{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ... (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/11/2022<br>NUMARASI\t\t:  Esas  Karar<br><br>İSTİNAF EDEN DAVACI\t: ... - (T.C Kimlik No:  ... )<br>VEKİLİ\t: Av. ... - <br><br>DAVALI\t: ... - (T.C Kimlik No: ... )<br>VEKİLİ\t: Av. ... -<br>DAVA\t\t: Sözleşmenin İptali<br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 08/07/2024<br>YAZIM  TARİHİ\t: 08/07/2024<br>Davacı tarafından davalı aleyhine Konya.. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan sözleşmenin iptali davasında 16/11/2022 tarihinde tesis edilen karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; <br>\tDAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın 1994 senesinden itibaren ...Pazarlama San. ve Tic. A.Ş.'nin ve 2003 yılından itibaren....Maddeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin ortağı olduğunu, bu şirketlerde önce pazarlama ve satış departmanında genel müdür-yönetici, son 5-6 yıllık döneminde mali ve muhasebe işlerden sorumlu genel müdür-yönetici  olarak görev yaptığını, müvekkilinin şirket müdürü ve hisselerini devrini yaptığı ...'u uzun zamandır tanıdığını, 1994 yılında .... A.Ş. şirketinde ortak olarak ticari hayata faaliyete başladıklarını, daha sonra ... A.Ş.'de ortaklıklarını devam ettirdiklerini, müvekkilinin (Bağkur) 4B kapsamında sosyal güvenlik primlerini ödediğini, emekliliği yaklaştığı için 4A (SSK) kapsamında emekli olabilmek için 25 yıllık ortağı ve çocukluk arkadaşı davalıya şirketlerdeki hisselerini sadece kağıt üzerinde tamamen güvene dayalı olarak devretmeyi teklif ettiğini, davalı ...'un getirdiği bir evrakı yol üzerinde ve araç üstünde okumadan güvenle imzaladığını, müvekkilinin davalı şirketteki ortaklığı ve görevleri bu imzadan sonra da fiilen devam ettiğini, ancak 2019 Nisan ayından itibaren davalıyla aralarında tatsız tartışmalar yaşandığını ve bunun üzerine müvekkilinin ortaklıktan ayrılmak istediğini, müvekkilinin şirketlerdeki ortaklık paylarından alacağının şirketlerin mal varlığı aktif değerlerine göre 4 milyon üzerinde olduğunu, davalının ise hisse bedeli için “100-150 bin TL vereceğini, müvekkilin kabul etmemesi üzerine daha sonra 275.000,00-TL al, evde otur, kullandığın POLO aracıda sana vereceğim, çalışmaya işçi olarak devam et aksi takdirde oda yok gibi” tekliflerde bulunduğunu, daha sonra her iki şirket için ayrı ayrı 500.000-TL teklif ettiğini, müvekkilinin bu teklifleri kabul etmediğini, aralarında tartışmalar yaşandığını, bunun üzerine müvekkilinin şirket hesabından teklif edilen tutarı ihtirazı kayıtlı olarak ortak olduğunu düşünerek hisse devrine istinaden ve mahsuben kendi hesabına EFT yaptığını, bunu fırsat bilen davalının müvekkili hakkında güveni kötüye kullanma suçlamasıyla Konya Cumhuriyet Başsavcılığının .... soruşturma sayılı dosyasıyla suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkilinin de davalı hakkında yaptığı eylemden dolayı aynı dosyada şikayetçi olduğunu, ayrıca güveni kötüye kullanma ve iftira suçu nedeniyle Konya Cumhuriyet Başsavcılığının .... soruşturma sayılı dosyasıyla suç duyurusunda bulunulduğunu, taraflar arasında usulüne uygun bir hisse devri olmadığını, hisse devir sözleşmelerinin hukuken geçeriz olduğunu, davalı tarafından Konya ..Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasıyla pay defterinin zayi olduğuna dair dava açtığını, davalının bu dava ile usulsüz devirle ilgili delillerin karartılmasını amaçladığını, müvekkilinin her iki şirkette de fiili ortaklığı devam ettiğini, müvekkilinin yapmış olduğu işlemlerdeki yetkileri ve her iki şirketin banka şifrelerinin müvekkilinde olduğunu, tüm şirket harcamaları ve para transferlerinin müvekkili tarafından bu şifrelerle gerçekleştirildiğini, müvekkilinin 1994 senesinden 2019 nisan ayına kadar satış faturalarının ve tahsilat dekontlarının tamamına yakınını bizzat kendi adına imzaladığını, ... A.Ş.'nin kullanmakta olduğu....numaralı sabit telefonun halen müvekkili adına kayıtlı olduğunu, müvekkilinin tamamen iyiniyet ve güvene dayalı olarak hiç bir bedel ödenmeden şirket hisselerini devrine dair yazıyı imzaladığını, müvekkilinin ortaklıktan çıkarılma işlemi ahlaka ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürerek müvekkilinin ortaklıktan çıkartılma işleminin iptali hisse devir sözleşmelerinin hükümsüz olduğunun tespitine, bunun mümkün olmaması halinde şirketlerin gerçek değeri ile müvekkilin ortaklık hisse bedelinin belirlenerek değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere  şimdilik ;Müvekkilin ... ... Mamuller Pazarlama San. Ve Tic. A.Ş. deki hisselerinin bedeli 151.000,00-TL ve ... Gıda Maddeleri Sanayi Ve Ticaret A.Ş.'deki hisselerinin bedeli 151.000,00-TL 'nin sözde devir tarihlerinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalı ... 'tan TAHSİLİNE ,mümkün olmaması halinde Gabin nedeniyle ... .... Pazarlama San. Ve Tic. A.Ş. Deki hisselerinin bedeli 151.000,00-TL ve ... Gıda Maddeleri Sanayi Ve Ticaret A.Ş.'deki hisselerinin bedeli 151.000,00-TL 'nin sözde devir tarihlerinden itibaren ticari faizi He birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.   <br>\tCEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacının, iddia ve beyanlarının hukuki dayanaktan yoksun, gerçeklere aykırı ve mesnetsiz olduğunu, 03.07.2017 tarihli anonim şirket hisse devir sözleşmelerinin birinin ... A.Ş.'de bulunan davacı hisselerinin 200.000 TL bedelle müvekkiline devrini, diğerinin ise ... A.Ş.'deki davacı hisselerinin 279.800  TL bedelle müvekkiline devrini içerdiğini, davacının, bu hisse devirlerini yapmadığı, yaptıysa bile evrakları okumadan imzaladığı yönündeki beyanlarının muğlak, izahsız, ispatı olmayan, dayanaksız, sadece söylemden ibaret bir iddia olduğunu, hisse devri sözleşmeleri dışında herhangi bir anlaşma olmamasına rağmen, şirketin kendisine güvenini kötüye kullanarak şirketin kendisine bildirdiği şifreler aracılığı ile şirket paralarını sözleşmeden yaklaşık 2 sene sonra kendi hesabına 1.000.000,00 TL  geçirdiğini, bu hususla ilgili suç duyurusunda bulunulduğunu, davacının gabin olayının gerçekleştiğinden bahisle sözleşmenin iptalini isteminde davacının, orantısızlığın sebebini açıklamadığını, şirketin değeri ile hisse senedinin değeri arasında kurmuş olduğu bağlantının bir anlam ifade etmediğini, müvekkilinin sahibi olduğu şirketlerde müvekkilinin, şirketlerin kuruluş ve devirlerinden itibaren kesintisiz tek yetkili ve yaklaşık 490 hisse sahibi olduğunu bu nedenle davacının hisselerinin reel olarak bir karşılığının olmadığını, davacının hisse bedellerinin karşılığını nominal değerin üstünde 500.000,00 TL olarak aldığını, bu hususu dava dilekçesinde ikrar ettiğini, 6762 sayılı TTK.'da düzenlenen anonim şirketle ilgili kurallara göre, 5 ortaktan daha az bir sayı ile anonim şirket kurulamayacağından, davacının abisi ile müvekkilinin yakın arkadaşı davacının, ekonomik sıkıntıları ve ailevi problemleri nedeniyle ödeme yapmadan şirkete hissedar olduğunu, sadece sayıyı tamamlamak için kendisine pay verildiğini, davacının şirkette bir ortak gibi değil çalışan olarak bulunduğunu, bu nedenle de şirketteki hissesinin reel bir karşılığı olmadığını, davacının, çalışan olarak, 4 yıl müvekkilin ve 17 yıl da kardeşinin eşinin, evlerinde kira ödemeden uzun yıllar kaldığını, şirketin arabalarını kullandığını, davacıya, şirketlerin bir çalışanı gibi davranıldığını, ayrıca davacının hem kendi düğünü hem oğlunun sünnet düğününde müvekkilin ciddi katkıları olduğunu bütün bunlar bir arada değerlendirildiği zaman davacının, hisse satın alabilecek ekonomik gücünün olmadığı açıkça ortaya çıktığını,  davacı hisselerinin karşılığını nominal değerin üstünde aldığını, hisse devir belgelerinde \"...bütün aktifi ve pasifi ile nominal değerden devrettim...\" sözü ile hisse devirleri nedeniyle bir oransızlık bulunmadığını, davacının deneyimsiz veya düşüncesiz biri olmadığını, basiretli tüccar gibi davranma yükümlülüğünün olduğunu, sadece edimler arasında aşırı oransızlık nedeniyle sözleşmenin iptalini veya butlanını istemesi mümkün olmadığını, hisseleri devretme teklifini davacının yaptığını, davacının bilinçli hareket ettiğini, sadece evrakları imzaladığını iddia eden davacının şirket karar defterinde, kendi hisselerinin devirlerine ilişkin karar altında imzasının bulunduğunu, bu işlemleri bilerek ve isteyerek yaptığını, davacının imzaladığı evraklardan sonra yaklaşık 2 yıl daha şirkette 4A sigorta kaydı ile çalışmaya devam ettiğini, hisse devir sözleşmesi de niteliği itibariyle sözleşme olması itibariyle de sözleşmenin düzenlendiği anda alıcı ve satıcı borçlarını aynı anda ifa ile yükümlü olduğunu, sözleşmede kararlaştırılan bedel sözleşme kurulurken ifa edildiğini, davacının, devir beyanlarında “...bugünkü tarih itibariyle bütün aktifi ve pasifi ile nominal değeri üzerinden devir ettim. Devir bedelini kendisinden nakten ve tamamen aldım. Bu hususta bir alacağımın kalmadığını, devre bahis hisselerin bugünden sonra devir alan'a ait bulunduğunu...” beyanını imzası ile “...kabul, beyan ve taahhüt...” ettiğini, davacının, bedelleri almadığı beyanının muteber bir yanı bulunmadığını, şirketlerin aktifleri ile ilgili olarak araştırmanın, davacının hisse devirlerini yaptığı ve bedelinin ödendiği tarih olan 03.07.2017 tarihi baz alınması gerektiğini, TBK. mad. 28/2'ye göre aşırı yararlanmaya ( gabin ) ilişkin davada hak düşürücü sürenin bir yıl olduğunu, davacının, 03.07.2017 tarihinde devrettiği hisselere ilişkin işbu dava için arabuluculuk başvuru tarihinin 29.07.2019 olduğunu,  hisse devirlerin üzerinden 2 yıldan fazla bir zaman geçtikten sonra ikame edilen işbu davada davacının, iddialarının dinlenmesi usul hükümleri gereği hukuken imkansız olduğunu, davacının hisse devirlerine ilişkin sözleşme ve devamı belgeleri imzaladığı tarihten itibaren bilgi sahibi olduğunu, müvekkilinin ... A.Ş. ve ... A.Ş.'nin münhasır tek sahibi olduğunu, davacının ve daha evvel şirkette hissedar bulunup ayrılanlar ile halihazır hissedarların tamamı gerçek hissedar olmadığını, ... A.Ş.'nin 1991 yılında kurulduğunu, davacının, 1994 yılında hiçbir ayni ve/veya nakdi bedel ödemeksizin hissedar edildiğini, 27.07.2002 tarihinde müvekkilinin, ... A.Ş.'yi, satın aldığını, devir tarihlerinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK gereği Anonim Şirketlerin minimum 5 ortaklı olma zorunluluğu nedeniyle müvekkilinin güvendiği kişilere göstermelik hisseler veridiğini, davacının, şirketin tüm nakdi sermayesini zimmetine geçirerek şirketi batağa sürüklemeye çalıştığını, müvekkilinin hukuki mücadeleyi başlatması üzerine davacının, müvekkilini tehditlerde bulunduğunu, davacının, tüm belgeleri şahitler huzurunda bizzat imzaladığını, müvekkilinin, zayiine karar verilmesini istediği evrakları davacının, müvekkilinin şikayetçi olduğu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyasına sunduğunu, banka şifrelerinin ilk telefon bankacılığı oluşturulduğu andan itibaren davacıda olduğunu, müvekkilinin, şirket hesaplarından kendi hesabına para aktarmasına/zimmetine geçirmesine kadar davacıya olan güvenini sorgulamadığını, davacının, işle ilgili yaptığı hiçbir iş, müvekkilinin izni ve onayı olmaksızın yapılmadığını, davacının, kendi adına kayıtlı banka hesabından şirket adına yaptığını iddia ettiği ödemelerin karşılığını da şirketten nakit olarak aldığını, davacının, şirket adına telefon aboneliği tesis edecek yetkisi olmadığını, söz konusu hattın alındığından müvekkilinin haberinin olmadığını, bahsi geçen hattın internet hattı olarak sadece davacı tarafından kullanıldığını, davacının, HMK.'nın 29. maddesi gereği dürüstlük kuralına aykırı söylem ve bilgilendirmelerde bulunduğunu, şirket hesaplarından kendi hesabına 1.000.000,00 TL parayı aktardıktan sonra kendisine kanun maddelerinden çareler aradığını, herşeyi bilerek tecrübeli bir şekilde bilinçli yaptığını savunarak davanın reddine karar  verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"....davacı vekilince davalı aleyhine açılan bu davada; taraflar arasında düzenlenen ve dava dışı ... Tarımsal Endüstriyel Mamuller Pazarlama San. Tic. A.Ş. ve ... Gıda Mad. San. ve Tic. A.Ş.'deki davacıya ait hisselerin davalıya devrine yönelik 2 ayrı hisse devri sözleşmesinin TBK 27. maddesi gereğince ahlaka aykırılık seviyesinde bir nisbetsizlik bulunmasından bahisle hükümsüz olduğunun tespiti ve sözleşmenin iptali, bu taleplerin kabul edilmemesi halinde dava dışı şirketlerdeki müvekkilinin gerçek hisse değerlerinin belirlenerek davalıdan tahsili talep edilmiş olup; davalı vekilince ilk olarak hak düşürücü süre itirazında bulunmuş, esastan da davacının dava dışı şirketlerde gerçek bir ortaklığının bulunmadığı, taraflar arasında yapılan hisse devir sözleşmesinin TBK 26. ve Anayasa'nın 48. maddelerine uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi talep edilmiştir.<br>\tCelbedilen Konya Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarına göre hisse devir işlemi öncesinde  dava dışı ... Gıda Mad. San. Ve Tic. A.Ş.'de %10, ... Tar. End. Mam. Paz. San. Tic. A.Ş.'de %13,99 pay sahibi olduğu anlaşılmıştır.<br>\tDavalı vekilinin hak düşürücü süre içinde dava açılmadığı iddiasının incelenmesinde; TBK 28/2. maddesi gereğince bir sözleşmede karşılık edimler arasında açık bir orantısızlık var ise zarar görenin bu haklarını, düşüncesizlik ve deneyimsizliği öğrendiği, zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan  kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabileceğinden ve davada 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolmadığı anlaşıldığından bu itirazın reddine karar vermek gerekmiştir.<br>\tEsastan yapılan değerlendirmede; anonim şirketlerde payın devri TTK 489. - 500. maddelerinde düzenlenmiştir. Dava dışı ... Gıda Mad. San. Ve Tic. A.Ş.'nin ana sözleşmesine göre bu şirketteki hisselerin nama yazıldığı, ... Tar. End. Mam. Paz. San. Tic. A.Ş.'nin hisselerinin hamiline yazıldığı olduğu belirtilmiş ise de; dava dışı şirketlerdeki payların hisse senedine bağlanmadığından taraflar arasında çıplak payın, yani hisse senedine bağlanmamış payın devrinin söz konusu olduğunun kabulü gerekmiştir.<br>\tHisse senedine bağlanmayan payın (çıplak payın) devrine ilişkin TTK'da özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle bu payların devri genel hükümler çerçevesindeki alacağın temliki hükümlerine tabi olacaktır ve bu payın şirkete karşı gibi sürülmesi için şirket pay defterine işlenmiş olması gerekir.<br>\tSomut uyuşmazlıkta davacı ile davalı arasında davacının dava konusu 2 şirketteki hisselerinin davalıya devrine ilişkin 03.07.2017 tarihinde 2 adet adi yazılı hisse devri sözleşmesi yapıldığı ve bu devirlerin davalı şirketlerin 03.07.2017 tarih ve 4 nolu yönetim kurulu kararlarıyla onaylandığı ve bu kararlar altında davacının imzasının bulunduğu ve yargılama aşamasında davacı vekilince 03.12.2021 tarihli duruşmada bu karar defterindeki müvekkilinin imzasına açıkça bir itirazlarının bulunmadığı bildirildiğinden, söz konusu hisse devirlerinin dava dışı şirketler yönünden geçerlilik koşullarının bulunduğu kanaatine varılmıştır.<br>\tCelbedilip incelenen Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 2.... ve 2....soruşturma sayılı dosyalarının kapsamı ve Konya ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasına göre; şüpheli ... hakkında hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçlarından kamu davası açıldığı ve ceza dosyasının yargılanması sırasında mahkememizin bu dosyasının neticesinin beklenilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.<br>\tDavacı vekilince taraflar arasında yapılan hisse devri sözleşmelerinde edimler arasında aşırı nisbetsizlik bulunmasından dolayı sözleşmenin gabin ve ahlaka aykırılık nedenleri ile hükümsüz olduğunun tespiti ve iptali talep edilmiş ise de; BK. 28. maddesinde gabinin gerçekleşmesi için sadece edimler arasındaki nisbetsizliğe dair objektif unsurun gerçekleşmesi yeterli değildir. Aynı zamanda bu durumun davacının tecrübesizliğinden kaynaklanması ve somut olarak bir müzayaka halinin de mevcut olması gerekir. Bu hususlar gabinin subjektif şartlarıdır ve mahkememizce resen nazara alınması gerekmektedir.<br>\tSomut uyuşmazlıkta davacı vekili dava dilekçesinde ve yargılamanın her aşamasında davacının dava dışı şirketlerde bir fiil çalıştığını, önce bu şirketlerde pazarlama ve satış departmanlarında genel müdür olarak yöneticilik yaptığını, son 5-6 yıllık dönemde ise mali ve muhasebe departmanlarında genel müdür olarak yöneticilik yaptığı ileri sürüldüğünden davacının dava dışı şirketlerin gerçek mali yapısının ve hisselerinin değerlerini en iyi bilebilecek konumda olduğu ve bu haliyle bir tecrübesizliğinin bulunmadığının kabulü gerekmiştir. O nedenle de davalının davacıyı hisselerinin gerçek değeri konusunda uyarmasına ihtiyacın bulunmadığı, davalının uyarma konusunda herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, pasif hisse olarak değerlendirilebilecek bir eyleminin de bulunmadığı anlaşılmıştır. (Yargıtay 11. H.D. 07.12.2017 tarih 2016/6498 Esas, 2017/6989 Karar ilamı)<br>\tAçıklanan nedenlerle taraflar arasında yapılan 03.07.2017 tarihli hisse devir sözleşmesinin hükümsüzlüğü ve iptaline ilişkin yasal koşulların bulunmadığı ve şirket hisse devri sözleşmelerinin TBK. 26. ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 48.maddesi kapsamında sözleşme serbestisi çerçevesinde yapıldığı anlaşıldığından davacının sözleşmenin iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>\tAyrıca davacı vekilince müvekkilinin dava dışı şirketlerdeki gerçek hisse bedelinin tespiti ve davalıdan tahsili talep edilmiş ve dosyada yapılan bilirkişi incelemeleri ve alınan raporlara göre davacının dava dışı şirketlerdeki devir tarihi itibariyle hisse devir bedellerinin daha fazla olduğu tespit edilmiş ise de; TBK.28/1. maddesinde belirtilen subjektif unsurların bulunmadığı kanaatine varıldığından, oransızlığın giderilmesini de isteyemeyeceğinden bu talebin de reddine karar vermek gerekmiştir.\" gerekçesiyle davacının davasının ve tüm taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili  istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu sözde  sözleşmelerin  şirket ortaklığından ayrılmak için yapılmadığını, taraflar arasında 2019 senesinde ihtilaf oluncaya kadar müvekkilinin, sözde devir işleminden sonra ortaklığının fiilen devam etmesi hususunun davalarında haklı olduklarının en önemli delili olduğunu, bu doğrultuda mahkemeye sunulan ve mahkemece toplanan bir çok delilin değerlendirilmediğini, tarafların ihtilaf tarihine kadar sözleşmeye geçerlilik atfetmediğini, sözde devir tarihinden sonra müvekkilinin görev ve yetkilerinde bir değişiklik olmadığını, yerel mahkemece  müvekkilin gerçek hisse bedeliyle sözde devir bedelleri arasında oluşan fahiş farkın sadece gabinin diğer şartları açısından değerlendirildiğini,  fakat ahlaka aykırılık açısından, gabinden bağımsız ve ayrıca değerlendirilmediğini, halbuki açılan davanın terditli bir dava olduğunu, ilk taleplerinin öncelikle  ahlaka aykırı sözleşmenin hükümsüz olduğunun tespiti ile iptali olduğunu, gabin ise terditli(ikincil) talepleri olduğunu, ilk olarak sözleşmenin ahlaka aykırılığı yönünden hüküm tesis edilmesinin talep edildiğini, gabin yönünden yapılan terditli taleplerinde mahkemece verilen kararda hatalı değerlendirildiğini, davalı taraf, cevap dilekçesinin yine 8. maddesindeki beyanının aksine hisse bedeli olarak bu bedeli ödemediğini ikrar ettiğini, zira 8. madde de davacı taraf müvekkilin \"şirketlerin sıradan bir çalışanı olduğunu söylerek 500.000,00 TL'yi kıdem tazminatı olarak ödediğini iddia ve beyan ettiğini, hisse bedellerinin ödenmediğine ilişkin yazılı delil isteyen davalı, ödemenin \"kıdem tazminatına\" ilişkin olduğu demek suretiyle müvekkilinin ortaklık hisse bedelinin  ödenmediğine ilişkin en büyük yazılı delili bizzat kendi beyanıyla ortaya koyduğunu, kaldı ki müvekkilinin işçi olmadığını, ortak olduğunu ve müvekkiline  hiç bir ad ve nam altında ödeme yapılmadığını, ... ve ..... şirketlerine ait noter tasdikli pay defterlerinin  devreden ve devralan kısımlarının imzalanmadığını, bu durum devrin şekli anlamda da usulsüz olduğunu ve devrin geçersizliğini  gösterdiğini, ayrıca davacı  lehine hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücreti usul ve yasaya aykırı olduğunu, verilen kararın bu yönden de ortadan kaldırılmasını talep ettiklerini, bilirkişiler tarafından sundukları emsaller yeterince değerlendirilmeden müvekkilinin hissesine düşen değerler çok düşük hesaplandığını beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararının kaldırılarak öncelikle, davaya konu  hisse devir sözleşmesinin  hükümsüz olduğunun tespiti ile  sözleşmenin iptaline  karar verilmesini, sözleşmenin iptaline karar verilmezse; terditli diğer  her iki  talepleri yönünden; şirketlerin gerçek değeri ile müvekkilinin ortaklık hisse bedelinin belirlenerek, değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere asgari eksik olan harcı tamamlamak üzere taraflarına süre verilmesini ve terditli taleplerine yönelik davanın kabulünü, müvekkilinin ... ... Pazarlama San. ve Tic. A.Ş.’deki hisselerinin bedeli  ve ... Gıda Maddeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.’deki hisselerinin bedelinin  sözde  devir tarihlerinden itibaren ticari faizi  ile birlikte  davalıdan  tahsiline  karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; şirket hisse devri sözleşmesinin iptali, bu talebin kabul edilmemesi halinde şirket hisselerinin gerçek değerinin tespiti ve davalıdan tahsili talebine ilişkindir. <br>\tİstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen  kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br>                  Davacı taraf, ... ....Mamuller Pazarlama San. ve Tic. A.Ş. ve ... Gıda Maddeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. Deki hisselerini SSK'dan emekli olabilmek amacıyla göstermelik olarak davalıya devrettiğini, hisse bedelleri karşılığında herhangi bir bedel ödenmediğini ileri sürerek hisse devrine ilişkin sözleşmelerin iptaline, bu talep kabul edilmediği takdirde hisselerin gerçek değerlerinin tespiti ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmekte, davacı taraf ise sözleşmelerin geçerli olduğunu, davalının gerçekte pay sahibi olmadığını, buna rağmen hisseler karşılığında davalıya 500.000,00 TL ödeme yapıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmektedir. <br>Dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre davacının ... ...Mamuller Pazarlama San. ve Tic. A.Ş. ve ... Gıda Maddeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. deki   hisselerinin davalıya devrine ilişkin 03.07.2017 tarihli sözleşmelerde ve  bu devirlerin onaylanmasına ilişkin şirket yönetim kurulu kararlarında davacının imzası bulunduğundan  hisse devir sözleşmelerinin geçerlilik şartlarını taşıdığı anlaşılmaktadır. Davacı,  şirket hisselerini Bağ-Kur yerine SSK'dan emekli olmak amacıyla göstermelik olarak devrettiğini ileri sürmektedir.Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre inançlı işlem iddiasının kesin delillerle ispatlanması gerekmektedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2022/3958 Esas, 2024/328 Karar sayılı kararı)  Davacı tarafça şirket hisselerinin inançlı işlemle davalıya devredildiğine dair ispata elverişli yazılı delil sunulmamıştır. Ancak davacı yemin deliline de dayanmıştır.<br> Bu nedenle. mahkemece davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatıldıktan sonra davacının davalıya yemin teklif etmesi halinde, ''Dava konusu şirket hisselerinin bedelsiz olarak geri iade edilmek üzere davalıya devredilmediği, davalının dava konusu şirket hisselerini sözleşmelerde yazılı bedeli  ödeyip satın aldığı'' konularında davalıdan yemin etmesi istenip yemine ilişkin işlemler tamamlandıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmadığından davacının istinaf başvuru talebinin kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın mahkemesine gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi  yukarıda  açıklandığı üzere;<br>1-Davacının istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/11/2022 tarih ... Esas... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya  iadesine, <br>4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>5-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>6-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/07/2024 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak  karar verildi.  <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br> e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>  e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br> e-imzalıdır <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5f81426309c96809","SID":"d39ebfac45c78403"}}