{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/333 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1113<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/02/2018 (Dava) - 06/07/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2018/277 Esas - 2021/627 Karar<br>DAVA\t\t: Menfi Tespit/İstirdat<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 10/07/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 10/07/2024<br><br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/277 Esas-2021/627 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkiline karşı davalı tarafından İzmir 14. İcra Dairesi'nin 2016/15791 sayılı dosyasından icra takibi yapıldığını ve açıklama kısmında \"31.05.2015 tarihinden başlamak üzere toplam 30.500,00 TL (... Şti'nin şirket ortaklarından ...'ın %52 hissesine düşen borcudur) ödenen ... Bankası dekontları ve ödenecek taksitlere ilişkin borçtur\" denildiğini, bu izahata inanan müvekkilinin takibe itiraz etmediğini ve takibin böylelikle kesinleştiğini, müvekkilinin tüm iyi niyetiyle şirket borcunun davalı tarafça ödendiğini düşündüğünü ve aylık 500,00 TL'lik taksitler ile ödeme gayreti içerisine girdiğini, fakat daha sonra 06.11.2017 tarihinde SGK'ya giden müvekkilinin kendisine ait olan borçların hiçbir bakiyesinin davalı tarafça ödenmediğini gördüğünü, davalının kendi hissesine düşen şirket ortaklığı oranında kendi borcunu ödediği halde bu miktarı müvekkilinden talep ettiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/11584 Esas-2016/8347 Karar sayılı kararında; \"....limited şirketlerde temsilcilerin kamu alacaklarından sorumluluğu ortaklık sıfatına bağlı olduğundan, bu kişilerden ancak ortaklık payları oranında rücuen talepte bulunulabileceği kabul edilmelidir. Diğer bir deyişle limited ve kolektif şirketlerde kamu alacağından her ortak kendi payı oranında sorumlu olup payı haricinde ödediği kısım için diğer ortaklara rücu edebilir...\" denildiğini, kamu alacakları için ortaklık payından fazlasını kamunun davalıdan talep etme hakkı da olmadığını belirterek, izah edilen nedenlerle, müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespitine, davalının alacaklı gözüktüğü İzmir 14. İcra Dairesi'nin 2016/15791 sayılı dosyasından dava tarihi itibariyle müvekkilinden icra tehdidi altında tahsil edilen 7.000,00 TL'nin tahsil tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan istirdadına, müvekkilinden cebri icra ile karar verilinceye dek tahsil edilecek (aylık 500,00 TL'lik maaş haczi) miktarların da aynı şekilde tahsil tarihlerinden itibaren yasal faizleri ile istirdadına, kötü niyetli olarak icra takibine girişen davalı aleyhine alacak miktarının %20'si oranından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin kurucu ortağı olduğu ve 2017 senesinde ayrıldığı şirketin SGK borcunu taksitlendirmek sureti ile ödemek zorunda kaldığını, zira davacı tarafın hiç bir surette şirketin borçları ile ilgilenmediğini, borcu ödeyen müvekkilinin şirketin diğer ortağı olan davacıdan haklı olarak davacının payına düşen kısmı ödemesini istediğini, ödemeyince de İzmir 14. İcra Müdürlüğü'nün 2016/15791 sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, ödeme emrini tebliğ alan davacının ise takibe itiraz etmediğini, bu suretle de icra takibinin kesinleştiğini, davacının itiraz etmemesinin nedeninin gerçekten borcu olduğunu bilmesi olduğunu, davacının maaşından kesinti yapılmasına muvafakat ettiğini, fakat müvekkilinin SGK borcuna ilişkin ödediği diğer taksitler için açtığı sonraki tarihli ve yine itiraz edilmeden kesinleşen bir icra takibi de söz konusu olunca ödememek için kötü niyetli olarak işbu davayı açtığını, şirketin %15 ortağı iken müvekkilinin taksitlendirip tamamen ödediği borç için sorumlu olduğu borç dönemleri ibaresini kullandığını, yani müvekkilinin şirketten ayrılana kadarki oluşan tüm SGK borcunu ödediğini belirttiğini, sadece kendi hissesine ait olanı ödemiş olsa idi diğer hissedarlarda yazdığı gibi hissesi oranında ibaresini kullanacağını, müvekkilinin davacının ödemesi gereken borç miktarını da ilgili kuruma ödediğini beyanla, davacının haksız davasının reddine, kötü niyetle açılan dava nedeni ile davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, \"...İzmir 14. İcra Dairesi'nin 2016/15791 sayılı dosyasında davalı alacaklı tarafından davacı borçlu aleyhinde 31.10.2016 tarihinde .... Şti.'nin şirket ortaklarından ...'ın %52 hissesine düşen borcu nedeniyle 30.500 TL asıl alacak, 5.256,86 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 35.756,86 TL üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, yine icra takip işlemleri sırasında ödeme emrinin borçluya 07.12.2016 tarihinde tebliğ edildiği ve borçlu ...'ın 13.12.2016 tarihinde bizzat icra müdürlüğüne giderek; 'ilgili icra takip dosyasındaki tebligatı 07.12.2016 tarihinde aldığını, borcu kabul ettiğini, borca bir itirazının bulunmadığını, borcu ödemek istediğini, emekli maaşının bulunduğu, maaşında haciz olsa dahi 500,00 TL kesinti yapılmasına muvafakat ettiğini, bu konuda gerekli işlemlerin yapılmasını icra müdürlüğünden istediğini' belirttiğine ilişkin imzalı dilekçesini icra müdürlüğüne sunduğunun anlaşıldığı, alacaklı vekilinin de yine 13.12.2016 tarihli dilekçe ile borçlu ...'a tebligatın 07.12.2016 tarihinde yapıldığı, borca itirazın bulunmadığı, emekli maaşından 500,00 TL kesinti yapılmasına muvafakat ettiğine dair dilekçesi kapsamında almış olduğu maaş üzerine haciz konulmasına karar verilmesini talep ettiği, icra müdürlüğü tarafından da davacı tarafça borcun kabul edildiğine dair sunulan imzalı dilekçe üzerine 13.12.2016 tarihli imza ile talebin dosya münderecatına uygun olması nedeniyle masraf yatırılması halinde talep gibi işlem yapılmasına karar verildiği, davacının davaya konu İzmir 14. İcra Dairesi'nin 2016/15791 sayılı dosyasında ödeme emrinin kendisine tebliğinden sonra kendi özgür iradesiyle icra takip dosyasına sunmuş olduğu 13.12.2016 tarihli dilekçesiyle icra takip dosyasına konu borcu kabul ettiği ve maaşından aylık 500,00 TL kesinti yapılmasına da muvafakat ettiği, davacının  bu dilekçesi kapsamında alacaklı vekili tarafından maaş haczi yapılması yönünde icra müdürlüğünden talepte bulunulduğu, icra müdürlüğü tarafından da bu yönde işlem yapılmasına karar verildiği anlaşılmakla, her ne kadar ihtiyati haciz kararının infazı aşamasındaki borcu kabul ve ödeme taahhüdünü içeren beyanların icra tehdidi altında yapıldığı ileri sürülebilir ise de, davacının kendi özgür iradesiyle icra takip dosyasına imzalı beyanıyla vermiş olduğu dosya borcunu kabul beyanının haciz (cebri icra) baskısı ve tehdidi altında yapıldığının kabul edilemeyeceği ve bu kapsamda davacının kabul iradesinin önüne hiçbir şekilde geçilemeyeceğinden davacı tarafça icra takip dosyasına sunulan borcu kabul beyanından sonra icra takip dosyasına konu borcun esasında davacının dava dışı şirketteki %52 hissesine isabet eden ve davalı tarafça davacı adına ödenen kısım olmadığı, davalının sadece kendi  hissesine düşen borcu ödediği, davacı yerine herhangi bir ödeme yapmadığı, bu nedenle davalı tarafça davacı hakkında başlatılan icra takibine konu tutardan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ve ödenen tutarın bu nedenle istirdadı istemine yönelik açılan davanın bu nedenle dinlenemeyeceği, reddine karar vermek gerektiği (Yargıtay HGK'nun 2014/19-870 Esas- 2016/966 Karar ve 12.10.2016 tarihli kararı, Yargıtay 19. HD'nin 2013/367 Esas-2013/16487 Karar ve 23.10.2013 tarihli kararı ve 2015/1453 Esas-2015/17350 Karar sayılı kararlarının da bu yönde olduğu), bu nedenle YERİNDE GÖRÜLMEYEN DAVANIN REDDİNE, yine her ne kadar cevap dilekçesinde davanın reddi halinde davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesi talep edilmiş ise de, yapılan yargılama sırasında verilmiş herhangi bir ihtiyati tedbir kararı bulunmadığından İİK 72/4.maddesi gereğince koşulları oluşmadığından davalı vekilinin tazminat istemi de yerinde görülmediğinden reddine...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili tarafından, \"...Aleyhte kabul anlamına gelmemek üzere; yargılama esnasında müvekkilinin %52 hissesine düşen borcun 14.629,88 TL olabileceğinin SMMM bilirkişi tarafından rapor edildiğini, bu suretle icra emri üzerinde müvekkilinin kasıtlı olarak hissesinin gösterildiğinin, yanıltıcı rakam ve ödeme dekontları konularak kandırıldığının açık olduğunu, resmi merci olan icra dairesinden gelen bu evraka ve eki resmi banka dekontlarına inanan müvekkilinin, icra takip elemanının da sürekli aramaları ile ikna edildiğini ve icra takibine itiraz etmediğini, takibin böylelikle kesinleştiğini, müvekkilinin tüm iyi niyeti ile şirket borcunun davalı tarafça ödendiğini düşündüğünü ve aylık 500,00 TL'lik taksitler ile ödeme gayreti içerisine girdiğini, fakat daha sonra SGK'ya giden müvekkilinin kendisine ait olan borçların hiçbir bakiyesinin davalı tarafça ödenmediğini gördüğünü, müvekkilinin ilgili dönemde huzur ve itibar kaybı yaşayacak olması sebebiyle, icra takibinden sonra kendisini sürekli olarak arayan icra takip elemanının haciz baskısıyla icra dairesine giderek ve onun gözetimi altında kendisine gösterilen kağıtları imzaladığını ve kendi borcu olduğunu (%52’lik hissesine düşen) sandığı borç için maaşından kesinti yapılmasına muvafakat gösterdiğini, daha sonra borcun kendi hissesine düşen kısmının değil de alacak iddiasında bulunan davalı ve diğer ortakların borcu olduğunu idrak ettiğini, bu sebepler ile menfi tespit davası açıldığını, müvekkilinin üzerine kayıtlı taşınmaz üzerindeki haczin kalkması için, 2018 yılı Eylül ayında dosya borcunun büyük bir kısmının ödendiğini, bu duruma binaen davalı tarafın mesken üzerindeki haczi kaldırdığını ve tahsil harcı da ödediğini, fakat yapılan tahsilatı dosyaya bildirmediğini ve halen daha emekli olan müvekkilinin hesabından maaş haczinin devam ettiğini, bu suretle ödemenin tespiti için bankadan hesap hareketleri talep edilmişse de mahkemece bu hususta bir araştırma yapılmadan davanın reddine karar verildiğini, Yargıtay 11. HD'nin 2015/11584 Esas-2016/8347 Karar sayılı kararında; ‘...limited ve kolektif şirketlerde temsilcilerin kamu alacaklarından sorumluluğu ortaklık sıfatına bağlı olduğundan, bu kişilerden ancak ortaklık payları oranında rücuen talepte bulunulabileceği kabul edilmelidir. Her ortak kendi payı oranında sorumlu olup payı haricinde ödediği kısım için diğer ortaklara rücu edebilir...’ denildiğini, yalnızca kendi ortaklığı oranında kendi borcunu ödeyen davalının müvekkiline rücu hakkı bulunmadığını...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, icra takibi nedeniyle menfi tespit ve ödenen paraların istirdadı istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacı taraf ve davalının bir dönem ortağı oldukları davadışı şirketin SGK'ya borcu olduğu hususlarında ihtilaf bulunmadığı, davacının, davalının kendisinden birtakım paraları alıp şirketin SGK borçlarını ödediği şeklinde kendisini kandırarak sadece kendi borçlarını ödediğini, davacının borçlarını ödemediği gibi, davacı aleyhine SGK'ya borcunu ödediği iddiası ile icra takibi de başlattığını ileri sürerek eldeki menfi tespit/istirdat davasını açtığı, davalının ise iddiaları reddettiği, mahkemece bilirkişi incelemesi yapılarak şirketteki paylarına ve SGK borç miktarına göre paylara düşen borcun ve davacının davalıya borcunun hesaplandığı görülmekte ise de, dava konusu edilen icra takip dosyası incelendiğinde; davalının davacıya karşı ilamsız icra takibi başlattığı ve davacıya  ödeme emri gönderildiği, ödeme emrini tebliğ alan davacının borca itiraz etmediği ve aksine bizzat icra müdürlüğüne müracaat ederek sunduğu 13.12.2016 tarihli dilekçesinde \"borcu kabul ediyorum, ödemek istiyorum, maaşımdan kesinti yapılmasına muvafakat ediyorum\" şeklinde beyanda bulunduğu görülmekle, davacının kendi özgür iradesi ile borcu ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, icra dosyasına maaş kesintisi vs. suretlerle yaptığı ödemelerin de bu tarihten sonra olduğu, icra baskısı ve tehdidi altında borcu üstlendiğinin söylenemeyeceği, zira sözkonusu kabulün ihtiyati haciz aşamasında da olmadığı ve artık davacının yazılı kabul beyanı ile bağlı olduğu açık olmakla, usul ve yasaya uygun görülen mahkeme kararına yönelik davacı vekilinin tüm istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>1-Davacı vekilinin İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/277 Esas - 2021/627 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 368,30-TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avanstan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  10/07/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1392b8c1921258d1","SID":"3b26f3d110d78ca1"}}