{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. İstanbul Anadolu  6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>ESAS NO: 2023/317 Esas<br>KARAR NO: 2024/602<br>DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>DAVA TARİHİ: 11/05/2020<br>KARAR TARİHİ: 16/07/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil sigorta şirketi tarafından------ ile sigortalanan, iş yerinin bulunduğu -----yangın çıkması sonucunda hasar meydana geldiğini, yangın sonucunda ---- içerisinde yoğun bir is oluştuğunu,  sigortalının sarf malzemelerinde, emtiasında, demirbaşında ve dekorasyonunda islenmeye bağlı olarak hasarlar oluştuğunu, yangın nedeniyle sigortalısında toplamda 11.243,51 TL hasar meydana geldiğini, meydana gelen hasar, davacı-sigortacı tarafından 10.01.2019 tarihinde sigortalıya  ödendiğini belirterek 11.243,51 TL  asıl alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte tahsilini,  alacak tutarının %20’sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki kira sözleşmesi devam ederken müvekkil şirket tarafından mağazada 09/11/2018 tarihinde yargın çıktığını, yaşanan yangın sebebiyle müvekkil şirketin mağazasının neredeyse tamamen yandığını, alışveriş merkezinde işyeri bulunan davacı yan sigortalısının bahse konu yangında oluşan hasar nedeniyle davacı sigortacısına başvurduğunu, huzurdaki bu davanın yetkisiz bir mahkemede açılmış olduğunu, yetkili sıfatıyla -------- asliye ticaret mahkemelerine gönderilmesinin gerektiğini, husumet itirazları nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, huzurda görülmekte olan davanın sulh hukuk mahkemelerinde görülmesinin gerektiğini belirterek mahkemenin yetkisizliğini, mahkeme aksi kanaatte ise davanın dava şartı yokluğundan reddini, % 20 den az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Mahkememizin --- Karar sayılı kararı ile yetkisizlik nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.Karar davalı vekilince istinaf edilmiş olup ----- sayılı ilamı ile 6102 Sayılı TTK'nun  5/A maddesinde belirtilen  zorunlu arabuluculuk dava şartının gerçekleşip gerçekleşmediğini öncelikle incelenmesi gerektiğini beyan ederek mahkememiz kararını kaldırmıştır.Dosya mahkememizin--- Esasına kaydedilerek açık yargılamaya devam olundu.İstinaf kararı doğrultusunda icra dosyası dosyamız arasına alınmıştır. İncelemesinde;----- sayılı dosyası ile takip başlatıldığı dosyada yetkiye itiraz edildiği takibin durduğu akabinde davacının talebi ile icra dosyasının yetkili icra dairesine gönderildiği --- Esas sayılı takip dosyası ile takibin devam ettiği anlaşılmıştır. anlaşılmıştır.Arabulucu---- mahkememize sunmuş olduğu beyan dilekçesinde özetle; arabuluculuk tutanağında---- yerine sehven ---- yazıldığını bu durumun tarafların bilgileri dahilinde parafla düzeltildiğini beyan etmiştir.Arabulucudan gelen cevap doğrultusunda davacının -----Esas sayılı takip dosyasındaki alacak için arabuluculuğa başvurduğu anlaşılmış olup iptale konu dosyanın ise iş bu dosyada alınan yetkisizlik kararı sonrası yetkili icra dairesinin dosyası olduğu anlaşılmıştır. Burada tartışılması gereken husus davacının yetkisizlik kararı sonrası yeniden arabulucuya başvurması gerekip gerekmediği noktasında olup her iki icra dosyasının taraflarının ve alacak konusunun aynı olduğu göz önüne alındığında tarafların ilk arabuluculuk başvurusunda söz konusu alacağa ilişkin anlaşmama yönünde irade gösterdikleri sabitken davacının yeniden arabuluculuğa başvurması usul ekonomisi ilkesine aykırı olacağı kanaatiyle mahkememizce arabuluculuk şartının yerine getirildiğine karar verilerek yapılan yargılama neticesinde davanın yetkisizlik nedeniyle reddine karar  verilmiştir.Karar davalı vekilince istinaf edilmiş olup -------tarihli ilamında; “davaya konu ana taşınmaza tapu kaydının dosya arasına alınması, ana taşınmazın üzerinde kurulu olduğu tüm parsel ya da parsellerde kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulup kurulmadığı, birden fazla parselde kurulu ise 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerine göre toplu yapı yönetimine geçilip geçilmediği, geçilmiş ise tarihi, Kat Mülkiyeti Kanununun 66. ve 67. maddeleri gereğince toplu yapıyı oluşturan imar parselleri ve ortak yerlerin tapuda birbirleriyle bağlantıları sağlanmak suretiyle irtibatlandırılıp irtibatlandırılmadığı sorularak buna ilişkin kayıtların, toplu yapı yönetim planı örneğinin, toplu yapı kurulmamış ise ilgili  ada ve parsellere ait tapu kayıtları ile taşınmaza ait yürürlükteki yönetim planları örneklerinin tapu müdürlüğünden getirtilerek dosya kapsamına alınması ve tüm kayıtlar birlikte incelenerek görev hususunun öncelikle  re'sen incelenesi  gerekmektedir. Bu eksiklikler ikmal edildiğinde  taşınmazın 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerine tabi olduğunun anlaşılması haline  sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek   görevsizlik kararı verilmesi, aksi halde ise   yargılamanın ticaret mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği gözden kaçırılmamalıdır.” gerekçesi ile karar ortadan kaldırılmıştır.Dosya mahkememizin --- kaydedilerek açık yargılamaya devam olundu.--- Mahkemesi kararı doğrultusunda ----Müdürlüğüne müzekkere yazılarak ana taşınmazın tapu kaydı ve yönetim planı  istenilmiş gelen yazı cevabında; taşınmazın toplu yapı yönetimine geçmediği bildirilmiş ve yine tapu kaydının incelemesinde kat mülkiyeti ve kat irtifakının olmadığı tespit edilmiştir.Tapu müdürlüğünden gelen yazı cevabı doğrultusunda ticaret mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmış fakat taraflar arasındaki rücu ilişkisinde temel olan hukuki ihtilafın bir haksız fiilden kaynaklandığı ve kesin yetki kurallarının bulunmadığı anlaşılmıştır. Kesin olmayan yetki itirazı bir ilk itiraz hükmünde olup ancak cevap dilekçesi ile birlikte ileri sürülebilmeli ve usule uygun şekilde yetkili olduğu belirtilen mahkemenin seçenek tanınmaksızın belirtilmesi gerekmektedir. Davalı tarafça süresinde sunulan cevap dilekçesinde kesin olmayan yetki itirazında bulunulduğu görülmüş olup yetkili mahkeme olarak ------ mahkemelerinin gösterildiği anlaşılmıştır. HMK 16. Maddesi uyarınca haksız fiilden kaynaklanan davalarda haksız fiilin gerçekleştiği yer mahkemeleri de yetkili olarak gösterilmiş olup davalı tarafın yetki ilk itirazının kabulü gerekmiş ve mahkememizin yetkisizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br><br>HÜKÜM: Gerekçesi kararda açıklandığı üzere<br>1-Davacının davasının yetki yönünden REDDİNE ,<br>2-Mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE,<br>3-Karar kesinleştiğinde dosyanın talep halinde yetkili ve görevli -----Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, <br>4-Aksi halde davanın açılmamış sayılmasına,<br>5-HMK 331/2 maddesi uyarınca yargılama giderleri hakkında yetkili mahkemece karar verilmesine,<br>Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/07/2024   </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ed4776f44838dfb8","SID":"f56da7d8f5bb29ca"}}