{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/258 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1319<br>KARAR TARİHİ\t: 04/07/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/10/2020<br>NUMARASI\t\t: 2016/1337 Esas 2020/592 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 04/07/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 04/07/2024<br><br>Taraf vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket çim üretimi işi ile uğraştığını, davacı şirket sözlü sözleşme ile çim alanı yaptığını ve bu konuda faturalar düzenlendiğini, ancak davalı yanın faturaları ödememesi üzerine davaya konu edilen İzmir 7. İcra Müdürlüğü'nün 2016/11406 takip sayılı dosyası ile ilamsız takibe geçildiğini ancak davalı yanın itirazı üzerine takibin durduğunu, davalı yanın yapmış olduğu itirazın haksız olduğunu, üretilen çimlerin davalını satış yerinde teslim aldığını, davacı sorumluluğunun çimlerin davalı tarafından alındıktan sonra sona erdiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılan davayı kabul etmediklerini, davacı tarafından davalı şirkete gizli ayıplı mal teslim edildiğini ve bu ayıplı mal nedeni ile davalının asıl işveren ana müteahhite karşı zor durumda kaldığını, gelen çimler üzerine davacı tarafı 28.320,00-TL bedelli çek gönderildiğini, ancak gelen çimlerde ayıplar tespit edildiğini ve bu hususlar faturaya da şerh edilerek iade faturası düzenlendiğini, davacı yan ile mağduriyetin giderilmesi için ne kadar çözüm önerisi sunulmuş ise de davacı tarafın hiçbir şekilde çözüm için yaklaşımda bulunmadığını, davalı firmanın çeşitli zararları olduğunu, davacı tarafından gönderilen gizli ayıplı malların proje alanına serilmesi, işçilik bedeli ve nakliye bedeli olarak 33.426,20-TL ödendiğini, zararın karşılanması gerektiğini, sararan çimlerin kurtarılması için 4.548,20-TL gübreleme ve ilaçlama yapıldığını, bu zararın da karşılanması gerektiğini, kurtarılamayan çimlerin söküm işlemi için 13.056,00-TL harcama yapıldığını, bu zararın da karşılanması gerektiğini, gizli ayıplı mal nedeni ile haksız olarak davacı firmaya 28.320,00-TL çek karşılğı ödeme yapıldığını, sökülen çimlerin yerine temin edilen çimler nedeniyle 8.162,50-TL fazla ödeme yapıldığını, sararan çimlerin yerine yeni çimlerin ekim işlemi için 4.000,00-TL kardan mahrum kaldığını, toplamda 91.512,70-TL zararı olduğunu belirterek asıl davanın reddine, karşı dava yönünden 91.512,70-TL zararın dava tarihinden işleyecek reeskont faizi ile davacıdan alınarak davalıya verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>MAHKEMECE: \"..., Dava, davacı tarafından İzmir 7. İcra Müdürlüğünün 2016/11406 Esas sayılı icra takibine davalı tarafın itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. <br>Dava dilekçesi davalıya 25.11.2016 tarihinde tebliğ edilmiş ve davalı taraf  30.11.2016 tariihnde harcını da ödemek suretiyle hem davaya cevaplarını sunmuş ve hem de 91.512,70-TL tutarlı karşı dava olarak alacak davası ikame etmiştir. <br>Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları kapsamında İstanbul Anadolu 2. Ticaret Mahkemesinin 2017/93 Talimat sayısı ile alınan 27.12.2017 tarihli bilirkişi raporu ile davalı defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, davalı tarafın cari hesap dökümüne göre toplamda 4.531,94-TL toplam alacağın bulunduğu bildirilmiştir. <br>Taraf vekillerinin söz konusu rapora itirazı üzerine 03.09.2018 tarihli bilirkişi raporuna göre bilirkişinin uzmanlık alanı dışında bulunan zirai konu için ayrıca değerlendirme yapılması gerektiği bildirilmesi üzerine, İstanbul Anadolu 2. Ticaret Mahkemesinin 2019/63 Talimat sayılı dosyası ile 24.10.2019 tarihli bilirkişi heyetinden rapor alınmış ve bu rapora göre; hazır çim emtiasının davalı karşı davacı tarafa sağlıklı bir şekilde teslim edildiği, çim aplikasyonu sırasında eksik yapılan kültürel işlemler neticesinde döşenmiş rulo çimin bozulmuş olduğu, davalı karşı davacı tarafın davacı karşı davalı tarafa 14.868,00-TL borcunun bulunduğu bildirilmiştir. <br>Söz konusu rapora itiraz üzerine İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/83 Talimat sayılı dosyası ile 17.01.2020 tarihli ek bilirkişi raporu alınmış ve ek rapora göre de sonucun değişmediği anlaşılmıştır. <br>Mahkememiz 2016/1337 Esas Sayılı ASIL DAVA YÖNÜNDEN;<br><br>Basit yargılama usulünü düzenleyen 6100 sayılı HMK'nun 320/4. Maddesi aynen \"Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır\" şeklindedir. <br>Dolayısıyla dava dosyası hakkında 26.04.2019 tarihinde işlemden kaldırılmasına karar verildiği ve davanın 29.04.2019 tarihinde yenilendiği anlaşılmaktadır. Ardından 10.09.2019 tarihinde yeniden takipsiz bırakılmıştır. Bu nedenle artık yenileme mümkün olmadığından davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir. Dosyamız kapsamında yer alan tensip tutanağının başlık kısmında yazılı yargılama usulü şeklinde yer alan ifadenin bu durumu değiştirmeyeceği açıktır. 2016 yılında mahkememizde açılan davanın 2019 yılında 6100 sayılı HMK 150. Madde gereğince işlemden kaldırılma ve takipsiz bırakma işlemleri zamanında basit yargılama usulüne tabi olduğu, basit yargılama usulünde ise bir dosyanın ikinci kez takipsiz bırakılması durumunda davanın açılmamış sayılacağına karar verileceği anlaşılmakla asıl davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir. <br>Mahkememiz 2016/1337 Esas Sayılı KARŞI DAVA YÖNÜNDEN;<br>Dava dilekçesinin 25.11.2016 tarihinde davalı tarafa tebliği üzerine davalı tarafça 30.11.2016 tarihinde 91.512,70-TL harca esas bedel üzerinden karşı dava açılmıştır. <br>Asıl davanın davalısı karşı davanın davacısı ... Şirketi'nin ünvanı ... AŞ olarak değiştirilmiştir. <br>İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/93 Talimat sayılı dosyası üzerinden alınan 27.12.2017 tarihli bilirkişi raporuna göre; karşı davacı şirketin defterlerinin usulğne uygun olarak tanzim edildiği ve defterlere göre karşı davacı ... Şirketinin karşı davalıdan 4.531,94-TL alacağının bulunduğu ticari defterlere işlenmiş olan cari hesap kayıtlarından anlaşıldığı bildirilmiştir. <br>İstanbul Anadolu 2. Ticaret Mahkemesinin 2019/63 Talimat sayılı dosyası üzerinden alınan 24.10.2019 tarihli bilirkişi heyeti raporuna göre; Hazır çim emtiası davalı karşı davacı tarafa sağlıklı teslim edilmiş, çim aplikasyonu sırasında eksik yapılan kültürel işlemler neticesinde döşenmiş rulo çimin bozulmuş olduğu, dolayısıyla defter incelemelerine göre de davalı-karşı davacı ... Şirketinin davacı yanan 14.868,00-TL borcunun bulunduğu belirtilmiştir. <br>Bu bilirkişi raporuna itiraz üzerine dosyamız kapsamında yazılan talimat neticesinde İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/83 Talimat sayılı dosyası üzerinden alınan 17.01.2020 Tarihli ek bilirkişi heyet raporu ile 24.10.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda bir değişiklik olmamıştır. <br>Tüm bunlara göre; Taraflar arasında sözlü olarak yapılan çim üretim işine ilişkin sözleşme yapıldığı, bu sözleşme üzerine üretilen rulo çimlerin teslim edildiği, çimlerin aplikasyonu sırasında eksik yapılan kültürel işlemler neticesinde çimlerin bozulduğu bilirkişi raporu ile sabittir. Bu şekilde ortaya çıkan maddi duruma karşılık asıl davanın davalısı - karşı davanın davacısı ... Şirketinin (yeni ünvanı ... AŞ) alacağının bulunmadığı da belirlendiğine göre karşı davanın esastan reddi gerekmiştir,\" gerekçesi ile, \"Mahkememiz 2016/1337 Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülen; asıl davanın 6100 sayılı HMK'nun 320/4. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, karşı davanın esastan reddine,\"şeklinde karar verilmiştir.<br>Karşı dava yönünden mahkeme kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davacı karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  yerel mahkemenin, asıl davada, 2016 yılında yazılı yargılama usulünde açılan davanın, 2019 yılında 6100 sayılı HMK 150. Madde gereğince işlemden kaldırma ve takipsiz bırakma usul işlemlerinin basit yargılama usulüne tabi olduğu, bu sebeple ikinci kez takipsiz bırakılan davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, karşı davada; davaya konu çimlerin davalı-karşı davacının kusuru ile bozulduğunun bilirkişi raporu ile sabit olduğundan bahisle davanın esastan reddine karar verdiğini, karşı davada, esastan red gerekçesine rağmen  taraflarına hükmedilen maktu vekalet ücreti kararının kabullerinde olmadığını, karşı davanın esastan reddine karar verilmekle beraber,hüküm fıkrasının B/3. Maddesinde (\"...AAÜT 'nin 13/4 maddesi gereğince belirlenen 3400,00-TL. Maktu vekalet ücretinin ..\" )  vekalet ücretinin maktu olarak hesaplanması hatalı olup, esasa girilerek reddine karar verilen  karşı  davada,  dava değeri üzerinden nispi olarak hesaplanacak vekalet ücreti verilmesinin gerektiğini, yerel mahkeme'nin istinaf konusu dışındaki red gerekçesinin yasaya uygun olup bir diyeceklerinin olmadığını beyanla karşı dava yönünden maktu vekalet ücreti hükmünün kaldırılarak dava değeri üzerinden nispi vekalet ücretine göre yeniden yargılama yapılarak talepleri gibi karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. <br>Davalı karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin 2016/1337 E. ve 2020/592 K. sayılı ilamı ile asıl davanın takipsiz bırakılması nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına ve karşı davanın ise karşı davacının diğer taraftan herhangi bir alacağının bulunmaması nedeniyle esastan reddine karar verildiğini, yerel mahkemenin asıl davanın açılmamış sayılmamasına dair kararının hukuka uygun ve yerinde olup, bu karara karşı istinaf kanun yoluna müracaat edilmediğini, ancak, yerel mahkemenin karşı davalarının  esastan reddine dair kararının açık bir şekilde hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ayrıca, söz konusu yargılama ve ilamda adil yargılanma hakkının defalarca ihlal edildiğini, öncelikle yerel mahkeme ilamının gerekçesiz olduğunun açık olduğunu, müvekkili şirketin lehine olan delil tespiti dosyasının yerel mahkeme tarafından yok sayıldığını, karşı davalının çim üretim isiyle uğraştığını, müvekkili şirketin de peyzaj işleri yaptığı, karşı davacı müvekkil şirket tarafından karşı davalıya Bodrum’da uygulanmak üzere rulo çim siparişi verildiği ancak çimlerin Bodrum yaz sıcaklarına dayanıklı olmadığı, yazın sararan bir çim türü olduğu bu nedenle insanların yazlıklarına geldiği yaz dönemindeki sıcaklarda  çimlerin sararıp solduğu hususunun dosyaya sunulan deliller ve dinlenen tanıkların beyanları ile ortaya çıktığını, sonuç olarak, karşı taraftan alınan çimin farklı tarihlerde sevk edilmesinden sonra alana uygulanmasına ve uzunca bir zaman çimlerin sağlıklı bir gelişim göstermesine  rağmen -temmuz sıcakları ile birlikte- serilen alanının tamamında ve aynı anda solmasının  çimin sağlıklı ve Bodrum şartlarına uygun olmadığını gösterdiğini, müvekkiline Bodrum şartlarına uygun çim teslim edilmesi gerekirken bu nitelikte çimin teslim edilmediğini, dava konusu ayıplı çimlerin yaz sıcaklarının gelmesi ile eş zamanlı ve topyekûn kuruduğunu, bunun yanında, yerel mahkeme ve bilirkişinin, karşı tarafça uygun nakliye yöntemleri kullanılıp kullanılmadığı ve çimin yetiştiği alandan sökülmesinden itibaren uygun sürede müvekkiline teslim edilip edilmediği, davacı – karşı davalı tarafından coğrafi ve iklimsel şartlara uygun çim tohumu kullanılıp kullanılmadığı, bu olgunun davaya konu mağduriyet ile arasındaki illiyet bağı   irdelenmeyip, değerlendirilmediğini belirterek yerel mahkeme ilamının -sadece- karşı davalarının  reddine ilişkin kısmının kaldırılarak karşı davalarının dava dilekçeleri doğrultusunda külliyen kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. <br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br><br>Asıl dava, satım sözleşmesinden kaynaklı icra takibine yapılan itirazın  iptali, karşı dava  ayıplı ürün iddiasına dayalı zararın giderilmesi  istemine ilişkindir.<br>Mahkemece asıl davanın açılmamış sayılmasına, karşı davanın reddine karar verilmiş, asıl davaya ilişkin hüküm kesinleşmiş, karşı davaya karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, karşı dosya davacısı tarafından ürünün ayıplı olduğunun ispatlanamamasına, denetime elverişli bilirkişi heyeti raporu doğrultusunda karar verildiğinin anlaşılmasına, ayıplı ürün kaynaklı zararın tazmini talebiyle  açılan karşı dava tümden reddedildiğinden vekalet ücretinin maktu belirlenmesinin yerinde olmasına göre karşı dosya davacı vekilinin ve davalı vekilinin  tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM     : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/10/2020 tarih, 2016/1337 Esas ve 2020/592 Karar sayılı kararına karşı taraf vekillerinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Karşı davada; istinaf kanun yoluna başvuran davacı-karşı davalı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 368,30 TL'nin davacı-karşı davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Karşı davada; istinaf kanun yoluna başvuran davalı-karşı davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 373,20 TL'nin davalı-karşı davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>4-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, <br>5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,<br>6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,<br>7-Kararın tebliği, kesinleştirme ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 04/07/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4d01582d2b851c98","SID":"4eb74c8ac70aa344"}}