{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/655 <br>KARAR NO: 2024/1090<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 01/02/2021<br>NUMARASI: 2020/320 Esas -  2021/75 Karar<br>DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/07/2024<br>Taraflar arasındaki Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... A.Ş.nin eski yetkilisi olduğunu, davalı banka tarafından şirkete 61.950,00 USD. Bedelli kesin teminat mektubu verildiğini, ... A.Ş.tarafından davalı bankaya teminat mektubu bedelinin ödenmesinin ihtar edildiğini, mektubun paraya çevrildiğini, ... Tel.Yay. A.Ş.ne teminat mektubu verilmeden önce bu şirket tarafından davalı bankaya teminat mektubu bedelinin ödendiğini, ancak davalı banka teminat mektubu bedelini nakit olarak bloke ettiğini, mektubun dolar üzerinden verildiği için teminat mektubunun paraya çevrilmesi sırasında kur farkında 67.702,46 TL bakiyenin ortaya çıktığını, oysa ki, banka teminat mektubunu verdiği gün yatırılan bedelin dolar olarak bloke etse idi bu şekilde bir bedelin ortaya çıkmayacağını, bu nedenle böyle bir borcu kabul etmediklerini, ödenen 67.702,46 TL için tedbir kararı verilmesini, bedelin ödeme tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.     <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkili Banka’ya borçlu olmadığından bahisle müvekkili Banka’nın sebepsiz zenginleştiğini iddia etmekle birlikte davacının iddialarının tümünün gerçek dışı olduğunu, zira davacı tarafın dava dışı .. A.Ş.’nin Banka’ya olan borçlarından taraflar arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi hükümleri uyarınca müştereken ve müteselsilen sorumlu olup, davacının yapmış olduğu ödemenin kefalet sorumluluğu kapsamında yapıldığını, akdedilen sözleşmenin bir örneğinin sözleşmenin imzalanması anında borçluya teslim edilmiş olduğunu, kendisine ihtarname dışında ayrıca bir bildirim yapılmasına gerek olmadığını, her türlü izahtan vareste olduğunu, davacının tazmin olan teminat mektubunun bedelinin müvekkili Banka tarafından dolar cinsinden nakten bloke edilmesi gerektiğinden bahisle ileri sürdüğü itirazların hukuki dayanaktan  yoksun olduğunu, davacıların tüm iddia ve itirazlarının haksız ve mesnetsiz idilar ve itirazlar olduğunu bu nedenlerle haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli davanın reddine, davacının dava tutarının %20’sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, tüm masraf ve ücreti vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"... TBK m. 583 uyarınca kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olamaz. Anılan maddede öngörülen nitelikli yazılı şekildir. Zira kefalet sözleşmesinin belirli bölümlerinin kefilin el yazısı ile belirtilmiş olması gerekmekte olup ayrıca 6098 sayılı TBK’nun 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmesi ve bu yasanın m. 584. Hükmü ile eşin kefalet sözleşmesine; sözleşme anında rıza göstermesi şartı getirildiği, Dava dışı ... A.Ş. ile davalı Banka arasında akdedilen ve davacı yanın müşterek borçlu müteselsil kefil olarak yer aldığı 09.04.2015 tarihli GKS aslının 27’nci sayfasında bulunan “Müşterek Borçlu ve Müteselsil Kefil “ başlıklı çerçevenin içinde; davacı ...’in, El Yazısı İle Yazılmış Adı-soyadı, İmzası, Kefalet Miktarı (360.000 TL ), Tarih (09.04.2015) Ve “müteselsil kefilim.” şerhi bulunduğu görüldüğü, davalı Banka’nın 16.04.2019 / 103775 tarih ve sayılı sayın Mahkemeye muhatap yazısında; kefalet sözleşmesinin alınmadığı belirtildiği, dava dosyası kapsamında yapılan incelemede; eşinin davacı ...’in Kefaletine muvaffak ettiğine dair muvaffakatname (yazılı onay) alınmadığının tespit edildiği, davalı Banka’nın teminata bloke ettiği tutar ile teminat mektubu tutarının birebir USD cinsinden aynı olması veya teminat mektubunun verildiği tarihteki TL karşılığının çok yüksek tutulması gerektiği halde davalı banka’nın kusurlu hareket ederek neden olduğu zarar için (kur farkından dolayı) davacı ...’den 67.702,46 TL tahsilatta bulunduğu dosyaya sunulan 07.03.2017 tarihli işlem dekontunun kapsamından tespit edildiği, davacI ...’in; söz konusu tutarı davalı banka’ya ... Bankası A.ş.’den internet  üzerinden eft olarak davalı banka’nın İkitelli-İstanbul şubesine gönderdiği, davalı Banka’nın söz konusu tutarı tahsil tarihinde TCMB Efektif Alış Kuru’na göre değerlendirip Amerikan Dolarına çevirip kur farkına mahsup etmesi gerektiği, Ancak davalı banka’nın gayrinakdi krediyi (teminat mektubu) kullandırırken kusurlu davrandığı, Teminat mektubunun riskine karşılık USD cinsinden parayı, gayrinakdi kredi tutarı kadar aynı tutarda bloke etmediği veya TL cinsinden teminata aldığı tutarı kredi tutarının çok üstünde bloke etmediği bu nedenle davacı ...’den yapılan tahsilatın davalı bankanın kusurundan kaynaklandığı, dolayısıyla ...’in Türk Borçlar Kanunu kapsamında geçerli kefaleti bulunmadığından davalı bankaya ödenecek borcu bulunmadığı, bu bağlamda davalı bankanın haksız olarak yaptığı tahsilat tutarı 67.702,46 TL tahsil tarihine kadar işletilecek yasal faizi ile birlikte iade etmesi gerektiği, İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/120 Esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporu ve doğrultusunda davacının geçerli kefaleti bulunmadığından davalı bankaya ödenecek borcu bulunmadığı tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda tespit edilmiş olup,  davanın kabulü ile 67.702,46 TL 'nin 07/03/2017 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 584/3 maddesi uyarınca, borçlu şirketin ortağı veya yöneticisi tarafından, borçlu şirket lehine, kefil olunması halinde, eş rızası aranmayacağının, düzenlendiğini, dava konusu edilen olayla ilgili, bankacılık teamüllerinin de araştırılmadığını, davacının  davanın başlangıcında, dava dilekçesinde, davacının eşinden rıza alınmadığı için kefaletinin geçersizliğinden hiç bahsetmediğini, dava dilekçesi içeriğinde, davacının kefaletinin hiç olmadığını vurgulayarak dava açtığını,  genel kredi sözleşmesi aslını dava dosyasına sunduklarında  ise bu kez davacı tarafın, eşinden rıza alınmadığı için kefaletinin geçerli olamayacağı şeklinde iddialarını değiştirdiğini, mahkemenin teminat mektubu verilmesine karşılık TL yatırıldığını ancak bankanın bu tutarı USD'ye çevirmediği gerekçesiyle kusurlu bulmasının hukuka aykırı olduğunu, USD cinsi teminat mektubu verilmiş olsa bile davacının kendisi veya dava dışı kredi borçlusu ... Yayıncılık A.Ş. tarafından dolar olarak yatırabilecekken, davacı veya dava dışı şirket tarafından TL olarak yatırıldığını, davacının  imzasına havi olan genel kredi sözleşmesinin 9.3.6. Maddesi , 8.3. Maddesinin atıf yapmasıyla genel kredi sözleşmesi'nin 6.3.1. ve 6.3.2. maddeleri uyarınca  ... Bankası tarafından müşteriye veya müşteri için satıcı, imalatçı, ihracatçı ve sair kişilere yapılacak ödemeler TL olsa dahi müşterinin yükümlülüğünün Katılım Bankasının müşteri için garanti ettiği (teminat mektubu konusu) veya kullandırdığı yabancı para cinsinden olacağının düzenlendiğini, mahkemece genel kredi sözleşmesi maddelerinin değerlendirmeye alınmadığını, davacı TL olarak yatırmış olsa bile müvekkili bankanın USD'ye çevirmesi gibi hukuki zorunlululuğu olmadığını, davacının TL olarak değil, USD olarak da yatırmasının mümkün olduğunu, davacının dolar cinsi yükümlülüğünü, TL yatırması nedeniyle kendisinin kusurlu olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu düzenlemelerinde veya taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinde, müvekkili bankanın yatırılan TL'yi, dava dışı ...A.Ş.'nin onayı alınmaksızın, dolara çevirmesi gibi bir yükümlülüğü olmadığını, aksi yönden düşünülecek olursa, dava dışı ... Yayıncılık A.Ş. tarafından yatırılmış olunan TL, dolara çevrilmiş olsaydı ancak bu kez, dolar kuru yükselmeyip, dolar  kuru düşmüş olsaydı, davacının bu kez de neden kendisinden onay alınmadan banka tarafından dolara çevrildiği yönünde dava açacak  veya şikayette bulunacak olduğunu beyanla istinaf başvurularının kabulüne karar verilmesini ve İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/320 Esas ve 2021/75 Karar Sayılı Kararının kaldırılmasına karar verilmesini, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 583. ve 584/f.3. maddelerine ve taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesi maddelerine ve hukuka aykırı olan davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava; Dolar cinsinden düzenlenen kesin teminat mektubunun  tazmini sırasında teminatın TL üzerinden olması nedeniyle oluşan kur farkının davacı tarafından ödenmesi üzerine  ödenen bedelin davalı bankadan  tahsili istemine ilişkindir.  İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kabulüne  karar verilmiştir. Karara karşı davalı  vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa incelemesine konu uyuşmazlık temelde; kefalet sözleşmesi için eş rızasının aranması gerekip gerekmediği, Dolar cinsinden düzenlenen kesin teminat mektubunun ,  teminatın TL üzerinden olması nedeniyle  paraya çevrilmesi sırasında doğan kur farkından dolayı davacının sorumlu olup olmadığı noktalarındadır. Dosya kapsamındaki delillere göre davacının  dava dışı ... A.Ş. ’nin eski yetkilisi olduğu, davalı bankanın talebi üzerine ... A.Ş.’ne 61.950  USD bedelli 09.04.2015 tarihli kesin teminat mektubu verildiği, davalı bankaya ... A.Ş. tarafından teminat mektubu bedelinin ödenmesinin 24.01.2017 tarihli yazı ile ihtar edilmesi üzerine davalı banka tarafından teminat mektubunun, teminatın TL üzerinden olması nedeniyle paraya çevrilmesi sırasında 67.702,46 TL  fark ortaya çıktığı, davalı bankanın bu farkı  davacıdan talep etmesi üzerine  07.03.2017 tarihinde bu bedelin yatırıldığı anlaşılmaktadır düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 583/1. Maddesine göre kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Bunun yanı sıra TBK'nın 584/1. Maddesinde, eşlerden birinin mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabileceği; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olmasının şart olduğu, ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler için eşin rızası aranmayacağı  düzenlenmiştir. Dava dışı ... A.Ş. ile davalı banka arasında akdedilen 09.04.2015 tarihli genel kredi sözleşmesinin 27. Sayfasında “müşterek borçlu ve müteselsil kefil\" başlığı  içinde TTK'nın 583.maddesine uygun olarak davacının  el yazısı ile yazılmış adı-soyadı, imzası, kefalet miktarı, tarih  ve  müteselsil kefil beyanının  bulunduğu görülmüştür. TBK'nın 584. maddesi kapsamında  eşin rızasının alınması kefalet sözleşmesinin tamamlayıcı unsuru değil, geçerlilik unsuru olup, eşin rızasının bulunup bulunmadığı hususunun hakim tarafından resen dikkate alınması gerekir. Somut olayda ticaret sicil kayıtlarına göre davacının genel kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte dava dışı borçlu şirketin ortağı olduğu gözetildiğinde mahkemenin kefalet sözleşmesinin geçerliliği için  eş rızası bulunması gerektiğine ilişkin tespiti yerinde olmamıştır. Diğer yandan dava dışı ... A.Ş. ile davalı banka arasında akdedilen 09.04.2015 tarihli genel kredi sözleşmesinin 6.3.1. Maddesinde \"Döviz/Dövize endeksli finansmanlarda/kredilerde, endekslemede/kullandırmada esas alınacak kur ... Bankası döviz alış kuru; ödemede ise ... Bankası döviz satış kurudur.\", 6.3.2.maddesinde \"Yabancı para esasına dayalı finansmanlarda/kredilerde, finansman/kredi yabancı para (döviz) üzerinden veya yabancı para ölçüsü ile (döviz endeksli) kullandırılırken, ... Bankası tarafından Müşteriye veya Müşteri için satıcı, imalatçı, ihracatçı ve sair kişilere yapılacak ödemeler TL olsa dahi Müşterinin yükümlülüğü ... Bankasının Müşteri için garanti ettiği (teminat mektubu konusu) veya kullandırdığı yabancı para cinsinden olacaktır.\" ; 9.3.6. Maddesinde \"... taahhütlerinin TL olarak düzenlenmiş olmasına karşın, garanti taahhütlerine dayalı olarak ... Bankasının yükümlülüğünün döviz veya döviz esaslı olması halinde Müşterinin yükümlülükleri de döviz üzerinden olacak; sözleşmenin dövize ve endekslemeye ilişkin hükümleri uygulanacaktır\" düzenlemeleri  mevcuttur. Somut olayda davalı banka tarafından tazmin edilen teminat mektubu  USD üzerinden verilmiş olup, teminatın TL üzerinden depo edilmiş olması sebebiyle teminat mektubunun paraya çevrilmesi sırasında kur farkı meydana gelmiştir. Davacı oluşan kur farkı nedeniyle davalı bankaya ödeme yapmış ve bu ödemenin davalıdan  tahsilini istemiş ise de davalı bankanın yükümlülüğünün döviz veya döviz esaslı olması halinde davacının yükümlülüğünün de döviz üzerinden olacağı davacının kefil olduğu genel kredi sözleşmesi hükümleri ile kararlaştırıldığı gibi teminat mektubunun tazmin edilmesi suretiyle gayrinakdi kredinin nakdi krediye dönüştüğü ve  davacının  nakdi krediye dönüşen  bedel yönünden kefil olarak sorumluluğu bulunduğu gözetildiğinde mahkemece  davanın reddi yerine davanın kabulüne karar verilmesi   isabetli görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece  davanın kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle  aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:  Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın REDDİNE,2-Başlangıçta peşin olarak alınan 1.156,19 TL harçtan alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının mahsubu ile 728,59 TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine,3-Yargılama sırasında davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 17.900,00 TL Avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine,5-Karar kesin olduğundan  HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı  tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine,6-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, posta  gideri 130,00 TL olmak üzere toplam 292,1‬0 TL yargılama masrafının  davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.  16/07/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"eb5ae8d6f7c24c64","SID":"dab43754ec2da434"}}