{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/689 <br>KARAR NO: 2024/774<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2020/151<br>KARAR NO: 2021/35<br>KARAR TARİHİ: 19/01/2021<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 29/05/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinden ... Ltd. Şti.'nin, davalı şirket ile birleşerek terkin olunan ... San. Ve Tic. AŞ'ye 2016 yılı boyunca mali müşavirlik hizmeti verdiğini, diğer müvekkili ... A.Ş.'nin ise Aralık 2016'da yine aynı şirkete, Nisan-Eylül 2019 tarihleri arasında ise davalı şirkete mali müşavirlik hizmeti verdiğini, davacıların sağlamış oldukları hizmet sebebiyle hak kazandıkları alacakları için düzenlenen faturaların ödenmemesi sebebiyle davalı hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasından  icra takibi başlatıldığını, icra takibinin  davalının itirazı sebebiyle durduğunu beyanla,  davanın kabulü ile itirazı iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20.den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket ile davacı şirket arasında gerçekleştiği iddia edilen hizmet sözleşmesinin kurulmadığını, davacılar tarafından hizmet verilmediği için davalının borcunun bulunmadığını, mahkemenin sözleşmenin kurulduğu kanaatine varması halinde ise hizmet ilişkisinin konusu olan edimin davacı tarafından ayıplı olarak ifa edildiğini, bu nedenle davacının herhangi bir alacağının bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; \"...HMK 222(1).madde gereğince Mahkeme ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, davacı ve davalı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu, davacı tarafın kendi defterlerine göre alacaklı göründüğü miktarlar kadar davalı tarafın kendi defterlerine göre borçlu göründüğü, tarafların BA ve BS formlarının da birbiriyle örtüştüğü, davalının hizmetin ayıp, eksik olduğu iddialarını ispat edemediği, HMK 222/3. Maddesinde \"İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.\" hükmü de dikkate alınarak usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulü yolunda hüküm kurulmuştur.Dosya kapsamında davalıyı temerrüde düşürücü bir ihtar bulunmamaktadır. Takip öncesi temerrüt faizi talep edilebilmesi için davalının TBK. 117 (eski TBK. 101) maddesi uyarınca temerrüt ihtarnamesi ile temerrüde düşürülmesi ya da borcun ödeneceği günün tarafların anlaşmasıyla kesin olarak belirlenmesi (TBK. m. 117/2) şarttır. Takibe kadar işlemiş faize yönelik davalı itirazının haklı olduğu değerlendirilerek takibe kadar işlemiş faiz tutarı bakımından davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin  kabulüne kararı verilmiştir.\" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile itirazın asıl alacak yönünden iptaline, işlemiş faiz isteminin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; davalının faturaların tebliğini izleyen 30 günün ardından temerrüde düştüğünü, bu nedenle mahkemece faiz isteminin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek işlemiş faiz yönünden kararın kaldırılmasını davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafça dava dilekçesinde cari hesap, faturalar, ticari defterler ve sözleşme delil olarak bildirilmediğinden mahkemece bu belgelerin dikkate alınamayacağını, faturaların defterlere kaydedilmesinin hizmetin eksiksiz ve tam olarak verildiği anlamını taşımadığını, hizmetin verildiğinin davacı tarafça ispatlanması gerektiğini, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır. Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile; davacılar ... Denetim A.Ş. ve ... Ltd. Şti. tarafından davalı aleyhine, her bir davacının alacağı ayrı ayrı belirtilmek suretiyle; -Davacı ... Ltd. Şti. yönünden 8.569,44 TL (muhasebe hizmet bedeli) asıl alacak, 3.536,77 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 12.106,21 TL alacağın, -Davacı ... Denetim A.Ş. yönünden 1.203,60 TL (aralık 2016 hizmet bedeli) asıl alacak, 492,58 TL işlemiş faiz ve 33.018,83 TL (nisan-eylül 2018 hizmet bedeli) asıl alacak, 4.459,80 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 39.174,81 TL alacağın tahsili istemiyle birlikte icra takibi başlatılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 57 ve 58.maddelerinde ihtiyari dava arkadaşlığı düzenlenmiştir.  HMK'nın 57. maddesinde; \"Birden çok kişi, aşağıdaki hâllerde birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir: a) Davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması. b) Ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri.c) Davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması\",HMK'nın 58. maddesinde ise; \"İhtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsızdır. Dava arkadaşlarından her biri, diğerinden bağımsız olarak hareket eder.\" hükümlerine yer verilmiştir.Bu hükümler uyarınca birlikte dava açma hakkına sahip olanların her biri ayrı ayrı dava açabilecekleri gibi isterlerse birlikte de dava açabilirler ve davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı doğar.Medeni usul hukukumuzdaki dava arkadaşlığında (HMK m.57 vd) olduğu gibi icra takiplerinde de bazı hallerde takip arkadaşlığı mümkündür; yani alacaklı veya borçlu tarafta birden fazla kişi bulunabilir. (Prof.Dr.Baki Kuru, Av.Burak Aydın, İcra Ve İflas Hukuku, 6. Baskı, s.73) Takip arkadaşlığından kasıt, icra takibinin aktif (alacaklı) veya pasif (borçlu) tarafında ya da her iki tarafında, birden fazla kişinin alacaklı yahut borçlu olarak yer almış olması halidir. Eğer, bir takipte alacaklı olarak birden fazla şahıs bulunuyor ise aktif takip arkadaşlığı, borçlu birden fazla ise pasif takip arkadaşlığı söz konusu olur (Timuçin Muşul, İcra ve İflas Hukuku, s.159) Alacaklılar arasında takip arkadaşlığı; Birden fazla alacaklının (aynı sebepten doğmuş olsa bile, karş: HMK m.57/c), müstakil alacaklarından dolayı, aynı borçluya karşı birlikte (yani bir tek takip talebi ile) takip yapabilmeleri imkanı, İİK tarafından öngörülmemiştir; mümkün değildir. Buna karşılık maddi hukuka göre, alacaklılar arasında takip arkadaşlığının mümkün olduğu haller vardır. Bu da, mecburi ve ihtiyari olmak üzere iki şekilde olur. (Prof.Dr.Baki Kuru, Av.Burak Aydın,  İcra Ve İflas Hukuku s.73) 1-Alacaklılar arasında mecburi takip arkadaşlığı; Bu halde, birden fazla alacaklı, borçluya karşı birlikte (bir takip talebi ile) icra takibi yapmaya mecburdur; misal: kira sözleşmesinde birden fazla kiraya veren varsa, ilamsız tahliye takibinin (m.269 vd) kiraya verenlerin tümü tarafından (birlikte) yapılması zorunludur (mecburi dava arkadaşlığı). (s.73) 2-Alacaklılar arasında ihtiyari takip arkadaşlığı; Burada alacaklılar, bir borçluya karşı ayrı ayrı icra takibi yapabilecekleri gibi, birlikte (bir takip talebi ile) de borçluyu takip edebilirler; mesela, müteselsil alacaklılarda olduğu gibi (BK m.169) (s.74) Takip dosyası ve ekinde yer alan cari hesap kayıtları ile faturalar incelendiğinde; davacı ... Müşavirlik Ltd. Şti.'nin alacağının bu şirket tarafından verilen mali müşavirlik hizmeti nedeniyle düzenlenen faturalardan kaynaklandığı, davacı ... Denetim A.Ş.'nin alacağının bu şirket tarafından verilen tasdik hizmeti nedeniyle düzenlenen faturalardan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 15/04/2014 tarihli 2013/8713 E. 2014/2961 K. sayılı kararında; \"...Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; geçerli ve usulüne uygun bir takip bulunmasının itirazın iptali davasının ön şartı olduğu, davacı kooperatif, davalı kooperatiften ihraç edilen ortakların iadesi gereken alacaklarını geçerli olarak temlik almış olmakla birlikte, temlik aldığı her bir ortak alacağının tahsili için ayrı bir takip yapması gerekirken, durumları birbirinden farklı olan ve aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayan tüm ortakların alacaklarını birleştirerek tek bir icra takibi ile talepte bulunduğundan, ortada geçerli ve usulüne uygun bir takip bulunmadığı ve dava şartının oluşmadığı, bu nedenle davalı takibe itirazında haklı olmakla birlikte, davacının takipte kötüniyetli olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davanın ve davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.Medeni usul hukukunda olduğu gibi icra hukukunda da alacaklı ve borçlu tarafta birden fazla kişinin yer alması, yani takip arkadaşlığı mümkündür. Ancak, takip arkadaşlığı dava arkadaşlığına nazaran daha sınırlı hallerde söz konusu olur. Birden fazla alacaklının alacağı aynı sebepten doğsa bile borçluya karşı ayrı ayrı takip yapmaları gerekir. İhtiyari dava arkadaşlığının nedeni usul ekonomisidir. İcra hukukunda buna takip ekonomisi denebilir. İhtiyari dava arkadaşlığının olduğu hallerde ihtiyari bir takip arkadaşlığı takip ekonomisine uygun düşmeyecektir. Örneğin, ihtiyari dava arkadaşlığı bulunan borçlulara karşı birlikte takip yapılması halinde her borçlu farklı şekilde takibe karşı koyabilecek ve bu takipleri birlikte yürütmek mümkün olmayacaktır. Keza birden fazla alacaklının birlikte takip yapması halinde, borçlunun her alacaklıya karşı ayrı itirazı söz konusu olabilir. Bu itirazların her biri ayrı sebeplere göre incelenip sonuca bağlanacağından, takiplerin birlikte yürütülmesinin hiçbir anlamı olmayacak, diğer anlatımla takip ekonomisinden söz edilemeyecektir. İcra hukukunda ihtiyari takip arkadaşlığının olumlu yönleri bulunmamaktadır. Çünkü, her bir takip arkadaşı diğerinden bağımsız hareket edebildiğinden her birinin takibe itirazı ve takibin daha sonraki aşaması birbirinden bağımsız yürüyecek ve çoğu kez ortak bir işlem olmayacaktır.(Pekcanıtez, Hakan/ Atalay, Oğuz/ Özkan Sungurtekin, Meral/ Özekes, Muhammet, İcra ve İflas Hukuku, 11. Baskı, Ankara, 2013, sf.163-164; Kuru/ Baki, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara, 2013, sf.167) Bu açıklamalara ve dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca, mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Bu durumda mahkemece, karar tarihinde yürürlükte olan HMK'nın 114/2. madde hükmü uyarınca dava şartı noksanlığı bulunduğu gerekçesiyle, davanın anılan 115/2. madde hükmü uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekirken, usulüne uygun bir takip yapılmadığından dava şartı oluşmadığı hükmün gerekçe kısmında kabul edilmiş olmasına rağmen davanın usulden reddine karar verilmemesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilmesi suretiyle hükmün onanması...\" yönünde karar verilmiştir. Yine Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 06/11/2014 tarihli 2014/1337 E. 2014/7035 K. sayılı kararında da aynı hususlara işaret edilmiştir. Somut olayda; davacı alacaklılar arasında zorunlu takip arkadaşlığı olmadığı gibi ihtiyari takip arkadaşlığı dahi mevcut değildir. Tek ortak nokta borçlunun aynı olmasıdır. Bu durumda davacıların birlikte icra takibi başlatmaları mümkün olmadığından, her bir davacı tarafından ayrı ayrı icra takibi başlatılması gerekmektedir. Ancak birlikte icra takibi başlatmış olmaları karşısında, usulüne uygun başlatılan bir icra takibi olmadığından, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece yukarıda yazılı olduğu şekilde hüküm tesis edilmesi hatalıdır. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf talebinin 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş, davalı vekilinin istinaf talebinin ise kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde yeniden hüküm tesis edilmiştir. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE 2-Davalı tarafın istinaf talebinin HMK'nın 353/1.b.2 bendi uyarınca KABULÜ ile İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/151 E. 2021/35 K. sayılı 19/01/2021 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLMESİNE, a-Davanın, 6100 sayılı HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava  şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 3-İlk derece mahkemesi yargılama giderleri yönünden, a-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu karar harcının davacılar tarafından peşin yatırılan 899,58 TL harçtan  mahsubu ile bakiye 471,98 TL'nin istemi halinde davacılara iadesine, b-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, c-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince  17.900,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, d-Yatırılan gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,4-İstinaf yargılama giderleri yönünden, a-Taraflarca yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının, davacı tarafça yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, c-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının, davalı tarafça yatırılan 731,00 TL'den mahsubu ile bakiye 303,40 TL'nin davalı tarafa iadesine, ç-Davalı tarafından sarfedilen 638,20 TL (istinaf harcı ve posta masrafı) istinaf yargılama giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,d-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iadesine,e-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,f-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 29/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b9f4ef96da2ec889","SID":"2f6f5d441dce6f0b"}}