{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/718 <br>KARAR NO\t: 2024/1128<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 01/12/2020<br>NUMARASI\t: 2020/158 E. -  2020/720 K. \t<br>DAVANIN KONUSU:  Yabancı hakem kararının  tenfizi<br>Taraflar arasındaki yabancı hakem kararının tenfizi davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirket ile davalının 25.06.1985 tarihli bayilik sözleşmesi akdettiğini ve bu kapsamda davalının Jaguar araçlarını ve bu araçlara ilişkin yedek parçaları satmak ve bunların servis hizmetini gerçekleştirmek için Türkiye distribütörü olarak atandığını, ... Limited'in unvanının, daha sonra 30.03.2012 tarihinde ... Limited olarak değiştiğini, ... grubunun iç yapısındaki değişiklik nedeniyle, ... Limited şirketinin ihracat işini ana şirketi olan ... şirketine devrettiğini, bu kapsamda ... Limited,  davalı ... Limited Şirketi ve müvekkili ... şirketinin 25.02.2013 tarihinde yazılı bir yenileme sözleşmesi akdettiğini, söz konusu sözleşme ile ... Limited şirketinin bayilik sözleşmesinden doğan tüm hak, borç ve yükümlülüklerini olduğu gibi müvkkili ... şirketine devrettiğini, bayilik sözleşmesi uyarınca davalı şirkete araç ve parçalar temin edildiğini ancak davalı tarafından faturalanan araçlardan doğan 778.129,23 Euro ve faturalanan parçalardan kaynaklanan 259.778,21 Euronun müvekkili şirkete ödenmediğini, bayilik sözleşmesinin müvekkili tarafından davalı şirkete 21.08.2012 tarihinde bir fesih bildirimi gönderilmek suretiyle feshedildiğini, sözleşmenin 20.08.2014 tarihi itibarıyla sona erdiğini,  müvekkili şirketin bu tarihten sonrası için başka bir firma ile yeni bir distribütörlük sözleşmesi akdettiğini, taraflar arasındaki  bayilik sözleşmesinin davalı şirketin kabulünde olduğu üzere, 20.08.2014 tarihi itibarıyla sona ermiş olmasına rağmen davalı şirketin bayilik sözleşmesinin 10/(A)(iii) maddesi ile kendisine getirilen \"Sözleşmenin sona ermesini müteakip derhal ve bunun ardından sürekli olarak ürünlerin ya da Jaguar araçlarının adlarının baş harflerinin ya da cihazlarının veya bunlarla karıştırılabilecek her türlü ad, ilk harfler ya da cihazların kullanımını durduracağı\" yönündeki yükümlülüğü ile yine bayilik sözleşmesinin  10/(A)(iv)maddesi ile kendisi için getirilen \"Sözleşmenin sona ermesinden sonra Jaguar araçlarının distribütörü ve bayisi olduğu izlenimini verecek her türlü reklam işaret ve bildirimlerin derhal kaldırılması ve bunlara son verilmesi\" yönündeki yükümlülüğünü ihlal ettiğini, tüm bu ihlaller dolayısıyla müvekkili şirketin Londra'da Uluslararası Ticaret Odası Uluslararası Tahkim Mahkemesine başvurduğunu, yapılan yargılama neticesinde Uluslararası Ticaret Odası Uluslararası Tahkim Mahkemesi tarafından, tahkim sürecinde öne sürülen talepler üzerinde hakemin yargı yetkisini haiz olduğuna, 25.06.1985 tarihli bayilik sözleşmesi kapsamındaki tahkim anlaşmasının geçerli ve uygulanabilir olduğuna ve tahkim mahkemesinin yetkisinin davacı tarafından öne sürülen talepleri kapsadığına karar verildiğini, davalının müvekkili şirkete 778.129,23 Euro ve 222.229,11 Euro ödemesine, alternatif olarak davalının  sözleşmeyi ihlalinden dolayı davacıya aynı miktarda tazminat ödemesine karar verildiğini, davalının karara bağlanan tutarlar üzerinden 20.08.2014 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık % 4 oranında basit faizi davacıya ödemesine karar verildiğini, bu kararda 25.06.1985 tarihli bayilik sözleşmesinin geçerli ve davalı üzerinde bağlayıcı olduğunu, geçerli fesih ihbarının 21.08.20212 tarihinde tebliğ edildiğini ve bayilik sözleşmesinin 20.08.2014 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yasal olarak sonlandırıldığını, davalının Jaguar logosu ve www.jaguarturkey.com alan adını kullanması sebebiyle bayilik sözleşmesinin 10(A) maddesine aykırı hareket ettiğini, davalının, davacının araçları ve ürünlerinin isimleri, baş harfleri ve cihazlarının kullanımına derhal son vermesine ve davacının ürünlerinin distribütörü veya bayisi olduğuna dair tüm reklam, işaret ve bildirimleri kaldırmasına ve bunlara son vermesine, özellikle davalının Jaguar logosu ve www....com alan adının kullanımına derhal son vermesine karar verildiğini, davalının, davacının yargılama masrafları ve harcamalarına ilişkin 130.000 Euro tutarını, bu karar tarihinden ödeme gününe kadar %4 basit faiz ile birlikte davacıya ödemesine karar verildiğini, mahkeme tarafından 90.000  Euro olarak belirlenen tahkim masraflarının davalı tarafından üstlenilmesine ve bu masrafların önce davacı tarafından ödenmiş olması nedeniyle davalı tarafından derhal davacıya ödenmesine karar verildiğini, mahkeme kararının taraflara tebliğ ettiğini, bahse konu karara karşı yasal süresi olan 30 gün içinde taraflarca kararın düzeltilmesi veya kararın yorumlanması için bir başvuru yapılmadığını ve kararın kesinleştiğini ileri sürerek, Uluslararası Ticaret Odası Uluslararası Tahkim Mahkemesi tarafından verilmiş ve kesinleşmiş olan  kararın 1958 tarihli New York Konvansiyonu hükümleri uyarınca tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle;  müvekkili şirket ile ... Limited şirketi arasında 25.06.1985 tarihli tek satıcılık (distribütörlük) sözleşmesinin akdedildiğini, bu sözleşmeye göre Jaguar markalı araçların Türkiye bölgesindeki satışı konusunda müvekkili şirketin münhasır yetkili kılındığını, müvekkili şirketin İstanbul/Kartal ve Etiler'de ... markalı araçlara yönelik yüklü miktarlarda yatırımlar yaptığını, müvekkili şirket ile yapılan yenileme görüşmelerine rağmen Jaguar'ın dava dışı ... Otomotiv ile anlaşarak tek satıcılık yetkisini bu şirkete verdiğini, ortaya çıkan bu yeni durum üzerine artık taraflar arasında yaklaşık 29 yıl devam eden hukuki ilişkinin tasfiyesine yönelik uyuşmazlık ortaya çıktığını, müvekkili şirket tarafından Jaguar'a gönderilen 15.08.2014 ve 01.10.2014 tairhli yazılar ile ilişkinin tasfiyesinde müvekkilinin alacaklarının ödenmesinin talep edildiğini, ilişkinin tasfiyesinde ortaya çıkan ihtilaf üzerine Jaguar'ın sulh yoluyla çözümü için görüşme talebinde bulunduğunu ve sulh görüşmeleri yapılancaya dek herhangi bir yasal yola başvurulmamasının talep edildiğini, sulh görüşmelerinde olumlu sonuç alınamadığını ve müvekkili aleyhine tahkim davası açıldığını, müvekkili tarafından davacı şirkete 02.02.2016 tarihinde İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/105 Esas sayılı dosyası ile tek satıcılık ilişkisi nedeniyle müvekkilinin hak kazandığı denkleştirme bedelinin, davalının sattığı bir kısım kusurlu araçlar nedeniyle müvekkilinin tüketicilere, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında mahkeme kararı ile ödemek zorunda kaldığı tazminatların  rücuen tahsili ve sözleşmenin bitmesi üzerine müvekkilinin elinde kalan yedek parça stoklarının davalı tarafından geri alınması talepli dava açıldığını, müvekkilinin davacının başvurusu üzerine başlatılan tahkim yarglamasına katılmadığını, müvekkilinin tahkim şartının geçerli olmadığı, dolayısıyla söz konusu yargılama neticesinde verilecek kararın müvekkili yönünde bağlayıcı bulunmadığı düşüncesinde olduğunu, nitekim buna ilişkin hakeme hitaben 3 yazı gönderildiğini, taraflar arasında geçerli bir tahkim anlaşması bulunmadığını, müvekkili şirketi temsilen sözleşmeyi imzalayan şirket temsilcisinin tahkim sözleşmesi yapma iradesinin bulunmadığını, sözleşmenin İngilizce yapıldığını, Türkçe'ye çevrilerek ayrıca imzalanmadığını, müvekkili şirketi temsilen sözleşmeyi imzalayan ...'in İngilizce bilmediğinden sözleşmedeki hükümlerin tümüne hiçbir zaman vakıf olamadığını, sözleşmeye göre uyuşmazlığın mutlak suretle tahkimle görülmesi gerektiği  düzenlenmediğinden tahkim şartının geçersiz olduğunu, sözleşmede yer alan tahkim şartının müvekkilinin denkleştirme talep hakkını engelleme amacını taşıdığından geçersiz olduğunu, hakem kararının kamu düzenine aykırı olduğunu savunarak,  davanın reddini istemiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Taraflar arasındaki uyuşmazlık; tenfiz talebine konu ICC 21211/TO sayılı dosyası üzerinden yürütülen 18/07/2016 tarihli yabancı hakem heyeti kararının tenfizi koşullarının oluşup oluşmadığı hususundadır.  Taraflarca gösterilen deliller toplanmış, yabancı hakem kararı, hakem kararına konu uyuşmazlığa dayanak  sözleşmeler  dosya arasına alınmış taraf vekillerince sunulan hukuki mütalaalar incelenmiş,  dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak bilirkişi raporu alınmıştır.16/10/2020 teslim tarihli bilirkişi raporunda özetle; İngiltere ve Türkiye'nin Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkında New York Konvansiyonu'na taraf olması ve MÖHUK'un 1(2).maddesinde milletlerarası antlaşmaların saklı tutulması nedeniyle Londra'da verilen hakem kararının tenfizine ilişkin talebin  New York Konvansiyonu uyarınca değerlendirileceği; İngiltere ile Türkiye'nin  New York Konvansiyonu'na taraf olmaları sebebiyle iki devlet arasında hakem kararlarını tenfizinde antlaşmaya dayanan mütekabiliyetin bulunduğu,  New York Konvansiyonu'nun V.maddesinde yer alan tenfiz engellerinden herhangi birinin tek başına varlığının yabancı hakem kararının tenfizini engelleyeceği, Londra'da verilen hakem kararının Franchise Sözleşmesinden doğan alacaklara ilişkin olması sebebiyle uyuşmazlığın Türk hukukuna göre tahkime elverişli olduğu, dolayısıyla hakem kararı açısından  New York Konvansiyonu'nun V(2).maddesinin (a)bendinde yer alan tenfiz engelinin gerçekleşmediği,  New York Konvansiyonu'nun V(1).maddesinin (a) bendi uyarınca tahkim anlaşmasının geçerliliğinin taraflarca kararlaştırılan hukuka taraflarca hukuk seçimi yapılmaması halinde tahkim yeri hukukuna tabi olduğu, taraflarca tahkim anlaşmasının geçerliliğine uygulanacak hukuk olan 1996 İngiliz Tahkim Kanunu'nda tahkim anlaşmasının yalnızca şekli geçerliliğinin düzenlendiği, konuya ilişkin olarak 1996 İngiliz Tahkim Kanunu hükümlerinden hareketle kesin bir sonuca varılmamakla beraber gerek yabancı ve yerli literatürde gerekse mahkeme kararlarında tahkim iradesinin tereddüde yer vermeyecek şekilde ortaya konulmasının arandığı, 25/06/1985 tarihli Franchise SÖzleşmesinin 11K maddesinin (ii) pragrafında ICC tahkimi konusunda taraflar anlaşmasına rağmen 11L maddesinin (ii) pragrafında İngiliz mahkemelerinin münhasır olmayan yetkisini kabul etmiş olmaları sebebiyle tahkim iradelerini açık ve tereddüde yer vermeyecek şekilde ortaya koyamadıkları, tahkim sözleşmesinin patolojik tahkim sözleşmesi niteliği taşıdığı bu nedenle  tahkim sözleşmesinin geçerli ve uygulanabilir olmadığı, üstelik ...'in 25/06/1985 tarihli sözleşmeye taraf olmaması sebebiyle bu sözleşmede yer alan tahkim kaydıyla bağlı olmayacağı, aksinin kabulü halinde dahi  ...'in Yenileme Sözleşmesini imzalamış olması ve Yenileme Sözleşmesi uyarınca 25/02/2013 tarihinde itibaren doğacak uyuşmazlıklarda İngiliz mahkemelerine münhasır yetki verildiği, 25/02/2013 tarihinde (1) Ortaklar Limited Şirketi (2)  ... ve (3)  Jaguar Land Rover Exports Limited tarafından imzalanan Yenileme sözleşmesi ile Yenileme Sözleşmesinden ve Yenileme Sözleşmesi ile bağlantılı olan bütün hususlardan doğacak uyuşmazlıklarda İngiliz Mahkemelerinin münhasır yetkisinin kabul edilmesi sebebiyle 25/06/1985 tarihli Franchise Sözleşmesinin 11K ve 11L maddelerinin hükmünün kalmadığı, doktorinde TTK'nun 122(4).maddesi ile dü enlenen denkleştirme tazminatının müdahaleci veya kamu düzenine ilişkin norm olduğunu, bu hükmü bertaraf eden anlaşmaların geçersiz olduğunu ifade eden görüşe itibar edilmesi halinde 18/07/2016 tarihli ICC hakem kararının denkleştirme tazminatına ilişkin 119-112.paragraflarının kamu düzeni sebebiyle kısmen tenfizinin reddedilebileceği belirtilmiştir.Yabancı Hakemlerce hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan kararların Türkiye’de icra olunabilmesi, yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Türk Hukukunda Yabancı Hakem Kararlarının tenfizine ilişkin 3 ayrı düzenleme bulunmaktadır. 5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanunun 60-63 maddeleri arasında yabancı hakem kararlarının tenfizi düzenlenmiştir. Ayrıca Türkiye tarafından onaylanan (RG. 25.09.1991-21002) yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi hakkındaki New York Konvansiyonunda da bu konuda düzenleme bulunmaktadır. Yabancı Hakem Kararlarının tanınması ve tenfizi hususunda Türkiye'nin bazı devletlerle yaptığı iki taraflı anlaşmaların bir kısmında da buna ilişkin hükümler yer almaktadır. Hakem Kararının verilmiş bulunduğu İngiltere ile Türkiye arasında adli yardımlaşma anlaşması bulunmamaktadır. Dava konusu olan ve Londra(İngiltere)'da verilen Hakem Kararının tenfizine ilişkin istemin 5718 Sayılı MÖHUK veya New York Konvansiyonuna göre incelenmesi konusu öncelikle çözümlenmelidir. Anayasamızın 90/V maddesine göre, usulüne uygun olarak onaylanan Milletlararası Anlaşmalar Kanun Hükmündedir. 5718 Sayılı Yasanın 12. Maddesi de bu hükme paralel bir düzenleme getirmiştir. Buna göre, Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu Milletlerarası Anlaşma Hükümleri saklıdır. Bu durumda, 5718 Sayılı MÖHUK'un kapsamına göre konularla ilgili bir Milletlerarası Anlaşmanın varlığı halinde öncelikle bu anlaşma uygulanacaktadır. Bununla beraber,  New York  Konvansiyonunun uygulanabilmesi için kararın verildiği ülkenin de bu sözleşmenin tarafı olması gerekir. Olayda, Hakem Kararı İngiltere'de verilmiştir ve İngiltere New York Sözleşmesine taraftır. Bu nedenle verilen Hakem Kararlarının Türkiye'de hangi koşullarla sonuç doğuracağı New York Konvansiyonu hükümleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Türkiye ve  İngiltere New York Konvansiyonun tarafı olmakla hakem kararların tenfizinde iki devlet arasında anlaşmaya dayanan mütekabiliyet bulunmaktadır. İngiltere'de verilen hakem kararının Türkiye'de tenfizine karar verilebilmesi için New York Konvansiyonunun IV ve V maddelerindeki koşulların gerçekleşmesi gerekir.Konvansiyonun IV. Maddesine göre; tenfizi istenen yabancı hakem kararının aslı veya usulünce onanmış sureti,  Tahkim Anlaşmasının aslı veya usulünce onanmış sureti, Hakem Kararı ve Hakem Anlaşmasının tercümelerinin tenfiz dilekçesine eklenmesi gerekir. Davacı tarafından Hakem Kararının aslı dosyaya ibraz edilmiş ve mahkeme kasasına alınmıştır. Ayrıca  Tahkim Anlaşmasının İngilizce ve Türkçe metinleri, Hakem Kararının İngilizce metni, Türkçe tercümesi ve kararın icra edilebilir olduğuna ilişkin apostil şerhi dosyada yer almaktadır. Konvansiyonun V. Maddesi aşağıdaki şekildedir:\"1. Aleyhine hakem kararı ileri sürülen taraf talepte bulunmaz ve zikri geçen kararın tanınması ve icrası istenen memleketin yetkili makamı önünde aşağıdaki hususları ispat etmez ise, hakem kararının tanınması ve icrası isteği reddolunamaz:(a) II. maddede derpiş olunan anlaşmayı akdeden tarafların haklarında tatbiki gereken kanuna göre ehliyetsiz olduğu, yahut da zikri geçen anlaşmanın taraflarca tabi kılındığı kanuna ve eğer bu babta sarahat mevcut değilse hakem kararının verildiği yer kanununa göre hükümsüz bulunduğu; veya (b) Aleyhine hakem hükmü öne sürülen tarafın hakemin tayininden veya hakemlik prosedüründen usulü dairesinde haberdar edilmemiş olduğu, yahut da diğer bir sebep yüzünden iddia ve müdafâa vasıtalarını ikame etmek, imkânını elde edememiş bulunduğu; veya<br>(c) Hakem karasının hakem mukavelesinde veya hakem şartında derpiş edilmiyen bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu yahut hakem mukavelesi veya hakem şartının şümulünü aşan hükümleri muhtevi bulunduğu; bununla beraber hakem kararının hakemliğe tabi bulunan meseleler hakkındaki hükümleri bunun dışında kalan hükümlerinden ayırt edebilecek durumda ise bunların tanınması ve icrası cihetine gidilebilir; yahut(d) Hakem mahkemesinin teşekkülünün veya hakemlik usulünün tarafların anlaşmasına ve anlaşma olmayan hallerde hakemliğin cereyan ettiği yer kanunu hükümlerine uygun bulunmadığı; veya(e) Hakem kararının taraflar için henüz mecburî olmadığı veya, bunun, verildiği memleket kanunu yahut tabi olduğu kanun yönünden yetkili bir makam tarafından iptal veya hükmünün icrasının geri bırakılmış bulunduğu.2. Hakem kararının tanınması ve icrası istenen memleketin yetkili makamı tarafından aşağıdaki hallerin bulunduğu görülecek olursa, tanıma ve icra isteği kezalik reddolunabilir:(a) Tanıma ve icra isteğinin öne sürüldüğü memleketin kanununa göre uyuşmazlık konusunun hakemlik yolu ile halle elverişli bulunmaması; veya(b) Hakem kararının tanınması ve icrasının zikri geçen memleketin amme intizamı kaidelerine aykırı olması.\" Dosya kapsamına alınan Jaguar Cars Exports Limited ile davalı arasındaki 25/06/1985 Tarihli Franchise Sözleşmesinin \"Tahkim\" başlıklı 11/K maddesi ile;  Jaguar ve distribütörün  bu anlaşma ile ilgili olarak aralarındaki her tür anlaşmazlığı görüşme yolu ile ya da başka bir şekilde dostane biçimde çözmek üzere daima çaba göstermesi gerektiği, bu şekilde çözümlenemeyen her türlü ihtilafın İngiltere Uluslararası Ticaret Odası Ulusal Komitesi olan Başkanın kurallarına uygun olarak tayin edilen bir veya bir kaç hakem tarafından Uluslararası Ticaret Odası kuralları kapsamında kesin olarak çözümleneceği, Tahkim yerinin Londra olduğu  kararlaştırılmıştır. Aynı sözleşmenin  \"Geçerli Hukuk\" başlıklı  11/L maddesi ile; anlaşmanın İngiliz hukukuna tabi olacağı ve bu hukuka uygun olarak tefsir edileceği, Jaguar ve distribütörün  İngiliz Mahkemelerinin münhasır olmayan yetkilerini kabul ettikleri kararlaştırılmıştır. Her ne kadar alınan mahkememizce alınan bilirkişi raporunda; anlaşmanın 11/K ve 11/L maddelerinin 'patolojik tahkim sözleşmesi' niteliği taşıdığı, zira tahkim şartı ile İngiliz mahkemelerinin münhasır olmayan yetkisinin birlikte kabul edilmesi ile,  tahkim iradesinin varlığı hususunda tereddüt oluştuğu belirtilmiş ise de; mahkememizce bu tespit yerinde görülmemiştir.  Sözleşmenin 11/K maddesinde; sözleşmeden doğan uyuşmazlıkların çözüm sürecinde öncelikle görüşme ve sulh çabası gösterileceği, buradan bir sonuç alınamaması halinde ihtilafın Uluslararası Ticaret Odası kuralları kapsamında bir veya birden fazla hakem tarafından ve kesin olarak  çözüleceği kararlaştırılmıştır. Yine taraflar sözleşmeden doğan uyuşmazlıkların çözümünde İngiliz hukukunun uygulanacağını da açıkça kararlaştırmışlardır. Sözleşmenin 11/L-ii bendinde yer alan İngiliz mahkemelerinin münhasır olmayan yetkisine ilişkin yetki şartı tahkim iradesinin tereddüde düşürecek mahiyette olmayıp, tahkim yargılaması nedeniyle ortaya çıkacak uyuşmazlıklarda, örneğin  hakem tarafından verilen  karara karşı hukuki yollara başvurulması halinde İngiliz mahkemelerinin münhasır olmayan yetkisinin kabul edildiği anlamını taşımaktadır.  Dosya kapsamına alınan  25/02/2013 tarihli iki sayfadan oluşan yenileme anlaşması incelendiğinde; Jaguar Cars Exports Limited'in   25/06/1985 tarihli sözleşmeden doğan tüm hak ve borçlarını  ...'e devretmesi nedeniyle,  25/06/1985 tarihli sözleşmenin ve bu sözleşmeye dayalı olarak yapılan tüm mutabakatların bu kez davacı ... ile davalı arasında devamına yönelik bir anlaşma yapıldığı görülmektedir. Başka ifade ile  25/02/2013 anlaşma ile,  25/06/1985 tarihli sözleşme sona erdirilmemiş, aksine bu sözleşme ve bu sözleşme kapsamında yapılan mutabakatlara atıf yapılarak, sözleşmenin bundan sonra ... ile devam edeceği kararlaştırılmıştır. 25/02/2013 tarihli yenileme anlaşmasının 4.fıkrasının alt bentlerinde sayılan istisnalar haricinde önceki sözleşme ve mutabakatların aynen geçerli olacağı da açıkça belirtilmiştir. Anılan yenileme anlaşmasının 7 ve 8. fıkralarında ise yenileme anlaşmasından doğan uyuşmazlıkların İngiliz hukukuna göre çözüleceği  düzenlenmiş ve İngiliz mahkemelerinin yargı yetkisi kabul edilmiştir. Burada yer alan İngiliz mahkemelerinin yetkisine yönelik yetki şartı sadece 25/02/2013 tarihli anlaşmadan doğan uyuşmazlıklara yönelik olup,  25/06/1985 tarihli sözleşmeden doğan uyuşmazlıklara teşmil edilmemiştir. Başka ifade ile 25/06/1985 tarihli sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar için kararlaştırılan tahkim şartı  hala geçerlidir. Nitekim 25/02/2013 tarihli yenileme anlaşmasının 4.fıkrasının alt bentlerinde belirtilen istisnalar arasında tahkim şartı yer almamaktadır. Şu halde yenileme anlaşmasında yer alan yetki şartı gerekçe gösterilerek, franchise sözleşmesinde yer alan tahkim şartının geçersiz hale geldiği ileri sürülemez. Davalının, sözleşmeyi imzalayan davalı şirket yetkilisinin İngilizce bilmemesi nedeniyle tahkim şartının geçerli olmadığı yönündeki savunması dinlenebilir değildir. Zira basiretli davranmak yükümlüğü altında olan davalı şirket, yetkili İngilizce bilmiyor ise sözleşmenin tercümesini temin ederek, yetkili tarafından sözleşmenin incelenmesini sağlamak yükümlülüğü altındadır. Davalı taraf tahkim yargılamasından usulüne uygun olarak haberdar edilmiş, tahkim yargılamasına katılmayacağını hakem heyetine bildirmiştir. Hakem kararı davalı yana 20/07/2016 tarihinde  tebliğ edilmiştir. Davalı tarafça hakem kararına karşı itiraz yoluna başvurulmadığından karar kesinleşmiştir. Bu nedenle davalı  tarafın  hakemin tayininden veya hakemlik prosedüründen usulüne uygun şekilde haberdar edilmemiş olduğundan, veya iddia ve savunma hakkının kısıtlandığından bahsedilemeyeceği gibi,  hakem kararının taraflar için henüz mecburî olmadığı veya, bunun, verildiği ülke hukuku yahut tabi olduğu hukuk yönünden yetkili bir makam tarafından iptal veya hükmünün icrasının geri bırakılmış bulunduğu da ileri sürülemez. Yukarıda yapılan tüm saptamalar çerçevesinde; dava konusu hakem kararının tenfizi yönünden Konvansiyonun V/1-a,b,c,d,e bentlerinde sayılan tenfiz engellerinden herhangi birisinin somut olayda mevcut olmadığı anlaşılmıştır. New York Konvansiyonunun V/2-1 bendi kapsamında yapılan değerlendirmeye göre; uyuşmazlık taraflar arasındaki Franchise sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Ülkemiz hukuku açısından anılan sözleşmenin tahkim yoluyla çözümü mümkündür. Davalı tarafça; Türk Ticaret Kanunun 122/4 maddesinin kamu düzenine ilişkin olduğu, yabancı hakem kararının New York Konvansiyonunun V/2-1 bendi ile MÖHUK 60 ve devamı maddeleri kapsamında,   Türk hukukunun   kamu düzenine yönelik kurallarına  aykırı olduğu, ayrıca İngiliz hukukunda denkleştirme tazminatına yer verilmediğinden, tahkim şartı  ile sözleşmeden doğan denkleştirme tazminatı hakkının ortadan kaldırıldığı savunulmuştur. TTK'nun 122/4 maddesinde düzenlenen denkleştirme tazminatının kamu düzenine ilişkin olup olmadığı hususu öğretide tartışmalı olmakla birlikte, öncelikle belirtmek gerekir ki, yabancı hakem kararına konu uyuşmazlık 25/06/1985 tarihli Franchise sözleşmesinden doğmuş olsa da, denkleştirme tazminatı tahkim yargılamasının konusunu oluşturmamaktadır. Davacı tahkim yargılamasında; sözleşmeden doğan bakiye fatura alacaklarının faizi ile tahsili, sözleşme ihlali nedeniyle tazminat, davalının Jaguar markasına ait veya onunla iltibas oluşturabilecek ünvanları,  reklamları, paraf  ve cihazları kullanmasının önlenmesi, davalıya ait showroomlardan tüm reklam, işaret ve bildirimlerin kaldırılması, davalının elinde olup davacıya ait bulunan malların iade veya imha edilmesi, Jaguar markasına tecavüz oluşturacak tüm emtianın davacıya iadesi taleplerini ileri sürmüş, hakem tarafından bu talepler çerçevesinde yargılama yapılarak karar verilmiş, denkleştirme tazminatı yönünde herhangi bir karar verilmemiştir. Öte yandan hakem tarafından, tarafların sözleşmenin tabi olduğu hukukun İngiliz hukuku olacağını kararlaştırdıkları, İngiliz hukukuna tabi bir sözleşmenin uygulanmasının da İngiliz hukukuna tabi olacağı; ancak bu durumun yabancı hukukların görmezden gelinmesini gerektirmediği, İngiliz hukukunun, bir sözleşmenin ifa yeri hukukundaki emredici kanunlara saygı göstereceği, Türk Ticaret Kanunun 122. Maddesinin zaruri bir kural olduğunun kabul edildiği, sözleşme ile bu kuralın aksinin kararlaştırılamayacağının tespit edildiği, davalı tahkim yargılaması esnasında denkleştirme tazminatına yönelik talepte bulunmuş olsa idi bu talebin tahkim yargılaması esnasında değerlendirilerek mahsup veya uzlaşma konusu yapılabileceği; ancak davalının bu yönde bir talepte bulunmadığı belirtilmiştir. Şu halde tenfizi istenen hakem kararı,  TTK'nun 122/4 fıkrasında  yer alan  denkleştirme tazminatına ilişkin olmadığı gibi, şayet tahkim yargılaması esnasında davalı tarafça bu talep ileri sürülse idi, talebin değerlendirileceği de belirtilmiştir. Tüm bu saptamalar çerçevesinde Konvansiyonun V/2-b bendi kapsamında; yabancı hakem kararının  tenfizinin Türk Hukukunun kamu düzeni kaidelerine aykırılığından bahsedilemez. Mahkememizce yapılan tenfiz yargılaması sonucunda; yabancı hakem kararlarının tenfiz şartlarının oluşup oluşmadığına yönelik değerlendirmenin  Anayasamızın 90/V maddesi uyarınca, Türkiye tarafından onaylanan (RG. 25.09.1991-21002) ve İngiltere'nin de taraf olduğu,  yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi hakkındaki New York Konvansiyonu kapsamında yapılmak gerektiği, Konvansiyonun IV ve V. Maddelerinde tenfiz şartlarının ve tenfiz engellerinin düzenlendiği, bu düzenlemeler çerçevesinde yapılan incelemeye göre;  talep konusu yabancı hakem kararının tenfizi koşullarının oluştuğu ve herhangi bir tenfiz engelinin bulunmadığı tespit edilmiş, davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. \"  gerekçesiyle davanın kabulüne,  ICC 21211/TO sayılı dosyası üzerinden yürütülen 18.07.2016 tarihli tahkim kararının tenfizine, karar  verilmiştir.  Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin  davacının başvurusu üzerine Londra'da başlatılan tahkim yargılamasına katılmadığını, zira müvekkilinin tek satıcılık sözleşmesindeki tahkim şartının geçerli olmadığını, söz konusu yargılama neticesinde verilecek kararın müvekkili yönünden herhangi bir bağlayıcılığının bulunmadığını hakeme hitaben kaleme alınan 25.02.2016, 16.05.2016 ve 31.05.2016 tarihli üç yazıda dile getirdiğini, kaldı ki müvekkilinin davacıdan karşı alacağı olduğunu, davacının müvekkilden bir alacağı olsa bile bu alacağın müvekkilinin karşı alacağı ile takas edilmek suretiyle sona erdirildiğini de yetkisiz hakeme bildirdiğini,  mahkemece alınan bilirkişi raporunda da  tahkim sözleşmesi patolojik tahkim sözleşmesi niteliği taşıdığının belirtildiğini, tahkim şartının, tahkim iradesinin sözleşmede açık ve kesin olarak yer almaması (patolojik/hastalıklı tahkim kaydı niteliği göstermesi) nedeniyle geçersiz olduğunu, tahkimin istisnai bir yargılama yolu olduğundan geçerli bir tahkim sözleşmesinden bahsedilebilmesi için uyuşmazlığın mutlak şekilde tahkimde çözüme kavuşturulması gerektiği yönündeki iradenin sözleşmeye yansıması gerektiğini, oysa taraflar arasında akdedilen sözleşmede bu anlamda açık bir tahkim şartı bulunmadığını, sözleşmenin  11/(KY(i)'de taraflar arasında çözülemeyen ihtilâfların bir ya da birkaç hakem tarafından Uluslararası Ticaret Odası Tahkim Kurallarına göre çözüme kavuşturulacağı düzenlemesinin yer aldığını,  ne var ki hemen bir sonraki madde olan m. 11/(L)/(ii)'de ise  ''Jaguar ve Distribütör İngiliz mahkemelerinin gayri münhasır yetkisini kabul ederler''  hükmü ile birlikte bir de yetkili mahkeme şartına yer verildiğini, başka bir deyişle sözleşmede hem tahkim, hem de yetkili mahkeme şartı birlikte bulunduğundan tahkim şartının  mutlak, kesin bir yol olarak düzenlenmediğini,  Yargıtay'ın ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin bir kısmı somut olayla neredeyse tıpatıp aynı nitelikteki sözleşme hükümleri içeren olaylara yönelik olarak verdiği  kararlarında da bu hususun vurgulandığını, bu sebeplerle taraflar arasındaki sözleşmedeki tahkim kaydı geçersiz olduğundan davacının tenfiz talebinin reddi gerektiğini, kaldı ki yenileme sözleşmesi ile birlikte tek satıcılık sözleşmesindeki patolojik tahkim kaydının da kaldırılmış olduğun 1985 tarihli sözleşmenin dava dışı ... Limited ile akdedildiğini, 25.02.2013 tarihinde ise taraflar arasında bir yenileme sözleşmesi akdedildiğini,  bu sözleşme ile davalı ... Export Limited'in müvekkilinin taleplerine muhatap hale geldiğini, yenileme sözleşmesinde ''Yenileme Sözleşmesi'nin tüm tarafları, Yenileme Sözleşmesi'nden, Yenileme Sözleşmesi'nin yapılmasından veya geçerliliğinden veya Yenileme Sözleşmesi ile bağlantılı olabilecek (sözleşmesel olmayan ihtilaflar ve talepler de dahil olmak üzere) her türlü dava, uyuşmazlıkların çözümü ve yargılama işlemine bakma ve karar verme yetkisinin münhasıran İngiliz mahkemelerine ait olacağı konusunda anlaşmaya varmış olup taraflar İngiliz mahkemelerinin yetkisini gayrikabili rücu olarak kabul ederler'' hükmüne yer verildiğini, bu durumda, yenileme sözleşmesi ve bu sözleşme ile bağlantılı olabilecek tüm uyuşmazlıklarda İngiliz mahkemelerinin münhasır yetkisi kabul edildiğine göre bir an için ve tamamen   tek satıcılık sözleşmesindeki patolojik tahkim kaydı geçerli kabul edilseydi bile bu kez  yenileme sözleşmesindeki bu hüküm nedeniyle artık tahkim şartının geçerliliğinden söz edilemeyeceğini, bunun bilirkişi raporunda da belirtildiğini ancak mahkemece bu konuda da sözleşme hükmünü göz ardı edilerek  zorlama yorumla aksi yönde karar verildiğini,  tahkim sözleşmesi ayrı bir sözleşme olarak değil, sözleşme içinde bir “şart” olarak yer almış olsa bile asıl sözleşmeden bağımsız nitelikte olduğunu, çünkü tahkim sözleşmesi ile asıl sözleşmenin amaç ve konularının farklı olduğunu, davacı ...'in 25.06.1985 tarihli sözleşmenin ve dolayısıyla oradaki tahkim kaydı/sözleşmesinin tarafı da olmadığını, onun anılan sözleşme gereğince sözleşmenin tarafı olan ... Limited'in haklarını iktisabının yenileme sözleşmesine dayandığını, yenileme sözleşmesinde ise hukuken bağımsız nitelik taşıyan tahkim kaydı/sözleşmesine dayalı hakların da davacıya intikal edeceğine yönelik bir düzenleme olmadığını, aksine, yukarıda belirtildiği üzere, bu kez yenileme sözleşmesinde bir tahkim kaydına yer verilmeyip İngiliz mahkemelerinin münhasır yetkili kılındığını, hal böyle olunca mahkemenin bu gerekçelendirmesinin de ne denli hukuki temelden yoksun olduğunun kendiliğinden anlaşılacağını,  bir an için geçerli bir tahkim anlaşması olsaydı bile bu kez hakem kararının, TTK m. 122/4'te düzenlenen denkleştirme talebini ortadan kaldırır mahiyette olması itibariyle kamu düzeni gerekçesiyle tenfizinin reddine karar verilmesi gerektiğini,   nitekim raporda da  ''Doktrindeki görüşlerin kabul edilmesi halinde, yukarıda açıklanan tenfiz engelleri hariç, 18.7.2016 tarihli ICC hakem kararının denkleştirme tazminatına ilişkin kısımlarının kamu düzenine aykırı olduğu; özellikle 29 yıl süreyle devam eden ilişki dikkate alındığında 18.7.2016 tarihli ICC hakem kararının 119-122. paragraflarının hakem kararından ayrılabilir nitelikte olması sebebiyle denkleştirme tazminatına ilişkin kısmın kamu düzeni sebebiyle tenfizinin reddi sonucuna varılabilir.'' denildiğini,  mahkemenin bu meseleye yönelik olarak da hakem yargılamasında yaşanan serüveni de tamamıyla göz ardı ederek, hakem kararını tevil yoluna gittiğini,  halbuki hakem kararında yer verilen mezkür açıklamaların hiçbir gerçeklik temelinin olmadığının yargılama sürecinden görüldüğünü, buna göre müvekkilinin tahkim anlaşması geçerli olmadığı için hakem yargılamasına katılmayacağının yanında, zaten -varsa- kendi alacağı ile davacı alacağını takas etmek suretiyle sona erdirdiğini hakeme bildirdiğini, bu bildirimde alacağın hangi hukuki nedene  dayandığını da  etraflıca açıkladığını,  buna karşılık hakemin, söz konusu takas beyanını da hiçbir şekilde dikkate almadığını, dolayısıyla mahkeme kararında hakem yargılamasında söz konusu alacağa yönelik bir talepte bulunulmuş olsa idi bu talebin tahkim yargılaması esnasında değerlendirilerek mahsup veya uzlaşma konusu yapılabileceği gerekçelendirmesine yer verilirken hakem yargılamasının süreci ve karar metninin dikkatlice incelenmediğinin  göründüğünü, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava,  hukuki niteliği itibariyle, Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkında New York Sözleşmesi'nin IV ve V. maddeleri uyarınca, yabancı hakem kararının tenfizi talebine ilişkindir.  İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı,  davalı  vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, 18.07.2016 tarihli, ICC Uluslararası Tahkim Mahkemesi Tahkim Kurulunun 21211/TO  sayılı kararının tanınmasına ve tenfizine karar verilmesini talep etmiş; davalı, geçerli bir tahkim anlaşmasının bulunmadığını, tenfiz şartlarının oluşmadığını, tahkim şartının kamu düzenine aykırı olduğunu savunmuştur.Uyuşmazlık, taraflar arasında geçerli bir tahkim sözleşmesi bulunup bulunmadığı, bunun sonucuna göre yabancı hakem kararının tenfizi şartlarının gerçekleşip  gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasında  25.06.1985 tarihli ''Franchise Anlaşması'' başlıklı sözleşme ve 25.02.2013 tarihli yenileme sözleşmeleri kapsamında tek satıcılık ve distribütörlük ilişkisi bulunduğu, davacının davalının sözleşmeye aykırı davranışları bulunduğu iddiasıyla tahkim yoluna başvurularak tenfizi istenen kararın alındığı anlaşılmaktadır. Davalı ile ... Limited arasında 25.06.1985 tarihli ''Franchise Anlaşması'' başlıklı bir sözleşme imzalandığı, bu sözleşme ile davalının, adı geçen şirkete ait araçların Türkiyede satışını ve  servis hizmeti verilmesi edimlerini üstlendiği, bu sözleşmenin ''Tahkim'' başlıklı 11/K maddesinin i) bendinde ''... ve distribütörün  bu anlaşma ile ilgili olarak aralarındaki her tür anlaşmazlığı görüşme yolu ile ya da başka bir şekilde dostane biçimde çözmek üzere daima çaba gösterecektir. ii) bendinde '' Bu şekilde çözümlenemeyen her türlü ihtilafın İngiltere Uluslararası Ticaret Odası Ulusal Komitesi olan Başkanın kurallarına uygun olarak tayin edilen bir veya bir kaç hakem tarafından Uluslararası Ticaret Odası kuralları kapsamında kesin olarak çözümlenecektir. Tahkim Londrada yapılacaktır.''  hükmünün,  ''Geçerli Hukuk'' başlıklı 11/ L maddesinin i) bendinde ''Bu Anlaşma, tüm hususta İngiliz Hukukuna tabi olacak ve bu hukuka uygun olarak tefsir edilecektir. '' hükmünün, ii) bendinde ise ''  Jaguar ve Distribütör İngiliz mahkemelerinin gayri münhasır yetkilerini kabul ederler.'' hükmünün yer aldığı görülmektedir. Daha sonra...Limited'in ... Limited olduğu, bu  ...'in davalı ile arasındaki 1985 tarihli sözleşmenin yenilenmesi amacıyla  25.02.2013 tarihli sözleşmenin imzalandığı, bu sözleşmede, taraflar arasında tadil edilen tüm mutabakatlara atıfta bulunulduğu,  bu sözleşmede ... şirketler grubunun,  ihracat işlerinin ana şirketi olan  ve eldeki dosyada davacı olan ... (JLRL)'e devretme niyetinde olduğunun belirtildiği, bu devrin 01.04.2013 tarihinde tamamlanacağı, bu sebeple sözleşmenin yürürlük tarihinin 01.04.2013 olarak tespit edildiği, buna göre  (...)'in mutabakatlar tahtında tüm geçmiş, mevcut ve gelecekteki haklarını ve yükümlülüklerini ... devrettiği, ..., ... yerine asıl tarafmış gibi mutabakatları icra etmeyi, şartları ile her şekilde bağlı olmayı ve .... yürülük tarihi dahil olmak üzere tahakkuk etmiş tüm yükümlülüklerini üstlenmeyi kabul ettiği,  bir diğer deyişle 1985 tarihli sözleşmede ... Limited ( yeni adıyla ... Limited'in yerine geçtiği, bu şekilde 1985 tarihli sözleşmenin yenilendiği,  bu sözleşmenin ... Limited, davalı şirket ile davacı şirket tarafından imzalandığı, sözleşmenin ikinci sayfasında '' ... İş bu yazı veya yazının düzenlenmesinden doğan ya da her hangi bir şekilde bunlarla ilgili  her türden ihtilaf, uyuşmazlık, dava işlemi veya talep (akdi olmayan ihtilaflar ya da talepler dahil) İngiliz yasalarınca hükmolunacak ve yorumlanacaktır.Bu yazının tüm tarafları, İngiltere mahkemelerinin işbu yazı veya işbu yazının düzenlenmesinden veya geçerliliğinden doğan ya da bunlarla bağlantılı her türlü dava, hukuk davası veya dava işlemine bakma ve karar verme ve/veya her türlü ihtilafı çözüme kavuşturma (akdi olmayan ihtilaflar veya talepler dahil) hususunda münhasır yargı yetkisine sahip olacağını gayri kabili rücu olarak kabul eder ve bu amaçlarla taraflardan her biri İngiltere mahkemelerinin yargı yetkisini gayri kabili rücu olarak kabul eder.'' hükmünün yer aldığı görülmektedir. Bu tespit ve bilgiler ışığından somut olayın incelenmesinde ; Somut uyuşmazlıkta, 21.05.1991 tarihli Resmî Gazete'de yayınlanan 10.06.1958 tarihli Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesi'nin uygulanması gerekmektedir. 5718 sayılı MÖHUK'un 1.maddesinde, Kanun'un uygulama alanı düzenlenmiş, anılan maddede, yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukukun, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, yabancı kararların tanınması ve tenfizinin bu kanunla düzenlendiği, Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası anlaşmaların özel hükümlerinin saklı olduğu belirtilmiştir. Bu düzenlemeye göre MÖHUK hükümlerinin ve New York Sözleşmesi'nin yarıştığı durumlarda Sözleşme hükümleri uygulanmalıdır. İlke olarak yabancı hakem kararlarının tenfizi istemlerinde tenfizi istenen kararın şeklî ve maddi anlamda kesinleşmesi gerekir. New York Sözleşmesi'nin IV/1-e maddesinde de yabancı hakem kararının tenfizi için,  kararın taraflar açısından bağlayıcı hâle gelmiş olması şartına bağlanmıştır. New York Sözleşmesi'nin IV. maddesine göre,  Türk mahkemelerinde açılacak tenfiz davasında, dava dilekçesi ile birlikte hakem kararının onaylanmış aslı veya aslına uygunluğu onaylanmış bir suretinin, hakem kararının dayandığı tahkim şartı veya sözleşmenin usulüne uygun aslı veya aslına uygunluğu onaylanmış bir suretinin, şayet karar ve tahkim şartı ya da sözleşmesi tenfiz ülkesinin resmi dilinde değilse, hakem kararı ile tahkim sözleşmesi veya şartının usulüne uygun ve onaylı tercümelerinin eklenmesi zorunludur. Davacı tarafça usulüne uygun şekilde kesin hakem kararının onaylı örneği, tercümesi ve tahkim şartı içeren sözleşmenin onaylı örneği  dosyaya ibraz edilmiştir. Yabancı hakem karalarının Türkiye’de sonuç doğurabilmesi o kararın Türk Mahkemelerinde tanınmasına veya tenfizine karar verilmiş olmasına bağlıdır. New York Sözleşmesi’nin 1.maddesinde uygulama alanı gösterilmiştir. 2. fıkrada yabancı hakem kararının tanımı yapılmıştır. Sözleşmenin V. maddesinde tenfiz engelleri (tenfiz talebinin reddi sebepleri ) sınırlı olarak sayılmıştır. Bunlar ; V/1- a) Sözleşmeye uygulanacak hukuka göre ehliyetsiz olduğunu ya da anlaşmanın tabi olduğu hukuka göre ve böyle bir seçim yapılmamışsa hakem kararının verildiği yer kanunlarına göre hükümsüz olduğu; b)Hakemin/ hakem  heyetinin seçiminden veya hakemlik prosedüründen usulü dairesinde haberdar edilmediğini ya da diğer bir sebeple iddia veya savunma hakkından yoksun bırakıldığını; c) Hakem kararının, tahkim sözleşmesinde ya da şartında yer almayan bir uyuşmazlığa ilişkin olduğunu ya da tahkim anlaşmasının veya tahkim şartının sınırlarını aşan hükümler içerdiğini, tahkim anlaşmasının ya da şartının sınırlarını aşan kısmın ayrılması mümkünse, tahkim anlaşması içinde kalan kısmın tanınmasına ya da tenfizine karar verilebileceği; d) Hakem heyetinin oluşumumun veya hakemlik usulünün tarafların anlaşmasına veya anlaşma olmayan hallerde tahkim yeri kanun hükümlerine uygun olmadığını; e) Hakem kararının taraflar için henüz mecburi olmadığı veya verildiği memleket kanunlarına göre ya da tahkimin tabi olduğu hukuk kurallarına göre yetkili bir merci tarafından iptaline karar verildiği yahut icranın geri bırakıldığı iddiası ve  mahkemece; V/II a) Tanıma ve tenfiz talebinin yapıldığı ülke kanunlarına göre hakem kararına konu uyuşmazlığın tahkime elverişli olmadığı; b) Hakem kararının kamu düzeni kurallarına aykırı olduğu, hususlarıdır.Görüldüğü üzere Sözleşme, iki grup tenfiz engeli düzenlemiştir. Birinci gruptakiler davalı tarafından savunma olarak ileri sürülüp ispat edilmesi gereken tenfiz engelleri, ikinci gruptakiler ise mahkemece resen gözetilecek tenfiz engelleridir.Bir diğer anlatımla;Mahkeme tarafından re’sen dikkate alınacak şartlar şunlardır: 1- Hakem kararının konusunu teşkil eden uyuşmazlığın tanıma veya tenfiz istenilen ülkenin hukukuna göre tahkim yoluyla çözümünün mümkün olmaması, 2- Hakem kararının kamu düzenine aykırı olmasıdır.Taraflarca iddia ve ispat edilecek tenfiz engelleri ise 1- Tahkim anlaşmasının taraflarının ehliyetsiz olması  veya tahkim anlaşmasının geçersiz olması, 2- Hakkında hakem kararının tenfizi istenen tarafın hakem seçiminden veya tahkim yargılamasından usulen haberdar edilmemiş olması veya delillerini sunma imkânından mahrum edilmesi, 3- Hakem kararının, tahkim anlaşmasında yer almayan bir hususa ilişkin olması veya tahkim anlaşmasının sınırlarını aşması, 4- Hakemlerin seçimi veya hakemlerin uyguladıkları usulün, tarafların anlaşmasına, böyle bir anlaşma yok ise hakem hükmünün verildiği yer hukukuna aykırı olması, 5-Hakem kararının tabi olduğu veya verildiği yer hukuku hükümlerine göre kesinleşmemiş veya icra kabiliyeti kazanmamış veya verildiği yer mahkemesi tarafından iptal edilmiş olmasıdır. Somut olayda davalı, gerek tahkim yargılamasında gerekse eldeki davada geçerli bir tahkim sözleşmesi bulunmadığını savunmuştur. Davalı, bu savunmasını tahkim yargılamasında da ileri sürmüştür. Newyork Konvansiyonu'nun  V(1) maddesinin (a) bendinde tahkim anlaşmasının geçerliliği, taraflarca kararlaştırılan hukuka, taraflarca hukuk seçimi yapılmaması hâlinde tahkim yeri hukukuna tabidir. Somut olayda taraflar yukarıda yer verilen gerek 1985 tarihli sözleşmede gerekse yenileme sözleşmesinde uygulanacak hukuk olarak  İngiliz hukukunu seçmişlerdir. Konuya ilişkin olarak alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, tahkim anlaşmasının geçerliliğine ilişkin olarak uygulanacak hukuk olan1996 tarihli İngiliz Tahkim Kanunu'nda tahkim anlaşmasının yalnızca şekli geçerliliğinin düzenlendiği, konuya ilişkin olarak 1996 tarihli İngiliz Tahkim Kanunu hükümlerinden hareketle kesin bir sonuca varılamamakla birlikte  gerek yabancı  ve yerli literatürde gerekse mahkeme kararlarında tahkim iradesinin tereddüte yer vermeyecek şekilde ortaya konulması aranmaktadır.Taraflar arasındaki 25.06.1985 tarihli sözleşmenin 11 K  maddesinin ii) bendinde  ICC tahkimi konusunda taraflar anlaşmasına rağmen  11 L maddesinin  ii)  bendinde İngiliz mahkemelerinin münhasır olmayan yetkisini kabul etmiş olmaları sebebiyle tahkim iradelerinin tereddüte yer vermeyecek şekilde ortaya koymadıkları,  bu sebeple tahkim şartının geçerli ve uygulanabilir olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Bu şartın geçerli olduğu kabul edilse dahi; taraflar arasında daha sonra imza edilen 25.02.2013 tarihli yenileme sözleşmesinin 8. Paragrafında yer alan ''...Bu yazının tüm tarafları, İngiltere mahkemelerinin iş bu yazı veya işbu yazının düzenlenmesinden veya geçerliliğinden doğan ya da bunlarla bağlantılı her türlü dava, hukuk davası veya dava işlemine bakma ve karar verme ve/veya her türlü, ihtilafı çözüme kavuşturma  (akdi olmayan talepler ve ihtilaflar dahil ) hususunda münhasır yargı yetkisine sahip olacağının gayri kabili rücu olarak kabul eder ve bu amaçlarla taraflardan her biri  İngiltere mahkemelerinin yargı yetkisini gayri kabili rücu olarak kabul eder.'' hükmünde de belirtildiği üzere, taraflar arasında doğacak uyuşmazlıklarda İngiliz mahkemelerine münhasır yetki verildiği, mahkemenin kabulünün aksine, yenileme sözleşmesi ile 1985 tarihli sözleşmenin 11 K ve 11 L maddelerinin hükmünün kalmadığı anlaşılmaktadır.  Bu nedenle, taraflar arasındaki tahkim şartının geçerli olmadığı ve tenfiz şartlarının oluşmadığı kanaatine varıldığından, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan gerekçelerle,  HMK'nın 353.1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı  vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, neticede davanın  reddine  dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda;1-Davanın reddine, 2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avanslarının yatıran taraflara iadesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davalı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, b-Davalı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harcı gideri, 48,75 TL posta gideri olmak üzere toplam 210,85 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,8-Dosyanın, karar kesinleştikten sonra, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 11.07.2024 tarihinde, oybirliğiyle  ve temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8b4c253ad6b216ad","SID":"9bb922091a440d02"}}