{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2021/414 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1420<br>KARAR TARİHİ\t: 11/07/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/12/2020<br>NUMARASI\t\t: 2020/234 Esas 2020/813 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 11/07/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 11/07/2024<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirketin ticari ilişkisinin mevcut olduğunu, davalı şirketin müvekkil şirketten teknik plastik nevi'nde mal almakta olduğunu, İcra takibinin dayanağını teşkil eden faturalara konu malların, fatura ve sevk irsaliyeleri ile birlikte davalı şirkete teslim edilmiş olduğunu, satış bedelinin ise müvekkil şirkete ödenmediğini, yine faturaların açık fatura niteliğinde olup, cari hesap ekstresi ve tarafların banka kayıtları ile de ödeme yapılmadığının sabit olduğunu, davalının vergi dairesinden kayıtlarının getirtilerek, BA/BS formlarında beyan ettiği faturalar ile de davalının malları satın aldığının görüleceğini, davalı şirketin malları teslim alıp, satış bedellerini ödememesine ve ödeme emri içeriğinde tarih ve sıra numaraları yazan ve ödeme emri ekinde kendisine gönderilen faturalara rağmen borcu kabul etmediğini, icra takibe itiraz ettiğini,   davalı şirketin icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmiş olduğunu,  davalı borçlunun haksız itirazının asıl alacak olan 18.107,99-TL yönünden iptali ile icra takibinin asıl alacak üzerinden (takip sonrası işlemiş faiz ve masraflar dahil olmak üzere) devamına, müvekkil şirket lehine % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı davaya cevap vermemiştir.<br>MAHKEMECE: \"Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı  bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Davacı tarafça yukarıda belirtilen icra Müdürlüğü dosyası aracılığı ile davalı aleyhine asıl alacak ve işlemiş faiz olmak üzere toplam 18.809,86 TL alacak üzerinden ilamsız icra takibine başlanıldığı, süresinde yapılan itiraz üzerine takibin durdurulduğu, davalı tarafça ihtaratlı davetiyeye rağmen ticari defter ve kayıtların sunulmadığı, davacı ticari kayıt ve defterlerinin  talimat Mahkemesi aracılığı ile incelendiği, söz konusu davacı ticari defter ve kayıtlarına göre netice de davacının cari hesabına göre 18.107,98 TL alacağının bulunduğu ve ancak davacının davalı aleyhine takibe konu ettiği faturalar haricinde cari hesabından 808,89 TL ve 335,35 TL değerinde borç kaydı bulunduğu ancak 333,35 TL'nin 2016 yılı açılış kaydında bulunduğu ve bu tutarın kayıtla düzeltilmiş olduğu bu aşamada bu hususa sadece değinilmenin yeterli olduğu, diğer 808,89 TL faturadan sonra ileriki dönemde 808,69 TL tutarında davalı tarafça havalenin gönderildiği ve bu tutara bir şey belirtilmediğinden havalenin yapıldığı görüldüğünden BK'nın 102. Maddesi uyarınca söz konusu ödemenin ilk fatura olan 808,89 TL'ye yönelik yapılmış olduğu kanaatine varıldığı bu nedenle söz konusu 808,89 TL'lik faturaya yapılan ödeme düşüldüğünde bu faturadan kaynaklı davacının 0,20 TL alacağının  kaldığı, ayrıca davacı tarafça 7 fatura bedeli olarak 18.107,99 TL'lik alacak kaydı yapıldığı, davalı tarafça yapılmış herhangi bir ödemenin davacı kayıtlarında olmadığı, ödeme olgusunun ispatının davalı tarafta olduğu ve ancak bu yönde bir bilgi ya da belge sunulmadığı gibi bu hususun iddia da edilmediği her ne kadar bozma öncesinde Haziran ayına ilişkin 4  faturadan kaynaklı BA'da görülen tutar göz önüne alınarak değerlendirme yapılmış ise de söz konusu bu tutarın KDV'siz olarak beyan edilmiş olduğu anlaşılmakla esasen bu 4 faturadan kaynaklı davacının alacağının KDV'li fatura tutarı üzerinden değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla davalı BA'sında kayıtlı KDV dahil toplam 14.364,34 TL asıl alacak yönünden davacının davasının ispatladığı ve ancak kendi kayıtlarında bulunmasına rağmen davalı kayıtlarında olmayan ve yukarıda açıklandığı şekilde takibe konu edilen 3 fatura yönünden iddiasının ispatlayamadığı kanaati ile  açılı davanın kısmen kabulü ile  İzmir 26. İcra Müdürlüğü'nün  2016/14852 E. Sayılı dosyasına davalı tarafından asıl alacağa yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 14.364,34 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa yönelik fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacak olarak hükmedilen tutara dava tarihinden itibaren % 10,50 oranını geçmemek üzere avans faizi uygulanmasına, İİK 67/Son gereği hükmolunan tutarın bozma öncesi tahsilinde tekerrür  olmamak üzere % 20 si oranındaki  2.872,86 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafın kötü niyeti sübut bulmadığından davalı lehine kötü niyet tazminat verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve  aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \" gerekçesi ile, \"Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile; İzmir 26. İcra Müdürlüğü'nün  2016/14852 E. Sayılı dosyasına davalı tarafından asıl alacağa yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 14.364,34 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa yönelik fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, asıl alacak olarak hükmedilen tutara dava tarihinden itibaren % 10,50 oranını geçmemek üzere avans faizi uygulanmasına, İİK 67/Son gereği hükmolunan tutarın bozma öncesi tahsilinde tekerrür  olmamak üzere % 20 si oranındaki  2.872,86 TL icra inkar tazminatının DAVALIDAN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE, Davacı tarafın kötü niyeti sübut bulmadığından davalı lehine KÖTÜ NİYET TAZMİNAT VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,\"şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece  verilen kararın reddedilen kısım ve  davalı vekili lehine hükmedilen vekalet ücretinin usul ve yasaya aykırı olup kaldırılmasının gerektiğini, 2016/6 döneminden sonraki döneme ait faturalara ilişkin BA-BS formlarının getirilerek 3 adet faturanın da bildirilip bildirilmediğinin de araştırılmasının gerektiğini, kaldı ki müvekkili şirketin ticari defterlerinde faturaların kayıtlı olup ihtara rağmen defterlerini ibrazdan kaçınanın davalı yan olduğunu, bu sebeple alacağımız ispatlanmış olup davanın tam kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı vekilinin bozma sonrası dosyaya vekaletname ibraz ettiğini, sonrasında herhangi bir duruşmaya katılmadığını, duruşmalara katılmayan ve dosyaya sadece vekaletname sunan, emek ve mesaisi olmayan davalı vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olup, hakkaniyetli de olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. <br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br><br>Dava; satımdan kaynaklı icra takibine yapılan itirazın  iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Hukuk Muhakemeleri Kanununun 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanunun 41. maddesi ile değiştirilen 341/2 fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 Türk Lirasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın ek 1. maddesi uyarınca 01/01/2020  tarihinden itibaren ise bu sınır 5.390,00 Türk Lirasıdır. Davacı tarafın istinafa konu ettiği  miktarın red edilen  3.743,65   TL olması nedeniyle 17/12/2020 tarihli karar bu yönü ile kesin niteliktedir.(Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2019/2829 esas ve 2019/4446 karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.)<br>Somut olayda; mahkemece davacı yönünden verilen karar kesin nitelikte olup, kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.)<br>Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar, ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir. Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının  davalıdan tahsiline yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br><br>Yukarıda açıklamalar ışığında HMK'nın 352. maddesindeki düzenleme gereğince davacı yönünden verilen  mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.<br>HÜKÜM :     Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İlk derece mahkemesi kararı, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341/2. maddesi uyarınca kesin olması sebebiyle davacının istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE,<br>2-Davacının yatırmış olduğu 162,10 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ve 59,30 TL istinaf karar harcının istemi halinde davacıya iadesine,<br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,<br>4-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352 maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/07/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"83420598660b7d49","SID":"eccc5718c23977c3"}}