{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/639 <br>KARAR NO: 2024/922<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 15.01.2021<br>NUMARASI: 2019/121 Esas - 2021/39 Karar <br>DAVA: Menfi Tespit (İşletmenin devrinden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin eşi ve oğlu ile davalı ... ve yanındaki şahıs ...’den 19/10/2016 tarihinde “... Mah. ... Cad. No... A1 Bakırköy/İstanbul” adresinde bulunan \"...\" adlı restoranı 260.000 TL karşılığı içindeki tüm demirbaşlar ve işletme hakkı ile devraldığını, bu devir işleminin taşınmazın mal sahibi ...’nın da bilgisi dahilinde gerçekleştiğini ve 01/11/2016 tarihli yazılı sözleşme imzalandığını, sözleşmede belirlenen 260.000 TL’lik bedelin 60.000 TL’sinin kira sözleşmesi depoziti olarak  ...’ya verildiğini, müvekkilinin kalan bedel için kendisinde nakit bulunmadığını, bundan dolayı elinde bulunan 3 adet satışa hazır aracın bulunduğunu ve bu araçları piyasada uygun zamanda uygun fiyatta satışını yapıp ödemesini yapabileceğini belirttiğini ve davalının da bu hususu kabul ettiğini, bu doğrultuda kalan 200.000 TL’lik bedelin kısmen nakit kısmet nakit karşılığı araç ve birtakım borçların ödenmesi şeklinde gerçekleştirildiğini, bu hesaplamaya dair ...’nin el yazısı ve imzası ile düzenlenen 19/10/2016 tarihli devir başlıklı belge sunulduğunu, müvekkilinin kendisine düşen tüm edimlerini bu çerçevede noksansız şekilde yerine getirdiğini, davalının, müvekkilini özellikle araç satışı konusunda sıkıştırdığını, bu sebeple müvekkiline ait araçların düşük bedellerle satılmak zorunda kalındığını, bu satışlardan müvekkilinin zarara uğradığını, örnek olması ve zararın görülebilmesi bakımından 10/02/2017 tarihli ... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesinin sunulduğunu, bu devir işlemi sırasında davalının restoranın özellik ve nitelikleri ile müşteri çevresi hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunarak müvekkilini yanılttığını ve müvekkilinin bu hususlara inanarak sözleşmeyi imzalandığını,  restoranın işletme ruhsatı var denilmesine rağmen işletme ruhsatının olmadığının ortaya çıktığını, restorantın işletme ruhsatının olmamasından dolayı müvekkilim maddi ve manevi olarak ciddi şekilde zarar gördüğünü, bunların yanı sıra devir sözleşmesinde kendilerinin olduğunu iddia edip bedelini müvekkilden aldıkları ayran makinesi ile soğutucuların gerçekte onların olmadığının ve ilgili firmalar tarafından emanet olarak konulduğunun ortaya çıktığını, bu makinelerin müvekkilinin elinden firmalar tarafından alınmaya çalışıldığını, müvekkilinin bu durumun ticari hayatını sekteye uğratabileceği gerçeğiyle gerek nakit gerekse de senet ile makine ve buzdolaplarının borcunu ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin samimi bir şekilde nakit parasının olmadığını, kendisine süre verilmesini istediğini ve bu hususu davalının da kabul etmesine rağmen davalının daha sonraki süreçte sürekli olarak müvekkilini sıkıştırdığını ve bu sıkıştırmalar neticesinde müvekkilinin zor durumda bırakıldığını, ... marka aracının piyasa değeri 38.000 TL iken baskı sonucu galeriye 30.000 TL bedelle,  ... marka aracının piyasa değeri 28.000 TL iken baskı sonucu 15.000 TL bedelle, ... marka aracının piyasa değeri 48.000 TL iken 27.000 TL bedelle satılmak zorunda kalındığını, bu satışlardan müvekkilinin yaklaşık 35.000 TL zarara uğradığını, davalının hesaplama konusundan müvekkilini yanıltarak 10.000 TL fazla bedel alındığını, devir başlıklı ve  ... el yazısı olan belgenin toplamının 10.000 TL fazla hesaplandığını ve bu bedelin müvekkilinden alındığını, 19/10/2016 tarihli devir başlıklı belgeye göre devir işlemi 260.000 TL'ye mal olacakken 299.000 TL'ye mal edildiğini, buna göre yapılan fazla ödemenin istirdadı gerektiğini beyanla açılan davanın kabulü ile İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası nedeniyle müvekkilin davalıya  herhangi bir  borcu olmadığının tespitine, dava konusu senedin iadesine, müvekkilin fazla yaptığı ödemelerin davalıdan istirdatına, müvekkilinin, davalının sözleşmeye aykırı davranmasından dolayı uğramış olduğu zararlar dolayısıyla davalının fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL maddi tazminat ödemesine, %20’den aşağı olmamak üzere haksız ve kötü niyetle başlatılan icra takibi dolayısıyla davalı  aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı tarafın dilekçesinde bahsettiği ticari ilişkinin müvekkili ... ile ... arasında olduğunu, davacı ... arasında olmadığını, dolayısıyla eldeki davanın geçmişteki ticari ilişkiye dayandırılarak ... tarafından açılmasında ya da ... tarafından açılırken geçmişteki ticari ilişkiye dayandırılmasında hukuka uyarlık bulunmadığını, dava konusu yapılan işyerinin açılışının satıştan sonra dava dışı ... adına yapıldığını, taraflar arasında 19/10/2016 tarihli bir devir sözleşmesi olmadığını, davacının dayandığı 19/10/2016 tarihli belgenin müsvedde not kağıdı gibi birtakım yazıların bulunduğu, taraflardan hiçbirisinin imzasını taşımayan, altında isim olarak sadece ... bir belge olduğunu, ne davacının ne de dava dışı ...'nun imzasının taşımayan bu belgenin imzası bulunmayan müvekkili ile ilişkilendirilmesi ve davaya dayanak yapılmasının olanaksız olduğunu, ... isimli kişinin müvekkilinin yanında sigortalı olarak çalışan ... olabileceğini, işletmeyi temsil anlamında hiçbir yetkisinin olmadığını, davacının devir sözleşmesi olarak yansıtmaya ve kabul ettirmeye çalıştığı belgenin aslında mal sahibi ... ve ... arasında yapılan kira sözleşmesi olduğunu, müvekkilinin de bu sözleşmeye kefil olduğunu, mal sahibinin 60.000 TL depozito istemesi üzerine müvekkilinin başlangıçta verdiği 38.000 TL depozitoya ek olarak 22.000 TL daha ek depozito bedeli olarak ...'ya kendi hesabından gönderdiğini, ilk ay kirasının ödenmemesi üzerine 11.000 TL'nin müvekkili tarafından ödendiğini, müvekkili ile ... arasındaki \"...\" adlı işyerinin satışının 04/10/2016 tarihli sözleşmeye göre yapıldığını, davacının iddia ettiği gibi 260.000 TL değil, 255.000 TL bedel üzerinden anlaşıldığını, bunun 217.000 TL'sinin satış bedeli, 38.000 TL'sinin müvekkilinin mal sahibi uhdesinde bulunan kira depozito bedeli olduğunu, alıcının ilk 10.000 TL'lik ödemeyi yaptığını, 40.000 TL'lik nakdi ödemediği gibi 6 adet senedi de vermediğini, müvekkilinin devirden kalan 245.000 TL, mal sahibine ödediği ek depozito 22.000 TL, alıcılar yerine ödediği ilk ay kirası 11.000 TL, yemek sepetine ödenen 8.500 TL ve .... Elektriğe ödenen 4.509,53 TL olmak üzere ... ve ...  291.009,53 TL alacaklı olduğunu, sözleşmede işletme ruhsatı ile ilgili davacıya birşey söylenmediğini ve taahhüt de edilmediğini, ayran makinası ve soğutucunun \"...\" firmasına ait olduğunun üzerlerinden anlaşılacağını, satış sözleşmesinde bunların müvekkiline ait olduğu ve alıcılara bırakıldığı gibi bir ibare bulunmadığını, araçların değerinin altında satılmasının müvekkilini ilgilendirmediğini, zaten elde ettiği paradan müvekkiline tek bir kuruş ödemede yapmadığını, yemek sepetine ödenen 8.500 TL ve ... Elektriğe ödenen 4.509,53 TL olmak üzere toplamda 13.009,53 TL'lik davacının borcunun müvekkili tarafından ödenmesi ve davacıdan tahsil edilememesi sebebiyle  İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiğini, davacının nitelikli dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma suçlarından müvekkilini şikayet etmiş ise de Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/15860 soruşturma sayılı dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini beyanla açılan davanın reddine, haksız ve kötü niyetli olarak takibin durdurulmasına sebep verildiğinden %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına  karar verilmesini talep  etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Uyuşmazlığın taraflar arasında işletme devri sözleşmesinin bulunup bulunmadığı, davacının iradesinin fesada uğratılıp uğratılmadığı, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına konu edilen senet sebebiyle davacının borçlu olup olmadığı, senedin iadesinin gerekip gerekmediği, istirdat ve maddi tazminat talepleri kapsamında davacı tarafından davalıya yapılan fazla ödeme olup olmadığı, yine sözleşmeye aykırılıktan kaynaklı olarak davacının maddi tazminat talep edip edemeyeceği ve miktarı hususlarında olduğunun tespitine ilişkindir.Davalının restoranın işletme ruhsatının olduğunu söylemesine rağmen işletme ruhsatının olmadığı ve bu sebeple davacının maddi-manevi olarak ciddi şekilde zarar gördüğü, davalının devir sözleşmesinde geçen ve kendilerinin olduğunu söylediği ayran makinası ve soğutucuların gerçekte davalıya ait olmaması sebebiyle firmalar tarafından geri alınmak istenmesi üzerine gerek nakit gerekse de senet ile davacı tarafından ödeme yapıldığı, devir yapılırken su, elektrik ve doğalgaz gibi fatura borçlarının olmadığı söylenmesine rağmen ortaya çıkan borçlar sebebiyle davacı tarafından borçların ödendiği, davalının müşteri çevresi potansiyeli konusunda gerçeğe aykırı beyanda bulunması sebebiyle davacının sözleşmeyi imzaladığı ve davalının restoranın günlük kazancının en az 1.000 TL olduğunu söylemesine rağmen 250 TL'yi bulmadığı, bu sebeplerle davacının maddi zararı olduğu, davacının ...  marka aracının piyasa değeri 38.000 TL iken baskı sonucu galeriye 30.000 TL bedelle,  ... marka aracının piyasa değeri 28.000 TL iken baskı sonucu 15.000 TL bedelle, ... marka aracının piyasa değeri 48.000 TL iken 27.000 TL bedelle satılmak zorunda kalınması sebebiyle bu satışlardan davacının yaklaşık 35.000 TL zarara uğradığı, davalının sözleşme imzalanırken davacıyı dolandırması sebebiyle davacının maddi olarak zarara uğradığı, 19/10/2016 tarihli devir başlıklı belgeye göre devir işlemi 260.000 TL'ye mal olacakken 299.000 TL'ye mal edildiği ve buna göre yapılan fazla ödemenin istirdadı gerektiği iddialarına dayalı olarak davacı, davalı tarafından maddi olarak zarara uğratıldığını ileri sürmüş olup diğer taraftan 11/09/2017 düzenleme tarihli, 01/07/2018 vade tarihli ve 10.000 TL bedelli senet sebebiyle davacı borcunun olmadığını iddia etmiştir. Davalı vekili ticari ilişkinin müvekkili ... ile davacının eşi ... arasında olduğunu iddia etmiş olup davacı vekili sunmuş olduğu 03/04/2019 tarihli cevaba cevap dilekçesinde \"... \" isimli ticari işletme için müvekkilinin eşinin sözleşmeye imza attığını beyan ederek bu şekilde davalı vekili tarafından ileri sürülen iddiaları ikrar ettiği, ayrıca yine davalının savunmalarında belirttiği üzere İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında davacının sunduğu itiraz dilekçesinde, davalı ile herhangi bir iş veya sözleşme yapmadığına ilişkin beyanlarının da davalının iddialarını doğruladığı, buna göre  \"...\" isimli ticari işletmenin devrinin davalı ile davacının eşi dava dışı ... arasında gerçekleştiği ve bu devire ilişkin taraflar arasında sözleşme ilişkisinin olduğu hususunun çekişmesiz olduğu, bu sözleşme kapsamında maddi olarak zarara uğratıldığı iddiaları ile davacının, davalıdan talepte bulunmasının sözleşmenin tarafı olmaması sebebiyle mümkün olmadığı, bu haliyle aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, kaldı ki mevcut delil durumuna göre davacının iddiaları ispata muhtaç olduğu gibi, basiretli bir tacir gibi davranmak yükümlülüğünde olan davacının taleplerinin dinlenebilirliğinin de bulunmadığı, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına konu olan 11/09/2017 düzenleme tarihli, 01/07/2018 vade tarihli ve 10.000 TL bedelli senedin davacı tarafından tüm borcun ödenmesine rağmen hesap yanlışlıkları yapılması sebebiyle fazladan verildiği ve davalı tarafından iade edileceği söylenmesine rağmen icra takibine konulduğu iddia edilmiş olup dava konusu edilen senedin davalı lehine düzenlendiği, senedin ön yüzünde davacı ile birlikte ,,,'nun isim ve imzalarının bulunduğu, senedin \"nakden\" kaydını içerdiği anlaşılmakla bu kayıt karşısında borcu olmadığını ispat külfetinin davacı üzerinde olduğu, iddianın kanun gereği tanıkla ispatlanamayacağı, ancak yazılı delillerle ispatlanabileceği, davacının ise dava konusu senede ilişkin iddialarını yazılı delillerle ispat edemediği,  davacının iddiasının soyut ve ispata muhtaç olduğu, davacı tarafça yemin deliline dayanılmış olmakla davalı tarafa yemin teklifinde bulunup bulunmayacağı hususunda beyanda bulunmak, yemin teklif edecek ise yemin metnini ibraz etmek üzere 2 haftalık kesin süre verilerek sonuçlarının da ihtar edildiği, davacının 2 haftalık kesin süre geçtikten sonra yemin metnini ibraz etmesi sebebiyle yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı kabul edilerek dosya kapsamında yer alan mevcut delillere göre davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmaması ve davasını ispatlayamaması sebebiyle davanın reddine dair karar vermek gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur.Davalı vekili ibraz ettiği cevap dilekçesinde davacının haksız ve kötü niyetli olarak takibin durdurulmasına sebep verdiğinden %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş olup, kısa kararda bu talep hakkında değerlendirme sehven yapılmamış ise de, 28/07/2020 tarihli ve 31199 sayılı Resmi Gazedete yayınlanarak yürürlüğe giren değişiklik kapsamındaki HMK 305/A gereğince talep değerlendirilmiş olup aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.Mahkememizce İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında takip konusu alacağın %15'i oranında teminat mahkeme veznesine yatırıldığı takdirde icra veznesindeki paranın dava sonuçlanıncaya kadar alacaklıya ödenmemesi yönünde karar verilmiş olup mahkememiz veznesine gerekli teminatın yatırıldığı anlaşıldıktan sonra 28/02/2019 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğüne ihtiyati tedbir kararının uygulanması için müzekkere yazılarak 01/03/2019 tarihli karar ile Mahkememizce verilen tedbir kararı uygulanmış ise de dosya borcunun ödendiği Müdürlüğün 22/03/2019 tarihli kararından anlaşılmakla tedbirin uygulanması ile dosya borcunun ödenmesi arasında geçen sürenin çok kısa bir zaman olması dikkate alındığında davalı tarafın tazminat talebinin reddine dair karar vermek gerekmiştir.\" gerekçesiyle davanın reddine, davalının icra inkâr tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir.Bu  karara karşı, davacı asil tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  asil, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kira ve satış kontratı gereği kesilen fatura miktarının 150.000,00 TLolduğunu, bunu gider olarak gösteremediğini, demirbaşlardan dolayı zarara uğradığını, ... alınmış olan demirbaş ayran makinesi, buz dolaplarının kendisine fatura edildiğini, başka bir şirketin kendinden alarak fatura ettikleri demirbaşların imzalı senetlerini aldığını, deliller karartılarak menfaat sağlandığını ve suç işlendiğini, Fatura edilen iki adet motorun birinin ruhsatını kendisine vermediklerini, bunun belgeli olduğunu, Corona virüs rahatsızlığından gelemediği gün satışın baştan sona hileli olarak yapıldığını, buna ilişkin delillerin aşikar olduğunu,  Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulünü, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 72. maddesi uyarınca bonoya dayalı takibe karşı menfi tespit, ticari işletmenin devri ilişkisinde fazla ödemelerin istirdadı ve aynı ilişki kapsamında maddi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı tarafından, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı eldeki davada, taraflar arasında ... isimli iş yerinin devri ilişkisi bulunduğunu, bu ilişki kapsamında kendi edimlerini yerine getirdiğini ancak davalının özellikle kendisini araç satışları kapsamında sıkıştırdığını, bu nedenle üç adet aracın piyasa fiyatından düşük satılmak zorunda kaldığını, işletmenin ruhsatı ve geliri konusunda davalı tarafından yanıltıldığını, işletmedeki ayran makinesi ve soğutucular konusunda da yanıltıldığını, bu cihazları dava dışı firmaların geri almaması için ödeme yapmak zorunda kaldığını,  19/10/2016 tarihli devir başlıklı belgeye göre devir işlemi 260.000 TL'ye mal olacakken 299.000 TL'ye mal edildiğini ve buna göre yapılan fazla ödemenin istirdadı gerektiğini, bunun dışında takip konusu yapılan 11/09/2017 düzenleme tarihli, 01/07/2018 vade tarihli ve 10.000 TL bedelli senet sebebiyle davalıya  borcunun olmadığını ileri sürülmüştür.  Davalı vekili savunmasında, ticari ilişkinin müvekkili ... ile davacının eşi ... arasında olduğunu iddia etmiş ve davacının ileri sürdüğü zarar iddiaları kapsamında bir taahhüdünün bulunmadığını, davacının edim yükümlülüklerini yerine getirmediğini ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesince, davalının ticari ilişkinin davacının eşi ile kurulduğu, davacının ticari ilişkinin tarafı olmadığı beyanları ile davacı vekilinin sunmuş olduğu 03/04/2019 tarihli cevaba cevap dilekçesinde \"...\" isimli ticari işletme için müvekkilinin eşinin sözleşmeye imza attığını beyan ederek bu şekilde davalı vekili tarafından ileri sürülen iddiaları ikrar ettiği, ayrıca yine davalının savunmalarında belirttiği üzere İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında davacının sunduğu itiraz dilekçesinde, davalı ile herhangi bir iş veya sözleşme yapmadığına ilişkin beyanlarının da davalının iddialarını doğruladığı, buna göre  \" ...\" isimli ticari işletmenin devrinin davalı ile davacının eşi dava dışı ... arasında gerçekleştiği ve bu devire ilişkin taraflar arasında sözleşme ilişkisinin olduğu hususunun çekişmesiz olduğu, bu sözleşme kapsamında maddi olarak zarara uğratıldığı iddiaları ile davacının, davalıdan talepte bulunmasının sözleşmenin tarafı olmaması sebebiyle mümkün olmadığı, bu haliyle aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, kaldı ki mevcut delil durumuna göre davacının iddiaları ispata muhtaç olduğu gibi, basiretli bir tacir gibi davranmak yükümlülüğünde olan davacının taleplerinin dinlenebilirliğinin de bulunmadığı, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasına konu olan 11/09/2017 düzenleme tarihli, 01/07/2018 vade tarihli ve 10.000 TL bedelli senedin davacı tarafından tüm borcun ödenmesine rağmen hesap yanlışlıkları yapılması sebebiyle fazladan verildiği ve davalı tarafından iade edileceği söylenmesine rağmen icra takibine konulduğu iddia edildiğini, ancak dava konusu edilen senedin davalı lehine düzenlendiği, senedin ön yüzünde davacı ile birlikte ..., ...  ve ...  isim ve imzalarının bulunduğu, senedin \"nakden\" kaydını içerdiği anlaşılmakla bu kayıt karşısında borcu olmadığını ispat külfetinin davacı üzerinde olduğu, iddianın kanun gereği tanıkla ispatlanamayacağı, ancak yazılı delillerle ispatlanabileceği, davacının ise dava konusu senede ilişkin iddialarını yazılı delillerle ispat edemediği,  davacının iddiasının soyut ve ispata muhtaç olduğu, davacı tarafça yemin deliline dayanılmış olmakla davalı tarafa yemin teklifinde bulunup bulunmayacağı hususunda beyanda bulunmak, yemin teklif edecek ise yemin metnini ibraz etmek üzere 2 haftalık kesin süre verilerek sonuçlarının da ihtar edildiği, davacının 2 haftalık kesin süre geçtikten sonra yemin metnini ibraz etmesi sebebiyle yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı kabul edilerek dosya kapsamında yer alan mevcut delillere göre davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmaması ve davasını ispatlayamaması sebebiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Öncelikle davacının yargılama aşamasında delil olarak dayandığı 19.10.2016 tarihli devir başlıklı belgede, tarafları bağlayıcı bir imza bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacının yargılama aşamasında ve istinaf dilekçesi ekinde sunduğu 04.10.2016 tarihli \"SATIŞ SÖZLEŞMESİ\" başlıklı belgede ise alıcı sıfatıyla davacı ..., satıcı sıfatıyla davalı ...'ın yer aldığı, şahit olarak dava dışı ... isimli şahsın imzasının bulunduğu, davacının ve davalının bu sözleşmede imzalarının bulunduğu anlaşılmakta olup sözleşmenin konusunun ise davaya konu işletmenin devri olduğu anlaşılmaktadır. Sözleşmede kapora ve taksit senetleri kararlaştırılmış, her iki taraf sözleşmeyi koşulsuz olarak imzalamıştır. Sözleşmede, davaya konu işletmenin alıcısının davacı ... olduğu açıkça belirtilmiş, alıcının ...'nun eşi olduğuna dair herhangi bir kayda yer verilmemiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin işletmeyi eşi ve oğlu ile birlikte aldığını belirtmiş, işletmeyi devir alanın eşi olduğuna dair başkaca bir açıklamaya yer vermemiştir. Davalının cevap dilekçesinde işletmeyi devralanın davacı değil, davacının eşi olduğunu belirtmiş olup, davacı vekili, 03.04.2019 tarihli cevaba cevap dilekçesinde, işletmeyi kendisinin devraldığını, eşi ...  sözleşmeye asıl olarak taraf olmadığını, müvekkili asıl devralanın davacı olup eşi ...'nun sadece sözleşmeyi imzaladığını, işletmenin de müvekkili tarafından işletildiğini, ödemelerin müvekkili tarafından yapıldığını belirtmiştir. İlk derece mahkemesince, cevaba cevap dilekçesindeki bu beyandan ve davanın konusu olmayan ve tamamen başka bir icra takibi olan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı ilamsız icra takibine karşı davacının verdiği itiraz dilekçesi içeriğinden hareketle, davacının işletme devir sözleşmesinin tarafı olmadığına ve bu nedenle aktif dava ehliyetinin (davacı sıfatının) bulunmadığına dair gerekçe yazılmış ise de gerek cevaba cevap dilekçesindeki beyan gerekse iş bu davanın konusu olmayan İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyasına verilen itiraz dilekçesi, böyle bir sonuca varmaya elverişli değildir. Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin işletmeyi devraldığını belirtmiş, bunun yanında eşinden ve oğlundan söz etmiş, ayrıca cevaba cevap dilekçesinde işletmeyi devralanın davacı olduğunu, eşinin sadece sözleşmeyi imzaladığını ancak akdî ilişkiye dâhil olmadığını belirtmiştir. HMK'nın 33. maddesi uyarınca, hâkim, Türk hukukunu resen uygular. Bunun sonucu olarak, taraflarca ileri sürülen iddiaların hukuki nitelemesini yapmak görevi mahkemeye aittir. Davacının beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, devir sözleşmesinin eşi tarafından davacı adına atıldığı, yani temsilci sıfatıyla hareket edildiği iddiasının ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır. Nitekim sözleşmede işletmeyi devralan kişinin davacı olduğu açıkça yazılı olup davalı da sözleşmeyi bu hâliyle satıcı sıfatıyla imzalamıştır. Yani davalı da işletmeyi devralanın davacı olduğunu ve imzayı atan eşinin temsilen hareket ettiğini bilmektedir. Temscinin yetkisinin bulunmadığını ileri sürme hakkı temsil edilene ait olup TBK'nın 46. maddesi uyarınca, yetkisiz temsil hâlinde, temsil olunanın onamıyla sözleşme geçerli hâle gelir. Somut olayda davacı, sözleşme yapılırken eşinin kendisini temsil ettiğini dolaylı olarak belirtmekte ve onaylamaktadır. Bu nedenle sözleşmenin, iş bu davanın tarafları arasında kurulduğunun kabulü gerekir. Sözleşmenin açık düzenlemesine rağmen davacının sözleşmenin tarafı olmadığı ve bu nedenle sıfatı bulunmadığına dair ilk derece mahkemesi kararındaki gerekçe isabetsiz olup gerekçenin HMK'nın 33 ve 353/1.b.2. maddeleri uyarınca bu şekilde resen düzeltilmesi gerekmiştir.  Bu durumda, davalının, taraflar arasında gerçekleşen işletme devir sözleşmesindeki edimlerine aykırı davranıp davranmadığı, bu bağlamda davacının bir fazla ödemesinin olup olmadığı, buna göre davacının istirdat ve tazminat taleplerinin yerinde olup olmadığının  çözüme kavuşturulması gerekir. TMK'nın 6 ve HMK'nın 190. maddesi uyarınca, ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın üzerindedir. Somut olayda davacı, davalının sözleşmeye aykırı davrandığını ve bunun sonucunda bir zararının oluştuğunu ve ayrıca fazla ödeme yaptığını kanıtlamakla yükümlüdür. Davacı tazminat talebini işletme bünyesindeki bazı cihazların üçüncü şahıslara ait olduğu, bu nedenle fazla bedel ödemek durumunda kaldığı ve ayrıca sözleşme bedelinin ödenmesi konusunda davalının davacıyı haksız olarak sıkıştırması sonucu devir bedelini ödeyebilmek için kendisine ait taşıt araçlarını ucuz satmak zorunda kaldığı iddialarına dayandırmaktadır. Davacı, işletme bünyesindeki bazı cihazların mülkiyeti konusunda davalının kendisini aldattığını, yanılttığını kanıtlayan herhangi bir delil sunmamıştır. Tedbirli bir işletmeci gibi, devraldığı işletmedeki demirbaşları kontrol etmekle yükümlü olan davacının, ticari işletme gereği tedarikçi başka firmalara ait cihazların mülkiyeti konusunda gerekli bilgiye sahip olmalıdır. Bu konudaki iddiasını davacı kanıtlayamamıştır. Sözleşmede devir bedelinin ödenmesi için verilen senetlerin vadeleri belli olup davalının vadeden önce ödeme için davacıya baskı yapması söz konusu olamayacağı gibi, vadelerin uzatılacağı konusunda taraflar arasında bir anlaşma olduğuna ve davalının buna uymayıp davacıya baskı uyguladığına dair somut bir kanıt sunulmamıştır. Ayrıca davacıya ait araçların satımı nedeniyle zarar oluştuğu kanıtlanmadığı gibi araç satışlarının davalının haksız baskıları sonucunda gerçekleştiğine  dair somut bir kanıt da ileri sürülmemiştir. Bu durumda ilk derece mahkemesince ikinci gerekçe olarak yazılan, davacının tazminat iddialarını kanıtlayamadığına dair gerekçe isabetli bulunmuş, davacının aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Bunun sonucunda davacı fazla ödeme yaptığını kanıtlayamadığı gibi tazminat talebini de kanıtlayamadığından, ilk derece mahkemesince istirdat ve tazminat taleplerinin reddine dair verilen karar isabetli bulunmuştur. İstirdat ve tazminat talepleri dışında davacının diğer talebi ise  İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyasına konu bono nedeniyle menfi tespit talebine ilişkindir. Davacı, dava dilekçesinde bu bononun ticari işletmenin devri ile ilgili olarak verildiğini, ancak bono nedeniyle borçlu olmadığını, davalının bu bonoyu iade etmeyi kabul ettiğini ileri sürmüş ise de davalının bonoyu iade etmeyi kabul ettiğine dair ispata elverişli herhangi bir delil sunulmamıştır. Dosyaya sunulan el yazılı defter kayıtları ispata yeterli değildir. Davacı 13.12.2019 tarihli duruşmadaki beyanında, bu senedin, davacıdan devraldığı işletmeyi üçüncü bir şahsa devrettikten sonra davalıya verildiğini ileri sürmüş ise de bu husus davalının kabulünde değildir. İlk derece mahkemesinin senet metninde yer alan \"Nakden\" kaydını esas alarak yazdığı karar gerekçesi isabetli olup ilk derece mahkemesince menfi tespit talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Kaldı ki davacı, istinaf başvuru dilekçesinde senetle ilgili olarak ileri sürülen menfi tespit talebi hakkında ilk derece mahkemesince verilen karara karşı herhangi bir istinaf sebebi ileri sürülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenini ilgilendirmediği sürece, ilk  derece mahkemesinin kararı, istinaf edilmeyen nedenler bakımından incelenemez. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinin resen yukarıdaki şekilde düzeltilmesi gerektiğinden, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının gerekçesi düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında yukarıdaki gerekçe ile Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına ve neticede davanın reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 33, 355 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, kararın gerekçesinin re'sen düzeltilmesi gerektiğinden, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının gerekçesi düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın reddine, 2-Davalı tarafın icra inkâr tazminatı talebinin reddine,3-Alınması gereken 427,60 TL harcın, davacı tarafından dava açılırken yatırılan 239,60 TL peşin harç ile sonradan yatırılan 1.383,00 TL tamamlama harcının toplamından oluşan 1.622,60 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 1.195,00 TL harcın, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 12.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Davacı  tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avanslarının, yatıran taraflara iadesine,7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsiline, Hazineye irat kaydına,8- İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davacı tarafından yatırılmış olan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,b-Davacı tarafından sarf edilen kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,10-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 03.06.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3d4926c7200db49c","SID":"f9a163ecd3f791c0"}}