{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   <br>T.C.<br>TRABZON <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ <br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/675 <br>KARAR NO\t\t: 2023/433<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: TRABZON ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/11/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/463-2021/742 E.K.<br><br>DAVACILAR\t\t: 1-<br>\t \t2-  <br>VEKİLİ\t\t: Av. <br>DAVALI\t\t:   <br>VEKİLİ\t\t: Av.   <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 06/03/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 06/03/2023<br>Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonucunda verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>DAVA:<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; kaza tarihini kapsar biçimde 3968129 poliçe nosuyla davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi kapsamında sigortalanan ..... plakalı aracın, araç sürücüsünün tam kusuruyla sebebiyet verdiği kaza nedeniyle 11.07.2011 tarihinde müvekkillerinin oğlu, gelini ve torununun vefat ettiğini, bu olay nedeniyle sigortalı araç sürücüsünün Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/157 Esas sayılı dosyasında yargılanıp 4 yıl ceza aldığını, müvekkillerinin kaza uyarınca desteklerini kaybetmeleri nedeniyle zarara uğradıklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 08.07.2019 havale tarihli dilekçeyle davasını ıslah edip 92.769,78-TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. <br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin sorumluluğunun sigortalının kusuru ve poliçe limitleriyle sınırlı olduğunu, kaza nedeniyle yapılan ödeme uyarınca müvekkilinin sorumluluğunun kalmadığını, dava uyarınca ancak dava tarihinden yasal faize hükmedilebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; \"Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 05.10.2020 tarih ve 2020/688 Esas-2020/764 Karar sayılı ilamında özetle; “…6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 115. maddesi “(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.” düzenlemesini içermektedir. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı’ başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır. Somut olayda dava  24.08.2018 tarihinde açılmış olup dava dilekçesi ekinde davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığına ilişkin evraka rastlanılmamıştır. Öte yandan davalı sigorta şirketine müzekkere yazılmasına ve defaaten müzekkere cevabının tekidine karşın davalı sigorta şirketince kazaya karışan araca ilişkin sigorta poliçesi, varsa hasar dosyası ve destekten yoksun kalan kişilere yapılan ödemelere ilişkin herhangi bir evrak da dosyaya sunulmamıştır. Bu haliyle dosya kapsamı itibariyle yapılan araştırmanın  yeterli olduğunun kabulü mümkün değildir. O halde mahkemece yapılması gereken iş, öncelikle kaza tarihini kapsar biçimde sigorta poliçesinin, varsa hasar dosyası ile hasar dosyası uyarınca yapılan ödemelere ilişkin kayıtların sigorta şirketinden istenilmesi, sigorta şirketi tarafından belge gönderilmesinden imtina edilmesi durumunda bu belgelerin Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinden istenilmesi, kazaya sebebiyet veren aracın kaza tarihini kapsar biçimde davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi kapsamında sigortalı olduğunun belirlenmesi akabinde dava öncesinde sigorta şirketine başvuru yapılıp yapılmadığının davacılar vekilinden sorularak buna ilişkin belgelerin ibrazının istenilmesi, başvuru yapılmadığının tespiti halinde bu hususun tamamlanabilir dava şartı olduğu gözetilerek davacılar vekiline süre verilmesi, dava şartlarına ilişkin bu noksanlıkların giderilmesi sonrasında davalı sigorta şirketince kaza uyarınca davacılara ödeme yapıldığının ispatı halinde bu ödemeler de gözetilerek yeniden aktüer bilirkişiden rapor ya da ek rapor alınması, davacılara ödeme yapılmaması ya da ödeme yapıldığının ispat edilememesi halinde alınan bilirkişi raporu, ıslah dilekçesi ve sigorta poliçesinde yer alan limitler de gözetilerek bir karar verilmesinden ibarettir. Açıklanan bu durum karşısında dava şartlarına ve davanın esasına etki eder nitelikteki eksiklikler giderilmeksizin eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden   mahkemece verilen kararın HMK'nun 355 ve 353/(1)-a-6. maddeleri uyarınca re'sen kaldırılmasına, kaldırma kararının sebep ve şekli gözetilerek davalı vekilinin istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir…” bahisleriyle Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11.02.2020 tarih ve 2018/521 Esas, 2020/83 Karar sayılı kararının, HMK'nun 355 ve 353/(1)-a-6. maddeleri uyarınca re'sen KALDIRILMASINA, karar verildiği bildirilmiştir. <br>Aktüerya Uzmanı Bilirkişi Funda Karaman tarafından tanzim edilen 22/09/2021 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; ....’nın vefatı nedeniyle davacı annesi .... için destekten yoksun kalma tazminatının 71.541,71 TL olduğu, ......’nın vefatı nedeniyle davacı babası .......  için destekten yoksun kalma tazminatının 86.282,88 TL olduğu bildirilmiştir. <br>Dosya içerisinde bulunan tüm kanıt ve belgeler bir arada değerlendirildiğinde;<br>Dava konusu uyuşmazlığın ölümlü trafik kazası nedeniyle davalı sigorta şirketine karşı açılan destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davalı sigorta şirketi bünyesinde ZMMS poliçesi ile sigortalı bulunan 75 M 0408 plakalı araç 11/07/2011 tarihinde seyir halinde iken davacıların murisleri olan .... ve ..'ya çarpması sonucunda ölümlerine sebebiyet vermiştir. Dosyaya kazandırılan Trabzon 1 Ağır Ceza Mahkemesi evraklarından anlaşıldığı üzere kazanın oluşumunda sürücü ...'ın asli kusurlu olduğu sürücü müteveffanın ......'nın ise kusursuz olduğu sabittir. Dolayısıyla mahkememizce usul ekonomisi ve yargıda hedef süre ilkesi amaçları doğrultusunda kazaya ilişkin olarak yeni bir kusur tespiti yaptırılmasına gerek olmadığı kanaatine varılarak, gerekli diğer deliller toplandıktan sonra dosya tazminat hesaplaması yapılmak üzere aktüer bilirkişiye tevdi olunmuştur. Mahkemece aldırılan aktüerya bilirkişi raporunda; olayın meydana gelmesinde müteveffanın kusursuz olması nedeniyle bu doğrultuda hesap yapılarak toplam destekten yoksun kalma tazminatının 92.769,78 TL olduğu akabinde davacının mahkememize sunmuş olduğu bedel artırım dilekçesi doğrultusunda davacının davasının kabulüne karar verilmiş olup mahkememiz kararı davalı sigorta şirketi tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf ilamı uyarınca eksik olduğu belirtilen bilgi ve belgeler dosyaya kazandırıldıktan sonra, dosya yeni bir  aktüer bilirkişiye tevdii olunarak, davalı sigorta şirketi tarafından ....... yapılan ödemede dikkate alınmak suretiyle davacıların destekten yoksun kalma tazminatlarının hesaplanarak rapor tanzim edilmesi istenilmiştir. Bilirkişi tarafından tanzim edilen 22/09/2021 havale tarihli aktüer bilirkişi raporunda davacı ...... için 71.541,71 TL davacı ..... için ise 86.282,88 TL destekten yoksun kalma tazminatı haklarının bulunduğu tespit edilmiştir. Davacı vekili istinaf ilamından önce yapılan yargılamada bedel artırım talebinde bulunmuş olduğundan yeni tarihli aktüer raporu sonrasında fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasını talep etmiş olup bedel artırım veya ıslah talebinde bulunmamıştır.   Davalı şirketin dava tarihinden önce temerrüte düşürülmemiş olması sebebi ile faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerektiği ayrıca kazaya karışan sigortalı aracın ticari araç olması sebebi ile ticari avans faizi oranının uygulanması gerektiği anlaşılmaklaa, aktüerya hesap uzmanı bilirkişinin raporu denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olması nazara alınarak bu tutar üzerinden davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\" şeklindeki gerekçelerle <br>1-Davacının davasının 08/07/2019 tarihli bedel arttırım dilekçesi dikkate alınarak (davalı lehine istinaf kanun yolundan usuli kazanılmış hak teşkil etmiş olması sebebi ile) ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile KABULÜNE; davacı .... için 42.467,74 TL, davacı ....  için 50.302,04 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalı .....A.Ş.’den alınarak DAVACILARA ÖDENMESİNE karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilince yapılan ödemelerin gözetilmediğini, yapılan ödemeler uyarınca müvekkilinin poliçeden kaynaklı sorumluluğunun kalmadığını, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, TRH 2010 yaşam tablosu ve 1.8 teknik faiz yöntemi esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, kaza sebebiyle SGK tarafından davacılara ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmasının zorunlu olduğunu, müterafik kusur ve hatır taşıması indirimleri yapılması gerektiğini, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olduğunu, davacıların avans faizi talebinin yerinde bulunmadığını belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :<br>Dava, sigortanın taraf olduğu trafik kazasından kaynaklı maddi tazminat istemine ilişkindir. <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlara, yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle; mahkemece Dairemizin daha öncesinde verilen kaldırma kararında belirtilen eksik hususların giderilmiş olmasına, her ne kadar davalı vekilince ödeme savunmasında bulunulmuş ise de kaza nedeniyle davacılara yapılmış bir ödeme bulunmamasına, destek paylarının hesabı sırasında TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yönteminin kullanılması gerekli ise de PMF 1931 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplamanın davalı lehine sonuç doğurduğu gözetildiğinde bu hususun aleyhe bozma yasağı nedeniyle kararın kaldırılmasına sebep yapılamayacak olmasına, destek paylarının hesabı sırasında dava dışı mirasçı ....'ya yapılan ödemelerin de dikkate alındığının anlaşılmasına, sigortalı aracın ticari araç olması nedeniyle avans faizine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gibi mahkemece dava tarihinden itibaren faize hükmedildiğinin görülmesine, somut olay uyarınca tazminat miktarında indirim yapılmasını gerektirir başkaca bir husus bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nun 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalı vekilinin Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16.11.2021 tarih ve 2020/463 Esas, 2021/742 Karar sayılı kararına yönelik istinaf kanun yolu başvurusunun HMK’nun 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında peşin alınan harcın mahsubuyla bakiye 4.752,82-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,<br>3-İstinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA,<br>4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından bu aşama için davalı aleyhine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin mahal mahkemesince yerine GETİRİLMESİNE,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nun 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 06/03/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br> e-imzalıdır.<br><br>Üye<br> e-imzalıdır.<br><br>Üye<br>e-imzalıdır. <br><br>Katip<br> e-imzalıdır.<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"41a7669d6334988f","SID":"77414b5ea4c12255"}}