{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> <br>T.C.<br>TRABZON BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ <br><br>DOSYA NO\t: 2023/189 <br>KARAR NO\t: 2023/370<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: TRABZON ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 03/11/2022<br>NUMARASI\t\t: 2018/540 - 2022/652 E.K.<br><br>DAVACILAR\t\t: 1-\t<br>\t\t2-\t<br>\t\t3-\t<br>VEKİLİ\t\t: Av. \t  <br>DAVALILAR\t\t: 1-\t<br>\t\t2-\t<br>\t\t3-\t<br>\t\t4-\t<br>\t\t5-\t<br>\t\t6-\t  <br>VEKİLİ\t\t:  Av. <br>\t\t: 7-<br>VEKİLİ\t\t: Av. \t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 23/02/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 23/02/2023<br><br>Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonucunda verilen karara karşı davalı sigorta şirketi vekili ile davalılar .........ve ......... vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ   :<br>DAVA  :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkillerinin murisi .........'in,  davalılardan ........ sürücüsu olarak bulunduğu araçla çarpması  sonucu  vefat ettiğini, davalı .......'ın araç maliki, diğer davalı .........ın ise araç sürücüsü olduğunu, kaza sonucu müvekkillerinin murisi ....  ve dava dışı yaya ...........'ın vefat ettiğini,  kazanın meydana gelmesinde muris ........'in hiçbir kusuru bulunmadığını, kaza yapan ....... palaklı aracın trafik sigortasının davalı ........... A.Ş. tarafından 4101604185674 poliçe tanzim edildiğini, sigorta şirketine poliçe limitine göre tazminat talebinde bulunulduğunu, fakat talebin  reddedildiğini, muris .........'in, ölmeden önce asgari ücretle çalıştığını, müteveffa .....'in vefatı nedeni ile aile içerisinde maddi ve manevi anlamda üzüntü ve zarar meydana geldiğini, davacıların müteveffanın desteğinden mahrum kaldıklarını belirterek belirsiz alacak davası olarak; müvekkilleri .......... için 500,00 TL maddi tazminat, 50.000,00 TL manevi tazminat. ...........  için 500,00 TL maddi tazminat  50.000,00 TL manevi tazminat, ............. için 500,00 TL maddi tazminat ve 30.000 TL manevi tazminat  olmak üzere toplam 131.500,00 TL tazminatın 21/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle beraber (manevi tazminat davası yönünden davalı sigorta şirketi ayrık tutulmaksızın) davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP  :  <br>Davalı ......... ve .......... cevap dilekçesinde özetle;  murisleri ..............'ın vefat ettiğini, kazaya murislerinin içinde bulunduğu araç sürücüsünün sebebiyet verdiğini, murisleri ...........'ın kusurunun bulunmadığını, kazanın oluşumunda murisleri ..........'ın kusurunun bulunmaması nedeniyle davacı tarafa herhangi bir tazminat yükümlülüklerinin bulunmadığını, kendilerinin de murislerinin vefat etmesi nedeni ile üzüntü içerisinde bulunduklarını, davacı tarafın kendilerine yönelttiği manevi tazminat talebinin hak ve adalete uygun olmadığını, talebin. zenginleşme aracı olarak kullanıldığını, dava tarihinden önce taraflarına herhangi bir ihbar yapılmadığını, bu nedenle olay tarihinden itibaren taraflarından faiz talep edilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığını, uygulanması gereken faizin yasal faiz olduğunu, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini  talep etmiştir. <br>Davalı ........... ve .............vekili cevap dilekçesinde özetle; müteveffa ..........ın yayalara ait üst geçiti kullanmayarak orta refüj üzerindeki telcit bariyerlerin üzerinden kontrolsüz bir şekilde aniden yola atlaması üzerine müvekkilinin sevk ve idaresindeki araçla müteveffaya çarptığını, müteveffa ............'ın çarpmanın etkisi ile aracın sağ ön cam kısmına çarptığını, orada kaldığını, bu esnada ise aracın sağ ön yolcu koltuğunda oturan davacıların murisi müteveffa .......... ile çarpıştığını, müteveffa ........ olay yerinde vefat ettiğini, davacıların murisi müteveffa .....'in ise hastaneye sevk edildiğini, orada vefat ettiğini, müvekkili ............ın alkolsüz olduğunu, yaşanan kazada yaya müteveffa .......'ın tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, ilgili yolda yeterli aydınlatmanın mevcut olmaması, havanın da karanlık olması nedeniyle müvekkilinin yayayı geç fark edebildiğini, fren yapmasına rağmen dava konusu kazanın gerçekleştiğini, araç maliki, davalı sürücünün babası, diğer davalı ........'ın, istinaf kanun yolu aşamasında olan diğer bir yargılama nedeniyle uzun bir süredir Bahçecik E Tipi Cezaevinde tutuklu bulunduğunu, davalı .......... ailesinin geçimini sağlamak için çalışmak zorunda kaldığını, eğitiminin önemli ölçüde sekteye uğradığını, asgari ücretle çalışmakta iken kendi ve ailesine, kardeşine maddi ve manevi destek olduğunu, davalı...........ın uzunca bir süredir tutuklu olduğunu belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ........ A.Ş. vekili tarafından Mahkememize sunulan 08/11/2018 havale tarihli cevap dilekçesinde; Dava konusu ...... plakalı davalı ......a ait aracın 15/10/2016-15/10/2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 4101604185674 numaralı Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile davalı .....adına ölüm halinde kaza tarihi itibariyle şahıs başına 330.000,00 TL'sine kadar azami sorumluluk hadleri ile müvekkili şirkete sigorta ettirildiğini, davacı tarafın manevi tazminat taleplerinin müvekkili sigorta şirketine yöneltilmesinde yasal isabet bulunmadığını, davaya konu manevi tazminat taleplerinin trafik poliçesinin teminatı kapsamına dahil olmadığını, davacıların maddi tazminat talebinin müvekkili şirkete yöneltmesinde de yasal isabet bulunmadığını, kazanın davacı tarafından müvekkili sigorta şirketine ihbarı sonrasında müvekkili şirket nezdinde 4100605085/1 numaralı hasar dosyası açıldığını, müvekkili sigorta şirketinin sigorta poliçesi kapsamındaki sigorta limitleri dahilinde sorumlu olduklarını, dava konusu kazanın kusur değerlendirmesinde, müteveffa yaya ......ın %100 kusurlu olduğunu, davalı sigortalı araç sürücünün ise kusurunun bulunmadığını, dava konusu kaza sebebiyle müvekkili şirketin davacıya yahut diğer davalılara karşı hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, davacı ....... yönünden ise kardeşin kardeşe destekliği konusunda ağır şarttlar getirildiğini, davacı ...........'in 1988 doğumlu olup müteveffanın desteğiyle yaşamını idame ettirdiği ve destekten yoksun kalma zararı olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafın kaza tarihinden itibaren ticari faiz talebinde yasal isabet bulunmadığını, müvekkili sigorta şirketi davacının başvurusunu değerlendirdiğini, sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığından ödeme yapılamadığını, müvekkili şirketinin sorumluluğunu yerine getirdiğini, temerrüde düşmediğini, somut olayda yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, davanın reddine, davacı ......... yönünden davanın reddine, manevi tazminat taleplerinin müvekkili şirket yönünden reddine, kaza tarihinden itibaren ticari faiz talebinin reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; \"Davacıların murisi .......'in; 21/05/2017 tarihinde, içerisinde yolcu olarak bulunduğu, davalılardan .......'a ait olan ve bu nedenle davalılardan ........ın işleteni olduğu, ........ plakalı aracın, davalı ........ın sevk ve idaresinde iken, yaya .........'a çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında vefat ettiği, yaşanan trafik kazasında davalı sürücü ............ %15 oranda, bir kısım davalıların murisi yaya ........'ın ise %85 oranda kusurlu olduğu, davacıların murisi yolcu ...........'in ise kusursuz olduğu tüm dosya kapsamı ve alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesinin 02/09/2019 havale tarih ve 53306942-101.02-2019/7051/1047 sayılı raporundan anlaşılmıştır.<br>Davacılardan .........'in destek ............'in kız kardeşi olması sebebi ile açmış olduğu destekten yoksun kalma tazminat davasının kabul edilebilmesi için; desteğin saplığında destekliğinden fiili yani eylemli olarak istifade ettiğinin ispat edilmesi gerekmektedir. Bu hususa ilişkin dosyaya bir delil sunulmamış olması sebebi ile davacılardan desteğin kardeşi .......r adına açılmış bulunan destekten yoksun kalma tazminat davasının reddi gerekmiştir.<br>Davacılardan ........'in desteğin annesi ve ........'in ise desteğin babası olması sebebi ile karine olarak desteğin eylemli destekliğinden istifade ettiği yerleşik Yargıtay kararları uyarınca (Yargıtay 17. H.D. 2014/21809 E. - 2017/6567 K.) kabul edilmektedir. Bu nedenle konusunda uzman aktüer bilirkişi Av. Burak BURMA'nın 06/09/2022 havale tarihli 2. ek raporundan anlaşıldığı üzere, davacı anne .....'in dava konusu trafik kazası sebebi ile tazmini gereken destekten yoksun kalma zararı 246.081,43 TL, davacı baba ........'in dava konusu trafik kazası sebebi ile tazmini gereken destekten yoksun kalma zararı ise 158.214,95 TL olup, davalı işleten ......, davalı sürücü .......... ve kazanın oluşumunda %85 oranda kusuru bulunan yaya .......... mirasçıları davalılar .......ve ........ bu maddi tazminatın, TBK 61 hükmü de dikkate alınarak (kendi kusur yüzdeleri ile sınırlı olmaksızın tüm zarardan) tamamından sorumludurlar. Davalı ........... A.Ş. ise kazaya karışan aracın ZMMS sigortacısı olması sebebi ile ancak kaza tarihindeki poliçe limiti olan 310.000,00 TL tutarında sorumlu olup davacı anne ve davacı babanın toplam tazminat miktarları poliçe limitini aştığı için aynı aktüer bilirkişi ek raporunda hesaplanmış olduğu gibi garame hesabı neticesi olan davacı anne yönünden 188.686,44 TL, davacı baba yönünden 121.313,56 TL olmak üzere toplam 310.000,00 TL tutarında sorumludur. Bu nedenlerle davacı anne ve davacı baba adına açılmış bulunan destekten yoksun kalma tazminat davalarının davacı......... için 246.081,00 TL (davalı sigorta şirketi yönünden 188.686,44 TL), davacı ........... için 158.214,00 TL (davalı sigorta şirketi yönünden 121.313,56 TL) olmak üzere toplam 404.295,00 TL (davalı sigorta şirketi yönünden 310.000,00 TL) üzerinden kabulü gerekmiştir.<br>Manevi tazminat davası yönünden yapılan yargılamada ise; dava konusu trafik kazası sebebi ile davacı ......... ile davacı .......... evlatlarını, davacı ....... ise kardeşini erken yaşta kaybetmiş olup, derin bir elem ve üzüntü yaşadıkları açıktır. Bu nedenle kazanın meydana geldiği tarihteki paranın satın alma gücü, olayda desteğin kusursuz olup tüm kusurun davalı sürücü ile bir kısım davalıların murisi olan yayaya ait olması, müteveffa desteğin vahim bir şekilde ve oldukça genç yaşta hayatını kaybetmesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumu dikkate alındığında davacı anne ........... için 50.000,00 TL,  davacı baba .......... için 50.000,00 TL ve davacı kardeş ......... için ise 30.000,00 TL olmak üzere toplam 130.000,00 TL manevi tazminatın adalet ve hakkaniyete uygun olacağı sonucuna varılmıştır. Belirtilen bu manevi tazminattan; davalı işleten ........, davalı sürücü ........ ve kazanın oluşumunda %85 oranda kusuru bulunan yaya ......... mirasçıları davalılar .......... TBK 61 hükmü de dikkate alınarak (kendi kusur yüzdeleri ile sınırlı olmaksızın tüm zarardan) tamamından, sorumludurlar. Davalı ................... A.Ş. ise kazaya karışan aracın ZMMS sigortacısı olması ve ZMMS poliçesinin manevi tazminat taleplerini kapsamaması sebebi ile manevi tazminattan sorumlu değildir. Bu nedenlerle davacılar tarafından davalı sigorta şirketi aleyhinde açılmış olan manevi tazminat davasının reddi ile, diğer davalılar aleyhinde açılmış olan manevi tazminat davasının; davacı anne ......... için 50.000,00 TL,  davacı baba ....... için 50.000,00 TL ve davacı .......... için ise 30.000,00 TL olmak üzere toplam 130.000,00 TL üzerinden kabulüne karar vermek gerekmiştir.<br>Değinilmesi gereken son husus ise işletilecek faizin türü ve temerrüt tarihidir. Dava dilekçesinde tüm davalılar için kaza tarihinden itibaren ticari faiz talep edilmiş ise de; sigorta şirketi dışındaki davalıların sorumluluğu haksız fiil hükümlerine göre olup, bu davalılar yönünden haksız fiil yani kaza tarihinden itibaren yasal faize hükmetmek gerekmektedir. Davalı sigorta şirketi yönünden yapılan değerlendirmede ise; bu davalı yönünden de, sigortalı aracın ticari bir araç olmaması sebebi ile ticari faize hükmetme imkanı yoktur, bu nedenle davalı sigorta şirketi yönünden de yasal faize hükmetmek gerekmektedir, yine davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt kaza tarihinden değil de sigorta şirketine yapılan başvuru üzerinden 8 iş günü sonrasında oluşacak olup temerrüt tarihi (sigorta şirketine başvuru tarihi 18/07/2018 olup 8 iş günü sonrası olan) 31/07/2018 tarihidir.\" gerekçeleriyle;<br> MADDİ TAZMİNAT DAVASI YÖNÜNDEN: Davacı .......... adına açılmış olan destekten yoksun kalma tazminat davasının reddine, Davacılar ........... ve ......... adına açılan destekten yoksun kalma tazminat davasının bedel artırılmış haliyle KABULÜ ile; davacı ....... için 246.081,00 TL (davalı sigorta şirketi yönünden 188.686,44 TL), davacı ........ için 158.214,00 TL (davalı sigorta şirketi yönünden 121.313,56 TL) olmak üzere toplam 404.295,00 TL (davalı sigorta şirketi yönünden 310.000,00 TL) destekten yoksun kalma tazminatının, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 31/07/2018 tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 21/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacılar ......... ve .....'e verilmesine.<br> MANEVİ TAZMİNAT DAVASI YÖNÜNDEN: Davalı sigorta şirketi aleyhinde açılmış olan manevi tazminat davasının reddine, Diğer davalılar aleyhinde açılmış olan manevi tazminat davalarının KABULÜ İLE; davacı ....... için 50.000,00 TL, davacı ....... için 50.000,00 TL ve davacı .......... için ise 30.000,00 TL olmak üzere toplam 130.000,00 TL manevi tazminatın, kaza tarihi olan 21/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (sigorta şirketi dışındaki) davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ       :<br>Davalı sigorta şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müterafik kusur itirazlarının değerlendirilmediğini, yolcu konumunda bulunan müteveffanın emniyet kemeri takmadığını, yolcunun arabaya karşılık olmaksızın bindiğini, sürücünün arkadaşı olduğunu, hatır taşıması indirimi yapılmadığını, hesaplanan tazminatın tarafların kusur oranı uyarıca paylaşılmadığını, müştereken ve müteselsilen kurulan hükmün hatalı olduğunu, borçlulardan birinin mirasın reddi yoluna başvurduğunu, borçtan kaçınmak yoluna gittiğini, buna rağmen tarafların kusuru oranında hüküm kurulmadığını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile mahkemece verilmiş olan kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. <br>Davalılar ...... ve ........ vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili .........'ın işleten sıfatı ile tazminat sorumluğunun bulunmadığını, kusur değerlendirmesinin hatalı yapıldığını, yayanın ani olarak önüne çıktığını, müvekkilinin kazaya engel olamadığını, müvekkillerinin zararının tümünden sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, hatır taşımacılığı ve müterafik kusurun dikkate alınmadığını, hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatının hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile mahkemece verilmiş olan kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:<br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>I) Kaza tespit tutanağı,  dosya kapsamı dikkate alınarak aldırılan 22/08/2019 tarihli ATK raporu, Ceza soruşturmasında alınan 20/11/2017 tarihli bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde tarafların kusur oranının somut olayla uyumlu biçimde tarafların iddia ve savunmaları esas alınarak belirlendiği, bu belirlemeye göre bir kısım davalıların murisi ........'ın % 85, davalı sürücü ........ın ise %15 kusurlu olduğu, alınan raporların olaya ve oluşa uygun olduğu, mahkemece bu raporlara ve kusur oranına dayalı olarak hüküm kurmasında hukuka aykırılık görülmediği anlaşıldığından davalıların bu yöndeki istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.<br>II) Müteselsil sorumluluğa ilişkin hukuki sonuçlar BK'nun 61, 62, 106, 155, 162, 163, 166, 168. maddelerinde düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca müteselsil sorumluluğun bazı hukuki sonuçları vardır. Müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur.(BK 162/1). Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder.(BK 163/2). Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir.(BK163/1). Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur (BK 166/1). Borcun tamamı borçlulardan biri tarafından ödenirse, diğer borçlular da alacaklıya karşı borçtan kurtulur. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra anlaşması, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun borca katılma payı oranında borçtan kurtarır.(BK 166/3). Müteselsil borçlu, alacaklıyı tatmin ettiği oranda diğer müteselsil borçlulara karşı alacaklının halefi olur.(BK 168/1) ve alacaklının hakları ona geçer. Borçlu yalnızca kendi payına düşen kısmı ödemişse, diğer müteselsil borçluya rücu edemez.<br>Somut uyuşmazlıkta dava konusu maddi tazminattan davalıların müteselsilen sorumlu olduğu, tarafların kazanın meydana gelmesindeki kusurunun rücu ilişkisinde ancak gündeme geleceği dolayısıyla davalıların bu yöndeki istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.<br>III)Davalı taraf, davacının emniyet kemeri takmayıp zararın doğmasına veya artmasına neden olduğunu, müterafik kusurlu sayılması gerektiğini savunmuş; mahkemece tarafından bu yöndeki savunma üzerinde durulmakzısın karar verilmiştir.<br>Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde sözkonusu olan müterafik kusur, Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılması da gerekebilecektir.<br>2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. maddesinde \"belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur... kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir\" düzenlemesi yapılmıştır.<br>Somut uyuşmazlıkta, gerek ceza soruşturmasında alınan ifadelerde gerekse kaza tespit tutanağından müteveffa yolcunun emniyet kemerinin takılı olup olmadığının tespit edilemediği, otopsi raporunda kafa travmasına bağlı olarak ölümün meydana geldiğinin anlaşıldığı, yolcu ..........'in ölüm sebebi ile  emniyet kemeri kullanılmaması arasında illiyet bağı bulunmadığı açıkça anlaşıldığından, tazminattan bu nedenle indirim yapılmayışının yerinde olduğu anlaşıldığından bu yöndeki istinaf talebi de yerin görülmemiştir.<br>IV) Yargılama sırasında aktüer bilirkişiden alınan kök ve ek raporda bakiye yaşam sürelerinin farklı hesaplandığı görülmüş ise de hükme esas alınan ek raporda TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenen bakiye ömrün esas alındığı, kök raporda yapılan hatanın hükme yansımadığı anlaşıldığından bir kısım davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir.<br>V)2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür.<br>2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir.<br>Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır.<br>Somut uyuşmazlıkta davalı Ahmet Sağlam'ın araç maliki olduğu, araç sürücüsünün ise oğlu olduğu, bu haliyle davalının 7 ay tutuklu olması araç üzerindeki fiili hakimiyetinin sona erdiğinin kabulünün hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davalı ....'ın tazminattan sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmadığından bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir.<br>VI) Davalılar vekilinin hatır taşıması olduğuna ilişkin istinaf tabine ilişkin ise ; hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 6098 sayılı TBK’nın 51. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hatır taşımasından ya da kullanmadan söz edebilmek için yaralanan ya da ölen karşılıksız taşınmış olmalıdır. Taşınan  veya   kullananın   yararının   söz   konusu   olduğu durumda   hatır  taşıması  ilişkisi gündeme geleceğinden işletenin sorumluluğu genel hükümlere göre değerlendirilecek ve tazminattan indirim yapılacaktır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyecektir.Hatır taşıması, sigorta teminatı kapsamında ise de, hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda 6098 sayılı TBK’nın 51. maddesi (818 sayılı BK. 43. maddesi) uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.<br>Gerek ceza dosyası içeriğinden gerekse de dosya kapsamında ölenin kazaya karışan araç ile hatır için taşındığı anlaşılmaktadır. Hatır taşıması, bir defi olup cevap dilekçesi ile ileri sürülmesi gerekir. Nitekim davalılar vekili olayda hatır taşıması bulunduğunu iddia etmiş ancak mahkemece bu hususta bir inceleme ve irdeleme yapılmamıştır. Dolayısıyla davalılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının  yerinde olduğu anlaşılmıştır. Öte yandan hatır taşıması  indirimi yapılması sonrasında karşı taraf lehine vekalet ücreti ödenmeyeceği ve yargılama giderlerinin paylaştırılmayacağı hususlarını göz önüne alarak karar vermek gerekmektedir.<br>Tüm bu açıklamalar ışığında bulunan sonuç tazminattan hatır taşıması nedeniyle %20 indirim yapılmadığı anlaşıldığından, mahkemece verilen kararın isabetsiz olduğu görülmüş, ancak bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulüyle mahkemece verilen kararın HMK'nun 353/1-b-2. maddesi uyarınca kaldırılıp, yerine esasa ilişkin yeniden hüküm tesisine dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1)Davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulüyle Trabzon Asliye Ticaret  Mahkemesince verilen 03.11.2022 tarih ve 2018/540 Esas, 2022/652 Karar Sayılı kararın HMK'nun 353/(1)-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2)KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;<br>\"1-A- MADDİ TAZMİNAT DAVASI YÖNÜNDEN:<br>a-Davacı ........ adına açılmış olan destekten yoksun kalma tazminat davasının REDDİNE,<br>b-Davacılar ....... ve ......... adına açılan destekten yoksun kalma tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile; davacı ....... için 196.864,8‬0 TL (davalı sigorta şirketi yönünden 188.686,44 TL), davacı ........ için ‭126.571,2‬0 TL (davalı sigorta şirketi yönünden 121.313,56 TL) olmak üzere toplam 323.436,00 TL (davalı sigorta şirketi yönünden 310.000,00 TL) destekten yoksun kalma tazminatının, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 31/07/2018 tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 21/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacılar ......... VE ........ VERİLMESİNE. Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,<br> B- MANEVİ TAZMİNAT DAVASI YÖNÜNDEN:<br>a-Davalı sigorta şirketi aleyhinde açılmış olan manevi tazminat davasının REDDİNE,<br>b-Diğer davalılar aleyhinde açılmış olan manevi tazminat davalarının KABULÜ ile; davacı.......... için 50.000,00 TL, davacı ...... için 50.000,00 TL ve davacı ....... için ise 30.000,00 TL olmak üzere toplam 130.000,00 TL manevi tazminatın, kaza tarihi olan 21/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (sigorta şirketi dışındaki) davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,<br>2- Alınması gereken toplam 30.974,20 TL harçtan peşin alınan 449,70 TL harç  ve 1.380,00 TL Tamamlama harcı olmak üzere toplam 1.829,70 TL'nin  mahsubu ile bakiye 29.144,50 TL harcın (davalı sigorta şirketi yönünden ‭21.176,1‬0 TL) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE GELİR YAZILMASINA,<br>Dava açılırken davacılar tarafından yatırılan 449,70 TL peşin nispi harç, 35,90 TL başvurma harcı ve 1.380,00 TL tamamlama harcı toplamı olan 1.865,60 TL’nin (davalı sigorta şirketi yönünden 1.772,32 TL)davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE, <br>3- Maddi Tazminat davası yönünden;<br>a- Davacılar ....... ve ......... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen maddi tazminat yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 48.281,04  TL'nin (davalı sigorta şirketi yönünden 45.866,98 TL) davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,<br>b- Davalılar kendisini vekil ile temsil ettiğinden red edilen maddi tazminat yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 9.200,00 TL'nin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak DAVALILARA VERİLMESİNE,<br>4- Manevi Tazminat davası yönünden;<br>a- Davacılar kendisini vekil ile temsil ettiğinden kabul edilen manevi tazminat yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre 20.500,00 TL'nin davalılardan  (sigorta şirketi dışındaki) müşterek ve müteselsilen alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,<br>             b-Davalı .......... A.Ş. vekili kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden red edilen manevi tazminat yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 20.500,00 TL'nin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak DAVALI MAPFRE SİGORTA A.Ş.'YE VERİLMESİNE,<br>5- Davacılar tarafından yapılan toplam 2.023,80 TL yargılama giderinin davanın kabul red oranı göre hesaplanan 1.538,08 TL'sinin  (davalı sigorta şirketi yönünden 1.461,18 TL) davalılardan  müşterek ve müteselsilen alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacılar üzerinde BIRAKILMASINA,<br>6-Dava taraflarınca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın karar kesinleştiğinde YATIRANA İADESİNE,\" şeklinde YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,<br>3)İstinaf başvurusu sırasında davalıLAR tarafından yatırılan karar harcının talep halinde ilgilisine İADESİNE,<br>4)İstinaf başvurusu nedeniyle davalılar tarafından yapılan 220,70'şer TL başvuru harcının davacılardan tahsili ile DAVALILARA VERİLMESİNE,<br>5)İstinaf aşamasında duruşma yapılmadan karar verilmiş olması nedeniyle davalılar yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6)Kararın tebliğ ve harç işlemlerinin dairemizce, kesinleştirme ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerinin mahkemesince yerine GETİRİLMESİNE,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK’nun 361. ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 23/02/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br><br><br> <br>      Başkan                          Üye                       Üye                                Katip     <br>      E-imzalı                          E-imzalı                E-imzalı                        E-imzalı<br>\t\t\t\t<br><br> <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fa64c582f99d746e","SID":"62b0450292e6177d"}}