{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>\t          TÜRK MİLLETİ ADINA<br>\t\t     T.C.<br>\t\t   BURSA<br>\t1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\tGEREKÇELİ KARAR<br><br>ESAS NO\t: 2022/<br>KARAR NO\t: 2022/<br><br>BAŞKAN\t: <br>ÜYE\t: <br>ÜYE\t:<br>KATİP\t: <br><br>DAVACI \t: <br>VEKİLLERİ\t: Av. <br>\t  Av. <br>DAVALI \t: ... <br>VEKİLLERİ\t: Av. <br>\t  Av.<br><br>DAVA\t\t: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>DAVA TARİHİ\t: 03/03/2022<br>KARAR TARİHİ\t: 21/12/2022<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH \t: 20/01/2023<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı taraf dava dilekçesinde özetle ; Müvekkilinin muris ...'dan gelen hisselerin sahibi olduğunu, hisselerin gerçek değerinin tespiti için açılan davada davalı tarafın değer tespitine olanak vermediğini, şirketin 03/12/2021 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına müvekkilinin davet edilmediğini, genel kurulda alınan kararların öncelikle iptalinin gerektiğini, bu mümkün olmadığı takdirde yoklukla malul sayılmasının gerektiğini, genel kurul toplantısında şirket müdürlerinin ibrasına karar verildiğini ancak ibra kararının alınmasında yöneticilerin daha önce şirkette var olan hisselerini üçüncü bir şirkete devretmek suretiyle oy kullandırıldığını, bu yolla yapılan devirlerin geçersiz olduğunu, amacın oydan yoksunluk halini bertaraf etmek olduğunu, yine müdürler ... ve ...'ın şirkette işlem yapma yasağı hakkında karar tesis edildiğini, bu kararın da hukuka aykırı olduğunu, TTK'nun 433/1 maddesi uyarınca oy sınırlamaları dolanılmak suretiyle yapılan devirlerin bu anlamda geçersiz olduğunu, bu sebeple 03/12/2021 tarihli genel kurulda alınan kararların yokluk veya butlanla malul olduklarının aksi kanaati halinde TTK 445. Maddesi uyarınca iptallerine karar verilmesini talep etmişlerdir.<br>Davalı taraf cevap dilekçesinde özetle ; Davalının kaçış klozu kullanarak pay devrinin karşısında gerçek değerleri devralma teklifinde bulunduğunu, bu teklifle birlikte payların mülkiyet dahil tüm haklarının davalı şirkete geçtiğini, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, iptal davası açabilmek için genel kurula katılma ve oy kullanma hakkının bulunması gerektiğini, yine yokluk davası için de hukuki yararın bulunması gerektiğini, payların mülkiyet ve tüm hakları şirkete geçmiş olması nedeniyle hukuki yararın bulunmadığını, mirasçılar ... ve ... ...'ın mirasçı sıfatıyla birlikte dava açması gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>Dava davalı şirketin 03/12/2021 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların hükümsüz olduğu iddiasına ilişkindir.Davacı hükümsüzlük sebebi olarak yokluk, butlan ve iptal müeyyidesini ileri sürmüştür.Davacı babası ...'dan miras yoluyla gelen davalı şirketteki 1/3 payın hissedarı olduğunu, hisselerin pay defterine kaydının davalı şirkete ihtar edildiğini ancak davalının red hakkını kullanarak bedel ödemeyi teklif ettiğini, gerçek değerin tespit edilmemesi nedeniyle ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/... esas sayılı dosyasında hisse değerinin belirlenmesi için talepte bulunduklarını, mülkiyet hakkının geçtiğini, genel kurula katılma ve oy hakkının ise şirketin onayıyla geçeceğini ancak davacının genel kurul kararına karşı yokluk, butlan ve iptal sebeplerini ileri sürebileceğini iddia etmiştir. Bu kapsamda yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 6 numaralı kararın geçersiz olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibrasında ve diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullanamayacağını, davalı şirketin hissedarı olan dava dışı yöneticilerin hisselerini dava dışı bir şirkete devrettiklerini, bu şirkette de davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin şirketin tek sahipleri ve yöneticisi olduğunu, dava dışı %100 pay sahibi şirketin temsilcisinin toplantıda oy kullanmışsa da bu yolla yöneticilerin kendi ibralarında dolaylı olarak oy kullandıklarını, alınan ibra kararının hükümsüz olduğunu, 11 numaralı kararda ise yönetim kurulu üyelerinin TTK 395 ve 396. Maddelerinde işlemleri yapabilmeleri için gerekli iznin verildiğini, bu kararın da aynı gerekçelerle hükümsüz olduğunu iddia etmiştir.Davalı taraf davacının genel kurula katılma ve oy kullanma hakkının bulunmadığını, şirketin red hakkını kullanarak hisselerin sahibi olduğunu, bu sebeple davacı tarafın aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, yokluk müeyyidesini gerektirecek genel kurul toplantısında herhangi bir kararın bulunmadığını, yokluğu ileri sürmeyi gerektirecek davacının hukuksal bir menfaatinin kalmadığını, yönetim kurulu üyelerinin davalı şirkette pay sahibi olmadığını, %100 pay sahibinin dava dışı şirket olduğu ve bu şirketin temsilcisinin genel kurulda oy kullandığını, yönetim kurulu üyelerinin oy kullanmaması nedeniyle bu nedenle hükümsüzlük halinin söz konusu olmadığını, yine 11 numaralı genel kurul kararında yönetim kurulu üyelerinin TTK'nun 395 ve 396. Maddeleri uyarınca işlem yapabilmelerine izin verilmesinde TTK'nun 436. Maddesinin uygulanamayacağını, yönetim kurulu üyelerinin şirkette pay sahibi olmadığını savunmuştur.Taraflar arasındaki uyuşmazlık teknik bir bilirkişi incelemesini gerektirmeyip tamamıyla hukuksal nitelendirmeye ilişkindir. Bu sebeple toplanacak bir delil bulunmamaktadır. Hukuksal değerlendirme mahkeme tarafından yapılmalıdır.Davacıların aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığına uyuşmazlığın üzerinde durmakta  yarar vardır. TTK'nun 494. Maddesinin 2. Fıkrasına göre; paylar miras yoluyla intikal ettiğinde mal varlığına ilişkin haklar ve mülkiyet derhal mirasçılara geçer. Genel kurula katılma ve oy hakları ise şirketin onayıyla birlikte mirasçıya geçer. 493/4. Maddeye göre; paylar miras yoluyla iktisap edildiğinde şirket payları edinen kişiye sadece paylarının gerçek değeri ile devralmayı önerdiği takdirde onay vermeyi reddedebilir. Ret hakkının kullanılmasıyla paylar şirkete paylara bağlı değerden kaynaklı alacak istemi ise mirasçıya hak olarak geçer. Ancak kanun 494. Maddenin 3. Fıkrasında buna bir istisna getirmiş birinci halde istemin alındığı tarihten 3 ay içerisinde onay vermeyi reddetmemişse veyahut ret haksızsa onay verilmiş sayılır hükmünü düzenlemiştir. Bu istisna hallerinde payların mülkiyeti, mal varlığı hakları ve pay sahipliğine ilişkin tüm haklar mirasçıya geçer. Kanun koyucu 493 maddenin 4. Fıkrasında ret hakkının kullanılmış sayılması için gerçek değer ile devralmayı şart koşmuştur. Teklif gerçek değer üzerinden yapılmamışsa yapılmış bir devralma önerisinden söz edilmeyeceği gibi soyut uyuşmazlıkta olduğu gibi gerçek değerin teklif olunmadığı iddiasıyla 493. Maddesinin 5. Fıkrası uyarınca payın gerçek değerinin belirlenmesinin istenilmesi durumunda gerçek değerinin belirlenmesine davalı şirket MK madde 2'ye aykırı olarak olanak tanımadığı durumlarda 494. Maddenin 3. Fıkrası uyarınca şirketin kullandığı ret hakkının haksızlığı ortaya çıkmış olacak ve davacının pay sahipliği sıfatı gündeme gelecektir.Değer belirlemeye ilişkin dava ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/... esas sayılı dosyasında görülmüş davalı şirketle bağlantısı olan ve emsal nitelikteki mahkememizin 2018/518,  519 ve 520 esas sayılı dosyalarında da gerekçeli kararlarında vurgulandığı üzere değer tespitinin belirlenmesi istemi kural olarak reddedilecek dava türlerinden olmamakla birlikte ret istemi 3 ay içerisinde kullanılmamışsa nasıl değer tespiti belirlenmesinde hukuki yarar olmayacağı gibi yargılama sonucunda ret isteminin haksızlığı ortaya çıkmış ise yine davacının hukuki yararı olmayacağından değer belirlemesine ilişkin dava bu sebeple reddedilebilecektir. Bu husus mahkememizin 2018/518,  519 ve 520 esas sayılı sayılı dosyalarında gerekçe olarak da belirtilmiştir. Kanun koyucu reddin haksızlığı halinde istisna düzenleme olarak paylara bağlı tüm hakların mirasçıya geçeceğini kabul etmiştir.Aksi düşünülse dahi davacının söz konusu hisselerle ilgili olarak ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/... sayılı dosyalarında yargılamaları devam eden davaları bulunmaktadır. Davacıya teklif edilmiş ve ödenmiş bir gerçek değer dava tarihi ve genel kurul karar tarihi itibariyle bulunmamaktadır. Aksi düşünüldüğünde dahi TTK 494/2. Maddesi uyarınca davacının paylara ilişkin mal varlığı ve mülkiyet hakkı halen devam etmektedir. Uyuşmazlıklara konu davalar çözümleninceye kadar TTK m.492/2 maddesi uyarınca davacıların genel kurula katılma ve oy hakları bulunmayacak ancak malvarlığı ve mülkiyet hakları devam edecektir.Genel kurula katılma ve oy hakkı bulunmayanlar her ne kadar genel kurula katılıp oy kullanamayacak iseler de; geçersizlik sebebi olarak yokluğun ileri sürülmesinde mülkiyet hakkından kaynaklı hukuksal menfaatleri bulunmaktadır. Gelinen hukuksal süreçte en azından davacının  TTK 494/2. Maddesi uyarınca davacının paylara ilişkin mal varlığı ve mülkiyet hakkından kaynaklı olarak yokluk müeyyidesini ileri sürme hususunda hukuki yararı bulunacaktır. Dolayısıyla davacının devam eden uyuşmazlıklar nedeniyle genel kurula katılma ve oy hakkı  her ne kadar askıda ise de (nitekim genel kurul toplantı hazirun cetvelinde muris ...'ın mirasçılarının payının bulunduğu belirtilerek 206.333.333,00 TL tutarında pay yönünden oy hakkının donmuş olduğu tutanak altına alınmıştır bu durum davalının da kabulündedir) devam eden bu süreçte 494/2 uyarınca mülkiyet hakkından kaynaklı olarak hukuki yararı ve aktif dava ehliyeti bulunmaktadır. Davacının iptal isteminde bulunmasında ise toplantı tarihi itibariyle henüz genel kurula katılma ve oy hakkı bulunmadığından iptal istemini ileri sürme hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle eldeki davada yokluk hükümlerinin tartışılması gerekir. Genel kurulda alınan 6. Karar yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkindir. Yönetim kurulu üyeleri süreç içerisinde genel kurul kararından önce şirkette var olan hisselerini dava dışı bir başka şirkete devretmiştir. Bu devir sonrasında şirketin 412.666.667,00 TL'lik kısmın pay sahibi ... ... olmuştur. Genel kurul toplantı hazirun cetvelinde muris ...'ın mirasçılarının payının bulunduğu belirtilerek 206.333.333,00 TL tutarında pay yönünden oy hakkının donmuş olduğu tutanak altına alınmıştır. Genel kurul toplantısında dava dışı şirketin temsilcisi ... yetkilendirilmiş ve bu kişi tarafından oy kullanılmıştır. Her ne kadar yönetim kurulu üyeleri ... ve ... genel kurul toplantısında oy kullanmamışlarsa da bu yönetim kurulu üyeleri şirkette bulunan hisselerin tamamını genel kurul öncesinde ... ...'ye devredilmiş olup bu şirketin %100 hissedarlarının da yönetim kurulu üyeleri  ... ve ... olduğu sabit olup taraflar arasında ihtilaf konusu da değildir.TTK'nun 433. Maddesine göre oy hakkının kullanılmasına ilişkin sınırlamaları dolanmak veya herhangi bir şekilde etkisiz bırakmak amacıyla payların veya pay senetlerinin devri ya da pay senetlerinin başkasına verilmesi geçersizdir. Bu maddenin dikkate alınabilmesi için davacının dava konusu ettiği 6. ve 11. Maddede paydan yoksunluk halinin bulunup bulunmadığı ilk değerlendirme konusu olmalıdır. Zira oydan yoksunluk yoksa yapılan devirde kanun hükmü gereği oy hakkının sınırlanmasına ilişkin hükümleri dolanmaktan söz edilemeyecektir. Bu kapsamda ikinci olarak değerlendirilecek husus pay devrinin oy hakkının sınırlanmasına ilişkin hükümleri dolanmak amacıyla yapılıp yapılmadığının belirlenmesidir. 6. Maddede yönetim kurulu üyelerinin ibrası görüşülmüş olup payları dava dışı şirkete devreden ... ve ... yönetim kurulu üyesidir. Bu devir yapılmadığından bu yönetim kurulu üyelerinin 6. Maddedeki ibra oylamasında oydan yoksun olacakları, 436. Maddenin 2. Fıkrası amir hükmünün sonucudur. Muris ...'dan intikal eden payların donduğu gerekçesiyle mirasçılara da oy hakkı tanınmadığından böyle bir durumda genel kurulda ibra yönünden karar alınması mümkün değildir. Bu gibi problemleri önlemek amacıyla dava dışı yönetim kurulu üyelerinin gerek ibra kararı gerekse oydan yoksunluk halleri bulunan kararların alınabilmesi için devrin yapıldığı açık biçimde ortadadır. TTK'nun 433. Maddesinin 1. Fıkrasına göre oy hakkına ilişkin sınırlamaların ortadan kaldırılması amacıyla yapılan devirler alınan genel kurul toplantısındaki kararlar bakımından geçersiz olacağından, dava dışı şirketin temsilcisi tarafından genel kurulda oy kullanılmışsa da yeterli çoğunlukla alınmış bir karardan söz edilemeyecektir. Bu sebeple 6. Maddedeki ibra kararı TTK'nun 436/2. ve 433. Maddeleri uyarınca yoklukla maluldür. Davacı da yokluk müeyyidesini ileri sürmede aktif dava ehliyetine sahiptir.11. Maddede yönetim kurulu üyelerinin TTK'nun 395 ve 396. Maddelerindeki sınırlamalara tabi olmaksızın işlem yapılmasına karar verilmişse de bu kararda TTK'nun 436. Maddesi uyarınca oydan yoksunluk halinin bulunup bulunmadığı da ayrıca belirlenmelidir. Kanun koyucu pay sahibine kendisi, eşi, alt ve üst soyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hakimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikli bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz. Dava dışı yönetim kurulu üyeleri kardeş olup yasanın tanımladığı eş, alt ve üst soy kavramına dahil değildirler. Dolayısıyla bir pay sahibi sıfatıyla dava dışı yönetim kurulu üyesi ... ... için, ... da ... için 395 ve 396. Maddelerindeki sınırlamaları ortadan kaldıran genel kurul kararında oy kullanabilirler. ... kendisi için ... da kendisi için 11. Madde oylamasında oy kullanamasa da 436/1. Maddedeki hısımlık kapsamına girmediklerinden birbirlerine ilişkin oylamalarda diğeri için oy kullanabilirler. Kanun koyucu buradaki yasal düzenlemede yönetim kurulu üyesi sıfatını dikkate almayıp pay sahipliği sıfatını dikkate almıştır. Yine kanun koyucu 436/2. Maddede açıkça yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda yönetim kurulu üyesinin oy kullanamayacağını belirtmesi nedeniyle bir yönetim kurulu üyesi diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında da oy kullanamayacak ise de aynı husus 436. Maddenin 1. Fıkrasındaki pay sahipleri bakımından geçerli değildir. Yani pay sahibi kendisi için oy kullanamasa da yasak kapsamındaki hısımlar dışında pay sahipleri için oy kullanabileceklerdir. Dolayısıyla dava dışı yönetim kurulu üyeleri tarafından dava dışı şirkete böyle bir devir yapılmasaydı ve yönetim kurulu üyeleri pay sahibi sıfatıyla 11 numaralı karar için diğer pay sahibi hakkındaki oylamada kullandıkları oy nispetinde yeterli çoğunlukta karar alınabilmişse ki alınabilmektedir, bu durumda kararın yokluğundan söz edilemeyecektir. Bu durumda da TTK'nun 433. Maddesinin 1. Fıkrasının uygulanma hali bulunmayacaktır. Dava dışı yönetim kurulu üyeleri devir öncsi şirkette ayrı ayrı %33,3 nispetinde pay sahipleridir. Kanun koyucu 418. Maddede genel toplantı nisabı olarak sermayenin 1/4'ünün (%25) toplantıda hazır bulunmasını yeterli kabul etmiştir. 11. Madde herhangi bir ağırlaştırılmış nisap gerektirmediğinden 418. Madde hükmü uygulanacaktır. Kararlar ise toplantıda hazır bulunanların çoğunluğu ile alınır. Dolayısıyla dava dışı pay sahibi ... ... hakkındaki 395 ve 396. Maddelerdeki sınırlamaların kaldırılmasına ilişkin alınan kararda oy kullanabilecektir. Bu oy miktarı toplantı ve karar nisabını karşılamaktadır. Aynı şekilde pay sahibi ... da ... hakkındaki 395 ve 396. Maddelerdeki sınırlamaların kaldırılmasına ilişkin alınan kararda oy kullanabilecektir. Bu eski her bir ortağın da devrettiği oy miktarı gerek toplantı gerekse karar nisabını karşılamaktadır. Dolayısıyla devir sonrası tüzel kişiliğin temsilcisinin oy kullanmış olması nisabı sağladığı gibi, devir dikkate alınmasa dahi devreden ortakların devrettikleri pay miktarlarına göre yukarıda açıklandığı üzere kararın alınabilmesi için toplantı ve karar nisabı sağlanmaktadır. Kararın yokluğundan söz etmek mümkün değildir. <br>Dolayısıyla yokluk hali söz konusu olmadığından TTK'nun 433. Maddesinin uygulanması da 11 nolu genel kurul kararı yönünden mümkün değildir. Toplantıda alınan diğer kararların da oy hakkını sınırlandıran türden işlemlere ilişkin olmadığı, yeterli toplantı ve karar nisabının o kararlar yönünden de bulunduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.\t<br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; <br>Davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile;<br>Davalı şirketin 03/12/2021 tarihli Genel Kurul Toplantısında alınan 6 numaralı ibra kararının yoklukla malul olduğunun TESPİTİNE, <br>Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, <br>2-Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli harç peşin alındığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>3-Davacı tarafça yapılan 80,70 TL peşin harç, 80,70 TL başvurma harcı, 225,75  TL yargılama gideri toplamı 387,15‬ TL'nin kabul red oranına göre 193,57 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiyesinin davacı üzerine bırakılmasına, <br>4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,<br>Kesinleşme süreci tamamlana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine, <br>Dair davacı vekillerinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup anlatıldı.21/12/2022<br><br><br>Başkan <br>E- imzalıdır <br>Üye <br>E- imzalıdır <br>Üye <br>E- imzalıdır <br>Katip <br>E- imzalıdır <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"88eb6d1529296eb5","SID":"9eb19a72bdf10bcf"}}