{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>TRABZON <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ <br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/1173 <br>KARAR NO\t\t: 2023/964<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...            (...)<br>ÜYE\t\t: ...                 (...)<br>KATİP\t\t: ...               (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: TRABZON ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/03/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/472-2022/380 E.K.<br><br>DAVACI\t\t: <br>\t\t  <br>VEKİLİ\t\t: Av. ...<br>\t\t <br>DAVALI\t\t: ... -  ...\t\t<br>\t\t<br>VEKİLİ\t\t: Av. ...<br>\t\t<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ\t: 23/05/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 23/05/2023<br>Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonucunda verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhine Trabzon İcra Müdürlüğünün 2020/12900 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi yapıldığını, söz konusu takibin davalının haksız ve kötü niyetli itirazı uyarınca durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını ileri sürerek icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; takibin yetkisiz icra müdürlüğünde yapıldığını, mahkemenin davaya bakma hususunda yetkili ve görevli olmadığını, borçlunun yerleşim yeri gözetilerek İzmir icra ve mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, aksinin kabulü halinde dahi borcun zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; \"Dosya içerisinde bulunan tüm kanıt ve belgeler bir arada değerlendirildiğinde;<br>Dava konusu uyuşmazlık; taraflar arasında düzenlenen bonolardan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamındaki bilgi belgelerden ve dinlenen tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere, taraflar arasında inşaat malzemeleri alım satımına dayalı ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafından davalıya satılan mallar karşılığı davalı tarafça davacıya dava konusu senetlerin verildiği ve senetlerin davalı tarafından ödenmediği iddiası bulunmaktadır. Mahkemece çözümlenmesi gereken husus, söz konusu senetler nedeniyle davalının davacıya borçlu olup olmadığı diğer bir deyişle dava konusu senetlerden kaynaklı olarak davacının alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır. <br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2076 E. 2020/117 K. Sayılı ilamında; \"Uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasında, itirazın iptali davasının hukuki niteliği üzerinde de durulması gerekmektedir. İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir. İtirazın iptali davası itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. Şu durumda itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğunda ve  itirazın iptali davası için bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır. Genel hükümlere göre her türlü ispat olanağının varlığı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. İtirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Şu durumda bizatihi kendisi bir borç sebebi ve dayanağı teşkil eden ancak takipte dayanılmayan genel kredi sözleşmesinin itirazın iptali davasında kullanılması davanın yukarıda açıklanan niteliği ile bağdaşmamaktadır. Ayrıca takip talebinde \"kredi kartı üyelik sözleşmesi, ihtarname ve hesap özeti\" yazmakta olup, ihtarname takip talebine eklenmiş ise de ihtarnamenin amacının genel olarak borcun varlığına delalet etmeyip, borçluyu temerrüde düşürmekten ibaret olduğu cihetle itirazın iptali davasında takip talebinde gösterilen borç ve borcun sebebi ile bağlılığın asıl olmasına göre kaynak belgeye (temel alacak-sözleşme) itibar edilmesi gerekmektedir.\" denilerek itirazın iptali davalarında alacaklının takipte dayanmadığı belgeler dışında başka belgelere dayanamayacağına dair açıklama ve tespitte bulunmuştur.<br>Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; Trabzon İcra Dairesinin 2020/12900 E. sayılı takip dosyasında; davacı Altuntepe İnşaat Şirketi tarafından borçlu ... aleyhine \"30.000,00 TL ve 35.000,00 TL bedelli iki adet senet alacağı\" sebep gösterilmek suretiyle, toplam 105.577,39 TL'nin tahsili için ilamsız icra takibi yapılmış, davalı-borçlu tarafından takibe itiraz edilmiş ve takibin borçlu yönünden durduğu anlaşılmıştır. Hal böyle iken, davacı tarafından icra takibine konu edilmeyen ancak dava dilekçesine konu edilen vergi müfettiş raporunun işbu dava bakımından dikkate alınması mümkün olmamıştır. Bilirkişi tarafından düzenlenen raporda da; alacağın varlığı ispat edilememiş olduğu vergi müfettişi raporunun ne amaçla düzenlendiğinin tartışma konusu olduğu ve kabulü hususunun mahkemenin takdirine bırakıldığı belirtilmiştir.<br> Yukarıda açıklanan gerekçelerle; davacının ispat olunamayan davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" şeklindeki gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının eksik ve yetersiz olduğunu, takibin zamanaşımına uğramış bonolara istinaden yapıldığını, dosya kapsamında sunulan belgeler ve tanık beyanları uyarınca alacağın ispat edildiğini, mahkemece bu husus gözetilmeksizin yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğunu belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :<br>Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. <br>Somut olayda icra takibi zamanaşımına uğramış iki adet bonoya dayalı olup davacı zamanaşımına uğramış bonolara yazılı delil başlangıcı olarak dayanılıp tanık beyanı da dahil olmak üzere diğer delillerle alacağın varlığını ve temel ilişkiyi ispat etmesi mümkündür. Yargılama sırasında dinlenilen tanık beyanları ve dosya kapsamına ibraz edilen vergi müfettişi raporlarıyla davacının alacağın varlığını ve temel ilişkiyi ispat ettiği sabittir.<br>O halde mahkemece yapılması gereken iş; takibe dayanak bono bedellerinin davacıya ödenip ödenmediğine ilişkin olarak davalı delillerinin usulünce toplanılması, ödeme hususunun ispat edilememesi halinde davalının faiz ve diğer ferilere yönelik itirazları yönünden yeniden bir bilirkişi raporu alınması sonrasında hasıl olunacak sonuç uyarınca bir karar verilmesinden ibarettir.<br>Açıklanan bu durum karşısında davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile mahkemece verilen kararın HMK'nun 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.03.2022 tarih ve 2020/472 Esas-2022/380 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, <br>2-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harcın DAVACIYA İADESİNE,<br>4-İstinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına ALINMASINA,<br>5-İstinaf kanun yolu başvurusunun incelenmesi sırasında duruşma yapılmadan karar verildiğinden bu aşama için vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine GETİRİLMESİNE,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nun 353/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 23/05/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br> e-imzalıdır.<br>...<br>Üye<br>...<br> e-imzalıdır.<br>...<br>Üye<br>...<br> e-imzalıdır.<br>...<br>Katip<br>...<br> e-imzalıdır.<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e798c8a0757c8526","SID":"29a431f63499452d"}}