{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/410 Esas <br>KARAR NO: 2024/1111 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br> B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2018/1068 Esas - 2021/818  Karar <br>TARİHİ: 21/09/2021<br>DAVA: Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 28/06/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,  müvekkili şirketin Kartal Ticari Şubesinin ... numaralı hesabın sahibi olduğunu, müvekkili şirket yetkilisinin hesaplardan fazla para çekildiğine ilişkin tespiti neticesinde banka hesaplarını inceleme gereği duyduğunu, yapılan inceleme neticesinde davalı bankanın müvekkili şirket yetkililerinin herhangi bir onay almaksızın hesaplardan bir takım ödemeler kestiği tespit edildiğini, yapılan araştırma neticesinde müvekkilimin hesabından ipotek fek bedeli adı altında bir takım kesintiler yapıldığı tespit edildiğini, 07.06.2017 tarihinde müvekkilinin döviz hesabından 10.000,- Amerikarı Doları, Türk Lirasına çevrilmek suretiyle ipotek fek bedeli adı altında 35.017,50 TL'si kesinti yapıldığını, yapılan tespite dayalı olarak davalı bankaya Kartal ... Noterliğinin 15.08.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarı keşide edildiğini, davalı bankaya keşide edilen işbu ihtamame banka yetkililerine 17.08.2018 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi herhangi bir açıklayıcı cevapta verilmediğini, bu nedenlerle müvekkilinin hesabından onun onayı olmaksızın ipotek fek bedeli adı altında alınan 10.000.-Amerikan Doları ile 4.106,55 TL'sinin, müvekkilinin hesabından rıza dışında kesim tarihi olan 07.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı tarafından müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,  davacı ile müvekkili banka arasında 28.04.2014 tarihli 2.000.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmış olup Genel Kredi Sözleşmesi ve limiti çerçevesinde davacı şirket müvekkili bankadan pek çok Ticari Kredi kullandığını, davacı taraf güncel risk bakiyesine karşılık 382.000,00 TL'yi nakit teminat olarak yatırdığı ve müvekkili banka da davacıya ait 13 adet daire üzerindeki ipoteği kaldırdığını, bu sebeple 07.06.2017 tarihinde davacıdan 35.017,50-TL tutarında ipotek fek ücreti tahsil edildiğini, alınan fek ücretinin usul ve yasaya uygun olduğunu,  TCMB gerek kredi kullarıdırma şartlarını, gerekse de kar payı dışında sağlanacak menfaatlerin niteliklerini ve sınırlarını tamamen kredi veren banka ile müşterisinin inisiyatifine bıraktığını, bu kapsamda diğer tüm bankalar gibi müvekkili banka da TCMB'ye kar payı dışında alınacak ücret, komisyon ve masrafları bildirdiğini, bu tarifeye göre müvekkili bankanın her bir taşınmaza ilişkin ipotek fek ücreti olarak azami 3.500,00 TL alma hakkı bulunduğunu, bu husus Bankacılık Kanunu'nun 144. Maddesi ve TCMB Tebliğine uygun olup davacı ile imzalanan “Genel Kredi Sözleşmesi”nde de açıkça belirtildiğini, kaldı ki davacıdan çok sayıdaki taşınmaz (13 Adet Daire) için 35.017,50 TL ipotek fek ücreti tahsil etmiş olup bu tutar azami tutarın altında olduğunu, müvekkili banka, davacı ile sözleşme hürriyeti prensibi gereğince imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi hükümleri çerçevesinde iade talep edilen ipotek fek ücretini aldığını, yapılan tüm işlemler usule ve Bankacılık Mevzuatı teamüllere uygun olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı usul ve yasaya aykırı işbu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 21/09/2021 tarih ve 2018/1068 Esas - 2021/818  Karar  sayılı kararında; \"Toplanan tüm deliller, taraf iddia ve savunmaları ile alınan  bilirkişi kök ve ek  raporu birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında 28/04/2014 tarihli 2.000.000,00-TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davalı banka tarafından davacı firmaya kullandırılan kredilere ilişkin olarak iki ayrı olmak üzere toplam 16.000.000,00 TL ipotek tesis edildiği, taşınmazlar üzerine tesis edilen ipoteklerden davacı firmanın davalı nezdinde bulunan hesabından 03.08.2016 tarihi ile 21.04.2017 tarihi arası 26 adet bağımsız bölüm için BSMV dahil toplam 4.106,55-TL; 07.06.2017 tarihinde 13 adet bağımsız bölüm için  BSMV dahil 35.017,50-TL davalı bankanın tahsilat sağladığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın anılan tahsilatların geri iadesi noktasında toplandığı anlaşılmıştır. Türk Ticaret Kanunu'nun 18/2 maddesinde  her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi ve aynı yasanın 20. Maddesinde ise tacir olan veya olmayan bir kişiye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacirin  uygun bir ücret isteyebileceği ayrıca, tacirin, verdiği avanslar ve yaptığı giderler için, ödeme tarihinden itibaren faize hak kazanacağı düzenlenmiştir. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 11.5 maddesinde  “İşbu Sözleşmeye veya işbu Sözleşmeye ek olarak imzalanacak sözleşmelere istinaden kullandırılan kredilere ilişkin doğmuş ve doğacak komisyonlar protesto haberleşme nakliye depo ardiye ve muhafaza tahlil ekspertiz ipotek fek ücretleri ile sair ücret ve masraf da müşteriye ait olup, banka bunları müşteri hesabına resen borç kaydedebilecektir. Müşteri tüm bu alacakları talepte bankaya ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir.'' hükmünün düzenlendiği ancak alınacak ipotek fek ücretlerine ilişkin bir oran yahut tutarın sözleşmede belirtilmediği görülmüştür. Davacı firma tarafından alınan ipotek fek ücretlerine itirazda bulunulmakla, davalı banka ise alınan tutarların TCMB'ye bildirilen tutarların arasında kaldığını savunmaktadır. Her ne kadar davalı vekili tarafından alınan ücretlerin belirtilen tutarlar arasında kaldığından banka uygulamasının yerinde olduğu savunulmuş ise de emsal dosyalara ilişkin Yargıtay kararları göz önüne alındığında taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için davaya konu kredi yönünden emsal banka uygulamalarına göre uyuşmazlık konusu bedelin kredi müşterilerinden tahsiline dair teamül ve diğer bankalarca uygulanan oranlara göre davalı banka uygulamasının yerinde olup olmadığı hususunun (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 24/10/2016 Tarih, 2016/6174 Esas ve 2016/8375 Karar; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05/12/2016 Tarih, 2016/13077 Esas ve 2016/9331 Karar) denetlenmesinin gerektiği, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/13006  Esas,  2018/4273 Karar sayılı kararında da '' talep edilen ücretlerin işin niteliğine uygun ve makul olup olmadığının mahkemece, diğer bankalardan benzer türdeki kredi sözleşmelerinden kaynaklanan ipotek fek ücreti oranları sorulmak, kredinin teminatı olan ipoteğin fekki için banka tarafından yapılması gereken giderler araştırılmak ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 144. maddesi kapsamında, Bakanlar Kurulu'nun 16.10.2006 tarih ve 2006/11188 sayılı kararına istinaden Merkez Bankası'nın 2006/1 sayılı Tebliği'nin 4. maddesi de göz önünde bulundurulmak suretiyle davalı banka tarafından tahsil edilen ücretin fahiş olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi'' gerektiği belirtilmiştir. Bu doğrultuda yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde de davalı banka tarafından TCMB'ye tüzel kişiler yönünden ipotek fek ücreti için minumum 350-TL maksimum 3.500,00-TL olarak bildirdiği, davacı firmaya yönelik olarak alınan ipotek fek ücretinin 120-TL ile 2.565,38-TL arası değiştiği, diğer bankalara yazılan müzekkerelere ... A.Ş ve ...Bankası A.Ş tarafından verilen  cevaplarda ipotek fek ücretinin tarifede yer almadığının belirtildiği, ... Bankası A.Ş tarafından verilen cevapta ise tüzel kişiler yönünden minumum 300, maksimum 1000 TL ücret alındığının belirtildiği görülmüş,  dava konusu 3.08.2016 tarihi ile 21.04.2017 tarihi arası 26 adet bağımsız bölüm için BSMV dahil toplam 4.106,55-TL tahsilatın gerek davalı bankanın TCMB'ye bildirdiği sınırlar gerek diğer bankaların uygulamaları göz önüne alındığında yerinde olduğu ancak 13 adet bağımsız bölüm için tek seferde 07/06/2017 tarihinde 35.017,50-TL olarak  yapılan tahsilatın yerinde olmadığı, işlem başına 2.693,65-TL ücret tahsil edildiği ancak yapılan tahsilatın gerek ... Bankası A.Ş tarafından bildirilen ücret gerekse davalı bankanın aynı yıl içinde davacı firmaya yönelik tahsil ettiği ücretlerin çok üzerinde olduğu ( 07.04.2017 tarihinde 20 işlem için 2.400 TL ve 21.04.2017 tarihinde 1 işlem için 350-TL tahsil ettiği göz önüne alındığında) bilirkişi tarafından teamüller ve diğer bankalar ile kıyaslandığında TCMB'ye bildirilen işlem başına 350 TL ipotek fek ücretinin mahkememizce de benimsendiği ve bu doğrultuda yapılan hesaplamada 13 adet bağımsız bölüm için 13*350,00-TL=4.550-TL ipotek fek ücreti ve % 5 BSMV olmak üzere toplam 4.777,5-TL hesaplandığı, davacı firmadan 13 adet bağımsız bölüm için 35.017,50-TL tahsil edilmekle  davalı bankanın fazladan tahsil ettiği 30.240-TL'nin (35.017,50-TL- 4.777,5-TL) davacı firmaya iadesi gerektiği, her ne kadar davacı vekili tarafından 13 adet bağımsız bölüm için tahsil edilen ipotek fek ücretleri yönünden USD cinsinden talepte bulunulmuş ise de hesap ekstreleri ve dekontlar incelendiğinde davacı şirketin davalı nezdinde bulunan hesabından 07/06/2017 tarihinde davacı şirket yetkilisinin talebi üzerine hesapta bulunan meblağın TL'ye çevrildiği, nitekim bu hususa ilişkin davacı tarafın da itirazının olmadığı, yapılan işlemin salt ipotek fek ücreti için de yapılmadığı göz  önüne alındığında davacı vekilinin talebi yerinde görülmemiş, her ne kadar 07.06.2017 tarihinden itibaren yasal faiz talep edilmiş ise de davacı tarafından dava öncesinde davalı bankaya Kartal ... Noterliğinin 15.08.2018 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiği, ihtarnamede davalı bankaya 7 gün mehil verildiği, ihtarnamenin 17.08.2018 tarihinde tebliğ edildiği göz önüne alındığında davacının ihtarname keşide ederek ve davalıya süre vererek temerrüte düşürme yoluna seçtiği göz önüne alındığında temerrütün 7 günlük süre sonunda 25/08/2018 tarihinde oluştuğu kanaatine varılmıştır. Açıklanan gerekçeler ile açılan davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile 30.240-TL'nin 25/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi( taleple bağlı kalınarak) ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, \"Davanın kısmen kabulü ile, 30.240-TL'nin 25/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,\" karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkemenin kararında davanın kısmen kabulüne karar verdiğini; yerel mahkeme tarafından verilen kararın; haksız, hatalı, hukuka ve emsal Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu,  kararın eksik inceleme ile tesis edildiğini Yerel mahkemece; bilirkişi ek raporuna ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını ve öncelikli olarak TCMB'ye bildirilen masraf tablosu dikkate alınmadan emsal banka uygulmasına girişilmesinin ve emsal banka uygulamalarına göre karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Karar esas bilirkişi ek raporunda; davacıdan tahsil edilen ipotek fek ücretlerinin, Merkez Bankasına bildirilen tablo ile uyumlu olduğu, başka bir deyişle de davacıdan alınan fek ücretlerinin, Merkez Bankasına bildirilen minimum ve maksimum rakam aralığında kaldığının açıkça  tespit edildiğini ancak buna rağmen yerel mahkemece, bilirkişi ek raporuna ilişkin itirazlarını da görmezden gelerek emsal banka uygulamalarının sonucuna göre karar verilmesinin hatalı olduğunu çünkü dosya da mübrez diğer dilekçelerinde de belirttiklerini, taraflar arasında, bağlayıcı nitelikteki ilgili sözleşme hükmü ve  bu ücretler için hazırlananarak Merkez Bankasına bildirilmiş ilgili tablo mevcutken fahişlik incelemesi yapılamayacağını, Konuya ilişkin birebir emsal ve yakın tarihli bir Yargıtay kararı olan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 02.10.2018 Tarih 2016/12491 E. Ve 2018/5907 K. Sayılı içtihadında da belirtildiği üzere  ticari kredilerde bankalar tarafından alınacak olan komisyon ve masrafların hukukilik denetimi yapılırken 15.11.2014 tarihli Resmi Gazete'de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında Tebliğ (SAYI: 2006/1 )'de Değişiklik Yapılmasına Dair 2014/6 Sayılı Tebliğ'in 4. maddesine göre 2006/1 Sayılı Tebliğ'in 6. maddesi gereğince ilan ve yayım yapılmışsa, bankaların bu oranlar üzerinden komisyon, masraf vb. alabileceğinin kabulüyle hüküm kurulması, yapıl-ma-mışsa emsal banka uygulamalarının araştırılması gerektiğini, başka bir deyişle, tacirler arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmelerine istinaden  kullandırılan kredilerden alınan komisyon ve masraflarda (ipotek fek ücreti buna dahildir.) öncelikle taraflar arasındaki Genel Kredi Sözleşmesi hükümlerine bakılması gerektiğini; somut olayda davacı ile imzalanan  Genel Kredi Sözleşmende davacıdan ipotek fek ücreti alınacağının açıkça kararlaştırıldığını, Bununla birlikte alınacak ipotek fek ücreti tarifesi, TCMB ye bildirilen tarife ile ilan edildiğini; bu tarifeye göre 350 TL ila 3.500 TL arasında ipotek fek ücreti tahsil edilebileceğinin açıkça ilan edildiğini; davacıdan alınan ipotek fek ücretinin de taşınmaz başına, bu tarifeye uygun olduğunu; bu hususun bilirkişi raporunda da açıkça tespit edildiğini ancak buna rağmen yerel mahkemece; emsal içtihat da sunmalarına rağmen itirazlarının dikkate alınmadığını ve doğrudan emsal banka uygulaması araştırması dikkate alınarak hatalı karar verildiğini, ( emsal araştırmasının da hatalı olduğunu )Ezcümle işbu davada, emsal Yargıtay içtihadında da belirtildiği üzere; tacirler arası bir kredi sözleşmesi söz konusu olduğundan ve bu kapsamda usulüne uygun şekilde TCMB ye bildirilmiş bir tarife bulunmakta olduğundan öncelikle ve Genel Kredi Sözleşmesi hükümleri kapsamında, dava konusu alınan ipotek fek ücretlerinin TCMB ye bildirilen tarifeye uygun olup olmadığı yönünden değerlendirme yapılması gerektiğini belirttiklerini; usulüne uygun şekilde TCMB'ye bildirilmiş bir tarife mevcut olmasa veyahut dava konusu masraf (ipotek fek ücreti) bu tarifede bildirilmemiş olsa veyahut davacı taraf tacir sıfatına haiz olmasa (tüketici olsa) idi emsal araştırması yapılabileceğini; ancak somut olayda tacirler arası imzalanmış bir Genel Kredi Sözleşmesi ve usulüne uygun şekilde TCMB ye bildirilmiş bir tarife bulunmakta olduğundan davanın bu tarifeye göre değerlendirilmesini ve bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere alınan ücret tarifeye uygun olduğundan  davanın reddine karar  verilmesi gerektiğini; yerel mahkemece aksi yönde verilen kararın, hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, Konuya ilişkin birebir emsal ve yakın tarihli bir Yargıtay kararını dairemizin dikkatine sunduklarını, beyanları ve emsal içtihat uyarınca yerel mahkemenin hukuka aykırı ve hatalı şekilde verilmiş kararının kaldırılarak, işbu davanın reddine karar verilmesini arz ve talep ettiklerini, (YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ E. 2016/12491 K. 2018/5907 T. 2.10.2018)İleri sürerek,  yukarıda arz ve izah edilen ve re’sen dikkate alınacak nedenlerden dolayı, istinaf incelemesinin sonuna kadar olacak şekilde tehir-i icra taleplerinin kabulüne; itirazları kapsamında hukuka aykırı ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın esastan reddine; yargılama gider ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline; karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davalı hesabından muhtelif tarihlerde yapılan ipotek fek ücreti adı altındaki kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan; davalı bankadan kullandığı muhtelif kredilerin teminatı olarak davalı lehine tesis ettiği ipoteklerin fekki için, hesabından farklı tarihlerde 4.106,55 TL kesinti yapıldığı gibi, davacı hesabında bulunan 10.000,00-USD'nin TL'ye çevrilerek bu tutardan da 35.017,50 TL ipotek fek ücreti kesintisi yapıldığını, iade yapılması için davalıya çekilen ihtarın sonuçsuz kaldığını ileri sürmüş ve sözleşmesel dayanağı olmadığını iddia ettiği 10.000,00-USD ile 4.106,55-TL'nin kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı yan;  davacının, taraflar arasındaki  28/04/2014 tarihli 2.000.000,00-TL limitli genel kredi sözleşmesi kapsamında davacıya muhtelif tarihlerde ticari krediler kullandırıldığını, davacının  güncel risk bakiyesine karşılık bankaya 382.000,00-TL nakit teminat yatırarak, kullandığı kredilerin teminatını teşkil eden 13 adet bağımsız bölüm üzerindeki ipoteklerin kaldırılmasını istediğini, davalı yanın da bu ipotekleri kaldırdığını ve   07/06/2017 tarihinde davacı hesabından 35.017,50-TL tutarında ipotek fek ücreti tahsil ettiğini, alınan ücretin davalı tarafından TCMB'ye yapılan, kar payı dışında alınacak ücret, komisyon ve masraf tarifesine uygun olduğunu, bu tarifeye göre davalının her bir taşınmaza ilişkin ipotek fek ücreti olarak azami 3.500,00-TL alma hakkı bulunduğunu,  davacıdan taşınmaz başına tahsil edilen tutarın TCMB'ye bildirilen azami tutarın da altında kaldığını,  yapılan tüm işlemlerin sözleşmeye ve mevzuat ve teamüle uygun olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, taraflar arasındaki 28/04/2014 tarihli genel kredi sözleşmesi, davacıya kullandırılan kredilere ilişkin talimat ve ödeme planları, hesap ekstresi, davacının döviz hesabından 10.000,00-USD'nin TL'ye çevrilmesine ve TL hesabına virman edilmesine ilişkin bankaya verdiği talimat ve dekont sureti, davalı banka tarafından TCMB'ye bildirilen kar payı dışında alınacak ücret, komisyon ve masraflara ilişkin tarife dosya arasına alınmış, üç ayrı katılım bankasına 2017 yılı için ipotek fek ücreti oranları sorularak yazı cevapları dosya arasına alınmış, dosya bankacı bilirkişiye tevdi edilerek kök ve taraf itirazları üzerine ek rapor alınarak, kök rapor ile benzer kanaati içeren ek rapor doğrultusunda davanın kısmen kabulüne,  30.240,00-TL'nin 25/08/2018 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; mahkemece ek rapor karşı yapılan itirazların değerlendirilmediği, Yargıtay kararları doğrultusunda, banka tarafından 5411 Sayılı Kanun kapsamında çıkartılan Tebliğ'e göre TCMB'ye bildirilip ilan edilen tarifeyi aşan ücret alınıp alınmadığının denetlenmesi ile yetinilmesi gerekirken, emsal araştırmasına gidilmesinin hukuka aykırı olduğu, bildirilen ve ilan edilen tarife kapsamında kalan ipotek fek ücreti kesintisinin sözleşmeye ve mevzuata uygun olduğu davanın reddi gerektiği yönündedir.  6102 sayılı TTK'nın 20. maddesinde, tacir olan veya olmayan bir kişiye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir uygun bir ücret isteyebilir, hükmü düzenlenmiş olup tacir olan bankalar temel iştigal konuları olan kredi işlemleri dolayısıyla şartların mevcut olması halinde ücret isteyebilirler.Karar tarihinde yürürlükte olan 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan ve 2014/6 sayılı Tebliğ ile güncellenen 2006/1 sayılı Tebliğin 4. maddesinde reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırlarının serbestçe belirleneceği kabul edilmiştir. Yine aynı Tebliğin 6/2. maddesine göre bankalar, TCMB'ye bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları  faiz  oranlarını ve katılma hesaplarında uygulayacakları kâr ve zarara katılma oranlarını vadelerine göre tüm şubelerinde halkın görebileceği şekilde ilan eder ve bu oranları internet sitelerinde yayımlar. Bu durumda, ticari kredilerde bankalar tarafından alınacak olan faiz ve kar payı dışındaki masrafların  hukukilik denetimi yapılırken öncelikle, kredi sözleşmesiyle belirlenen bir oran olup olmadığı araştırılmalı, olması halinde bu oran üzerinden ücret tahsil edilebileceği kabul edilmeli, sözleşmeyle bir oran belirlenmediğinin tespiti halinde ise, bankanın ücretlere ilişkin olarak belirlediği ve ilan ettiği oranlar bulunup bulunmadığı tespit edilmeli, varsa yine bu oran üzerinden ücret tahsil edilebileceği kabul edilmeli, ilan edilen bir oran bulunmaması halinde ise tahsil edilen ücretlerin emsal banka uygulamalarına uygun olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Banka, kredi kullanımı sırasında sarf ettiği makul ve belgeli masrafları kredi kullanandan tahsil edebilir. (Bkz. Yargıtay 11. HD; 11/10/2018 Tarih, 2016/12666 E-2018/6233K.,Yargıtay 11. HD; 25/09/2018 Tarih, 2017/276 E-2018/5662 Karar sayılı ilamları) Taraflar arasındaki sözleşmenin 11.1 maddesinde, bu sözleşmeye veya bu sözleşmeye ek olarak imzalanacak sözleşmelere istinaden kullandırılan kredilere, bu kapsamda alınan teminatlara, sözleşmelere, belgelere ilişkin mevzuatın halihazırda öngördüğü veya daha sonra çıkaracağı her türlü vergi, resim harçlar ile fonlar dahil her türlü mali yükümlülüklerin ve masraflar ile bunlara gelecek zamların, ihdas ve ekler, cezalar ve gecikme hallerindeki ferilerin müşteriye ait olduğu; sözleşmenin 11.5 maddesinde, bu bu sözleşmeye veya bu sözleşmeye ek olarak imzalanacak sözleşmelere istinaden kullandırılan kredilere ilişkin doğmuş, doğacak komisyonların, protesto, haberleşme, nakliye, depo, ardiye ve muhafaza, tahlil, ekspertiz, ipotek fek ücretleri ile sair bilcümle ücret ve masrafların da müşteriye ait olduğu, bankanın bunları müşteri hesabına borç kaydedebileceği, müşterinin bu alacakları ilk talepte bankaya ödemeyi taahhüt ettiği düzenlenmiştir. Banka tarafından TCMB'ye bildirilip ilan edilen 24/04/2017 tarihli kredi işlemlerinde kar payı dışında sağlanacak ücret, komisyon ve masraflar ile alınacak bankacılık hizmet komisyonlarına ilişkin tarife incelendiğinde, 22/12/2014 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere ipotek fek işlemlerinde tüzel kişilerden asgari 350,00-TL, azami 3.500,00-TL ücret alınacağı düzenlenmiştir. Mahkeme tarafından yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde alınan kök ve ek raporlarda; davalı banka lehine tesis edilen  birden fazla ipotek bulunduğu, bankanın 03/08/2016 tarihinde iki ayrı ipoteğin fekki için toplam 829,50-TL, 17/10/2016 tarihinde bir ipoteğin fekki için 389,55-TL, 07/04/2017 tarihinde yirmi ayrı ipoteğin fekki için toplam 2.520,00-TL,  21/04/2016 tarihinde bir ipoteğin fekki için 367,50-TL, 07/06/2017 tarihinde on üç ayrı ipoteğin fekki için toplam 35.017,50-TL ipotek fek ücreti kesintisi yaptığı, tüm bu kesintilerin ipotek başına banka tarafından ilan edilen tarifedeki azami sınırın altında kaldığı, ancak 07/06/2017 tarihinde on üç ayrı ipotek için yapılan toplam kesintinin 35.017,50-TL olduğu, ipotek başına 2.565,38-TL ücret alındığı, bu ücretin emsal banka uygulamaları ve davalı bankanın önceki uygulamalarına göre fahiş olduğu, son on üç ayrı ipoteğin fekki işlemi için bankanın işlem başına 350,00-TL + %5 BSMV'den 4.777,50-TL  ücret kesintisi yapmasının uygun olduğu, fazla kesintinin iadesinin talep edilebileceği kanaati bildirilmiş, mahkemece de 35.017,50-TL'den 4.777,50-TL mahsup edilerek 34.240,00-TL'ye hükmedilmiş ise de; taraflar arasındaki sözleşmenin 11.5 maddesinde ipotek fek ücreti tahsil edileceğinin açıkça kararlaştırıldığı, öte yandan sözleşmede kesinti oranı kararlaştırılmamış ise de, yapılan kesintilerin, banka tarafından ilan ve TCMB'ye bildirilen kredi işlemlerinde kar payı dışında sağlanacak ücret, komisyon ve masraflar ile alınacak bankacılık hizmet komisyonlarına ilişkin tarifede belirlenen azami sınırın altında bulunduğu, bu durumda yapılan kesintinin fahiş olup olmadığını tespit için emsal banka uygulamalarına başvurulamayacağı, mahkemece davanın reddine karar verilmesine gerekirken, yazılı gerekçe ile kısmen kabul kararı verilmesinin yerinde olmadığı, davalı yanın bu yöndeki istinaf sebebinin haklı olduğu anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle, davalı yanın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce yeninden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Davalının istinaf başvurusunun  KABULÜ ile;  İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  21/09/2021 tarih 2018/1068 Esas - 2021/818  Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; 2- Davanın REDDİNE, İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 3-Dairemiz karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harcın, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.137,48-TL harçtan mahsubu ile bakiye 709,88‬-TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 fıkrasına göre hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Kullanılmayan gider avansı varsa yatıran tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 9-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 10-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve dosyanın istinafa gidiş dönüş gideri 55,50-TL toplamı 217,6‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 11-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 12-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara  tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/06/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f354153fff6c25a7","SID":"1732f49af02646b4"}}