{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/873 <br>KARAR NO: 2024/950<br>KARAR TARİHİ: 14/06/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 25/12/2020<br>NUMARASI: 2019/154 Esas -  2020/646 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/06/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı müvekkilinin davalı şirkete tekstil ürünleri sattığını ve davalı tarafından ürün bedellerinin ödenmemesi nedeniyle aleyhine Denizli ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığını, davalı borçlunun ödeme emri tebliği ile birlikte borcun 19.384,13 TL kısmına itiraz ettiğini, davalının itiraz ettiği 19.384,13 TL'nin 1.531,08 TL Asıl alacak, bakiye 17.853,05 TL işlemiş faiz alacağından kaynaklandığı, ifade ederek,İtirazın iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.  <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,usule ilişkin olarak, taraflar arasındaki sözleşmede yetkili mahkemelerin İstanbul olduğunu ve davanın yetki yönünden usulden reddini, esasa ilişkin olarak, davacının takip tarihi itibariyle 22.380,40 TL alacaklı olduğu ancak 41.764,53 TL alacak üzerinden takip başlattığını, taraflar arasındaki sözleşmede ödemenin faturanın tebliğ alındıktan sonra 60 gün içerisinde olacağının düzenlenmiş olduğunu, davacı tarafından talep edilen 17.853,05 TL takip öncesi işlemiş faizin sözleşme hükümlerine aykırı olduğunu ifade ederek, davanın reddine, davacının kötü niyetli takip nedeniyle %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.   karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Bilirkişi raporundaki tabloda yapılan inceleme sonucunda, davacıya asıl alacak yönünden 1.531,08 TL faturayı tebliğ etmiş olduğu halde davacının bu kayıtlarına işlemediği mütalaa edildiği, asıl alacak anlamında itirazın iptali davasına konu davacının davaya konu asıl alacağı bulunmadığı, davalının somut davada sadece 13.419,48-TL işlemiş faizi tüm ferileri ile birlikte (Bileşik Faiz uygulanmadan Sadece Faiz Olarak) davacıya ödemesinin gerekeceği hususunun tespit ve rapor edildiği görülmekle, denetlemeye ve hükme dayanak etmeye elverişli bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne \" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme kararında asıl alacak yönünden 1.531,08 TL faturanın müvekkilin kayıtlarında mevcut olmadığından bahisle davaya konu asıl alacağın bulunmadığından iş bu davadanın sadece 13.419,48 TL işlemiş faizin tarafımıza ödenmesi gerektiği kanaatine varıldığını, bu noktada müvekkile ait ticari kayıt ve defterlerde 1.531,08 TL asıl alacağa ilişkin faturanın müvekkile tebliğ edildiğini ve kayıtlara işlenmediğine ilişkin değerlendirmenin davacı tarafça kabul edilebilir nitelikte olmadığını, 1.531,08 TL alacak davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında yer almasına rağmen bu hususun göz ardı edilerek davacının alacağının hesap edilmemesinin yasa ve usule aykırı olduğunu, Denizli Ticaret Mahkemesinin 2018/185 Talimat dosyası kapsamında tanzim edilen 11/10/2019 tarihli raporunda TTK 1530/4.maddesi uyarınca yapılan hesaplama neticesinde  icra takibine kadar 17.238,38 TL işlemiş faiz hesap edildiğini, ancak 11/10/2019 tarihli raporda hesaplanan faiz miktarının hükme esas alınmadığını, bu noktada hükme esas alınan raporda eksik faiz hesabı yapılmış olduğunu davacının 1.531,08 TL asıl alacağı ve 17.853,05 TL takip öncesi işlemiş faiz alacağı mevcut olmasına rağmen yerel mahkeme tarafından müvekkilin hak ettiği faiz alacağının eksik şekilde karara bağlandığını, davalı şirketin her ne kadar dilekçelerinde ödeme süresinin; faturanın düzenlendiği tarihten itibaren 60 gün olacağını ifade etmişse de taraflar arası akdedilen sözleşmede ödeme süresinin, faturanın düzenlendiği tarihten itibaren 30 gün olduğunu, davalı şirketin dosya kapsamına sunmuş olduğu sözleşmede ödeme süresine ilişkin kısma tahrifat yaparak \"60\" gün şeklinde doldurmuş olsa da somut gerçeklikten uzak, mahkemeyi yanıltmaya ve adaletin tecelli etmesini engellemeye yönelik olduğunu, iş bu davada takip öncesi faize ilişkin düzenlenen her faturada  faiz başlangıç tarihinin 30 gün sonrası için hesaplandığını, davalı tarafın Denizli ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına haksız şekilde itiraz ettiğini, davalı tarafın haksız şekilde icra takibine itiraz etmiş olduğunu ve icra inkar tazminatının şartları oluşmasına rağmen icra inkar tazminatına yönelik talebimiz yerel mahkeme tarafından reddedildiğini, bu yönüyle de yerel mahkeme kararı hatalı olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>GEREKÇE: Dava, tedarik sözleşmesi kapsamındaki alacağın davalı borçludan tahsili talebine konu icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş olup karara karşı davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusu yapılmıştır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; taraflar arasındaki tedarik sözleşmesi niteliğindeki ticari ilişkide takip öncesi TTK'nın 1530 maddeye göre işletilen faiz talebinin yerinde olup olmadığı, yerinde ise faiz oranının ne olması gerektiği, icra inkar tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı  noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından,  davalı hakkında iş bu itirazın iptali davasına konu Denizli ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında 6 adet faturaya dayalı 23.911,48 TL asıl alacak ve 17.853,05 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 41.764,53 TL nin tahsili istemiyle 09/01/2018 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, davalı tarafın kısmi itirazı üzerine takip durmuş ve dava 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmıştır. Davalı borçlu tarafından ödeme emrine itirazında davacının 22.380,40 TL asıl alacağını kabul ettiği ve faizi ile birlikte icra dosyasına ödediği, davacının takibe konu ettiği 1.531,08 TL asıl alacak ile 17.853,05 TL takip öncesi işlemiş faiz talebine ise itiraz ettiği görülmüştür. Davacı taraf, davaya konu alacak talebini TTK'nın 1530/2. maddesine dayandırmış olup delil olarak taraflar arasında imzalandığı çekişmeli olmayan tedarik sözleşmesi fotokopisini sunmuştur. Taraflar arasında tedarik mal sözleşmesi ilişkisi olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Davalı taraf cevap dilekçesi ekinde tedarik sözleşmesi fotokopisini sunmuş ve sözleşmenin son sayfasındaki ödeme süresini düzenleyen maddede ''faturanın veya mal veya hizmetin alındığı veya mal veya hizmetin gözden geçirme ve kabul usulünün tamamlandığı tarihten itibaren 60 gündür.'' düzenlemesi bulunduğunu dolayısıyla davacının takip öncesi işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığını savunmuştur. Bu karşılık davacının sunmuş olduğu tedarik sözleşmesi fotokopisinde sözleşmenin son sayfasındaki ödeme süresini düzenleyen maddede ''faturanın veya mal veya hizmetin alındığı veya mal veya hizmetin gözden geçirme ve kabul usulünün tamamlandığı tarihten itibaren ... gündür.'' şeklinde yazıldığı ve sözleşmede süre öngörülmediği için TTK'nın 1530/2. maddesi gereğince faturanın düzenlenmesini takiben 30 gün içinde borcun ödenmediği sabit olduğundan işlemiş faiz istemlerinin yerinde olduğunu iddia etmiştir. Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (HMK 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. İspat yükü kendisinde olmayan diğer taraf da ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (HMK 191). Bu durumda taraflar arasındaki ticari alışverişin tedarik sözleşmesi niteliğinde olduğunu davacı taraf ispatla mükelleftir.  Her iki tarafça dayanılan tedarik sözleşmesinde uyuşmazlık konusunun ödeme gününü düzenleyen madde olduğu, davacının sözleşmenin ilgili kısmının boş olarak düzenlendiğini iddia etmesi karşısında yazılı delil mahiyetindeki sözleşmeye karşılık davacı iddialarını ancak yazılı delillerle ispatlayabileceği, davacının bu kapsamda dosyaya iddiasını ispata yarar delil sunmadığı görülmekle davalının sunmuş olduğu ''60 gün'' ibaresini içerir tedarik sözleşmesinin taraflar arasında bağlayıcı olduğunun kabulü gerekmiştir.  Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1). HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bazı belgelere senetle ispat kuralının aşılabilmesi ve hakimin delilleri değerlendirirken takdir yetkisini kullanabilmesi imkanını vermiştir. Ancak belgenin, kesin delille ispatlanması gereken bir vakıa karşısında bu kuralı aşıp değerlendirilmeye alınabilmesi için HMK m. 202'de belirtilen bütün unsurları karşılaması gerekmektedir. Hakimin bu konuda yani kurala istisna getiren \"kanuni unsurlar\" üzerinde ise herhangi bir takdir yetkisi yoktur; bu unsurların objektif olarak gerçekleşmesi gerekir. Bir belge ancak aleyhine kullanılacak kişiden kaynaklanmışsa ve hukuki işlemi muhtemel gösteriyorsa delil başlangıcı sayılabilir. Bu bağlamda elektronik veriler de delil başlangıcı teşkil edebilir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/5327 esas-  2021/5363 karar) 6102 sayılı TTK'nun 1530. maddesinde Ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları düzenlenmiş olup, (2) fıkrada; \"Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer. (3) fıkrada; Mütemerrit borçlunun alacaklısı sözleşmede öngörülen tarihten ya da ödeme süresinin sonunu takip eden günden itibaren, şart edilmemiş olsa bile faize hak kazanır.(4) fıkrada; Sözleşmede ödeme günü veya süresi belirtilmemişse veya belirtilen süre beşinci fıkraya aykırı ise, borçlu aşağıdaki sürelerin sonunda ihtara gerek kalmaksızın mütemerrit sayılır ve alacaklı faize hak kazanır:a) Faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda.b) Faturanın veya eş değer ödeme talebinin alınma tarihi belirsizse mal veya hizmetin teslim alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda.c) Borçlu faturayı veya eş değer ödeme talebini mal veya hizmetin tesliminden önce almışsa, mal veya hizmetin teslim tarihini takip eden otuz günlük sürenin sonunda.d) Kanunda veya sözleşmede, mal veya hizmetin kabul veya gözden geçirme usulünün öngörüldüğü hâllerde, borçlu, faturayı veya eş değer ödeme talebini, kabul veya gözden geçirmenin gerçekleştiği tarihte veya bu tarihten daha önce almışsa, bu tarihten sonraki otuz günlük sürenin sonunda; şu kadar ki, kabul veya gözden geçirme için sözleşmede öngörülen süre, mal veya hizmetin alınmasından itibaren otuz günü aşıyor ve bu durum alacaklının aleyhine ağır bir haksızlık oluşturuyorsa, kabul veya gözden geçirme süresi mal veya hizmetin alınmasından itibaren otuz gün olarak kabul edilir.\" düzenlemesine yer verilmiştir.  6102 sayılı TTK'nın 10. maddesinde ise; \"Aksine sözleşme yoksa, ticari bir borcun faizi, vadenin bitiminden ve belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işlemeye başlar.\" hükmü yer almaktadır. 6098 sayılı yasanın117.maddesine göre de, muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacının, davalıya 6 adet fatura ile 553.625,09 TL tutarlı mal/hizmet faturası kestiği, davalının 531.625,09 TL ödeme yaptığı bakiye 22.380,40 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği,  davacı şirketin, davalı aleyhine 08.01.2018 tarihinde başlattığı ilamsız takipte, 553.625,09-TL fatura, 17.853,05-TL işlemiş faiz, (529.713,61TL) tahsilat, 41.764,53-TL alacak üzerinden icra takibi başlattığı, davalının 22.380,40-TL alacağı kabul ederek ferileri ile birlikte ödediği, davacının, asıl alacağı ferileri ile birlikte ödeyen davalı aleyhine davacı tarafından 1.531,08 TL asıl alacak bakiyesi 17.853,05-TL takip öncesi işlemiş faiz 19.384,13-TL tutarlı itirazın iptali davası ikame ettiği, bu bağlamda yapılan incelemede davacının, davalıdan 08.01.2018 takip tarihi itibariyle, 22.380,40-TL asıl alacak (asıl alacak borçlu tarafından kabul edilmiş ve ferileri ile birlikte ödenmiştir.) 13.419,48-TL takip öncesi işlemiş faiz, 35.799,88-TL alacağının hesap edildiği ve davalının somut davamızda sadece 13.419,48 TL işlemiş faizi tüm ferileri ile birlikte davacıya ödemesi gerekeceği,  tespit edilmiştir.  Bilirkişi raporuna davalı tarafın itirazı üzerine alınan ek raporda ise davacının işlemiş faiz talebinin yerinde olduğu, temerrüt başlangıç tarihlerinin fatura tarihinden itibaren 60 gün olarak hesapladığı, faiz oranının davalının kısmi ödeme yaptığı icra takibinin devamı olduğundan yıllık 9,75 oranında olduğuna dair tespitleri içerir görüş sunduğu görülmüştür. Somut olayda davacının davalıya tedarik sözleşmesi kapsamında tekstil ürünleri sattığı, bu kapsamda takibe dayanak 6 adet fatura düzenlendiği, davalı borçlunun takip öncesinde fatura bedellerine karşılık 529.713,61 TL ödediği, davacının takibe konu ettiği bu faturalardan 23.911,48 TL asıl alacağı kaldığı ve davalının ödeme emrinin tebliği üzerine asıl alacak kaleminden 22.380,40 TL yi kabul ettiği ve ödediği, bakiye 1.531,08 TL ve takip öncesi 17.853,05 TL işlemiş faize itiraz ettiği görülmüştür. Davacı, işlemiş faiz talebini TTK'nın 1530/2-4. maddelerine dayandırmıştır. Ancak taraflar arasındaki tedarik sözleşmesinde yukarıdaki gerekçelerle davalı tarafça sunulan tedarik sözleşmesindeki 60 günlük ödeme vadesi esas alınmalıdır. Buna göre ilk derece mahkemesince 21/02/2020 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınması yerindedir. Davalı vekilinin alacaklının borçluya ihtar göndererek temerrüde düşürmesi gerektiğine dair savunması bakımından TTK'nın 1530. maddesi tedarik sözleşmelerine özgü bir düzenleme olup ihtar çekilmeksizin temerrüt halini düzenlemesi karşısında istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Bilirkişi tarafından davalının kısmi ödeme yaptığı icra takibinin devamı niteliğinde olduğu gerekçesi ile takip öncesi işlemiş faiz hesabında yıllık 9,75 faiz oranının esas alınmış ve bu faiz oranı üzerinden hesaplama yapılmış olup fatura tarihi itibariyle avans faiz oranı 9,75 olduğundan hesaplama isabetlidir. Buna göre yapılan hesaplama sonucunda davacının davalıdan 13.419,48 TL işlemiş faiz alacağı bulunmaktadır. Buna ilişkin davalı istinafı yerinde değildir. Davalı vekilinin yetkisiz kararı üzerine yasal süre içerisinde davacının yetkili mahkemeye başvuru şartını yerine getirip getirmediğine dair mahkemece araştırma yapılmadığına dair istinaf istemi bakımından, dosyanın yapılan incelemesinde Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/474 E-2018/1505 K. Sayılı yetkisizlik kararının 05/03/2019 tarihinde kesinleştiği, davacı vekilinin 28/02/2019 tarihinde  dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi talebinde bulunduğu görülmüş olup davalı vekilinin istinaf istemi yerinde değildir. Kötüniyet tazminat talebi bakımından; Davanın reddedilen kısmı üzerinden davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için davacının takibinde kötüniyetli olması şart olduğundan  her ne kadar reddedilen kısım yönünden davalı aleyhine yapılan takip haksız ise de davacının takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamamıştır. Bu haliyle davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin koşulları oluşmamıştır. Davacı vekilinin istinaf istemleri bakımından ise; Davaya konu edilen 1.531,08 TL asıl alacak tutarı ve işlemiş faiz miktarının tespitini içerir bilirkişi raporlarına karşı davacı vekilince rapordaki tespitlere herhangi bir itirazı bulunmadığının 06/03/2020 tarihli dilekçesi ile bildirilmiş olması karşısında davacı vekilinin istinaf aşamasındaki itirazları yerinde görülmemiştir. Ayrıca asıl alacağın bakiye kısmının reddine karar verildiğinden ve İşlemiş faiz alacağının niteliği itibariyle icra inkar tazminatı koşulları oluşmayacağından mahkemenin icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi yerindedir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:  1-Davacı ve davalı taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 101,56 TL harcın, alınması gerekli olan 427,60 TL karar harcından  mahsubu ile eksik  326,04‬ TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 229,50 TL harcın, alınması gerekli olan 916,68 TL nispi karar harcından mahsubu ile eksik 687,18 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  14/06/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3f6abef26fda2ee9","SID":"92ae03ee135aa36b"}}