{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/516 <br>KARAR NO: 2024/931<br>KARAR TARİHİ: 13/06/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/12/2020<br>NUMARASI: 2020/117 Esas -  2020/841 Karar<br>DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/06/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların 24/04/2018 tarihli sözleşme ile 1 Adet ... Marka ... Model Jeneratör alım ve satımı hususunda anlaştıklarını, sözleşme konusu jenaratör bedeli 16.500,00 Euro olduğunu, teşvik kapsamında satış yapıldığından dolayı KDV bulunmadığını, davalı taraf anılan sözleşme gereğince 24/04/2018 tarihinde ... Bankası Çarşı Bakırköy Şubesinin 31/07/2018 keşide tarihli 27.500,00 TL bedelli, 31/08/2018 keşide tarihli 27.500,00 TL bedelli ve 28/08/2018 keşide tarihli 27.500,00 TL bedelli 3 adet çek verdiğini, davalı firma ile müvekkili firma arasında imzalanan sözleşmenin ödeme başlıklı kısmında \"ortalama kur bugünkü dövize göre baz alınmıştır. Ödemenin ödeme tarihindeki döviz kuru dikkate alınarak doğabilecek fark/farklar karşılıklı olarak + ya da - olarak gününde tahsil edilecektir. Dövize bağlı ödemelerde, fiili ödeme tarihindeki T.C Merkez Bankası Dolar- Euro efektif satış kuru dikkate alınarak TL'na çevrilerek belirlenecektir.\" şeklinde olduğunu, aynı sözleşmenin diğer şartlar başlıklı e bölümde ise dövize bağlı ödemelerde vade tarihlerine göre hazırlanan çek/çekler ödeme günlerine göre tahmini kur belirlenerek tespit edilmiş olup asıl çek/çekler bedeli fiili ödeme tarihindeki T.C Merkez Bankası efektif satış kuru dikkate alınarak TL'ye çevrilerek dikkate alınarak belirlenecektir. Doğabilecek fark/ farklar karşılıklı olarak (+,-) olarak gününde tahsil edilerek ödeme sonunda kur farkı faturası kesilerek hesap sıfırlanacaktır\" şeklinde olduğunu, davalı firmanın anılan bu hükümler çerçevesinde müvekkili firmaya halihazırda kur farkı olarak 26.185,45 TL borcu bulunduğunu, anılan bu borca ilişkin olarak kesilen cari hesaptan da ayrıca davalının bakiye 44,55 TL borcu bulunduğunu, davalı firmaya borcunu ödeme hususunda sürekli ikazlarda bulunulduğunu ve buna rağmen borcun ödenmediğini, borcun ödenmemesinden dolayı icra takibi yoluna gidildiğini, anılan takip davalının haksız ve kötüniyetli itirazı neticesinde durduğunu bildirerek davalı borçlunun borca, faize ve tüm ferilere yönelik itirazın iptali ile takibin devamına, haksız ve kötüniyetle likit alacağa itiraz eden davalı borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ile mahkumiyetine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil ... İnş. A.Ş aleyhine davacı ... Servis A.Ş tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığını, borca ve takibe itiraz edildiğini, müvekkil şirket ile davacı şirket arasında 24/04/2018 tarihinde imza altına alınan sözleşme ile 1 Adet ... Marka Ad 330 model jeneratör alım satımı hususunda anlaşıldığını, sözleşme konusu jeneratör bedeli 16.500,00 Euro olduğunu, müvekkil şirket tarafından davacı şirkete ... Bankası Çarşı Bakırköy şubesinin 1 Adet 31/07/2018 keşide tarihli 27.500,00 TL bedelli, 1 Adet 31/08/2018 keşide tarihli 27.500,00 TL bedelli, 1 Adet 28/09/2018 keşide tarihli 27.500,00 TL bedelli olmak üzere 3 adet çek verildiğini, söz konusu çek bedelli müvekkil şirket tarafından davacıya eksiksiz bir şekilde ödendiğini, toplam borç miktarı sözleşme tarihindeki kur üzerinden davacı şirkete ödendiğini, davacının sözleşme karşılığı herhangi bir alacağı kalmadığını, davacı şirket kötü niyetli olarak iddia ettiği kur farkı bedelini talep ettiğini, söz konusu dayanak olarak gösterilen maddelerin tamamen müvekkil şirketi kötü niyetli borç altına sokma girişiminden ibaret olduğunu, kur karşı tarafın çeklerin verildiği an geçeri olan kur olduğunu, dolayısıyla ödeme o tarihteki kur üzerinden yapıldığını, davacı herhangi bir alacağı olmamasına rağmen kur farkı nedeniyle alacaklı olduğu iddiasıyla müvekkil şirket aleyhine icra takibi başlattığını, yapılan itirazlar karşısında takibin durduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Dosya kapsamından, taraflar arasında 24.04.2018 tarihli satış sözleşmesinin akdedildiği, sözleşme bedelinin 16.500,00 EURO olduğu, sözleşmenin \"Ödeme\" başlıklı 8. Maddesinde 16.500,00 EURO ödemenin 120 günlük çek ile ödeneceği, ortalama kurun sözleşme tarihindeki kurun esas alınarak hesaplandığı ancak ödeme tarihindeki döviz kuru dikkate alınarak doğabilecek fark/farkların karşılıklı olarak ödeneceğinin düzenlendiği, döviz ödemelerinde fiili ödeme günündeki TCMB efektif satış kurunun dikkate alınarak TL'ye çevrileceğinin düzenlendiği, sözleşmenin 9. Maddesinin E bendinde dövize bağlı ödemelerde vade tarihlerine göre hazırlanan çek/çekler, ödeme günündeki tahmini kur belirlenerek tespit edileceğini, asıl çek bedelinin fiili ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kuru dikkate alınarak TL'ye çevrilerek belirleneceği, doğacak kur farkının faturalandırılacağının düzenlendiği anlaşılmıştır. Uyuşmazlık konusu açısından yapılan değerlendirmede; kur farkına ilişkin faturanın tarafların ticari defter ve kayıtlarında yer aldığı, tarafların ticari defter ve kayıtlarının HMK m.222 hükmüne uygun olarak tutulması sebebiyle sahipleri lehine delil olma vasfına haiz olduğu ve birbirini doğruladığı, davalı tarafından faturanın içeriğine yönelik bir itirazda bulunmadığı, dolayısıyla TTK m.21 uyarınca davalı tarafın faturanın içeriğini kabul etmiş sayıldığı, sözleşmenin 8. ve 9. maddesinde kur farkının istenebileceğinin düzenlendiği, davalının faturanın bedelinin ödendiği gösterir bir delil sunmadığı, davacının cari hesabından 44,55 TL alacağı olduğu anlaşılmakla davacının takip tarihi itibariyle davalıdan kur farkı faturasından ve cari hesaptan kaynaklı olarak 26.230,00 TL alacaklı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.  İşlemiş faiz açısından yapılan değerlendirmede; takip tarihinden önce temerrüt olgusunun gerçekleştiğini gösterir bir delil bulunmadığından ve kur farkı faturasına ilişkin kesin bir vade belirlenmediğinden işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiştir. Takip talebinde, takip tarihinden itibaren hem avans faizi hem de yasal faiz talep edildiğinden, borçlunun lehine olan yasal faizin takip tarihinden itibaren uygulanmasına karar verilmiştir. Tüm bu açıklanan nedenlerle; davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptaline, takibin 26.230,00 TL üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı aleyhine davacı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatılmış, tarafımızca borca ve takibe itiraz edildiğin, davacının mahkemede davalı aleyhine itirazın iptali davası açtığını, taraflar arasında 24.04.2018 tarihinde sözleşme imzalandığını, imzalanan sözleşme alım - satım sözleşmesi olmakla, sözleşmenin konusunu bir adet ... marka ... model jeneratör oluşturmakta olduğunu, sözleşme konusu jeneratör bedelinin 16.500,00 Euro olduğunu, davalı şirket tarafından davacı şirkete ... Bankası Çarşı Bakırköy Şubesi'nin; 1 adet 31.07.2018 keşide tarihli 27.500,00TL bedelli, 1 adet 31.08.2018  keşide tarihli 27.500,00TL bedelli, 1 adet 28.09.2018 keşide tarihli 27.500,00TL bedelli olmak üzere toplamda 3 adet çek verildiğini, Bilgileri yazılı çekler davalı şirket tarafından vade tarihinde eksiksiz bir biçimde davacı şirkete ödendiğini, davalı tarafından yapılan ödemeler, ödeme günündeki kur üzerinden yapılmış davacı şirketin davalı şirketten sözleşmeye ilişkin herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığını, sözleşmede kura ilişkin yer alan maddeler açıkça kötü niyetli bir biçimde davalının iradesini sakatlamak adına sözleşmeye konu edildiğini, bu tür sözleşmelerde hali hazırda ödeme şekil ve şartları yerleşik ticari içtihatlara göre yapıldığını, davacı satıcının uyuşmazlık konusu sözleşmede kötü niyetli bir biçimde hareket ettiğini, nitekim davacının, davalının kendisine verdiği çekleri kabul ettiğini, davalının ticari defterlere göre davacıya borçlu bulunmadığının sabit olduğunu, davalı şirket davacının iddia etmiş olduğu kur farkından sorumlu olmayıp kur farkı ödemesi beklenmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bilirkişi raporu son derece hatalı değerlendirmeler sonucu  ve eksik oluşturulduğunu, dosyanın yeni bir bilirkişiye gönderilmesi, aksi taktirde ek rapor alınması talep edilmişse de mahkemece değerlendirilmediğini,  uyuşmazlık konusu dava henüz karar verilecek olgunluğa erişmeden karara bağlandığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: tarafların tacir olduğunu, tacirler arasında imzalanmış sözleşme gereğince mahkemece alacağa hükmedildiğini, tacir olan davalının gerek sözleşmeye ve de gerekse borca ilişkin itirazları usul ve yasaya uygun itirazlar olmadığını, dosya da alınan bilirkişi raporunun, bilirkişi tarafından incelenen taraf defterleri ve de dosya kapsamı açık olarak alacaklı olduğunu ispatladığını, bu ispatlar neticesinde de mahkemece usul ve yasaya uygun olarak karar oluşturulduğunu, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı kur farkı faturası ve cari(açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, kur farkı talep etmenin koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"15/04/2019 tarihli fatura ve cari hesap\" sebebine dayalı olarak 26.230,00 TL asıl alacağın 2.574,07 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 15/11/2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 26.230,00 TL alacaklı durumdadır. Davalı ticari defterlerine göre ise, davacının takibe konu faturası davalının kayıtlarında yer almakta olup, takip tarihi itibariyle davacıya 26.185,45 TL borçlu görünmektedir. Taraf defterlerindeki mutabakatsızlık, davalının 44,55 TL ödeme olarak kaydedilen davacıyı borçlandırıcı işleminin davacının defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklanmaktadır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan  bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza  uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Bu durumda borçlu taraf,  faturayı ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır(Yargıtay 11. HD'nin 19/12/2018 tarih ve 2017/2642 E. -  2018/8096 K. Sayılı kararı). Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder(Yargıtay 19. HD'nin 09/11/2016 tarih ve  2016/3391 Esas - 2016/14472 Karar sayılı ilam). Bu durumda davalı davacının kur farkı faturasını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir. Ancak dosyadaki delil durumuna göre davalı tarafça kendi ticari defterlerindeki 26.185,45 TL tutarındaki borç kaydının aksi ispatlanamamıştır. Bunun yanı sıra davalının kendi ticari defterlerinde davacıyı borçlandırdığı 44.55 TL tutarındaki kayıt yönünden, bu konuda davacı defterlerinde bir kayıt bulunmaması ve davalı tarafça buna ilişkin bir ödeme belgesi sunulmaması karşısında, davalının ticari defterlerini bu tutar itibariyle lehine delil teşkil etmesi mümkün değildir. Davalının ticari defterlerinde 44.55 TL yönünden gerekli düzeltme yapıldığında davacıya 26.230,00 TL borcu bulunmaktadır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince bu miktar itibariyle davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 447,94 TL harcın, alınması gerekli olan 1.791,77 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.343,83 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.13/06/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"031b0a855cd0113e","SID":"07cca773769c567a"}}