{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/1493 <br>KARAR NO: 2024/1065<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 08/06/2021<br>NUMARASI: 2019/460 E. - 2021/484 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/06/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin gıda sektöründe önde gelen firmalarından biri olduğu, davalı taraf müvekkile ait olmayan bir imzayı taşıyan 30.06.2018 tanzim tarihli 30.06.2018 vade tarihli 20.000,00 TL bedelli çekin karşılığının bankada bulunmaması üzerine, Bakırköy 2. ATM. 2019/196 D. İş sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı aldığı, akabinde Bak. ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyadan icra takibi başlattığı, takibinde de müvekkil şirket ile birlikte ... ve ...'in sahibi olduğu ... İnşaat Ltd. Şti.'ye borçlu olarak gösterdiği, takibe konu çekte bulunan imzanın müvekkiline ait olmadığı, takip dosyasının borçlusunun müvekkili olmadığı, dosya borcunun tahsili amacıyla ... Ltd. Şirketi'nin adresine haciz için gidilmiş olduğu, işbu sebepler neticesinde müvekkiline aidiyeti mevcut olmayan çekin tedavülde olduğu, Bu menfi tespit davasına konu çek üzerindeki imza müvekkiline ait olmadığı, bu hususu dilekçelerinin ekinde sundukları imza sirkülerinden de anlaşılacağı, müvekkil ile davalı arasında hiçbir ticari ilişki bulunmamakta olduğu, bu hususun ticari defterlerin incelenmesi ile de anlaşılacağı, dava konusu çek müvekkil tarafından imzalanmadığı, çek üzerinde yer alan müvekkile hiçbir şekilde ait olmadığı, sahtecilik ve imzaya itiraz defileri mutlak defilerden olduğu, sahtecilik ve imzaya itiraz defilerinin mutlak defi olduğu ve herkese karşı ileri sürülebileceğini, dava konusu çek üzerindeki imzalar müvekkiline ait olmadığı ve sahte olarak imzalandığını, müvekkili ile davalı arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığını, işbu hususun defter incelemesi ile anlaşılacağını belirterek, müvekkili şirketin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davacı taraf 16/04/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile; dava dilekçesinde çek üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığı itirazını sehven yapıldığını, dilekçe ekinde sundukları ödeme dekontlarında görüleceği üzere müvekkilinin çekten kaynaklanan hiçbir borcu bulunmadığını, çeke dayalı borcun ödendiğini belirterek davanın kabulünü talep etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Müvekkil şirket oto kiralama ve satış işi ile iştigal eden ve bulunduğu piyasanın önde gelen saygın firmalarından biri olduğu, müvekkil şirketin, dava dışı ... Ltd. Şti yetkilisi ...'e araç kiraladığı ve ödeme karşılığında icra takibine konu çek ... tarafından müvekkiline verildiği, 30.06.2018 tarihli çek gününde hesapta bakiye olmadığı için ödeme alınamayarak karşılıksız yazıldığı, müvekkil defalarca ödemeyi ...'den istemesine rağmen tahsilatı yapamadığı, bahse konu çekin kambiyo senedine özgü takip ile icra takibine konulduğu, icra takibi yapılırken çekte cirosu olan davacı şirket aleyhine de borçlu olması sebebi ile işlem yapılıp takibin kesinleştirildiği, Davacı/borçlu kötü niyetli olarak, takibi sürüncemede bırakmak için işbu huzurdaki davayı açtığı ve sahtecilik iddiasında bulunduğu, sayın mahkemece yapılacak imza incelemesinde çekteki imzanın davacı yetkilisine ait olduğu ortaya çıkacağı, müvekkil ile davacı arasında bir ticari ilişki mevcut olmadığı, müvekkil şirket kambiyo hukukuna göre iyi niyetli üçüncü kişi yetkili hamil konumunda olduğu, müvekkil M. Semiz ile davacı şirket arasındaki ticari ilişkinin içeriğini bilmediği kanunen iyi niyetli üçüncü kişi olması sebebi ile bilme zorunluluğu da olmadığı, davacının sahtecilik iddiası kamu düzeninden olup herkese karşı ileri sürülebileceği tartışmasız ise de davacının bu iddiasını kanıtlar nitelikte ve TCK anlamında sahtecilik suçunun mağduru konumu ile herhangi bir savcılığa şikâyette bulunmadığı hususlarını cevaben belirterek, davacı borçlunun davasının tümden reddi ile davacının % 20 den aşağı olmamak üzere inkâr/kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesi talep edilmektedir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; \"...Somut davada,  çeki elinde bulunduran davalı hamil, çekin altında yatan temel ilişkiyi ispatlamak zorunda olmadığı gibi, taraflar arasında ticari ilişki bulunmaması, çekler nedeniyle doğan alacağın talep edilebilmesine engel değildir. Aksine düşünce kambiyo senedinin mücerretliği ilkesini ortadan kaldırmaktadır. Somut olayda da; çekin ticari ilişki kapsamında davalıya verildiğinin tespit edilemediği, ancak çeki ciro yoluyla diğer cirantadan devralan davalı hamilin kötüniyetli hareket ettiği ispatlanamamıştır. Çekle ilgili davalının çeki iktisabında da kötüniyetli ve ağır kusurlu olduğu anlaşılamamıştır. Buna göre; çekin illetten mücerret olduğu, senetten ayrı olarak temel ilişkideki edimlerin yerine getirilmediğinin davalıya karşı ileri sürülemeyeceği, hamile karşı sorumluluğunun devam ettiği anlaşılmıştır. Buna göre; kambiyo senetlerinin illetten mücerret olduğu, kötüniyet ve ağır kusur yönünden ispat külfetinin davacı tarafta olduğu, ticari defterler üzerinde yorum yapılarak borcun olmadığının kabulünün mümkün olmadığı, yemin deliline de dayanılmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Davacının kötüniyetle hareket ettiği ispatlanamadığından davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinin de reddi...\" şeklindeki gerekçeleri ile; \"1-Davanın REDDİNE, 2-Davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin borçlu olmadığı ödemelerin eksiksiz olarak yerine getirildiğini, müvekkilinin davalı yana herhangi bir borcunun bulunmadığını, dosyadaki mübrez dekontlarla sabit olduğunu, keza 22.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda ticari defter incelemesi neticesinde, müvekkilinin davalı ... Ltd. Şti den 2.113,92 TL müvekkilinin borçlu değil aksine davalı şirketten alacaklı olduğunun tespit  edildiği halde, davalı şirket tarafından ticari defter ve belgelerinin dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle davalı şirketin çeki iyiniyetli olarak iktisap etmiş olduğu şeklinde hukuka aykırı olarak rapor tanzim olunduğunu, \"...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre:  Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır... HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmamasını ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olmasının gerekli olduğunu, dosyaya sunmuş oldukları olan ticari defterlerin tüm bu şartları sağladığından müvekkilinin lehine delil olarak kabul edilmesinin gerekli olduğunu, zira davalı tarafından dosyaya süresi içinde ticari defterler ibraz edilmemiş olduğundan müvekkilinin ticari defterlerindeki ticari kayıtların kendi ticari defterlerine aykırı olduğu iddia ve ispat olunmadığını, yerel mahkeme tarafından 17.11.2021 tarihli celsede her iki tarafın da ticari defterlerinin incelenmesine karar verildiğini, buna rağmen davalı tarafın, ticari defterlerini sunmaktan kaçındığını, işbu  nedenlerle mahkemenin lehe karar vermesi gerekirken aleyhe hüküm kurmasının yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesince kurulan hükmün incelenerek bozulmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi sunmamıştır. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72. Maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır. Davacı tarafından dava dilekçesi ile icra takibine konu çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığının ileri sürüldüğü daha sonra ıslah dilekçesi ile bu beyanından imtina ederek imzayı kabul ettiği ödeme iddiasında bulunduğu anlaşılmıştır. Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyasında alacaklı davalı tarafından borçlular aleyhine çek istinaden kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır. İcra takibine konu çekte keşidecinin ... Ltd Şti, Lehtarı ..., cirantaların ..., ... Ltd Şti olduğu, çekin yasal süresi içinde banka ibraz edildiği, karşılığının çıkmadığı görülmüştür.  Bilirkişiye ait 22/02/2021 tarihli raporda özetle; davacı şirketle, dava dışı ... Ltd.Şti. 2017 yılı öncesinden başlayan ticari ilişki bulunduğu, bu ticari ilişkinin 2017 ve 2018 takvim yıllarında da sürdürüldüğünün göründüğü, söz konusu ticari ilişkiden davacının, ... Ltd.Şti.'ye çeşitli tarihlerde birçok mal ve/veya hizmet sattığı, buna karşılık ... Ltd.Şti'nin davacıya çeşitli tarihlerde ödeme yaptığının göründüğü, ... Ltd.Şti.'nin, davacıya ödeme yaptığı 01.01.2017, 01.01.2017, 20.09.2017, 20.10.2017 ve 10.12.2017 tarihlerinde, sırasıyla, bu tarihler itibariyle davacının, borçlu olduğunun göründüğü, davacının, bu borçlu durumunu 30.03.2017, 15.05.2017, 20.10.2017 ve 10.12.2017 tarihlerinde düzenlediği faturalarla kapattığı, 30.06.2018 vade tarihli 20.000,00 TL Mik. çekin, düzenleme tarihinden itibaren (30.06.2018) davacının ... Ltd.Şti. en fazla borçlu göründüğü tutarın, 20.09.2017 tarihi 3.421,76 TL olduğu, bu borcun ... Ltd.Şti'nin, 20.09.2017 tarihinde davacıya yaptığı 20.000,00 TL'lik ödeme fazlasından kaynaklandığı, davacı şirketin 2018 yılı sonu itibariyle ... Ltd.Şti'den 2.113,92 TL alacaklı olduğu, davacı ile davalı arasında ticari ilişki bulunmadığı belirtildiğinden davalının defterlerinin incelenmesine gerek olmadığı ve davalı şirket defter ve belgelerini bilirkişi incelemesine sunmadığı için davalı şirket ile davacı şirketle ticari ilişkisinin bulunup bulunmadığının tespit edilemediği belirtilmiştir. Davacı tarafından takibe konu çekin ödendiği iddiası ileri sürülmüştür. Somut olayda davacı takibe konu çekte lehtar olup, çekin ödendiğini ileri sürdüğü, 11/09/2017 tarihli tahsilat makbuzunda 20.000,00 TL bedelli çekin alındığının belirtildiği anlaşılıyor ise de, davacı tarafından çek bedelinin ödendiğini gösterir yazılı belge sunulmadığı çek nedeni ile lehtar  ciranta olan davacının dava dışı ... şirketi ile arasında ki şahsi defileri davalı hamile karşı ileri süremeyeceğinden  davacı tarafından ödeme iddiasının  ispatlanamadığı, davanın sübut bulmadığı anlaşıldığından mahkemece davanın reddine dair verilen karar hukuken yerindedir. Davacı istinafında her ne kadar ticari defter ve belgelerin incelenmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; davacı ile davalı arasında ticari ilişki bulunmadığı, davalının çeki dava dışı (keşidecinin yetkilisi olan ...'den) üçüncü kişiden aldığı, bilirkişi raporunda da her iki tarafın taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığı konusunda mutabık kaldıkları, bu durumun rapora hiçbir zelilde etkisi bulunmadığından davalı şirket nezdinde gereksiz yere bilirkişi incelemesi yapılmadığı belirtildiğinden, ayrıca davalının ticari defter ve belgelerinin incelenmesine de gerek bulunmamaktadır.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/06/2021 tarih ve 2019/460 E., 2021/484 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 06/06/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6bdb8d29fa9e4d29","SID":"86152f74f56b5ce8"}}