{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.<br>TRABZON <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ <br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/1055 <br>KARAR NO\t\t: 2023/657<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...   (...)<br>ÜYE\t\t: ...      (...)<br>KATİP\t\t:     (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: TRABZON ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/592-2021/809 E.K.<br><br>DAVACI\t\t:<br>VEKİLİ\t\t: Av. <br>DAVALI\t\t: \t  <br>VEKİLİ\t\t: Av.\t\t <br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ\t: 04/04/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 04/04/2023<br>Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonucunda verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı ........... A.Ş. tarafından dava dışı ............'ne gönderilen galvanizli sac emtiasının taşıma işini gerçekleştirdiğini, taşımaya konu eşyaların bir kısmının taşıma sırasında hasar gördüğünü, bu nedenle alıcı şirket tarafından hasarlı ürünlerin teslim alınmadığını, teslim alınmayan bu ürünlerin bilahare gönderen firmaya iade edildiğini, dava dışı .............. A.Ş. tarafından taşınan eşyaların nakliyat emtia sigorta poliçesi kapsamında davalı şirkete sigortalandığını, dava dışı şirket tarafından yapılan başvuru uyarınca davalı sigorta şirketi tarafından hasar dosyası açılarak dava dışı .......... A.Ş.'ye toplamda 4.538 USD ödeme yapıldığını, davalı sigorta şirketinin yapmış olduğu ödeme uyarınca müvekkiline rücu etmek amacıyla ihtarda bulunduğunu, müvekkilinin ve çalışanlarının hasarın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığını, hasarın taşımaya konu rulo sacların paketlenmesi, yüklenmesi ve istiflenmesinden kaynaklandığını, bu işlemlerin dava dışı gönderen şirket olan ........... A.Ş. tarafından gerçekleştirildiğini, bu haliyle müvekkiline rücu edilebilecek bir alacak olmadığını ileri sürerek meydana gelen hasar uyarınca davalıya borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; her ne kadar hasar gören eşyaların paketlenme, yüklenme ve istiflenmesinin sigortalı şirket tarafından yapıldığı sabit ise de davacının nezaret yükümlülüğü kapsamında sorumluluğunun bulunduğunu, herhangi bir itirazı kayıt ileri sürülmeksizin taşımanın gerçekleştirildiğini, öte yandan hasarın araç sürücüsünün uygun şekilde taşımayı gerçekleştirmemesinden kaynaklandığını savunarak davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; \"Dosya içerisinde bulunan tüm kanıt ve belgeler bir arada değerlendirildiğinde; Dava konusu somut olayda; davacı dava dışı ..........A.Ş.'nin ürünleri taşıması sırasında ürünlerde hasar meydana gelmiş olup, dava dışı şirketin kasko sigortası bulunması sebebiyle meydana gelen zararın tazminini davalı kasko sigorta şirketinden talep etmiş, davalı sigorta şirketi de kasko sigortası kapsamında dava dışı şirkete ödeme yapmıştır. Akabinde yapmış olduğu ödemeyi kusurlu olduğu iddiasıyla davacı şirketten talep etmiş ve sonucunda işbu dava açılmıştır. Uyuşmazlıkta çözümlenmesi gereken husus; söz konusu taşıma işi sırasında hasarın meydana gelmesinde tarafların kusur durumlarının ne olduğudur, diğer bir deyişle meydana gelen zarardan davacının ne oranda sorumluluğu bulunmaktadır. Bu hususların tespiti için mahkemece dosyamız alanında uzman bilirkişilerden oluşan heyete tevdi olunarak ayrıntılı ve gerekçeli rapor tanzimi istenilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen raporda; \"Yükleme ve istifleme ve sabitleme işinin dava dışı sigortalı şirket tarafından yerine getirildiği, (davalı sigorta şirketi vekilinin beyanında da sigortalı ......... A.Ş tarafında emtianın araca güvenli şekilde yüklendiği, araç içerisinde emtianın sağa sola kaymaması maksadıyla takoz koyulduğu, yine emtiayı sabitlemek için çelik spanzet yerleştirilerek emtianın öne kayması engellenmiş bulunduğu ifade edilmiştir), dolayısıyla, taşıyanın yüklemeye nezaret yükünü ihlal edecek bir durumun söz konusu olamayacağı, hasarın meydana gelmesi dikkate alındığında taşınan yüklerdeki hasarın yüklemenin ve sabitlemenin gereği gibi yapılmadığından kaynaklı olduğu, Takograf kayıtlarının incelenmesi araç sürücüsünün aracı sürmesinde kusurunun olmadığı, Dosya kapsamında ifadelerden her ne kadar aracın frenlemesinin uygun olmadığı söylense de hayatın olağan akışında acil durumlarda dahil yükün sabitlenmesinin frenlemelerin maksimum durumuna göre yapılması gerektiği, bu nedenle taşıyana yüklenecek bir kusurun varlığından söz edilemeyeceği\" görüş ve kanaatinde olunduğu bildirilmiştir. Alınan bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere; dava konusu taşıma sırasında meydana gelen zararda davacı taşıyanın her türlü önlemi aldığı, hasarın yükleme ve sabitlemenin gereği gibi yapılmaması sonucu meydana geldiği, yükleme ve sabitleme işleminin taşıtan tarafından yapılması gerektiği de göz önüne alındığında meydana gelen zararda davacının kusurunun bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Bu nedenlerle; davanın kabulüne karar vermek gerektiği kanısına varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" şeklindeki gerekçelerle <br>1-Davacının davasının KABULÜ ile, dava konusu eşyada meydana gelen zarardan dolayı davacının davalıya 25.361,97 TL tutarında borçlu olmadığının TESPİTİNE. <br>2-Açılan menfi tespit davasının icra takibinden önce açılmış olduğu anlaşıldığından kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesinde belirtildiği üzere davacının nezaret yükümlülüğüne ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, bu haliyle mahkemece verilen kararda isabet bulunmadığını belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :<br>Dava, yurt içi karayolu eşya taşıma sözleşmesinden kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir. <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. <br>Davaya konu taşıma sözleşmesi yurt içi eşya taşınmasına ilişkin olduğuna göre 6102 sayılı TTK’nun 850. vd. madde hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. TTK’nun 850. vd. maddelerine göre tarafların sorumluluklarının ve bu sorumluluklarının yerine getirilmemesi halinde doğacak hakları ile bunların sınırlarının belirlenmesi gerekmektedir.<br>Somut uyuşmazlığın çözümüne geçmeden taşıma işlerine ilişkin düzenlemelerle ilgili genel bir açıklama yapılmasında yarar görülmektedir.<br>Bu bağlamda; taşıma nedeni ile meydana gelen ziya ve hasar sonucu oluşan zararın tazmininden sözedilebilmesi için öncelikle taşıyıcının sorumluluğunun belirlenmesi, sorumluluğun doğması halinde ise tazmin edilecek zararın kapsamı ve sınırlarının tespiti önem arz etmektedir <br>TTK’nun 875. maddesi gereğince taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, ziyadan, hasardan veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur.<br>Taşıyıcının bu yükümlülüğüne karşın eşyanın zıyaı veya hasara uğramış olması halinde gönderen veya gönderilene TTK’nun 889. maddesi gereğince bildirimde bulunma yükümlülüğü yüklenmiştir. Buna göre eşyanın açık zıyaı veya hasarının en geç teslim sırasında teslim edene bildirilmemesi halinde yani ihtirazi kayıtsız kabul edilmesi durumunda eşyanın sözleşmeye uygun olarak teslim edildiğinin varsayılacağı maddede karine olarak öngörülmüştür. Taşıyıcının sorumluluğu için karinenin aksi, eşyanın taşıyıcıya teslimden sonra gönderilene ulaşmasına kadar geçen süreçte hasara uğradığının ispat edilmesi gerekmektedir.<br>Taşıyıcının sorumluluktan kurtulmasında genel sebepler ve özel sebepler ayrımı yapılmış olup taşıyıcı ancak TTK'nun 875/2, 876 ve 878. maddesinde gösterilen hallerin mevcudiyetini ispat etmek suretiyle mesuliyetten kurtulabilir.<br>6102 sayılı TTK’nun 878. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi gereğince hasarın gönderen tarafından yapılan yetersiz ambalajlama veya (c) bendi uyarınca c) Eşyanın gönderen veya gönderilen tarafından işleme tabi tutulması, yüklenmesi veya boşaltılması sonucu oluşması halinde doğan zarardan taşıyıcı sorumlu tutulamayacaktır. Yine maddenin 2. fıkrasına göre her hangi bir zararın hal ve şartlara göre 1. fıkrada öngörülen bir sebebe bağlanmasının muhtemel bulunduğu durumlarda zararın bu sebepten ileri geldiği de kabul edilecektir.<br>Gerçekten TTK’nun 862. maddesi gereğince ambalaj ve işaretleme, 863. maddesine göre yükleme ve boşaltma yükümlülüğü gönderene yüklenmiştir. Bu hükme göre eşyanın niteliği kararlaştırılan taşıma dikkate alındığında, ambalaj yapılmasını gerektiriyorsa, gönderen eşyayı zıya ve hasardan koruyacak ve taşıyıcıya zarar vermeyecek şekilde ambalajlamak zorundadır. Yine 863. madde uyarınca gönderen, eşyayı, taşıma güvenliğine uygun biçimde araca koyarak, istifleyerek, bağlayarak, sabitleyerek yüklemek ve aynı şekilde boşaltmak zorundadır. Bununla birlikte ambalajlama, yükleme ve boşaltma gönderene ait olsa bile taşıyıcının malın sağlam ve tam olarak teslimi sorumluluğu çerçevesinde gerek yükleme ve istifleme gerekse ambalaj itibariyle taşımaya uygunluğu noktasında denetleme (nezaret) görevi bulunmaktadır. Bir başka deyişle ihtirazi kayıt koymaksızın taşımayı kabul eden taşıyıcının meydana gelen zararda müterafik kusurunun (TBK m. 52) bulunduğunun kabulü gerekir.<br>Taşıyıcı, eşyanın tamamen veya kısmen hasarından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda ise tazmin edilecek zararın kapsamı ve sınırları TTK’nun 880. maddesi gereğince belirlenecek olup bu tazminat, eşyanın hasara uğraması hâlinde, onun taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki hasarsız değeri ile hasarlı değeri arasındaki farka göre belirlenmesi gerekmektedir. Maddenin 3. fıkrasında eşyanın değerinin piyasa fiyatına göre, bu yoksa aynı tür ve nitelikteki malların cari değerine göre tayin edileceği belirlenmiştir. Eşya, taşınmak üzere teslimden hemen önce satılmışsa, satıcının faturasında taşıma giderleri mahsup edilerek gösterilen satış bedelinin piyasa fiyatı olduğu varsayılır.<br>Bu şekilde belirlenerek ödenecek tazminat ise 6102 sayılı TTK'nun 882. maddesine göre, 880. ve 881. maddeleri uyarınca, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır. Gönderinin münferit parçalarının zıyaı veya hasarı hâlinde taşıyıcının sorumluluğu; gönderinin tamamı değerini kaybetmişse tamamının, gönderinin bir kısmı değerini kaybetmişse, değerini kaybeden kısmının, net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır. Özel Çekme Hakkı, eşyanın taşıma amacıyla taşıyıcıya teslim edildiği tarihteki veya taraflarca kararlaştırılan diğer bir tarihteki, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca belirlenen değerine göre Türk Lirasına çevrilir.<br>Ancak TTK’nun 886. maddesi uyarınca taşıyıcı veya TTK’nın 879. maddede belirtilen kişiler zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiil veya ihmalle sebebiyet verdiklerinin ispat edilmesi halinde sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacaklardır.<br>Yapılan açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık incelendiğinde, davacı şirket tarafından taşınan eşyaların taşıma sırasında hasar gördüğü, hasar uyarınca davalı sigorta şirketince dava dışı sigortalı (gönderen) şirkete ödeme yapılarak haklarına halef olunduğu, halefiyet uyarınca taşıma işini yapan davacı şirketten alacak talep edildiği, talep doğrultusunda davacıya borçlu olmadığının tespitine yönelik olarak istinaf incelemesine konu bu davanın açıldığı sabittir. <br>Taraflar arasındaki ilişkinin taşıma sözleşmesinden kaynaklandığı, buna göre TTK’nun yukarıda anlatımı yapılan hükümleri dikkate alınarak uyuşmazlığın çözümüne yönelik araştırma ve inceleme yapılması gerekmekte olup mahkemece yapılan araştırma ve alınan bilirkişi raporu yukarıda yapılan açıklamalara uygun görülmediği gibi uyuşmazlığı çözer nitelikte görülmemiştir. <br>Bu itibarla, mahkemece içinde taşıma ve sigorta alanında uzman bilirkişilerin yer alacağı yeni bir bilirkişi heyetinden; somut olay yönünden davacının nezaret yükümlülüğünün ve bu kapsamda müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi, varsa kusuruna isabet edecek tazminat miktarının belirlenmesi, belirlenen tazminat miktarının sınırlı sorumluluk hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi ve nihayetinde varsa davacıya rücu edilebilecek miktarın tespitine ilişkin olarak ayrıntılı rapor alınarak hasıl olacak sonuç uyarınca bir karar verilmesinden ibarettir.<br>Açıklanan bu durum karşısında davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile mahkemece verilen kararın HMK'nun 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurularının KABULÜ ile Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.12.2021 tarih ve 2018/592 Esas-2021/809 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, <br>2-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harcın DAVALIYA İADESİNE,<br>4-İstinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına ALINMASINA,<br>5-İstinaf kanun yolu başvurusunun incelenmesi sırasında duruşma yapılmadan karar verildiğinden bu aşama için vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine GETİRİLMESİNE,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nun 353/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 04/04/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br>e-imzalıdır. <br>...<br>Üye<br>...<br> e-imzalıdır.<br>...<br>Üye<br>...<br> e-imzalıdır.<br>...<br>Katip<br>...<br> e-imzalıdır.<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d7cd1ced36af6365","SID":"da8f501ff850faf7"}}