{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/225 <br>KARAR NO: 2024/941<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/09/2020<br>NUMARASI: 2018/997 Esas -  2020/367 Karar<br>DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/06/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkette 1.463.320,00 TL'lik hissesinin bulunduğunu, davalının daha önce kooperatif genel kurul toplantısı için 17.04.2018 tarihinde toplanıldığını, ancak müvekkilinin talebi üzerine Türk Ticaret Kanunu'nun 420 inci maddesine istinaden mali tabloların ve buna bağlı konuların görüşülmesinin bir ay sonraya ertelendiğini, ertelenen genel kurul toplantısının 23/05/2018 tarihinde yapıldığını, fakat geçen süre zarfında müvekkilinin sorunlarının çoğuna cevap verilmediğini, verilen cevapların da eksik ve yanıltıcı olduğunu, dönüşümde bilançoda farklar meydana geldiğini, bu hali ile yönetim kurulunun ibra edilemeyeceğini iddia ederek; genel kurulda alınan 4,6 ve 7 numaralı kararlar ile 5 inci maddede alınan kararların belirtilen kısımlarının iptaline, dava masraflarının ve avukatlık ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; iptal davasının Kanun'da ön görülen üç aylık süre zarfında açılmadığını, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, ilk toplantıda mali tabloların ve buna bağlı konuların görüşmesinin ertelenmesine rağmen davacının tekrar erteleme talep ettiğini oysa davacının sorularının karşılandığını, davacının taleplerinin mesnetsiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Yukarıda ayrıntılı olarak yazılan ve davacı tarafından TTK 447 'nci maddesi uyarınca batıl olmasını istediği genel kurul kararlarının görüşülerek alınmasında yasada belirlenen usule bir aykırılık olmadığı,herhangi bir kısıtlama getirilmediği, aksine her görüşülen madde ile ilgili olarak başkaca söz alan olup olmadığının sorulduğu, toplantı tutanağının sonunda yazılı olan muhalefet şerhinde de davacı vekilinin de yer aldığı bir grup hissedarın soruların cevaplandırıldığını, ancak toplantı esnasında yeterli zaman olmadığı için sağlıklı bir şekilde değerlendirilemediğinin öne sürülerek toplantının tekrar bir ay daha ertelememesini eleştirdikleri, buna göre davacının itirazlarının cevapların alınamamasından değil değerlendirme süresinin yetersizliğine yönelik olduğu, 4 'ncü maddesi açısından ibraz edilen bilanço ve gelir tablosunun mali bilirkişi incelemesinde gerekli hususları içerdiğinin tespit edildiği, diğer uyuşmazlığa konu 5, 6 ve 7 'nci maddelerin oylanmasında da aynı usulün uygulandığı, yönetim kurulu üyelerinin ibrasında yönetim kurulu üyelerinin kendileri ve diğerler üyeler için için oy kullanmadığı, 6 'ncı madde yönünden TTK 'ya göre birinci temettünün ödenmesinin zorunlu olduğu, genel kurulun bunun üzerindeki bir miktara da karar verebileceğinin açık olduğu, dolayısıyla uyuşmazlığa konu edilen genel kurul toplantısında alınan kararların vazgeçilmez hakları sınırlayan veya ortadan kaldıran veya bilgi alma hakkını, yasanın öngördüğü ölçü dışında sınırlandıran ya da anonim şirketin temel yapısını bozan ve sermeyenin korunması ilkesine aykırı kararlar niteliği taşımadığı vicdani kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  Yerel Mahkeme tarafından bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilerek, 06/05/2019 tarihli ara karar ile 28/06/2019 tarihinde Mahkeme kaleminde inceleme yapılmasına karar verildiğini, inceleme gün ve saatinde bilirkişinin hazır bulunmaması üzerine incelemenin belirlenen gün ve saatte yapılamadığını, davalı tarafın talebi üzerine, Yerel Mahkeme incelemesinin yerinde yapılmasına karar verildiğini, HMK gereği yerinde inceleme yapılması belirli şartlarda mümkün olmakla birlikte, incelemenin tarafların ve hakimin katılımı ile gerçekleştirilmesi gerektiğini, inceleme kararı verilmesine, dava dosyası bilirkişiye teslim edilmesine rağmen bir sonraki celsede rapor ibraz edilmediğini, akabinde beklenilmesine karar verildiğini, bir sonraki celsede rapor ibraz edilmemesi üzerine Yerel Mahkeme tarafından bilirkişiye muhtıra düzenlenmesine karar verildiğini, düzenlenen muhtıranın bilirkişiye tebliğ edilmediğini,  raporda GK kararının iptalini gerektirir bir husus olmadığını, butlan konusunun Yerel Mahkeme takdirinde olduğunun belirtildiğini, huzurdaki dava iptal talepli bir dava olarak açılmış ise de daha sonradan butlan talep edilmiş olduğundan, bilirkişinin yapmış olduğu incelemenin iptale yönelik olduğunu, bu nedenle raporun davanın çözümlenmesi için yeterli olmadığını, huzurdaki davanın ikame nedenleri arasında bilanço ve mali tabloların genel kurul toplantısında incelenemediği nedenine de dayandığını, bilirkişi, bilanço ve mali tablolarda iddialarımızı kanıtlar bir aykırılık olmadığından bahsetmiş, fakat bunu neye dayandırdığını açıklamadığını, müvekkili ..., davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nin paydaşlarından olduğunu, müvekkilinin şirketteki payının, 146.331.972 paya isabet eden toplam itibari değeri 1.463.320 TL olduğunu,  davalı şirketin, bir kooperatif şirketi iken, anılan karar ile anonim şirkete dönüştürüldüğünü, davalı şirketin 17.04.2018 tarihli Olağan Genel Kurul'una müvekkile vekaleten katılan Av. ... tarafından cevaplandırılması istenen sorular sunulduğunu, Erteleme süresi içerisinde ilgililer tarafından dürüst hesap verme ölçüsü ilkeleri uyarınca cevap verilmesi hususundaki taleplerinin tutanağa geçirilerek, bu konuda kararın alınmasının talep edildiğini, her ne kadar talep ve sorular üzerine 17.04.2018 tarihli Genel Kurul Toplantısı 23.05.2018 tarihine ertelenmiş ise de, 23.05.2018 tarihli Ertelenen Genel Kurul Toplantısı'nda; daha önceden verilmiş olan soruların çoğuna cevap verilmediğini, bahsi geçen soru ve erteleme talepleri üzerine, Olağan Genel Kurul toplantısı TTK'nın 420. Maddesi uyarınca ertelenmiş olup, Ertelenen Genel Kurul Toplantısı 23.05.2018 tarihinde yapıldığını, her ne kadar talep ve sorular üzerine 17.04.2018 tarihli Genel Kurul Toplantısı 23.05.2018 tarihine ertelenmiş ise de, 23.05.2018 tarihli Ertelenen Genel Kurul Toplantısı'nda; daha önceden verilmiş olan soruların çoğuna cevap verilmediğini, cevap verilenlere ise yeterli cevap verilmediğini,  bahse konu 1 aylık süre her ne kadar finansal ve mali konularla ilgili sorulan cevaplanması için gerekli süreyi kapsasa da aynı zamanda konu ile ilgili cevapların sağlıklı bir şekilde değerlendirilebilmesini de içerdiğini, bu nedenle ilk toplantının üzerinden 1 aydan fazla sürenin geçmiş olmasına rağmen, mezkur  ertelenmiş 2. Toplantıdan önce bu soruların cevaplarının tarafımıza ve diğer şirket hissedarlarına tebliğ edilmiş olması gerektiğini, ancak bu yapılmayarak, toplantı esnasında cevapların okunduğunu, bu cevapların toplantı esnasında yeterli zaman olmadığı için sağlıklı olarak değerlendirilemediğini, bu durumun dürüst hesap verme ölçütü ilkelerine aykırılık teşkil ettiğini, davacının bu hususa muhalefet şerhi verdiğini, davacı tarafından vekili aracılığı ile sorulan sorulara açık bir şekilde ve dürüst hesap verme ilkeleri uyarınca cevap verilmediği gibi, verilen cevaplar eksik ve yanıltıcı olduğunu, TTK'nın 420. Maddesi uyarınca toplantının ertelenmiş olması ve ertelenen toplantıda da yeniden erteleme talep edilmiş olmasına rağmen Yönetim Kurulu'nun ibra edilmesinin de mümkün olmadığını, zira, açıklanan bilançolarda fahiş rakamsal değişkenlikler olduğu gibi, dönüşüm öncesi değerler ile dönüşüm sonrası A.Ş. bilançoları arasında fahiş farklılıklar meydana geldiğini, bu farklara rağmen ve erteleme talebine rağmen yönetim kurulunun ibrasının geçersiz olduğunu, ayrıca kooperatif bilançosu ile A.Ş. bilançosunun birlikte görüşülmesi, hesapların birleştirilmesi ve iki ayrı yönetim kurulunun bu şekilde ibrasının mümkün olmadığını, tüm bunların yanında kar dağıtımına karar verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirket yönetim kurulu ve ilgililerinin sorulan sorulara aydınlatıcı cevaplar vermediğini, Genel Kurulu aydınlatmadığını, gerek içerik ve gerek usul açısından Ertelenmiş Genel Kurul kararlarının iptali gerektirmediğini, dava dilekçesinde de belirtilen sebepler değerlendirilmemiş ve tartışma konusu yapılmadığını, verilmiş olan kararın esas bakımından da hatalı ve hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>GEREKÇE: Dava; davalı Anonim şirketin 23/05/2018 tarihli genel kurulda alınan 4,5,6 ve 7. maddesi kararlarının butlanının tespiti istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesine konu uyuşmazlık temelde; hükme esas alınan bilirkişi raporlarının yeterli olup olmadığı, genel kurulda alınan kararların batıl olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Dosya kapsamına göre davalı şirket daha önceki nevi kooperatif ve unvanı '' ... sigorta Kooperatifi'' iken 04/12/2017 tarihinde tür değişikliğine giderek Anonim şirket vasfı kazanmış ve unvanı ise ''... Anonim Şirketi'' olmuştur. Davalı şirketin sermayesi 10.650.000 TL olup, davacı  ... bu sermayede 146.331.972 adet paya karşılık gelen 1.463.319,72 TL lik paya sahiptir. Toplantılara davacıyı temsilen vekili Av. ...katılmıştır. (1.065.000.000 adet pay )   6102 sayılı TTK'nın \"Toplantının Ertelenmesi\" başlıklı 420. maddesinde \"Finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konular, sermayenin onda birine, halka açık şirketlerde yirmide birine sahip pay sahiplerinin istemi üzerine, genel kurulun bir karar almasına gerek olmaksızın, toplantı başkanının kararıyla bir ay sonraya bırakılır. Erteleme, 414. maddenin birinci fıkrasında yazılı olduğu şekilde pay sahiplerine ilanla bildirilir ve internet sitesinde yayımlanır. İzleyen toplantı için genel kurul, kanunda öngörülen usule uyularak toplantıya çağrılır.\" hükmü düzenlenmiştir. Bu hükme göre sermayenin 1/10'ine sahip ortaklar tarafından finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konuların ertelenmesi talep edildiğinde TTK'nın 420. maddesi uyarınca genel kurul başkanının başkaca hiçbir işlem yapmaksızın bu konuların görüşmesini bir ay sonraya bırakması gerekir. TTK'nın 420. maddesindeki düzenleme emredici nitelikte olup,genel kurulun erteleme konusunda takdir hakkı bulunmamaktadır.  Davacı taraf, davalı şirketin 2017 yılına ilişkin 17/04/2018 tarihli toplantısının ertelenmesini talep etmiş ve olağan genel kurul toplantısı 23/05/2018 tarihine ertelenmiştir. Bunun üzerine 23/05/2018 tarihli erteli genel kurulda davacının sorduğu soruların cevaplarının toplantı esnasında okunduğu ancak davacının yeterli zaman olmadığından sağlıklı değerlendirme yapamadığı bunun da dürüst hesap verme ölçütü ilkesine aykırı olduğu, cevapların kendilerine toplantı öncesinde tebliğ edilmesi gerektiğini iddia ettiği ve bu genel kurulda alınan bir kısım kararların iptali istemi ile eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır. Ayrıca davacı taraf 19/12/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile davadaki istemini tamamen ıslah ederek alınan kararların batıl olduğunun tespitini talep etmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nın 445. maddesinde, toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten kişilerin, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabileceği, düzenlenmiştir. TTK'nın 447. maddesine göre de, genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilmez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararlarının batıl olduğu hüküm altına alınmıştır. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında ertelenen genel kurul toplantısında daha önceden verilmiş olan soruların çoğuna cevap verilmediği, cevap verilenlerin de yeterli düzeyde olmadığı eksik ve yanıltıcı olduğu ve yeniden erteleme talep edilmesine rağmen bu talebin geri çevrildiği iddia edilmiş olup dosya kapsamından davacının genel kurulda bu konuda herhangi bir kısıtlamaya yada sınırlamaya uğramadığı, beyanlarının tutanağa geçirildiği, sorduğu soruların cevaplarının toplantı sırasında okunduğu, her birinin ayrıntılı olarak cevaplandığı görülmüştür.6102 sayılı TTK 420/2. maddesine göre, azlığın istemiyle bir defa ertelendikten sonra finansal tabloların müzakeresinin tekrar geri bırakılmasının istenebilmesi, finansal tabloların itiraza uğrayan ve tutanağa geçmiş bulunan noktaları hakkında, ilgililer tarafından, dürüst hesap verme ölçüsü ilkeleri uyarınca cevap verilmemiş olması şarttır. Bu durumda, finansal tabloların itiraza uğrayan ve tutanağa geçmiş bulunan noktaları hakkında, ilgililer tarafından, dürüst hesap verme ölçüsü ilkeleri uyarınca cevap verilmemiş olduğu hallerde finansal tabloların müzakeresinin ikinci kez ertelenmesi koşulu gerçekleşmiş olur. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2002/8002 E.11518 K sayılı 12.12.2002 tarihli kararı)  Dolayısıyla davacı vekilinin toplantı esnasında yeterli zaman olmadığı için cevapların sağlıklı bir şekilde değerlendirilemediğini öne sürülerek toplantının tekrar bir ay daha ertelemesini istemesi haklı değildir. Davacı vekilinin bu durumu muhalefet şerhi olarak da tutanağa yazdırdığı dolayısıyla uyuşmazlığa konu edilen genel kurul toplantısında alınan kararların TTK'nın 447. maddesinde düzenlenen vazgeçilmez hakları sınırlayan veya ortadan kaldıran veya bilgi alma hakkını, yasanın öngördüğü ölçü dışında sınırlandıran ya da anonim şirketin temel yapısını bozan ve sermeyenin korunması ilkesine aykırı kararlar niteliği taşımadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafın genel kuruldan önce de 1 aylık sürede davalı şirkete başvurmadığı, talepte bulunmadığı görülmüş olup davacı iddiasını ispatlayamamıştır. Bu durumda ilk derece mahkeme karar ve gerekçesinde isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 13/06/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fa7ef407e979eed0","SID":"db6457d47f9307bf"}}