{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/660 <br>KARAR NO: 2024/908<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/11/2020<br>NUMARASI: 2018/291 Esas -  2020/709 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/06/2024<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıya müvekkilinin 21.523,20 Euro (77.586.84.-TL) bedelli mal sattığını, karşılığında 19.713,06 Euro (75.400.00.-TL) ödeme aldığını, bakiye 1.810.14 Euro (7.278.93 TL) yönünden icra takibi yapıldığını, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı ile takibin durdurulduğunu, davalarının kabulüne, borçlunun itirazının iptaline, takibin devamına, davalının; alacağın % 40'tan az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;müvekkili ile davacı arasından Euro bedelli mal alım satımı yapıldığını, fakat hesaplamada hangi kurun alınacağını belirlenmediğini, sözleşme tarihine göre yapılan hesaplamada borçlarının; davacı ile müvekkili arasında mal alım sözleşmesinin 26/08/2016'da yapıldığını, bu tarihteki Merkez Bankası efektif alış kurundan 1 Euro-3,3100 TL olduğunu, bu kur üzerinde yapılan hesaplamada; davacı yandan alınan mal bedelinin 18.240 Euro karşılığı 60.374,40 TL , KDV dahil 21.523,20 Euro karşılığı 71.241,79 TL olduğunu, bu hesaplamaya göre toplam borçlarının: 71.241,79 TL, KDV tutarının: 10.867,39 TL olduğunu, KDV'nin sözleşme anında Euro olarak hesaplandığını, KDV tutarının kanun maddelerine göre sözleşme anında sabitlendiğini, Euro üzerinden değerlendirilip borç olarak gösterilemeyeceğini, fatura tarihine göre yapılan hesaplamada borçlarının; faturanın 24.11.2016 tarihinde düzenlendiğini, bu tarihteki Merkez Bankası efektif alış kurundan 1 Euro= 3,5912 TL olduğunu, bu kur üzerinde yapılan hesaplamada; davacı yandan alınan mal bedelinin 18.240 Euro karşılığı 65.503,49 TL, KDV'nin sözleşme anında Euro'ya çevrilip sabitlendiğini, bu tutarın 10.867,39 TL olduğunu, bu hesaplama sonucu müvekkilinin toplam borcunun: 76.370,88 TL olduğunu, ödemelerinin; 29.09.20216'da 20.000.00 TL'lik ödeme yapıldığını, sözleşme tarihinde ki kura göre (3.3100) 6.042,20 Euro ödendiğini, mal alımından kaynaklanan Euro bedelinin 18.240 Euro olduğunu, dolayısıyla 12.197,80 Euro borçlarının kaldığını, 01/02/2017 ve 06/02/2017 tarihlerinde 27.700 TL, 27.700 TL ödemeler ile toplamda 55.400 TL ödendiğini, fatura kesildiği anda kalan Euro bakiyesinin 12.197,80 olduğunu, kur üzerinde bir anlaşma yapılmadığı için fatura tarihindeki kur değerlendirilerek yapılan hesaplamaya göre; (1 Euro= 3,5912 TL) mal alımından kaynaklanan borçlarının: 43.801,87 TL, + 10.867,39 TL KDV (KDV'nin sözleşmede Euro'ya çevrilerek sabitlendiğini), bu bahisle toplam kalan borçlarının 54.669,26 TL olduğunu, toplam 55.400 TL ödendiğinden müvekkilinin borcu bulunmadığını, davacı KDV tutarını da Euro üzerinden hesapladığını ve kur tespitini doğru yapmadığı için müvekkilini borçlu çıkardığını, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Takibin dayanağının 26.08.2016 tarihli satış sözleşmesine dayalı 24.11.2016 tarihli ... seri nolu fatura kaynaklı, cari hesap-kur farkı alacağı olduğu, dosyaya ibraz edilen ve davacı tarafından hazırlanan ve hakkında ihtilaf olmayan 26.08.2016 tarihli malzeme satımına ilişkin sözleşmede mal bedelinin 18.240,00 Euro, KDV dâhil mal bedelinin ise 21.523,20 Euro olduğu, buna göre taraflar arası sözleşmeye konu mal bedeli toplamının 21.523,20 Euro olduğu, sözleşmede taraflar arası kurun belirlenmediği, bu minvalde bilirkişiler tarafında yapılan tespitte, davaya konu fatura için üzerinde belirtilen 1 Euro=3,6048 TL kuru ve ödemeler için ise ödeme tarihinde ki T.C. Merkez Bankası Euro Efektif Alış Kuru dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiğinin belirtildiği ve bu cihette yapılan hesaplamada, davaya konu emtia bedelinin 21.523,20 Euro olduğu davalı tarafından yapılan ödeme toplamının 19.682,77 Euro olduğu, davacının davalı yandan 1.840,43 Euro tutarında alacaklı olduğu, takip tarihi olan 06.11.2017 tarihinden Merkez Bankası Euro Efektif alış kurunun 1 Euro = 4,4756 TL olduğu, bu nokta davacı yanın davalı yandan talep edilebileceği alacağın (1.840,43 Euro x 4,4756 TL) 8.237,03 TL olduğu, bu noktada davacı yanın davalı yandan takip tarihi olan 06.11.2017 tarihi itibarıyla  7.278,93 TL  için takip yapması yerinde olduğu anlaşıldığından, davanın kabulüne,  İstanbul Anadolu ... İcra müdürlüğünün ... sayılı dosyasında yaptığı itirazın iptaline takibin aynen devamına, alacağın likit olması nedeniyle asıl alacağın %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ...\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yabancı para cinsinden düzenlenen faturada faturanın düzenlendiği tarihteki kur ve faturanın TL karşılığı mutlaka faturada açık bir şekilde gösterilmesi gerektiğini, fatura tarihinden önce ve sonra yapılan ödemelerde Euro kuru sözleşme ve fatura tarihi dikkate alınmadan TL'ye çevrildiğini, kur farkını, mevcut işlemin bir devamı olarak görmenin yanlış olduğunu, işlemin mal teslimi, hizmet  ifası ile  veya  mal  teslimi  ve  hizmet  ifasından önce düzenlenen belge ile gerçekleştiğini, mahkemece alınan bilirkişi raporunda sadece davacı yanın ticari defterlerinin incelendiği ve hükmün o yönde kurulduğunun da ortada olduğunu, bedelin döviz  ile hesaplanması halinde  dövizin, vergiyi doğuran olayın  meydana  geldigi  andaki  \"cari  kur\"  üzerinden  Türk parasına  çevrileceğinın kanunda açıkça belirtildiğini , bu bağlamda fatura kesim tarihi  dikkate alındığında  müvekkilinin borcu tamamen ödediğini,  KDV tutari kanun maddelerine göre sözleşme anında sabitlendiğini, KDV'de oluşan kur farkının Euro üzerinden değerlendirilip borç olarak gösterilemeyeceğini ancak malın satış bedeli dışında kalan ve KDV ile ilgili olan kısımda kurun, malın satışının yapıldığı gün kanun gereği KDV yönünden sabitlendiğini , satış bedelini artan kur oranı üzerinden zaten almış olan davacı tarafın fatura kesilirken sabitlenmesi gereken KDV bedelini de Euro kuru üzerinden talep etmesinin her türlü usule ve yasaya aykırı olacağını beyanla istinaf başvurularının kabulü ile mahkeme kararının ortadan kaldırılarak, haksız ve yersiz olarak müvekkili aleyhine başlatılan takipte borç bulunmadığı için takibin iptaline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE : Dava, cari hesapta  kur farkından kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince toplanan deliller ile davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekilince  istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra dairesinin ... esas sayılı dosyasında \"26.08.2016 tarihli satış sözleşmesine dayalı 24.11.2016 tarih ... numaralı fatura kaynaklı  cari hesap - kur farkı alacağı 1.810,14 Euro karşılığı\" sebebine dayalı olarak 7.278,93 TL asıl alacağın  tahsili istemiyle 05.11.2017 tarihinde  ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda davacı  ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacının takip ve dava konusu edilen 24.11.2016 tarih ... numaralı 77.586,84 TL bedelli fatura düzenlendiği, davalı tarafça  29.09.2016 tarihinde havale yolu ile 20.000 TL  ödeme yapıldığı, 21.11.2016 tarihinde 2 adet toplam 55.400 TL tutarında çek girişi  yapıldığı, bu çeklerden ... nolu 27.700 TL tutarlı çekin 31.01.2017 tarihinde, ... nolu 27.700  TL tutarlı çekin ise 03.02.2017 tarihinde davacı tarafından tahsil edildiği, davacı defterlerine göre davacı şirketin davalıdan 2.186,64 TL alacaklı olduğu, bu tutarın Euro cinsinden 1.840,43 Euro'ye karşılık geldiği; davalı defterlerine göre davalı şirketin davacıya borcunun olmadığı, davalının davacıya sözleşme tarihinden önce 29.09.2016 tarihinde yapılan  20.000 TL'lik ödemenin muhasebe kaydına rastlanmadığı, daha sonra bu ödemenin nakit ödeme olarak davalı defterine kaydedildiği, taraflar arasında yapılan sözleşme gereği davacı tarafın davalıya düzenlediği faturaların döviz cinsinden bedeli belirlenmiş ise de davalı tarafından yapılan ödemelerin TL cinsinden fatura bedelinden mahsup edilerek yasal kayıtlarına intikal ettirildiği, bu haliyle davalı ticari defterlerinin VUK'nun 215. ve 219. maddelerinde belirtilen kayıt nizamına ve genel kabul görmüş muhasebe standartları, muhasebe sistemi uygulama genel tebliğ hükümlerine uygun olarak tutulmadığı ve sahibi lehine delil niteliği taşımadığı belirtilmiştir. Yabancı para üzerinden kurulan temel ilişkide, fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki fark varsa bu fark, kur farkı alacağıdır. Bu özelliği itibariyle kur farkı alacağı ancak TL olarak istenebilir. Kur farkı alacağının talep edilebilmesi için yazılı bir sözleşme veya taraflar arasında  yabancı para üzerinden devam eden ticari ilişkinin bulunması gerekir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2008/6163 E-2008/7544 K sayılı kararı) Kur farkı talebi, kur farkı faturası düzenlenmesine de bağlı değildir. Taraflar arasında yabancı para birimine endeksli bir ticari ilişkinin varlığı halinde, kur farkı faturası düzenlenmeden de kur farkı alacağı talep edilebilir. Somut olayda; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya mal  satışına ilişkin  davacı tarafından düzenlenen satış faturasının  üzerinde Euro  cinsinden o günkü Merkez Bankası döviz kurunun yazılı olduğu  KDV dahil TL üzerinden düzenlendiği, taraflarca inkar edilmeyen 26.08.2016 tarihli sözleşmede takibe ve davaya konu mal bedelinin 18.240 Euro+KDV dahil 21.523,20 Euro olduğu, bu paranın %50 sinin  peşin , %50 sinin malzemeler gümrüğe geldiğinde 60 günlük Euro  çeki ile yapılacağı, TL çeki olması durumunda çekin vade tarihindeki Euro kurunun esas alınacağı ve kur riskli fatura kesileceği kararlaştırıldığı,bu sözleşmeye göre taraflar arasındaki ticari ilişkinin yabancı para üzerinden kurulduğu anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 99. maddesi; \"Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden ödenmesini isteyebilir.\" hükmünü haizdir. Anılan yasa hükmüne göre taraflar aynen ödeme kararlaştırılmadıkça vadesinde ödenen borçta seçim hakkı borçludadır. Dilerse yabancı para borcunu aynen, dilerse TL karşılığını öder. Vadede ödeme yapılmaması halinde seçim hakkı TBK'nın 99/2.maddesi uyarınca yine alacaklıya geçmektedir.Somut olayda davalı çek  vermek ve havale yapmak suretiyle  bir kısım ödeme yapmış ise de usulüne uygun tutulan ve sahibi lehine delil niteliğine haiz davacı ticari defterlerine göre taraflar arasında Euro üzerinden düzenlenen sözleşme nedeniyle davacı davalıdan 1.840,43 Euro alacaklı olup, TBK'nın 99/3.maddesi uyarınca borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine bu alacağını aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile ödenmesini isteyebilir. Taraflar arasındaki yazılı sözleşme hükmü nedeniyle çek ve havale yoluyla yapılan TL ödemelerinin ödeme tarihindeki kur üzerinden yabancı paraya çevrilerek aradaki farkın taleple bağlılık ilkesi gereği 1.810,14 Euro üzerinden kabulü ile mahkemece takip tarihi itibariyle talep edilen 7.278,93 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Davalı tarafça KDV tutarına ilişkin kurun  sözleşme tarihinde sabitlendiği ileri sürülmüş ise de 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 24/c.maddesinde vade farkı, fiyat farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzer adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerlerin matraha dahil olduğu düzenlenmiş olup, kur farkı faturalarında dahi KDV alınabileceği gözetildiğinde fatura veya sözleşme düzenlenme tarihi itibariyle KDV tutarına ilişkin  kurun sabitlendiği söylenemeyeceğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri  yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle HMK' nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 497,19 TL nispi istinaf karar harcından peşin alınan 124,3‬0 TL harcın mahsubu ile eksik  372,89 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,  Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.  07/06/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"85606f4012ae2ce2","SID":"720569af50e6e6b3"}}