{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/545 <br>KARAR NO: 2024/855<br>KARAR TARİHİ: 30/05/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ<br>TARİHİ: 03/12/2020<br>NUMARASI: 2018/42 Esas -  2020/731 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)/Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/05/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı/Karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin müteaddit tarihlerde müvekkili şirketten mal ithal ettiğini, müvekkili şirketin iş bu satış işlemi ile ilgili olarak davalı şirket adına düzenlenmiş olduğu toplam 3 adet faturadan kaynaklanan 42.764,75-EURO tutarında alacağının tahakkuk ettiğini, davalının söz konusu borcu ödememesi üzerine 20/04/2017 tarihinde borcun 10 gün içinde ödenmesi ihtarının çekildiğini, davalı vekilinin 09/05/2017 tarihli cevabı ihtarıyla ithalat işlemine konu malların alım bedellerini ödediklerini bu sebeple davalı şirketin borcu bulumadığını bildirdiğini, davalının söz konusu borcu yazılı bildirime rağmen ödememesi nedeniyle borcun tahsili için İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından süresi içinde borç aslına ve ferilerine itiraz edilerek icra takibinin durdurulduğunu, davalı vekilinin müvekkili şirketin mail yolu ile bildirmiş olduğu hesap numarasına söz konusu ödemeyi yaptıklarını iddia ettiklerini, bu nedenle bunun ispatının gerektiğini, davalı borçlunun dava konusu mallar dışında da müvekkilinden mal satın aldığını ve faturalarda yazılı olan şirket hesabına ödemelerin yapıldığını, dava konusu olan son 3 faturalarda da aynı banka hesap numarasının yazılı olduğunu, müvekkili tarafından mail yoluyla ödemenin hesap numarası vererek yapılmasına yönelik bir talimatta bulunmadığını, davalı borçlunun icra dosyasına<br>CEVAP: Davalı/Karşı davacı vekili cevap dilekçesi ile karşı dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin müteaddit tarihlerde müvekkili şirketten mal ithal ettiğini, müvekkili şirketin iş bu satış işlemi ile ilgili olarak davalı şirket adına düzenlenmiş olduğu toplam 3 adet faturadan kaynaklanan 42.764,75-EURO tutarında alacağının tahakkuk ettiğini, davalının söz konusu borcu ödememesi üzerine 20/04/2017 tarihinde borcun 10 gün içinde ödenmesi ihtarının çekildiğini, davalı vekilinin 09/05/2017 tarihli cevabı ihtarıyla ithalat işlemine konu malların alım bedellerini ödediklerini bu sebeple davalı şirketin borcu bulumadığını bildirdiğini, davalının söz konusu borcu yazılı bildirime rağmen ödememesi nedeniyle borcun tahsili için İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından süresi içinde borç aslına ve ferilerine itiraz edilerek icra takibinin durdurulduğunu, davalı vekilinin müvekkili şirketin mail yolu ile bildirmiş olduğu hesap numarasına söz konusu ödemeyi yaptıklarını iddia ettiklerini, bu nedenle bunun ispatının gerektiğini, davalı borçlunun dava konusu mallar dışında da müvekkilinden mal satın aldığını ve faturalarda yazılı olan şirket hesabına ödemelerin yapıldığını, dava konusu olan son 3 faturalarda da aynı banka hesap numarasının yazılı olduğunu, müvekkili tarafından mail yoluyla ödemenin hesap numarası vererek yapılmasına yönelik bir talimatta bulunmadığını, davalı borçlunun icra dosyasına borca ve ferilerine yapmış olduğu itirazının iptali ile takibin devamına, itirazın haksız olduğundan ve alacağın likit alacak olduğundan %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"  davacı-karşı davalı ile davalı-karşı davacı arasında mal satımı şeklinde bir ticari ilişkinin süre geldiği, davalı-karşı davacının satın almış olduğu emtia bedellerine karşılık  davacı-karşı davalıdan geldiğini düşündüğü fakat gerçekte davacı-karşı davalıya ait olmayan e-posta da bildirilen farklı bir banka hesabına 54.653,11 EURO ödemede bulunduğu, mahkememizce yapılan yargılamada üçüncü kişiden gelen e-postanın ve  bildirilen banka hesabının davacı-karşı davalıya ait olmadığı, davacı-karşı davalının üçüncü kişi ile birlikte hareket ettiğini gösterir herhangi bir delilin bulunmadığı, davalı-karşı davacının ticari ilişki içinde olduğu davacı-karşı davalının daha önce kullandığı banka hesabı yerine kimden geldiği belli olmayan bir e-posta ile bildirilen banka hesabına, davacı-karşı davalı ile iletişime geçerek teyit etmeden ödeme yapması şeklindeki eylemde davalı-karşı davacının TTK 18/2 maddesi gereğince basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğüne aykırı davranarak kusurlu olduğu, bu şekilde yapılan ödemenin ifa yerine geçmeyeceği ve asıl dava yönünden davalı-karşı davacının davacı-karşı davalıya 42.464,75 EURO borçlu olduğu anlaşıldığından asıl davanın kabulüne karar verilmiş, ancak mahkememizce de tartışılan hususlar nedeniyle alacak hesabının yargılamayı gerektirmiş olması nedeniyle davacı-karşı davalının icra inkar tazminatı talebi kabul edilmemiştir. Karşı dava yönünden ise davalı-karşı davacının yeni mal siparişi için gönderdiği sabit olan 11.888,66 EURO karşılığında davacı-karşı davalı tarafından karşı edimin yerine getirilmediğinin sabit olduğu, ancak davalı-karşı davacının 10.000,00-TL alacak talebinde bulunduğu ve bu talebin yapılan tespitlere göre yerinde olduğu anlaşıldığından karşı davanında kabulüne, ...\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı/karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalının, davacı şirketten satın ve teslim aldığı mallara ilişkin kesilen üç fatura tutarı olan 54.653,41 EURO tutarındaki bedellerini ödemediğini, sonrasında davalının yeni bir mal talebi (... sipariş numaralı) daha olduğunu, davacı şirketin davalıya eski borcunu ödemeden yeni bir mal veremeyeceğini söylemesi üzerine, davalı şirket yeni talebi olan pompanın bedeli olan 11.888,66 Euro yu peşin ödeyeceğinive malı İtalya’daki fabrikada kendi nakliyecisinin teslim alacağını söylemesi üzerine davacı şirketin; davalı karşı davacının bu talebini kabul ettiğini, davacının, yaptığı mail yazışmaları ile davalıya siparişinin hazır olduğunu, nakliyecisini gönderip malı teslim almasını bildirilmiş ise de davalının bir türlü sipariş ettiği malı teslim almadığını, mahkemenin yaptırdığı bilirkişi incelemeleri ile de sabit olduğunu, davalı şirketin; uğradığını iddia ettiği zararı ispatlayacak hiçbir delil vasıtası dosyaya sunamamış olduğundan zarar iddiasını ispatlayamadığını, sipariş ettiği satışa konu 11.888,66 Euro'luk malı teslim almayan davalının kendisi olup bu hususta davacı şirkete atfedilecek kusur ve sorumluluk bulunmadığını, sipariş ettiği malı teslim almayan davalının kendisi olduğunu, ayrıca davalının zarardan kastının ne olduğu, rakamsal olarak 55.685,00 TL miktarın nasıl ve ne şekilde hesaplandığı da anlaşılamamış olup açıklanması gerektiğini, aynı zamanda ... tarafından yapıldığı iddia edilen kesinti; davalının kendi kusuru ile satışa konu malı teslim almaktan imtina etmesinden kaynaklandığından davacı şirket ile yapıldığı iddia edilen kesinti arasında illiyet bağı bulunmadığını, davalı-karşı davacı şirket zarara uğradıkları iddiasını ispatla mükellef olup ancak iddia ettikleri zararı ispatlayacak hiçbir ispat vasıtası da dosyaya sunmadığını, iş bu iddianın kötü niyetle hareketle yapıldığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı/karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  tesliminin ardından davacı tarafın mail yoluyla bildirdiği banka hesabına, 09/11/2016 tarihinde  54.653,41 Euro yatırıldığını, bildirilen banka hesabı, ödeme öncesinde, mail yoluyla teyit amaçlı olarak davacı şirkete sorulmuş olup bu maile karşı davacı tarafından hiçbir ikaz ve itiraz bildirilmemesi üzerine, bildirilen banka hesabına  ödeme yapıldığını, davacı/karşı davalı tarafça ödemenin alınmadığına dair hiçbir ihtar ya da ikaz gelmediğini, aradan bir süre geçtikten sonra, davalı karşı davacının yeni mallar satın alınmak istenmiş ve yeni sipariş için 11.888,66 Euro ödendiğini ancak peşinat ödenmesine rağmen, yeni siparişe konu mallar müvekkile teslim edilmeyince, davacının, kendince yaptığı mahsup işlemi neticesinde bakiye olarak 42.764,75 Euronun 10 gün içinde ödenmesi konusunda, davalı karşı davacıya ihtarda bulunmuş, buna karşılık tarafımızca, 09/05/2017 tarihli cevabi ihtarname gönderilmiş olduğunu, davacının bu defa, davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı icra takibini başlattığını, takip konusu yapılan fatura bedelleri 09/1/2016 tarihinde, davacı tarafın mail yoluyla bildirdiği banka hesabına ödendiğinden, haksız ve kötüniyetli olan 18/10/2017 tarihinde başlatılan takip konusu borca ve ferilerine itiraz edildiğini, hal böyle iken, davacı tarafın itirazın iptaline dair davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkemece taraflar arasında bir cari hesap ilişkisinin bulunduğu kabul edilmiş olup tarafların yıllardır çalışmakta olup her defasında satın aldığı ürünlerin ödemesini kararlaştırılan süre içinde yapmakta olduğunu, yani taraflar  cari bir hesap üzerinden açılan bir kredi ile ürün almadığını, taraflar arasında usulüne uygun olarak yapılmış bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, bu durumda, davacı tarafın, yeni sipariş için yapılan ödemeyi önceki borca mahsup etmesi hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının, iddialarını ispata yarayacak hiçbir delil sunmamış, ticari defterlerini ibraz etmemiş, \"alacaklı olduğu\" hususunu ticari defterlerinde ispat edememiş olduğunu, davacı taraf adeta \"görmedim/ duymadım/ bilmiyorum\" taktiğini uygulayarak, alacaklı olduğunu ispat noktasında hiçbir delil sunmadan asıl davayı üstelik kusur paylaşımı dahi yapılmaksızın tam kabul ile kazanmış öyle ki davacı taraf dava dilekçesinde delil olarak kendi ticari defterlerine değil, müvekkil davacı tarafın ticari defterlerine kasten dayanmış olup gerçekleri gizleme çabasıyla kötüniyetle hareket ettiğini, zira, davacı tarafın ticari defterlerinde, davalının yapmış olduğu 54.653,41 Euro tutarlı ödeme de kayıtlı olma ihtimali olduğunu, davacının, ticari defterlerini ibrazdan kaçınarak bu hususu örtbas ettiğini, bilirkişi de \"davacı defterleri İtalya'da bulunduğundan incelenmedi\" diyerek bir cümleyle konuyu geçiştirmiş, bu durumun davacı tarafın ispat külfetini yerine getirmemiş olmasının olumsuz sonuçlarına değinmediğini, mahkemenin ise, davacı tarafa ticari defterlerini sunması konusunda kesin süre de vermediğini, mahkemenin davacıyı iddiasını ispat konusunda tazyik etmemiş, \"davacının defterlerini sunmamasını\" davacı aleyhine değerlendirmesi gerektiğini, davacı şirket çalışanlarının kusurlu olduğu, gerekli korunmanın sağlanamaması sebebiyle davalının kötü niyetli 3. Kişilerin eylemlerine açık hale getirildiği ve mağdur edildiğini tespit ettiğini, raporda, evvelce doğru mail adresinden taraflar arasında yapılan mail yazışmalarının kopyalanıp sahte hesaptan yeniden davalıya gönderildiği belirlenmiş, bilirkişi tarafından incelenen 2008 nolu kayıtta; ticari mahremiyeti bulunan bilgilerin davacı tarafça korunamaması sebebiyle ödemenin Çekya'da bulunan banka hesabına yatırılması konusunda açıklama yapılan e-mailin davalıya gönderilmesine sebep olunduğu tespit edilmiş, Bilirkişi ayrıca, davalı müvekkil şirket çalışanı tarafından SWİFT kodunun davacı şirke ait doğru e-mailine gönderildiğini, sahte hesaba gönderilmediğini, nitekim 2014 nolu kayıtta \"teşekkürler ... ürünler 2 gün içinde çıkacak\" şeklindeki doğru mail adresinden gönderilen (davacı çalışanı ... tarafından gönderilen) cevap ile ödemeyi aldıklarını teyit ettikleri hususunu da tespit edilmiş, bilirkişi ek eknik raporuyla, davalı müvekkil çalışanı ... tarafından, davacı şirketin doğru mail adresi ile SWİFT kodu paylaşılmasına rağmen, sahte hesaptan davalı şirkete dönüş yapılması hususunun da davacı şirket çalışanlarının hacker ile işbirliği içinde olduğunu gösterdiği hususu da belirlenmiş, teknik bilirkişinin yerinde inceleme sonrasında tanzim ettiği ek rapor ile davacı ... şirketinin asli kusurluğu olduğu hususu tek tek, mail mail ayrıntılı incelemeler sonucunda belirlenmiş olup, davacı ... şirketi, müşterilerinin iletişim bilgilerinin ve ticari alışverişlerinin detaylarına dair bilgilerin gizliliğini koruyamamış ve siber saldırılara karşı gerekli önlemleri almadığını, öyle ki, kötü niyetli kişiler ya da diğer ifade ile hackerler; davalı müvekkilin satın aldığı malı ve ödemesi gereken bedeli, kuruşuna kadar bilmekte ve davacı tarafça korunamayan iletişim bilgilerini kullanarak davalıya mail atarak ödeme isteyecek kadar dolandırıcılık eylemlerine zemin bulduğunu, tüm bu olaylar davacı tarafın kusurunu ortaya koyduğunu, teknik bilirkişinin yerinde inceleme sonucu oluşturduğu rapor tüm iddialarımızı doğruladığını ancak mahkemece davacı tarafın asli kusurlu olduğu göz ardı edildiğini, dosya kapsamında davacı tarafın mail adreslerinin hacklendiği hususu, bilirkişi marifetiyle belirlendiği halde, her iki taraf ta mağdur olduğuna göre, davacı tarafın ağır kusurlu olduğu, bu durumda müterafik kusur nedeniyle değerlendirme yapılması gerektiği belirlenmiş olup trafların müterafik kusurları olup olmadığı hususunda mahkemece araştırma yapılmamış, tarafınca yapılan bu yöndeki talepler dikkate alınmamış, kararda da bu hususun gerekçesi belirtilmemiş olup davacının tamamen kusurlu olduğu yönündeki beyanlarımız kabul görmeyecek ise en azından yerel mahkemece tarafların müterafik kusurlu oldukları tespit edilerek, kusur oranları belirlenmeli ve borcun kapsamı bu oranda \"Fedakarlığın Denkleştirilmesi İlkesi\" gereğince indirilerek hüküm kurulması gerektiğini, davalının, gerek ticari defterlerini gerekse bilgisayar sistemlerini incelemeye açarak, şeffaf ve ulaşılabilir olduğunu, davalının iddia ve savunmalarına yönelik tüm ispat külfetini yerine getirdiğini, buna karşılık davacı taraf, bilgisayar ve iletişim sistemlerinin güvenliğine dair hiçbir denetim raporu sunmadığı gibi, bu yönde delil tespiti de yaptırmadığını, davacını davasını ispat edemediğini, hal böyle iken, güvenlik zaafiyeti sebebiyle ticari ilişki içinde bulundukları firmaları mali olarak zarara uğratan davacı tarafın kusurlu olarak değerlendirilmemesinin hakkaniyete ve yasalara aykırı olduğunu, davacının kusuru yönünden hiçbir değerlendirme yapılmadığı tespit edilmiş davacının, internet iletişim kanallarıyla uluslararası ticaret yaptığı halde, ticari sır niteliğindeki bilgilerin mahremiyetini koruyamamış, siber saldırılara karşı gerekli güvenlik önlemlerini almamış, siber saldırıya uğradıktan sonra da gerekli yasal yollara başvurmamış olduğunu ancak yerel mahkemenin basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünü, aynı şekilde bir  tacir olan davacı bakımından değerlendirmediğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali; karşı dava ise ürünün teslim edilmemesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini ve mal bedelinin iadesi davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ödemenin başka banka hesabına yapılmasında tarafların kusur durumu ve ödemenin geçerli olup olmadığı, son siparişe ilişkin teslimin şartları ve davalının zararının oluşup oluşmadığı, davacının varsa zarardan sorumlu olup olmadığı, teslim edilmeyen ürün bedelinin iadesinin gerekip gerekmediği noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"faturalara konu alacak\" sebebine dayalı olarak 42.764,75 Euro asıl alacağın tahsili istemiyle 18/10/2017 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki asıl dava; davalı tarafça ise son siparişin teslim edilmemesi nedeniyle zarara uğranıldığından bahisle zararın tazminine ve mal bedelinin iadesine karar verilmesi istemiyle karşı dava açılmıştır. Taraflar arasında, takibe konu faturalardaki ürünlerin teslimine ilişkin bir ihtilaf bulunmamaktadır. Ancak, davalı tarafça, kendilerine üçüncü kişilerce \"...@...\" adresinden gönderilen e-mail ile bildirilen banka hesabına ödeme yapılmasının istenmesi üzerine bildirilen hesaba ödeme yapıldığı ve bu ödemenin geçerli bir ödeme olduğu savunulmaktadır. Gerçekten de bahsi geçen mail adresinden davacının ihracat müdürü ... adına 07/11/2016 tarihinde saat 09:16'da gönderilen mailde 55.000,00 Euro ödemenin Çek Cumhuriyetinde bulunan bir banka hesabına yapılması istenmiştir. 09/11/2016 tarihinde davalı tarafça, söz konusu mailde bildirilen banka hesabına swift yoluyla 54.653,41 Euro ödenmiştir. Dosya içerisindeki bilgilere göre davacı şirketin e-mail adresi \"...@...\" şeklinde olup, ayrıca bu mail adresinden yapılan yazışmalarda telefon noları ... ve ... olarak bildirilmiştir. Ancak, üçüncü kişilerce ...@...\" adresinden gönderilen e-maillerde telefon nolarının diğer kısımları aynı olmakla birlikte 350 olan kısmı 352 ve 353 şeklinde gösterilmiştir.Satış sözleşmesinde, ödemenin alıcıyı borçtan kurtarması için, satıcıya veya satıcı adına tahsil yetkisi bulunan kişilere yapılması gerekir. Somut olayda, takibe konu faturalara ilişkin ödeme davacının faturalarda yer alan banka hesabına değil, davacıya ait olmayan bir mail hesabında bildirilen başka bir banka hesabına yapılmıştır. Bu halde, söz konusu ödemenin davalıyı borçtan kurtarması söz konusu değildir. Buna karşın davalı taraf, ödemenin başka bir hesaba yapılmasının davacının kusuru ile yapıldığını, üçüncü kişilerce \"...@...\" adresinden gönderilen e-mailde \"...@...\" mail adresinden yapılan maillerin alıntılanmasının ve satışa ilişkin bilgilerin yer almasının davacının kusurunu gösterdiğini ileri sürmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 18/2. maddesine göre, her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Davalı tarafından davacıya gönderilen 16/11/2016 tarihli mailde, ticari ilişkinin 5 yıldır devam ettiği ifade edilmiştir. Buna göre, davalının kendisine bir takım vergi problemleri nedeniyle ödemenin Çek Cumhuriyetinde bulunan bir banka hesabına yapılması istendiğinde, bu durumu, davacı şirket ile daha önce iletişim kurulan kanallardan ve güvenilir kaynaklardan doğrulaması gerekliliği basiretli bir iş adamı gibi davranmanın bir gereğidir. Ancak davalı tarafça, gerek davacının \"...@...\" mail hesabından, gerekse başka iletişim kanallarından herhangi bir doğrulama yapılmamıştır. Buna göre, takibe konu faturalara ilişkin ödemelerin üçüncü kişilerin bildirdiği banka hesabına yapılmasında davalı kusurludur. Üçüncü kişilerce \"...@...\" adresinden gönderilen maillerde taraflar arasındaki önceki yazışmaların alıntılanmış ve taraflar arasındaki alım satıma ilişkin bilgiler yer almıştır. Bunun dışında, davalı şirket tarafından davacının \"...@...\" mail hesabına gönderilen 09/11/2016 tarihli mailde ödeme swiftinin ekte olduğu belirtilmiş, bu maile davacının ihracat müdürü tarafından verilen 09/11/2016 tarihli yanıtta teşekkür edilerek ürünlerin iki gün içinde çıkacağı ifade edilmiştir. Davacının ihracat müdürü 16/11/2016 tarihli mailde ise bu kez ürünlerin iki gün içinde çıkacağına ilişkin mailin kendisi tarafından gönderilmediğini ifade etmiş ayrıca \"buradan anladığım kadarıyla bu hacker her ikimize de sahte mail göndermiş\" şeklinde beyanda bulunmuştur. Buna göre, davalının ihracat müdürünün davacının \"...@...\" mail hebabından gönderilen e postayı inkar etmesi ve aynı hesaptan yazışmalara devam etmesi ve bunun yanı sıra bir hackerden bahsetmesi karşısında davacı tarafın mail güvenliğini sağlayamadığı anlaşılmaktadır. Buna göre de, davacı takibe konu faturalara ilişkin ödemelerin davalı tarafça, üçüncü kişilerin hesabına  yapılmasında kusurludur. Tarafların kusurlarının niteliği nazara alındığında her iki tarafın eşit kusurlu olduğunun kabulü makul ve somut olaya uygundur. Bu nedenle asıl davada, davalının %50 kusuruna isabet eden 27.326,70 Euro üzerinden davacıya karşı sorumluluğu bulunmaktadır. Davalı-karşı davacı tarafından Ankara Büyükşehir Belediyesinin bir projesi için 4 adet ex-proof Argal pompası sipariş edilmiş ve davacı-karşı davalının ihracat müdürünün onayıyla 11.888,66 Euro davacı-karşı davalının hesabına yatırılmıştır. Ancak söz konusu bu ürünler davalı-karşı davacıya teslim edilmemiştir. Davalı tarafça karşı davada teslim edilmeyen ürün bedelinin iadesi ve uğranılan zararın tazmini talep edilmiştir. Davacı-karşı davalı 11.888,66 Euroyu takibe konu faturalardan kaynaklanan alacağına mahsup etmiştir. Davacı-karşı davalının, davalı-karşı davacıdan alacağı bulunduğu nazara alındığında bu alacağından davalı-karşı davacıya olan 11.888,66 Euro borcunu mahsup etmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Davalının asıl dava yönünden sorumlu olduğu 27.326,70 Eurodan 11.888,66 Euro mahsup edildiğinde davalının 15.438,04 Euro borcu bulunmaktadır. Borçların ifa edilmemesinin sonuçları Türk Borçlar Kanunu'nun 112 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Karşı davaya konu borç ifa edilebilir nitelikte bulunduğundan uyuşmazlığa TBK'nın 117 vd. maddelerinin uygulanması gerekir. Bu durumda davalı-karşı davacının borcun ifa edilmemesine bağlı haklarını kullanabilmesi için, davacı-karşı davalıyı temerrüte düşürmesi gerekir. Dosya kapsamında, davacı-karşı davalının temerrüte düşürüldüğüne dair bir delil bulunmadığından davalı-karşı davacının tazminat talep etmesi mümkün değildir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince asıl dava yönünden yapılan ödemenin ifa yerine geçmeyeceğinden ve karşı dava yönünden ise yeni mal siparişi için ödenen bedel karşılığında mal tesliminin yapılmadığından bahisle asıl ve karşı davanın ayrı ayrı kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı-karşı davalı vekilinin karşı davaya yönelik ve davalı-karşı davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; Davacı-karşı davalı vekilinin ve davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Asıl davanın kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE; karşı davanın REDDİNE, 2-Davalı-takip borçlusunun, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında başlatılan icra takibine vaki itirazının 15.438,04 Euro asıl alacak yönünden İPTALİNE, kabul edilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının Euro cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasına, 3-Davacı-karşı davalının şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine, 4-Davalı-karşı davacının şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 5-Asıl dava yönünden; a)Başlangıçta peşin olarak alınan 2.359,12 TL harcın  icra harcı 926,43 TL ile birlikte alınması gerekli olan 4791,66 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.506,11 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, b)Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu  başvuru harcı 35,90 TL, posta ve tebligat gideri 173,5‬ TL, bilirkişi ücreti 2.400 TL, olmak üzere toplam 2.435,90 TL yargılama masrafının, davacı yan davasında kısmen haklı çıktığından dava konusunun toplam değerinin kabulle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 879,36 TL yargılama masrafına,  peşin harç 2.359,12 TL, icra harcı 926,43 TL ile birlikte eklenerek sonuç olarak 4.164,91 TL'nin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, dava konusunun toplam değerinin redle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 1.556,54 TL yargılama masrafının davacı yan üzerinde bırakılmasına, c)Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 17.900 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, d)Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 19.866,30 TL avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine, 6-Karşı dava yönünden; a)Başlangıçta peşin olarak alınan 171,00 TL harcın işin hitamında alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan mahsubu ile kalan 256,6 TL'nin davalı/karşı davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, b)Davalı/karşı davacının yargılama sırasında yapmış olduğu masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,\t c)Davacı/karşı davalı yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 10.000,00 TL avukatlık ücretinin davalı/karşı davacıdan alınarak davacı/karşı davalıya verilmesine, 7-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider ve delil avansının kendilerine ayrı ayrı iadesine, 8-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davacı/karşı davalı vekili ile davalı/karşı davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istem halinde kendilerine iadesine, b-Davacı/karşı davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, posta ve tebligat gideri 27,50 TL olmak üzere toplam 189,60 TL yargılama masrafının davalı/karşı davacıdan alınarak davacı/karşı davalıya verilmesine, c-Davalı/karşı davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, posta ve tebligat gideri 66,50 TL olmak üzere toplam 228,6 TL yargılama masrafının davacı/karşı davalıdan alınarak davalı/karşı davacıya verilmesine, 9-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fbf74d5d6aaa6224","SID":"9b1a38375349762e"}}