{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t\t: 2022/106<br>KARAR NO\t \t: 2024/1056<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>                   <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ    <br>ESAS NO\t\t: 2019/797 <br>KARAR NO\t\t: 2021/1060<br>DAVA TARİHİ\t: 02.11.2018<br>KARAR TARİHİ\t: 23.11.2021<br>DAVA\t\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 04.07.2024<br>KARARIN YAZ. TARİH\t: 04.07.2024<br><br> İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.11.2021 tarih ve 2019/797 Esas, 2021/1060 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Davacı vekili tarafından verilen 02.11.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili olduğu şirketin  .... Ltd. Şti bünyesinde yer alan ... 2. etap villa konut projesi kapsamında 8 adet villanın tüm PVC ve panjur imalatı ve montajı işi için anlaştığını ve iş anlaşması gereğince yapmış olduğu işleri teslim ettiğini, bu işlerin yapılabilmesi için davalı imalatçı firmadan malzeme satın aldığını, villalarda panjur ve lamel tedarikçisi davalı firmanın \"39'luk alüminyum poliüretan dolgu lamel\" satın alınmak suretiyle kullanıldığını, davalıdan alınmış olan tüm malzemelerin teklif, sözleşme formu ve faturaları dilekçeye eklediklerini, lamel montajları ise davacı tarafından, inşaat tekniğine uygun şekilde yapıldığını ve sorunsuz şekilde teslim edildiğini,  müvekkili davacının yapmış olduğu işleri teslim ettikten ve binalara taşınanlar tarafından kullanılmaya başlandıktan sonra panjurla ilgili sorunlar çıktığının bildirildiğini, yapılan ilk incelemelerde lamellerin birleşim noktalarında zayıflık söz konusu olduğu, burkulma, kırılmaların meydana geldiğinin görüldüğünü, konu ile ilgili panjur lamellerinin üreticisi olan davalı şirkete sorun olduğunun bildirildiğini sorunun üretimden kaynaklı olması sebebiyle değişimin talep edildiğini, davalıdan aynı projenin garaj kapısı lamelleri temin edildiğini, onlarda da aynı sorun çıktığını, davalı tarafından sorunun çözülmediği ile ilgili bilgilendirme yapıldığını, ancak bundan sonra konu ile ilgili hiçbir şekilde ilgilenilmediğini, yapılan işlerde meydana gelen hatalar nedeniyle müteahhit firma 1 ve 2. etap işini davaca firmaya vermiş olmasına rağmen 3. etap işini başka firmaya verdiğini,  davalının, davacı müvekkilinin güven, itibar ve iş kaybına sebep olduğunu, davalı hem davacı hem işveren müteahhit firmayı hemde kullanıcıların mağdur olmasına sebep olduğunu beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili tarafından verilen 28.11.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılan davanın dava dışı 3. şahıs ... Limited Şirketi isimli şirketin bünyesinde yer alan ... 2. etap Villa konut projesinin 8 adet villasının tüm PVC ve Panjur imalatı ve montaj işini aldıklarını, bu işin yapılabilmesi için villaların panjur ve lamel tedarikini müvekkili olduğu davalı şirketten satın aldıklarını, satın aldıkları malzemelerin montajını yaptıklarını, süresinde işi bitirdiklerini ve ...Limited Şirketi firmasına teslim ettiklerini, ancak daha sonra villaları satın alan ve taşınan o kişilerin süreç içinde panjurlar ile sorunlar yaşadığını ve kendilerine şikayetlerin geldiğini, bu sorun ve şikayetleri incelediklerinde sorunun müvekkili olan davalının sattığı panjur lamellerinden kaynaklandığını anladıklarını, bu konunun tespiti için Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/511 D.iş sayılı dosyasından delil tespiti yaptırdıklarını ve bu dosyadan yapılan bilirkişi incelemesinde hazırlanan raporda bilirkişinin yaşanan sorunun müvekkili olan davalıya ait olduğunu, öncelikle yetkili mahkemenin İzmir Asliye Ticaret (Tüketici) mahkemesi olması sebebiyle davanın reddine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davacı tarafından mahkememizde açılan davanın Tüketici Mahkemesi sıfatıyla açılmamış olması nedeniyle davanın usulden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ  KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesi 23.11.2021 tarih ve 2019/797 Esas 2021/1060 Karar sayılı kararında özetle; davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasında ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi bünyesinde yer alan ... 2. etap villa konut projesi kapsamında 8 adet villanın tüm PVC ve panjur imalatı ve montajı işi için yapılan anlaşma sonucunda davalı tarafından davacıya satılan malzemelerin ayıplı olduğu iddiasıyla davacı şirketin uğradığı belirtilen 28.346,82 TL malzeme bedeli, 8.505,00 TL işçilik masrafı ve 1.000,00 TL ticari kayıp bedelinden oluşan toplamda 37.851,82 TL bedelin davalı şirketten tazmini talebine ilişkin olduğu, talimat mahkemesi aracılığıyla davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin incelenmesi amacıyla dosyanın tevdi edildiği Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 30.10.2020 tarihli raporunda davacının ticari defterlerine ve belgelerine göre, davacı şirketin davalı şirketten mal alınması şeklinde taraflar arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğunu ve bu ticari ilişkiye istinaden davacı şirketin davalı şirkete dava tarihi itibariyle 7.417,77 TL tutarında cari hesap borcunun olduğunu, davacının ticari defterlerine ve belgelerine göre, davacı şirketin davalı şirketten 2017 yılında aldığı mallardan sonraki 2018 yılında davacı şirketin hem satışları hem de net karının düştüğünü, davacı şirketin 2017 yılına göre 2018 yılında düşen net kar tutarının 30.843,95 TL olduğunu mütalaa ettiği, dava dilekçesine konu edilen ayıplı ürün satışından kaynaklandığı iddia olunan malzeme satışı ile işçilik bedeli kalemlerine ilişkin zarar bulunup bulunmadığı, var ise miktarının belirlenmesi amacıyla dosyanın tevdi edildiği inşaat mühendisi bilirkişinin ise 29.07.2021 havale tarihli raporunda panjurlarda oluşan arıza sebebinin lamellerden kaynaklandığını, lamellerin hatalı ve düşük kalitede olmasından ötürü panjurların çalışmadığı kanaatine varıldığını, tespit dosyası raporunda belirlenen ayıplı mal bedellerinin taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince belirlenen birim fiyatlar doğrultusunda uygun olduğunu, bu bedelin 35.818,59 TL olduğunu, ayıplı lamellerin sökülüp yerine yeni lamellerin takılmasına yönelik işçilik bedellerinin piyasa şartlarına göre KDV dahil olmak üzere 5.000,00 TL olacağını, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi 30.10.2020 tarihli raporunda yer alan davacı şirketin davalı şirkete olan cari hesap borcunun mahsubu neticesinde, davacı şirketin mal bedelleri ve işçilik bedeli yönünden davacı şirketin davalı şirketten 33.400,82 TL talep edebileceğini mütalaa ettiği, her iki taraf tanıklarının da lamellerin davalı şirket tarafından üretildiğini, projede kullanılan lamellerin davalı şirket tarafından temin edildiğini beyan ettikleri, davacı tanıklarının beyanlarına göre davacı şirket tarafından yapılan başvuru akabinde kontrol amacıyla gelen davalı çalışanının talebi üzerine gönderilen yeni lamelin monte edildiği panjurun sorunsuz olarak çalışmaya devam ettiği, ancak diğer panjurlar açısından davalı şirket tarafından yeni lamel temini yapılmadığı, taraflar arasındaki sözleşme gereğince davalı şirket tarafından temin edilen lamellerin ayıplı oldukları, lamellerdeki ayıpların lamellerin hatalı ve düşük kalitede olmalarından kaynaklandığı, yani ayıbın üretimden kaynaklı olduğu, bu kapsamda davalı şirketin temin ettiği ayıplı lamellerden doğan zararların tümünden sorumlu olduğu izahtan vareste olup, davacı şirketin ayıplı lamellerin oluşturduğu problemin giderilmesi amacıyla katlandığı 35.818,59 TL bedeli davalı şirketten talep edebileceği, ancak dava dilekçesinde de talep edildiği üzere davacı şirketin davalı şirkete karşı bulunan 7.417,77 TL tutarındaki cari hesap borcunun mahsubu neticesinde davacı şirketin 28.346,82 TL tutarındaki malzeme bedeli alacağı talebinin yerinde olduğu, yine lamellerin ayıplı olmasından kaynaklı olarak davacı şirketin ayıplı ürünlerin değiştirilmesi amacıyla katlanmak durumunda kaldığı 5.000,00 TL işçilik ücreti bedelini de davalı şirketten talep edebileceği, lamellerin ayıplı olmasından dolayı 3. etap işinin davacı şirkete verilmemesinden dolayı davacı şirketin zararının 30.843,95 TL olduğunun tespit edildiği ve bu talebin de davalı şirketten talep edilebileceği mahkemenin kabulünde ise de, mahrum kalınan kar bedeli talebinin belirsiz alacak davası olarak ikame edildiği ve yargılama sırasında bu bedele yönelik herhangi bir bedel arttırım talebi bulunmadığı gerekçeleriyle açılan davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, malzeme bedeline yönelik talebin kabulüne, 28.346,82 TL malzeme bedeli alacağının dava tarihi olan 02.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, işçilik bedeli talebinin kısmen kabulüne, 5.000,00 TL işçilik bedeli alacağının dava tarihi olan 02.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3.505,00 TL işçilik bedeline yönelik fazlaya ilişkin talebin reddine, mahrum kalınan kar kaybı talebinin kabulüne, 1.000,00 TL mahrum kalınan kar alacağının dava tarihi olan 02.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davalı vekili tarafından verilen 20.12.2021 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki işi - sözleşmeyi eser sözleşmesi olarak değerlendirmek suretiyle davanın esasını ve içeriğini doğru bir şekilde ele almadığını, bu nedenle hatalı karar verdiğini, taraflar arasındaki işin eser sözleşmesi olmadığını, müvekkilinin davacıya sadece malzeme satan bir firma olduğunu, taraflar arasında alım satım sözleşmesi söz konusu olduğunu, davalının davacı için bir eser - montaj yapmayı yüklenmediğini, montaj yoksa eser sözleşmesinden bahsedilemeyeceğini, davalının davacıya malzeme sattığını, satılan malzemelerde de sorun olmadığını, sorunun imalat ve montajda olduğunu, imalat ve montajı da davacı firmanın yaptığını, bu nedenle müvekkiline kusur ve zarar yüklenmesinin mümkün olmadığını, mahkemenin davalının montaj yaptığını düşünerek hatalı karar verdiğini, davalı tarafından satılan malzemelerin ISO 9001: 2008 Sertifikası olan malzemeler olduğunu, malzemelerde üretim kusuru olmadığını, sorunun imalat ve montajdan kaynaklandığını, bu nedenle davacının, müvekkili şirkete rücu etmesinin mümkün olmadığını, tanıkların kusurun malzemeden değil montajdan kaynaklandığını ifadelerinde beyan ettiklerini, davalı şirket, davacıya sadece malzeme sattığı ve sorun malzemeden kaynaklanmadığı için davacı firmaya yardım etmek zorunda olmadığını, ama müşteri memnuniyeti gereği kendisinden yardım istenince İzmir'den Antalya'ya uzman personel göndererek sorunu tespit ettiğini ve ardından sorunu çözdüğünü, dosyada bulunan ve davacı firmanın imzasını taşıyan teknik servis raporunun da bu durumu ispat ettiğini, bilirkişi raporunun tüm deliller toplanmadan ve tanıkları dinlenmeden alındığını, raporun eksik bir rapor olduğunu, eksik inceleme nedeniyle verilen kararın kaldırılması gerektiğini, mimar, iç mimar ya da panjur konusunda uygulama yapan meslek mensubu kişi - ustadan ve/veya içinde tüm bu uzmanları hatta inşaat mühendisinin bulunduğu bilirkişi heyetinden yeni bir rapor alınmasına karar verilmesini talep ettiklerini, ilk derece mahkemesinin kararındaki tüm usul ve esasa ilişkin hataların tespit edilerek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davacının davasının reddine karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,<br>Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan  ayıplı imalat nedeniyle alacak  istemine ilişkindir. Mahkemece  davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine  karar verilmiş olup, karara karşı davalı vekili  tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br> 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ise 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen “Eser sözleşmesi” yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Her iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olan eser sözleşmesinde “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsur vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yapıp zamanında tamamlayarak teslim etmeyi, iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi üstlenmektedir.<br> Eser sözleşmesi ilişkisinde ayıp, yüklenicinin meydana getirip iş sahibine teslim ettiği eserde bulunan sözleşme ve fenne aykırılıklardır. Başka bir ifadeyle ayıp,  sözleşme ve eklerinde kararlaştırılan ve iş sahibinin beklediği amaca göre eserde bulunması gereken bazı vasıfların bulunmaması ya da olmaması gereken bazı bozuklukların bulunması şeklinde tanımlanmaktadır. Eldeki davada uygulanması gereken ve uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 474- 478 maddeleri  ayıplı işler hakkında uygulanır. Bu maddelerde yer alan düzenlemelere göre yüklenicinin ayıp nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için eserin teslim edilmiş olması ve teslim edilen eserin ayıplı olması, ayıbın iş sahibinden kaynaklanmamış olması, iş sahibinin eseri muayene ve ayıbı ihbar yükümlülüğünü yerine getirerek eseri açık ya da zımnen kabul etmemiş olması gerekir. <br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve BK’da eserdeki açık ve gizli ayıpların yükleniciye bildirim şeklinin nasıl olacağına dair herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması ispat kolaylığı sağlar. Ancak ayıp ihbarı hukukî işlem olmayıp, hukukî işlem benzeri maddî vakıa olduğundan, Yargıtay’ın yerleşik içtihat ve uygulamalarında eser sözleşmelerinde aksi sözleşmede veya eki şartnamelerde kararlaştırılmadıkça taraflar tacir dahi olsa ayıp ihbarının her türlü delille ve bu arada tanık beyanı ile de ispatlanabileceği kabul edilmektedir.<br><br> YHGK'nın 13.05.2009  tarih ve 13-160 E., 185 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, ayıp ihbarı kural olarak şekle tabi bulunmayıp içeriği itibariyle ayıptan karşı tarafın haberdar olmasını sağlamaya elverişli her türlü ihbarın, ayıp ihbarı olarak kabulü mümkün olup, tespit dilekçesinin ya da raporunun tebliği işleminin de ayıp ihbarı niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.  (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 30.06.2021 gün ve 2020/1263 Esas, 2021/3148 Karar sayılı kararı)<br>Somut olayda; Davacı vekili, davacının, dava dışı şirket tarafından yapılan villa konut projesinin, PVC, panjur imalatı ve montajı işlerini yapmayı üstlendiğini, yapılan imalatlarda   davalının ürettiği alüminyum poliüretan dolgulu lamellerin kullanıldığını, davalının ürettiği lamel kanallarında oluşan sıkışma ve kasılma sebebi ile sorun yaşandığını, değişimi gereken lamel bedelinin tespit raporu ile belirlendiğini, lamellerin hatalı olması nedeniyle sökülüp yenilerinin takılmasının gerektiğini, bu nedenle işçilik masrafı da yapıldığını, davalıdan kaynaklanan hatalar nedeniyle dava dışı müteahhit firmanın, projenin 1. Ve 2. Etap işlerini davacıya vermesine rağmen 3.etap işini başka firmaya verdiğini, bu nedenle davacının güven, itibar ve iş kaybına uğradığını belirterek 28.346,82 TL malzeme bedeli, 8.505,00 TL işçilik masrafı, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 1.000,00 TL mahrum kalınan kar ve itibar kaybı bedelinin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, davacı tarafça panjurlarda var olduğu iddia edilen sözde hasarda davalı şirketin hiç bir kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>Davalı vekili, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin  eser sözleşmesi niteliğinde olmadığı, taraflar arasında alım-satım sözleşmesi kurulduğunu belirtilerek istinaf itirazında bulunulmuş ise de; dava konusu alüminyum poliüretan dolgulu lamellerin davalı firma tarafından üretildiği ve davacının istediği ölçülere göre her blok için ayrı ayrı hazırlandığı, davalının elinde hazır bulunan standart bir ürünün satışının söz konusu olmadığı, lamellerin davacı için özel üretildiği anlaşıldığından taraflar arasındaki hukuki ilişki, niteliği itibariyle eser sözleşmesi olup, davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir.<br>Mahkemece taraflarca bildirilen deliller toplanmış, serbest muhasebeci mali müşavir ve inşaat mühendisi bilirkişilerden rapor alınmıştır. Yapılan araştırma ve dosya kapsamındaki bilirkişi raporlarıyla, davalı tarafça üretilen lamellerin hatalı ve düşük kalitede olduğu, panjurların bu nedenle çalışmadığı saptanmıştır. Dosyada, davacı tarafça gerçekleştirilen montaj işleminin hatalı olduğuna dair her hangi bir bulgu mevcut değildir.  Buna göre davalı tarafından üretilen lamellerin ayıplı olduğu anlaşılmakta olup, ayıplı lamellerin sökülerek yerine yenilerinin takılması gerektiğinden davacı yanın malzeme ve işçilik bedeli talep edebileceği, her ne kadar , lamellerdeki ayıp nedeniyle projenin 3.etabındaki işlerin davacıya verilmemesinden ötürü davacı yanın mahrum kalınan kar miktarının  belirlenmesi yönünden mahkemece yapılan araştırmalar ve alınan bilirkişi raporu yetersiz görülmüş ise de, davacının mahrum kalınan kar bedeli olarak 1.000,00 TL talep ettiği, dosyadaki bilgi ve belgeler, paranın alım gücü nazarı dikkate alındığında, davacının, davalıdan kaynaklanan ayıp nedeniyle her halükarda 1.000,00 TL tutarında kayba uğramış olacağının kabulü gerektiği kanaatine varılmakla, bu husustaki eksiklik dairemizce kaldırma sebebi yapılmamış, mahkemece davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmesinde netice olarak bir isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve  davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.11.2021 tarih ve 2019/797 Esas, 2021/1060 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gerekli 2.346,23 TL istinaf  karar ve ilam harcından, peşin alınan 586,56 TL harcın mahsubu ile kalan 1.759,67 TL harç bedelinin davalıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Davalı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca dava değeri itibarıyla kesin olmak üzere 04.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"533c1c992b48f3fc","SID":"fbd7bf15819a7c43"}}