{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/113 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1064<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 01/04/2021 (Dava) - 27/10/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2021/43 Esas - 2021/224 Karar<br>DAVA\t\t: Markanın Hükümsüzlüğü<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 03/07/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 03/07/2024<br><br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/43 Esas-2021/224 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin \"...\" markası ile 1997 yılından günümüze mobilya ürünlerini tüketicilerin beğenisine sunmaya devam ettiğini, müvekkili şirketin markasının ülkemizde ve 5 kıtada 60'ı aşkın ülkeye yayıldığını, İzmir 4. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2016/3664 D. İş kararıyla müvekkili şirkete kayyım atanmış olup müvekkili şirketin harçtan muaf olduğunu, gerek davalıya ait marka gerek müvekkiline ait markanın 20. ve 35. sınıflarda tescilli olup bu durumun tüketici nezdinde iltibas riski yaratacağının ortada olduğunu, benzerlik incelemesi yapılırken görsel, işitsel ve anlamsal olarak değerlendirme yapılmakta olup davalı tarafa ait \"...\" markası ile müvekkiline ait \"...\" markası arasındaki tek farkın başındaki A ve ortadaki İ sesleri olduğunu, ibareler bütün olarak değerlendirildiğinde ortalama tüketici nezdinde benzerlik yaratacağının izahtan vareste olduğunu, kaldı ki davalı tarafın logosu, kullandığı renkler, logonun markanın üstünde konumlanmasının da müvekkilinin markası ile iltibas yarattığını, dilekçe ekinde sunulu fotoğraflar ile davalıya ait ... markasının bir mobilya mağazasında kullanımı, logo ve renk seçimi görüldüğünde davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi zorunluluğunun daha net ortaya çıkacağını, tarafların markalarının gerek tek seferde okunduğunda gerek hecelerine ayrıldığında ortaya fonetik bir benzerlik çıktığını, ayrıca ... markasının tanınmış marka sınıfında tescilli olduğunu, dolayısıyla ortalama tüketicinin ... ibaresini sesli olarak duyduğunda aklına doğal olarak ilk çağrışım yapacak kelimenin ... olduğunu, markalar bütünsel olarak bir anlam ifade etmiyor gibi görünse de tarafların aynı sektörde çalıştığını, davalı tarafın müvekkili şirkete ait markayı taklit etmek ve bu sayede tüketici nezdinde kaliteli ürünler üretiyormuş hissiyatı uyandırarak bundan fayda sağlamak amacıyla terkini talep edilen markayı tescil ettirdiğini, dolayısıyla markaların eş anlamlı olduğunun belirtilebileceğini, hedeflenen halk kesimi aynı olup ortalama tüketici nezdinde iltibas oluşmasının kaçınılmaz olduğunu, müvekkili şirkete ait ... markasının 04.03.2008 yılından beri tanınmış markalar sınıfında tescilli olduğunu, tanınmış markaların diğer markalara nazaran kanunlarca daha sıkı bir şekilde korunduğunu, yalnızca aynı veya benzer mal ve hizmetlerde değil aynı zamanda farklı mal ve hizmetler için de tescilinin mümkün olmadığını, davalının açıkça müvekkilinin tanınmışlık düzeyinden faydalanarak kendisine haksız bir yarar sağladığını, müvekkilinin itibarını zedelediğini, SMK'nın 6/5.maddesine göre öncelikle Türkiye'de tanınmışlık seviyesine ulaşmış olması ile birlikte, haksız yarar sağlanması, markanın itibarının zarar görmesi, ayırt edici karakterin zedelenmesi durumlarından birinin varlığı halinde markasının tanınmış olduğunu iddia eden marka veya başvuru sahibine aynı/benzer/farklı mal ve hizmetlerde olmasına bakılmaksızın itiraz hakkı verildiğini, müvekkilinin markasının kullanımının 24 yıl öncesine dayandığını, SMK'nın 6/3.maddesindeki hükmün esasen öncelikli ve üstün hak sahibinin MarKHK ile getirilen tescil sistemi karşısında konumunu düzenleyen, gerçek hak sahiplerinin kazanılmış haklarını koruyan hükümler olduğunu, gerçek hak sahipliği ve teklik ilkesi gereğince markanın sahibinin tek olmasının esas olduğunu, dolayısıyla müvekkili şirketin markaları tescilli olmasaydı dahi 24 yıla dayanan kullanımı sebebiyle davalı markasının sicilden terkin edilmesi gerekeceğini, müvekkilinin esas unsuru ... olan 38 adet markası bulunduğunu, 20. ve 35. sınıfta tescilli 2013/18406 tescil numaralı ... markası, 20, 21, 24, 27 ve 35.sınıfta tescilli 2003/30811 tescil numaralı ... + şekil markası, 20 ve 35.sınıflarda kayıtlı 2009/51716 tescil numaralı ... yanı başınızda + şekil markası ve devam eden ekte sunulu, esas unsuru ... olan 35 markanın mevcudiyeti karşısında davalının esas unsuru ... olan markasının sicile tescilinin mümkün olmadığını belirterek, fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla, davalıya ait 08.10.2018 tarihli 2018/89397 sayılı 20. ve 35. sınıflarda tescilli ... Mobilya markasının Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 25.maddesi uyarınca hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu dava markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini konulu olduğundan davanın taraflarından birinin de Türk Patent ve Marka Kurumu olmak zorunda olduğunu, bu nedenle husumet yönünden usulden davanın reddi gerektiğini, aynı nedenle davanın Ankara Nöbetçi Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde açılması gerektiğinden yetki yönünden de usulden davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin adına tescilli olan ... markasının 2011 yılından beri müvekkili tarafından fasılasız olarak kullanıldığını ve kullanılmaya da devam ettiğini, davanın zamanaşımı nedeni ile usulden reddi gerektiğini, 11.07.2019 tarihinden itibaren itirazı reddedilen davacının ilgili itirazını sürdürmesi ve marka tescillenmeden önce YİDK kurumuna marka müracaatını göndermesi ve YİDK' dan da itirazının reddedilmesi halinde 2 aylık süre içerisinde Ankara Nöbetçi Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde YİDK kararının iptali konulu bir dava ikame eylemesi gerektiğini, bu iki aylık sürenin mahkemenin re'sen göz önünde bulundurması gereken bir süre olduğunu, oysa davacının bu idari işlemlerin hiçbirisini yerine getirmediği gibi itirazının reddi işlemi 11.07.2019 tarihinden sonra kesinleşmiş olduğundan işbu davayı ikame eylemesinin de davanın usulden reddini gerektirdiğini, müvekkili şirketin alanında tanınmış olmakla 2011/29869 başvuru ve tescil numarası ile 2011 yılından beri faaliyet göstermekte ve kendi markası olan ... markası dışında bir başvuru da yapmamış olduğunu, markayı maruf hale getirdiğini ve markasına ciddi anlamda yatırım yaptığını, görsel, işitsel, anlamsal yönden benzerlikler mevcut olmayıp bu yöndeki beyanların hiç birini kabul etmediklerini, davacı dilekçesinde esas unsuru ... olan 38 markaları olduğunu belirtmişse de, sundukları belgelere göre 2013/18406 tescil numaralı ve 2003/30811 tescil numaralı ve dilekçe ekinde göremedikleri ancak davacının yazılı beyanına göre 20. ve 35. sınıfta tescilli 2009/51716 tescil numaralı markaların benzerlik taşıdını belirttiğini, ... markası her ne kadar 1997'den beri faaliyette olursa olsun davacının dilekçesinde benzediği yönündeki beyan etmiş olduğu markaların sembol ve isimlerin çoğunun tescil tarihlerinin 2011, yani müvekkilinin marka tescilini aldığı tarihten sonra ortaya çıktığını ve müvekkili firma tescil amacıyla başvurması üzerine bültende yayınlanmış olup SMK 18. maddeye göre bu güne kadar dava dışı herhangi bir itirazla karşılaşılmadığını, davacı Türk Patent kurumuna başvurmamış olup yalnızca kendi incelemeleri sonucu böyle bir benzerliğin varlığından bahsettiğini, bu şekilde bir dava ikame edilmesinin haksız ve hukuki mesnetten de uzak olduğunu, Türk Patent Kurumu'nun inceleme ölçütleri ve değerlerine göre de müvekkili fima ile davacı firma arasında marka isim benzerliğinin mevcut olmadığını, davaya konu olan müvekkiline ait markanın \"...\" markası olduğunu, davacının markasının benzerliğinden ziyade kendi marka ismine oldukça benzediğini, zira müvekkili ... Ltd. Şti.nin kendisine ait olan \"...\" markasına benzeterek ayrı bir marka oluşturduğunu, \"...\" markasının TPE nezdinde 2002/31101 marka tescil numarası ile uzunca yıllardan beri tescilli markaları olduğunu, hatta \"...\" markasının ilk tescil işlemlerinin 1995 yılında 1995/010935 marka tescil numarası ile müvekkili adına tescillendiğini, müvekkilinin kendine ait olan 30 yıllık \"...\" markasına yeni bir içerik katıp alt marka kurduğunu, ki \"...\" markasını da 2011 yılında TPE nezdinde tescillemiş olup, ne \"...\" markasını ne de \"...\" markasını asla tescil dışı kullanmadığını, davacının talebinin 2011 yılında tescil edilmiş olan \"...\" markasının hükümsüzlüğü ya da terkini olmayıp 2018 yılında yapılan 2018/89397 tescil numaralı marka müracaatının hükümsüzlüğü ve terkini olduğunu, önceki tarihli müvekkili markasının \"müktesep hak\" teşkil edeceğini, markalar benzese dahi  benzerliğin de söz konusu olmadığının açıkça ortada olduğunu, müktesep hakka sahip olduğundan sonraki müracaata yapılan itiraz ya da davanın reddi gerekeceğini, buna ilişkin Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/406 Esas ve 2019/476 sayılı kararını da dilekçe ekinde mahkemeye sunduklarını, müvekkilinin 2011 yılından beri fasılasız olarak ... markasını kullanmakta olup kullanmaya da devam ettiğini, 10 yıldır kullanılan markanın müvekkili lehine müktesep hak teşkil ettiğini ve müktesep hakka dayanarak 2018 yılında yeniden marka müracaatında bulunulmasının da kazanılmış hakkın doğal bir sonucu olduğunu beyanla, haksız ve hukuki mesnetten uzak davanın reddini talep etmiştir. <br>Fer'i müdahil vekili beyan dilekçesinde özetle; HMK'nın 66. maddesindeki \"feri müdahale\" başlıklı hüküm gereğince müvekkili ...  Şirketi'nin işbu davadan birinci derecede etkilenecek 3. kişi konumunda olduğunu, bu nedenle fer'i müdahalede bulunması zorunluluğunun hasıl olduğunu, müvekkili şirketin 21/02/2012 tarihinde yayınlanan gazete ile ilan olunarak kurulmuş bir şirket olup kurulma tarihinden itibaren ticari faaliyetlerini günümüze kadar fasılasız olarak devam ettirdiğini ve halen de devam ettiğini, şirket isminden de anlaşılacağı üzere \"...\" markasını kullandığını, ... isminin aynı zamanda müvekkili şirketin ticari işletme adı yani ticaret ünvanı olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin kullanımında olan marka olması ve ticari işletme adı olması nedeni ile müvekkili şirketin hak kaybına uğrayacağının ve menfaatinin zedeleneceğinin açık olduğunu beyanla, öncelikle fer'i müdahale taleplerinin kabulüne, esas hakkında iddialarını, beyanlarını ve delillerini sunabilmeleri için de süre verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, \".....Davacının '...' esas ibareli markasının tanınmışlığının özellikle 20. sınıfta yer alan <br>mobilya  emtiasına ilişkin olduğu ve tanınmış markası dışındaki  '...' ibareli markalarının 20. ve 35. sınıfta yer alan mal ve hizmetlerde tescilinin bulunduğu dikkate <br>alındığında taraf markaları arasında sınıfsal yönden ayniyet bulunması, davalının markasındaki esas (ayırt edici) unsur olan '...' ile davacının markalarında '...' ibarelerinin özellik sesçil ve görsel yönden birbirlerine benzemesi, her iki sözcüğün de dilimizde herhangi bir anlamının bulunmaması, davalı markasında kullanılan hakim <br>renklerin (kırmızı-beyaz) davacının özellikle 2009/51716 ve 2013/18406 sayılı markalarındaki renklerle aynı olması, davacının '...' markasının tanınmış olması ve  tarafların aynı sektörde faaliyet göstermeleri karşısında, dikkat seviyesi orta <br>düzeyde olan tüketicinin global açıdan anılan markaları karıştırma ve/veya taraf markaları arasında bağlantı (ilinti) kurma ihtimalinin doğabileceği, davalının '...' markasının imaj transferi yoluyla davacıya ait tanınmış '...' esas ibareli <br>markasının itibarından haksız biçimde yararlanma sağlayabileceği, davacı markasını <br>taşıyan ürünlerin ve bu markayla verilen  hizmetlerin kaynağını gösterme fonksiyonunun zayıflayacağı, davacının tanınmış markasının ayırt edici karakterinin zedeleneceği, davacı markasının itibarına zarar verebileceği  ve bu surette davacının tanınmış '...' markasının sulandırılması (dilution) durumunun  meydana geleceğinin anlaşıldığı, davalı müktesep hakkı olduğunu beyan etmiş ise de, davalının cevap ve 2.cevap dilekçesinde yer alan deliller kısmında ticari deftere dayanmadığı, Yargıtay İçtihatı Birleştirme Genel Kurulunun 2015/2 E - 2017/1 K ve 03/03/2017 tarihli ilamında da belirtildiği üzere tarafların dilekçeleri ile birlikte tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek, ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorunda olduğu, davalının her türlü yasal ibaresinin ticari defterleri içermeyeceği, kaldı ki dosyaya da davalının herhangi bir defter sunmadığı, davalının dayandığı TPMK ve Ticaret Sicil kayıtlarının davalının markasını yoğun ve ciddi bir şekilde kullanımını göstermeyeceği, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre müktesep hak oluşması için markanın eskiden beri ciddi ve yoğun bir şekilde kullanılması gerektiği, davalının bu durumu ispatlayamadığı anlaşılmakla, müktesep hak savunmasının yerinde görülmediği ve davacının davasının kabulü gerektiği sonucuna varılarak; DAVANIN KABULÜYLE, DAVALI ADINA TESCİLLİ 2018/89397 NOLU '... ' İBARELİ MARKANIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜYLE, SİCİLDEN TERKİNİNE.....\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili tarafından, \"...Öncelikle tüm yazılı ve sözlü beyanlarını ve uzman görüşü olan mütalaayı aynen tekrar ettiklerini, mahkemenin tüm delilleri toplamadan ve eksik inceleme yaparak deyim yerinde ise yangından mal kaçırırcasına karar verdiğini, husumet itirazında bulunduklarını, davanın taraflarından birinin de zorunlu olarak Türk Patent ve Marka Kurumu olduğunu, yetki ilk itirazında da bulunduklarını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 5. maddesine göre tescilli markasını kullanan hak sahibi müvekkili firmanın yerleşim yeri Kayseri olduğundan işbu davanın Kayseri' de açılması gerektiğini, kesin yetki olan bu hususun mahkemece dikkate alınmamasının açıkça kanuna aykırı olduğunu, müvekkili adına tescilli olan ... markasının 2011 yılından beri müvekkili tarafından fasılasız olarak kullanıldığını ve kullanılmaya da devam ettiğini (ki davacı tarafın bile dosyaya bayi fotoğrafı koyduğunu), davacının müvekkiline ait olan 2011/29869 sayılı markasına karşı 2018 yılında yeniden müracaat etmesi nedeni ile açtığı davanın her halükarda zamanaşımına tabi olduğu açıkça ortada olduğundan davanın zamanaşımı nedeni ile usulden reddi gerektiğini, TPE'de bülten yayınına marka tescil işlemlerine dikkat edilecek olur ise; 11.07.2019 itiraz red yazısı verildiğini, 11.07.2019 tarihinden itibaren itirazı reddedilen davacının ilgili itirazını sürdürmesi ve markanın tescillenmeden önce YİDK kurumuna marka müracaatını göndermesi ve YİDK'dan da itirazının reddedilmesi halinde 2 aylık süre içerisinde Ankara Nöbetçi Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde YİDK kararının iptali konulu bir dava ikame eylemesi gerektiğini, bu iki aylık sürenin mahkemenin resen göz önünde bulundurması gereken süre olduğunu, oysa davacının bu idari işlemlerin hiçbirisini yerine getirmediği gibi itirazının reddi işlemi kesinleşmiş olduğundan işbu davayı kötü niyetli olarak ikame eylemesi nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, ihtiyati tedbire itirazlarını verdikleri halde mahkemenin itirazlarını değerlendirmediği gibi herhangi bir duruşma dahi açmadığını ve hatta bu talepleri hakkında hiçbir menfi ya da müspet bir karar kurmadığını, HMK 394/4. maddesine açıkça aykırı davrandığını, yargılama yapmak çabasından ziyade biran önce henüz ön inceleme duruşmasında karar verme çabası içerisine düştüğünü, 11 yıllık bir firmanın (...  Şti nin) bütün ticari hacminin söz konusu olduğu işbu davanın bu şekilde apar topar hükme bağlanmasının takdirini de mahkemeye bıraktıklarını, ön inceleme duruşması yapılmadan, sulh ve arabuluculuğa teşvik edilmeden delil ikamesi tamamlanmadan alınan tek kişilik bilirkişi raporunun tamamen HMK 140. maddeye aykırı olduğunu, yapılan işlemlere açıkça itiraz ettiklerini, bilirkişi raporu 05.10.2021 tarihli iken ön inceleme duruşma zaptının 27/10/2021 tarihli olduğunu, mahkemenin ön inceleme duruşması yapmadan dosyayı bilirkişiye tevdii ederek kendilerinin karşı tarafla uzlaşma yapabilme ihtimalini, arabuluculuk yapabilme ihtimallerini yok ettiğini, HMK 140. madde yanlış uygulandığı için haklarının zayii olduğunu, cevap dilekçelerini süresinde sunduklarını, sonrasında 2. cevap dilekçelerini de süresinde sunduktan sonra, mahkemenin delillerin bildirilmesi için taraflara süre verdikten sonra 17/06/2021 tarihinde delil listelerini de süresinde sunduklarını, ... şirketinin faal olup olmadığını araştırılmadığını, ne dilekçelerindeki ne de delil listelerindeki delillerinin hiçbirinin dikkate alınmamasının usuli eksik olduğunu, hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğünün ihlal edildiğinin açıkça ortada olup adil bir yargılanma olmadan hukuki dinlenilme hakkının da açıkça ihlal edildiğini, açılan davadan etkilenen ve tüm sonuçların üzerine doğmuş olduğu 3. kişi konumundaki ...  Ltd. Şti'nin 12/10/2021 tarihli feri müdahale dilekçesi mahkeme tarafından aynı gün kabul edildiği halde feri müdahilin talepleri ve feri müdahale dilekçesindeki delillerin hiçbir şekilde dikkate dahi alınmamasının düşündürücü olduğunu, ön inceleme duruşmasından önce müvekkili ...  San. Tic. Ltd. Şti'nin feri müdahil olduğunu, buna rağmen hiçbir şekilde dikkate alınmamasında açıkça hukuka aykırılık olduğunu, müvekkili şirketin alanında tanınmış olmakla birlikte 2011/29869 başvuru ve tescil numarası ile 2011 yılından beri faaliyet göstermekte ve kendi markası olan ... markası dışında bir başvuru da yapmadığını, ... isminin de o tarihlerde TPE (Türk Patent ve Marka Kurumu) nezdinde tescil edilmiş olup 2011/29869 tescil numarası ile ... markasının halen hüküm ifade eden bir marka olduğunu, davacının dilekçesinde iddia ettiği gibi görsel, işitsel, anlamsal yönden benzerlikler mevcut olmayıp bu yöndeki beyanların hiç birini kabul etmediklerini, davacının dilekçesinde benzediği yönünde beyan etmiş olduğu markaların sembol ve isimlerinin çoğunun tescil tarihlerinin 2011 yani müvekkilinin marka tescilini aldığı tarihten sonra ortaya çıktığını, SMK 18. maddeye göre bu güne kadar herhangi bir itirazla karşılaşmadıklarını, markaların böyle bir uyuşmazlık yaşaması durumunda SMK'nın ilgili maddeleri kapsamında Türk Patent kuruluna itirazları üzerine aynı kurumun Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı tarafından incelenmesi ve gerektiğinde görsel, işitsel veya anlamsal (kavramsal) olarak benzerlik olup olmadığı yolunda görüşü üzerine dava açılması gerektiğini, davacının Türk Patent kurumuna başvurmadığını, yalnızca kendi incelemeleri sonucu böyle bir benzerliğin varlığından bahsettiğini, bu şekilde bir dava ikame edilmesinin haksız olduğunu, markaların bütün olarak oluşturdukları izlenimin incelenmesi ve bu yapılırken işaretlerin ayırt edici ve baskın unsurlarının dikkate alınması gerektiğini, müvekkili ... Tic. Ltd. Şti.nin kendisine ait olan '...' markasına benzeterek ayrı bir marka oluşturduğunu, '...' markasının müvekkili adına 2002 yılından beri TPE nezdinde 2002/31101 marka tescil numarası ile tescilli marka olduğunu, müvekkilinin davacının markasına bir benzerlik çabasından ziyade kendine ait olan 30 yıllık '...' markasına yeni bir içerik katıp alt marka kurduğunu, ki '...' markasını da 2011 yılında TPE nezdinde tescillediğini, ne '...' markasını ne de '...' markasını asla tescil dışı kullanmadığını, davacının talebinin 2011 yılında tescil edilmiş olan '...' markasının hükümsüzlüğü ya da terkini olmayıp, 2018 yılında yapılan 2018/89397 tescil numaralı marka müracaatının hükümsüzlüğü ve terkini olduğunu, Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/406 Esas ve 2019/476 sayılı kararını da mahkemeye sunduklarını (Yargıtay 11. HD'nin 2008/11505 Esas-2008/12839 Karar sayılı kararları), somut davada ise müvekkilinin 2011 yılından beridir fasılasız olarak ... markasını kullandığını, 10 yıldır kullanılan markanın müvekkili lehine müktesep hak teşkil ettiğini, müktesep hakka dayanarak 2018 yılında yeniden marka müracaatında bulunmasının da kazanılmış hakkın doğal bir sonucu olduğunu, müktesep hak iddiaları yönünden mahkeme her ne kadar ticari defterlerin cevap dilekçesinin deliller kısmında yazılmadığından dolayı bu savunmalarını değerlendirmeye almamış ise de fikri mülkiyet hakları mülkiyet hakkı olduğundan mahkemenin bu konuda re'sen araştırma yapması gerektiğini, SMK'nın 25/2. maddesi gereğince re'sen hakimin araştırma zorunluluğu olduğunu, HMK'nun 222.maddesi gereğince hakimin ticari defterlerin incelenmesine re'sen de karar verebileceğini, ticari defterlerin incelenmemesi ve bu hususta bilirkişi raporunun alınmamasının Anayasaya aykırı olduğunu, dava konusu markaların mallarının ise dayanıklı ev gereçleri olup kolayda mallar olmadıklarını, kolayda malların iltibası artıran sebep olur iken, dayanıklı ev gereçlerinin ise bu anlamda iltibası azalttığını, tüketicinin mobilya gibi eşyaları satın alırken uzun bir karar alma süreci yaşadığını, ... markasına ait bir mobilya ürünü satın alacak iken ... markalı bir ürünü alma olasılığı olamayacağını,  dava konusu markalar arasında karıştırma olasılığının olmadığı açıkça ortada olup tek bilirkişi ile hazırlanan raporda ise bu durumdan bahsedilmemesinin hukuki hata olduğunu, her iki marka arasında bir kaç harf dışında bir benzerlik olmadığı gibi müvekkili ... mobilya şirketinin sırf kendi markasına benzetmek için gerekli çabayı harcadığını ve ... markasını 2011 yılında tescillediğini, oysa dosyada bulunan tek kişi ile hazırlanmış bilirkişi raporunda  bu durumlar asla zikredilmediği gibi '...' markası ile '...' markasının benzerliğinin dahi dikkate almamasının takdirini mahkemeye bıraktıklarını, ayrıca dosyaya müvekkillerinden ...  Ltd. Şti.'nin tüm ülke genelinde bulunan bayilerinin olduğunu gösteren fotoğraflar ve yıllara sari katalogların 18/10/2021 tarihinde mahkeme kalemine kargo ile teslim edildiği halde hiçbir şekilde ne duruşmada ne de mahkeme kararında bu delillerinin dikkate alınmadığını...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, markanın hükümsüzlüğü ve terkini istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacı taraf, müvekkilinin 1997'den beri \"...\" esas unsurlu pekçok markasını tescil ettirip kullanmakta olduğunu, markasının tanınmış marka olarak da tescilli olduğunu, davalının 2018/89397 sayılı \"... \" şeklinde tescilli markasının, aynı tescil sınıflarında kendisine ait markalarla iltibas yaratacak nitelikte ve tanınmışlığından haksız çıkar sağlayacak surette kullanılıp, markasının itibarına zarar verdiğini belirterek, davalının 2018/89397 sayılı markasının hükümsüzlüğünün tespiti ve sicilden terkini için eldeki davayı açmış, davalı taraf ise, davacı markaları ile kendisinin markasının benzer nitelikte olmadığını, müvekkilinin ticari ünvanındaki \"...\" den esinlenerek dava konusu markanın oluşturulup tescil edildiğini, \"...\" markası 2002'den beri müvekkili adına tescilli olduğu gibi, 2011/26869 sayılı \"...\" markasının aynı tescil sınıflarında 11.04.2011 tarihli başvurudan itibaren koruma altında olup, davadışı bu marka nedeniyle müvekkilinin \"müktesep hakkı\" nın bulunduğunu, bu markaya dayalı olarak dava konusu \"... mobilya\" markasının seri marka olarak 2018 yılında tescil ettirildiğini, davacının TPMK kararlarına yönelik bir itirazda da bulunmadığını, davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.<br>Mahkemece, tensip ve öninceleme aşamasında marka uzmanı tek bir bilirkişiden rapor alındığı, bu raporda dava konusu markanın davacının tanınmış ve tescilli diğer markalarıyla iltibasa neden olacak surette olduğu ve davacının marka hakkının sulandırılması niteliğinde olup, davalının müktesep hak iddiası bakımından ise, bahse konu 2011/26869 sayılı davalı markasının ciddi bir biçimde kullanılmasının gerektiği, ancak dosyaya bu yönde delil sunulmadığından buna dair bir inceleme yapılamadığının belirtildiği, davalı tarafça bu rapora süresinde itiraz edildiği, bu aşamada dosyaya fer'i müdahale dilekçesi sunulduğu, davalı ve feri müdahilin delillerine dair mahkemece yeterli araştırma yapılmaksızın mahkemece davanın kabulü yönünde yukarıda yazılı gerekçelerle hüküm tesis edildiği anlaşılmakta olup, eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.<br> Davalının süresinde cevap ve 2.cevap dilekçelerini sunduğu, ayrıca delil listesi de sunduğu, \"bilirkişi\" deliline dayandığı ve müktesep hak iddiasını dayandırdığı markasını kullandığını belirttiği feri müdahil şirketin aktif ticaret hayatını sürdürmekte olduğunun araştırılmasını talep ettiği, ayrıca feri müdahilin de dosyaya dilekçe sunduğu, mahkemece bu hususlarda yeterli araştırma yapılmadan ve tarafların tüm delilleri toplanmadan öninceleme tensip tutanağı ile bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği, ilk celsede bilirkişi raporunun dosyaya gelmiş olup, davalı tarafça ayrıntılı ve gerekçeli olarak itirazlarda bulunulduğu halde yeniden rapor alınmaksızın ve davalı tarafın itirazları karşılanmaksızın hüküm tesis edildiği görülmektedir. Davacı ve davalı markaları arasında benzerlik olduğunda kuşku yok ise de, davalının dava konusu 2018 tarihli markasından önce, 2011 yılında tescil ettirdiği \"...\" markasına dayalı olarak müktesep hak iddiasında bulunmasına ve işbu dava konusu marka bakımından da, önceki markasının devamı ve seri marka niteliğinde \"... \" markasını \"müktesep hakkı\"na dayalı olarak tescil ettirdiğini ileri sürmüş olmasına göre, bu iddianın yeterince araştırılıp marka konusunda uzman bilirkişilerden ve içerisinde sektör bilirkişinin de bulunduğu heyetten alınacak heyet raporunda ayrıntılı olarak bu itirazlar değerlendirilerek düzenlenecek rapora  göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece bilirkişiden alınan rapordaki \"davalının önceki markasının ciddi olarak kullanıldığına dair dosyada delil olmadığı\" gerekçesine dayalı olarak davalının müktesep hak savunması yeterince değerlendirilmeden karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu kapsamda yukarıda belirtildiği şekilde oluşturulacak konusunda uzman bir heyetten, davalının \"müktesep hak\" savunması bakımından tüm unsurlar ayrıntılı olarak değerlendirilip davalı ve feri müdahil şirketlerin beyan ve itirazları da karşılanmak suretiyle rapor alınarak, sonucuna göre hüküm tesisi için mahkeme kararının eksik incelemeden dolayı kaldırılması gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.  <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle ESASTAN KABULÜNE; İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/43 Esas - 2021/224 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>3-İSTİNAF AŞAMASINDA; 118,6‬0 TL istinaf  karar harcının feri müdahil adına yatırıldığı görülmekle, istek halinde yatıran tarafa iadesine,<br>4-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  03/07/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b9693b7049455b14","SID":"85e5f0698aa8e7cc"}}