{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO\t: 2023/388 <br>KARAR NO\t: 2024/437<br><br>DAVA\t: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>DAVA TARİHİ\t: 24/04/2023<br>KARAR TARİHİ\t: 02/05/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH \t: 17/05/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>İDDİA:<br>Davacılar vekili Bakırköy Nöbetçi  Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu 24/04/2023 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde ; ... A.Ş.'nin 27.01.2023 tarihli genel kurulunda yeni yönetim kurulu seçildiğini ve bazı kararların genel kurul onayına sunulduğunu, bu kararlara karşı genel kurul toplantı tutanağına taraflarınca muhalefet şerhleri işlendiğini, bazılarının Türk Ticaret Kanunu anlamında batıl olması ve çoğunluk hissedarlarca azınlık haklarını iyi niyet kurallarının dışına çıkacak şekilde baskılamaya çalışması nedeniyle bahse konu kararların iptali gerektiğini, toplantı tutanağının 4. Maddesinde yer alan 2019 yıllarına ait bilançoların ve gelir gider tablolarının onayı işlemine taraflarınca şerh konularak işleme alınmamasının istendiğini, müvekkili temsilcilerince eski yönetim kurulunun 7143 sayılı yasadan yararlanarak işlem yapmasının şirket lehine olabileceği ama bunun yönetim kurulunun ortaklara olan sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı söylenerek şerh ettirildiğini, aynı zamanda işlemlerin kapsamı üstü örtülü açıklanmış, ayrıntıların açıklanmadığını, ortaklar tarafından alınmış bir oybirliği söz konusu olmadığından 2019 yılı bilançosunu kabul etmediklerini beyan etmiş  olmalarına rağmen bunu salt çoğunlukla kabul edilmiş sayılmasının kanuna aykırı olup bu kararın iptali gerektiğini, toplantı tutanağının 5. Maddesi ise yönetim kurulunun ayrı ayrı ibrası oylanmış ve oylamaya başlanmadan TTK 436. Madde gereğince pay sahibinin kendisi, eşi, alt ve üst soyu ve bunların ortağı bulunduğu şahıs şirketleri veya hakimiyeti altındaki şirketleriyle ilgili müzakerelerde oy kullanamaz şerhi düşüldüğünü ve bu konuda ibra görüşmelerinde kardeşlerin ve annelerinin ibra oylamalarına katılmamaları gerektiği ve bunun bir kanuni zorunluluk olduğu beyan edilmiş olmasına rağmen hakim hissedarların keyfi tutumlarıyla ibra oylamasına geçildiğini ve salt çoğunlukla kabul edildiğini, ..., ... ve ...- ... kardeş olup ...'ın da anneleri olduğunu, kanuna aykırı yapılan bu işlemin de batıl sayılmasını ve kararın iptali ile ibra işleminin ... ve ...'ın 2019 yılına ait faaliyetlerinin ibrasına ait genel kurul kararının iptaline karar verilmesi gerektiğini, ... yönünden ise davalıların baskısı ile hareket etmesi nedeniyle tüm faaliyetlere özgür iradesine ve davacı müvekkillerin menfaatine aykırı hareket ettiği için iptali gerektiğini, genel kurulun 6 nolu gündem maddesinde karların dağıtılmaması konusunda karar alınmış ve oy çokluğuyla tasdik edildiğini, TTK 519. Maddesi gereği karların dağıtılması bir anlamda zorunluluk olup şirket kasasının hakim hissedar elinde olması ve şirketin %40'ina sahip olan hissedarları baskı altına almaya çalışmasının kötü niyet niteliğinde olduğunu, uzun süredir (7yıl) kar paylarının dağıtılmamış olmasının da dikkate alınarak bu genel kurul kararının iptaline ve kar paylarının dağıtılmasına karar verilmesi gerektiğini, davalılarının belirttiğinin aksine şirket gelirinin kendi şahsi amaçları doğrultusunda kullanıldığına ilişkin delilleri olmakla bu hususta diğer dava haklarını en kısa zamanda kullanacaklarını, tek geliri otel kirasından ibaret olan şirketin uzun yıllar kira gelirini dağıtamamasının yöneticilerin sorumluluğunda olduğunu, yeni yönetim kurulu belirlendikten sonra yönetim kurulu üyelerine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 395 ve 396. maddelerinde sayılan işlemler için yetki verildiğini, söz konusu işlemlere izin verilmesi için yapılan oylamada yönetim kurulu üyelerinin (..., ... ve ...), anne ve kardeşler de bu işlem için oy kullandığını, müvekkilleri adına temsilci olarak bulunanların ise bu duruma muhalif olduklarını genel kurul toplantısına katılarak muhalefet şerhi kullandıklarını, azınlık hissedarlara hiçbir bilgi verilmeden yapılacak bu işlemlerin karşılıklı güven ilişkisini zedeleyeceğini, gerek kesinleşen Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. ve .... K. sayılı kararı ve Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasında verilen karar da ortadayken defaten iptal edilen bu kararı aynen tekrar kabul etmek ve azınlık hisselerini baskılamaya çalışmanın kötü niyet olarak yorumlanması gerektiğini, genel kurulun 9. Gündem maddesinin oy çokluğuyla kabulünün mümkün olmadığını, Bakırköy 2. ve 6. Asliye Ticaret Mahkemelerinin iptal kararı doğrultusunda şirket içinin boşaltılması gibi bir durumunda ortaya çıkmaması anlamında açık olmayan bir borçlanma yetkisinin şirketin azınlık hisse paydaşlarının aleyhine olduğunu, Yönetim kurulu üyelerine TTK'nın anılan maddelerindeki yetkinin verilmesine ilişkin kararın, ortak ile şirket arasında şahsi bir işe ilişkin olduğundan TTK'nın 436. maddesindeki oy yoksunluğu halinin uygulanması gerektiğini, yönetim kuruluna 395-396 madde doğrultusunda izin ve yetki verilmesinin oylamasında üyenin kendisi, annesi ve kardeşleri oy kullandığından oy yoksunluğu haline göre yapılan hesaplamada yönetim kuruluna verilen borçlanma ve şirket ortaklarının şirkete borçlanma yetkisi verilmesi işlemenin reddine karar verildiği sonucu ortaya çıktığını, neticede; genel kurul kararlarının açıkça kanuna aykırı olmaları ve Sayın Mahkemece resen gözetilecek nedenlerle, öncelikli olarak bu kararların yürütülmelerinin geri bırakılması ve iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>SAVUNMA:<br>Dava dilekçesi ile eklerinin usulüne uygun olarak davalıya tebliğ edildiği, davalı şirketin cevap dilekçesi sunmadığı görüldü. <br>DELİLLER VE GEREKÇE:<br>Dava, davalı şirketin 27/01/2023 tarihinde yapılan 2019 yılına ait olağan genel kurulunda, alınan kararların batıl olduğunun tebpiti olmadığı taktirde iptali istemine ilişkindir. <br>Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan  bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.<br>Bilirkişiler Prof. Dr. ... ve ....tarafından düzenlenen 19/03/2024 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Davacılar'ın aktif husumet ehliyetini haiz oldukları, davanın üç aylık hak düşürücü süre içerisinde ikame edildiği, davacılar'ın dava konusu kararlara karşı olumsuz oy kullandıkları ve fakat muhalefet şerhlerini tutanağa işletmedikleri görüldüğünden dava konusu kararlar bakımından dava şartının mevcut olmadığı, ancak Sayın Mahkemece aksi kanaate varılması ihtimaline binaen Davacılar'ın Sayın Mahkemenin değerlendirmesine sundukları iptal sebeplerinin incelendiği, davalı Şirket'in ticari defterlerinin incelenmesinden, finansal tabloların ticari defter kayıtları ile uyumlu olduğu, yine finansal tabloların Muhasebe Usul ve Esasları'na uygun bir şekilde düzenlendiği anlaşıldığından (4) nolu kararın iptal edilebilir olmadığı, yönetim kurulu üyesi sıfatını haiz ... ve ...'ın, kendileri haricindeki yönetim kurulu üyelerinin ibra oylamalarında da TTK md. 436/2 uyarınca oydan yoksun oldukları, dolayısıyla (5) nolu kararın iptal edilebilir olduğu, şirket'in dağıtılabilecek bir kârı bulunmadığının tespit edildiği, dolayısıyla (6) nolu kararın iptal edilebilir olmadığı, genel kurulda yapılacak oylamada, hakkında izin verilen yönetim kurulu üyelerinin ve TTK m. 436 hükmünde sayılan yakınlarının oy kullanmasının mümkün olmadığı, somut uyuşmazlıkta (9) nolu kararın iptal edilebilir olduğu yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir. <br>  Anonim şirketlerde genel kurul, pay sahiplerinin veya temsilcilerinin usulüne uygun çağrı üzerine belirli bir gündemi görüşmek ve karara bağlamak için bir araya gelmesinden oluşan, şirketin karar ve irade organıdır. Hukukî sonuç doğuran bir irade beyanı olması nedeniyle genel kurul kararı, bir hukukî işlem niteliğindedir.<br>  Hukukî işlem, bir veya birden çok kişinin hukuk düzeninin öngördüğü sınırlar içinde gerektiğinde diğer unsurlarla birlikte hukukî sonuçlar doğurmaya yönelik irade açıklamasından oluşan hukukî bir olgudur. İrade açıklamasının yönelmiş olduğu hukukî sonuç, bir hakkın veya hukukî ilişkinin kurulmasından, değiştirilmesinden, devredilmesinden veya ortadan kaldırılmasından ibaret olabilir. Bir hukukî işlemin meydana gelmesi, hüküm ve sonuçlarını doğurabilmesi, birden çok kişinin irade beyanına bağlı ise bu hukukî işlemlere iki veya çok taraflı hukukî işlem denir. Çok taraflı hukukî işlemler, sözleşme ve karar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Karar, aynı gruba dâhil kişilerin ortak bir iş veya amaca ilişkin olarak başkana yöneltilmiş irade beyanıdır. Dolayısıyla hukukî işlemlerin hükümsüzlük hâlleri “karar” için de geçerlidir. Dolayısıyla karar şeklindeki bir hukukî işlemin hükümsüz olması, onun yöneldiği hukukî sonucu gerçekleştirme gücünün olmadığı anlamına gelmektedir.<br> Anonim şirketlerde genel kurul kararlarının doğrudan veya dolaylı etkilerini gösterebilmeleri her şeyden önce hukuk kurallarına aykırı bulunmamalarına, hukuken mevcut ve geçerli olmalarına bağlıdır. Kararların mevcudiyet ve geçerlilik şartları, kanun koyucu tarafından şirketin, azınlığın, şirket alacaklılarının ve müstakbel pay sahiplerinin hak ve çıkarları ile kamu düzeninin diğer gerekleri göz önünde bulundurulmak suretiyle çeşitli kanun hükümleriyle tespit edilmiştir. Meydana gelişi veya içeriği bakımından bu hükümlere ve bunların ışığında düzenlenmiş olan şirket esas sözleşmesine aykırı bulunan kararlar hukuken hükümsüz olurlar. Genel kurul kararlarında bu hükümsüzlük, ihlâl edilen hukuk kuralının niteliğine göre butlan, yokluk veya iptal edilebilirlik olarak karşımıza çıkmaktadır.<br>  Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden butlan, TTK’nın 447. maddesi ile açıkça düzenlenmiştir.  Buna göre genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran; pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran; anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. TTK’nın 447. maddesinde genel bir düzenleme yapılmamış, sadece örnek niteliğinde butlan sebepleri sayılmakla yetinilmiştir. Dolayısıyla TTK’nın 447. maddesinde sayılmayan durumlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi uygulanacak; emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılacaktır. <br>  Batıl bir hukukî işlem, unsurları itibariyle şeklen ve fiilen mevcut olmakla birlikte, konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hukukî hüküm ve sonuçları daha başlangıçtan itibaren kesin olarak hükümsüzdür. Bu kesin hükümsüzlük kural olarak düzeltilemez nitelikte olup hukukî yararı bulunan herkes tarafından bir süre ile sınırlı olmaksızın ileri sürülebilir. Mahkemeye sunulmuş olan olaylardan anlaşılmak koşuluyla hâkim tarafından res’en göz önünde tutulur.<br> Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden olan yokluk, TTK’da düzenlenmemiştir. Yokluk yaptırımının kanunda düzenlenmemiş olması, yokluk yaptırımının hukukî işlem niteliğinde olan genel kurul kararları hakkında uygulanamayacağı anlamına gelmemektedir. Bir hukukî işlem, meydana gelişi bakımından emredici hukuk kurallarına aykırı ise o işlem yok hükmündedir. Meydana gelişe ilişkin olan emredici hukuk kuralları, hukukî işlemin unsurlarını oluşturan, onun mevcudiyet şartlarını belirleyen kurucu-şekli nitelikteki hükümlerdir. İçeriğe ilişkin emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde butlan söz konusu olup hukukî işlem şeklen mevcut olmakla birlikte konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hüküm ve sonuçları, daha başlangıçtan itibaren hiç kimseye karşı meydana gelmez. Kurucu-şekli nitelikteki emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde ise yokluk söz konusu olup kurucu unsurların veya kanunî şeklin eksikliği sebebiyle hukukî işlem şeklen meydana gelememektedir. Dolayısıyla butlanda hukukî işlemin meydana gelmesi için gerekli olan içerik unsurları vardır; fakat hukuk düzeni bu içerik bakımından amaçlanan sonuçların meydana gelmesini kesinlikle reddetmektedir. Yoklukta ise hukukî işlem için gerekli olan içerik şekli bakımdan dâhi meydana gelmiş değildir (Tekinay, S. Sulhi/Akman, Servet/Burcuoğlu, Haluk/Altop, Atilla: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul, 1993, s. 378).<br>  Anonim şirketlerde genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden iptal edilebilirlik ise TTK’nın 445. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Anılan madde gereğince kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açılabilecektir. İptal davasına konu bir genel kurul kararı, şekil veya içeriği bakımından sakat olsa bile iptaline dair hüküm kesinleşinceye kadar geçerli bir karar olarak kabul edilir. Süresinde ve usulüne uygun olarak açılan bir iptal davasında verilen iptal kararı kesinleşirse, bu karar geçmişe etkili olarak hüküm doğurur. Kararın alınmasından itibaren üç ay içinde dava açılmazsa veya açılan dava reddedilirse söz konusu aykırılık ve bu nedenle kararın iptal edilebilirliği artık ileri sürülemez. <br>  Görüldüğü üzere TTK’nın 445. maddesinde genel iptal sebepleri düzenlenmiştir. Dolayısıyla kanuna, esas sözleşme hükümlerine veya dürüstlük kuralına aykırılık nedenlerine dayalı olarak mahkemeden genel kurul kararlarının iptali talep edilebilir. Bu kapsamda kanuna aykırılık, butlan ve yokluk halleri dışındaki hükümlere aykırı olan genel kurul kararlarını ifade etmektedir. Zira iptal davası hukuken mevcut ve geçerli, ancak sakat doğmuş olan bir genel kurul kararına karşı açılabilir. Mutlak emredici hükümlere aykırılık halinde esasen ortada şeklen bir genel kurul kararı yoktur ve dolayısıyla bu karar hükümsüzdür. Hükümsüz sayılan bir genel kurul kararının da iptali değil, hükümsüzlüğünün tespiti söz konusu olur. Kanuna aykırılık, emredici hükümler haricinde yalnızca TTK hükümlerine veya anonim şirketi düzenleyen hükümlere değil yürürlükte bulunan ilgili tüm mevzuat hükümlerine ve yazılı olmayan hukuk kurallarına, özellikle -yasal istisnalar dışında- pay sahipleri arasındaki eşitlik ilkesini de içerir.<br> Öte yandan esas sözleşmeye aykırı kararlar yönünden de iptal davası açılabilmektedir. Buradaki aykırılık şirket esas sözleşmesinde yer alan herhangi bir hükme muhalefet halinde söz konusu olmaktadır. Örneğin kanunda öngörülen yeter sayıya uygun olarak bir genel kurul kararı alınmış olmasına rağmen bu kararın esas sözleşmede öngörülen ağırlaşmış müzakere nisabına aykırı bir şekilde alınmış olması halinde bu kararın iptali mahkemeden istenebilir. Ayrıca genel kurulda alınan kararlar, görünüşte kanun ve esas sözleşmeye uygun olmasına rağmen, çoğunluğun yetkilerini kötüye kullanarak azınlığın veya münferit pay sahiplerinin meşru çıkarlarını ihlal ediyorsa dürüstlük kuralına aykırılık sebebiyle bu genel kurul kararının iptali gerekir. <br>Somut uyuşmazlıkta davacılar davalı şirketin 27.01.2023 tarihli genel kurulunda gündemin 4,5,6 ve 9 nolu maddeleriyle alınan kararların  iptalini talep etmektedirler. <br>Davacıların usulüne uygun olarak çağrıldıkları  genel kurul toplantısına katıldıkları ancak  muhalefet şerhlerini  genel kurul kararının alındığı tutanağa yazdırmadıkları için TTK'nın 446.maddesi uyarınca iptal davası açma hakları bulunmamakla birlikte anılan kararların batıl veya yok hükmünde olduğunu tespit ettirme hakları bulunduğundan olayın bu çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir.<br>Davacıların iptalini talep ettikleri 4 ve 6 nolu kararlar incelendiğinde kararların yeterli nisap ile alındığı, alınan kararların  yok hükmünde veya batıl olmadıkları iptal davasına konu edilebilecek kararlar oldukları ancak davacıların olumsuz oy kullanmalarına rağmen muhalefet şerhlerini tutanağa işletmedikleri anlaşıldığından bu maddelere ilişkin olarak açılan  davanın muhalefet şerhine ilişkin özel dava şartı noksanlığı nedeniyle  HMK'nın 114/2 ve 115/2.maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>Davacılar,davalı şirketin yapılan genel kurulunda günmemin 5 ve 9 numaralı maddeleri ile alınan kararların da iptalini talep etmişlerdir.Yukarıda açıklandığı üzere davacılar söz konusu maddelere olumsuz oy kullanmalarına rağmen muhalefet şerhlerini tutanağa işlememişlerdir.Bu nedenle davacıların bu maddeler ile ilgili de iptal davası açma hakları bulunmamakla birlikte alınan kararların batıl veya yok hükmünde olup olmadıklarının Mahkemece resen değerlendirilmesi gerekmektedir.<br>Davacılar vekilinin iptalini talep ettiği bir diğer genel kurul kararı, (5) nolu gündem maddesine ilişkin karardır. Dosyaya mübrez toplantı tutanağında;<br>“22019 yılı Yönetim Kurulu ibraları ayrı ayrı oylamaya sunuldu. ... ın ibrası için ..., ... ve ... Vekili ...'ın 2.575.360 olumsuz oyuna karşılık ..., ... ve ... tarafından toplam 2.898.739 olumlu oy verildi, oy çokluğu ile ibra edildi.<br>-2019 yılı Yönetim Kurulu ibraları ayrı ayrı oylamaya sunuldu. ...'ın ibrası için ..., ... ve ... Vekili ...'ın 2.575.360 olumsuz oyuna karşılık ..., ... ve ... tarafından toplam 2.898.739 olumlu oy verildi, oy çokluğu ile ibra edildi.<br>-2019 yılı Yönetim Kurulu ibraları ayrı ayrı oylamaya sunuldu. ...'nin ibrası için ..., ... ve ... Vekili ...'ın 2.575.360 olumsuz oyuna karşılık, ..., ..., ... ve ... tarafından toplam 3.863.040 olumlu oy verildi, oy çokluğu ile ibra edildi.”ifadelerinin yer aldığı görülmektedir. Davacılar vekili, ibra görüşmelerinde kardeşlerin ve annelerinin ibra oylamalarına katılmamaları gerektiği ve bunun bir kanuni zorunluluk olduğu beyan edilmiş olmasına rağmen hakim hissedarların keyfi tutumlarıyla ibra oylamasına geçildiğini ve salt çoğunlukla kabul edildiğini, ..., ... ve ...-... kardeş olup ...'ın ise anneleri olduğunu, ... ve ...'ın 2019 yılına ait faaliyetlerinin ibrasına ait genel kurul kararının iptaline karar verilmesi gerektiğini, ... yönünden ise davalıların baskısı ile hareket etmesi nedeniyle tüm faaliyetlere özgür iradesine ve davacı müvekkillerin menfaatine aykırı hareket ettiği için iptali gerektiğini iddia etmektedir.<br>Bilindiği üzere ibra, anonim ortaklığın genel kurulunda, belli bir döneme ait olan yönetim ve denetim faaliyetlerinin onaylanması anlamına gelen ve genel kurulda açıklanan faaliyetlere ilişkin olarak yönetim kurulu üyelerine, yöneticiye ve denetçiye karşı sorumluluk davasının açılmayacağını tek taraflı irade beyanıyla ortaya koyan yenilik doğurucu bir işlemdir.İbra kararı genel kurul tarafından açık bir şekilde alınabileceği gibi (açık ibra), genel kurul gündeminde açıkça yer almıyorsa, TTK m. 424 hükmü uyarınca şirket bilançosunun onaylanması da ibra sonucunu doğurur (zımni ibra). Somut uyuşmazlıkta açık ibra söz konusudur.<br>Yönetimde yer almış kişilerin sadece kendilerinin ibralarında değil, diğer yönetim kurulu üyelerinin ibralarında da oy kullanamayacakları kabul edilmektedir (TTK m. 436/2.). İbra kararına ilişkin bu oydan yoksunluk hali hiç şüphesiz ki pay sahibinin yanı sıra, pay sahibini temsilen genel kurulda oy kullanacak vekilleri için de geçerlidir . Dosyaya mübrez genel kurul toplantı tutanağından, (pay sahibi)YK üyesi ... ve (pay sahibi)YK üyesi ...'ın birbirlerinin ibrasında oy kullandıkları, ayrıca ... ve ...'ın, (pay sahibi olmayan) YK üyesi ...'nin ibrasında da oy kullandıkları ve ilgili oyların hesaplamaya dahil edildiği anlaşılmaktadır. <br>Oydan yoksun olan pay sahiplerinin oy kullanması, doğrudan ibra kararını sakatlamamaktadır. Oydan yoksun payların hesaplamadan düşülerek kararın neticesinin tespiti gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta; yönetim kurulu üyesi sıfatını haiz ... ve ..., kendileri haricindeki yönetim kurulu üyelerinin ibra oylamalarında da TTK md. 436/2 uyarınca oydan yoksundurlar. Bu doğrultuda,ibraya ilişkin oylamalarda ,oydan yoksun payların  düşülerek yeniden hesaplamanın yapılması gerekmektedir.Buna göre yapılana hesaplama aşağıdaki gibi olması gerekmektedir.<br>\"... 'ın ibrası için; ..., ... ve ... Vekili ...'ın 2.575.360 olumsuz oy verdiği, buna karşılık ... ve ... tarafından toplam 1.934.438 olumlu oy verildiği ve ... ın oy çokluğu ile ibra edilmediği,<br>... 'ın ibrası için ..., ... ve ... Vekili ...'ın 2.575.360 olumsuz oy verdiği; buna karşılık ... ve  ... tarafından toplam 1.934.438 olumlu oy verildiği, ... ın oy çokluğu ile ibra edilmediği,<br>...'nin ibrası için ..., ... ve ... Vekili ...'ın 2.575.360 olumsuz oy verdiği, buna karşılık, ... ve ... tarafından toplam 1.934.438 olumlu oy verildiği, ...'nin oy çokluğu ile ibra edilmediği.\" şeklinde olması gerekirken oydan yoksun payların oylamaya katılması sonucu yönetim kurulunun ibra edildiği,bu hususun açıkça kanun hükmünü(TTK md.436/2) aykırı olduğu,bu hukuki işlemin meydana gelişi bakımından emredici hukuk kurallarına aykırı olması nedeniyle hukuken de baştan beri varlık kazanamaması nedeniyle yok hukmünde olduğu belirlendiğinden,davalı şirketin anılan genel kurulunda 5 nolu gündem maddesi ile alınan kararın yok hükmünde olduğu sonucuna varılmıştır.<br>Davacılar vekilinin iptalini talep ettiği son genel kurul kararı, (9) nolu gündem maddesine ilişkin karardır. Dosyaya mübrez toplantı tutanağında, yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395.ve 396. maddelerinde sayılan işlemler için izin verilmesine oy çokluğuyla karar verildiği görülmektedir. <br>Bilindiği üzere anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin şirketle işlem yapması TTK m. 395 hükmünde düzenlenmiştir. Buna göre, “Yönetim kurulu üyesi, genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamaz; aksi hâlde, şirket yapılan işlemin batıl olduğunu ileri sürebilir. Diğer taraf  bir iddiada bulunamaz.” Kanun metninde açıkça ifade edildiği üzere, yönetim kurulu üyelerinin şirket ile işlem yapabilmesi için genel kuruldan bu yönde bir izin alınması gerekmektedir. Kanun koyucunun bu hükmü koymaktaki amacı, yönetim kurulu üyelerinin sahip oldukları yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle şirketin çıkarlarının zedelenmesini engellemektir.<br>Kanun metninde herhangi bir sınırlama öngörülmediğinden, genel kurul tarafından tek bir işlem için izin verilmesi mümkün olduğu gibi genel nitelikli bir iznin verilmesi de mümkündür,<br>Genel kurulda yapılacak oylamada, hakkında izin verilen yönetim kurulu üyelerinin ve TTK m. 436 hükmünde sayılan yakınlarının oy kullanması mümkün değildir.<br>TTK m. 396 hukmuünde ıse anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin rekabet etme yasağı düzenlenmektedir. Buna göre, “Yönetim kurulu üyelerinden biri, genel kurulun iznini almaksızın, şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla da giremez.” Kanunda açık bir şekilde düzenlendiği üzere, yönetim kurulu üyelerinin şirket ile rekabet edecek nitelikte bir hukuki işlemi yapabilmesi için genel kurulun bu yönde bir izin vermesi gerekmektedir. Bu hükmün konulmasının temel amacı, yönetim kurulu üyelerinin emek ve zamanını şirkete sarf etmesini sağlamak ve şirket ile rekabet ilişkisi içine  girilmesi engellenerek  şirketin çıkarlarının\" korunmasıdır. Genel kurulda yapılacak olan oylamada, hakkında izin verilen yönetim kurulu üyelerinin ve TTK m. 436 hükmünde sayılan yakınlarının oy kullanması mümkün değildir <br>Konu hakkında ifade edilmesi gereken öncelikli husus, her iki iznin verilmesinde de TTK m. 436 uyarınca oydan yoksunluk halinin bulunduğudur. TTK m. 446/1-(b) hükmünde genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullanmaları halinde toplantıya katılmış olsun ya da olmasın her pay sahibinin iptal davası açma hakkı bulunduğu düzenlenmektedir. Ancak aynı hükmün devamında, bu şekilde iptal davası açılabilmesi için söz konusu hukuka aykırılığın kararın alınmasında etkili olması gerektiği ifade edilmektedir. Anılan hükümde genel kurul toplantısına katılmaya yetkisi olmayan kişilerin katılımından bahsediliyor olsa da, hukukumuzda toplantıya katılmaya yetkili olan ve fakat oydan yoksun bulunan kişilerin oy kullanmaları halinde de bu hükmün uygulanabileceği kabul edilmektedir. TTK m. 446/1-(b) hükmünde yer alan düzenlemeden de anlaşılabileceği üzere, oy hakkından yoksunluğa ilişkin hükmün ihlali kararın alınmasında etkili olmuş ise karar hakkında iptal davası açılması mümkündür. Şu halde söz konusu hukuka aykırılığın kararın alınmasında etkili olup olmadığını değerlendirmek gerekmektedir.<br>TTK'nın  395. Maddesine göre Yönetim Kurulu üyelerine ..., ... vekili ... Vekili ...'ın 2.575.360 Olumsuz oyuna karşılık ..., ..., ... ve ... tarafından verilen toplam 3.863.040 Olumlu oyla gerekli yetki ve izinlerin verilmesi oy çokluğu ile kabul edildi.<br>T.T.K.'nın 396. Maddesine göre Yönetim Kurulu üyelerine ..., ... ve ... Vekili ...'ın 2.575.360 Olumsuz oyuna karşılık ..., ..., ... ve ... tarafından verilen toplam 3.863.040 Olumlu oyla gerekli yetki ve izinlerin verilmesi oy çokluğu ile kabul edildi.”<br>Somut uyuşmazlıkta, TTK md. 395-396'ya ilişkin kararların, yönetim kurulu üyeleri bakımından ayrı ayrı alınmak yerine bir bütün hâlinde alındığı görülmektedir. TTK md. 436/1 “Pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz.” Hükmünü amirdir.<br>Dolayısıyla yönetim kurulu üyelerinden ... ... ve ...'a TTK md. 395-396'daki yetkilerin verilmesine ilişkin oylamada; ...,...  ve ..., ...'ın altsoyu oldukları için ... oydan yoksundur.<br>Aynı zamanda, ... ve ... kendisine bu yetkilerin verilmesine ilişkin oylamada; yine ... da kendisine bu yetkilerin verilmesine ilişkin oylamada oydan yoksundurlar.<br>Somut uyuşmazlıkta her ne kadar ayrı ayrı oylama yapılmasa dahi; ... bakımından oylamada;<br>\"T.T.K.'nın 395. Maddesine göre Yönetim Kurulu üyelerine ..., ... ve ... Vekili ...'ın 2.575.360 Olumsuz oyuna karşılık ... ve ... tarafından verilen toplam 1.928.602 Olumlu oyla gerekli yetki ve izinlerin verilmesi oy çokluğu ile reddedildiği,<br>T.T.K.'nın 396. Maddesine göre Yönetim Kurulu üyelerine ...,... ve ... Vekili ...'ın 2.575.360 Olumsuz oyuna karşılık ... ve ... tarafından verilen toplam 1.928.602 Olumlu oyla gerekli yetki ve izinlerin verilmesi oy çokluğu ile reddedildiği,<br>Somut uyuşmazlıkta her ne kadar ayrı ayrı oylama yapılmasa dahi; ... bakımından oylamada;<br>\"T.T.K.'nın 395. Maddesine göre Yönetim Kurulu üyelerine ..., ... ve ... Vekili ...'ın 2.575.360 Olumsuz oyuna karşılık ... ve ... tarafından verilen toplam 1.928.602 Olumlu oyla gerekli yetki ve izinlerin verilmesi oy çokluğu ile reddedildiği,<br>T.T.K.'nın 396. Maddesine göre Yönetim Kurulu üyelerine ..., ... ve ... Vekili ...'ın 2.575.360 Olumsuz oyuna karşılık ... ve ... tarafından verilen toplam 1.928.602 Olumlu oyla gerekli yetki ve izinlerin verilmesi oy çokluğu ile reddedildiği,<br>Somut uyuşmazlıkta her ne kadar ayrı ayrı oylama yapılmasa dahi; ... bakımından oylamada;<br>\"T.T.K.'nın 395. Maddesine göre Yönetim Kurulu üyelerine ..., ... ve ... Vekili ...'ın 2.575.360 Olumsuz oyuna karşılık ... ve ... tarafından verilen toplam 1.928.602 Olumlu oyla gerekli yetki ve izinlerin verilmesi oy çokluğu ile reddedildiği,<br>T.T.K.'nın 396. Maddesine göre Yönetim Kurulu üyelerine ..., ... ve ... Vekili ...'ın 2.575.360 Olumsuz oyuna karşılık ... ve Yılmaz tarafından verilen toplam 1.928.602 Olumlu oyla gerekli yetki ve izinlerin verilmesi oy çokluğu ile reddedildiği\"  şeklinde olması gerekirken oydan yoksun payların oylamaya katılması sonucu TTK md.395-396'da belirtilen izinlerin verildiği,bu hususun açıkça kanun hükmünü(TTK md.436/1) aykırı olduğu,bu hukuki işlemin meydana gelişi bakımından emredici hukuk kurallarına aykırı olması nedeniyle hukuken de baştan beri varlık kazanamaması nedeniyle yok hukmünde olduğu belirlendiğinden,davalı şirketin anılan genel kurulunda 9 nolu gündem maddesi ile alınan kararın yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiği sonucuna  varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.<br>HÜKÜM/Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-\tDavanın kısmen KABUL kısmen REDDİ ile;<br>a)Davalı şirketin 27/01/2023 tarihinde yapılan genel kurulunda (4) ve (6) nolu gündem maddeleri ile alınan kararların  yok hükmünde veya batıl olmadıkları iptal davasına konu edilebilecek kararlar oldukları ancak davacıların olumsuz oy kullanmalarına rağmen muhalefet şerhlerini tutanağa işletmedikleri anlaşıldığından bu maddelere ilişkin olarak açılan  davanın muhalefet şerhine ilişkin özel dava şartı noksanlığı nedeniyle  HMK'nın 114/2 ve 115/2.maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,<br>b)Davalı şirketin 27/01/2023 tarihinde yapılan genel kurulunda (5) ve (9) nolu gündem maddeleri ile alınan kararların TTK'nın 436.maddesinde belirtilen oy yoksunluğuna ilişkin emredici hükmüne aykırı olarak alındığı anlaşıldığından bu maddelerin YOK HÜKMÜNDE OLDUKLARININ TESPİTİNE, \t <br>2-Karar tarihinde  yürürlükte  bulunan  Harçlar Tarifesi gereğince alınması  gereken 427,60 TL  peşin  harcın  davacılar tarafından  yatırılan  179,90- TL'den  mahsubu  ile bakiye 247,70- TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat KAYDINA,<br>3-Davacılar tarafından ödenen 179,90- TL Başvurma Harcı, 179,90 Peşin Harç ve 25,60-TL vekalet harcın  davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE,<br>4-Davacılar tarafından yapılan 19 tebligat+posta ücreti 485,00-TL, bir bilirkişi inceleme ücreti 8,000,00 TL olmak üzere toplam 8.485,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 4.242,50 TL'nin (1/2 üzerinden) davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE, kalan kısmın davacılar üzerinde BIRAKILMASINA,<br>5-Davacıların kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre  hesap edilen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacılara VERİLMESİNE, <br>6-Davalının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davacılardan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, <br>7-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacılar tarafından peşin olarak yatırılan 1.290,00 TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,<br>5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun  341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile  kararın tebliğinden itibaren iki hafta  içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye  vereceği cevap dilekçesi ile  iki hafta  içerisinde  İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı,davalı vekilinin yokluğunda oybirliği ile  verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı.02/05/2024<br><br><br>Başkan ...<br> ☪e-imzalıdır.☪ <br>Üye ...<br> ☪e-imzalıdır.☪ <br>Üye ...<br> ☪e-imzalıdır.☪ <br>Katip ....<br>  ☪e-imzalıdır.☪<br><br><br> \"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR.\"  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"78bf572c9bf28542","SID":"70751e6ab6ad6b64"}}