{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   <br>T.C.<br>TRABZON BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO\t\t: 2022/1066 <br>KARAR NO\t\t: 2023/690<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: TRABZON ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26.01.2022<br>NUMARASI\t\t: 2019/295 - 2022/55 E.K.<br><br>DAVACI\t\t: \t\t <br>VEKİLLERİ\t\t: Av.<br>\t\t  Av. <br>DAVALI\t\t: <br>VEKİLLERİ\t\t: Av. <br>\t\t Av. \t<br>\t\t  Av. \t\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 07.04.2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 11.04.2023<br><br>Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonucunda verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>DAVA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  tarafların sürücü kursu olarak faaliyet gösterdiklerini, davacı şirkete ait sürücü adayı çalıştırma alanını davalı ile aralarında olan komşuluk ilişkilerine de dayalı olarak davacı şirketin kullanmadığı zamanlarda kullanması için kiralandığını,2014 yılında buna dair kira sözleşmesi imzalandığını, davacı şirketin Özel Öğretim Kurumları Kanunu gereğince sürücü kurslarının kiraya verilemeyeceğini öğrenmesi üzerine davalı şirkete kira sözleşmesinin uygulanmasının mümkün olmadığını bildirdiklerini, bunun üzerine davalının kira sözleşmesine konu derslikleri kullanımını bıraktığını, davacının fiilen sonlanan kira sözleşmesini yasal yükümlülük gereğince yazılı olarak da sonlandırmayı talep ettiğini ancak davalının oyalamaya yönelik davranışları nedeniyle sonlandırılamadığını, fiilen sonlanan kira sözleşmesinin yazılı olarak sonlandırılamaması nedeniyle Trabzon'da ilk sürücü kursu olan davacı şirketin kapılmasına sebebiyet verdiğini, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini  dava ve talep ettikleri görülmüştür. <br>CEVAP :  <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu zararın davacının kendi kusurundan kaynaklandığını, davanın hukuki dayanaktan yoksun olup reddinin gerektiğini beyan ederek davanın reddini talep ettiği  görülmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; açılmış bulunan davanın maddi tazminat yönünden kabulü ile 78.837,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, açılmış bulunan davanın manevi tazminat yönünden kısmen kabulü ile; 75.000,00 TL'nin haksız fiil tarihi olan 01/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği görülmüştür. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının iddialarının doğru olmadığını, kira sözleşmesinin iki nüsha halinde düzenlenmiş olduğunu ve her iki tarafta da mevcut olduğunu, sözleşmenin davalı tarafından doldurularak kontrata 3 derslik kiralanmasına rağmen 5 derslik numarasının yazıldığı yönündeki iddialarının doğru olmadığını, davacının basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, yerel mahkemece verilmiş olan kararın usule, yasaya ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, 2014 tarihinde kira sözleşmesi yenilenirken davaya konu Yönetmeliğin yürürlükte olduğunu ve davacının bu durumdan haberdar olduğunu, Trabzon 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/1531 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde davacı şirketin yönetmeliğin yürürlükte olduğundan haberdar olduğunun dosyada mevcut müzekkere cevaplarından ve tanık beyanlarından anlaşılacağını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının yönetmeliği öğrendiği tarihte kira sözleşmesini feshetme yoluna gitmediği gibi davalı şirketin sözlü olarak uyarıldığına dair ispatının da olmadığını, davacının kusurlu davranışından davalı şirketin sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek istinaf başvurusunda bulunduğu görülmüştür.  <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay içtihatları gereğince hükmedilen maddi tazminata haksız fiil tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek istinaf başvurusunda bulunduğu görülmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :<br>Dava, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Davacı ile davalı arasında kira sözleşmesi imzalandığı, kira ilişkisine konu bağımsız bölümler bakımından aralarında ihtilaf doğduğu, bu ihtilafı çözmek üzere davalının Trabzon İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne şikayette bulunduğu, bu şikayet esnasında davacı kurumun mevzuattaki şartları kaybettiği gerekçesiyle hakkında idari işlem uygulandığı, bu işlem sebebiyle davacı kurumun yaklaşık 9 ay kapalı kaldığı ve bu süreye ilişkin maddi tazminat talebi ile manevi tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.<br>Bu haliyle dava haksız şikayetten kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasıdır.<br>Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.<br>Anayasa’nın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel Haklar  ve Hürriyetlerin Niteliği” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun  24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, BK’nun 49. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlenmiştir.<br>Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.<br>Bu aşamada uyuşmazlık davalının idareye başvurusunun haksız şikayet olup olmadığı, bu başvurunun hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.<br>Somut olaya bakıldığında; davacı ile davalı arasında 01/09/2014 tarihli kira sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmeye göre davacıya ait 36, 37, 38, 39 ve 40 numaralı büroların (dersliklerin) davalıya kiralandığı, davacının bu bürolardan sadece üç tanesini kiraya verdiğini iddia ettiği, taraflar arasında bu hususta bir uyuşmazlık çıktığı, davalının uyuşmazlığın çözülmesi ve tüm büroların kendisine tesliminin sağlanması için Trabzon İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne şikayette bulunduğu, idare tarafından yapılan soruşturma neticesinde davacının Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 12. maddesindeki şartı taşımadığının tespit edildiği, Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 7. maddesi gereğince davacının kurum açma şartını kaybettiği gerekçesiyle geçici olarak kapatıldığı sabittir.<br>Bu açıklamalar dikkate alındığında Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 2012 yılında yürürlüğe girdiği (ilk derece mahkemesince bu tarihin 2015 olarak kabulü hatalı olmuştur), tacir olan davacının buna rağmen davalı ile arasındaki kira ilişkisini devam ettirdiği ve 2014 yılında kira sözleşmesini yenilediği, bu haliyle davacının mevzuata aykırı eylemini sürdürdüğü, bu aykırılığın idareye bildirilmesinin haksız şikayet olarak nitelendirilemeyeceği, ayrıca davalının kendi menfaatini ilgilendiren bir konuda idareye yaptığı başvurunun hakkın kötüye kullanımı olarak kabul edilemeyeceği, davalının idareye yaptığı başvuruda ve bildirdiği hususlarda gerçeğe aykırı bir beyanın bulunmadığı, nihayetinde usulsüz bir işlemden idarenin haberdar olmasında hukuka aykırılıktan bahsedilemeyeceği anlaşılmaktadır. Bu sebeple davacıya ait kursun kapatılmasında davalının hukuka aykırı bir eylemi bulunmadığından, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>Yapılan değerlendirmeler neticesinde ilk derece mahkemesince davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesinde hukuka uyarlık görülmediği anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusun kabulüne, kararın kaldırılmasına, yeniden yargılama gerekmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 hükmü gereğince yeniden hüküm kurulmasına; bu gerekçeler karşısında davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilmiştir. <br>H Ü K Ü M   : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1)Davacı vekilinin istinaf başvurusunu HMK'nın 353/1-b-1 hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2)Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf itirazlarının KABULÜ ile, Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/01/2022 tarih ve 2019/295 Esas, 2022/55 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 hükmü gereğince KALDIRILMASINA,<br>3)Kaldırılan hükmün yerine;<br>\"3.a)Davanın REDDİNE,<br>3.b)Peşin harcın mahsubu ile bakiye 5.430,70 TL'nin talep halinde davacıya İADESİNE,<br>3.c)Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,<br>3.d)Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden maddi tazminat yönünden AAÜT (13/4) gereğince 9.200 TL vekalet ücretinin davacından alınarak davalıya VERİLMESİNE,<br>3.e)Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden manevi tazminat yönünden AAÜT (10/3) gereğince 9.200 TL vekalet ücretinin davacından alınarak davalıya VERİLMESİNE,<br>3.f)Arta kalan gider avansının ilgilisine İADESİNE,\" şeklinde YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,<br>4-Harçlar Kanunu gereğince yatırılması gerekli olan harçtan davacı tarafça peşin olarak yatırılan harcın mahsubu ile bakiye kalan 99,20 TL harcın davacı şirketten tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,<br>5-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,<br>6-İstinaf başvurusu sırasında peşin ödenen harcın talep halinde davalıya İADESİNE,<br>7-İstinaf sebebiyle yapılan 275,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,<br>8-Kararın kesinleştirme ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin mahal mahkemesince yerine GETİRİLMESİNE, <br>9-Gerekçeli kararın tebliğine ve harç ikmaline ilişkin işlemlerin Dairemizce yerine GETİRİLMESİNE,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK’nun 361. ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 07.04.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br>Başkan <br> e-imzalı<br><br>Üye <br> e-imzalı<br><br>Üye <br> e-imzalı<br><br>Katip <br>e-imzalı <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"296444f102799642","SID":"82ed0c3d27e72594"}}