{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/617 <br>KARAR NO: 2024/932<br>KARAR TARİHİ: 13/06/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/10/2020<br>NUMARASI: 2018/512 Esas -  2020/476 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/06/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki nedeni ile müvekkili şirket tarafından davalı şirkete usulüne uygun olarak verilen taşıma hizmeti karşılığında müvekkili şirket tarafından tanzim edilen 31/10/2017 tarihli ... numaralı ve 15.335,25 TL. Bedelli ve 20/11/2017 tarihli ... numaralı ve 5.959,46 TL. Bedelli faturaların karşılığı toplam 1.146,71 TL. Fatura alacağının davalı tarafından ödenmediğini, müvekkili şirket tarafından söz konusu alacağın davalıdan müteaddit defalar talep edilmişse de davalı tarafından ödenmemesi sebebiyle toplam 21.146,71 TL.'nin ödenmesi için İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından davalıya ilamsız takiplere müstenit ödeme emrinin tebliğ olunduğunu, ödeme emrinin tebliği üzerine davalı tarafın borca itiraz ettiğini ve takibin durduğunu belirterek davalarının kabulü ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından davalıya gönderilen ödeme emrine karşı ileri sürülen itirazın iptaline, takibin devamına, kötü niyetli olarak itiraz eden davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  açılan davayı kabul etmediklerini, müvekkili ile davacı şirket arasında taşıma hizmeti nedeniyle sözleşme ve ticari ilişkin mevcut olduğunu, davacı vekilinin dava dilekçesinde bahsettiği bu ticari ilişki dışında ileri sürmüş olduğu diğer tüm hususların doğru olmadığını, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesi sebebiyle davacı yanın taşıma hizmetini tam, zamanında ve eksiksiz olarak yerine getirmek durumunda olduğunu, ancak davacı tarafın taşıma işini zamanında kararlaştırdığı şekilde yerine getirmediğini, müvekkili şirketin defalarca durumu şirket yetkililerine yazışmalar yolu ile bildirdiklerini fakat tüm ısrarlara rağmen sözleşmeden doğan edimini davacı tarafın yerine getirmekte geciktiğini, 1,5 hafta olarak taahhüt edilen hizmetin 1 ay sonraki zamanda yerine getirilmediğini, tam 1 ay boyunca müvekkilinin teslimatları beklemek zorunda kaldığını, bu gecikme nedeniyle müvekkili şirketin ihracat ağını kaybettiğini, söz verilen ve yazılı halde taahhüt edilen teslimatların geciktiğini, bu durumunda müvekkili şirketin piyasadaki ticari itibarını fazlasıyla zedelediğini, davacı şirkete hizmet karşılığı ödeme yapıldığını belirterek müvekkili şirket aleyhine açılan davanın reddine, davanın açılmasına sebebiyet veren davacı yana %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Davacı ile davalı arasında ki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya ait emtianın, taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak İstanbul'dan İsviçre'ye taşındığı, taşıma bedeli olarak toplamda 21.146,71 TL fatura alacağını alabilmek için davacının davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında 21.14671 TL üzerinden takibe başladığı, davalının süresi içerisinde ödeme emrine itiraz ettiği, davacının ise davalının itirazının iptali ile yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminat davası açtığı, tarafların ticaret şirketleri olduğu, tarafların 2017 yılı yasal defterleri üzerinde yeminli mali müşavir ve uluslararası nakliyat uzmanı bilirkişiden oluşan heyetten alının rapora göre davacının davalıdan 21.146,71 TL alacaklı olduğunun belirlendiği, raporun denetime elverişli ve hukuka uygun olması nedeniyle hükme esas alınarak davacının davalıdan 21.146,71 TL alacaklı olduğu, davalının ödeme emrine yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin aynı şart ve koşullarda devamına, alacağın likit olması nedeniyle asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine , ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bahse konu 19.10.2017 tarihli e-postada söz konusu ürünlerin mücbir sebepler dışında 8 gün içinde varacağı davacı şirket tarafından, davalı şirkete bildirildiğini, 2. Kargonun, 10.11.2017 tarihinde yola çıkmış ve davalı şirket müşterisine 28.11.2017 tarihinde, 18 gün sonra teslim edilmiş ve davacı şirket taahhüt ettiği 8 günlük süreye rağmen ve ortada hiçbir mücbir sebep olmadığı halde, 10 gün gecikmeli olarak teslim yükümlülüğünü yerine getirdiğini, bu nedenle, davalı şirket, İsviçre’deki müşterisini kaybetmiş ve zarara uğramış, hükme göre uyuşmazlığın çözümünde, sözleşmenin kuruluşu sırasında taşıyıcının esas işyerinin bulunduğu yerin hukukunun esas alınacağını, bu hukukun uygulanabilmesi için, taşıyıcının esas işyerinin bulunduğu yerin, yükleme veya boşaltmanın yapıldığı yer veya gönderenin esas iş yerinin bulunduğu yer ile aynı devlet sınırları içinde olması gerektiğini, bu itibarla, taşıyıcının esas işyeri İstanbul’da bulunmakta olup, yükleme yaptığı yerin Düzce, gönderenin esas işyerinin bulunduğu yerin de Düzce olduğu dikkate alındığında, taraflar arasındaki ihtilafın çözümünde Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, davacı şirketin talep ve davasının kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için davalı şirketin, davacı şirkete borcu olduğu kabul edilse dahi, TTK’nun 875. Maddesinin 3. Fıkrasına göre, davacı şirket davalı şirketin zararı oluşmasa bile, taşıma ücretinde, gecikme ile orantılı olarak indirim yapmak mecburiyetinde olduğunu, kaldı ki davalı şirket, bu gecikme sebebiyle, dava dışı müşterisinin yüklü miktardaki sipariş taleplerini iptal etmesine bağlı olarak, müşterisini kaybederek zarara da uğramış olup, diğer taraftan yine bu gecikmeye bağlı olarak, davalı şirkerin müşterisi ... aleyhinde, ticari ilişki içinde bulunduğu firmalarla aralarındaki sözleşmesel ceza nedeniyle dava açılmış, bu sebeple davalı  şirket dava dışı müşterisinden ödemeyi çok geç tahsil edebilmiş, davalı şirketin, İsviçre’deki dava dışı müşterisini kaybetmesi ve ödemelerini de geç alması nedeniyle uğradığı zarar hesaplanmaksızın, ayrıca davalı şirketin İsviçre’deki müşterisi ... aleyhinde, ticari ilişki içinde bulunduğu firmalarla aralarındaki sözleşmesel ceza nedeniyle açılan davalar bekletici mesele yapılmaksızın, her şeyden öte, davalı şirketin zararı oluşmasa bile, taşıma ücretinde, gecikme ile orantılı olarak indirim yapılmaksızın, yetersiz ve hatalı Bilirkişi Raporu esas alınarak verilen davanın kabulü kararının, usul ve yasaya aykırı olduğunu, diğer taraftan, takip konusu alacağın yargılamayı gerektirdiğinden de davalı şirket tarafından tek başına belirlenemeyeceğinden likit bir alacak olmadığını bu nedenle davalı şirketin icra takibine haklı itirazı sebebiyle aleyhine % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, taşıma sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, geç teslim söz konusu olup olmadığı ve geç teslim nedeniyle davalının zararının bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"31.10.2017 ve 20.11.2017 tarihli faturalar bakiye alacağı\" sebebine dayalı olarak 21.146,71 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 26/02/2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Mahkemece u yuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 21.146,71 TL alacaklı durumdadır. Davalı ticari defterlerine göre ise, davacının takibe konu faturaları davalının kayıtlarında yer almakta olup, takip tarihi itibariyle davacıya 21.146,71 TL borçlu görünmektedir. Ancak davalı, geç teslim nedeniyle zarara uğradığını iddia etmektedir. CMR (Konvansiyon)'nin 1. maddesinde, sözleşmenin, sözleşmede belirtildiği gibi yükleme yeri ve teslim için belirlenen yerin en az biri akit ülke olan iki ayrı ülkede olması halinde, tarafların ikametgahı ve milliyetine bakılmaksızın ücret karşılığında yüklerin taşıt ile karadan taşınmasına ait her mukaveleye uygulanacağı düzenlenmiştir. Dava konu taşımalar İstanbul-İsviçre arasında olup CMR kapsamında kalmaktadır. Davalı taraf taşımaların Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olduğunu ileri sürmüş ise de, Anayasanın 90/5. maddesindeki usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir, şeklindeki düzenleme karşısında uyuşmazlığa CMR hükümlerinin uygulanması gerekir. CMR'nin 23/5. Maddesinde, gecikme halinde, hak sahibi zarar ve ziyanın bundan ileri geldiğini kanıtlarsa, taşımacı bu zarar ve ziyan için taşıma ücretini geçmemek üzere tazminat ödeyeceği, CMR'nin 30/3. maddesinde ise, yük alıcının kullanımına verildiği tarihten sonraki 21 gün içinde durum yazılı olarak taşımacıya bildirilmemiş ise, teslimdeki gecikmeler için tazminat ödenmeyeceği düzenlenmiştir.  Mahkemece alınan bilirkişi raporunda ikinci taşımaya konu emtianın geç teslim edildiği tespit edilmiş ise de davalı tarafça geç teslim nedeniyle zarara uğranıldığı ispatlanabilmiş değildir. Dolayısıyla davalının takas-mahsuba konu bir alacağı bulunmadığından ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 362,00 TL harcın, alınması gerekli olan 1.444,53 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.082,53‬ TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 13/06/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6e78c5927a6923fd","SID":"49c14d601c15875e"}}