{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/278 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1413<br>KARAR TARİHİ\t: 11/07/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/10/2020<br>NUMARASI\t\t: 2020/470 Esas 2020/623 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 11/07/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 11/07/2024<br><br>Taraf vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının peyzaj mimarı olup dava dışı ...'un bahçesine rulo çim döşemesi işini yüklendiği ve bu çimi davalıdan satın almış olup satış bedelinin 10.030 TL'lik kısmını havale yoluyla gönderdiğini ancak çimlerin serilmeye başlandıktan sonra rulo çimlerde kararmalar, kenarlarında beyaz örümcek ağları, mantar ve çim kurdunun bulunduğu görüldüğünü, çimlerin ayıplı olmasından dolayı davalıya bu taahhüdünü yerine getirmesi için süre verildiğini ve sözleşmede kimyasal ilaç kullanılmaması istendiğini,  ancak davalının edimini yerine getirmediğini ve çimlerin serildikleri yerden toplanarak davalıya bu çimleri teslim alması istendiği ancak teslim alınmadığını, bu arada davalı tarafın Çeşme SHM 'nin 2015/42 D.İş sayılı dosyasında yaptırmış olduğu tespitte çimlerin sözleşmede öngörülen ve davacının talep ettiği nitelikte olmadığını ve bu nedenle ayıplı olduğunun  da tespit edildiğini,  özelliğini kaybeden çimlerin davalı yanın ilgisi dahilinde Çeşme Belediye Başkanlığı'na hibe edildiğini, ancak davacının bu hibe aşamasında çimlerin taşınması için 1.180,00 TL taşıma masrafı, ihtarnameler için 230,83 TL masraf, bilirkişi ücreti olarak 532,05 TL masraf yapmak zorunda kaldığını, ayrıca başlangıçta davalıya ödenen 10.030,00 TL ile birlikte toplam 12.524,36 TL'lik alacağın tahsili için İzmir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2016/5110 esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu,  itirazın haksız olduğunu bu nedenle itirazın iptaline takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi ile takip konusu yapılan alacağın hüküm altına alınmasına, yargılama giderleri ve vekaletinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini  talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında çim rulo alımı için anlaşma yapıldığını , davacının 10.030,00 TL ödeme yaptığını, davacıya satılan hiçbir ürünün ayıplı olmadığını ,taşıma bedeli ve ihtarname masraflarının hukuka aykırı olduğu , ihtarmede 2 muhatap olmasına rağmen diğer muhatabın ihtarname bedelinin de davalıya haksız olarak yansıtıldığını , davanın reddine ve takibin iptaline ,asıl alacağın % 20 oranında kötüniyet tazminatı ödenmesine yargılama ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. <br> MAHKEMECE: \"...,Mahkememizce yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, deliller tüm dosya kapsamına göre;<br> Taraflar arası uyuşmazlık konusu husus; davacı ile davalı arasında alım satıma konu ürünün ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise bu ayıptan hangi tarafın sorumlu olduğunun tespiti, bu kapsamda açılan icra takip dosyasında istem konusu edilen alacaklara ve faize yönelik davalı tarafından yapılan itirazın haklı olup olmadığının değerlendirilmesine esas açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasıdır.<br>Taraflar arasında ... cinsi 25 palet (2000 adet) hazır çim rulosu satımı konusunda anlaştıkları ve alım satım bedelinin 10.030,00 TL karşılığında yapıldığı konusunda anlaştıkları görülmüştür. Söz konusu sözleşme bedeli davacı tarafından davalı tarafın hesabına gönderilmiş ve söz konusu çimler 09/07/2015 tarihinde davacının iş aldığı dava dışı kişinin adresine getirilmiştir. Esasen bu konularda taraflar arasında bir uyuşmazlık konusu yoktur. Çimler serilmeye başlanılmasından sonra yıpranmaların, kurumaların, kurtlanmaların olduğunun anlaşılması üzerine serilme işlemi bitirilerek serilen çimler toplanmış ve diğer serilmeyen çimler ile ile birlikte boş bir alana davacı tarafça taşınmıştır. Neticede çimlerin kusurlu ve ayıplı olduğu konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Bu aşamada taraflar arasında uyuşmazlık konusu hususun değerlendirilmesi için  söz konusu çimlerin davacıya tesliminden önce mi yoksa sonra mı ayıplı ve kusurlu olduğunun tespit edilmesi gerektiği muhakkaktır. <br>Bu kapsamda gerek dava açılmadan evvel Çeşme Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/42 D.iş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunun, gerek mevcut dava dosyamızda alınan bilirkişi raporlarının, dosyaya kazandırılan bilgi ve belgelerin ve tanık beyanının bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde her ne kadar aksi davalı tarafından söz konusu D.İş dosyasına göre iddia edilmekte ise de dosya kapsamındaki deliller uyarınca söz konusu çimlerdeki ölü ve canlı saptanan larvaların şekil ile büyüklükleri ve zararlarının biyolojisi de dikkate alındığında üretim alanından geldikleri ve kullanılamayacak oldukları tespit edildiğinden ayıp ve kusurun davacıya tesliminden önceki aşamada mevcut olduğu ve bu nedenle davalının sözleşme hükümlerine aykırı mal teslimi yaptığı sonucuna ulaşılmıştır. Hal böyle olunca davacı açısından açılı dava bakımından hukuki yararının bulunduğu kanaatine varılmıştır.<br>Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; yukarıda açıklanan nedenler ile faturaya konu edilen ... rulo çimlerdeki ayıba yönelik bulgular teslimat öncesi üretim döneminde ortaya çıkmış olduğu bu ayıbın giderilmesine herhangi bir önlem alınmadığı, teslimattan sonraki dönemde oluşmasını mümkün olmayacağı dosya kapsamında sabit görülmekle davalının takibe konu faturadan ve ayıplı çimleri bahçe sınırları dışına taşıma işinden kaynakla vinç fatura tutarından ve fatura alacağı ve vinç fatura tutarı alacağı yönünden davalının noter ihtarnamesi ile temerrüde düşürülmüş olması nedeniyle bu faturalara yönelik istem konusu edilen faizlerden sorumluluğunun bulunduğu ve ancak her ne kadar noterlik masraflarının asıl alacak olarak davalı taraftan tamamının ve faizinin  istenmesi yönünde icra takibi alacağı oluşturmuş ise de noterlik faizi yönünde davalının temerrüde düşürülmemiş olması ve noterlik evrakının muattabının davalı ve dava dışı şirkete gönderilmiş olduğu ve tebligat giderinin de buna göre belirlenmiş olduğu davalının sadece tek tebligat giderinden sorumlu olması gerektiği kanaatiyle açılı davanın kısmen kabulü ile; İzmir 2. İcra Müdürlüğünün 2016/5110 e. Sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın  kısmen iptali ile takibin 10.030,00 TL asıl alacak, 670,22 TL asıl alacağa işlemiş faiz 737,50 TL vinç bedeli, 49,28 TL vinç bedeli işlemiş faizi 442,50 TL vinç bedeli, 29,46 TL vinç bedeli işlemiş faizi, 191,50 TL ihtar bedeli ve 261,89 TL ihtar bedeli olmak üzere toplam 12.412,35 TL üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin itirazın iptali talebinin reddine, asıl alacak tutarı olan 11.663,39 TL'ye takip tarihinden itibaren yıllık % 9 oranında yasal faiz uygulanmasına, alacak yargılamayı gerektirdiğinden davacı tarafça talep edilen icra inkar tazminat talebinin reddine, davacı tarafın kötü niyeti sübut bulmadığından davalı tarafça talep edilen kötü niyet tazminat talebinin reddine  karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur,<br>\" gerekçesi ile, \"Davanın kısmen kabul kısmen reddine, İzmir 2. İcra müdürlüğünün 2016/5110 E. Sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın  kısmen iptali ile takibin 10.030,00 TL asıl alacak, 670,22 TL asıl alacağa işlemiş faiz 737,50 TL vinç bedeli, 49,28 TL vinç bedeli işlemiş faizi 442,50 TL vinç bedeli, 29,46 TL vinç bedeli işlemiş faizi, 191,50 TL ihtar bedeli ve 261,89 TL ihtar bedeli olmak üzere toplam 12.412,35 TL üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin itirazın iptali talebinin reddine, asıl alacak tutarı olan 11.663,39 TL'ye takip tarihinden itibaren yıllık % 9 oranında yasal faiz uygulanmasına, alacak yargılamayı gerektirdiğinden davacı tarafça talep edilen icra inkar tazminat talebinin reddine, Davacı tarafın kötü niyeti sübut bulmadığından davalı tarafça talep edilen kötü niyet tazminat talebinin reddine,\"şeklinde karar verilmiştir,<br>Mahkeme kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davacı  vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiş olup, kararın bu yönüyle hukuka aykırılık arz ettiğini, İİK’nun 67. maddesinin icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’in 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını amaçladığını, icra inkar tazminatının kanuna konuluş amacının da borçlu olduğu miktarı bilebilecek veya bu miktarı tayin edebilecek durumda olan borçlunun, ödeme emrinin tebliği üzerine icrada borcunu inkar etmesinin önlemek olduğunu, kaldı ki davalı tarafça borca haksız bir şekilde itiraz edilerek haklı takiplerinin durduğunu, bahse konu haklı davamızda da alacağımızın miktarları davalı tarafça da açıkça bilinmekte olup, ayıplı çimlerin kamu sağlığını tehdit etmesi sebebiyle kaldırılması hususunda dava dışı ... Şti. tarafından davacı müvekkiline kesilen 09.07.2015 tarih, 025200 sıra numaralı, 737,50.-TL bedelli ve 10.07.2015 tarih, 023358 sıra numaralı 442,50.-TL bedelli fatura sureti, 10.030,00.-TL bedelli fatura sureti, ... Bankası AŞ. dekontlarından da açıkça görüleceği üzere müvekkilinin alacağının faturalarla sabit olup, işbu faturalardan doğan alacak miktarları da likit (bilinebilir, hesaplanabilir) bir alacak olduğundan yerel mahkemece verilmiş olan kararda icra inkar tazminatı taleplerinin reddi yönünde kurulan hükmün bozulmasını gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.  <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Gerek taraf sıfatı gerekse ...'in kazanç açıklamasının yapılmadığını, hangi işletmeleri dolayısıyla gelir elde ettiği dava konusu ... Ticaret - ... adını verdiği şahıs şirketinin kazancı mı yoksa başka çalışmalar neticesi mi elde edilen gelir olup olmadığının muallakta kaldığını, mahkemece bilirkişiye yöneltilmesini talep ettikleri soruların bilirkişilerce ısrarla cevaplandırılmadığını, İlk bilirkişinin uzmanlık alanı olmayan bir konuda rapor verdiğinin gözden kaçırıldığını, temmuz sıcağında tespit gününe kadar canlı bir organizma olan çimin ölebileceğinin, nemden dolayı çürüyeceğinin hiç dikkate alınmadığını, aynı parti maldan farklı işyerlerine aynı tarihlerde satılan çimin neden bu satışta bozukluk gösterebileceğine değinilmediğini, hükme esas alınan ve isticvap yoluyla Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/85 sayılı talimat dosyası ile dinlenen tanık ...’un ifadesine de yargılama esnasında da itiraz edildiğini, bu tanığın davada taraf olmayan bir firmanın (...) ismini zikretmek suretiyle beyanda bulunduğunu, tanığın bu firmayı bilmesinin mümkün olmadığını, zira ... firmasının peyzaj şirketi de olmadığını, aynı tanığın  Çeşme Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nden gelenleri görmediğini, oysaki ilgili kurum yetkilisinin mahalde bulunduğunu beyan ettiğini, teslim edilen malın ayıplı olmadığını, teslim edilen ürünler ile aynı gün başka işyerlerine satılmış çim rulolarından hiçbir şikayet gelmediğini, müvekkilinin satışını yaptığı çimlerin futbol sahalarında dahi kullanılan sağlam lisanlı ve kaliteli bir ürün olduğunu, kullanılan markanın tüm Türkiye’de tanındığını beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br><br>Dava, ayıplı ürün iddiasından kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br> TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi \" (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>    (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. \" şeklinde düzenlenmiştir.<br>Satıcının ayıptan sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219-231. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp kavramının tanımı kanunda tam olarak bulunmamakla birlikte, ayıptan sorumluluk halleri bu maddelerde hüküm altına alınmıştır. Ayıp kavramı hakkındaki genel tanım, sözleşme gereği edimin taşıması gereken nitelik ile mevcut nitelik arasındaki fark şeklindedir. <br>TBK. m. 219’da sözleşmeye aykırılık halinde iki ayrı durum mevcuttur. Bunların ilki, satıcının alıcıya birtakım nitelikler bildirmesi ve bu niteliklerin söz konusu şeyde bulunmamasıdır. İkincisi ise sözleşme konusu şeyden beklenen faydayı azaltan veya ortadan kaldıran durumların mevcut olmasıdır. Buna dürüstlük kuralı çerçevesinde karar verilmektedir. Alıcının beklediği faydanın dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Burada objektif değer baz alınır.<br>Satıcının ayıptan sorumluluğunun doğması için aranan şartlar:<br>a) Ortada bir ayıp bulunmalıdır<br> Ayıp; maddi, ekonomik veya hukuki olabilir. Satılanın yırtık, bozuk, kırık, lekeli olması gibi haller maddi ayıp teşkil eder. Hukuki ayıp ise, satılanın değerini ve ondan beklenen faydaları etkileyen eksikliklerdir. Satıcının bildirimi yoksa fakat eşyanın niteliği gereği, eşyadan beklenen bir fayda varsa, dürüstlük kuralı çerçevesinde beklenen bu faydanın sağlanamaması durumunda ayıptan bahsedilebilir.<br>b) Satılandaki ayıp önemli olmalıdır.<br>Ayıp sonucunda, söz konusu şeyin değerinin veya elverişliliğinin önemli şekilde azalması veya tamamen ortadan kalkması gereklidir. Bu gibi durumlarda, satılan şeydeki ayıp önem kazanmış olur. Önemsiz ayıplardan dolayı satıcı sorumlu tutulamaz.<br>c) Alıcı malın ayıplı olduğunu bilmiyor olmalıdır.<br>Bu konu, TBK. m. 222’de düzenlenmiştir. Buna göre, “Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse olur.” Böylece alıcı, sözleşmenin kurulması esnasında ayıpları biliyorsa, bunları kabul etmiş sayılır ve satıcı ayıptan sorumlu olmaz. Ancak bunların gerçekleşebilmesi için, alıcının sözleşmeden önce, satın aldığı şeyi gözden geçirme imkânını bulabilmesi gereklidir . Burada gözden geçirmeden kasıt, olağan bir muayenedir.<br>Alıcının satın aldığı şeyde, dikkatli özeni gösterseydi fark edebileceği ayıplardan da satıcı sorumlu değildir. Alıcının, malın ayıplı olduğunu bilmiyor olması gerekmektedir. Gizli ayıplarda, alıcının malın ayıplı olduğunu bilmesi mümkün değildir. Olağan gözden geçirme, malın alınırken kabaca gözden geçirilmesidir. İlk bakışta görülebilecek olan ayıplar mevcutsa, satıcının ayrıca bunu üstlenmesine gerek yoktur. Bu gibi durumlarda, sorumluluk aranmaz.<br>d) Ayıptan sorumluluk sözleşme ile kaldırılmıyor olmalıdır<br>e) Alıcı ayıbı kabul etmemiş olmalıdır<br>f) Alıcı ayıptan doğan sorumluluk hükümlerinden yararlanabilmek için kanunun kendisine yüklediği külfetleri yerine getirmiş olmalıdır<br>Alıcıya kanunen yüklenen külfetler, satılanı gözden geçirme ve varlığı iddia edilen ayıpları satıcıya bildirme külfetleridir. Alıcı, satın aldığı malı gözden geçirmek ve herhangi bir ayıp halinde de bunu satıcıya bildirmek zorundadır . Bu zorunluluklar TBK. m. 223’te düzenlenmiştir. TBK. 223’e göre, “Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.” Burada kesin bir süre belirlenmemiştir, ancak alıcı ayıbı en kısa sürede bildirmekle yükümlüdür.<br> Tacirler arası ticari satımlarda, satılanın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli değilse, alıcı teslimden itibaren 8 gün, diğer hallerde ise 2 gün içinde satılanın gözden geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu hüküm 6102 Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiştir. TTK. m. 23/1.c’ye göre, “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223’üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” Bu durumda, TBK. m. 223 burada da uygulama alanı bulacaktır. TBK. m. 225’e göre, satıcının ağır kusurlu olması halinde ayıbın kendisine zamanında bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Aynı hüküm, satıcılığı meslek edinmiş kişiler için de geçerlidir. <br>Alıcı, satılanın durumunu gecikmeksizin usulüne göre tespit ettirmekle yükümlüdür. Bunu yaptırmazsa, ileri sürdüğü ayıbın, satılanın kendisine ulaştığı zamanda var olduğunu ispat yükü alıcıya düşer.<br>Bir sözleşmede ayıbın şartları mevcut ise ve alıcı da kendisinden beklenen külfetleri yerine getirmişse, bu durumda alıcı TBK. m. 227’de kendisine tanınan haklardan birini kullanabilir. Bu haklar;<br>-Sözleşmeden dönme, bedelde indirim talebi, satılanın ücretsiz onarımı talebi, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi talebi (Kaynakça: ARAL, Fahrettin, Borçlar Hukuku (Özel Borç İlişkileri), 8. Baskı, Ankara, 2009- AVUZ, Cevdet, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel H, 9. Baskı,)<br>Davacı taraf; davalıdan satın almış olup satış bedelinin 10.030 TL'lik kısmını havale yoluyla gönderdiğini ancak çimlerin serilmeye başlandıktan sonra ayıplı olmasından dolayı davalıya bu taahhüdünü yerine getirmesi için süre verildiğini ve sözleşmede kimyasal ilaç kullanılmaması istendiğini,  ancak davalının edimini yerine getirmediğini ve çimlerin serildikleri yerden toplanarak davalıya bu çimleri teslim alması istendiği ancak teslim alınmadığını, bu arada davalı tarafın Çeşme SHM 'nin 2015/42 D.İş sayılı dosyasında yaptırmış olduğu tespitte çimlerin sözleşmede öngörülen ve davacının talep ettiği nitelikte olmadığını ve bu nedenle ayıplı olduğunun  da tespit edildiğini,  masraf yapmak zorunda kaldığını, başlangıçta davalıya ödenen 10.030,00 TL ile birlikte toplam 12.524,36 TL'lik alacağın tahsili için İzmir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2016/5110 esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla itirazın iptali talebiyle dava açmış, davalı taraf davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, denetime elverişli bilirkişi heyeti raporu doğrultusunda ürünün ayıplı olduğunun tespit edilmesine, süresinde ayıp ihbarı yapılmasına, alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirmesi nedeniyle icra inkar taminatına hükmedilmemesinin isabetli olduğunun anlaşılmasına  göre davacı vekilinin ve davalı vekilinin  tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/10/2020 tarih, 2020/470 Esas ve 2020/623 Karar sayılı kararına karşı taraf vekillerinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 373,20 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>3-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 847,90 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 211,97 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 635,93 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>4-Taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>6-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 11/07/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d9351725bfc397e6","SID":"f7b903f83024ad3f"}}