{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C.<br>TRABZON <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ <br><br>DOSYA NO\t\t: 2023/667 <br>KARAR NO\t\t: 2023/898<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMES\tİ\t: TRABZON ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/09/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/200-2022/586 E.K.<br><br>DAVACI\t\t: T\t <br>VEKİLİ\t\t: Av. \t  <br>DAVALILAR\t\t: 1-\t  <br>VEKİLLERİ\t\t: Av. \t<br>\t\t  Av. \t  <br>\t\t 2-<br>VEKİLİ\t\t: Av. \t<br>\t\t3\t\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Tespit<br>KARAR TARİHİ\t: 12/05/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 12/05/2023<br>Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonucunda verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ                     :<br>DAVA                                 :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı .......... Ltd. Şti.'nin hali hazırda ortağı ve yetkilisi olduğunu, Ticaret Sicil Müdürlüğünün 23/07/2020 tarihli sicil tasdiknamesi ile müvekkilinin ortaklıktan çıkarıldığını, şirketin yetkilisinin de değiştirildiğini, Ticaret Sicili Müdürlüğünün kararının müvekkilini mağdur ettiğini, taraflarından açılabilecek bir itiraz davasına müdahil olma haklarını ellerinden aldığını, iki kez yapılan başvuruların reddedilmesine rağmen, Ticaret Sicili Müdürlüğünün 8 yıl sonra yapılan başvuruyu kabul etmesinin usulsüz ve haksız olduğunu, iş bu süre içerisinde müvekkilinin şirketi temsile her türlü devam ettiğini, şirketi devraldığını iddia eden davalı ....'ın bir dönem şirkette sigortalı olarak çalıştığını, şirketle başka bir bağlantısının bulunmadığını, beş yıl sonra devirden dolayı hak iddia ederek dava açtığını, davalının Ticaret Sicili Müdürlüğüne yapmış olduğu iki başvurunun reddedilerek red kararının kesinleşmesi nedeniyle noter devrinin geçersiz hale geldiğini, devir prosedürünün tamamlanması için yeniden noter devri gerektiğini, aynı devir sözleşmesi ile yeniden başvuru için de TTK 30. maddeye göre tescil isteme süresinin geçtiğini,  bu sürede davalı ......'ın davalı şirkette sigortalı olarak çalışmaya devam ettiğini, zamanaşımı sürelerinin geçmesine rağmen yapılan başvurunun ve bu başvuru doğrultusunda Ticaret Sicili Müdürlüğünün işlem tesisinin, taraflar arasında bir ihtilaf varken yapılan işlem tesisinin hukuka aykırı olduğunu, ortaklık yapısını değiştiren, müvekkilinin ortaklığını ve yetkisini kaldıran Ticaret Sicil işleminin iptalini ve ilanını, 30/12/2013 tarihli noter hisse devir sözleşmesinin TTK. 147 maddesine göre zamanaşımı ve hakkın kötüye kullanılması sebebiyle iptalini ve ilanını, ticaret sicil işlemine göre yetkilendirilen kişilerin yetkilerinin iptalini, ortaklık yapısının eski hale getirilmesini, müvekkilinin şirket ortaklığının tespiti, tescili ve ilanını, davalarının kabulünü, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar tarafına yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettikleri görülmüştür. <br>CEVAP                                 :  <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacının Trabzon 1. Noterliğinin 30/12/2013 tarih ve 22830 yevmiye numaralı Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi ile 7200 adetten oluşan hissesinin tamamını 180.000,00 TL bedelle, bedelini nakden ve tamamen alarak sattığını, söz konusu satım sonrasında davacının ve şirketin diğer ortağının bir araya gelerek söz konusu satışın oy birliği ile kabulüne ve bu durumun şirketin pay defterine işlenmesine karar verildiğini, söz konusu kararın altında davacının da imzasının bulunduğunu, tüm bunlara rağmen davacının kötü niyetli ve şirket aleyhine işlemler yaptığının haricen öğrenilmesi üzerine davalı tarafça Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/45 Esas sayılı dosyası ile hisse satışının, davacının ortaklığının son bulduğu ve temsil ve ilzam yektisinin kaldırıldığını, davalı .......'ın yeni hissedar olduğu şirketi ilzama yetkili kişi olduğunun tespiti ve Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescil ve ilanı hususunda dava açıldığını, davanın kabulüne karar verildiğini ve verilen kararın istinaf incelemesi sonucunda onaylandığını, davacı hakkında taraflarınca tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı suçu ile ceza davasının açıldığını, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep ettiği  görülmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; \"Dosya içerisinde bulunan tüm kanıt ve belgeler bir arada değerlendirildiğinde;<br>Davacı tarafından, davaya konu Trabzon Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün davacıya ait olan şirket hisselerinin davalı ....... adına tesciline dair işleminin iptali istemli görülmekte olan dava açılmıştır.<br>Dosya incelendiğinde; 30/12/2013 tarihinde davacı .....'in Trabzon 1. Noterliğinin 30.12.2013 tarih ve 22830 yevmiye numaralı \"Limited Şirket Hisse Devri\" sözleşmesi ile, dava konusu ...... Şirketi'ne ait, 7200 adetten oluşan hissesinin tamamını 180.000,00 TL bedelle, bedelini nakden ve tamamen alarak davalılardan ......'a sattığı, dava konusu satış sonrasında davacı ve şirketin diğer ortağı bir araya gelerek 30/12/2013 tarih ve 2013/2 sayılı davacının hisselerinin satışının oy birliği ile kabulüne ve keyfiyetin pay defterine işlenmesine dair karar aldıkları,  davacı ...... yeni şirket ortaklarının kimler olduğunu ve pay dağılımını gösterir tablo altını imzaladığı, son yapılan hisse satışı ile birlikte yeni oluşan duruma göre şirket ortakları 06/01/2014 tarihinde toplanarak 2014/1 karar sayılı  genel kurul toplantı tutanağında; \"Şirket Müdürü .......in şirket müdürlüğü görevinin sona ermesine, temsil ve ilzam yetkilerinin kaldırılmasına, şirket ortaklarından T.C. Uyruklu, ...... T.C. Kimlik numaralı ....... Maçka / Trabzon adresinde ikamet eden ....... şirket müdürü olarak seçildiği, şirket kaşesi ve ünvanı altında atacağı münferit imzası ile şirketi ahz-u kabze temsil ve ilzama yetkili kılınmasına\" dair karar verildiği, söz konusu hisse devrinin tescili için davalı tarafça yasal süresi içerisinde Ticaret Sicil Müdürlüğüne müracaat edildiği, bu başvurunun Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından \"...... Şirketi kaydında haciz şerhi olduğu\"ndan bahisle reddedildiği, daha sonra davalı tarafından yapılan ikinci tescil başvurusunun ise Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından \"tescil başvurusunun yasal süresinde yapılmadığından\" bahisle reddedildiği ve nihayetinde ise, Mahkememize ait 2018/45 esas sayılı dava dosyasına ilişkin, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Başkanlığının 09.06.2020 tarih ve 2019/4595 Esas-2020/2725 Karar sayılı ilamı ile; davacı .......’ın devir aldığı hisselere haciz konulmasının yerinde bir işlem olmayıp, esas itibarıyla söz konusu işlemlerin usulsüzlüğü gözetilerek bu durumda taleplerin Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yöneltilecek bir itiraz davası ile çözüme kavuşturulması gerektiği belirtildiğinden davalı tarafından yapılan üçüncü tescil talebinin Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından kabul edilerek tescil işleminin yapıldığı ve davacı tarafından ise bu tescil işlemine karşı görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmıştır. <br>Esas itibari ile dava konusu uyuşmazlık, dava tarafları arasındaki Mahkememize ait bir başka dava dosyası olan Mahkememizin 2018/45 (bozma sonrası 2020/329) esas sayılı dava dosyasına ilişkin, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Başkanlığının 09.06.2020 tarih ve 2019/4595 Esas-2020/2725 Karar sayılı ilamı ile dolaylı olarak giderilmiştir. Zira Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Başkanlığının 09.06.2020 tarih ve 2019/4595 Esas-2020/2725 Karar sayılı ilamında; \"davacılardan .....’ın devir aldığı hisseler üzerinde haciz konulmasını ve bu hususun ticaret siciline tescilini gerektiren herhangi bir bilgi, belge ve olguya rastlanılmamış olup, Antalya 8. İcra Müdürlüğü’nün 2011/1572 E. ve 2011/1727 E. sayılı dosyalarından gönderilen haciz müzekkerelerinde ise borçlu ...... Ltd. Şti.’nin başka bir şirketten alacaklı olması halinde ve başka bir şirkete ortak olması halinde ortak olunan şirketteki hisselere haciz konulması gerektiği belirtilmiştir. Bu durumda, anılan müzekkerelere istinaden davacı .......’ın devir aldığı hisselere haciz konulması yerinde bir işlem olmayıp, esas itibarıyla söz konusu işlemlerin usulsüzlüğü gözetilerek bu durumda taleplerin Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yöneltilecek bir itiraz davası ile çözüme kavuşturulması gerektiği\" belirtilerek, davacı ......’ın devir aldığı dava konusu şirket hisseleri üzerinde haciz konulmasının ve dolayısıyla davalının süresi içerisinde yaptığı ilk tescil talebinin, Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından reddedilmesinin usulsüz olduğu, fakat sorunun Mahkememizin 2018/45 (bozma sonrası 2020/329) esas sayılı dava dosyasında davacı olan dosyamız davalılarından ......ın, Mahkememizin 2018/45 (bozma sonrası 2020/329) esas sayılı dava dosyasında davalı olan dosyamız davacısına karşı değil de Trabzon Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhinde açacağı bir itiraz davası ile giderilmesi gerektiği tespit edilmiştir. <br>Ayrıca hiç şüphe yoktur ki; özel hukuk işlemlerinde önemli olan husus - kamu düzenine aykırı olmamak kaydıyla-fiil ehliyetine sahip olan tarafların özgür iradeleridir. Somut olayımızda dosyamız davacısı ile dosyamız davalılarından ...... arasında; Trabzon 1. Noterliğinin 30.12.2013 tarih ve 22830 yevmiye numaralı \"Limited Şirket Hisse Devri\" sözleşmesi ile, dava konusu ....... Şirketi'ne ait, 7200 adetten oluşan hissesinin tamamının 180.000,00 TL bedelle, bedeli davacımız tarafından nakden ve tamamen alınarak davalılardan .....'a satışına dair irade uyuşması söz konusudur. Bu durum karşısında yani dava konusu şirket hisselerinin satışına dair tarafların anlaşması ve satış bedelinin Noter evrakından da anlaşıldığı gibi dosyamız davacısı tarafından nakden ve tamamen alınmış olması karşısında, davacının sırf tescil işleminin (davalı ........'ın herhangi bir kusuru bulunmamasına rağmen) süresinde yapılmadığından bahisle usulüne uygun yapılan şirket hisse devrinin geçersizliğini ileri sürerek görülen davayı açması adalet ve hakkaniyete aykırı olduğu gibi hakkın kötüye kullanılmasını oluşturmaktadır, zira davacının haklı olduğunun kabul edilmesi halinde davacı hem özgür iradesi ile usulüne uygun şekilde sattığı şirket hisselerine kavuşacak hem de bu şirket hisselerinin satışından elde ettiği 180.000,00 TL sahip olarak sebepsiz zenginleşecektir.<br>Bu nedenlerle davacının davasının esastan reddi gerekerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.\" şeklindeki gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ       :<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ticaret sicil müdürlüğünce yapılan dava konusu işlemde usul ve yasaya uyarlılık bulunmadığını, tescil işlemi süresinde yapılmadığını, noter devri sonrasında idari anlamda prosedürün tamamlanması için her halükarda yeniden noter devri işlemi yapılması gerektiğini, noter devrinden kaynaklı hak ve alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:<br>Dava, tespit istemine ilişkindir. <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlara, yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle; limited şirket hisse devrinin usule uygun şekilde yapılmış olmasına, bu hisse devrine dayanılarak ticaret sicil müdürlüğünce yapılan işlemlerde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi dayanak hisse devri sözleşmesinin geçersizliğini gerektirir şekilde bir delilin de ortaya konulamamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nun 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15.09.2022 tarih ve 2022/200 Esas, 2022/586 Karar sayılı kararına yönelik istinaf kanun yolu başvurusunun HMK’nun 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,<br>3-İstinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,<br>4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf kanun yoluna başvuran davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,<br>5-Kararın kesinleştirme ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin mahal mahkemesince yerine GETİRİLMESİNE,  <br>6-Gerekçeli kararın tebliğine ilişkin işlemlerin Dairemizce yerine GETİRİLMESİNE,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK’nun 361. ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 12/05/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br> e-imzalıdır.<br><br>Üye<br> e-imzalıdır.<br><br>Üye<br> e-imzalıdır.<br><br>Katip<br> e-imzalıdır.<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cd2d0dea5914d932","SID":"9b41d7c9a3355cf1"}}