{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">      T.C. KONYA BAM   5. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No:<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  5. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: <br>ÜYE\t: <br>ÜYE\t: <br>KATİP\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 11/01/2023<br>NUMARASI\t:  Esas -  2Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLLERİ\t: Av. <br>\t  <br>\t<br>\t  <br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: Av. <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Tazminat <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 11/07/2024<br>G. KARAR YAZIM TARİHİ \t: 17/07/2024<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiş olmakla 6100 sayılı HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1986 yılında kurulmuş olup kalorifer kazanları, <br>buhar kazanları, kızgın su kazanları, kızgın yağ kazanları, ısı geri kazanım üniteleri, atık yakma <br>fırınları ve müştemilatlarının üretim ve montajları işleri ile iştigal ettiğini, bu kapsamda Türkiye ve dünyanın çeşitli ülkelerinde başarılı bir <br>şekilde üretim ve montajlar gerçekleştirdiğini, müvekkilince üretilen tüm ürünlerin TSE belgeli olup TS-<br>EN ISO 9001:2008 Kalite Yönetim Sistemine sahip olduğunu, ürünlerin CE, Türk Loydu ve diğer özel <br>sertifikalara sahip olduğunu, davalı şirketin Konya İli, Karatay İlçesi, Kaşınhanı <br>Mahallesinde yer alan Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın Katı Atık Depolama <br>Tesisinin imalatı işini üstlendiğini, bu tesisin 1 adet akışkan yataklı RDF Yakıtlı Kızgın Buhar Kazanının <br>imalatı, montajı ve çalışır vaziyette teslimi işinin 15/02/2019 tarihli sözleşme ile müvekkili tarafından üstelenildiğini, sözleşmenin %10’u <br>oranında 655.000,00 USD bedelli, 3 yıl süreli kesin teminat mektubunun davalı şirkete sözleşme gereğince teslim edildiğini, davaya konu sözleşmede yer alan teknik terimlerin açıklamalarının yapıldığını, teknik şartnamenin ve işin yapımına esas olan projelerin davalı tarafından hazırlatılacağını, müvekkili şirketin işe başlayabilmesi için teknik şartnamenin müvekkili şirkete sunulmasının bir zorunluluk olduğunu, işin süresinin taraflar arasında imzalanan sözleşmede belli olduğunu, kazanın montaj ve devreye alınarak EPDK kabulünün 15/10/2019 tarihinde kadar yapılması gerektiğini, müvekkili şirket tarafından gerekli hazırlıkların yapılarak kullanılması gereken malzemelerin siparişlerinin verilmeye başlandığını, bu kapsamda kazan, kızdırıcı, evaparatör, ekonomizör borularının tamamının siparişi verilerek üretildiğini, kazan, <br>ekonomizör ve kızdırıcı grubunun borularının ise bir kısmının (17 TIR) müvekkili şirketin Hasanoğlan <br>fabrikasına ulaştığını, sevkiyatı bekleyen kısmı ise boru tedarik firması Benteler’in fabrika ve <br>stok sahalarında sevke hazır bekletilip imalata başlamak için davalı şirketten bilgi ve belgelerin gelmesinin beklendiğini, dava tarihi itibari ile sözleşmede belirtilen sürelerin dolduğunu, davalı şirketin üzerine düşen teknik şartname ve projeleri teslim etme edimlerini yerine <br>getirmemiş olması nedeniyle işe başlanmasının mümkün olmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında davalı şirketçe yerli imalat belgesini müvekkiline ibraz etme yükümlülüğünün getirildiğini, aksi halde ceza ödeme sorumluluğunun doğacağının hüküm altına alındığını, bu kapsamda davalı şirketten Ankara ... Noterliğinin 31.07.2019 tarih ve ... yevmiye nolu noter ihtarnamesi ile lisans bilgilerinin celbinin talep edildiğini, davalı şirket tarafından Konya . Noterliğinin 05.08.2019 tarih ve ... yevmiye nolu cevabi ihtarname ile yerli katkı ilave fiyatı başvurusu hakkının kendilerine ait olduğunu ancak müvekkili şirketin gerekli evrakı teslim etmediğinden bahisle başvurunun yapılmadığının bildirildiğini, davalı şirketin müvekkilinin işe başlaması için gerekli olan proje ve teknik şartnameleri göndermediği gibi sözleşmede kazandan çıkacak buhar basıncının 55 olarak düzenlenmesine rağmen 42 bar olarak değiştirildiğinin e posta yoluyla bildirildiğini, sözleşmenin tadilinin ancak asıl sözleşmenin yapılması için öngörülen şekil şartına uygun olması halinde geçerli olacağını, bu konuda davalı şirketin Ankara .. Noterliğinin 26.08.2019 tarih ve ... yevmiye nolu noter ihtarnamesi ile sözleşme tadiline davet edildiğini ancak davalı şirketin bunu kabul etmediğini, aynı ihtarname ile müvekkiline teslim edilmesi gereken basic dizaynların neler olduğunun açıkça belirtilmesine rağmen bugüne kadar müvekkiline teslim edilmediğini, davalı tarafından cevabi ihtarname ile müvekkili şirketin çalıştıracağı teknik personele ilişkin bilgi, belge ve sözleşmelerin kendilerine 3 gün içerisinde gönderilmesi istenilmiş ise de bunun hedef saptırmaya yönelik olup hukuken itibar edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirket tarafından 06/09/2019 tarihinde davalı tarafa gönderilen ihtarname ile işe başlanılabilmesi için gereken asgari bilgi ve belgelerin istenildiğini, Konya .. Noterliğinin 07.09.2019 tarih ve .... yevmiye nolu davalı şirketin verdiği cevabi ihtarname ile müvekkili şirketin o güne kadar yaptığı işlere ilişkin raporlar istenmek suretiyle kendi eksikliklerini perdelemeye devam ettiğini, müvekkili şirket tarafından tekrar 13/09/2019 tarihinde ihtarname gönderilerek davalı şirketin yükümlülüklerini yerine getirip getirmeyeceği hususunda bilgi verilmesinin istenildiğini, davalı şirketçe sözleşmeye konu işin nama ifa suretiyle taraflarınca yapılacağının bildirildiğini, müvekkili şirket tarafından gönderilen ihtarname ile nama ifa iradesinin muvafakatlerinin olmadığını ve diğer ihtarnamede bildirilen eksikliklerin giderilmemesi nedeniyle işin süresinde bitirilmesinin mümkün olmadığının bildirildiğini, davalı şirket tarafından müvekkiline gönderilen 14.09.2019 tarihli ihtarnamede nama ifa kapsamında yapılacak işlere ilişkin toplantılara katılmak üzere temsilci talep edildiğini, müvekkili şirketçe gönderilen 19.09.2019 tarihli ihtarname ile yapılacak işlerin ve detay projelerin daha önceden kendilerine gönderildiği ve bugüne kadar 5.606.000,00 TL harcama yapıldığı bildirilmek suretiyle toplantılara katılmayacaklarının bildirildiğini, davalı şirket tarafından gönderilen ihtarname ile sözleşmedeki teslim süresinin dolmuş olduğunu ve müvekkili tarafından bu iş kapsamında satın alınan malzemelerin şantiye sahasına gönderilmesi istenmek suretiyle müvekkilinin şirketin yeniden sözleşme kapsamında işe devam etmesi istenerek çelişkiyi davranışlara devam ettiğini, müvekkili tarafından davalı şirkete gönderilen 12/11/2019 tarihli ihtarnameyle davalı şirketin ihtarnamesindeki isnatların gerçeği <br>yansıtmadığını, halen teknik şartname ve temel tasarımların hazırlatılmamış olduğunu, alınmış <br>bir lisans ve ÇED raporunun da bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından alınmış malzemelerin bedellerinin ödenmediğini ve davalı şirket tarafından nama ifa iradesinin <br>gösterildiği bir aşamada malzemelerin istenmesinin mümkün olmadığının bildirildiğini, davalı şirket tarafından 05/12/2019 tarihli cevabi ihtarnameyle...’den alınacak basic dizaynların müvekkil <br>şirkete halen teslim edilmediğini yeniden ikrar ettiğini, sözleşmede hüküm bulunmamasına rağmen <br>bunların kısmen gönderilmesinin müvekkili şirket tarafından kabul edildiği yönünde yeni bir iddia ortaya attıklarını, basic dizaynı hazırlayacak firmaya karşı sözleşmede müvekkil şirketin bir <br>yükümlülüğü olmamasına rağmen bu firmaya yardımcı olunmadığının belirtildiğini, basic dizayn ve <br>teknik şartname gelmeden müvekkili şirketin işe devam edebileceği yanılgısına devam edildiğini, temerrütlerinin açık ifadesi olarak evrak akışını kendi iradeleri ile <br>durdurduklarını kabul ettiklerini, ancak daha önce gösterilen nama ifa iradesinin bu ihtarnamede bir kez daha yok sayılarak müvekkili şirketin temerrüdü ve kusuru olmamasına rağmen sözleşmede <br>kararlaştırılan cezai şartları ödemek suretiyle edimlerini yerine getirmesinin istendiğini, müvekkiline avans olarak gönderilen 527.500 USD yi geri istediği, hem de müvekkili tarafından satın alınan malzemelerin bedeli olarak kendilerine iadesini, bunun yanında nama <br>ifa iradesi bu ihtarname ile tekrar canlandırılarak hukukumuzda yasaklanan çelişkili davranış <br>yasağının tüm örneklerinin gösterildiğini, taraflar arasında düzenlenen sözleşmesinin hukuki niteliğinin eser sözleşmesi olduğunu, sözleşmenin iki tarafa da borç yüklediğini, sözleşmenin kurulmasıyla birlikte yüklenicinin eseri imal etme, iş sahibinin de ücreti ödeme borcunun doğduğunu, bu sözleşme ile birlikte iş sahibinin hem edim alacaklısı hem de edim borçlusu olduğunu, iş sahibinin edim borcuna aykırı davranması veya gereği gibi ifa etmemesi halinde müteahhidin sözleşmeyi sona erdirme imkanının bulunduğunu, eserin imaline iş sahibinin de katılmasının gerektiği durumlarda iş sahibinin bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde de B.K. 106. maddesi gereğince alacaklının temerrüde düşeceğini, edimin ifasına başlanabilmesi için gerekli olan plan ve projelerin belirlenen sürede iş sahibi tarafından hazırlanarak veya hazırlattırılarak onaylatılması ve yükleniciye teslim edilmesi gerektiğini, müvekkilinin yüklenici şirketin eseri süresi içerisinde imal etme yükümlülüğü bulunmakta ise de davalı iş sahibinin de yaşanabilecek bir gecikmede eylemi veya eylemsizliği de bulunmaması gerektiğini, aksi durumda yaşanan gecikmede yüklenicinin kusurunun olmayacağını, alacaklının temerrüdü halinde yüklenicinin alacaklının temerrüdü süresince yapmak zorunda olduğu veya dürüstlük kuralı gereği yapması gereken ve yaptığı masrafları TBK m 107/f. 1 maddesi gereğince kıyasen uygulanarak iş sahibinden talep edebileceğini, somut olayda da sözleşmeye konu işe başlanılamamasının sebebinin  davalı iş sahibinin eylemleri ve eylemsizliklerinden kaynaklanığını, sözleşmenin 7. maddesinde işin süresinin belirlendiğini, buna göre teminat mektubunun müvekkili tarafından davalı şirkete teslim edilmesi ile müvekkili şirketin işe başlaması ve kazanın montaj ve devreye alınarak EPDK kabulünün yapılmasına hazır hale getirilmesi 15/10/2019 tarihine kadar yapılması gerektiğini, yine sözleşmenin 7/2. maddesinde davalı iş sahibi şirket tarafından basıc daziyn ve teknik şartnamenin verilmesinden itibaren 15 gün içerisinde detaylı iş programının hazırlanması müvekkili şirketin yükleniminde olmasına rağmen bugüne kadar iş sahibi tarafından müvekkili şirkete ulaştırılan basıc dizayn ve teknik şartnamenin bulunmadığını, bu nedenle detaylı iş programının yapılmasının mümkün olmadığını, bu hususun taraflar arasında yapılan e-posta yazışmaları ve ihtarname içeriklerindeki kabuller ile ispatlanmış olduğunu, sözleşmenin 2. maddesinde tanımlarda teknik şartname ve projelerin neler olduğunun açıklanmış olduğunu, bunların davalı şirket tarafından hazırlanacağının açık olduğunu, müvekkili şirket tarafından davalı şirkete gönderilen ihtarnamelerde müvekkili şirketin işe başlayabilmesi için gerekli olan bilgi ve belgelerin açıkça gösterildiğini, ancak davalı şirket tarafından gerekli bilgi ve belgelerin müvekkiline teslim edilmediğini, müvekkilinin bu süre zarfında işte kullanılacak muhtemelen malzemelerin bir kısmını tedarik ettiğini, alınması gereken EPDK lisansı konusunda da davalı iş sahibinin idari kademede bir başvurusunun olmadığını, davaya konu atık depolama tesisi içerisinde çalıştırılacak yakma tesisi kapsamında yapılacak kazanların imalatı ve montajının başında idari kademelerde yapılması gereken işlerin yapılmamasına karşın müvekkili şirketten işlerine devam etmesinin istenilmesinin basiretli bir davranış olmadığını, müvekkili şirketin yerli imalatçı belgesi alım başvurusu için kapasite raporu aldığını, ancak davalı şirketin elektrik üretim ön lisans ve lisans numarasını müvekkil şirkete vermemesi nedeniyle yerli imalatçı belgesine başvuru yapılamadığını, işe başlanılamaması ve süresinde bitirilememesinde müvekkiline atfı kabil hiçbir kusurun bulunmadığını, bu konudaki tüm kusurun davalı şirkette olduğunu, sözleşme kapsamında müvekkilinin almış olduğu avanstan daha fazla miktarda satın almalar ve imalatlar gerçekleştirdiğini, bir kısım siparişler verdiğini, banka teminat mektubu karşılığı davalı şirket tarafından müvekkili şirkete 2.000.000,00 USD avans gönderildiğini, davalı şirketin talimatı üzerine toplam 1.472.500,00 USD lik kısmın davalı şirkete ve davalı şirketin bildirdiği dava dışı şirkete iade edildiğini, bakiye 527.500,00 USD nin müvekkilinin uhdesinde kaldığını, müvekkili şirket tarafından harcanan toplam bedelin 4.473.759,11 TL olduğunu, müvekkili şirketin iş kaybına uğradığı gibi bu iş nedeniyle istihdam ettiği çalışanlara yapılan ödemelere de katlanmak zorunda kaldığını, davalı şirketin işi eylemli olarak feshettiğini, davalının eylemli fesihte haksız olduğunu, davalı şirketin sözleşmeyi feshettiğini ve verilen avans ödemelerinin iade edilmesini ihtarnameyle talep ettiğini, müvekkilinin bu kapsamda üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemiş olması nedeniyle sözleşmenin feshinde haksız olup müvekkilinin uğradığı tüm zararları gidermekle yükümlü olduğunu, Ankara Makine Mühendisleri Odasından talep edilen uzman görüşü raporunda da söz konusu imalatın yapılabilmesinin teknik açıdan mümkün olmadığının bildirildiğini, nama ifaya izin için mahkemeye müracaat edilmesinin gerekli olduğu halde bu şartın davalı şirket tarafından yerine getirilmediğini, sözleşme gereğince davalı şirkete 655.000,00 USD bedelli 3 yıl süreli kesin teminat mektubunun davalı şirkete teslim edildiğini, işbu huzurdaki dava açılmadan önce Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...D. İş sayılı dosyası üzerinden teminat mektubunun paraya çevrilmemesi konusunda ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğunu ve taleplerinin kabul edildiğini, davalı şirket tarafından yapılan itirazın da aynı mahkeme tarafından reddedildiğini, müvekkili şirketin uğradığı müspet zararın davalı şirket tarafından karşılanması gerektiğini, müspet zararın sözleşme nedeniyle malvarlığının oluşacağı durum ile sözleşmeden dönülmüş olması nedeniyle mevcut durum arasındaki fark olduğunu, bu kapsamda sözlemenin haksız feshi nedeniyle müvekkilinin kar mahrumiyetine maruz kaldığını, taraflar arasındaki sözleşmenin ifa olanağının kalmaması ve davalı şirketin sözleşmeyi hem eylemli olarak hem de ihtarname ile haksız feshi nedeniyle müvekkili şirketin menfi zararlarını da karşılamak zorunda olduğunu, menfi zararın uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarar olduğunu, daha açık söyleyişle menfi zararın sözleşmeye güvenerek yapılan imalatlardan kaynaklanan zararı ifade ettiğini, bu kapsamda müvekkilinin satın aldığı ve imal ettiği malzemelerin menfi zarar olduğunun aşikar olduğundan bahisle öncelikle teminat mektubunun paraya çevrilmesinin önlenmesi hususunda Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen tedbir kararının devamına, davalarının kabulü ile taraflar arasında imzalanan 15/02/2019 tarihli sözleşmenin davalı şirketin edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle davalı şirket tarafından haksız yere eylemli olarak feshedildiğinin tespitine, davalı şirketin haksız feshi nedeniyle müvekkili şirketin fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik 100.000,00 TL müspet zararının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, müspet zararlarının kabul edilmediği takdirde davalı şirketin nama ifa şartları bulunmadığının tespitiyle müvekkili şirketin fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik 100.000,00 TL menfi zararının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br><br><br><br><br><br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  müvekkilinin Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından ihalesi yapılan Konya ili, Karatay ilçesi, Kaşınhanı mahallesinde bulunan işin yüklenicisi olduğunu, Katı Atıkların Bertaraf Edilerek Elektrik Enerjisi Elde Edilmesi işi kapsamında yapılması gereken yakma tesisi için davacı şirket ile 1 adet akışkan yataklı RDF yakıtlı kızgın buhar kazanı yapımı konusunda anlaşmış olup bu hususta 15/02/2019 tarihinde sözleşme imzalandığını, bu kapsamda 655.000,00 USD bedelli teminat mektubunun davacı şirket tarafından müvekkiline teslim edildiğini, müvekkili tarafından da davacı şirkete 2.000.000,00 USD avans ödemesi yapıldığını, sözleşme imzalanmadan önce ve sonra gerekli olan tüm teknik verilerin davacı şirkete verildiğini, bununla ilgili aksine iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacı şirket ile yapılan görüşme neticesinde projeye ait yakıt özelliklerinin gönderildiğini ve ve maksimum 410 derece, 55 bara ve  58 ton buhar kapasiteli kazan için teklif istendiğini, davacı şirketin de teklif verdiğini, davacı şirketin sözleşme imzaladığı tarihte teklife esas olan yakıt özelliklerine sahip ve maksimum basınç sıcaklık ve buhar debilerini bilecek durumda olduğunu, teklif talebinde maksimum olarak özelliklerin de belirtildiğini, müvekkili tarafından 01/02/2019 tarihinde mail yoluyla davacı şirket yetkilisi .....’a Akışkan Yataklı olarak planlanan kazanın basic dizayn yaklaşık örnek malzeme listesi gönderildiğini, gönderilen listeye göre üreticinin yani davacı şirketin detay projeleri de göz önüne alarak maliyet çıkartılabileceğinin bildirildiğini, teklif aşamasındaki toplantıda açıklama mailinin davalı şirkete gönderildiğini, aynı tarihte davalı şirket yetkilisine yakıt özellikleri ile ilgili ikinci bir mail gönderildiğini, buhar miktarı ve yakıt özelliklerinin kazanın boyutlarını ve maliyetinin bilinmesi için temel kriterler olduğunu, bu verilerin tüm teklif vermek isteyen firmalara verildiği gibi davacı şirkete de verildiğini, yine sözleşme imzalanmadan önce davacı şirket ile yüz yüze görüşme sağlandığını ve verilerin doküman olarak sunulduğunu, bu nedenle davacı şirketin basic dizaynların kapsamını net olarak bilerek sözleşme imzaladığını, sözleşme imzalandıktan sonra davacı şirket tarafından... firmasının kapsam bilgisinin yeniden talep edilmesi üzerine kendilerine mail olarak bir kez daha gönderildiğini, aradan üç aylık zaman geçmesine rağmen davacı şirket tarafından yapılan kapsam sorgulamasına anlam verilemediğini ve mail yolu ile süreç hakkında davacı şirkete uyarıda bulunulduğunu, sözleşme hükümlerinde de bildirildiği gibi kazanın 15/10/2019 tarihine kadar EPDK' nın kabulüne hazır hale getirilmesinin zorunlu olduğunu, davacı şirketin bilinçli olarak kendi iradesi ile sözleşmeyi imzaladığını, sözleşme imzalanmasının hemen akabinde de davacı şirkete avans ödemesinin yapıldığını, sözleşme kapsamının hiç bir zaman davacı tarafından tam olarak algılanmadığını ve algılanmak ta istenmediğini, davacı ile yapılan sözleşme kapsamında... firması tarafından hazırlatılacak olan basic dizaynlar/projeler kazanın basınçlı kısmını kapsadığını, bu kapsamın davacı tarafından bilindiğinin yapılan yazışmalarla sabit olduğunu, basic dizayn teriminin sektörde yerleşik bir kavram olduğunu, davacı şirket ile yapılan sözleşme, teklif, tüm açıklama, ihtar, mail ve yazışmalara rağmen dava dilekçesinde kazanın tüm projelerinin müvekkili tarafından hazırlatılacağı gibi bir algı oluşturulmaya çalışıldığını, müvekkili tarafından... firmasına hazırlatılacak basic dizaynlar yalnızca kazanın basınçlı kısmını içerdiğini, bunlarında basic dizayn düzeyinde olduğunu, sözleşme kapsamındaki anahtar teslimi kazan sözleşmesinin diğer kısımlarının tüm projelendirmesinin davacı şirketin sorumluluğunda olduğunu, kazanın basınçlı kısmı, sözleşme ile davacı şirketin yüklendiği iş kapsamında olan işlerin yaklaşık %15’lik kısmını oluşturduğunu, yakma tesisinin kalan kısımlarının tamamının projelendirilmesi, imalatı, satın alması, montajı vb tamamen anahtar teslim olarak davacı şirkete ait olduğunu, davacı şirketin sözleşme imzalanmadan önceki aşamasında... firması ile görüşmüş proje ve teknik şartnameleri alma koşul, şekli konusunda anlaşıp kabul ederek sözleşmeyi imzaladığını, davacı şirketin imalatta kullanacağı tekniğe dair tüm bilgilerin, imalatta kullanılacak makinaların teknik özelliklerinin, kazan basınçlı kısmında kullanacağı ekipmanların teknik özelliklerinin ve boyutlarının basic dizaynlara paralel olarak davacı şirket tarafından verilmesinin teknik bir zorunluluk olduğunu, bu bilgilerin verilmemesi durumunda basic dizaynların nihai şeklini almasının mümkün olmadığını, bu nedenle davacı şirketin basic dizaynlara paralel olarak santral genel yerleşim planını oluşturması bu plan doğrultusunda basic dizaynların nihai şeklini alması için ihtiyaç duyulan verileri vermesi gerektiğini, ancak davacı şirketin konu ile ilgili mühendislik çalışmalarında yetersiz kaldığı müvekkili tarafından görülmesi üzerine iyi niyet çerçevesinde taslak genel yerleşim planı... firmasına hazırlatılarak 26/03/2019 tarihinde davacı şirkete gönderildiğini, ayrıca 03/04/2019 tarihinde ilave çizimlerin yeniden davacı şirkete gönderildiğini, bununla yetinilmeyerek 29/03/2019 tarihinde sistemin temelini oluşturan ve aslen davacı şirketin sorumluluğunda olan Flow Diagram,... firmasına hazırlatılarak davacı şirketin çalışmalarını hızlandırma amacı ile gönderildiğini, ayrıca kazana ait P&ID’lerde ve kazan projeleri davacı şirkete gönderilmeye başlandığını, ilk revizyonların tamamlanması ile... firması sorumluluğunda olan basınçlı kısım ana projelerinin tamamlanarak kazan duvar borularının satın alınmasının önünün açıldığını, kullanılacak boru cinsi, özelliği, kalitesi ve miktarı kesin listesi... firması tarafından hazırlanarak müvekkiline gönderildiğini, müvekkilinin de bunu hemen davacı şirkete ilettiğini, özel üretim olan ve ithal edilmesi zorunlu olmasından dolayı temini en uzun süren malzemelerden olan kazan duvar borularının projeye göre kesinleşmiş olduğunu, sipariş edilmesi için davacı şirkete bildirildiğini, ancak davacı şirket proje üzerinden boru sipariş listesini okuyamadığından siparişleri vermediğini, müvekkilinin iyi niyet çerçevesinde yeniden... firmasından davacı şirketin proje üzerinden siparişi oluşturamadığı ve açıklayıcı liste ve bilgi gönderilmesini istediğini, ayrıca... firmasının Viyana’daki ofisinde davacı şirkete gerekli açıklamaların yapılması için tüm maliyetlerin müvekkili tarafından karşılanan proje toplantısı organize edildiğini, bu sürece gelene kadar Türkiye ve Viyana’da olmak üzere davacı şirketin projeyi anlayabilmesi ve doğru yönetebilmesi için defalarca toplantı yapıldığını, bu toplantıların tüm maliyetlerinin müvekkili tarafından karşılandığını, davacı şirketin dava dilekçesinde belirttiği şekilde projeler veya şartnameler olmadığı halde muhtemel malzemelerin siparişlerini verdiği savının hiçbir temelinin olmadığını, bu beyanların mahkememizi yanıltmaya yönelik olduğunu, .... firmasının sorumluluğunda olan ve basınçlı kısım olarak adlandırılan kazana ait projeye göre siparişler verildiğini, 26/04/2019 tarihinde... firması tarafından müvekkiline gönderilen bilgilerin aynı gün davacı şirkete gönderildiğini, dava dilekçesinde belirtildiği gibi Benteler stok sahalarında sevke hazır muhtemel malzeme bekletilmesinin mümkün olmadığını, bu malzemelerin siparişe istinaden, istenilen özellik ve ebatta üretileceğini, dolayısı ile üretimi yapılmadan önce kesin sipariş verilmesi gerektiğini, üretilen malzemenin projeye özel üretildiğini, müvekkilden beklenen bilgi ve belgelere göre Bentler fabrikasından sevk edileceği bilgisinin tamamen yanlış olduğunu, Bentelere sipariş verilip, boru üretimi yapılmış ise müvekkilinden herhangi bir bilgi/belge beklenmesinin de mümkün olmadığını, bu durumun tüm bilgi ve belgelerin alınmış malzemelerin sipariş edilmiş ve üretilmiş anlamına geldiğini, gerekli bilgiler yok ise siparişlerin neye göre verildiğinin anlaşılamadığını, alınan malzemelerin müvekkile ait proje için satın alınıp alınmadığı hususunun tereddütlü hale geldiğini, davacı şirketin iki beyanının birbiri ile çeliştiğini, fin malzemesinin dünyada üreticisinin tek olup bu üreticinin de Türkiye’de olmadığını, bu malzemenin projeye özel üretildiğini, davacı şirketin fin malzemesini Türkiye' den satın aldığını beyan ettiğini, bu durumun da sözü geçen malzemenin sözleşme kapsamındaki proje için alınmadığının göstergesi olduğunu, davacı şirketin iyiniyetli olmadığının ortaya çıktığını, davacı şirketin sorumluluğunda olan genel yerleşim planı dahil olmak üzere hiçbir işe başlamadığını, dava konusu tesisin \"Yenilenebilir Enerji Kaynaklarından Elektrik Enerjisi Üreten Tesislerde Kullanılan Yerli Aksamın Desteklenmesi Hakkında Yönetmelik\" gereğince Yerli Katkı İlave Fiyatından 2020 yılı Ocak ayından itibaren faydalanabilmesi için başvuruların 1 Ağustos 2019 tarihine kadar yapılması gerektiğini,  anlatılan nedenlerle davacı şirketten kaynaklanan kusur ve sorunlar nedeniyle sürecin uzadığını, buna rağmen müvekkilinin iyi niyet çerçevesinde davacı şirketten işin tamamlanmasını istediğini, davacı şirketin dava dilekçesinde Yerli İmalat Belgesinden yararlanmak için lisans bilgilerinin noter aracılığı ile davacı şirketçe talep edildiğini, ancak davacı şirket ile yapılan anlaşma gereğince sözü geçen yerli aksam desteğinin alınması için başvurunun bir yıl ötelenmesine karar verdiklerinin belirtilmediğini, sözü geçen destek için başvuru şartlarının açık olmasına rağmen davacı şirket tarafından dava dosyasında yanıltıcı bilgiler verildiğini, EPDK’ya yapılacak destek başvurusu için bahsedilen gerekli evraklar ve kanunda bildirilen diğer evraklar ile birlikte müvekkili tarafından yapılmak zorunda olunduğunu, davacı şirketin iyi niyetle müvekkili tarafından bildirilen duyuruya rağmen art niyetli davranmaya devam ettiğini, konu ile ilgili tüm açıklamalara rağmen dava dosyasında yanlış, yalan ve yanıltıcı beyanlara başvurduğunu, davacı şirketin kendisine bir menfaat sağlamaya çalıştığını, davacı şirketin asıl niyetinin değişik bahanelerle sözleşmedeki sorumluluklarından kurtulmak olduğunu, davacı şirketin sözleşmede belirtildiği şekilde 55 bar olarak projelere başlamadığını, kaldı ki başlamış olsa dahi basınç sınıfı yükselmediğinden projede herhangi bir değişikliği gerektirmediğini, basıncın 55 bardan 42 bara düşürülmesi davacı şirketin aleyhine değil lehine olduğunu, sonuç olarak kazan basıncının 55 bardan 42 bara düşmesi proje ve maliyet ile ilgili herhangi bir yük getirmeyecek olup konunun tamamen teknik bir veri değişikliğinden ibaret olduğunu, davacı şirketin bu durumun sadece bir teknik veri değişikliği olduğunu bildiğini ancak ancak sorumluluklarını yerine getirmediğinden dolayı sorumluluktan kurtulmak için işi yapamama nedeni olarak göstermeye çalıştığını, ayrıca 55 bara göre yapılmış bir imalatın bulunmadığının da açık olduğunu, ayrıca sözleşmenin değişik maddelerinde proje kapsamında değişiklik ve iyileştirme yapılabileceğinin hüküm altına alındığını, davacı tarafın değişikliği kabul etmemesi durumunda teknik ve finansal kurallar içerisinde bunu yazılı olarak açıklaması gerektiğini, davacı şirketin projeler üzerinde açıklıkların henüz gösterilmediğini, brülörler ve kurum üfleyicileri için açıklıklar ilgili sistemlerin tedarikçisiyle birlikte tanımlanacağını, davacı tarafın standartlarının beklendiği bildirdiğini, detay yapıların kazan üreticilerinin standart tasarımları olduğu ve davacı şirketin bu standartların mevcut olmaması durumunda bununla ayrıca  ilgilenmesi gerekeceğini ve standartların ne zaman gönderilebileceğine dair bilgi istediğini, ancak davacı şirketin kazan üreticisi olarak standartlarını göndermediğini,.... firması tarafından standartların belirlenmesini istediğini, .. tarafından önerilen ürün, malzeme veya standartları ise maliyetlerinin yüksek olduğu gerekçesini göstererek karşı çıkarak işi tamamen çıkmaza sürüklediğini, yani davacı şirketin mühendislik açısından teknik bilgi veremediği gibi kendisine önerilen yöntemleri ise maliyetten kaçmak adına reddettiğini, davacı şirketin genel bir layout çıkaramamış olmasına rağmen türbin ve soğutma kulesine ait yük ve yerleşim bilgilerinin verilmediğini belirterek işi yapamadığını iddia ettiğini, davacı şirketin sorumluluğunda olan yerleşim planını çizerek türbin ve soğutma kulesinin sahada konumlandırılması gereken yeri dahi belirlemediğini, ayrıca davacı şirketin sorumluluğunda olan kazan adası ile sadece inşaat projesi davacı şirketin kapsamında olan türbin ve soğutma kulesi binasının temelleri tamamen birbirinden ayrı olmak zorunda olduğunu, bunun sebebinin iki ünitenin birbirine titreşim yükü etkisi olduğunu, davacının iddia ettiği bilgilerin verilmemesinin davacı tarafın işi yapmasına engel olmadığını, davacı şirketin defalarca davet edilmesine rağmen toplantılara katılmadığını, hatta katılım davetlerine bile geri dönüş yapmamasına rağmen sınırlı bilgi aldığını iddia etmesinin anlamsız olduğunu, davacı şirket yetkilisinin katıldığı toplantılar da ise tecrübelerinin yetersiz olduğunun taraflarınca anlaşıldığını, her ne kadar davacı taraf yetkilisi toplantılara katıldığını inkar etse de bunun şahitlerle sabit olduğunu, davacı tarafın projeyi yönetecek proje müdürünü dahi atayamadığını, davacı tarafın proje müdürü olarak atadığı .... ile projenin ortasında yollarını ayırdığını ve bir daha yerine bir atama yapmadığını, dava dilekçesinde aynı konuların tekrar tekrar çarpıtılarak farklı şekillerde anlatıldığını, davacı tarafın detay ve imalat proje sorumluluğunun kendisinde olduğunu tamamen görmezden geldiğini, davacı şirketin işe hiç başlamadığını, davacı şirketin yatırımcının alması gereken izinlerden sorumlu olmadığı gibi bunları sorgulama hakkının da bulunmadığını, davacı şirketin işi teslim etmediğinden dolayı müvekkili şirketi milyarlarca lira zarara uğrattığını, davacı şirketin hiç bir sorumluluğununu yerine getirmediğini, davacı şirketin tek amacının sorumluluklarından ve cezai şartlardan kurtulmak olduğunu, sözleşme süresinin henüz sona ermediğini, sözleşme süresinin sona erme tarihinin 01/10/2020 olduğunu, ayrıca sözleşmenin süresinin dolmasının tarafların sözleşme edimlerinden kurtulduğu anlamını taşımadığını, davacı şirketin edimlerini yerine getirmek için hiç bir çaba göstermediği gibi edimlerini ötelemek için sürekli bahaneler ürettiğini, basic dizaynların gelmediğini iddia eden davacı şirketin basic dizaynlar ve eş zamanlı olarak yürütülmesi gereken detay projeler ile ilgili çalışmaları süresinde ve tekniğine uygun olarak yerine getirmediğini, önce bunları kendi şirketi bünyesinde yapmaya çalıştığını, bunun yapılamayacağının anlaşılması üzerine bu kez müvekkili ile yaptığı sözleşmeden yaklaşık üç ay sonra 10/05/2019 tarihinde bir proje firması ile sözleşme imzaladığını, imzalanan sözleşmenin kapsamının davacı şirket tarafından doğru belirlenememesi nedeni ile ilerleyen tarihlerde üç adet revizyon geçirmesi nedeni ile zaman kaybına sebebiyet verildiğini, davacı şirketin gizlilik kurallarına uygun hareket etmemesinin güven ilişkisinin zedelenmesine sebep olduğunu, davacı şirketin proje hakkında kendisine verilen basic dizaynlar ile diğer bilgileri ilgili ilgisiz her firma ve kişi ile paylaşmaya başladığını, davacı şirketin yüklendiği iş kapsamında yapacağı kazan imalatının olmazsa olmaz makinası olan Membran Kaynak Makinasının siparişini sözleşmenin imzalanmasından ancak 1,5 ay sonra verebildiğini, ancak Membran Kaynak Makinası imalatçısı olan Çinli firmanın müvekkilini arayarak davacı şirketin sözü tutmayarak borcunu ödemediğini bu nedenle kaynak makinasının devreye alma işlerinin yapılamadığını bildirdiğini, davacı şirketin proje çizimlerini ulu orta herkesle paylaşmaya devam ettiği hatta çizimi yapan... firmasının rakiplerine dahi gösterdiği bilgisinin müvekkiline ulaştığını, sözleşmenin feshedilmesinin söz konusu olmadığını, nama ifanın kabul edilmediği iddia edilirken bunun eylemli fesih olarak nitelenmeye çalışılmasının anlaşılmasının mümkün olmadığını, müvekkili tarafından sözleşmenin değiştirilmesine yönelik herhangi bir talep olmadığını, dava dilekçesinde belirtilen uzman görüşü alınırken uzmana verilen bilgiler var ise gizlilik sözleşmenin ihlali anlamını taşıdığını, şayet bilgi verilmeden uzman görüşü alınmış ise uzman görüşünün eksik olacağını, müvekkilinin işe devam etmesi için davacı şirkete ihtarname keşide ettikten bir kaç saat sonra teminat mektubuna yönelik tedbir talebinde bulunulduğunu öğrendiğini, bu durumun davacı tarafın kötü niyetli olduğunun göstergesi olduğunu, davacı şirketin aldığı avans ödemesine ilişkin olarak yaptığı harcamaları izah edemediğini, davacı tarafın uhdesinde bulunan bedelin teminat mektubundan daha fazla olduğunu, tedbir kararının devam etmesi halinde müvekkilinin çok büyük maddi ve manevi kayıplarının olacağını, davacı tarafın kendisinden kaynaklanan nedenlerle edimlerini yerine getirmediğinin açık olduğundan dolayı müspet ve menfi zarar talep etme hakkının bulunmadığından bahisle davanın reddine, tedbir kararının devamına yönelik verilen tedbir kararının kaldırılmasına, mahkeme masrafları ve ücreti vekaletin karış tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br> İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; \"...Mahkememizce yapılan yargılama ve değerlendirmede; davacı vekilince davalı aleyhine açılan bu davada; taraflar arasında düzenlenen 15.02.2019 tarihli \"Anahtar Teslim Kazan Sözleşmesi\" gereğince davalı tarafın edimlerini yerine getirmemesi ve devamında sözleşmeyi feshi nedeniyle müvekkili şirketin müspet ve menfi zararları oluştuğu ileri sürülerek bu zararların tazmini ile sözleşme kapsamında davalı şirkete teslim edilen Türkiye Halk Bankası'na ait 18.02.2019 tarihli 655.000 USD bedelli teminat mektubunun iadesi talep edilmiş olup; esasen davalı şirketin Konya ili, Karatay ilçesi, Kaşınhanı mahallesinde yer alan Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığının Katı Atık Depolama Tesisinin imalatı işini üstlendiği ve bu ihale kapsamında tesis içinde yer alan 1 adet akışkan yataklı RDF yakıtlı kızgın buhar yapımı konusunda taraflar arasında sözleşme yapıldığı ve davaya konu teminat mektubunun bu sözleşme kapsamında davacı tarafça davalıya teslim edildiği, davalı tarafçada sözleşme kapsamında 2.000.000 USD avans ödemesi yapıldığı hususlarında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.<br>Uyuşmazlık konularının sözleşme kapsamında tarafların edimlerini tam olarak yerine getirip getirmediği, davalı tarafın alacaklının temerrütüne düşüp düşmediği ve kusur ve temerrüt hali mevcut ise; davacının sözleşmeden kaynaklı varsa müspet ve menfi zararları davalıdan talep edip edemeyeceği miktarları ve teminat mektubunun iade koşullarının mevcut olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır.<br>Taraflar arasında TBK 470. maddesinde düzenlenen bir eser sözleşmesi mevcut olup; bu sözleşme gereğince yüklenici (davacı) bir eser meydana getirmeyi, iş sahipleri (davalı) da bunun karşılığı bedeli ödemekle mükelleftir.<br>TBK 110. maddesi gereğince borcun konusu bir şeyin teslimini gerekiyorsa, davalının temerrütü halinde borçlu, borçlunun temerrütüne ilişkin hükümler çerçevesinde sözleşmeden dönüp, tazminat talep edebilecektir. Yani eser sözleşmesinde iş sahibi kendisine düşen hazırlık eylemlerini hiç veya gereği gibi yapmadığı bu sebeple esere başlanılmasının veya tamamlanmasının engellenmesi durumunda, yüklenici sözleşmeden dönerek uğradığı zararların tazminini isteyebilir. Her ne kadar TBK'da alacaklının temerrütüne ilişkin hükümler mevcut değil ise de TBK 125/3. maddesi gereğince (kıyasen) alacaklı menfi zararların tazminini talep edebilecektir. Ancak bunun ön koşulu ise alacaklının temerrütünde kusurun mevcut olmasıdır.<br>TBK 112. maddesi gereğince borç, hiç veya gereği gibi ifa edilmez ise, borçlu kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan dolayı zararını gidermekle yükümlüdür.<br>TBK 106. maddesi gereğince yapma veya verme edimini gereği gibi kendisine alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi gerekli hazırlık hareketlerini yapmaz ise temerrüte düşmüş olacaktır.<br>Somut uyuşmazlıkta davacı yüklenici vekilince davalı iş sahibinin sözleşme gereği kendisine teslimi gereken proje ve basic dizaynları teslim etmediğinden dolayı müvekkilinin sözleşme gereği edimini yerine getiremediği ve sözleşme kapsamında yerine getirdiği edimler, imalatlar ve siparişlerden dolayı müspet ve menfi zararlara uğradığı ileri sürülmüş ve alacaklının temerrütü nedeniyle TBK 107/f.1. maddesi gereğince müspet ve menfi zararların tazmini ve yine sözleşme kapsamında davalı iş sahibine teslim edilen teminat mektubunun iadesi talep edilmiş ise de; mahkememizce dinlenen tanık beyanları, alınan bilirkişi raporları ve dosyada toplanan tüm delillere göre; taraflar arasında düzenlenen sözleşmede gizlilik kurallarının mevcut olduğu, davacı şirketi TTK 18.madde kapsamında basiretli tacir olarak bu gizlilik anlaşmasının sonuçlarını öngörebilecek durumda olduğu, gizlilik anlaşması kapsamında davalının davacının işe başlaması için gerekli dokümanları kazanın basınçlı kısmının basic dizaynında sorumlu... firması aracılığı ile davalı şirkete ulaştırıldığı, diğer teknik projelerin davalıya teslim edildiği, davalı tarafın edimini tam ve gereği gibi ifa etmesi ve sözleşme konusu işin zamanında yapılıp teslim edilmesi için yurt içinde ve yurt dışında davacı şirketin yetkililerinin katıldığı toplantılar düzenlendiği anlaşılmıştır. Ayrıca dosyada düzenlenen bilirkişi raporlarıyla davacının sadece kazanın imalatına değil, taraflar arasında düzenlenen sözleşme gereğince işin tamamına yönelik mahallinde yani şantiye de herhangi bir çalışma yapmadığı, sözleşmenin ifa edilmemesinde davalıya atfedilecek herhangi bir kusurun bulunmadığı anlaşılmıştır.<br>Davacı vekilince davalının sözleşmesi haksız olarak feshettiği ileri sürülmüş ise de; dosya kapsamında davalı tarafça TBK 125/1. maddesi gereğince sözleşmenin feshine yönelik bildirinin bulunmadığı, bilakis davalı tarafça nama ifa için izin istendiği, dava tarihi itibaren sözleşmedeki ifa süresinin sona erdiği anlaşılmış ise de; bilakis davacının dava dilekçesiyle teminat mektubunun iadesi teminat mektubunun nakite çevrilmemesi ve müspet ve menfi zarar talebi ile, sözleşmeyi sona erdirme iradesini ortaya koyduğu, sonuç olarak alacaklının temerrütü koşulları oluşmadığı, davacı yüklenicinin kusursuz olduğunu ispatlayamadığı ve bu nedenlerle müspet ve menfi zarar talebinde haksız olduğu ve yine sözleşme kapsamında teminat mektubunun iadesi koşullarının da mevcut olmadığı hüküm ve kanaatine varıldığından davacının davasının ve tüm taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur...\" gerekçesiyle davacının davasının ve tüm taleplerinin ayrı ayrı reddine, karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Bilirkişilerce incelenen ve hükme esas alınan <br>raporların hazırlanmasına dayanak teşkil eden deliller hukuki <br>dinlenilme hakkı ihlal edilmek suretiyle taraflarına gösterilmediğini, projeye başlanması için davalı tarafından <br>verilmesi gerekli basic projeler ve teknik şartname hakkında <br>somut bir inceleme yapılmadığını, davalı şirketin tek yükümlülüğü basic <br>dizaynları müvekkile vermekmiş gibi inceleme yapıldığını, bununla <br>sınırlı kalmamak kaydıyla teknik şartnamelerin verilip <br>verilmediği yönünde bir inceleme yapılmadığını, davalı şirketin EPDK lisansı olmaması hakkında <br>sundukları deliller ve ileri sürdükleri maddi vakıaların mahkemece değerlendirilmediğini, bu hususun incelenmesi için ara <br>karar alınmasına rağmen bu konuda herhangi bir inceleme <br>yaptırılmadan karar verildiğini, davalı şirketin, davadan önceki safhadaki noter <br>ihtarnameleri ve davadaki beyanları ile müvekkil şirkete basic <br>dizayn ve teknik şartnamenin verilmediğini defalarca ikrar etmiş <br>olmasına rağmen ihtarnameler mahkemece dikkate alınmadığını, müvekkilin kısıtlı ve taslak niteliğinde bilgi <br>verilmesine rağmen, detay projeleri hazırlayıp edimini yerine <br>getirdiğini, davalının detay projeleri sözleşme gereğince <br>onaylatmadığı iddialarının mahkemece hiç değerlendirilmediğini, davalı şirketin sözleşme konusunu şekil şartına <br>uyulmaksızın tek taraflı olarak değiştirdiğini, taraflar <br>arasındaki sözleşmenin edimlerini yerine getirmeyen davalı <br>tarafından öncelikle eylemli olarak feshedildiği kabul görmediği <br>takdirde yazılı bildirim ile feshedildiğinin açık olduğunu, taraflarınca dosyaya sunulan iki adet uzman <br>görüşünün mahkemece değerlendirilmediğini, bilirkişi raporları ile uzman görüşleri arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, tanıklarının beyanlarına mahkemece itibar edilmediğini ve neden itibar edilmediğinin gerekçeli kararda açıklanmadığını, terditli davalarının kabulü gerekirken davalı şirketin 15.02.2019 tarihli sözleşme <br>kapsamında üstlendiği, başta basic proje ve teknik şartnamenin müvekkiline verilmesi edimini yerine <br>getirdiğini usul ve yasaya uygun olarak ispatlayamadığını, mahkemece yemin bildirme hakları hatırlatılmadan karar verildiğini, teminat mektubunun iadesi talepleri yönünden maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi <br>vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. <br>Dosya kapsamına ve toplanan deliller göre, mevcut delillerin takdirinin ve yazılı gerekçeyle davanın reddine dair verilen İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;<br>Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/01/2023 tarih ve ....Esas - ... Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>Davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 247,70 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,   <br>Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>Gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde re'sen İlk Derece Mahkemesince davacıya iadesine, <br>Kararının Dairemizce taraflara tebliğ edilmesine, <br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/07/2024  <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br>¸e-imzalıdır.<br> <br><br>Üye<br><br>¸e-imzalıdır.<br> <br><br>Üye<br><br>¸e-imzalıdır.<br> <br><br>Katip<br><br>¸e-imzalıdır.<br> <br><br><br><br><br><br>¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında Elektronik İmza ile imzalanmıştır.¸ <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"92346346e239aab5","SID":"fbaf9538683d0882"}}