{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/455 Esas <br>KARAR NO: 2024/1116 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2021/261 Esas -  2021/1132 Karar<br>TARİHİ: 01/12/2021<br>DAVA: İtirazın İptali (Hisse devrinden kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 28/06/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili tarafından suulan dava dilekçesinde özetle; davacının ... Aş hissedarı olduğunu, 30/03/2018 tarihinde 833.250,00 TL değerindeki hissesini davalıya devrettiğini, 21/10/2019 tarihli ve katılan herkesin imzasını ihtiva eden olağan genel kurul toplantısı hazır bulunanlar listesinden anlaşıldığı gibi davalının payları edinim tarihinin 30/03/2018, edinim şeklinin ise borsa dışı olduğunu, davalı tarafından imzalanmış açık tutanağa rağmen sözkonusu hisselerin değerinin müvekkiline ödenmediğini, Küçükçekmece ....İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibine başvurulduğunu, esas itibariyle bu meblağın hisselerin gerçek değeri olmadığını, hissenin gerek değerine ilişkin talep hakkının saklı olduğunu, davalının itirazı ile takibin durduğunu belirterek davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacının bedel karşılığında hisse devretmediğini, hisse devrinin herhangi bir bedel karşılığında gerçekleştirilmediğini, müvekkilinin yalnızca ilgili şirkete emeğini vermesi ve işlerini yürütmesi için davacının % 16,667 hissesini, diğer ortak ...’un da % 16,667 hissesini herhangi bir bedel talep etmeksizin devrettiğini, bedelsiz devir karşılığında müvekkilinin, davacının ve ...’un % 33,33 olarak eşit şekilde şirket hisselerine sahip olduğunu, davacının icra takibinin hisse devrinden 2,5 sene sonra olduğunu, bu hususun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının iddiasını ispata yarar somut delilinin bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 01/12/2021 tarih 2021/261 Esas - 2021/1132 Karar sayılı kararında; \"Dava, anonim şirket hisse devir bedelinin tahsiline yönelik başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlığın davacının dava dışı şirket hisselerini davalıya bedeli mukabilinde devredip devretmediği, devrin bedelsiz olup olmadığı, davacının hisse devri nedeniyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı hususuna ilişkin olduğu anlaşılmıştır  Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası UYAP sisteminden celp olunmuş, tetkikinden davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında ilamsız takip başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. Dava konusu uyuşmazlığın tespiti amacıyla dosya üzerinde ve dava dışı ... Anonim Şirketi defterleri üzerinde inceleme yapılarak bilirkişi raporu tanziminine karar verilmiştir. SMMM ... ile  şirketler uzmanı Prof. Dr.   ... tarafından düzenlenen raporda, dava dışı Şirket tarafından ibraz edilen ticari defterlerin usulüne uygun bir şekilde açılış tasdiklerinin yaptırıldığı, ticari defterlerinin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, dava dışı Şirket'in ticari defterlerinin delil niteliğinin Sayın Mahkemenizin takdirlerinde olduğu, her ne kadar davacı, davalıya devrettiği 016,667 hissesinin karşılığı olan 833.250,00 TL hisse devir bedelinin kendisine ödenmediğini iddia etmekte ise de, dosyada hisse devir sözleşmesine rastlanmadığı, dosyada sadece 2018/5 nolu yönetim kurulu kararının yer aldığı, ancak söz konusu yönetim kurulu kararında da hisse devir bedelinin yazmadığı, sadece  916,667 oranındaki hisselerin davalıya “devredildiği”nin ifade edildiği, bu ifadeden devrin ivazlı mı yoksa ivazsız mi gerçekleştirildiğinin anlaşılmadığı, dolayısıyla davacı iddialarını  ispata yarar herhangi bir belge sunmadığından davacının talebinin yerinde olmadığı belirtilmiştir. <br>Dava, anonim şirket hisse devir bedelinin tahsili istemiyle başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava dışı ... AŞ'nin kuruluş sözleşmesinin 6.maddesinde şirket hisse senetlerinin nama yazılı olduğu belirtilmiştir. TTK'nun 490.maddesinde kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe nama yazılı payların herhangi bir sınırlandırmaya bağlı kalmaksızın devredilebileceği, hukuki işlemle devrin, ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılabileceği düzenleme altına alınmıştır. Davacının dava dışı şirketteki % 16,5 hissesini davalıya 30/03/2018 tarihli hisse devri kararı ile devrettiği ve devrin pay defterine işlendiği, taraflar arasında hisse devrinin yapıldığı konusunda uyuşmazlık bulunmayıp, uyuşmazlık hisse devrinin ivazlı mı ivazsız mı yapıldığı noktasında toplanmaktadır. Davalı tarafça devrin ivazsız yapıldığı, ivazlı yapıldığına ilişkin bir delil bulunmadığı belirtilmiş ve mahkememizce alınan bilirkişi raporunda da bu hususa işaret olunmuş ise de, 30/03/2018 tarihli karar ile davacıya ait payın nominal değerle davalıya devredildiğinin belirtildiği, yönetim kurulunun 30/03/2018 tarihinde  \"... A7 seri numaralı 8.332.500 adet 833.250 TL tutarındaki nama yazılı hisse senedini ...'a devretmiştir\" şeklinde karar aldığı, devredilen hissenin ve nominal değerinin belirli olduğu, asıl olanın devrin ivazlı yapılması olup, ekonomik değere haiz ve değeri belirli hissenin ivazsız olarak yapıldığını iddia edenin iddiasını ispatla mükellef olduğu, hisselerin ivazlı devredildiğine ilişkin bir kayıt bulunmamakta ise de, ivazsız olarak devredildiğine ilişkin de bir kaydın bulunmadığı, bu sebeple mahkememizce devrin ivazlı olduğu kanaatine ulaşıldığı ve hisselerin nominal değerinin davalı tarafça ödendiği iddia ve ispat olunmamakla Küçükçekmece ... İcra Müd.nün ... E sayılı dosyasında davalının 833.250,00 TL asıl alacak kısmına itirazının iptaline, takibin 833.250,00 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı tarafın icra inkar tazminat talebinin alacak likit olmadığından reddine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur. \" gerekçesi ile;\"Açılan davanın KISMEN KABUL-KISMEN REDDİNE, 1-Küçükçekmece .... İcra Müd.nün ...  E sayılı dosyasında davalının 833.250,00 TL asıl alacak kısmına itirazının iptaline, takibin 833.250,00 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Davacı tarafın icra inkar tazminat talebinin alacak likit olmadığından reddine,\" karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı yanca müvekkil aleyhine ikame edilen iş bu itirazın iptali dosyasında mahkemece davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verildiğini,   mahkemece verilen bu kararın usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Dosyada mevcut bilirkişi raporuna tamamen zıt şekilde bir karar verildiğini,  düzenlenen raporda açık şekilde kurul kararından devrin ivazlı olup olmadığının anlaşılamadığının, davacı tarafından hisselerin bedel karşılığı devredildiğine dair herhangi bir belge sunulamadığının, dolayısıyla davacının iddialarını ispata yarar herhangi bir belge sunmadığından davacının talebinin yerinde olmadığının belirtildiğini, keza cevap dilekçesinde de aynı şekilde ... Anonim Şirketi'nin ekonomik durumunun çok iyi olmadığı dönemde gerçekleştirilen hisse devrinin herhangi bir bedel karşılığında yapılmadığının belirtildiğini, Müvekkili ...'ın yalnızca ilgili şirkete emeğini vermesi ve işleri yürütmesi karşılığında, ...'un %16,667 hissesini, diğer ortak ... %16,667 hissesini herhangi bir bedel talep etmeksizin müvekkiline devrettiklerini, yerel mahkemece yönetim kurulu kararına atıfta bulunularak devrin ivazlı olduğuna kanaat getirildiği bu sebeple davanın kabul edildiği belirtilmişmiş ise de, salt bu gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesinin mümkün olmadığını, devrin karar defterine işlenmesi açısından açıklayıcı olması adına tutar belirtilmesi gerektiğini, bu hususun tek başına devrin ivazlı olduğunu göstermediğini, Tarafların ticaret şirketi yöneticileri ve hissedarları olduklarını, söz konusu işlemin ivazlı yapılması halinde bu işlemin sözleşmeye dökülmesi, bedel karşılığı çek veya senet alınması ve benzeri ispatlayıcı işlemlerin bulunması gerektiğini, davacı yanın basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunduğunu, bu yükümlülük kapsamında da yazılı delil, herhangi bir ispat vasıtası olmadığından davanın reddi gerekmekte iken aksi şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğunu, Gerekçeli kararda atıf yapılan metinde aynen '' ...  seri numaralı 8.332.500 adet 833.250 TL tutarındaki nama yazılı hisse senedini ...'a devretmiştir. '' ibaresinin yer aldığını, burada belirtilen tutarın hisse değerini ifade etmediğini,  söz konusu hisse senetlerinin devredilmesinin bunun bedel karşılığı olduğu anlamına gelmeyeceğini, burada da rakamın yalnızca hisse senedinin değerini belirttiğini,  işlemin bedelini, karşılığını belirtmediğini, keza bilirkişi raporunda da yine '' yönetim kurulu kararında da hisse devir bedeli yazmamakta, sadece %16,67 oranındaki hisselerin davalıya '' devredildiği '' ifade edilmektedir. '' ibaresinin yer aldığını, bilirkişi raporunda da aynı şekilde bu ifadeden devrin ivazlı olduğunun anlaşılamayacağının belirtildiğini, bir başka deyişle atıf yapılan kararda '' ... Hisselerin ... TL bedelle devredildiği '' gibi bir ifade yer almadığını, anılı karar metninden, hiçbir şekilde yerel mahkemece çıkarılan anlamın çıkmadığını, yerel mahkemece anılı yönetim kurulu karar metninin yanlış yorumlandığını ve neticede verilen kararın hatalı olduğunu, Cevap dilekçesinde de belirttikleri üzere davacının,  30/03/2018 tarihinde hissesini devretmesine rağmen alamadığını iddia ettiği hisse bedelini 25/11/2020 tarihinde, aradan 2,5 yıldan fazla zaman geçtikten sonra talep ettiğini, keza davacı yanın dava dışı şirketi ve diğer ortakları yıpratmak için bir çok mesnetsiz dava açtığını ve davalarının  reddedildiğini, davacı yanca Kuzey Deri ve ortakları aleyhine açılan Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi  2020/959 esas,  Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi  2019/1007 esas, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi  2020/830 esas sayılı davaların reddedildiğini,  hayatın olağan akışında davacı yanın, hisse bedelini alamadığı durumda hemen harekete geçmesi gerektiğini,  birden çok mesnetsiz, mahkemelerce reddedilen davaları açmak yerine bedel talebinde bulunması gerektiğini, ancak bu hususların yerel mahkemece dikkate alınmadığını, Kararda yazılmış olan hisse bedelinin, gerçek anlamda şirketin hisse değerini de karşılamadığını, dava dışı şirketin mali olarak zor dönem yaşadığı sırada davacı yanın, bir kısım hisselerini elden çıkarmak adına bu işlemi ivazsız olarak gerçekleştirdiğini, müvekkilinin bilgisi ve tecrübesinden yararlanmak istediğini, hali hazırda da şirketin mali durumunun tam olarak düzelmiş olmadığını, anılı hisselerin karşılığının kararda belirtilen tutarda olmadığını, bu hususun da ayrıca değerlendirilmesi gerekirken hiçbir inceleme yapılmadığını,  Pay devrinin ivazsız olduğu ve davacının art niyetli olduğu tanık beyanı ile de ispatlanabilecekken mahkemece, bildirdikleri tanığın da dinlenmediğini, bu hususun dahi tek başına anılı kararın eksik inceleme neticesinde verildiğini gösterdiğini, İleri sürerek, Yukarıda arz ve izah olunan ayrıca re'sen nazara alınacak nedenlerle; İstinaf başvurularının kabulüne ve yerel mahkeme kararının kaldırılarak dosyanın aynen iadesine, dairemizce esasa ilişkin inceleme yapılacak olması durumunda ise incelemenin duruşmalı yapılmasına, tanıklarının dinlenilmesine, davanın reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; anonim şirket hisse devir sözleşmesinden doğduğu iddia olunan devir bedeli alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan; dava dışı ... AŞ'de bulunan 833.250,00-TL değerindeki payını 30/03/2018 tarihinde davalıya devrettiğini, ancak davalı tarafından devir bedelinin ödenmediğini, hisselerin gerçek değerleri bu tutardan yüksek olmakla birlikte, şimdilik 833.250,00-TL'nin işlemiş faizi ile tahsili amacıyla başlatılan takibe haksız itiraz edildiğini ileri sürmüştür. Davalı yan; dava dışı şirketin ekonomik durumunun kötü olması nedeniyle davacının dava dışı şirkette bulunan paylarının %16,67'lik kısmını davalının ortaya koyacağı emek ve  ve işleri yürütmesi karşılığında ivazsız olarak davalıya devrettiğini, benzer şekilde dava dışı diğer ortak ...  kendi paylarının %16,67'lik kısmını ivazsız olarak davalıya devrettiğini, davacının ivazlı bir devir anlaşması yapıldığını ispatla yükümlü olduğunu, devrin üzerinden iki buçuk yıl geçtikten bedel talebinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunmuştur. Mahkemece, dava dışı şirketin sicil kayıtları celbedilmiş ve şirketin ticari defter ve kayıtları ile dosya üzerinde bir mali müşavir, bir hukukçu bilirkişiden oluşan heyet marifetiyle inceleme yaptırılarak rapor alınmıştır. Bilirkişi raporunda davacı tarafından davalı ile aralarında ivazlı bir devir sözleşmesi olduğuna dair delil sunulamadığı sonuç ve kanaati bildirilmiştir. Mahkemece, dava dışı şirketin kuruluş sözleşmesinin 6.maddesinde şirket paylarının nama yazılı olduklarının belirtildiği,  TTK'nun 490 maddesi uyarınca kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe nama yazılı payların herhangi bir sınırlandırmaya bağlı kalmaksızın devredilebileceği, hukuki işlemle devrin, ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılabileceği, davacının dava dışı şirketteki % 16,5 hissesini davalıya 30/03/2018 tarihli hisse devri kararı ile davalıya devrettiği ve devrin pay defterine işlendiği, uyuşmazlığın pay devrinin ivazlı yapılıp yapılmadığı hususunda olduğu, 30/03/2018 tarihli yönetim kurulu kararında,  \"... A7 seri numaralı 8.332.500 adet 833.250 TL tutarındaki nama yazılı hisse senedini ...'a devretmiştir\" ibaresinin yer aldığı,  aslolanın devrin ivazlı yapılması olduğu, değeri belirli payın ivazsız devredildiğini iddia eden davalının bunu ispatla yükümlü olduğu, davalının bu iddiasını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın yalnızca asıl alacak yönünden kabulüne karar verilmiştir. İstinaf önüne gelen uyuşmazlık, dava konusu pay devrinin para karşılığı mı, davalının emek ve mesaisi karşılığı mı yapıldığı hususunda ispat yükünün kimin üzerinde olduğuna ilişkindir. 4721 Sayılı TMK'nun 6 maddesi uyarınca, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Yine 6100 Sayılı HMK'nun 190/1 fıkrasına göre, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf, vakıayı ispatla yükümlüdür. HMK'nun 191 maddesine göre, diğer taraf ispat yükü üzerinde olan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir ve bu durum ispat yükünün yer değiştirmesine sebep olmaz. Somut olayda davacı yan taraflar arasındaki pay devir anlaşmasının para karşılığı yapıldığını iddia etmiş, davalı yan ise davacı ve dava dışı şirketin diğer ortağı tarafından davalının şirkete sunacağı emek ve mesai karşılığında kendisine pay devri yapıldığını savunmuştur. Burada pay devri anlaşmasının varlığı değil, davalının  ifa yükümlülüğünün ne olduğu uyuşmazlık konusudur.  Davalı şirketin 20/03/2018 tarihli yönetim kurulu kararı ile bir adedi 0,1-TL değerinde 50.000.000 adet nama yazılı hisse denedi basılmasına karar verildiği, mahkemece atıf yapılan pay devrine onay verilmesine ilişkin 30/03/2018 tarihli yönetim kurulu kararında, davacının davalıya 8.332.500 adet ve 833.250,00-TL değerinde hisse senedini devrettiğinin yazılı olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda ispat yüküne ilişkin yapılan açıklamalar çerçevesinde, davalıya pay devrinin belirli bir bedel karşılığı yapıldığını iddia eden davacının, lehine hak çıkardığı bu vakıayı ispatlaması gerekmektedir. Bu noktada mahkemece, nominal değeri belli ve ekonomik değeri haiz olan payların bedel karşılığında devredileceğine ilişkin davacı lehine fiili bir karine bulunduğu sonucuna ulaşıldığı,  diğer ifade ile belirli bir olaydan(pay devri) belirli olmayan bir olaya( davalının karşı ifa borcunun mahiyeti) ilişkin sonuç çıkarıldığı, bu fiili karinenin aksini ispat yükünün ise davalı üzerinde olduğu gerekçesi ile dava reddedilmiştir. Dosyaya dava konusu payların ne tutar karşılığında davalıya devredildiğine ilişkin hüküm içeren bir sözleşme sunulmamıştır. Ancak davacı tarafından dosyaya örneği sunulan, hisse devri karar başlıklı,  davacı dava dışı ortak ... ile davalının imzalarını taşıyan 30/03/2018 tarihli adi yazılı belge incelendiğinde, şirket hissedarlarından ...'un şirkette mevcut 2.375.000,00-TL nominal bedelli %50 hissesinin %16,50 hissesini, yine şirket ortaklarından ... 2.250.000,00-TL nominal bedelli hissesinin %16,50 hissesini davalı ...'a devrettiklerinin, bu sözleşmenin tarafları bağlayıcı olduğunun yazılı olduğu, davalı ...'ın belgeyi \"bu devir tarafımca kabul edilmiştir\" ibaresini yazarak imzaladığı anlaşılmıştır. Davalının cevap dilekçesinde delil olarak bu belgede imzası olan ... tanıklığına dayandığı, tanığın adres bilgilerinin dilekçeye yazıldığı görülmüştür.  Mahkeme kabulüne göre davalı, davacı lehine doğmuş bulunan fiili karinenin aksini ispatla yükümlü ise, davalının savunması bakımından dayandığı bu belgenin yazılı delil başlangıcı teşkil edip etmeyeceği, buna göre tanık dinlenip dinlenemeyeceği hususunda bir olumlu olumsuz bir değerlendirme yapılmadığı  anlaşılmış olup,  davalı yanın bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur. Mahkemece yapılması gereken iş, 30/03/2018 tarihli tarafların imzalarını havi adi yazılı belge içeriğini değerlendirmek, bu belgenin yazılı delil başlangıcı mahiyetinde olup olmadığını ve davalının tanık dinletip dinletemeyeceğini tespit etmek,  tarafların yemin deliline dayandıkları da gözden kaçırılmaksızın oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. Sonuç itibariyle; davalı yanın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/12/2021 tarih 2021/261 Esas -  2021/1132 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/06/2024 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2e4b8d156dda4740","SID":"e59b847bb3a99b7b"}}