{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2021/284 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1414<br>KARAR TARİHİ\t: 11/07/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05/11/2020<br>NUMARASI\t\t: 2019/20 Esas 2020/511 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 11/07/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 11/07/2024<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalı şirket ile müvekkili arasında 24/01/2018 tarihli Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin feshedildiğini, 03/05/2019 tarihinde kadar taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam ettiğini, davalı şirkete 299.556,36-TL tutarında ürün teslim edilmiş olmasına rağmen davalı yan tarafından sadece 31/07/2019 vadeli 50.000,00-TL, 31/07/2019 vadeli 50.000,00-TL ve 31/08/2019 vadeli 75.000,00-TL olmak üzere toplam 3 adet çekle 175.000,00-TL'lik ödeme yaptığını, bakiye 124.556,36-TL hesabın ödenmediğini, bunun üzerine 08/05/2019 tarihinde davalı tarafa Bursa 10. Noterliği'nin 17818 yevmiye numaralı ihtarnamesinin çekildiğini ancak davalının ihtara cevap vermediğini, bu nedenle İzmir 16. İcra Dairesi'nin 2019/8126 Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi yapıldığını, davalının 31/05/2019 tarihinde borca ve ferilerine itiraz ettiğini, takibin durduğunu belirterek haksız itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  müvekkilinin davacıya borcu olmadığını, davacı tarafın taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 3.2 maddesi uyarınca Ege-Akdeniz bölgesi bayiliği münhasıran müvekkili şirkete verildiğini, davacının müvekkili şirkete rakip olacak şekilde bu bölgelerde doğrudan satış yapmasının mümkün olmadığını ancak davacının sözleşmenin bu maddesine ticari etiğe aykırı davranışlarının tespit edilmesi üzerine müvekkili tarafından İzmir 27. Noterliği'nin 03/05/2019 tarihli ve 7946 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile taraflar arasındaki sözleşmenin haklı nedenle ve derhal feshedildiğini, davacının bunun üzerine alelacele dava ve takip konusu 23/04/2019 tarih ve 005327 numaralı 299.556,39-TL'lik faturayı keşide ettiğini, müvekkili şirketin bu faturanın içeriğini ve bedelini kabul etmeyip Türk Ticaret Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca bahse konu faturayı kargo ile iade ettiğini, faturanın davalıya 03/05/2019 tarihinde tebliğ edildiğini ve 8 günlük sürenin son günü olan 11/05/2019 tarihi hafta sonu olduğu için takip eden ilk iş günü 13/05/2019 tarihinde faturanın iade edildiğini, ticari ilişkinin devam sürecinde 175.000,00-TL mal alımı yapıldığını ve bedelinin ödendiğini, müvekkili şirketin davacıdan icra takibine konu tutarda mal satın almadığını, müvekkili şirkete bu miktar ve tutarda mal teslim edilmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br> MAHKEMECE: \"..Her ne kadar davacı tarafça icra takibine konu faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine icra takibine girişilmiş ve icra takibine itiraz sonucunda iş bu dava ikame edilmiş ve de Mahkememizce yürütülen yargılama sırasında davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan inceleme sonucunda davacı şirketin bahse konu fatura bedelleri kapsamında davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmiş ise de, dava konusu alacağın varlığı açısından davacının ticari defter ve belgelerinin tek başına delil olmadığı, davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan inceleme sonucunda davacı tarafça düzenlenen faturaların, faturalara konu ürünlerin teslim alınmadığından bahisle davalı tarafça iade faturası düzenlenmek suretiyle iade edildiğinin tespit edildiği, ayrıca dosya muhteviyatında dava konusu faturaların içeriğinde yer alan ürünlerin davacı şirket tarafından davalı şirkete teslim olgusunun usulüne uygun şekilde düzenlenmiş deliller vasıtasıyla ispatlanamadığı, her ne kadar davacı vekilince dava dilekçesine sevk irsaliyeli fatura suretleri ve ambar tesellüm fişleri eklenmiş ise de, sevk irsaliyeli faturaların ve ambar tesellüm fişlerinin dava konusu edilen alacağa konu faturalardan farklı içerik ve tarihlere sahip olduklarının belirlendiği, belirtilen çerçevede icra takibine dayanak fatura içeriğinde yer alan ürünlerin davacı tarafça davalı şirkete teslim olgusunun ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.<br>Keza Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 17/10/2019 tarih ve 2019/65 Esas 2019/4829 Karar sayılı ilamında da aynen; ''...Takibe dayanak fatura ve sevk irsaliyesinde davalının fatura konusu malları teslim aldığına dair bir imza bulunmamaktadır. Davalı da fatura konusu malların kendisine teslim edilmediğini, davacı ile arasında hukuki bir ilişki bulunmadığını savunmaktadır. Hal böyle olunca davacı takip dayanağı fatura konusu malları teslim ettiğini usulüne uygun delillerle ispat etmelidir...'' ibarelerine yer verilmesi, yukarıda yer verilen kanaatimizi destekler mahiyettedir.<br>Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, Bursa Arabuluculuk Bürosu'nun 2019/2021 Dosya 2019/69042 Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, İzmir 16. İcra Dairesi'nin 2019/8126 Esas sayılı dosyası, dava dilekçesine ekli bulunan faturalar ve ambar tesellüm fişleri, taraflara ait ticari defter ve kayıtlar, Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yazılan talimat aracılığıyla alınan Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 05/06/2020 tarihli raporu, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 31/08/2020 tarihli raporu ve 02/09/2020 havale tarihli ek raporu ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında imzalanan 24/01/2018 tarihli Bayili Sözleşmesi kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirkete teslim edilen ürün bedellerinin 124.587,50-TL'lik kısmının davalı şirket tarafından ödenmemesi neticesinde ürün bedellerinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafıdan süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili talebi ile iş bu davanın ikame edildiği, İzmir 16. İcra Dairesi'nin 2019/8126 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklısının davacı ... olduğu, borçlusunun davalı ... Şirketi olduğu, 124.556,36-TL asıl alacak ve 31,14-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 124.587,50-TL üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, davacı şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılması amacıyla Bursa Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılması neticesinde alınan Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 05/06/2020 havale tarihli raporunda, davacı tarafa ait ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan inceleme neticesinde taraflar arasında ticari bir ilişkinin olduğu, davacının ticari defterlerindeki muhasebe kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalıdan 124.556,36-TL cari hesap karşılığı alacaklı olduğu, icra takibinin de bu tutar üzerinden başlatıldığı, hesaplanan işlemiş yasal faizin 622,78-TL olduğu, işlemiş yasal faizi ile birlikte davacının 125.179,14-TL tutarında alacaklı olduğunun mütalaa edildiği, davalı tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılması amacıyla dosyanın tevdi edildiği Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 31/08/2020 havale tarihli raporunda ise davalı şirket kayıtlarına göre davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen iki adet 4455 ve 4458 numaralı faturanın kayıtlara alındığı ve ödemelerinin yapıldığı, 23/04/2019 tarihli 004511 numaralı ve 299.556,36-TL tutarındaki faturada belirtilen tüm ürünlerin davalı tarafından teslim alınmadığı gerekçesi ile söz konusu faturanın iade edilmesi nedeniyle davalı tarafından kayıtlara alınmadığı, böylece davalı şirket kayıtlarına göre davacı şirketin alacağının bulunmadığı, faturaya ait olduğu iddia edilen 23/04/2019 tarihli 005317 numaralı sevk irsaliyesinde de belirtilen 4790 adet BEBE ÜST, 6463 adet BEBE  ALT, 3602 adet BEBE  TULUM, 959 adet BEBE  ELBİSE, 540 adet BEBE  BODY ve 933 adet BEBE  ÖRTÜ ürününün davalıya teslim edildiğine ilişkin bir kanıta rastlanılmadığı, ibraz edilen belgelerin ürün teslimatını göstermediği, sevk irsaliyesi işlevi görmedikleri ve ambar tesellüm fişlerinden gönderilen malların cins ve miktarının tespit edilemediğini, davalı tarafından 175.000,00-TL tutarınca mal teslim edildiği için ödeme yapıldığının belirtilmiş olmasına rağmen E1-2790862-63-64 seri numaralı toplam 175.000,00-TL tutarındaki çeklerin gerçekten davacıya ödeme amacıyla verilmiş olmasına rağmen gerek yapılan ödemelere ve gerekse satın alındığı belirtilen ürün faturasına davalının ticari defter ve kayıtlarında rastlanılmadığı, dolayısıyla davacı şirketin davalı şirketten alacağının bulunmadığını mütalaa ettiği, her ne kadar davacı tarafça icra takibine konu faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine icra takibine girişilmiş ve icra takibine itiraz sonucunda iş bu dava ikame edilmiş ve de Mahkememizce yürütülen yargılama sırasında davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan inceleme sonucunda davacı şirketin bahse konu fatura bedelleri kapsamında davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmiş ise de, dava konusu alacağın varlığı açısından davacının ticari defter ve belgelerinin tek başına delil olmadığı, davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan inceleme sonucunda davacı tarafça düzenlenen faturaların, faturalara konu ürünlerin teslim alınmadığından bahisle davalı tarafça iade faturası düzenlenmek suretiyle iade edildiğinin tespit edildiği, ayrıca dosya muhteviyatında dava konusu faturaların içeriğinde yer alan ürünlerin davacı şirket tarafından davalı şirkete teslim olgusunun usulüne uygun şekilde düzenlenmiş deliller vasıtasıyla ispatlanamadığı, her ne kadar davacı vekilince dava dilekçesine sevk irsaliyeli fatura suretleri ve ambar tesellüm fişleri eklenmiş ise de, sevk irsaliyeli faturaların ve ambar tesellüm fişlerinin dava konusu edilen alacağa konu faturalardan farklı içerik ve tarihlere sahip olduklarının belirlendiği, belirtilen çerçevede icra takibine dayanak fatura içeriğinde yer alan ürünlerin davacı tarafça davalı şirkete teslim olgusunun ispatlanamadığı anlaşılmakla, açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesi ile,     \"Açılan davanın reddine,\"şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  her ne kadar yerel mahkeme gerekçesinde ısrarla belirtmiş olmalarına rağmen davalının cevap dilekçesinin süresinde olmadığına ilişkin değerlendirmede bulunmamışsa da ek süre talebiyle birlikte davalı yanın davaya cevap verme süresinin son günü 28.10.2019 tarihinden 11.11.2019 tarihine uzatıldığını, ancak davalı yanın 12.11.2019 tarihli cevap dilekçesini ön büroya 13.11.2019 tarihinde saat:10:34 'te verdiğini, süresinde olmayan cevap dilekçesiyle sunmuş olduğu iadeye vb. hususlara ilişkin delillerin de değerlendirilmemesi gerekmesine rağmen yerel mahkeme tarafından faturanın iade edildiğinin tespit edildiğine ilişkin değerlendirmede bulunulduğunu, yerel mahkemenin değerlendirmesinin aksine müvekkilinin davalı yana gönderdiği faturaya süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi iade de edilmediğini süresinde sunulmayan, muvafakat etmedikleri delillerin değerlendirilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi tarafından muvafakat etmedikleri delillerin de değerlendirildiğini fakat buna rağmen raporda süresi içerisinde iade edilmediğinin tespit edildiğini,  yerel mahkeme gerekçesinde belirtmiş olduğu gibi iade faturası düzenlemek suretiyle fatura iadesinin gerçekleştirilmesi mevcut dosyadaki belge ve kayıtlarda da görüleceği üzere söz konusu olmadığını,  dosyadaki raporlar birbirleriyle çeliştiğinden çelişkinin giderilmesini talep etmelerine rağmen bu taleplerinin yerel mahkeme tarafından değerlendirilmediğini, davaya konu ürünlerin de sunmuş oldukları  ambar tesellüm fişleriyle davalıya gönderildiğini, ambar tesellüm fişleri davalı yetkilisi tarafından imzalanmış olup, taraflarınca ürün tesliminin ispatlandığını, taraflarınca faturaya konu ürünlerin davalıya teslim edildiği imzalı ambar tesellüm fişleriyle, davalıya sevkiyat günü ya da sonraki gün ekinde çeki listeleri de gönderilen maillerle ispatlanmışken, ticari defterleri usulüne uygun tutulmayan davalı yanın defterlerini inceleyen bilirkişinin hatalı raporu esas alınarak, süresinde olmayan deliller değerlendirilerek, eksik incelemeyle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br><br>Dava, satımdan kaynaklanan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br> TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi \" (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>    (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. \" şeklinde düzenlenmiştir.<br>“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ;<br>“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.<br>(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.<br>(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.<br>(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.<br>(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir.<br>28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.<br>\"..YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi  ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur.<br> Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak  düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret    Kanununda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu  ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille  bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını TTK'nın 84. ve 85. madde hükümleri  (HMK 222) uyarınca ispatlamış olur.\"  (Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 2014/10398 esas 2015/140 karar sayılı emsal ilamı)<br> Bir satım  ilişkisinde  satıcı taraf sattığı malın-hizmetin miktarını ve alıcıya teslimini, alıcı  ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.<br>Davacı taraf, davalı şirket ile  24/01/2018 tarihli Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin feshedildiğini, 03/05/2019 tarihinde kadar taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam ettiğini, davalı şirkete 299.556,36-TL tutarında ürün teslim edilmiş olmasına rağmen davalı yan tarafından sadece 31/07/2019 vadeli 50.000,00-TL, 31/07/2019 vadeli 50.000,00-TL ve 31/08/2019 vadeli 75.000,00-TL olmak üzere toplam 3 adet çekle 175.000,00-TL'lik ödeme yaptığını, bakiye 124.556,36-TL hesabın ödenmediğini, bunun üzerine 08/05/2019 tarihinde davalı tarafa Bursa 10. Noterliği'nin 17818 yevmiye numaralı ihtarnamesinin çekildiğini ancak davalının ihtara cevap vermediğini, bu nedenle İzmir 16. İcra Dairesi'nin 2019/8126 Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi yapıldığını, davalının itiraz ettiğini beyanla itirazın iptali talebiyle dava açmıştır.<br>Davalı taraf, taraflar arasındaki sözleşmenin haklı nedenle ve derhal feshedildiğini, davacının bunun üzerine alelacele dava ve takip konusu 23/04/2019 tarih ve 005327 numaralı 299.556,39-TL'lik faturayı keşide ettiğini, konu faturayı kargo ile iade kabul etmeyip Türk Ticaret Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca bahse konu faturayı kargo ile iade ettiğini, faturanın davalıya 03/05/2019 tarihinde tebliğ edildiğini ve 8 günlük sürenin son günü olan 11/05/2019 tarihi hafta sonu olduğu için takip eden ilk iş günü 13/05/2019 tarihinde faturanın iade edildiğini, ticari ilişkinin devam sürecinde 175.000,00-TL mal alımı yapıldığını ve bedelinin ödendiğini, müvekkili şirketin davacıdan icra takibine konu tutarda mal satın almadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına,  ispat yükü üzerinde olan davacı taraf iddia ettiği miktarda malın teslimini mevcut deliller ile kanıtlayamamış olup yemin deliline başvurmayacaklarını da bildirmiş olduğunun anlaşılmasına  göre davacı vekilinin  tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM :  Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05/11/2020 tarih, 2019/20 Esas ve 2020/511 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 373,20 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 11/07/2024\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b88904f36ea480eb","SID":"6d0c126f1a94683c"}}