{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/1586 <br>KARAR NO: 2024/1157<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 24/06/2021<br>NUMARASI: 2019/279 E. - 2021/293 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/06/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle:  \"...\" ibareli markanın   kullanımı amacıyla oluşturulan işletmenin  26/06/2014 tarihinde  faaliyete geçtiğinden itibaren  ... tanıtım işaretini hem ünvan hem işletme  adı, iş ve tanıtım evrakında  marka olarak kullandığını, 23.10.2013 tarihinde www...com alan adının alındığını, web sitesinde ... ibareli markanın kullanımı ve tanıtımının yapıldığını, 2014 yılında sosyal medya hesaplarında da aktif olarak kullanıldığını, 2015 yılında ... uzantılı ... mail servisi kullanılmaya başlandığını,  2017 yılı Ocak ayında \"...\" biçimindeki logosunu kullandığını, 14/01/2017 tarihinden itibaren ise logosunu \"...+şekil\" biçiminde kullanılmaya başladığını, müvekkiline ait işletmenin bir kreatif medya ve prodüksiyon ajansı olduğunu,  faaliyet alanlarının 35- 38. ve 41.hizmetlere tekabül ettiğini ,  ilk kesilen faturanın ll.08.2014 tarihinde makyaj videoları için ... San.Tic. Ltd Şti.'ne yönelik olduğunu,  ... markasının gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, ... numaralı marka tescil başvurusunun yapıldığını markanın  tanınmışlık vasfı kazandığını, davalının, müvekkilinin markasının tescilsiz olmasından istifade ederek markanın ayırt edici unsuru olan ... ibaresini içeren ve aynı  faaliyet alanını içerecek şekilde ... numaralı başvurusuna   itirazın kısmen kabul olunarak başvurunun sadece \"reklam hizmetleri ile film yapım hizmetlerinde\" reddedildiğini, davalının kötü niyetli olduğunu,  11.01.2018 tarihinde davalı tarafından ... ibareli markanın 35-38 ve 41. sınıf hizmetleri içeren ... numaralı marka tescil başvurusunun  itiraz üzerine 35/1-4, 38. ve 41. sınıfların başvurudan çıkarıldığını,  müvekkilinin 23 /10/ 2013 tarihinden bu yana tescilli olan alan adı ile karışıklığa yol açan ... ibaresinin davalı tarafından marka olarak seçilmesinin her iki işletmenin karıştırmasına  sebebiyet verdiğini, davalının ... sayılı markasının müvekkilinin 2014-2016 yılları arasında kullandığı tescilsiz markası üzerindeki haklarını ihlal ettiğini ,  ... ibaresinin içerik anlamına geldiğini, davalı markasının da müvekkilinin markasının esas unsurundan oluştuğunu aralarında  ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu davalının \"...\" markasının gerçek ve öncelikli hak sahibi olan müvekkilinin müşteri çevresinde karışıklık yaratarak, onların müvekkilinden değil yanılarak artık davalıdan hizmet almasını temin etmek, marka imajını kendine transfer etmek, müvekkilini hizmet sektöründe engelleyerek zarara uğratmak amacını taşıdığını, bu eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğunu, bu nedenlerle davalı adına kötü niyetle tescil edilmiş olan ... numaralı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini, talep ve dava etmiştir. ... A.Ş. vekili 03/03/2020 tarihli dilekçesinde özetle: Müvekkili ...' adına tescilli ... sayılı markanın, Beşiktaş ... Noterliğinin 27/02/2020 tarih ve ... sayılı işlemi ile onaylanan devir sözleşmesi ile müvekkili ... A.Ş.'ne devredildiğini, müvekkili şirketin devir sözleşmesinin sicile işlenmesi için 02/03/2020 tarihinde TPMK'ya başvuruda bulunduğunu, müvekkili ...'ın 24/01/2020 tarihli sözleşme ile tüm fikri mülkiyet haklarını yine müvekkili olan ... A.Ş.'ye devrettiğini, markayı ve tüm fikri mülkiyet haklarını devir alan ... A.Ş.'nin yargılamayı takip etmek üzere taraflarına vekaletname verdiğini, dilekçe ekinde vekaletnameyi sunduklarını, 6100 sayılı HMK'nun 125/2 maddesi gereğince müvekkili ... A.Ş.'nin davacı yerine geçerek davayı kaldığı yerden devam ettirme yetkisini edinmiş bulunduğunu, anılan hükümden doğan yetkiye dayanarak yargılamayı bulunduğu aşamadan itibaren müvekkili ... A.Ş.'nin davacı olarak takip edeceğini, müvekkili şirketin selefinin bütün beyan ve itirazlarını tekrarla davadaki bütün iddia ve istemlerini aynen tekrarladıklarını, toplanan deliller ve yargılamanın bulunduğu aşama itibari ile talepleri ve davanın tamamının kabulüne karar verilmesini, devir işlemi nedeniyle UYAP kayıtlarına yargılamada davacının müvekkili ... A.Ş. olduğunun kaydının yapılmasını, davalının ...sayılı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"DAVANIN KABULÜNE 1-TPMK nezdinde davalı adına tescilli ...numaralı \"...\" ibareli markanın tescil edildiği bütün mal ve hizmetler açısından HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE VE SİCİLDEN TERKİNİNE 2-Kararın kesinleşmesini mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere TPMK'na gönderilmesine,\" karar verilmiştir.  İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle;  müvekkilinin 2016 yılında başvurulmuş markasının 2017 yılında başvurulmuş bir başka marka gerekçesiyle hükümsüz kılınmasının SMK'de yer alan düzenlemenin tam aksi olduğunu, kararın  gerekçesiz olduğunu   mahkemece davacı markasının şekil markası olduğu, müvekkil markasının tanınmış olmadığı, davacı markasının \"...\" ve \"...\" ibaresinin markasal anlamda \"reklam ve prodüksiyon hizmetlerinde kullanıldığı,\" müvekkil markasının kelime markası olduğu, söz konusu hizmetlerin ortalama tüketicilere hitap ettiğini ve bu durumun iltibas tehlikesi oluşturacağının beyan edildiğini, yalnızca bir kelime markası olan müvekkil markasının bir şekil markası olan davacı markasıyla iltibas tehlikesi oluşturmasının mümkün olmadığını, eskiye dayalı kullanımın kişiye marka hakkı değil yalnızca itiraz hakkı tanıdığını, ilk derece mahkemesinin müvekkile ait tescilli marka ile davacıya ait tescilli markayı kıyaslamasının kabul edilemeyeceğini, birbirinden farklı ve içinde bulunulan sektör gereği iltibasın imkansız olduğu markalar arasında hükümsüzlük kararının kabul edilemeyeceğini, davacı tarafın \"...\" ve \"...\" ibaresini müvekkil markasından önce markasal olarak kullandığı tespitinde bulunulduğunu, oysaki davacı tarafın tüm iddialarının marka esas unsurlarının \"...\" olduğu yönünde olduğunu, mahkemenin davacı iddialarını haksız bulup \"...\" ibaresinin de markasal olarak kullanıldığını tespit etmesine rağmen müvekkil markası hakkında hükümsüzlük kararı verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İstinafa Cevap: Davacı vekili istinafa cevap ve katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; önceye dayalı gerçek hak sahipliğinden doğan hakların müvekkil şirkete devredilip, müvekkilinin  davacı yerine geçtiğini, önceye dayalı hak sahipliğini gerçekleştirenin ... ibareli markalı ilk defa ihdas ve istimal edenin ... olduğunu, müvekkil şirketin iktisabının hukuka uygun olduğunu, davalının reklamcılık ve yapım hizmetlerinde tescilli bir markası bulunmadığını, fiili kullanım önceliği ile marka tescil önceliğinin müvekkili şirkete ait olduğunu, bu sebeple davalının istinaf dilekçesinde yer alan kendilerinin marka tescil başvurusunun reddedilmesinin müvekkilin marka tescil başvurusunun kabul edilmiş olmasına yönelik, işbu davanın da konusu olmayan, iddialarının dayanaksız ve hukuka aykırı olduğunu,  ... ibaresini reklamcılık ve reklam amaçlı film yapımı hizmetleri dahil ilişkili 35, 38 ve 41.sınıf hizmetler bakımından  öncelik hakkının ispat edildiğini,  davalının kötü niyetli olarak tescil ettirdiği ... sayılı ... ibareli marka ile müvekkilinin gerçek hak sahipliği kazandığı ... ibareli markası arasında karıştırılma ihtimali bulunduğundan aksi yöndeki istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep ettiklerini, açılan davada hükümsüzlük istemlerinin sadece gerçek ve öncelikli hak sahibi olma vakıasına değil bunun yanında davalının ... sayılı markasının kötü niyetle ve haksız rekabet yaratacak biçimde tescil edilmesi vakıa ve hukuki sebeplerine de dayalı olduğunu, mahkemece hükümsüzlük istemlerini sadece gerçek ve öncelikli hak sahipliğine dayalı olarak kabul ettiğini, kötü niyetli tescile dayalı hükümsüzlük istemlerini ise davalının müvekkilinin fiili kullanımını bilmesinin tek başına kötü niyetli sayılmasına yetmeyeceği gerekçesini belirttiğini, ilk derece mahkemesinin ret gerekçesinin dosya kapsamındaki iddiaları ve kanıtlarıyla örtüşmediğini,  davalının tescil eyleminin sadece bilme ile kalmadığını, müvekkili engelleme amaçlı olduğunu, bilirkişi raporlarının da marka tescilinin kötü niyetli olduğunu ortaya koyduğunu, bu nedenle tümden hükümsüzlüğe karar verilmesi şartlarının oluştuğunu, müvekkilinin ... ibaresindeki ... ibaresinin hiçbir anlamı bulunmadığını, ayırt ediciliği yüksek seviyede bir işaret olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulüne, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, davalı şirket adına ... numara ile tescilli \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine  ilişkindir. Davacı vekili, ... markasının 2014 yılından itibaren  tescilsiz kullanımı ile gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, ... numarası ile davacı adına tescil edildiğini, davalının, markanın tescilsiz olmasından istifade ederek  sektöründe tanınmış olan  markanın ayırt edici unsuru olan ... ibaresini aynı hizmet alanını içerecek şekilde tescil ettirdiğini, tescilin kötü niyetli olduğunu,  iltibasa sebebiyet verildiğini , marka hakkına tecavüz ve  haksız rekabet oluşturduğunu beyanla eldeki davayı açmıştır. Davanın açılmasından sonra, davaya mesnet davacı markasının  cm içerik hizmetleri prodüksiyon anonim şirketi'ne devredilmesi nedeniyle dava HMK 125 maddesi gereğince devralan şirket tarafından takip edilmiştir.  10/11/2016 tarihi başvuru tarihli ... numaralı \" ...\" markasının 35- 38 ve 41. Sınıflarda davalı adına kayıtlı olduğu, ... numaralı \"... + şekil \"  markasının aynı hizmetler için davacı adına tescilli olduğu görülmektedir. 30/06/2020 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davacıya ait ... markasının, hükümsüzlüğü talep edilmiş olan ...numara ile tescilli ...marka başvurusu yaptığı 10/11/2016 tarihi itibariyle \"tanınmış marka\" olmadığı, davacının ..., ... ibaresini ilk olarak markasal anlamda \"reklam ve prodüksiyon\" alanında  35-38-41. Sınıf hizmetlerde  23/10/2013 tarihinde kullanmaya başladığı, ticaret ünvanı, fatura, iş evrakları , ,internet alan adı ve içeriği, sosyal medya hesaplarında kullandığı, kullanımın kelime olarak ve şekil ile birlikte kullanım olarak gerçekleştiği,   marka olarak ihdas ve istimal ettiği ve gerçek hak sahibi olduğu, davalının hükümsüzlüğü talep edilmiş olan ... numaralı  ... ibareli markasının  kelime markası olup, davacının markası ile fonetik açıdan benzer olduğu, davalının markasının davacı markası ile ayni olan 35- 38 ve 41. sınıflarda yer alan ve içerik olarak da tamamen aynı hizmetlerde tescil edilmiş olduğu, söz konusu hizmetlerin ortalama tüketicilere hitap ettiği, ortalama tüketiciler nezdinde bu markanın birbiri ile ilişkili ve sunulan hizmetler açıdan işletmesel bağ olduğunu düşünebilecekleri ve bu nedenle de davalının söz konusu markalarının belirtilen hizmetler açısından kullanılmasının ortalama tüketici nezdinde iltibasa neden olabileceği ve belirtilen hizmetler açısından davalı markasının hükümsüzlük koşullarının oluştuğu,  davalının davacı ile aynı sektörde faaliyet göstermesi nedeniyle basiretli bir tacirin davalı marka ve faaliyetlerini bilmesi gerektiği (ve bilebilecek durumda olduğu) nedenleri ile davalının kullanımlarının mevcut verilere göre kötü niyet olarak değerlendirilip değerlendirilmemesi hakkındaki takdirin ve hukuki yorumun mahkemeye ait olduğu  bildirilmiştir. 12/03/2021 tarihli ek bilirkişi kurulu raporunda özetle:  aynı tespitlere yer verilmiş,  davalı markasının  ortalama tüketici nezdinde iltibasa neden olabileceği,  bu nedenle davalı markasının kapsamı dahilindeki tüm mal ve hizmetler açısından hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, davalının davacı ile aynı sektörde faaliyet göstermesi nedeniyle basiretli bir tacirin davalı marka ve faaliyetlerini bilmesi gerektiği (ve bilebilecek durumda olduğu) nedenleri ile davalının kullanımlarının mevcut verilere göre kötü niyet olarak değerlendirilip değerlendirilmemesi hakkındaki takdirin ve hukuki yorumun mahkemeye ait olduğu  bildirilmiştir. Davacı  markası hükümsüzlüğü talep edilen davalı markasından sonraki tarihli olup, davacı  önceye dayalı tescilsiz kullanımları ile gerçek hak sahibi olduğunu ileri sürmüştür.  Türk Marka Hukukunda “tescilde öncelik ve teklik ilkesi” geçerlidir. Yasa koyucu bu yolla piyasada aynı veya benzer mal ve hizmetler için mükerrer markanın varlığını önleyerek; bir yandan, önceki markaya yapılan yatırımı korurken diğer yandan da nihai alıcı olan tüketicilerin satın aldıkları mal veya hizmetin kökeni konusunda yanıltılmalarını önleyerek korunmalarını amaçlamıştır. Öte yandan Türk Marka Hukukunda “gerçek hak sahipliği ilkesi” de benimsenmiştir. Buna göre, bir markayı, ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişi, marka üzerinde gerçek hak sahibidir. Bu ilke uyarınca; SMK  6//3. maddesine göre, bir işaret üzerinde önceye dayalı gerçek hak sahibi olanların itirazı üzerine, maddede yazılı koşulların oluşması şartıyla, bu işaretin aynı veya benzeri olan işaretin başkası adına marka olarak tescil edilmesine karşı çıkma veya tescil edilmiş ise hükümsüzlüğünü talep etme hakkı bulunmaktadır. Bununla birlikte önceye dayalı gerçek hak sahipliği, tescil edilmiş bir markayı hükümsüz kıldırmadan, hak sahibine kendi markasını tescil ettirme hakkı vermeyecektir. Marka hakkının sağladığı koruma  kural olarak tescil ile doğar, istisnası ise marka hakkının   önceye dayalı kullanım yoluyla tescile dayanmadan elde edilebileceği ve korunacağı,  marka üzerindeki öncelik hakkı, o markayı ihdas ve istimal eden ve  piyasada maruf hale getiren kişiye ait olup, bu durum   gerçek hak sahipliği  ilkesi olarak ifade edilir. Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş  olması için  ilgili olduğu piyasada ciddi bir şekilde kullanım yoluyla bilinir hale gelmiş olması anlaşılmalıdır. Markanın tescilinden önce bu markanın piyasada ilgili sınıflarda  uzun yıllar kullanıldığına ve bu yolla  bilinir hale getirildiğine dair iddianın  fatura, katalog ya da benzer somut delillerle ispatı gereklidir. Tescilsiz bir markaya dayalı olarak başka bir markanın hükümsüzlüğünün istenebilmesi için marka tescilinden önce tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetler bakımından, markanın ciddi surette markasal kullanması, bu kullanımla markaya konu işarete belirli ölçüde ayırt edici nitelik kazandırılması gerekmekte olup, önceye dayalı kullanımların, hükümsüzlüğü istenilen markanın  tescil kapsamındaki  mal ve hizmetler yönünden kullanımlar olması gerekir. Tescil kapsamı dışındaki mal ve hizmetlerdeki tescilsiz kullanım davacıya önceye dayalı hak sahipliği vermeyecektir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/05/2019 tarih, 2018/2275 Esas ve 2019/3674 Karar sayılı ilamı). Davalıya ait  ... sayılı ve  “...” ibareli başvurusu yönünden görülen YİDK kararının iptali davası sonunda verilen kararda \"...\" ibareli başvuru ile redde mesnet \"...\" ibareli marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira redde mesnet markada asli unsur olarak yer verilen \"...\" ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen kullanıldığı, başvuru tarihi itibariyle uzun süreli kullanım şartını sağlamayan ... sayılı markanın, dava konusu başvuru yönünden davacıya müktesep hak sağlamayacağı\" belirtilmiştir.  (Ankara bölge Adliye Mahkemesi  20.H. D.  2020/948 -  2022/358, 17.03.2022)  Dosya kapsamına göre, davacının  ...\" ibareli tescilsiz markayı 2013 yılından itibaren,  unvan, işletme adı, iş evrakı, elektronik posta, sosyal medya hesaplarında markasal  olarak kullandığı, 23.10.2013 tarihinde www..com alan adının alınmış olduğu , bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere davacının markayı 2013 yılından itibaren davalı markasının tescil sınıfındaki hizmetlerde kullanmakta olduğu, markanın davacı tarafından ihdas ve istimal edildiği, davalının markayı aynı hizmetler için tescil ettirdiği,   bu nedenlerle  6769 sayılı SMK'nun 6/1. Maddesi kapsamında , tüketici nezdinde hizmetin kaynağının aynı işletmeye ait olabileceği dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu, davalının 2013   tarihinden önceye dayanan bir kullanımının bulunmadığı , davacının önceye dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının ispatlandığı , bu nedenlerle davalı markasının hükümsüzlüğü talebinin kabulüne dair mahkeme kararının dosya kapsamına uygun olduğu    anlaşılmış davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Markanın aynısı veya benzerinin tescil ettirilmesi  tek başına kötü niyetli marka tescili  olarak nitelenemez. Zira bir markanın aynısı veya benzerinin tescil edilmesinin müeyyidesi yasada düzenlenmiş olup ,   ilgili mal ve hizmetler yönünden  hükümsüz kılınacaktır. Kötü niyetle marka tescilinden bahsedebilmek için marka başvurusunda bulunan kişinin, markaya konu mal ve hizmeti üretip pazarlamaktan daha ziyade başkalarının ticaretine engel olmak, marka tescili yoluyla başkalarından haksız para koparmaya çalışmak veya vekâlet, bayilik, dağıtıcılık, acentelik vb. ilişki nedeniyle kendisine duyulan güvene ve ticari dürüstlük kuralına aykırı davranış içerisinde bulunması gerekir. Somut olayda davalı marka tescilinin kötüniyetlli tescil iddiasının ispatına yeter  delil sunulmadığı görülmektedir. Diğer yandan mahkemece davalı markasının tescilli olduğu tüm hizmet sınıflarında hükümsüzlüğüne karar verilmiş olup davacı vekilinin katılma yolu ile istinaf talebinde bulunmakta hukuki yararı olmadığı, başvurunun reddi gerektiği  kanaatine varılmıştır. Davalı   vekilinin  İstinaf başvurusunun ve davacı vekilinin katılma yolu ile istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 24/06/2021 tarih ve 2019/279 E., 2021/293 K. sayılı kararına  taraf vekillerince  yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 13/06/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7d2096ccbf6c8a7d","SID":"0469df22a5c7f7e0"}}