{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/855 <br>KARAR NO: 2024/864<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/02/2021<br>NUMARASI: 2019/181 Esas -  2021/72 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/05/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 04/06/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02/02/2015 tarihli Marka Devir Sözleşmesi ile müvekkilinin dava dışı ... ile olan işbirliği anlaşmasından doğan alacaklarını davalı şirkete devrettiğini, operatör tarafından teknik tanımlamaların değiştirilmesinin zorunluluğu nedeniyle sözleşmeden sonraki alacaklar müvekkili şirkete gelmeye devam ettiğini, müvekkilinin sözleşme gereği ödemelerin tamamını davalı tarafa aktardığını, dava dışı ... 'in daha sonra yaptığı denetimlerde yanlış hesaplama yaparak fazla ödeme yaptığını tespit ettiğini, yapılan fazla ödemelerin müvekkilinden tahsil edildiğini, müvekkilinin bu ödemeyi para aktardığı davalı şirketten istediğini, davalının faturaları kabul ederek detay rapordan sonra ödeyeceğini belirttiğini, müvekkili ile davalı şirketin sözleşme ilişkisi içinde olduğunu, faturalara süresi içinde itiraz edilmediğini, müvekkilinin alacağını güvenceye almaya yeter miktar üzerinde davalı mal varlığı üzerinde 3.kişilere devrini engelleyecek nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini iddia ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulünü, itirazın iptali ile takibin devamını, davalının aktif mal varlığ üzerinde 3.kişilere devrini engelleyecek şekilde ihtiyati tedbir konulmasını, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraftan tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında 02/02/2015 tarihli Marka Devir Sözleşmesi imzalandığını, davacı tarafından sunulan faturaların müvekkili tarafından fatura detayı olmadan faturanın yönetime sunulamayacağından dolayı kabul edilmediğini, fatura detaylarının gönderilmediğinden dolayı faturaların iade edildiğini, müvekkili ile davacı arasında akdi ilişkiden veya bir başka ilişkiden rücuen talep edilebilecek bir borcun bulunmadığını, herhangi bir borç var ise de davacı ile ... arasındaki borç ilişkisinden doğduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile rücuen bir alacak talebi var ise öncelikle davacının rücuen talebe konu borcu ödemesi gerektiğini, ödeme belgesinin sunulmadığını, yapılacak bilirkişi incelemesinde müvekkilinin davacı şirkete bir borcunun bulunmadığının tespit edileceğini savunarak; davanın reddini, %20 oranında tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Davaya konu uyuşmazlık; dava dışı ... tarafından davacı şirkete düzenlenen ve davacı tarafından ödenen fatura bedellerinin davacının davalıdan talep edip edemeyeceği noktalarında toplanmaktadır. Yukarıda özetlendiği üzere davacı şirket ile davalı şirket arasında 02/02/2015 tarihinde Marka Devir Sözleşmesi imzalanmak suretiyle araç takip işini davalı şirkete devretmiştir. Ancak araç takip işleri davalı tarafa devredilmiş olmasına rağmen GSM operatörü tarafından teknik tanımlamalar yapılıncaya kadar sözleşmenin imzalandığı tarihten sonra da  148.699,86 TL davalı hakkedişi olan ödemelerin davacı hesabına geldikçe davalı hesabına aktarıldığı anlaşılmaktadır. Ancak dava dışı ...'in bilahare fazla ödeme yapmış olduğunu tespit etmesi üzerine fazladan yapmış olduğu ödemelere ilişkin davacıya fatura düzenlediği ve davacının  detayları yukarıda açıklanan söz konusu fatura  bedellerini ödediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davacı  .. A.Ş davalıya aktardığı alacağın bir kısmını dava dışı ...'E iade etmesi ile kendi varlığının azalması suretiyle davalı ...A.Ş'nin varlığının artmasına ve ...A.Ş'nin sebepsiz zenginleşmesi sağlanmıştır. Bu kapsamda davalı firmanın kendisine yapılan fazla ödeme nedeniyle davacının doğan zararını karşılaması gerektiği anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Faiz alacağı yönünden ise belirtilmelidir ki, haksız fiilde ve sebepsiz zenginleşmede temerrüt için ihtarın gerekmediği yolunda açık bir yasa hükmü yoktur. Ancak, müşterek hukukun “Gaspeden daima temerrüt halindedir” şeklindeki genel ilkesi, günümüzde de uygulama yerine sahiptir. Bu ilkeye göre, haksız fiilin faili ve sebepsiz zenginleşen daima temerrüt halinde bulunduğu için, zaten gerçekleşmiş olan temerrüdü sağlamak üzere alacaklının bunlara ayrıca bir ihtarda bulunması gerekmez. Bu  nedenle davacını faiz alacağını talep etmesi için davalıyı ayrıca temerrüte düşürmesine gerek bulunmayıp takibe konu edilen faiz alacağını talep etmekte haklı olduğu anlaşılmakla davanı kabulüne\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mezkur davanın imzalanan 02/02/2015 tarihli marka devir sözleşmesine istinaden operatör tarafından teknik tanımlamalar tanımlanıncaya kadar sözleşmenin imzalandığı tarihten sonra davacıya gelen ödemelerin davalıya aktarıldığını, bilahare ...’in hatalı hesaplama nedeni ile fazla ödeme yapıldığını bildirmesi üzerine hatalı aktarılan bedelin iadesi istemini içeren İstanbul Anadolu ...İcra  Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına itirazın iptalini talep etmekte olduğunu, marka devir sözleşmesi taraflarının müvekkili ile dava dışı  ... San. Tic. A.Ş. Olduğunu, davacı tarafın ise ... San. ve Tic. A.Ş. Olduğunu, 3. şahıs olduğunu, ticaret sicil kayıtlarında da bu durumun görülmekte olduğunu, marka devir sözleşmesi hükümlerinin sözleşmenin taraflarını bağlayacağını, sözleşmenin tarafı olmayan davacı tarafın marka devir sözleşmesine istinaden talepte bulunmasını gerektiren hukuki sıfatının bulunmadığını, ihtilafın davacı ile ... arasında olduğunu, ... A.Ş.'nin davacı taraftan bir tahsilatı var ise iade isteminin hukuki muhatabının ... A.Ş. olduğunu, her şeyden önce davanın hukuki sıfat yokluğundan usülden reddine karar verilmesi gerektiğini, hiçbir şekilde davacının davaya ilişkin hukuki sıfatı olduğunu kabul anlamına gelmemek üzere marka devir sözleşmesi detaylarının incelenmeden ve ...'den davaya cevap dilekçelerinde de belirttikleri ayrıntılar gelmeden, dayanak bildirilmeden dava dilekçesinde sunulan faturalar gönderilerek karar verildiğini, müvekkili ile ... San. Tic. A.Ş. arasında 02/02/2015 tarihli marka devir sözleşmesinin imzalandığını, sözleşmenin 4.maddesi ‘’... markasının ... San. Tic. A.Ş. bünyesinde iken Operatör kampanyalı satışlar dolayısı ile müşterilere kesilmiş faturaların operatör üzerinden elde edilecek tahsilatlarının, müşteri kampanyası sonuna kadar olanlarının bedelinin ... San. Tic. A.Ş. şirketi alacaktır... Markanın devrinden sonraki dönemde ... markası ile  ... San. Ve Tic. A.Ş. nin keseceği fatura bedellerini alıcılar/... alacaktır……..\" şeklinde düzenlendiğini, marka devir sözleşmesinin imzalandığı tarihte ...'in ... San. Tic. A.Ş. bünyesinde bulunan bir marka olduğunu, operatör kampanyalı satışların ... San. Tic. A.Ş.'nin ...'in çözüm ortağı olunması nedeni ile yapıldığını, operatör kaynaklı araç takibinden kaynaklı satışların sözleşmeye konu edildiğini, gerek davacı tarafın gerek ise dava dışı ... San. Tic. A.Ş.'nin ... ile farklı konularda çözüm ortağı olarak çalışmasının olduğunu, bunlardan bir tanesinin de araç takip kampanyalı satışlara aracılık ve çözüm ortaklığı olduğunu, davacı taraf ve ... Hizmetleri San. Tic. A.Ş.'nin araç takibi dışındaki kampanyalarda da çözüm ortağı olması nedeni ile davaya cevap dilekçesinde belirttikleri üzere ... A.Ş. tarafından davacı adına düzenlenen faturaların dayanaklarını talep ettiklerini, yazılan müzekkereye ayrıntı ve dayanak bildirilmeden aynı faturalar gönderilerek cevap verildiğini ve yapılan bilirkişi incelemesine istinaden davanın kabulüne karar verildiğini, davacı tarafından düzenlenen ve süresi içerisinde itiraz edilmeyerek içeriği kabul edilen bir faturanın bulunmadığını, müvekkili şirketin davacı şirkete aralarındaki akdi ilişkiden veya bir başka ilişkiden rücuen talep edilebilecek herhangi bir borcunun bulunmadığını, fatura tarihi itibarı ile de e-fatura mükellefi de olmadığını, herhangi bir borç var ise de davacı ile ... arasındaki borç ilişkisinden doğduğunu, bu durumun da müvekkili şirketin sorumluluğunu doğurmayacağını, marka devir sözleşmesinin devrinden sonra müvekkiline fazla ödenen bir bedelin bulunmadığını, HMK 190/I Maddesi gereğince de ispat yükünün dava dilekçesinde vakıadan kendine hak çıkar tarafa/davacıya ait olduğunu, davacı tarafın dayanak yaptığı faturaların müvekkili defter ve belgelerine kayıtlı olmadığını, bu neden ile davacı defter ve belgelerinin  HMK 222 maddesi gereğince lehine delil mahiyetinde olmadığını, esasen davacının taraf sıfatı olsa idi yapılacak işlemin dava dışı ...'den dava dilekçesinin 5.maddesinde belirtilen ve dava konusu edilen alacağa dayanak kesintinin sebebinin araç takip kampanyasından kaynaklanıp kaynaklanmadığının, başka kampanyaların ise hangi kampanyadan kaynaklandığının, hangi döneme ilişkin olduğunun, fatura dayanaklarının ayrıntılı olarak dökümü ile celbi ve sonrasında da  02/02/2015 tarihli marka devir sözleşmesi hükümleri gereğince davalıdan talep edilip edilemeyeceğinin irdelenmesi gerektiğini, mübrez raporda da dosyadaki yazı cevabında da görüleceği üzere detay bildirilmeden inceleme yapıldığını ve karar verildiğini, bu husus sorulmadan, dayanaktan yoksun talebin kabulünün yasaya aykırı olduğunu, yine davacı ve dava dışı 3. şahıs ... San. Tic. A.Ş. ... A.Ş.' nin sedece araç takip kampanyasında çözüm ortağı olmayıp farklı konularda da çözüm ortağı olduğunu, davacı tarafın alacağının çözüm ortağı olduğu hangi kampanyadan kaynaklandığının da tespit edilmediğini, araç takip kampanyası dışındaki bir konuda düzenlenen ve yansıtma faturası ile müvekkili adına düzenlenen faturaların dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilini de bağlamayacağını, esasen ihtilaf var ise de ... ile davacı arasında olduğunu, bu ihtilafın çözüldükten sonra davalıya rücu edilip edilmeyeceği akdi ilişki kapsamında değerlendirilmesi gerekeceğini, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davacı tarafın hukuki sıfatı olmadığından davanın usulden reddine karar verilmesini, takipteki toplam alacağın asgari %20 oranında tazminatının ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraftan tahsiline karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. <br>GEREKÇE: Dava; sebepsiz zenginleşmeden doğan alacağın tahsili istemiyle başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı tarafça sunulan 02/02/2015 tarihli Marka Devir Sözleşmesinin Satıcılar olarak... San. Tic. A.Ş yetkilileri ...  ile ...'ın ve Alıcılar olarak ise davalı şirket yetkilisi arasında imzalanmıştır. Sözleşmenin konusunun dava dışı ... ile davacının arasındaki ... markası ile yürütülen araç takip ve filo hizmetleri servisinin alıcılar tarafından yeni kurulacak davalı ... San. Tic. A.Ş'ye tüm portföyü pasifleri hariç devrine ilişkin olduğu, davacının dava dışı ... ile olan işbirliği anlaşmasından doğan alacakların davalı şirkete devrettiği görülmüştür. Davacı taraf; davalı şirketten cari hesaptan kaynaklı alacaklı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme gereğince yapılan ödemelerin davalıya aktarıldığını, ancak dava dışı ... 'in hesaplamada hata yaptığını ve fazla ödeme yaptığını tespit etmesi üzerine kendilerince fazla ödemenin dava dışı ...'e iade ettiklerini bu  nedenle davalıdan alacakları olduğunu iddia etmiş, davalı ise kendilerine yansıtılan faturaların detaylarını istediklerini davacı şirkete borçları olmadıklarını savunmuştur. İlk derece mahkemesince taraf defterleri üzerinde mali müşavir marifetiyle bilirkişi incelemesi yaptırılmış, düzenlenen raporda davacı defterine göre davacının 13/11/2018 tarihi itibariyle davalıdan 37.093,64 TL cari hesap alacağının olduğu, cari hesap alacağını oluşturan faturaların 10/08/2018 tarih 24.729,09 TL ve 24/10/2018 tarihli 12.364,55 TL tutarlı faturalar olduğu, takip tarihi itibariyle davalının defter kayıtlarında davalı tarafın davacı taraftan 653,67 TL tutarında alacaklı olduğu, 10/08/2018 tarih 24.729,09 TL ve 24/10/2018 tarihli 12.364,55 TL tutarlı faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. Yine raporda davacı şirket ile davalı şirket arasında 2015 Şubat ayında Marka Devir Sözleşmesi imzalanmak suretiyle araç takip işini davalı şirkete devretse de GSM operatörü tarafından teknik tanımlamalar yapılıncaya kadar sözleşmenin imzalandığı tarihten sonra 148.699,86 TL davalı hakedişi olan ödemelerin davacı hesabına geldikçe davalıya aktarıldığı, davacı kayıtlarında yer alan Takibe konu alacağın karşılığının dava dışı ... şirketine geri ödendiği sabit olan davalı hakedişinin hatalı/eksik hesaplanan kısma ait olduğu, davacı şirketin dava dışı operatöre davalı adına ödediği kısmı düzenlediği yansıtma faturaları ile talep ettiği, belirtilmiştir.  Ancak davacı yansıtma faturalarının dayanaklarını dosyaya sunmamıştır. Yine mahkemece dava dışı şirketten ilgili faturaların dayanakları istenmiş, gelen müzekkere ile dosyada mübrez faturaların gönderildiği görülmüştür. Bu durumda davacı ile dava dışı ... şirketi arasında önceye dayalı ilişki bulunması nedeniyle davacının fazla ödemesi olup olmadığı ve var ise bunun neden kaynaklandığının denetime elverişli ve açık bir şekilde ortaya konulması gerekmektedir. Bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf istemleri yerinde görülmekle mahkemenin dava dışı ...'le iş birliği sözleşmesi ve tarafların kestiği faturaları dava dışı şirketten yansıtma faturalarının dayanaklarını, neye ilişkin kesintiler olduğu noktasında ilgili belgeleri isteyip taraflar arasındaki ilişki de açıklattırılarak davacının iddia ettiği gibi davalı taraftan alacaklı olup olmadığı, fazla ödeme var ise miktarı hususlarında kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya konacak şekilde ek rapor alınarak sonucuna göre karar vermeksizin eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde olmamıştır. Davalı vekilinin davacı şirketin marka devir sözleşmesinin tarafı olmadığına dolayısıyla davanın sıfat yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğine dair istinaf istemi bakımından ise, davaya konu sözleşmenin şirket yetkililerince imzalandığı, davalının bahsettiği ... San. Tic. A.Ş adında başka bir şirkete ticaret sicil kayıtlarında rastlanmadığı, istinaf aşamasına kadar bu hususa ilişkin savunmada da bulunulmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin buna dair istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.30/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"758e7053ce69353b","SID":"65289e419e4c604a"}}