{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/518 <br>KARAR NO: 2024/935<br>KARAR TARİHİ: 13/06/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/01/2021<br>NUMARASI: 2018/114 Esas -  2021/7 Karar<br>DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/06/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirketin, İstanbul ve tüm Türkiye de, çeşitli firmalar ile kurum ve kuruluşlara fotokopi makinası satımı ve teknik servis hizmeti veren, büyük ve köklü bir firma olduğunu, 20 yılı aşkın süredir edindiği tecrübeler ile uzun süre ... markasının bayiliğini yapmış, devamında da bu sektörde dünya devi olan, ... ve ... markalarının yetkili satış ve teknik servisi olarak ticari hayatına devam etmekte olduğunu, davalı ...'in müvekkili şirketin eski çalışanı olduğunu, 2007 yılında satış bölge yöneticisi olarak başladığı ve 2011 yılında müşteri ilişkileri yöneticisi olarak devam ettiği işinden 05.09.2017 tarihinde kişisel nedenlerle istifa etmiş olduğunu ve tarafların ibralaşarak ayrılmış olduğunu, diğer davalı ...'in ise, ... ve ... markalarının, dünya çapında rakibi olan ... markasının yetkili satış ve teknik servis ofisi olduğunu, aynı zamanda davalı ...'ın yeni iş yeri olduğunu, davalı şahsın müvekkili şirketten ayrıldıktan sonra davalı şirkette çalışmaya başlamış olduğunu, davalı şahsın, hem çalıştığı konum hem de 10 yıllık çalışma süresi gereği, müşterilerle yoğun diyalog içerisinde bulunmuş olduğunu, o kadar ki şirket sahibinden sonra gelen isim olmuş hatta birçok şirketin gözünde, şirket yetkilisinden daha önde görülmüş olduğunu, dolayısı ile davalının, müşterilerin ne istediğini, nasıl çalışmak istediğini bilmekte olduğunu, işler ve müşteriler ile ilgili ticari sırlara da vakıf olduğunu, şirket büyüdükçe, giderek daha yetkili hale gelen davalı şahsın, müşteriler ile yapılan sözleşmeler ve sözleşme bedellerinden, gizlilik sözleşmelerine kadar, tüm gizli bilgilere erişiminin açık olduğunu, müvekkili şirket nezdinde, sözleşmeler hem fiziksel olarak dosyalarda tutulmakta, hem şirket içindeki bilgisayarlarda bulunan excel dosyalarında tutulmakta hem de şirket tarafından özel talepler ile hazırlanan bir yazılım ile oluşturulan ... adlı program içerisine işlenmekte olduğunu,  davalı şahsın, çalıştığı süre boyunca tüm kanallara ulaşma yetkisi mevcut olduğunu, müvekkili firma yetkililerinin, zamanla davalı ...’ın, ... adına, müvekkili şirketin müşterileri ile görüşmeler yaptığını, bu görüşmelerde müvekkili şirketi kötülediğini ve daha düşük fiyat teklifleri ile müvekkilinin müşterileri ile anlaşmaya vardığını öğrenmiş olduklarını, müvekkili şirketin kendisine özel hazırladığı programda, müşteriler ile anlaşılan rakamlar ve sözleşme süreleri dahil olmak üzere birçok bilginin yer almakta olduğunu,  davalı şahsın da bu bilgilere vakıf olduğundan, daha uygun fiyatlarla müşterileri etkilemeyi başarmış olduğunu, davalının işten ayrılmasından, 1-2 ay gibi kısa bir süre sonra, -daha önce hiç olmadığı şekilde- müvekkili şirketin, birçok müşterisinden sözleşmelerin iptal edilmesi ve cihazların iadesi konularında mailler almaya başlamış olduğunu, bazı müşterilerin de kendileriyle yapılmış olan sözleşmelerin gönderilmesini istemiş olduklarını, müvekkili şirketin müşterilerinin bir kısmı ile yapılan görüşmelerde, müşteri çevresini yitirmemek adına, daha düşük bedellerle/daha fazla hizmet ile çalışmayı kabul etmiş olduğunu, ancak bir kısım müşterisini yitirmiş olduğunu, bu müşterilerin şu an ... ile çalışmakta olduklarını, davalının sadece şirketten ayrıldıktan sonra değil, henüz ayrılmadan dahi, bu bilgileri ve müşteriler ile ilişkilerini, kendisine çıkar sağlamak ve müvekkilini zarara uğratmak adına kullanmış olduğunu, müvekkili şirketin davalı taraf ile güvene dayalı bir iş ilişkisi kurmuşken, davalı şahsın çalıştığı dönem ve sonrasındaki süreçte, bu güvene ve etik ilkelere aykırı hareket ederek, sistemli ve organize planlarını hayata geçirerek, haksız rekabet hükümlerine aykırı davranarak müvekkili şirketin zararına sebep olduğunu, müvekkili şirketin, her müşterisine kullanılmamış –sıfır- fotokopi makinası teslim etmekte, bu makinadan kira bedeli ve kullanım başına sarf bedeli almakta olduğunu, iptal edilen imzasız sözleşmeler sebebiyle, iade edilen cihazlar sebebiyle hem gelecekte doğacak olan kira bedellerini hem sarf bedellerini alamamış olduğunu, kullanıldıktan sonra iade edilen cihazlar artık ikinci el hükmünde olduğu için, ticari açıdan bir gelir sağlamadığını, müvekkilinin, piyasanın en köklü firması olmasına karşın hakkında olumsuz bilgilerin sektör içerisinde dağılmış, müşteri kaybetmiş, bir kısım müşterisini kaybetmemek içinse kendinden ödün vermiş yani ciddi anlamda itibar zedelenmesi yaşamış olduğunu, halen de, davalıların eylemlerinin devam etmekte, haksız fiil ve rekabet hükümlerine aykırı tavır ve tutumları aynı şekilde sürmekte olduğunu beyanla; TTK. 58. maddesine göre, haksız fiil ile rekabetin tespiti ile önlenmesine ve haksız rekabete son verilmesine, davalı şahsın ve şirketin, müvekkili şirketin müşterileri ile görüşme yapmasının, müvekkili şirkete ait sözleşme bilgileri ile yazılım programının kullanılmasının engellenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine, müvekkilinin zararının giderilmesi için, 10.000,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın, ticari faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı ... vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkilinin, davacıya ait şirkette yaklaşık 10 yıldır hizmet vermiş olduğunu, davacı şirketin büyümesi ve gelişmesi için elinden geleni yapmış olduğunu, davacı şirketi, kendi şirketi gibi benimsemiş ve büyümesi, gelişmesi için elinden geleni yapmış olduğunu, ancak gösterdiği ihtimamın ve özverinin davacı şirket yetkilisi ve sahiplerinden karşılığını alamamış olduğunu, son zamanlarda davacı şirket yetkilisinin müvekkiline karşı itham eden tavır ve müvekkilini suçlayıcı bir şekildeki söz ve davranışları sebebi ile davacı şirketten istifa etmiş ve ayrılmış olduğunu, davacı şirketin 2018 Ağustos dönemine kadar Japon markası ... ( fotokopi cihazları )'nın yetkili bayiliğini yapmış olduğunu, ancak davacı şirketin dava dışı ... ile yapmış olduğu sözleşmeye aykırı hareket etmesi, ... ile bayilik sözleşmesi devam ederken ve başka marka olan ... marka ürünleri pazarlaması için satış temsilciliğini alması sebebi ile ... tarafından davacı şirketin bayiliğinin sonlandırılmış olduğunu, bu husus da göstermektedir ki, haksız rekabet eylemini, davalı müvekkilinin değil, davacının kendisinin oluşturmuş olduğunu, davacı şirketin bu güne kadar sahip olduğu (... Bayisi iken ) müşterilerinin tamamını, bayilik sözleşmesinin sonlanması sebebiyle, ... markası ürünleri pazarlamaya çalışacağını, dolayısıyla davacı ile çalışan, bu güne kadar davacının da hizmet verdiği ... marka ürün kullanan müşterilerine, bu kez, ... marka cihazlar sunacak ve ... marka ürünleri pazarlamaya çalışacak olduğunu, davalı müvekkilinin de davacı şirketten ayrıldıktan bir süre sonra kısa süreliğine diğer davalıda satış temsilcisi olarak çalışmaya başlamış olduğunu, çalışmaya başladıktan kısa bir süre sonra da işten istifa etmiş ayrılmış olduğunu, davalı müvekkilinin iş akdini sonlandırdıktan sonra yaklaşık 2-3 ay çalışmamış olduğunu, daha sonra yine ... markasının bayisi konumunda olan diğer davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti ile görüşme yapmış olduğunu ve sonrasında  02/12/2017-31/01/2018 tarihleri arasında diğer davalı şirkette çalışmış olduğunu,  kısa bir süre sonra da diğer davalı şirketten ayrılmış olduğunu, davalı müvekkilinin bu güne kadar davacıyı zarar verme kastı ile hareket etmemiş olduğunu,  davalı müvekkilinin, davacıya ait hiçbir bilgi ve belgeyi ne kendi menfaatine ne de bir başka şirket menfaatine kullanmış olduğunu, davacı tarafın, haksız rekabet sebebi ile zarara uğradığını beyan etmekte olduğunu, ancak davacı tarafın somut verilere dayalı olarak gerçek zararı ortaya koyma amaçlı değil de 10.000 TL maddi zararı olduğunu belirterek afaki bir rakam ile müvekkiline karşı tazminat davası açmış olduğunu, davacının bu talebinin haksız olduğunu,  davalı şirketin tacir olduğunu, basiretli iş adamı gibi davranmakla yükümlü olduğunu, bu kapsamda davacının zarar kalemlerinin ayrı ayrı açıklanması, davacının işbu zararı ile müvekkilinin varsa eylemi ve/veya kastının var olup olmadığının araştırılması ve illiyet bağının kurulması halinde davalı müvekkilinin sorumluluğuna gidilmesi gerekmekte olduğunu, davalı müvekkilinin davacının dava dilekçesinde iddia ettiği hiçbir eylemi gerçekleştirmemiş olduğunu, davacı ile çalışan müşterilerin de istediği firmalarla çalışma özgürlüğü bulunmakta olduğunu, davacının müşterilerinin davacı ile hayatının sonuna kadar devam etmesi beklenemeyeceği gibi, müvekkilinin de davacı şirkete rakip firmalarda çalışmasının engellenemeyeceğini beyanla; davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sanayi Ticaret Ltd. Şti. vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkilinin Japon Markası ...'nın yetkili bayisi olduğunu, diğer davalının, davacı şirketten ayrılması sonrasında müvekkili şirkette iş başvurusunda bulunmuş olduğunu, bunun üzerine satış temsilcisi olarak müvekkili şirkette 02/12/2017-31/01/2018 tarihleri arasında çalışmış olduğunu, davalının müvekkili şirkette kısa bir süre çalışması sonrasında yine kendi işini kuracağı gerekçesi ile müvekkili şirketten istifa etmiş olduğunu, davacının iddia ettiği gibi diğer davalının müvekkili şirketin lehine, davacı aleyhine haksız rekabet oluşturacak herhangi bir eylemi ve fiili olmadığını,  diğer davalının müvekkil şirkette 2 ay gibi kısa bir süre çalışmış olduğunu, müvekkili şirkete herhangi bir veri aktarmamış olduğunu, herhangi bir liste ( davacının iddia ettiği gibi çalıştığı kurum ve kuruluşlarla ilgili bilgi ve belge ) paylaşımında bulunmamış olduğunu, davacının çalıştığı kurumlarla ilgili hangi ücret ile çalıştığına ilişkin herhangi bir bilgi paylaşımında bulunmamış olduğunu, dolayısıyla davacının iddia ettiği eylemlerin hiçbirisini ne diğer davalı müvekkili şirket lehine yerine getirmiş olduğunu, ne de müvekkili şirketin diğer davalıdan böyle bir eylemde bulunmasını istemiş olduğunu, davacı şirket 2018 Ağustos dönemine kadar Japon markası ... (fotokopi cihazları)'nın yetkili bayiliğini yapmış olduğunu, ancak davacı şirketin dava dışı ... ile yapmış olduğu sözleşmeye aykırı hareket etmesi, ... ile bayilik sözleşmesi devam ederken ve başka marka olan ... marka ürünleri pazarlaması için satış temsilciliğini alması sebebi ile ... tarafından davacı şirketin bayiliğinin sonlandırılmış olduğunu,  bu husus da göstermektedir ki, haksız rekabet eylemini, davalı müvekkilinin değil, davacının kendisinin oluşturmuş olduğunu, davacı şirketin bu güne kadar sahip olduğu (... Bayisi iken) müşterilerinin tamamını, bayilik sözleşmesinin sonlanması sebebiyle, ... markası ürünleri pazarlamaya çalışacak olduğunu, dolayısıyla davacı ile çalışan, bu güne kadar davacının da hizmet verdiği ... marka ürünü kullanan müşterilerine, bu kez, ... marka cihazlar sunacak ve ... marka ürünleri pazarlamaya çalışacak olduğunu, böyle bir durumda davacının kendi müşterilerine bu kez yeni bayiliğini yapmaya başladığı/başlayacağı ürünleri pazarlaması neticesinde bu kez kendisinin haksız rekabet oluşturacağını, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davalı müvekkilinin bu güne kadar davacıyı zarar verme kastı ile hareket etmemiş olduğunu,  davalı müvekkilinin, davacıya ait hiçbir bilgi ve belgeyi ne kendi menfaatine ne de bir başka şirket menfaatine kullanmış olduğunu, ne kendisi için ne de bir başkası için kayıt altına almış olduğunu,  ticari ahlak ve kurallara riayet ederek, diğer davalının müvekkili şirkette çalışmasına izin vermiş olduğunu ve kısa bir süre sonra diğer davalının işten istifası sonrasında işten çıkışını yapmış olduğunu, davalı müvekkilinin davacının dava dilekçesinde iddia ettiği hiçbir eylemi gerçekleştirmemiş olduğunu, davacı ile çalışan müşterilerin de istediği firmalarla çalışma özgürlüğü bulunduğunu,  davacının müşterilerinin davacı ile hayatının sonuna kadar devam etmesi beklenemeyeceğini beyanla; davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" Tüm dosya kapsamında davacının açmış olduğu dava davalıların haksız rekabet oluşturan fiillerinin tespiti ve haksız rekabete son verilmesi ile söz konusu haksız rekabet nedeni ile oluşan maddi ve manevi tazminatın tahsili talebine ilişkindir. Davacı taraf TTK m. 55'de örnekleme yolu ile belirtilen nedenlerden TTK m. 55/1-a,b,c,d  bentlerinde yer alan sebeplere dayanmıştır. Buna göre davacı tarafın kötüleme yapıldığına ve sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yönelik iddiasının tanık beyanları veya sunulan maillerde yer almadığı, davalı ...'ın açıkça davacı şirketi kötülemeye veya sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yönelik davranışının bulunduğuna dair bir delil sunulmadığı görülmüştür. Davacı tarafın karşılaştırma yapmak  sureti ile öne geçirilmek iddiası yönünden ise, TTK m. 55/1-a-5 de yer alan karşılaştırma yapmak sureti ile öne geçirilmek ile kast edilenin dürüstlük kuralına  ve gerçeğe aykırı olarak karşılaştırma yapılmasının kast edilmesi, davalı tarafın daha düşük fiyat ile satış yapması serbest piyasa ekonomisinin bir gereği olduğundan haksız rekabet olarak değerlendirilemez. Üretim ve iş sırlarının hukuka aykırı olarak ifşa edildiği iddiası yönünde ise, davalı ...'ın  çalıştığı süre boyunca edinmiş olduğu iş tecrübesini çalıştığı diğer firmalarda da kullanması hayatın bir gereğidir. Kaldı ki davacı taraf davalı ... ile paylaşılan veya edinilen bir ticari sırrın bulunduğu da kanıtlayabilmiş değildir. Yine davacı taraf söz konusu eylemler nedeni ile maddi zararının oluştuğunu beyan etmiş ise de, alınan bilirkişi raporu ile davacı tarafın dönem karının arttığı tespit edilmiştir. Açıklanan bu nedenlerle açılan davanın reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın eksik inceleme ve değerlendirme sonucu verildiğini, davacı şirketin davalıların haksız rekabetinden kaynaklı zararlarını arttırarak ikinci bir mağduriyete sebebiyet verdiğini, davanın davacı şirketin kıdemli ve güvenilir satış temsilcisinin, şirkete ait ticari sırları ve bu sırlara bağlı olarak portföyün elde tutulması ve devamlılığının sağlanması konusundaki görevini ihmal ettiğinden bahisle, tam tersi yönde tavır ve tutumları nedeniyle kaybedilen müşteriler nedeniyle uğradığı zarara ilişkin olduğunu., haksız rekabetin ise, ticari hayattaki dürüstlük kurallarına aykırı davranmak olup eski çalışanının, aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir firmada işe girip, orada eski müşterilere şikayet ederek müşteri kapmaya çalışması ve buna kısmen de muvaffak olması, dürüstlük kurallarına uygun bilirkişi incelemesi de olaya yanlış bir açıdan baktığını, bilançolarda gerçekleşen karlılık durumu raporun özü olup oysa ki davacının karlılığının sebebinin, ... bayisi iken, ... marka ürünlerin de pazarlanması için temsilcilik alınması sebebiyle oluşan pazar genişlemesi olduğunu, yeni bir marka ile çalışan davacı şirket, buna bağlı olarak yeni bir pazar imkanı bulmuş, bu da satışlara ve bilançolara yansıdığını, ancak dava konusu olay nedeniyle sözleşme iptalleri gerçekleştiğini, 1 nolu davalının davacı şirkete verdiği zarar bunun dışında ve farklı bir noktada olduğunu, davalının, diğer davalı şirkette kısa bir çalışıp ayrıldığını dolayısı ile haksız rekabet eylemlerinin son bulduğunu da ikrar etmekte olmasına karşılık, hükme esas alınan bilirkişi raporunun ortada haksız rekabeti ispatlayan bir durum olmadığını iddia etmesi, raporun ne derece ciddiyetten, bilirkişiden aranan teknik bilgiden ve dosya gerçeklerinden uzak hazırlandığının açık bir göstergesi olduğunu, davalının, davacı şirketi kötüleyerek, sözleşmelerin iptal edilmesine sebep olduğu, daha sonra da bu müşterilerin, davalı şirket ile çalışmasını sağlayarak, uzun bir sürece yayılacak şekilde davacının zararına hareket ettiği dosyadaki delillerle sabit olduğunu, dava dışı şirketlerle, davacı firma adına ilişki kuran ve bu ilişkiyi derinleştiren davalı şahsın daha sonra bu ilişki ağını şahsi menfaatleri için kullanmış ve bunun haksız rekabet olduğunu, dava safahatinde maillerde sözleşmeyi iptal ettiğine dair adı geçen müşterilerin davacı şirketle olan cari hesap ilişkileri incelenmemiş bu firmalardan biri olan ... akvaryum firması ile ilgili geçmiş dönem ve davalı kişinin çalıştığı ve ayrıldığı dönemdeki cari hesap ilişkilerinin belirlenmesi ve haksız rekabetin buna göre değerlendirilmesi gerektiğini, yine aynı şekilde olan başka firmaların da olduğunu, hepsinin davalı şahsın olumsuz propagandasından etkilenerek sözleşmeyi feshettiğini, bu sebeple müvekkil şirketin ticari zararlara maruz kaldığını ve bu zararların davalının dürüstlük kurallarına aykırı davranışlarından doğduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dosya içerisinde de her iki davalı için  vekaletnamesi bulunduğunu, gerekçeli karar yazılırken sadece davalı ... in vekili olduğundan bahisle hüküm kurulduğunu, bu hususun usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu doğrultuda lehe hükmedilecek vekalet ücreti; (maktu vekalet ücretinin altında kalmamak üzere) reddedilen maddi tazminat için ayrı, reddedilen manevi tazminat için ayrı olması gerektiğini, Mahkemece tek bir vekalet ücretinin hükmedilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, haksız rekabetin tespiti ve meni ile maddi ve manevi tazminat davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalıların eylemlerinin haksız rekabet teşkil edip etmediği noktasındadır. Davalı ... davacı nezdindeki işinden 05/09/2017 tarihli dilekçesiyle istifa etmiştir. Davalı ... daha sonra 02/12/2017 tarihinde diğer davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. Nezdinde çalışmaya başlamış ve 31/01/2018 tarihinde bu iş yerinden de ayrılmıştır. Davalı ... bu firmaya verdiği istifa dilekçesinde ise 01/10/2017 tarihinde işe başladığını belirtmiştir. Davacı tarafça, davalı eski çalışanı ...'in vakıf olduğu müşteri ve fiyat bilgisini kullanarak müşterilerini davalı şirkete çektiği iddiasıyla haksız rekabetin tespiti ve meni ile maddi ve manevi tazminata karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 54/2. maddesi, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır, şeklindedir.TTK'nın 55/1-a(1) maddesinde, başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek; 55/1-b(4) maddesinde, onunla kendisinin bu tür bir sözleşme yapabilmesi için, taksitle satış, peşin satış veya tüketici kredisi sözleşmesi yapmış olan alıcının veya kredi alan kişinin, bu sözleşmeden caymasına veya peşin satış sözleşmesi yapmış olan alıcının bu sözleşmeyi feshetmesine yöneltmek, haksız rekabet olarak düzenlenmiştir. Ayrıca müşterinin karar verme özgürlüğünü özellikle saldırgan satış yöntemleri ile sınırlamak da haksız rekabet olarak kabul edilmektedir.Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un genel gerekçesinde, genel olarak piyasa ekonomilerinde rekabet, kar, satış miktarı ve payı gibi belirli bazı hedeflere ulaşmak amacıyla ekonomik birimler arasında ortaya çıkan bir yarış veya karşıtlık şeklindeki ilişkiler süreci olarak tanımlanmıştır. Serbest piyasa ekonomilerinin temel prensibi olan serbest ticaret hakkı ve rekabet özgürlüğü Anayasa’nın 48/1 maddesinde “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.” denilmek suretiyle vurgulanmıştır. Ancak ticaret serbestisi ve rekabet özgürlüğü, sınırsız rekabet hakkının bulunduğu anlamına da gelmemektedir. Bu nedenle haksız rekabeti düzenleyen kuralların amacı ve içeriği de rekabet özgürlüğünün sınırlarını göstermek ve bu sınırların aşılması durumunda başvurulabilecek hukukî yolları tespit etmektir.Haksız rekabet kuralları, rekabet hakkının dürüstlük kuralları çerçevesinde kullanılmasını sağlamak ve rekabet hakkının kötüye kullanılmasını engellemek amacı ile sevk edilmiştir. Bu kurallar genel nitelikli ve her alanda uygulanabilecek hükümler içermekle birlikte rekabet hakkının, Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi gereğince dürüstlük kurallarına uygun şekilde kullanılmasını sağlamaya çalışmaktadır (Arkan, Sabih: Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2018, s. 350). Haksız rekabetten bahsedebilmek için iki unsurun bir arada bulunması gerekir. Bunlar tarafların ekonomik rekabet etme hakkının bulunması ve dürüstlük kuralına aykırılıktır. Yani haksız rekabetten söz edilebilmesi için ekonomik rekabetin dürüstlük kuralına aykırı olarak bozulması veya kötüye kullanılması gerekir.İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi heyeti raporunda, taraf şirketlerin fotokopi makinesi satımı ve teknik servis hizmetleri verdiği ve aynı alanda faaliyet gösterdikleri ve mail yazışmaları ile davacı tanığı ...'nun ifadesinde davalı ...'in davacıyı kötüleyen bir ifadesi bulunmadığı, davacının haksız rekabet iddiasının yerinde olmadığı belirtilmiştir.Bilirkişi raporunda davacının dayandığı mailler ayrıntılı incelenmiş ve davalı ...'in haksız Rekabet teşkil eden bir eylemi tespit edilmemiştir. Gerçekten de iptale ilişkin maillerde bu iptallerin davalı ...'in eylemleri neticesinde olduğuna ilişkin bir ibare söz konusu değildir. Dava dışı ... Ltd. Şti. firmasının iptali ile ilgili olarak ise bu şirketin yetkilisi tanık olarak dinlenmiş ve davacı ile olan sözleşme feshedildikten sonra piyasa araştırması yapıldığını ifade etmiştir. Bu ifade de davalı ...'in eylemiyle sözleşmenin feshedildiğine ilişkin bir beyan bulunmamaktadır. Davacı tanığı ...'nun beyanında geçen şirketlerden ... Ltd. Şti.'nin yetkilisi de davalı tanığı olarak dinlenmiş olup tanık beyanları arasında çelişki bulunduğundan davacı tanığının beyanlarının bu yönden esas alınması mümkün değildir. ... yönünden ise, bilirkişi heyeti tarafından belirtildiği gibi bu şirkete sözleşmelerin imzalatılmamasında davalı ...'e yüklenebilecek bir kusur tespit edilmemiştir. Tüm bunlar birlikte değerlendirildiğinde davalıların rekabeti dürüstlük kuralına aykırı olarak bozan bir eylemi ispatlanamamış olup, bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Ancak, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/4. maddesine göre, manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücretinin ayrı bir kalem olarak hükmedilmesi gerekirken tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Davalılar vekilince her bir davalı yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi talep edilmiş ise de, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2. maddesi uyarınca müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur. Bu nedenle davalılar vekilinin her bir davalı yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi yönündeki talebi yerinde değildir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;  ilk derece mahkemesinin davanın reddi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine; buna karşın ilk derece mahkemesince manevi tazminat davası yönünden avukatlık ücretinin ayrı bir kalem olarak hükmedilmemesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 59,30 TL harcın peşin alınan 683,10 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 623,80 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Maddi tazminat davası yönünden davalılar yargılama sırasında kendilerini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 10.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE, 5-Manevi tazminat davası yönünden davalılar yargılama sırasında kendilerini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE, 6-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 7-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, b-Davalılar vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, c-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, posta ve tebligat gideri 35,25 TL olmak üzere toplam 197,35 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalılara verilmesine, d-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 13/06/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"365a12649b2b37f7","SID":"bcdafc1561697b1c"}}