{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/543 <br>KARAR NO: 2024/854<br>KARAR TARİHİ: 30/05/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/11/2020<br>NUMARASI: 2016/1130 Esas -  2020/545 Karar<br>DAVA: Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/05/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı Şirket ile müvekkili Şirk.etin cari hesap usulü ile çalışmakta olduğunu, ekte sunulan faturalarda belirtilen malların ödemesi yapıldığı halde davalı şirket tarafından siparişe aykırı davranılarak müvekkil şirkete gönderilmediğini, Müvekkil Şirket tarafından davalıya keşide edilen Üsküdar ... Noterliği 27.09.2016 tarih .. yevmiye nolu ihtarname ile gönderilmeyen sipariş mallar için ödenen 95.000,00 TL'nin iadesi talep edilmiş ise de davalı tarafça ödeme yapılmadığını, Davalı ile en son 31.05.2016 tarihinde karşılıklı olarak hesap mutabakatı yapıldığı, davalı tarafından 6. Ve 7. Aylara ait faturaların davacı yana henüz mal ar teslim edilmeden temel fatura olarak gönderildiğini ve işbu faturaların bir kısmının deftere işlendiğini, müvekkil şirketin bedelini ödediği halde sipariş edilen ürünler davalı tarafından gönderilmeyince 8. aya ait faturaları defterlerine işlemediğini, Davalı Şirket İle yapılan Şifahi görüşmelerde malların teslim edildiği iddia olunmuş ise de teslim irsaliyeleri ibraz edilmediğini ve müvekkil şirketin bugüne değin oyalandığını ve ısrarla irsaliye sunmaktan kaçındığını, davalı tarafın irsaliye ibrazından kaçınmasının malların teslim edilmediğini gösterdiğini iddia ederek, davalıya ödenen 95.000.00 TL'nin ihtarname tarihinden itibaren davalı tarafından iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında uzun yıllara dayalı bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, Müvekkil Şirketin 2003 yılında kurulmuş olup, anlaşmalı olduğu firmaların başta gıda, temizlik ürünlerinin dağıtımını yapmakta olduğunu, Müvekkil Şirketin Davacı şirket ile Ticari ilişkisine 2007 Yılında başlamış olup, davacı ile başta ... ve ... Ürünleri olmak üzere birçok farklı ürün grubunda çalıştığını, Davacı Şirketçe sipariş edilen ürünlerin gönderilmediği ve kendilerinle bilgi verilmediği iddiasıyla Üsküdar ...Noterliğinden 27.09.2016 Tarihli İhtarnamesini gönderdiğini, taraflarınca bu ihtarnameye Beşiktaş ...Noterliğini 30.09.2016 tarih ... yev.nolu İhtarnamesiyle cevap verilerek iddiaların gerçeği yansıtmadığı ve 95.000.00 TL borcun bulunmadığının belirtildiğini, davacının göndermiş olduğu ihtarnamesinde taraflarından sevk irsaliyelerinin talep edilmediğini, Davacı tarafça davalı tarafından gönderilen faturalara yasal süre içerisinde herhangi bir itiraz yapılmadığını, davacı tarafça fatura ve içeriğinin kabul edildiği, fakat kötü niyetli olarak bunları ticari defterlerine işlenmediğini ikrar ettiğini, bu sebeple işbu faturaların itiraz edilmemiş olmaları sebebiyle davacının aleyhine delil olduklarını, Müvekkil Şirket ile Davacı Şirket yukarıda belirtildiği üzere ... ve ... Ürünleri başta olmak üzere farklı ürün grupları üzerinde çalışmakta olduğunu, müvekkil şirketin davacının aksine gönderilen tüm fatura ve irsaliyeleri 213 say VUK.'a uygun olarak Ticari Defterlerine işlediğini, işbu defter kayıtları itibarıyla ... ve Diğer Ürünlerden kaynaklanan hesap bakiyesinin (0) olduğunu, ... Ürünlerinde ise, Davacı Şirketin müvekkil Şirkete C/H sebebiyle 1.716,14 TL Borcu bulunduğunu, davacının ise 19.08.2016 tarihinde ... tarafından ödenmiş bulunan iki farklı 50.000 TL sebebi ve yanlış hesaplarca ile 95.000 TL Alacaklı olduğunu iddia ettiğini, ticari defterlerin incelenmesi ile bu iddiaların haksız olduğunun ortaya çıkacağını, Taraflar arasındaki C/H hareketleri incelendiğinde, çeşitli tarihlerde ürün teslimlerinin gerçekleştiğini, son ürün tesliminden 8 Gün sonra toplam 100.000 ödeme yapıldığını ve bu ödemeden sonra sadece yaklaşık olarak 3.000 TL'lık Ürün Faturası düzenlendiğinin görülmekte olduğunu, dolayısıyla davacının teslim edilme gereken ürünlere ilişkin ön ödeme yaptığı iddiasının yerinde bir iddia olmadığını, taraflar arasında en son 31.05.2016 tarihinde karşılıklı olarak hes mutabakatı yapıldığını, akabinde müvekkil şirket tarafından mal teslimlerini gerçekleştiğini ve davacı tarafından bu mal teslimlerine ilişkin para ödemesin gerçekleştirildiğini, davalı şirketin davacıya kesmiş olduğu faturaların ve ödenir bulunan tüm meblağların karşılığında davacı şirkete mal tesliminde bulunduğunu, işbu hususun dilekçe ekindeki sevk irsaliyeleri ile sabit olduğunu savunarak haksız davanın reddine davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"dava hukuki niteliği itibariyle bedeli ödendiği halde teslim edilmeyen malların bedelinin iadesine ilişkin alacak davasına ilişkin olup,  tarafların BA-BS kayıtları ilgili vergi dairelerinden celp edilmiş, dosya taraf defterlerinin incelenmesi için tayin edilen günde Mali Müşavir ...'ya tevdi edilerek düzenlenen ve mahkememizce de benimsenerek hükme esas alınan rapor da dikkate alınarak,  tarafların ticari defter ve kayıtlarının usule uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davacı şirketin ticari defterlerinde yer alan kayıtlara itibar edilebileceği bu kayıtlar muvacehesinde davacı şirketin dava tarihi itibarıyla davalı şirketten  59.953J4 TL asıl alacaklı durumda bulunduğu, Davacı Şirketçe Davalı Şirkete keşide edilen İhtarname kapsamında, Davacı Şirketin Davalı Şirketten tespit edilen Alacağının 03,10,2016 Tarihi itibarıyla Mütemerrüt olduğu,  daha önce dosyaya sunulan 09.01.2019 Tarihli Bilirkişi Raporunda,  Bilirkişi tarafından tespit edilen 58.182,11 TL Davacı Şirket Alacağı ile İşbu Raporda Tespit olunan 59.953,14 TL arasındaki 1,771,03 TL çelişkinin;  Davacı Şirketçe Davalı Şirkete Dava Tarihi öncesi  19.09.2016 Tarihinde gerçekleştirilen ve Her İki tarafında Ticari Defterlerinde İhtilafa sebebiyet vermeyecek şekilde Kayıtlı bulunan 1.771,03 TL ödemenin,  Bilirkişi tarafından değerlendirilmemiş olmasından kaynaklandığı,  Davacı Şirketin 320 Satıcılar Hesabında yer alan 1.771,03 TL Borç Bakiyi sini Dava Tarihi öncesi tarih olan 19.09.2016 Tarihinde Denizbank vasıtasıyla ödemiş bulunduğundan ve bu ödeme davalı şirket ticari defterlerinde de aynı tarihte kayıtlı olduğundan iki rapor arasındaki çelişki giderilmiş olup, Davacı Şirketin Ticari defterlerinde yer aldığı tespit edilen 59.953,14 TL alacağını Davalı Şirketten talep edebilmesinde bir isabetsizlik bulunmayacağı,  davalı tarafın davacıya hitaben 11.08.2016 tarihinde düzenlediği 6686 nolu 19.131,66 TL, 6689 nolu 13.865,52 TL ve 6687 nolu 25.239,03 TL tutarındaki faturalar davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu görülmesine rağmen, davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı görüldüğünden ve bu faturalara dayanak olan sevk irsaliyelerinde \"... Cam ve Gıda Mal Kabul\" kaşesi bulunmasına rağmen, teslim alan isim ve/veya imzaların bulunmadığı görüldüğünden, davalı tarafın 3 adet irsaliyedeki malları davacıya teslim ettiğini muteber deliller ile ispat edememesinden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 59.953,14 TL alacağın ihtarnamenin tebliğ tarihi de dikkate alınarak; 03/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin tüm taleplerin reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı, davalı şirket tarafından gönderilen ve davacı tarafından süresi içerisinde itiraz edilmeyen faturaları VUK’a aykırı olarak ticari defterlerine işlememiş ve ticari defterlerini usulüne uygun tutmadığını, bu nedenle usulüne uygun tutulmayan ticari defterler davacı lehine delil teşkil edemeyecek ise de mahkemece davacı tarafın ticari defterleri esas alınarak davanın kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı olup, 213 sayılı VUK’un 219. Maddesi; “a) muamelelerin işin hacmine ve icabına uygun olarak muhasebenin intizam ve vuzuhunu bozmayacak bir zaman zarfında kaydedilmesi şarttır. bu gibi kayıtların on günden fazla geciktirilmesi caiz değildir.”hükmüne amir olup, davacı şirket, hem dava hem de cevaba cevap dilekçesinde ikrar ettiği gibi davalı tarafından gönderilen faturaların bir kısmına itiraz etmediği gibi faturaları, keyfi bir şekilde ticari defterlerine de kaydetmediğini, dosyada mübrez sevk irsaliyelerinden de anlaşılacağı üzere davacı tarafından ödenmiş bulunan tüm meblağların karşılığında davalı tarafından davacı şirkete mal tesliminde bulunulduğunu, sevk irsaliyeleri davacı tarafın çalışanı tarafından teslim alınmış olup, sevk irsaliyelerinde isim ve imzasının yer almaması gerekçe gösterilerek davanın kabulünün hatalı olduğunu, davalı şirket tarafından teslim edilen mallar, şirket çalışanları tarafından teslim alınmış ve teslim alındığına dair kaşe işlemi yapıldığını, haksız ikame edilen bu davada sevk irsaliyesine davacı tarafından vurulmuş olan kaşenin sahte olduğu iddiası ispat edilememiş olup, bu iddia asılsız ve mesnetsiz olduğunu, davacı tarafın iddialarının kötü niyetli olduğu sabit iken mahkemece mübrez evraklar üzerinde herhangi bir inceleme yapılmadan karar tesis edilmesi hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: taraflar arasında Cari hesap sözleşmesi mevcut olup davacı şirket tarafından, davalı şirkete faturalarda belirli olan mallara ilişkin ödeme yapıldığını, davacı şirket ticari ilişkiden doğan yükümlülüklerini yerine getirmiş ancak davalının ödemeyi almış olmasına rağmen ticari ilişkiye konu malları teslim etmediğini, ödenen 95.000,00 TL'nin iadesi talep edilmiş ise de davalı taraf ödeme yapmayı reddettiğini, davalının bedeli ödenmiş ve sipariş edilmiş ürünleri teslim edildiğini iddia etse de davalı tarafından teslim irsaliyeleri sunulmadığını,  Bilirkişi tarafından alınan ek ve kök raporda da belirtildiği üzere davacı şirketin usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde yer alan kayıtlara itibar edilebileceği ve ticari defterden de anlaşılacağı gibi davacı şirketin dava tarihi itibarıyla davalı şirketten 59.953,14 TL asıl alacaklı durumda bulunduğu da belirtilmekle istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, yapılan ödemeye karşılık mal teslimi yapılmadığından ödenen paranın tahsili istemli alacak davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, malların teslim edilip edilmediği noktasındadır. Davacı tarafından, davalı muhatabına çekilen Üsküdar  19. Noterliğinin 27/09/2016 Tarih ve... YN'lu ihtarnamesi ile, yapılan ödeme karşılığında sipariş eden malların gönderilmemesi nedeniyle 95.000,00 TL'nin 3 gün içinde ödenmesi ihtar edilmiştir. Davacı tarafça, bedeli ödenmesine rağmen teslim edilmeyen mallar nedeniyle yapılan ödemenin davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 59.953,14 TL alacaklı durumdadır. Davalı ticari defterlerine göre ise, davacıya takip tarihi itibariyle davacıdan 1.716,14 TL borçlu görünmektedir. Taraf ticari defterlerindeki mutabakatsızlık, davacının ticari defterlerinde, davalının toplam 58.236,21 TL bedelli 3 adet faturasının davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından ve 0,79 TL küsurat farkından kaynaklanmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 64/2. Maddesine göre , Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür. Madde gerekçesinde tacirin bu yükümlülüğü belgeleme ve kaydın belgeye(evrak-ı müsbiteye) dayanması(belge yoksa kayıtta yoktur) ilkesine dayandırılmıştır.  Davalının ticari kayıtlarında davacının 3 adet faturaya ilişkin 58.236,21 TL borçlandırıldığı işlemin, davacının ticari defterinde karşılığı bulunmadığından ve bu miktara ilişkin TTK'nın 64/2. Maddesinde düzenlenen ilkeye uygun bir belge de sunulmadığından davalının ticari kayıtlarına itibar etme olanağı yoktur. Davalı taraf mal teslimine ilişkin sevk irsaliyeleri bulunduğunu ileri sürmüş ise de, bu sevk irsaliyelerinde teslim alan imzası bulunmadığından söz konusu sevk irsaliyeleri teslim iddiasını ispata elverişli değildir. Aynı şekilde faturaya itiraz edilmemiş olması dahi teslim iddiasını ispata elverişli değildir. Davalının 58.236,21 TL bedelli 3 adet faturaya konu malları davacıya teslim ettiğini usulüne göre ispat edemediğinden buna göre davalı ticari defterlerinde gerekli düzeltme yapılarak davalının kayıtlarında herhangi bir dayanak belgesi olmadan davacının borçlandırıldığı 58.236,21 TL, davalının defterinden çıkarıldığında taraf ticari defterleri tam mutabık hale gelecek olup, buna göre sonuç itibariyle davacının 59.953,14 TL alacağı bulunmaktadır. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesince davanın 59.953,14 TL üzerinden kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.023,85‬ TL harcın, alınması gerekli olan 4.095,39 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.071,54 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.30/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dbdfae104bc2de98","SID":"436169b58dafab5f"}}