{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  \t              T.C<br>\t         SAMSUN<br>\tBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> \t 5. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/478 <br>KARAR NO\t: 2024/864<br><br>\t\tT Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>\t\t      İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t                        : ...<br>ÜYE\t                        : ...<br>ÜYE\t                        : ...<br>KATİP\t                        : ....<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t\t<br>TARİHİ\t\t: 16/12/2021 <br>NUMARASI\t\t: 2019/366  ESAS - 2021/1056 KARAR<br><br>İSTİNAF  KANUN  YOLUNA  BAŞVURAN<br>DAVACI\t\t: ...<br>VEKİLİ\t\t: ...\t\t   <br>DAVALI\t\t: ...<br>VEKİLİ\t\t: ...<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t : 08/05/2024<br>KARARIN YAZ. TARİH    \t: 08/05/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki davada mahkemece verilen hüküm aleyhine istinaf  kanun yolu başvurusunda bulunulmuş olmakla, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin züccaciye, bujiteri, kırtasiye, oyuncak satışı işiyle uğraştığı ve fotokopi merkezi olarak faaliyet gösterdiğini, davalı şirket tarafından dava dışı... Ltd. Şti.'ne karşı ... İcra Müdürlüğünün...Esas nolu dosyası ile başlatılan takipte dosyanın tarafı olmayan müvekkilinin malik olduğu mallara haciz ve muhafaza işlemi uygulanarak kişilik haklarının ihlal edildiğini, işyerinin 2014 yılından beri müvekkili tarafından işletildiğini, borçlu ile müvekkili arasında sadece akrabalık bağının bulunduğunu, tüm bunlar sabit olmasına rağmen davalı firmanın açık ve ağır bir şekilde kötüniyetli hareket ettiğini, dosya borçlusu tarafından yetki itirazı ile açılan dava neticesinde.... İcra Hukuk Mahkemesinin .... E-K sayılı kararı ile icra dairesinin yetkisizliğine, ödeme emrinin iptaline ve varsa bu ödeme emrine dayalı olarak konulan hacizlerin kaldırılmasına karar verildiğini, 02.11.2018 tarihli bu karardan sonra 09.11.2018 tarihinde gerçekleşen haciz işlemi sırasında bu karar ibraz edilmesine rağmen alacaklı vekilinin haczin devamını talep ettiğini, davalının tam ve ağır kusuru ile müvekkilinin zarara uğratıldığını ileri sürerek, belirsiz alacak davası olarak şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminat ile 250.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı vekili cevap  dilekçesinde özetle; mahkemenin davaya bakmakla yetkili olmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, ...22. İcra Hukuk Mahkemesinin ...E-K sayılı kararını istinaf ettiklerini, ... İcra Müdürlüğünün.... Esas sayılı dosyasından yazılan talimat ile... İcra Müdürlüğünün ...Talimat sayılı dosyasında gelinen adreste işyeri adının borçlunun soyadı olan ''derinkök kırtasıye'' olduğunun görüldüğünü, gelinen adreste borçlu ile aralarında hukuki, ticari ve akrabalıktan kaynaklanan organik bağ bulunan davacının istihkak iddiasında bulunduğunu, ... İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile borçlu ile istihkak iddia eden davacı arasında akrabalık bağı bulunduğu, aynı iş kolunda oldukları, davacının istihkak iddiasını belgeleyen herhangi bir evrakın takip dosyasında bulunmadığı, mevcut duruma göre davacı ile borçlunun mahcuzları birlikte elinde bulundurdukları gerekçesiyle takibin devamına karar verildiğini,  .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... E-K sayılı kararının ibraz edilmesi üzerine haciz ve muhafaza işlemine son verildiğini, yetkisizlik kararının borçlu ile ilgisinin bulunmadığını iddia eden davacının ibraz etmesi ile öğrendiklerini, takip borçlusunun davacının yeğeni olduğunu, aynı iş kolunda çalıştıklarını, işyerlerinin ticari ünvanlarının aynı olduğunu, davacının haciz mahallinde borçlu Savaş Derinkök adına çıkan kararı ibraz ettiğini, yetkisizlik kararı sebebiyle tüm hacizlerin düştüğünü ve takibin durduğunu, davacının maddi veya manevi bir zararının oluşmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir. <br>Mahkemece, '' Tüm dosya kapsamından; davalı tarafça dava dışı .... Şti.'nden olan alacağına ilişkin olarak başlattığı takip nedeni ile davacının \"....\" unvanı ile işletmekte olduğu adrese gidildiği, taraflar arasında organik bağ bulunduğundan bahisle davacıya ait işyerinde haciz işlemlerinin gerçekleştirildiği, davacının söz konusu haksız haciz nedeni ile maddi ve manevi zarara uğradığı iddiası ile eldeki davayı ikame ettiği anlaşılmıştır. <br>\tDavalı tarafça süresi içerisinde sunulan cevap dilekçesinde, İstanbul Adliyesi Mahkemelerinin yetkili olduğu ve davanın belirsiz dava olarak açılamayacağı hususları ileri sürülmüş olup, öncelikle bu hususların incelenmesi gerekmektedir. <br>\tEldeki davanın haksız fiile dayalı tazminat davası olması, 6100 sayılı HMK'nın haksız fiillerde yetkiyi düzenleyen 16. maddesine göre; haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkili olması, haciz işlemlerinin davacıya ait Atakum/Samsun adresinde gerçekleşmesi, haksız fiil nedeni ile uğranıldığı ileri sürülen zarar miktarının belirlenmesinin yargılamayı gerektirmesi hususları dikkate alındığında davalının yetki ve belirsiz alacak davasına ilişkin itirazlarının reddi gerekmiştir. <br>\tHaksız haciz nedeni ile uğranılan zararın tespiti amacıyla mahkememizce davacı tanıkları dinlenmiş ve davacı defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, alınan 04/08/2020 tarihli raporda özetle; davacı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, 2018-2019 yıllarına ait kazanç tespitlerinin yapıldığı, giderlere her halükarda işletmenin katlanmak zorunda olduğundan bahisle tazminat hesabında net satış değerlerinin dikkate alındığı, icra olayının yaşandığı Kasım/2018'e nazaran Kasım/2019 döneminde 5.882,98 TL reel kazanç kaybının söz konusu olduğu, ancak sonraki ayda 15.121,27 TL reel gelir artışı yaşandığı, 2018-2019 eğilim analizlerine bakıldığında işletmenin mali durumunu sarsacak ölçütte gerçek bir maddi zararının oluşmadığı, hatta olayın olduğu tarihten sonra reel satışlarının arttığı, müşteri kaybına uğramadığı tespit edilmiştir. Rapor taraf vekillerine tebliğ edilmiş olup, taraflarca sunulan beyan dilekçelerinde, yapılan hesaplamalara açıkça itiraz edilmeksizin raporun aleyhe olan kısımlarının kabul edilmediğinin bildirildiği görülmüş, mahkememizce raporun incelenmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, hükme esas alınabilir olduğu anlaşılmıştır. Bu halde davacının icra edilen haciz işlemi nedeni ile herhangi bir maddi zarara uğramadığı kabul edilmelidir.<br>\tHaksız haciz nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için davalının kötü niyetinin ve ağır kusurunun varlığı ile buna bağlı olarak zararının oluşması şartlarının birlikte gerçekleşmesi, salt davacıya zarar vermek amacıyla haciz işleminin yapıldığı başka bir ifade ile takibin haksız ve kötü niyetli olduğu ortaya konulması gerekmektedir (Bkz; Yargıtay 4. HD'nin 21/11/2019 tarihli, 2019/666 Esas, 2019/5470 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 4. HD'nin 20/06/2019 tarihli, 2017/468 Esas, 2019/3486 Karar sayılı ilamı).<br>\tDavacı tarafça her ne kadar; davacı ile dava dışı borçluların ayrı ilçelerde işyerlerinin bulunduğu, borcun doğumu ile işyerinin açılış tarihlerinin farklı olduğu, taraflar arasında akrabalık ilişkisi dışında başkaca herhangi bir ticari faaliyet bulunmadığı, ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin.... tarihli, .... Esas, .... Karar sayılı kararı ile yetkisizlik kararı verildiği, davalı yanın karar tarihinden sonra kötü niyetli olarak ... tarihinde hacze geldiği ileri sürülmüş ise de; dosya içerisindeki belgelerden, yetkisizlik kararına ilişkin davalıya çıkartılan tebligatının 30/11/2018 tarihinde bila dönmüş olması, kararın haciz tarihi itibari ile davalıya tebliğ edildiğine ilişkin davacı tarafça herhangi bir ispat vasıtası sunulamaması, davacı tarafça ileri sürülen istihkak iddiasının... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... tarih, ...Esas,... Karar sayılı kararı ile kabul görmeyerek takibin devamına karar verilmesi, davacı ile dava dışı borçlunun akraba olması, davacıya ait işyerinin \"derinkök\" unvanı ile borçlu ile aynı  faaliyet kolunda iştigal etmesi hususları bütün olarak değerlendirildiğinde, davalının salt davacıyı zarara uğratmak kastı ile kötüniyetli hareket ettiği ispatlanamamış olduğundan manevi tazminat taleplerinin reddi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tDavacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; aşamalardaki beyanlarını tekrarla, davalı tarafın amacının düzgün ve borçsuz işyerini isim benzerliği ve benzeri hukuka aykırı durumlarla irtibat kurarak haciz baskısı altına alıp tahsilat yapmak olduğunu, davalı tarafça yetkisiz icra dairesinde takip başlatıldığını, müvekkili tarafından hacze gelinen adresin borçluya ait olmayıp kendisine ait olduğunun beyan edilmesine ve vergi levhası ibraz edilmesine rağmen alacaklı vekilince haciz işlemine devam edilmesinin talep edildiğini, davalının tam ve ağır kusurlu olduğunu, müvekkilinin zarara uğradığının sabit olduğunu ileri sürerek, istinaf isteminde bulunmuştur.<br> \tDavalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek inceleme yapılmıştır.<br>\tDava, haksız haciz iddiasına dayalı tazminat ilişkindir.<br>\tDosyadaki belgeler, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve dairemizce de benimsenen gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince   ESASTAN REDDİNE,  <br>\t2-Davacı  tarafça peşin yatırılan istinaf harçları yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer  olmadığına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeni ile davacı tarafça  yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\t5-6100 sayılı HMK'nun 359/4. maddesi gereğince işbu kararın dairemiz tarafından taraflara tebliğine, <br>\tDair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nun 361/1. ve 362/2. maddeleri gereğince işbu dairemiz istinaf kararının tebliğinden itibaren İki Hafta içinde, dairemize veya dairemize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle Yargıtay ilgili hukuk dairesinde TEMYİZ YASA YOLU AÇIK olmak üzere oybirliği ile karar verildi.08/05/2024<br><br>           \tBaşkan...\t\tÜye..\t\tÜye...\t\tKatip...<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"16c7202c10221129","SID":"c9ec6677def442d2"}}