{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C.<br>TRABZON BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ <br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/2059 <br>KARAR NO\t\t: 2023/496<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: TRABZON ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/07/2022<br>NUMARASI\t\t: 2019/308 - 2022/543 E.K.<br><br>DAVACI\t\t: ... -  -...\t   <br>VEKİLLERİ\t\t: Av. ...-\t   <br>DAVALI\t\t: ... -  -...\t<br>VEKİLLERİ\t\t: Av. ...-\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ\t: 13/03/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 13/03/2023<br><br>Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonucunda verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ   :<br>DAVA  :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davalı tarafından Trabzon İcra Dairesi'nin 2018/33874 Esas sayılı İcra Takip dosyası kapsamında, 15/11/2018 tarihinde, 15/07/2018 tanzim tarihli, 30/08/2018 vade tarihli, 400.000,00 TL bedelli bononun tahsili için icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davalı tarafından bu durumun ikrar edildiğini, ispat külfetinin davalı tarafın kendisine geçtiğini, davalının, imzanın kendisine ait olmadığını ve borç ilişkisinin mevcut olmadığını ikrar ettiğini, senedin, davalı adına düzenlendiğini, senedin arka yüzünde davalıya senedin ciro edildiğinin görüldüğünü, davalının böyle bir senedin varlığından haberdar olmadığını, davacı ile herhangi bir borç ilişkisi olmadığını, yalnızca kardeşine 100.000,00 TL verdiğini kollukta beyan ettiğini, senetteki imzanın, alacaklı hamile ait olmadığını, senet metnindeki davalıya ait imza ile vekaletnamedeki imzaların birbiriyle uyuşmadığını, benzerlik göstermediğini, açılan davanın süresinde olduğunu, bu nedenlerle dava açmak zorunda kaldıklarını, yapılacak imza incelemesi neticesinde imzanın davalı alacaklıya ait olmaması halinde %10 adli para cezası ile birlikte %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, Mahkememiz tarafından senet almadığını iddia eden davalı alacaklı yönünden davanın, sahte bono olmasından sebeple ve davalı alacaklının açık ikrarım içerir yazılı belgeye dayanılarak borçlu olmadığımızın tespiti ile birlikte davanın kabulüne ve icra takibinin iptaline, davalı alacaklının %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına çarptırılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini dava ve talep ettikleri görülmüştür. <br>CEVAP  :  <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davacının icra dosyasındaki  borcunun varlığını resmi merciler nezdinde de kabul ettiğini, davacının iddiasını ispatla mükellef olduğunu, somut olayda karşı tarafın tanık deliline muvafakatleri olmadığını, davacı tarafın iddialarını ancak senede karşı senetle ispat edebileceğini, sair delillere muvafakatlerinin olmadığını, takibe konulan senet üzerindeki müvekkilinin adına atılı imzanın müvekkiline ait olmadığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, müvekkili ...’ın 100.000,00 TL’si ile, dava dışı kardeşi ...’ın 300.000,00 TL’si birleştirilerek toplam 400.000,00 TL karşılığında davacıdan iki adet daire satın almak amacıyla bu parayı elden  nakit olarak davacı tarafa teslim ettiğini, davacı taraf daireleri teslim etmeyince müvekkilinin 400.000,00 TL’yi geri istediğini, ancak davacı tarafın bunu geri iade etmediğini, biraz zaman istediğini, akabinde söz konusu senedi verdiğini, davacının müvekkiline karşı 400.000,00 TL borçlu olduğunu, müvekkilinin savcılık beyanlarında ‘alacaklı olmadığı’ gibi bir beyanının asla  olmadığını, davacının davasının reddine karar verilerek, davacının %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği  görülmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; \"dDavacı ile davalının dava dışı olan kardeşi ... arasında, davacıya ait iki adet dairenin toplam 400.000,00 TL bedelle davalının kardeşi ...'a satılması hususunda harici anlaşma yapıldığı, söz konusu dairelerin bedellerinin davalının kardeşi ... tarafından davacıya elden ve nakit olarak ödendiği, sonrasında ise henüz resmi şekilde taşınmazların devri yapılmadan bu dairelerin satışına dair harici anlaşmanın bozulduğu, davalının kardeşi ...'ın nakden ödediği 400.000,00 TL'nin iadesini istemesi üzerine ise dava konusu edilen 400.000,00 TL bedelli bononun tanzim edildiği, davalının kardeşi ...'ın alacaklılarının haciz tehdidi altında olması sebebi ile dava konusu bononun, 400.000,00 TL bedeli ödeyen davalının kardeşi ... adına değil de, davalı ağabeyi ... adına düzenlendiği, dava konusu bononun davacının iddia ettiği gibi tehditle alınmadığı, zira bu hususta davacı tarafça iddialarını ispat edebilecek bir delil sunulmadığı gibi Mahkememizce bekletici mesele yapılan Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığının 16/02/2022 tarihli soruşturma dosyasında, \"şüpheliler hakkında kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına\" kararı verildiği, bu karara müştekilerin itirazı üzerine kararın 22/04/2022 tarihinde \"itirazın reddi\" yolu ile kesinleştiği, somut olayın bu şekilde olduğu anlaşılmıştır.<br>Görülmekte olan davamız menfi tespit davası olmakla alacağın varlığının ispatı, alacaklı olduğunu iddia eden davalı taraftadır. Dosyamız davalısı davacıdan alacaklı olduğunu, borçlu sıfatıyla atılı imzanın davacıya ait olduğu Samsun Polis Kriminal Laboratuvarı Müdürlüğü'nün 09/10/2020 tanzim tarihli raporu ile sabit olan dava konusu bono ile ispat etmiştir. Bu durum karşısında ispat yükü karşı tarafa yani borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa geçmiştir. Ne var ki davacı tarafça dava dilekçesinde dava konusu bononun tehditle alındığını iddia edilmiş ise de, bu hususta herhangi bir delil sunulamadığı gibi, Mahkememizce bekletici mesele yapılan Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığının 16/02/2022 tarihli soruşturma dosyasında, \"şüpheliler hakkında kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına\" kararı verilmiş, bu karara müştekilerin itirazı üzerine kararın 22/04/2022 tarihinde \"itirazın reddi\" yolu ile kesinleşmiştir. Ayrıca duruşmalarda dinlenen tanık anlatımlarında da dava konusu bononun zorla değil, taraflar arasında daha evvel harici satışa konu edilen daireler için elden ödenen 400.000,00 TL'nin iadesi amacıyla düzenlediği bildirilmiştir. Bu durum karşısında davacının davalıya dava konusu bono bedeli kadar borçlu olduğu tarafımızdan tespit edilmekle senet borçlusu davacı tarafından açılan menfi tespit davasının tümüyle reddi gerekmektedir. <br>Değinilmesi gereken son husus ise tarafların kötü niyet tazminatı talepleridir. Bilindiği üzere \"Kötü Niyet Tazminatı\" alelade bir kavram olmayıp hukuk sistemimizdeki belirli ve özel bir tazminat türünü ifade etmektedir. Kötü niyet tazminatı takip borçlusu tarafından, aleyhinde sırf kötü niyetle, kendisini haksız zarara uğratma kastı ile takip başlatan takip alacaklısından istenebilecek bir tazminattır. Somut olayımızda takip alacaklısı olan davalı da kötü niyet tazminatı talep etmiş ise de dava konusu icra dosyasında davalı, takip borçlusu değil takip alacaklısıdır, yani takibi başlatan taraftır, dolayısı ile teknik olarak kötü niyet tazminatı talep edebilmesi mümkün değildir. Bu sebeple davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebi hüküm fıkrasında işlenmemiştir. Davacının kötü niyet tazminatı talebi yönünden ise, davacı lehine kötü niyet tazminatına karar verilebilmesi için davacının davasında haklı olması yani davanın kabul kararı ile sonuçlanması ön şarttır. Dosyamızda ise dava (tümüyle) reddedilmiştir. Yani bir başka anlatımla davacı davayı kaybetmiştir. Bu durum karşısında davacı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi mümkün olmamaktadır.<br>Tüm yapılan anlatım, açıklama ve kabuller doğrultusunda davanın reddine\"  karar verildiği anlaşılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ       :<br>Davacı istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının savcılık ifadesinde davacıyı hiç görmediğini, senet almadığını, kardeşine para verdiğini, parayı kardeşinin davacıya verdiğini ikrar ettiğini, imzanın kendisine ait olmadığını ikrar ettiğini, davacın müvekkilinin borçlu olmadığının sabit olduğunu kötü niyet tazminatının kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davalının ikrarları ile birlikte davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile mahkemece verilmiş olan kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:<br>Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlara, yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle; ispat yükü kendisinde olan davacı, senedin aldatma ve korkutma sonucu imzalandığını ispatlayamadığı gibi icra dosyasına sunduğu 27/11/2018 tarihli dilekçesinde de borcu ve ferilerini kabul ettiğini ve hiç bir itirazının bulunmadığını beyan ettiğinin anlaşılmasına  göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nun 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/07/2022 tarih ve 2019/308 Esas, 2022/543 Karar sayılı hükmüne yönelik istinaf kanun yolu başvurusunun HMK’nun 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınması gerekli 179,90 TL harçtan istinaf başvurusu sırasında alınan 80,70 TL peşin harcın mahsubu ile 99,20 TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,<br>3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından bu aşamada yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,<br>4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf kanun yoluna başvuran davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine yer OLMADIĞINA,<br>5-Kararın tebliğ ve harç işlemlerinin dairemizce, kesinleştirme ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerinin mahkemesince yerine GETİRİLMESİNE,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK’nun 361. ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 13/03/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br>...   \t\t     ...       \t\t          \t          ... <br>          Başkan-...                       Üye-...                   Üye-...                                   Katip-...     <br>         E-imzalı                           E-imzalı                E-imzalı                               E-imzalı<br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a74e6da1d9d2903d","SID":"e73f6ac2ff14ebbe"}}