{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/323 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1146<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/11/2019 (Dava) -  21/10/2021 (Karar)<br>NUMARASI\t\t: 2019/1171 Esas -  2021/884 Karar<br>DAVA\t\t: Maddi ve Manevi Tazminat (Maddi hasar ve  Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 11/07/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 11/07/2024<br><br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/10/2021 tarihli, 2019/1171 Esas ve 2021/884 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketinin ZMMS trafik ve İMMS içeren kasko sigortası poliçesi düzenlediğini, diğer davalı ... Anonim Şirketine ait ... plakalı araç sürücü diğer davalı ...'ın \"kavşaklarda geçiş hakkını uymayarak 28/02/2019 tarihinde yaralanmalı maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiğini, kaza nedeniyle davacı ...'a ait ... plakalı araçta toplam 75.115- TL maddi hasarın oluştuğunu, 2.537- TL çekici masrafı ve araçtaki zararın tespiti için 1.013,90- TL tespit masrafı yapıldığını, sonuç olarak toplam 78.665-TL maddi zarar oluştuğunu, belirterek bu zararın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 78.665-TL maddi zarar ile 10.000-TL manevi tazminatın 28.02.2019 temerrüt tarihinden işleyecek avans faizi ile ödenmesini, talep etmiştir. <br>CEVAP :<br>Davalı ... A.Ş. vekili davaya cevap dilekçesinde özetle: kusur oranının belirlenmesinin gerektiğini, manevi tazminatı bedelinin yüksek olduğunu, D.İş raporunu kabul etmediklerini, 75.115-TL maddi hasarın talebin haksız ve hukuksuz olduğunu, zarar yönünden bilirkişi raporu alınmasını, faize itiraz ettiklerini, belirterek davanın reddini talep etmiştir. <br>Davalı ... Sigorta vekilinin davaya cevap dilekçesinde özetle: ... plakalı aracın kaza tarihinde ZMMS sigortası ile müvekkil şirket tarafından  sigortalandığını, sorumluluğunun poliçe limiti ve sigortalısının kusur oranında olduğunu, kaza tarihinde poliçe limitinin 36.000,00-TL olduğunu, davacı tarafından icra emri ile 78.665,90-TL talep ettiğini, manevi tazminatın teminat dışı olduğunu, davacı tarafından icra emri ile 78.665,90-TL talep edildiğini, manevi tazminatın teminat dışı olduğunu, kusur tespitinin gerektiğini, hasarın belirlenmesinin gerektiğini, belirterek davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>Mahkemece, ''....Açılan davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, Maddi tazminat talebinin KISMEN KABULÜNE, 58.115,00-TL hasar bedeline yönelik talebin KISMEN KABULÜNE, 57.000,00-TL maddi tazminatın davalı ... ve davalı ... Taşımacılık Anonim Şirketi yönünden haksız fiil tarihi olan 28/02/2019 tarihinden, davalı ... Sigorta Şirketi yönünden ise poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla rizikonun sigorta şirketine ihbarı akabinde 8 iş gününün sona erdiği 05/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... Sigorta Şirketinden tahsili ile davacı ...'a verilmesine, 1.115,00-TL hasar bedeline yönelik fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,7.000,00-TL değer kaybı bedeline yönelik talebin REDDİNE, İkame araç bedeline yönelik talebin KABULÜNE, 10.000,00-TL maddi tazminatın davalı ... ve davalı ...  Taşımacılık Anonim Şirketi yönünden haksız fiil tarihi olan 28/02/2019 tarihinden, davalı ... Sigorta Şirketi yönünden ise poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla rizikonun sigorta şirketine ihbarı akabinde 8 iş gününün sona erdiği 05/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... Sigorta Şirketinden tahsili ile davacı ...'a verilmesine, İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/94 D.İş Esas sayılı dosyası masraflarına yönelik talebin KABULÜNE, 1.013,90-TL maddi tazminatın davalı ... ve davalı ...  Taşımacılık Anonim Şirketi yönünden haksız fiil tarihi olan 28/02/2019 tarihinden, davalı ... Sigorta Şirketi yönünden ise poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla rizikonun sigorta şirketine ihbarı akabinde 8 iş gününün sona erdiği 05/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... Sigorta Şirketinden tahsili ile davacı ...'a verilmesine, Manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE, 3.000,00-TL manevi tazminatın davalı ... ve davalı ... Taşımacılık Anonim Şirketi yönünden haksız fiil tarihi olan 28/02/2019 tarihinden, davalı ... Sigorta Şirketi yönünden ise poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla rizikonun sigorta şirketine ihbarı akabinde 8 iş gününün sona erdiği 05/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... Sigorta Şirketinden tahsili ile davacı ...'a verilmesine, 7.000,00-TL manevi tazminat bedeli talebine yönelik fazlaya ilişkin talebin REDDİNE....'' şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ  :<br>Davalı ... Sigorta Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının hüküm fıkrasının infazda tereddüt uyandıracak nitelikte olduğunu, davanın 28.02.2019 tarihinde ... plakalı sigortalı aracın kazası nedeniyle meydana geldiği iddia olunan zararın tazmini talebiyle ikame edildiğini, ... plakalı aracın 479172518 no.lu sigorta poliçesinin kaza tarihinde geçerli maddi hasar teminatının 36.000 TL olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigorta poliçesindeki limitler ve sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, manevi tazminat talebinin müvekkili şirket bakımından teminat dışı olduğunu, huzurdaki davada talep edilen kazanç kaybının gerek trafik poliçesi gerekse de ihtiyari poliçe teminatına dahil olmadığını, sigorta poliçesinin teminat altına aldığı zararların trafik kazası sonucunda araç üzerinde meydana gelen doğrudan zararlar olduğunu kaza sonucu aracın onarımı süresince kullanılamamasından kaynaklanan veya işbu işlerle meşguliyetten dolayı mesaiden mahrum kalınan sürede uğranılan \"Kullanım Kaybı\", \"Ürün- Verim Kaybı\" veya \"Kazanç Kaybının\" dolaylı zarar olarak kabul edildiğini bu nedenle dolaylı zarar olan aracın kullanılamaması nedeniyle kira gideri kaybı yönünden müvekkili şirketin sorumluluğuna gidilerek kurulan hüküm hatalı olduğundan kararın kaldırılmasını istediklerini, Yargıtay 11. HD. 10.10.2005 tarih ve 2004/12090 E. 2005/9537 K. sayılı kararı ile de kazanç kaybının poliçe teminatı içerisinde değerlendirilemeyeceğinin açık bir şekilde belirtildiğini, Zorunlu mali sorumluluk(Trafik) sigortası kapsamına girmeyen zararların, ihtiyari mali sorumluluk sigortası ile karşılanmasının mümkün olmadığını, sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda kusuru bulunmadığını, rapordaki aleyhe hususların reddini, Adli Tıp Kurumu'ndan öncelikle kazanın gerçekleşip gerçekleşmediği; gerçekleşti ise kazadaki kusur durumu hakkında kusur raporu alınmasını istediklerini, Yargıtay Yerleşik İçtihatlarında kusur raporlarının Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanmamasının bozma nedeni olduğunu, dava konusu kazanın kurmaca bir kaza olduğunu, böyle bir kazanın gerçekleşmediğini, işbu hususun hasar dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile ATK'dan alınan rapor ile sabit olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için kazanın gerçekliği kabul edilse dahi müvekkili şirket nezdinde sigortalı araç sürücüsüne dava konusu olayda atfı kabil kusur bulunmadığını,  kazanın meydana gelmesinde tek ve tam kusurun, davacı yan araç sürücüsünde olduğunu, hükme esas alınan aktüer raporunda tespit edilen hasar bedelinin hukuka aykırı ve fahiş olduğunu, sigorta şirketine sigorta ettirilen bir malın hasara uğraması dolayısıyla sigorta şirketinden alınan tazminat, gelir veya kurumlar vergisi açısında gelir arttırıcı yahut gider azaltıcı etki yapmakla beraber KDV’ye tabi olmadığını, fatura sunulmaksızın kdv tutarının talep edilmesi ve kdv tutarına hükmedilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirket için yansıtma fatura düzenlenmiş olmadığından haksız ve mesnetsiz talep edilen kdv tutarına itiraz ettiklerini, davayı kabul etmemek kaydıyla davacı yan tarafından iddia edilen hasar tutarının fahiş olduğunu, aracın iddia edilen kaza ile bu derece hasara uğraması hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi; davacının kazadan kaynaklanmayan; kaza ile illiyeti olmayan hususlarda da talepte bulunduğunu, bu yönüyle de varsa ceza dosyasının maddi vakıanın meydana geliş şekli açısından kesinleşmesinin bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, müvekkili şirketin davaya konu araçta meydana gelen zararı tazmin etmek ya da onarmakla yükümlü olduğunu, onarımı anlaşmalı servislerinde yapmanın yasak hakkı olduğunu, iskonto edilen kısım poliçe teminatı kapsamında olmamakla birlikte müvekkili şirketin onarımı yaparak yasal yükümlülüğünü yerine getirdiğini, bakiye fark açısından başvuran için sebepsiz zenginleşmenin söz konusu olacağını, davayı kabul etmemekle birlikte, başvuranın aracı için pert işlemi yapılıp yapılamayacağının tespiti için aracın tamirinin ekonomik olmaması gerektiğini, araca pert işlemi yapılması halinde, trafikten çekme belgesinin iletilmesi gerektiğini, çekme belgeli ruhsat fotokopisinin dosya içerisine eklenmeden hüküm kurulmaması gerektiğini, kaldı ki davacı taraf aracının pert olma durumu söz konusu olsa dahi; aracın sovtaj bedelinin kaza tarihi itibariyle piyasa rayici dikkate alınarak bilirkişi tarafından tespiti gerektiğini, örneğin aracın hasarlı hali, 15.000 TL rayicinde iken, davacının daha düşük bir bedelle aracı satmış olması durumunda, davacının satış bedeli değil; gerçek zararın belirlenebilmesi için rayiç değerin dikkate alınması gerektiğini, aksinin kabulü halinde muvazaalı şekilde aracın düşük bedelle satışı gösterilerek gerçek zararın üzerinde bir tazminat tahsil edilmesi söz konusu olabileceğinden; gerek aracın kaza tarihindeki hasarsız emsal piyasa bedeli; gerekse de hasarlı halinin piyasa rayiç sovtaj bedelinin bilirkişi marifetiyle belirlenmesi gerektiğini, zamanaşımına ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini, ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı itirazlarının kabulünü; ıslah edilen kısım zamanaşımına uğradığından haklarında reddine karar verilmesini istediklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ıslah edilen kısım için ıslah tarihinden faiz işletilmesini istediklerini,  kaza tarihindeki verilere göre hesap yapılması halinde müvekkili şirkete karşı, tazminata; temerrüt tarihinden itibaren faiz işletileceğini ancak güncel veriler kullanılarak hesaplanan işleyecek dönem zararına ayrıca faiz işletilmesinin hakkaniyete aykırı olacağını, gelecek dönem zararına geçmiş tarihten faiz işletilmesinin kabulünün mümkün olmadığını, bu nedenle ıslah tarihinden, bu talep kabul görmez ise rapor hesap tarihinden faiz işletilmesini istediklerini, delil tespitine ilişkin masraf talebinin kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek yerel mahkemece verilen hükmün kaldırılarak, itirazları gereği davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yargılama aşamasında kazanın oluşumunda tarafların kusuru yönünden alınan ve hükme esas olan bilirkişi raporu hatalı ve eksik incelemeye dayalı olup, kazanın oluşumunda  taraf kusurlarının hükmedilecek tazminat yönünden oransal olarak  tespit edilmesi gerektiğini, sunulu raporda  davalı müvekkili şirket araç sürücüsünün  asli kusurlu olduğu yönündeki genel değerlendirmenin kabulünün mümkün olmadığını, kusur raporuna ilişkin yapmış oldukları itiraz ve Adli Tıp İhtisas Dairesinden rapor alınması yönündeki talepleri değerlendirilmemiş olup bu yönü ile verilen kararın hatalı ve eksik incelemeye dayalı olduğunu, kusur oranının tespitinin özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğini bu nedenle düzenlenecek raporun  konusunda uzman ve ehil kişi ve /veya kurumlarca düzenlenmesinin esas olduğunu, bizzat bilirkişi tarafından raporda tespit ve teyit edildiği üzere \" davacı tarafın emsal karavan kiralandığına ilişkin fatura sunulmadığı\" yönündeki tespiti ve  kabul anlamına gelmemek üzere  \"günlük 500 TL üzerinden 15 gün boyunca 7.500,00 TL ek gider olabileceği\" yönündeki değerlendirmesine rağmen yerel mahkeme tarafından gerekçelendirilmeden 10.000,00 TL  ikame araç bedeli yönünden tazminata hükmedilmesi yönündeki kararının hatalı ve  eksik incelemeye dayalı olduğunu, davaya konu trafik kazası nedeniyle hasarlı olduğu iddia edilen aracın belirlenen sovtaj bedeli çok düşük olup , dava konusu araç yönünden belirlenen rayiç bedelin de yüksek olduğunu, yerel mahkeme tarafından davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesinin de yasal dayanağı bulunmadığını, TBK'nın 58. (BK'nın 49.) maddesi uyarınca şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişinin uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebileceğini, şahsiyet haklarına saldırıda manevi tazminat istenebilmesi için TBK'nın 58. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi gerektiğini, bu şartların ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve illiyet bağı bulunması olduğunu, dava konusu  olayda, MK'nın 24 ve TBK'nın 58. maddeleri anlamında kişilik haklarının ihlali olarak kabulü mümkün bulunmaması itibarıyla, TBK'nın 58 maddesinde öngörülen manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gözetilmeksizin  davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararının kaldırılmasına  ve  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava, 28/02/2019 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı-yaralamalı trafik kazası neticesinde davacı ...'a ait ... plakalı araçta meydana gelen hasar nedeni ile hasar bedeli, çekici masrafı ve tespit masraflarının, aynı kazada yaralanan davacı ...'ın yaralanması nedeniyle manevi tazminat talebine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Mahkemece, davanın maddi ve manevi tazminat istemi yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş olup, karar davalı ... Sigorta Şirketi ve ... A.Ş. tarafından istinaf edilmiştir. <br>1-6100 Sayılı HMK 297/2 maddesi “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmünü amir olup, buna göre hüküm fıkrasının tarafların taleplerini karşılayacak, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak, infazda tereddüt yaratmayacak şekilde, açık ve maddeler halinde oluşturulması gerekir.<br> Davacının dava dilekçesi ile diğer talepleri yanında çekici ücreti de talep ettiği, Mahkemece 1. Nolu celsede maddi tazminat talepleri yönünden \"28/02/2019 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı-yaralamalı trafik kazası neticesinde davacı ...'a ait ... plakalı araçta meydana gelen hasar bedelinin belirlenmesi ve belirlenecek hasar bedeli ile çekici masrafı ve tespit masraflarının davalılardan müştereken ve müteselsilen...\" şeklinde tespit yapıldığı, ayrıca mahkemece gerekçeli kararın 8. sayfasında\" davaya konu uyuşmazlığın 28/02/2019 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı-yaralamalı trafik kazası neticesinde davacı ...'a ait ... plakalı araçta meydana gelen hasar bedelinin belirlenmesi ve belirlenecek hasar bedeli ile çekici masrafı ve tespit masraflarının davalılardan müştereken ve müteselsilen, aynı kazada yaralanan davacı ...'ın yaralanması nedeniyle uğradığı manevi zararların karşılığı 10.000,00-TL manevi tazminatın davalı ... ve ... Taşımacılık Anonim Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen tahsili taleplerine ilişkin olduğu,\" şeklinde tespit yapıldığı ancak mahkemece davacının çekici ücreti talebi talebi hakkında hüküm kısmında olumlu olumsuz karar verilmediği, talep yönünden hüküm tesis edilmediği gibi, hüküm ile gerekçe arasında çelişki yaratıldığı, davacı vekilinin karara bu yönden itirazı bulunmamakta ise de, belirtilen bu hususların yukarıda belirtilen HMK'nın 297/2 maddesine aykırılık teşkil ettiği,  kararın bu yönden kaldırılması gerektiği anlaşılmıştır.<br>Mahkemece verilen hüküm hakkında tashih kararı verilmiş ise de, hükümde tashih edilen bir kısım hususların tereddüt yaratacak şekilde tashih edilmiş olduğu, değer kaybına ilişkin 1.b hükmünde tashih yapılmış ise de, değer kaybı tazminatı talebi yönünden  talebin reddine karar verildiği halde  tashih kararında \"1.b. maddesinde yer alan ''.....davalı ... Sigorta Şirketinden tahsili ile davacı ...'a verilmesine,'' ibaresinin ''.....davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine,''\" şeklinde tashih yapılmış olduğu yapılan  tashihin hüküm fıkrasına uymayacak şekilde yapılmış olduğu; dava dilekçesinde talep edilen manevi tazminatın ilişkin talep sonucunda davalı sigortanın manevi tazminattan poliçe limiti ile sınırlı olmak üzeren tahsiline karar verilmesi talep edildiği halde hükmün 2.a bendinde  talebin aşar şekilde HMK 26 maddesine aykırı şekilde davalı sigortanın manevi tazminattan da sorumlu tutulmasına karar verildiği ve  anılan hükmün tashihine ilişkin tashih kararında da aleyhine manevi tazminata hükmedilen davalılar arasından davalı sigorta çıkartılmaksızın tashih kararında sadece \"  2.a. maddesinde yer alan ''.....davalı ... Sigorta Şirketinden tahsili ile davacı ...'a verilmesine,'' ibaresinin ''.....davalılar ... ve ... Taşımacılık Anonim Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine,\" şeklinde hükmün  manevi sigortadan tahsili yönündeki hüküm kısmında davalı sigorta hükümden tamamen çıkarılacak şekilde tashih yerine hükmün sadece kısmen tahsil edilecek  davalılar değiştirilerek davalı sigortanın davalılar arasında yer verilmemiş olmasının hükmün infazında tereddüt oluşturacağı gözetilmeksizin tashih edildiği;  nitekim tashihe rağmen davalı sigorta şirketinin kararı bu yönden de istinaf etmiş olduğu; belirtilen hususların kararda tereddüte neden olduğu ve HMK 297/2 ye aykırılık teşkil ettiği anlaşılmıştır.<br>Diğer taraftan, İMMS motorlu araç işleteninin, bu aracın işletilmesinden dolayı KTK ve Genel Hükümlere göre oluşan ve ZMMS limiti üzerinde kalan hukuki sorumluluğunu sigorta poliçesinde yazılı azami hadlere kadar sigorta güvencesi altına alan bir sigorta sözleşmesidir. Bu sözleşme, ZMMS'nın güvencesini yeterli bulmayan işletenler tarafından ek olarak yapılmaktadır. İMMS kapsamının başlangıç noktası, ZMMS limitinin üzerinde kalan kısımdır. Kapsamın sonu ise İMMS limitidir. İMMS Poliçesi Genel Şartlarının 1. maddesine göre, sigortacının sorumluluğu ZMMS poliçesi limitinin üzerinde kalan miktardan başlayıp, İMMS teminat limiti ile sona ermektedir. Bu limitin tesbitinde, ZMMS'nın hiç yapılmaması veya teminat miktarlarının yeni limitlere getirilmemesi halinde, Hazine müsteşarlığınca tesbit olunan yeni tarife limitleri esas alınır. Bu durumlarda dahi, İMMS'nın sorumluluğu ZMMS'sı limitini aşan kısım için söz konusudur.<br>Bu durumda, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere sigortalı aracın hem zorunlu trafik sigortacısı hem de ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olan davalı sigorta şirketinin hükmedilen maddi tazminattan öncelikle kaza tarihi itibariyle davalı taraf aracıyla ilgili davalı sigorta şirketi nezdinde düzenlenen ZMMS poliçesi limiti ile sorumlu olduğu, zararın ZMMS limitini aşması durumunda davalı sigortacının İMMS limiti oranında sorumluluğunun söz konusu olacağı gözetildiğinde mahkemece, tahsiline karar verilen tazminatın ZMMS poliçesi kapsamında mı yoksa İMMS poliçesi kapsamında mı tahsiline karar verildiği hususunun hükümde açıkça yazılmadığı gibi, davalı sigortanın tazminat sorumluluğunun ne kadarının ZMMS  poliçesinden ne kadarının İMMS poliçesinden karşılanmasına karar verildiği hususunun tereddüte neden olmayacak şekilde kararda açıkça belirtilmesi gerektiği halde bu husus gözetilmeden bu şekilde ayrım yapılmaksızın ZMMS limitini aşan kısmın ne kadar olduğu ve İMMS poliçe teminatından tahsiline karar verildiği ayrı ayrı belirtilmeksizin infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.<br><br>2-Davacı vekilince, dava dilekçesinde genel olarak tutar belirtilerek dilekçe içeriğinde maddi tazminat olarak hasar bedelinin talep edildiğinin belirtildiği, bunun yanında ödenen çekici ücretinden ve keşif giderlerinden bahsedildiği ancak davacının talep sonuç kısmında maddi tazminat kalemlerini açıkça belirtmediği, toplam olarak talep edilen tutarın belirtildiği,  dilekçede ikame araç bedeli ve değer kaybı bedeli talep edildiğinin açıkça belirtilmediği nazara alınarak mahkemece de 1. Nolu celsede\"28/02/2019 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı-yaralamalı trafik kazası neticesinde davacı ...'a ait ... plakalı araçta meydana gelen hasar bedelinin belirlenmesi ve belirlenecek hasar bedeli ile çekici masrafı ve tespit masraflarının davalılardan müştereken ve müteselsilen..\" şeklinde maddi tazminat kalemleri yönünden uyuşmazlık tespiti yapıldığı halde mahkemece değer kaybı tazminatı  ve ikame araç bedeli yönünden hüküm tesis edildiği; ancak mahkemece öncelikle HMK'nın 31. maddesi gereğince bu hususun davacıya açıklatılması gerektiği halde açıklattırılmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda, belirtilen eksikliğin giderilmesi bakımından davacı vekiline dava ile talep edilen maddi tazminat kalemleri hakkında beyanda bulunmak üzere süre verilerek sonucuna göre değerlendirme yapılması gerektiği halde mahkemece bu hususta açıklama yapılması talep edilmeksizin karar verilmesi hatalı olmuştur.<br>3-Her ne kadar davacı dava dilekçesinde tazminat kalemi olarak delil tespiti gideri talep etmiş ise de, yargılama sırasında 1. Celsede yapılan uyuşmazlık tespitinde talep edilen tazminat kalemleri arasında delil tespit giderlerinin gösterilmediği halde; davacı delil tespiti giderini yasal açıdan talep edebilir ise de, bu yöndeki talebin yargılama giderleri içerisinde değerlendirilmesi gerektiği halde, mahkemece delil tespiti masraflarının hükmün 1.d  bendinde tazminat kalemi içerisinde değerlendirilerek faiz işletilmesi hatalı olmuştur.<br>4-Mahkemece 1. Nolu celsede \"28/02/2019 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı-yaralamalı trafik kazası neticesinde davacı ...'a ait ... plakalı araçta meydana gelen hasar bedelinin belirlenmesi ve belirlenecek hasar bedeli ile çekici masrafı ve tespit masraflarının davalılardan müştereken ve müteselsilen, aynı kazada yaralanan davacı ...'ın yaralanması nedeniyle uğradığı manevi zararların karşılığı 10.000,00-TL manevi tazminatın davalı ... ve ...  Taşımacılık Anonim Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen tahsili taleplerine ilişkin olduğu tespit edildi.\" şeklinde uyuşmazlık tespiti yapıldığı talep edilen tazminatlar arasında ikame araç bedeli tazminatının gösterilmemiş olduğu anlaşılmıştır.<br>Mahkemece, hükmün1.c bendinde tüm davalılar yönünden 10.000,00 TL' sı ikame araç bedeli tazminatına hükmedilmiştir. Davacının dava dilekçesinde  talep sonuç kısmında bu yönde açık bir talebi bulunmaması ve 1. Celsede yapılan uyuşmazlık tespitinde talep edilen tazminat kalemleri arasında yer almaması nedeni ile nedeni ile HMK 31. Madde uyarınca talep edilen tüm tazminat kalemlerini ayrıntılı olarak açıklanarak hangi davalıdan talep edildiği  yönünde açıklama yaptırılmaksızın karar verildiği gibi,  yerleşik uygulamaya ve yasaya göre davalı sigortanın ikame araç bedelinden sorumlu tutulup tutulamayacağı, sorumlu tutulabilecek  ise ZMMS veya İMMS teminatı kapsamında sorumlu tutulduğu hususlarında mahkeme gerekçesinde herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın karar verilmiş olması hatalı olmuştur.<br> Kaldı ki, zorunlu mali sorumluluk sigortası (Trafik Sigortası) Genel şartlarında teminat dışında kalan haller düzenlenmiş olup, “Gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi zarar verici olguya bağlı olarak oluşan yansıma veya dolaylı zararlar nedeniyle yöneltilecek tazminat talepleri” sayılmıştır.<br>İhtiyari mali mesuliyet sigortası teminatı, zorunlu mali sorumluluk sigortası hadlerinin üzerinde kalan kısmı için geçerli olup, zorunlu mali sorumluluk(Trafik) sigortası bakımından kabul edilen teminat dışı hallerin hepsi, ihtiyari mali sorumluluk sigortası bakımından da geçerlidir. Dolayısıyla, Zorunlu mali sorumluluk(Trafik) sigortası kapsamına girmeyen zararların, ihtiyari mali sorumluluk sigortası ile karşılanması mümkün değildir. <br> Karayolları Trafik Kanunu 85. Maddesine göre, sigortalı aracın neden olduğu kaza sonucunda 3. Şahsın aracında meydana gelen gerçek zararların dışında, aracın, kaza yapması sonucu, çalışamamasından kaynaklanan kazanç kaybı sigorta poliçesiyle güvence altına alınan zararlardan değildir. Buna göre, davacı tarafından davalı sigortadan ikame araç bedeli talep edilmiş olsa bile mahkemece, davalı sigorta şirketi açısından davacının talebi reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.<br>-Davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin, kazanın kurgu kaza yönünden itirazları cevap dilekçesinde yer almadığı, bilirkişi raporlarına itirazında ileri sürmediği gibi yargılama aşamasında da ileri sürülmediği, ayrıca dosya kapsamı ile uyumlu olmadığı; yine davalı sigorta vekilinin dosya kapsamında ıslah edilen kısım bulunmadığından dosya kapsamına uyumlu olmayan  \"ıslah edilen kısım zamanaşımına uğradığından reddine karar verilmesi\" yönündeki itirazlarının da, yargılama aşamasında ileri sürülmediği, bu nedenle de HMK 357. Maddesi gereğince istinaf aşamasındada ileri süremeyeceği  anlaşılmış olup, başka dava dosyasından kalan matbu dilekçede yer aldığı düşünülen bu hususların dosya kapsamı ile de uyumlu olmadığı anlaşılmış  olduğundan, belirtilen itirazlar yönünden değerlendirme yapılmamıştır.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı ... Sigorta Şirketi vekili ve davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.  <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı ... Sigorta Şirketi vekili ve davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜ ile İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/10/2021 tarihli 2019/1171 Esas ve 2021/884 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>3-Kararın kaldırılması sebep ve şekline göre davalı ... Sigorta Şirketi vekili ve davalı ... A.Ş. vekilinin sair istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>4-İSTİNAF AŞAMASINDA; davalı ... Sigorta Şirketi ve davalı ... A.Ş. tarafından yatırılan istinaf  karar harcının istek halinde kendilerine iadesine (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine), <br>5-İstinaf aşamasında  davalı ... Sigorta Şirketi ve davalı ... A.Ş. tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına, <br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>7-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359-(3) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince  kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 11/07/2024<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"19b9cd9b134a5dbe","SID":"7d123e60d80163c5"}}