuna ve dosya kapsamına göre  davalının ayıplı akaryakıt teslim ettiğinin, davacı tarafça sunulan delillere göre ispatlanamamasına göre davacı  vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/09/2020 tarih, 2019/31 Esas ve 2020/231 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 373,20 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 10/07/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"92c0b8e5e19066d9","SID":"6ed45a6ec41ca016"}}