{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/204 <br>KARAR NO: 2024/866<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 04/12/2019<br>NUMARASI: 2018/451 Esas -  2019/991 Karar<br>DAVA: Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/05/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... Ltd. Şti ile davalı sigorta şirketi arasında 15/11/2011 tarihinde, davacı ... Ltd. Şti ile davalı sigorta şirketi arasında ise 04/04/2012 tarihinde acentelik sözleşmesi akdedildiğini, ancak davalı şirketin davacı ... Ltd. Şti ile aralarında akdedilen sözleşmeyi 21/11/2017 tarihinde, davacı  ... Ltd. Şti ile aralarında akdedilen sözleşmeyi ise 17/11/2017 tarihinde haksız olarak feshettiğini, oysa fesih öncesi sözleşmelere konu işlerin iyi gittiğini, davacıların davalı şirkete birçok müşteri kazandırdığını, bu nedenle acentelere ödenen komisyon dışında davalının kendilerine ek komisyon ödediğini, bu durumun belgelerle sabit olduğunu, ancak 17/04/2017 tarihinda hükümet tarafından trafik sigortalarında zorunlu tavan fiyat uygulaması getirildiğini, bu nedenle davalı şirketin trafik sigorta poliçelerini yapmak istemediğini, düzenlenmek istenen poliçelere çeşitli gerekçelerle engel olunduğunu, sigorta şirketlerinin bu durumunu hükümetin denetleyerek ceza uygulamaya başlaması üzerine bu engellemelerin kaldırıldığını, bunun üzerine davalı sigorta şirketinin acentelere puan uygulaması getirmek suretiyle bu puanın geçilmemesi yönünde uygulama yapmaya başladığını, puan aşıldığında kendilerine eksi puan verildiğini, peşin para ile poliçe düzenlemek isteyen taleplerin engelenmeye çalışıldığını, davalı sigorta şirketinin bir taraftan yukarıda anlatılmaya çalışılan şekliyle trafik poliçesi düzenlenmesini arzu etmediği halde diğer taraftan yüksek hedeflerin tutturulması yönünde talepte bulunmasının çelişki arzettiğini ve bir anlamda sözleşmeyi feshetmemiz mobing niteliğinde olduğunu, ancak tüm bunlara rağmen devam eden süreçte davalı sigorta şirketinin hiçbir gerekçe göstermeden sözleşmeyi feshettiğini ve buna rağmen denkleştirme tazminatını ödemediğini, bu nedenle davalı sigorta şirketinin sigorta acentelik sözleşmesini haksız olarak feshetmiş olması nedeniyle HMK m.107 kapsamında miktarı belirsiz alacak davası kapsamında davalıdan talebi mümkün denkleştirme tazminatı miktarının tespiti ile şimdilik her bir davacı için 5.000,00 TL tazminatın davacı ... Ltd. Şti bakamından fesih tarihi olan 21/11/2017 tarihinden, diğer davacı ... Ltd. Şti bakımından ise fesih tarihi olan 17/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kendilerinin dava dilekçesinde iddia edilenin aksine davacılara gönderdikleri fesih ihbarında acentelik sözleşmesinin ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 3 ay sonunda feshedileceğini bildirdiklerini ve fesih ihbarının davacılara ulaşmasından 3 ay sonra davacıların acentelik vekaletnamelerinin sona erdirildiğini, davacılar her ne kadar feshin haksız olduğu yönünde iddiada bulunmuş ise de davacı şirketin sigortacılık faaliyetinde ve davacılar ile acentelik sözleşmesi akdederek ilişki içerisine girmesindeki amacının kazanç elde etmek olduğunu, bu amaçla acentelerinden kabul edilebilir oranında performans beklediklerini, beklentilerinin gerçekçi ve ulaşılabilir talepler olduğunu, bu amaçla 08/05/2017 tarihinde gönderilen yazı ile ortak hedefin gerçekleştirilmesi için hedefin davacılara bildirildiğini, oysa davacıların hedefin sağlanması yönünde hiçbir çaba sarfetmediğini, bu nedenle 3 ay önceden bildirimde bulunmak kaydıyla sözleşmelerin 21. maddelerine uygun olarak acentelik sözleşmelerinin feshedildiğini, fesih haklı olduğundan davacıların TTK m.122 ve Sigortacılık Kanunu m.23/18 kapsamında denkleştirme tazminatı talep etme haklarının olmadığını, bu nedenle her iki davacı bakımından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Bu kapsamda somut olaya bakıldığında davalı sigorta şirketinin öncelikle acentelik sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini isapt etmesi gerekmektedir. Bu amaçla hukukçu bilirkişi Av. ..., sigorta uzmanı ... ve mali müşavir ...'ndan alınan 06/03/2019 tarihli bilirkişi raporu ile; taraflar arasında 2012 - 2017 tarihleri arası acentelik sözleşmesinin yürürlükte olduğu, davacının üretim ve komisyon alarak 2013 yılında en yüksek seviyede olduğu, 2014 - 2016 döneminde üretimin yatay bir seyir izlediği, 2017 yılında düşüş gösterdiği, davacının özellikle 2016 yılından itibaren acenteliği yaptığı diğer sigorta şirketleri ile çalışmasını arttırması nedeniyle davalı sigorta şirketinin poliçelerinde düşüşe geçildiği, davacının sigorta üretim ve hedeflerini gerçekleştirmede 2015 yılında %95 seviyesindeyken bu rakamın 2016 yılında %75 ve 2017 yılında %49'a düştüğü, bu nedenle davalı ... Sigorta AŞ'nin sözleşmenin 21. Maddesi kapsamında fesih ihbarında bulunduğu, taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmesinin 22 ve 23. maddeleri kapsamında davacı acentenin davalı sigorta xirketinden herhangi bir hak talebinde bulunmayacağının öngörüldüğü, fesih haklı olduğundan davacının davalıdan denkleştirme talebinde bulunma hakkı olmadığı tespit edilmiştir. Her hak gibi olağan fesih hakkı da keyfi olarak kullanılamaz. Keyfi kullanım dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil eder. Bu nedenle davalı olağan yolla kullandığı fesih hakkının haklı bir nedene dayandığını ispat yükü altındadır.(bkz. Yargıtay 11. HD. 22/10/2014 tarih - 2014/7542 Esas ve 2014/16209 Karar ve 11. HD. 27/04/2016 tarih - 2015/15216 Esas ve 2016/4748 Karar)  Yargıtay uygulamasına göre salt hedeflerin tutturulamaması acentelik sözleşmesinin feshi için haklı neden olarak kabul edilmemekte ise de (bkz. Yargıtay 11. HD. 18/04/2017 tarih - 2015/14094 Esas ve 2017/22015 Karar) dosya kapsamı ve bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere davacıların feshe sebep gösterilen 2017 yılı performanslarındaki sert düşüşün acentelerin çalışmalarını acenteliklerini yaptıkları diğer sigorta şirketlerine kaydırmış olmalarından kaynaklandığı anlaşıldığından davalı sigorta şirketinin sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği ve bu nedenle her iki davacı bakımından davanın reddine\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; feshin haksızlığına, sırf feshe bahane sağlamak maksadıyla davalı şirketin uyguladığı bilgisayar ekranını açmamak, peşin parayla bile trafik sigortası poliçesi yaptırmamak, trafik sigortalarında kredi kartı sahibi ile ruhsat sahibinin aynı kişiler olmasını şart koşmak, fiyatlama ekranını kapatmak, trafik sigortasında tavan limiti koymak ve 2-3 adet trafik sigortası poliçesi kesildikten sonra limit aşımı bahanesiyle eksi puan vermek gibi sigortacılık genel esaslarına ve ticari hayata tamamen ters gelen uygulamalar ile müşteriye ve davacı acentaya adeta mobbing uygulayıp işlem hacminin düşmesini sağlayarak ve bunu da bahane ederek sözleşmeyi davalının haksız feshettiğine dair ekran görüntüleri ve çalışan personel ile bir kısım müşterilerin hakim huzurundaki tanık olarak anlatımlarına gerekçede yer bile verilmeden Gaziantep İlinde kendileri de sigorta acentalığı yapan ve müvekkili ile ticari rekabeti ve kıskançlığı bulunan bilirkişilerin yanlı-taraflı raporuna itibar edilerek davalarının reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı yabancı sermayeli şirketin 12 Nisan 2017 tarihinde hükümet tarafından bilhassa trafik sigortalarına getirilen tavan fiyatı uygulaması nedeniyle piyasadan çekilmek istediğini, ancak acentalarına ödemek zorunda kalacağı tazminattan korkarak acentalarına ayrıntıları dava dilekçesinde anlatıldığı şekilde mobbing uygulayarak işlem hacmini kendisi düşürdüğünü, bunu da bahane ederek sözleşmeleri feshettiğini, davalı şirketin yaptığı uygulamaların \"iş yaptırmama\" ve dolayısıyla \"işlem hacmini düşürme\" maksatlarına yönelik olduğuna dair çalışan personel talimat ile alınan ifadelerinde tanıklık ettiğini, yine mobbing uygulamasının ispatı olarak davalı şirketin online sistemde yaptığı ekran oyunlarına dair ekran görüntülerinin dosyaya kendilerince sunulduğunu, bilirkişi raporuna itiraz dilekçeleri değerlendirilip ek rapor alınmadan karar verilmesinin hak kaybına uğramalarına neden olduğunu, bilirkişinin sadece portföy tazminatını hesap etmekle görevli olduğunu, ayrıca feshin haklılığı ya da haksızlığı konusunda hüküm veremeyeceğini, görüş dahi bildiremeyeceğini, oysa ki bilirkişi raporunda sadece feshin haklılığına odaklanıldığını, sadece bu hususta değerlendirme yapıldığını, eğer hakim feshin haksızlığına karar verecek ise hükmedilecek portföy tazminatının tutarının ne kadar olduğunun ise hesap bile edilmediğini, bilirkişilerin, dilekçelerinde belirttikleri ve dosyaya sundukları ekran görüntülerini ve tanık beyanlarını yok saydıklarını, bilirkişi kurulunda yer alan hukukçu bilirkişi dışındaki üyelerin, kendileri de Gaziantep İlinde Sigorta Acentalığı yaptıkları için müvekkili firma ile bu alanda bir yarış, rekabet ve hatta kıskançlık içerisinde olduklarını, nitekim davalı vekillerinin dahi uğraşmadığı kadar sırf dava reddedilsin diye uğraşmıştıklarını, rapor okunduğunda sanki bilimselmiş gibi uyduruk grafiklerle de süslenen bu taraflı raporun sadece rakamları açıklamakta olduğunu, asıl olan feshin haksızlığına yol açan davalı şirketin mobbing uygulamalarını ise açıklamamakta olduğunu, oysa ki bilirkişi raporunda kendi iddialarına da cevap verilmesi, mevcut deliller ile tek tek hiç bir duraksamaya mahal vermeden ve hakim denetimine elverişli bir şekilde ele alınarak iddialarının değerlendirilmesi ve hasıl olacak neticeye göre rapor verilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda sadece feshin haklılığına odaklanıldığını, sadece bu hususta değerlendirme yapılmışdığını, dava dilekçelerinde davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarına açıkça dayanmış oldukları için ticari defter ve kayıtlarını sunmayan davalı şirketin, HMK.m.222/5 gereğince iddialarını kabul etmiş sayılacağını, feshin haklılığını davalı şirketin ispat etmesi gerektiğini, davalı tarafın bu yönde bir ispatı, hatta ispat çabasının dahi olmadığını, hatta ticari kayıtlarını müzekkereye rağmen mahkemeye göndermeyerek ve bilirkişilerin incelemesine ticari kayıt ve defterlerini sunmayarak kendi iddialarını HMK.m.222/5 gereğince kabul etmiş sayıldığını, bilirkişi raporuna itirazları kabul edilerek portföy tazminatı miktarının başka bilirkişilere hesap ettirilerek feshin haksızlığı nedeniyle davalarının kabulüne karar verilmesi gerekir iken 2017 yılındaki düşüşün, acentanın çalışmasını başka şirketlere kaydırmış olduğundan kaynaklandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. <br>GEREKÇE: Dava, acentelik sözleşmesinin haksız feshine dayalı olarak denkleştirme alacağı (portföy tazminatı)'nın tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Genel olarak portföy tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra, bu ilişki devamı boyunca acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden akidinin halen yararlanması, acentenin ise yararlanmaması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığıdır. Somut olayda uygulanması gereken  TTK'nın 122. maddesinde açıkça \"denkleştirme istemi\" olarak tanımlanan, doktrinde de \"müşteri tazminatı\", \"portföy tazminatı\", \"portföy akçesi\" olarak da ifade edilen bu tür tazminat, 5684 sayılı Sigorta Kanununun 23/16. maddesinde,  sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesinin, sigorta şirketinden tazminat talep edebileceği şeklinde düzenlenmiştir.Acentenin portföy tazminatı talep edebilmesi için dört koşulun gerçekleşmesi gerekir; 1-Acentelik sözleşmesinin denkleştirme talep edecek şekilde sona ermiş olması,2-Acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra müvekkilin, acentenin çabasıyla oluşturulan yeni müşteri çevresinden önemli menfaatler elde etmeye devam etmesi,3-Sözleşmenin sona ermiş olması nedeniyle acentenin, müvekkiline devrettiği yeni müşteri çevresinden gelir elde etme imkanını kaybetmiş olması,4-Acenteye denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun (hakkaniyetin bir gereği) olması (Özge Ayan, Acentenin Denkleştirme Talep Hakkı, Seçkin Yayınları, Ankara 2008, s. 146 vd; Arslan Kaya, Ticaret Kanunu Şerhi- Birinci Kitap Ticari İşletme- Yedinci Kısım-Acentelik, 2. Basım, İstanbul 2016, s.247 vd). Bu açıklamaya göre, mahkemece öncelikle somut olayda bu dört koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmesi gerekmektedir.  Bundan sonra, koşulları varsa, alacağın hesaplanmasına geçilmelidir.Denkleştirme alacağının hesaplanma şekli konusunda mevzuatta bir formül verilmemiştir. Bu durumda karşılaştırmalı hukuktan ve 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesindeki  düzenlemeden ve Yargıtay uygulamasından hareketle bir hesaplama yöntemi uygulanmalıdır.Denkleştirme talebinin temelinde, acentenin kendi çabasıyla oluşturduğu yeni müşteri çevresinin, sözleşme ilişkisi sona erdiğinde müvekkile (yani davalıya) devredilmiş olması ve bu yeni müşteri çevresinin ekonomik bir değerinin olması yatmaktadır. Bu nedenle, öncelikle oluşturulan yeni müşteri çevresinin tespiti yapılmalıdır. Acentenin göreve başladığı tarihte mevcut olan müşteri çevresi hariç, yeni oluşturulan müşteri çevresi belirlenmelidir.Bundan sonra hesaplama üç aşamada yapılır; Birinci aşamada, acentenin kendi çabasıyla kazandırdığı yeni müşteri çevresinden müvekkilin elde ettiği/elde etmesi muhtemel menfaatler/gelirler hesaplanır. Daha sonra, acentenin yeni müşteri çevresiyle işlem yapamayacak olması nedeniyle uğradığı gelir kaybı hesaplanır. Bu kayıp, acentelik sözleşmesi devam etseydi, acentenin temel edimleri karşılığında elde edeceği ücret (provizyon) gelirleridir. Burada temel bir kural vardır. Müvekkilin menfaati, acentenin ücret kaybı kadardır. Bu nedenle, müvekkilin elde edeceği menfaatin, acentenin gelir kaybı kadar olduğu ilkesinden hareketle, öncelikle acentenin gelir kaybının hesaplanması uygun olacaktır. Bu hesaplama yapılırken, acentenin temel ediminin karşılığı olan ücretler esas alınmalı ve maliyetler düşüldükten sonraki net gelir esas alınmalıdır. Acenteye arızi olarak ödenen ücretler bu hesaplamada dikkate alınmamalıdır ve acentenin bir yıllık gelir kaybı bulunmalıdır.Gerek müvekkilin elde edeceği menfaat miktarının gerekse acentenin yoksun kaldığı toplam gelir miktarının hesaplanabilmesi için, yeni müşteri çevresinin müvekkille ne kadar süreyle ticari ilişkide bulunacağının, somut olayın özelliklerine göre tahmin edilmesi gerekir.Daha sonra, işin niteliğine ve acentelik ilişkisinin devam ettiği süredeki veriler dikkate alınarak, yıllık müşteri kayıp oranı belirlenir. Yeni müşterilerle müvekkilin tahmini ilişki süresi esas alınarak her yıl için belirlenen miktarlardan, müşteri kayıp oranında indirim yapılır. Her yıl için bulunan zararlar toplanır. Bulunan bu ham alacak üzerinden, acentenin denkleştirme alacağını peşin olarak alacağı düşünülerek, faiz indirimi yapılır ve birinci aşamadaki ham alacak bulunur.İkinci aşamada hakkaniyet denetimi yapılır. Bu aşamada üst sınır dikkate alınmaz. Somut olayın özelliklerine göre, hakkaniyet ilkesi gereğince alacak tutarında indirim veya artırım yapılabilir. Örneğin, müvekkilin markasının tanınmışlığı yeni müşteri çevresinin oluşumunda etkili olmuşsa, alacak miktarından uygun bir oranda indirim yapılmalıdır. Acente olağanüstü çaba göstermiş, önemli reklam ve tanıtım çalışmaları yapmışsa alacak miktarı hakkaniyet gereği artırılabilir. Hakkaniyet ölçüsü de uygulanarak, acentenin denkleştirme alacağı hesaplanmış olur.Üçüncü aşamada, hesaplanan denkleştirme alacağının, yasal üst sınırı aşıp aşmadığı denetlenir. Eğer üst sınırın altındaysa hesaplanan alacağa aynen hükmedilir; üst sınırı aşıyorsa, alacak tutarı üst sınıra indirilerek hüküm altına alınır. Denkleştirme talebinin üst sınırı, TTK’nın 122/2. maddesinde şöyle tanımlanmıştır: ''Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır''  Üst sınırın hesaplanmasında, ilk basamaktaki hesaplamadan farklı olarak, acentenin her türlü geliri hesaplamaya dahil edilmeli ve brüt gelir esas alınmalıdır. Üst sınır acentenin alacak talebini sınırlayan bir düzenleme olduğundan, hesaplamanın bu şekilde yapılması hakkaniyete uygun olacaktır. Yukarıda açıklandığı üzere, hesaplama aşamalarla yapılmalı ve üst sınır denetimi en son yapılmalıdır.Belirsiz süreli kurulan veya belirsiz süreli hâle gelen  sözleşmelerde  taraflardan her biri önceden ihbarda bulunmak şartıyla sözleşmeyi feshetme imkânına sahiptir. Olağan fesih olarak adlandırılan bu fesihte taraflardan her biri bir sebebe dayanmaya gerek olmaksızın tek taraflı, yöneltilmesi gerekli bir irade beyanı ile sözleşmeyi ileriye etkili olarak sona erdirmektedir.Sözleşmesinin olağan feshinin bir sebebe dayanması gerekmemekle birlikte, maddi olarak hakkın kötüye kullanılma yasağı bu imkânın sınırını çizmektedir. Fesih hakkının açıkça kötüye kullanılması hâli (örneğin karşı tarafta sözleşme ilişkisinin devamı yönünde güven yaratılıp daha sonra fesih yoluna gidilmesi gibi) hukuk düzenince korunmayacağı için fesih hakkının kötüye kullanıldığı durumlarda tazminat talebi söz konusu olabilecektir.Gerçekten de sözleşme özgürlüğü ilkesi gereğince taraflar, sözleşmeyi yapma, sözleşmenin karşı tarafını seçme, sözleşmenin içeriğini düzenleme ya da değiştirme, sözleşmenin tabi olacağı şekli belirleme ve nihayet sözleşme ile bağlı kalmama, yani sözleşmeyi sona erdirme özgürlüğüne de sahiptir. Davacı, davalı ile arasındaki  04.04.2012 tarihli acentelik sözleşmesinin  17.11.2017  tarihinde haksız şekilde feshedildiğini ileri sürerek, denkleştirme tazminatı talebinde bulunmuş ve bu talebini yasal süresi içinde belirsiz alacak davası şeklinde ileri sürmüştür. Davalı ise, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin yasa ve sözleşmeye uygun şekilde süre verilerek ve haklı şekilde feshedildiğini, davacı acentenin üretim hedeflerinin gerçekleşmesi konusunda hiç bir çaba göstermediğini, üretimini çalıştığı diğer şirketlere kaydırarak kendi adlarına düzenlediği poliçeleri düzenli ve bilinçli bir şekilde azaltarak üretimin düşmesine neden olduğunu, sözleşmenin haklı nedenle feshedilmesi nedeniyle denkleştirme tazminatı alacağı şartlarının oluşmadığını savunmuştur.Davalı tarafça davacı acenteye 08/05/2017 tarihinde branş bazında hedef belirleme yazısının gönderildiği, 20/06/2017 tarihinde iadeli taahhütlü olarak gönderilen yazıda mayıs sonu itibariyle belirlenmiş hedeflere branş bazında ulaşılamadığı ve yeterli çaba gösterilmediğinin iletildiği ve aynı yazıda 2017 temmuz ayı sonuna kadar hedeflerin tutturulması için çaba gösterilmesi hedeflere ulaşılamaması halinde acentelik ilişkisinin gözden geçirileceğinin bildirildiği görülmüştür.Yine davalı tarafça 14/08/2017 tarihinde gönderilen noter ihtarnamesinde acentelik sözleşmesinin bu ihtarnamenin tebliğden itibaren geçecek 3 ayın sonunda fesih edileceği bildirilmiş ve akabinde 17/11/2017 tarihli azilnamesi ile acentenin hedefleri gerçekleştiremediği, uyarılara rağmen iyileşme olmadığı gerekçesi ile sözleşme feshedilmiştir.Taraflar arasındaki sözleşmenin 22. maddesine göre, Sözleşmenin Feshi “Bu sözleşme ACENTE'nin sözleşme hükümlerine veya ilgili mevzuat ve teamüllere uygun olarak ... tarafından verilen karar, direktif ve genelgelere uymaması halinde, önceden ihbara gerek kalmaksızın her zaman ... tarafından feshedilebilir.\" Sözleşmenin 23. Maddesi gereğince, Sözleşmenin gerek ... gerekse ACENTE tarafından feshi halinde tebligatları, \"TTK 20.Maddesi gereğince noter aracılığı ile veya iadeli taahhütlü mektupla yapmak zorundadırlar. Her ne sebeple olur ise olsun sözleşmenin gerek ACENTE gerek ... tarafından feshi halinde, ACENTE, ...'dan herhangi bir nam altında hiçbir hak ve tazminat talep edemez, fesih sonrasında ... bir satış kaynağını doğrudan ACENTE'nin müşterisine  yönlendiremez. ACENTE'nin portföyünde bulunan müşterilerin çalışma taleplerini ... serbesti piyasa koşulları içinde değerlendirebilir. ACENTE sözleşme şartlarına, ... tarafından verilen emir ve talimata, Sigortacılık mevzuatı ve Yönetmelikler hükümlerine ve çıkacak sair kanun hükümlerine, diğer mevzuata ve ilgili mercilerin emir ve talimatına riayet etmediği takdirde derhal ve hiçbir merasime gerek kalmaksızın sözleşmeyi feshetmeye yetkilidir. ACENTE bu suretle fesihten dolayı da ...'dan herhangi bir sekilde tazminat talep edemez. \"düzenlemesi mevcuttur.Portföy tazminatı talep edebilmenin ilk şartı, acentelik sözleşmesinin denkleştirme talep edecek şekilde sona ermiş olması, yani sözleşmenin müvekkilce haksız şekilde feshedilmesidir. Somut olayda, acentelik sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini davalı sigorta şirketi ispatla yükümlüdür. Davalı tarafça, ''bildirilen hedeflerin gerçekleştirilememesi'' ve çalışmasını başka sigorta şirketlerine kaydırması sözleşmenin fesih nedeni olarak ileri sürülmüş ve bu fesih sebebinin haklı sebep olduğu savunulmuştur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda acentenin yıllara göre ve branş bazındaki faaliyetleri incelenmiş ve yine gerek davalı ve gerekse acenteliğini yaptığı diğer sigorta şirketlerinden elde ettiği komisyon gelirleri tespit edilmiştir. Buna göre davacı acentenin 2013-2014-2015 ve 2016 yıllarındaki komisyon durumunun yatay seyir ettiği, 2017 yılında ise düşüş gösterdiği ve özellikle 2016 yılından itibaren sözleşme yaptığı diğer sigorta şirketleri ile çalışmayı arttırması nedeniyle davalı sigorta şirketinin üretiminde düşüş meydana geldiği görülmüştür. Davalı sigorta şirketince davacı acenteye gerekli ihtar ve uyarılar yapılmasına rağmen de durumun düzelmediği tablo ve grafiklerden anlaşılmıştır. Ayrıca her ne kadar davacı vekilince istinaf dilekçesinde ilk derece yargılamasında bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi değerlendirilip ek rapor alınmadan karar verildiği belirtilmiş ise de incelemeye konu dosyada dilekçeye rastlanmamıştır. Bilirkişi raporunun ayrıntılı ve dosya kapsamına uygun olduğu görülmekle davacı vekilinin eksik incelemeye dayalı olduğuna dair istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir. Bu durumda davalının taraflar arasındaki sözleşmeyi haklı sebeple fesh ettiğinin kabulü gerekir. Buna göre kusurlu olan davacı acente davalı tarafından haklı nedenle feshedilen sözleşme nedeniyle denkleştirme tazminatına hak kazanamayacağından mahkemenin davanın reddine karar vermesinde isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda  davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 maddesi gereğince reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.30/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d2b235153a0ccb59","SID":"154794e8c3cc2746"}}