{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t  \t: 2022/109<br>KARAR NO\t\t: 2024/1033<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>                   <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>ESAS NO\t\t: 2015/688<br>KARAR NO\t\t: 2018/263<br>DAVA TARİHİ\t: 02.06.2014<br>KARAR TARİHİ\t: 20.03.2018<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 02.07.2024<br>KARARIN YAZ. TARİH\t: 03.07.2024<br><br>İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20.03.2018 tarih ve 2015/688 Esas, 2018/263 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında sık sık gerçekleşen bir ticari ilişki ve buna bağlı olarak da cari hesap ilişkisi bulunduğunu ve müvekkili şirketin davalıdan alacaklı olduğunu, müvekkili şirkete ait ticari defter ve kayıtların incelenmesinde haklı olduklarının anlaşılacağını, davalı yana 03.02.2012 tarihi itibariyle 7.680,34-TL.cari hesap alacağı dolayısıyla Torbalı 1.İcra Müdürlüğünün 2013/775 Esas sayılı dosyasıyla takip başlattıklarını, davalının borca, faize ve tüm ferilerine haksız ve dayanaksız olarak itirazı üzerine takibin durduğunu,  haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamına ve %20' den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP:<br>Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalının ticari alışveriş yaptığını ve cari hesap şeklinde çalıştıklarını, 07.03.2011 tarih, 22.03.2011 tarih, 06.04.2011 tarih ve 14.04.2011 tarihli faturalar ile davalı şirketten çift koçlu pres ana silindir blokları ve diğer hidrolik malzemelerin davalının müşterisi olan ... adlı şirketin satın aldığı makinaya takılarak Yunanistan' a gönderildiğini ve bu müşterinin söz konusu silindir bloğundaki hidrolik problemler yaşadığını, arızaya sebep olan aksamın yedeğinin tedariki ve teknik servis konusunu 13.01.2012 tarihli elektronik posta ile ayrıntılı bir biçimde davalı şirkete aktarıldığını, davacı şirketin bu problemin telafi edileceği yönünde taahhütte bulunmasına rağmen hiçbir girişimde bulunmadığını, bu nedenle davacıya Torbalı 1.Noterliğinin 23.03.2012 tarih 002820 yevmiye nolu ihtarname gönderilerek söz konusu mağduriyetin telafisi bildirilmiş ve ihtarnamenin ardında da davacı şirketin İzmir 2.İcra Müdürlüğünün 2012/3947 E. Sayılı dosyası ile müvekkili şirkete 7 örnek  icra takibi başlattıklarını ve müvekkilinin yetki itirazı üzerine dosyanın Torbalı 1.İcra Müdürlüğünün 2013/775 Esas sayılı dosyasına gönderildiğini, davacı şirketin haksız ve kötüniyetli olarak bu davayı ikame ettiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesinin 20.03.2018 tarih ve 2015/688 Esas, 2018/263 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Davalı şirketin Çift Koçlu  Balya -Pres Makinesinde kullanılan KB1678.11 kod nolu hidrolik blok, KB 1665.1.1 kod nolu hidrolik blok parçasının davacı şirket tarafından üretildiği tarafların kabulünde olup, hidrolik parçaların davalı şirket tarafından Çift Koçlu  Balya -Pres Makinesinde kullanılarak Yunanistan'a ihraç edildiği, Yunanistan'da makinede arıza çıkması nedeniyle davalı şirket teknisyenlerinin arızayı gidermek için Yunanistan'a gittikleri, arızanın davacının üretmiş olduğu ve davalının Çift Koçlu Balya -Pres Makinesinde kullandığı hidrolik sisteminden kaynaklandığı, hidralik sistemindeki ayıbın gizli ayıp olduğu, benimsenen  bilirkişi raporu ile belirlendiği ve bu gizli ayıptan dolayı davalının 11.908,00 TL zarara uğradığı, gizli ayıbın derhal davacıya bildirildiği, tanık beyanları ve maillerden anlaşıldığı, dolayısıyla davacının davalıya ayıplı mal sattığı, ayıplı mallardan dolayı davalıdan herhangi bir alacağının kalmadığı anlaşılmakla davanın reddine'' dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili tarafından verilen 04.05.2018 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; <br>-Dosya içerisinde yer alan 25.11.2011, 13.12.2011, 20.01.2012 ve 03.02.2012 tarihli sevk irsaliyelerine göre faturada gösterilen malların  davalı şirkete teslim edildiğini, ancak malların bedellerinin ödenmediğini, davalı şirketin her ne kadar fatura konusu malların ayıplı olduğunu iddia etmişse de teslim edilen mallarda iddia edildiği gibi ayıp bulunmadığını, malların ayıplı olduğu varsayıldığında dahi davalı yanın talebinin kabulünün söz konusu olmayacağını,<br>-Malın ayıplı olması durumunda satıcıya yapılacak ihbarlar için belli süreler öngörüldüğünü ve tacir olan alıcıyı ayıp incelemesi ve ihbarı yapmakta yükümlü kıldığını, bu nedenle davalı yanın “Fatura konusu mallarda inceleme yapamadık” şeklindeki savunmasının kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davalı tanıklarının ifadeleri inceleme yapılıp yapılmadığı ve ayıp ihbarında bulunup bulunulmadığı noktasında çelişkili olduğunu, bu nedenle tanık ifadelerinin hükme esas alınmaması gerekirken tanık ifadelerinin dikkate alınarak bu ifadeler yönünde bilirkişi raporu alınmasının hatalı olduğunu, <br>-Yargılama sırasında alınan 14/08/2017 tarihli bilirkişi raporunda bilirkişinin tüm uğraşlarına rağmen davalı tarafından fatura konusu malların incelenmesi için imkan sağlanamadığını, bu nedenle bilirkişi raporunun eksik inceleme ile oluşturulduğunu, bilirkişi raporunun hüküm vermeye elverişli olmaması nedeniyle mahkeme yerinde iceleme yapılarak ek rapor alınması yönünde karar verdiğini, ek raporda “fabrikada halen üretilmekte olan çiftkoçlu balya makinalarındaki hidrolik blokların davacı tarafından gönderilen hidrolik bloklardan farklı olduğu, sebebini sorduğunda sorun yaşamamak için yeni hidrolik blokları başka firmadan temin ettiklerini” raporuna eklediğini, görüldüğü üzere bilirkişinin müvekkili şirket tarafından gönderilen hidrolik bloklarını inceleyemediğini, müvekkili şirketçe gönderilen hidrolik blokların sağlamlığı, kullanıma elverişli oluşu, gerçekten gizli bir ayıbın olup olmadığı yönünde herhangi bir kanaat oluşturacak inceleme yapılmadığını, bu nedenle gönderilen hidrolik bloklar incelenmeden gizli ayıp olduğu ve tamirat için masraf gerektiği sonucuna varılmasının hatalı olduğunu, mahkemenin her ne kadar bilirkişi raporunun açık ve karar vermeye el verişli olduğu yönünde hüküm kurmuşsa da bilirkişinin her iki raporunuda fatura konusu malları incelemeden düzenlediğini, davalı tarafın da bilirkişinin malları incelemesine imkan verilmediğini, bu hususun hem davalı yanın kötüniyetini hem de bilirkişi raporunun eksikliğini gösterdiğini, bilirkişi raporlarının da yüksek mahkemenin aramış olduğu kriterleri taşımadan hükme esas alınmaması gerektiğini, <br>-Dava konusu makinede gizli ayıp bulunmamakla beraber, bir an için makinede gizli ayıbın olduğu düşünülse bile, ayıplı mal iddiasında olan tacirin seçimlik haklarını kullanabilmesi için satıcıya ayıp ihbarında bulunması gerektiği,  fatura konusu mallar ile ilgili davalı tacir tarafında gerekli incelemeleri yapmadığından ve yasal süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığından alıcının yükümlüklerine uymadığı ve seçimlik haklarını kullabilmesinin mümkün olmadığını,<br>Belirterek yerel mahkemenin usul ve yasaya aykırı kararının istinaf incelemesi ile kaldırılmasına, tüm beyanları doğrultusunda davanın kabulüne, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalı yana bırakılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,<br>Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedelinin tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.<br>Davacı yüklenici ile davalı iş sahibi arasında KB 1678.11 kod nolu hidrolik blok ile KB 1665 1.1 kod nolu hidrolik blok parçasının imal edilmesi hususunda sözlü eser  sözleşmesi yapıldığı, davacı yüklenici tarafından 2011 yılında imal edilen sözkonusu hidrolik blok ve hidrolik blok parçasının davalı iş sahibinin yurt dışına ihraç ettiği Çift Koçlu Balya Makinasında kullanılarak yurt dışına ihraç edildiği anlaşılmıştır.<br>Davacı yüklenici vekili, müvekkilinin davalı iş sahibinden cari hesaba dayalı olarak alacaklı olduğu, başlatılan  takibe davalının  haksız  olarak  itiraz ettiğini  iddia  ettiği; davalı iş sahibi vekili ise davacı tarafça imal edilen malların  ayıplı  olduğundan davanın reddini savunduğu görülmüştür.<br>      Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, uyuşmazlık tarihinde yürürlükte olup uygulanması gereken 818 sayılı mülgâ BK'nın 359-363 maddeleri arasında düzenlenmiştir. 818 sayılı mülgâ BK'nın 360. maddesi ayıbı işin kusurlu olması veya sözleşmeye aykırı bulunması olarak tanımlamıştır.  Ayıp, imâl edilen bir eserde veya malda, sözleşme ve ekleri ile iş sahibinin beklediği amaca ve dürüstlük kurallarına göre bulunması gereken vasıfların bulunmaması, bulunmaması gereken vasıfların ise bulunmasıdır. Şayet, imâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 360. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. Bu hakkın kullanılması için iş sahibi tarafından ayrı bir dava açılabileceği gibi, yüklenici tarafından aleyhine açılmış olan bir davada bu husus def'i olarak ileri sürülebilir. BK 360. maddeye göre iş sahibinin seçimlik hakları sözleşmeden dönme, bedelden indirim yapılmasını veya ayıbın giderilmesini talep etme haklarıdır. Eserin iş sahibinin kullanamayacağı derecede ayıplı olması veya hakkaniyet kaideleri gereği eseri kabul etmesinin iş sahibinden beklenememesi veya eserin sözleşmede açıkça kararlaştırılan nitelikleri taşımaması halinde iş sahibi eseri kabulden kaçınarak sözleşmeden dönebilir. Eserdeki ayıpların eserin reddini gerektirecek nitelikte önemli olmaması halinde ise diğer seçimlik hakların kullanılması gerekir. Diğer taraftan ayıbın varlığını ihbar şekil koşuluna bağlı olmayıp tanık dahil her türlü delille kanıtlanabilir.<br><br>İlk derece mahkemesi tarafından davalı tanıklarının dinlendiği, bilirkişiden denetime ve hüküm kurmaya  elverişli  kök ve ek rapor  alındığı, sözkonusu  raporlarda davacı şirketin imal etmiş olduğu davalı şirketin Çift Koçlu Balya Pres Makinasına KB 1678.11 — kod nolu hidrolik blok, KB 1665 1.1 kod nolu hidrolik blok parçasının istenilen özelliklerde üretilmemesi sonucu Çift Koçlu Balya Pres Makinasının yüke bindiği(çalışma şartlarına göre çalıştırıldığında) sıkıştırma yapıldığında yağ kaçırması sebebiyle davacı şirket tarafından üretilen bu makina parçalarının gizli ayıplı olduğu, onarım veya tamir edilmelerinin mümkün olamayacağı sebebiyle yenileri ile değiştirilmeleri gerektiği ve parçalarda arıza çıkması nedeniyle davalının oluşan zararının 11.908,01 TL olduğunun  belirlendiği; buna göre  davacı yüklenicinin imal ettiği malzemelerin gizli ayıp olması, bu gizli ayıptan dolayı davalının 11.908,00 TL zarara uğraması, gizli ayıbın derhal davacıya bildirildiğinin tanık beyanları ve maillerden anlaşılması, davalının iş bedeline karşı süresinde ayıp defini ileri sürmesi nedeniyle davalının uyuşmazlık tarihinde yürürlükte olup uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunun 360. maddesindeki seçimlik haklarını kullanarak bedelden indirim talep etme hakkı bulunması ve ayıp nedeniyle mahsuptan sonra davacı alacağının tespit edilememesi nedeniyle Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usule ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından  davacı vekilinin  istinaf istemi yerinde görülmemiştir.<br>Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20.03.2018 tarih ve 2015/688 Esas, 2018/263 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 35,90 TL harcın mahsubu ile kalan 391,70 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Davacı vekili tarafından yatırılan 98,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"14ecc8657f008e26","SID":"304bc9b7d26b059b"}}