{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN<br>\tT.C.<br>\t...<br>\t2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>GEREKÇELİ KARAR<br>ESAS NO\t: 2023/282 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/146<br><br>BAŞKAN\t: ...  ...<br>ÜYE\t: ...  ...<br>ÜYE\t: ...  ...<br>KATİP\t: ...  ...<br><br><br><br>DAVALI \t: ...<br>VEKİLLERİ\t: Av. ... - Av. ...<br><br><br><br>DAVA\t: Ticari Şirket (Fesih İstemli)<br>DAVA TARİHİ\t: 20/01/2016<br>KARAR TARİHİ\t: 06/03/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH \t: 26/03/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:  <br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ...Eğitim ve Sağlık Vakfına ait bir şirket olduğunu, 1993 yılından 2014 yılı sonuna kadar vakıf ve müvekkili şirketi yöneten kişilerin kötü yönetim ve şirket aleyhine olup kendi lehlerine olan işlemler yaparak şirketi sürekli zarar ettirdiklerini, yönetimde bulunan aynı aileye mahsup bu kişiler tarafından vakfın kuruluş amacına ve vakfedenin vasiyetine aykırı olarak şirket mallarını gereksiz yere satılmış ve devredildiğini, şirket varlıklarının satışından elde edilen nakdin ise yöneticilerin müvekkili şirketi kendileriyle ortak etikleri davalı şirket gibi iştiraklere aktarıldığını, müvekkili şirket ile davalı şirketi elinde bulunduran kişilerin aynı olması nedeniyle hukuka aykırı eylem ve işlemlerin bugüne kadar yargıya taşınmadığını, müvekkili şirketin ortak edildiği şirketlerin paravan olarak kurulduğunu ve örtülü amacın müvekkili şirketin içini boşaltmak olduğunu, müvekkili şirketin %48,50 sermaye payına rağmen halen davalı şirkette temsil edilmediğini, yönetim de hiç bir söz hakkı bulunmadığını, 2006 da kurulan davalı şirketin uzun zamandır gayri faal halde olduğunu ve hiç bir dönem esas faaliyet alanında kar elde etmediğini, 2014 tarihinde müvekkili şirkette yeni yönetim kurulunun seçiminden sonra müvekkilinin kontrol denetim ve bilgi alma hakkının engellendiğini, genel kurul kararlarının iptali ve şirkete özel denetçi atanması için açılan davaların derdest olduğunu, genel kurullara sunulan yönetim kurulu faaliyet raporlarından ve şirketin mevcut malik durumundan geleceğe yönelik olarak şirketin hiç bir amaç ve faaliyetinin bulunmadığı ve bu nedenle şirketin devam etmesinde korunmaya değer bir yarar kalmadığının anlaşılacağını, şirketin en büyük gelirinin başka şahıslarca yönetilen iştiraklardan gelen yıllık temettü geliri olduğunu, bu gelirinde çoğunluk hissedar yöneticilere maaş, huzur hakkı vs adı altında ödenerek tüketildiğini, TTK 531 maddesi gereğince açılan bu dava ile davalı şirketin haklı nedenle feshi yada müvekkili şirket hissesinin gerçek değerinin diğer hissedarlarca müvekkile ödenerek ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesinin talep edildiği, davalı şirketteki müvekkili şirketin hisse oranının vasiyetname uyarınca %51 oranında olması gerekirken bu oranın altında düşürülmesi şirket yönetiminde söz hakkının bulunmamasının, davalı şirkette yapılan sermaye artış azalış kararlarının keyfi olması ve bu kararlara katılıp katılmama kararları ile sermaye artışına katılım şeklinin hukuka aykırı olmasının, kuruluştan bu yana şirketin sürekli zarar etmesi, sermayesini kaybetmesi, gayri faal halde bulunması ve mevcut yapı ve yönetimi ile ileride de zarar atmaya devam edeceğinin açık olmasının şirketin feshi için haklı neden niteliği taşıyan olgu ve olaylar olduğunu belirtmiş ve  %48,50 pay karşılığının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değeri üzerinden müvekkile ödenerek şirketten çıkarılması, olmadığı tarihte TTK 531 maddesi uyarınca davalı şirketin feshine karar verilerek tasfiye payının müvekkiline  ödenmesi karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının taleplerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının hukuki yararının bulunmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, dilekçenin bir bütün olarak ...isimli gerçek şahsın üzerine kurulduğunu, şuanda davacı şirketi yönetenlerin ...'a husumet beslediklerini, esas yönünden davacının hissesinin %51'den aşağı olduğu iddiasının temeli olmadığını, ana sözleşmede iddia edildiği gibi kurulmuş ve kurulacak şirketlere ortaklıkta sermayesinin %51 ine sahip olma şartının mevcut olmadığını, sermaye şirketlerinin ne şekilde yönetileceğinin TTK ve şirket ana sözleşmesinde belirtilen kurallara bağlı olduğunu, şirket işleri ile ilgili yetkili ve sorumlu yönetim kurulunun şirket ana sözleşme hükümlerine göre yetkilerini murahas üyeye devredebileceğini, davacının şirketin gayri faal olduğuna ilişkin iddiasının yargı mercilerini yanıltma çabası olduğunu, davalı şirketin 10 yıldır ticari faaliyetten elde edilen gelirlerin yıllar itibariyle dilekçede verildiğini, davacının şirketin faaliyetleri hakkında bilgi sahibi olunmadığı iddiasının haksız olduğunu, davalı şirketin sermaye artış ve azalışla ilgili kararların TTK'da ve şirket ana sözleşmesinde düzenlenen prosedürleri yerine getirerek yaptığını, kanuni süresi içerisinde yapılan işlemlerle ilgili yargıya intikal etmiş bir itirazın mevcut olmadığını, şirketler arasında hukuki bir itilaf mevcut olmadığını sadece davacı tüzel kişilerin şuan idare eden gerçek kişilerin davalı tüzel kişi şirketin yönetiminde bulunan gerçek kişilerle olan kişisel husumeti nedeniyle iş bu dava ve bir çok dava açıldığını, dava dilekçesinde yer alan hususların gerçeklikten uzak olduğunu, davacı şirket yönetiminin değişmesi halinde husumetin biteceğini, sermaye yapısı güçlü bir şirketin fesih yoluna gidilmesinin ticari hayatın olağan akışına hukuka ve vicdana açıkça aykırı olduğunu belirtmiş ve dilekçede belirtilen diğer sebeplerle davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>GEREKÇE:<br>Dava,  Anonim şirketten payı ödenerek çıkmaya, terditli olarak şirketin feshine karar verilmesi talebiyle açılmıştır. <br>Ortaklıktan çıkmaya veya feshe karar verilmesi talep edilen davalı anonim şirket ...  Ticaret Sicil Müdürlüğünün 215278 sicil numarasında kayıtlıdır.<br>Anonim şirketten ortağın çıkması, Türk Ticaret Kanununda doğrudan düzenlenmemiştir. Sadece fesih için haklı sebeplerin varlığı halinde, mahkemece fesih yerine davacı ı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmaları öngörülmüştür.<br>6102 sayılı TTK'  nın 531. Maddesine göre haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.<br>Mahkememizce 26/04/2017 tarihli duruşma ara kararı gereğince dosya bilirkişi kuruluna tevdi edilerek bilirkişiler ... ... ...  10/10/2017 tarihli rapor alınmıştır. <br>Bilirkişiler raporlarında özetle fesih yönünden, davalı şirketin kurulduğu 2006 yılından itibaren devamlı zarar ettiği, sadece 2014 yılında 42.035,00 TL kâr ettiği, 2015 yılında ise yeniden 497.000,00 TL zarar ettiği, bir başka deyişle davalı şirketin belirli bir ticari faaliyetinin olmadığı, dolayısıyla mevcut öz varlığı ile yapılması gereken kârlılık işlevini yerine getirmediğinin tespit edildiğini, anılan şirketin başlangıçta  davacı ...'e bir kâr sağlamak amacıyla kurulduğu, mevcut 20.000.000,00 TL'lik kayıtlı ve ödenmiş sermayesine rağmen yıllar itibariyle her hangi bir kâr elde edilemediği, dolayısıyla davacı ...'e kâr sağlama amacının yerine getirilemediğinin anlaşıldığını, bu durumda çok büyük bir sermaye ile kurulan bir şirketin sürekli zarar etmesi ve ortaklara hiç kar dağıtılamaması, öte yandan anılan şirketin duran varlıklarından olan arazi ve arsalarının 2012 yılında 2.686.208,00 TL iken, 2013 yılında büyük ölçüde elden çıkarıldığı ve 23.000,00 TL'ye düştüğü, keza binaların 2013 yılında 2.770.332,00 TL iken, 2014 yılında 1.225.247,00 TL'ye düştüğü bir başka deyişle bina ve arsaların da büyük ölçüde elden çıkartıldığı tespit edilmesi nedeniyle şirketin haklı nedenle fesih koşullarının oluştuğunu, davalı şirkete kayyım atanması şartlarının oluşmadığını, somut olayın özellikleri dikkate alındığında davalı şirketin feshi yerine davacı ortağın çıkarılmasına karar verilmesinin TTK 531 maddesi kapsamında en uygun çözüm yolu olacağını bildirmiştir. <br>Rapora itiraz edilmesi üzerine itiraz ve beyanların cevaplandırılması davacı tarafın güncel çıkma payının hesaplanması için 06/12/2017 tarihli duruşma ara kararı ile dosya aynı bilirkişi kuruluna tevdi edilerek bilirkişilerden 06/04/2018 tarihli ek rapor alınmıştır. <br>Bilirkişiler tarafından davacı şirketin çıkma payı 7.208.855,00 TL olarak hesaplanmıştır. <br>Alınan ek rapora itiraz edilmesi üzerine tekrar 11/07/2018 tarihli duruşma ara kararı ile bilirkişi kurulundan alınan 10/08/2018 tarihli ek rapor da; Mahkemece davalının arazi, bina ve taşıtlara ilişkin ekspertiz (değerleme) işlemlerinin yaptırılması amacıyla ilgili alanlarda uzmanlığı olan kişi yada kuruluşların heyete dahil edilerek, bu uzmanların ilgili malvarlıkların rapor tarihine en yakın tarihteki güncel değerlerini tespit ettikten sonra heyetleri tarafından yeniden genel bir değerlendirme yapılarak davacının çıkma payının miktarını belirlemesinin uygun olacağını diğer hususlarda görüş ve kanaatlerini değiştirmeyi gerektirir bir hususun bulunmadığı bildirilmiştir. <br>Davacı vekili tarafından 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/77 esas sayılı dosyasında davalı şirketin dava dışı ...İnşaat Turz. .. A.Ş.'den 21.000.000,00 TL civarında çıkma payı ödenmesine karar verildiğinin belirtilmesi ve sunulan duruşma tutanağına göre davalı şirket lehine dava dışı ...İnşaat şirketinden çıkma karşılığından 21.398.832,00 TL çıkma payının ödenmesine karar verildiğinin anlaşılması üzerine 3 ATM'nin 2013/77 esas sayılı dosyasında verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesine karar verilmiştir. <br>03/07/2019 tarihli \"1-Çıkma payının hesaplanması kapsamında davalı tarafça bildirilen duran varlıkların rayiç değerlerinin tespti edilerek ve davalı şirketin dava dışı ...inşaat şirketindeki hisse değerleri de dikkate alınarak güncel çıkma payının hesaplanması için dosyanın daha önce rapor alınan bilirkişilere tevdiğine,<br>2-Ayrıca duran varlıkların rayiç değerinin tespiti için bir makine mühendisi, bir gayrimenkul değerleme uzmanı ve bir demirbaşlar konusunda uzman bilirkişiden oluşan heyetin atanmasına, yeni atanan ve önceki bilirkişilere 1.000,00 er TL ücret takdirine toplam 6.000,00 TL' yi yatırmak üzere davacı vekiline iki haftalık süre verilmesine,<br>3-Davacı vekiline ... 3 ATM' nin dosyasının bir suretini dosyaya sunmak üzere iki haftalık süre verilmesine, bu konuda davacı vekiline yetki verilmesine,<br>4-3 ATM' dosyasının bekletici sorun yapılması hususunun bilirkişi raporu alındıktan sonra değerlendirilmesine,\" şeklindeki ara karara istinaden oluşturulan bilirkişi kurulu tarafından sunulan 27/09/2019 tarihli raporda davacı şirketin çıkma payı 17.603.810,68 TL olarak hesaplanmıştır. <br>... BAM 1. Hukuk Dairesinin 04/07/2019 tarih 2019/1015 esas 2019/886 karar sayılı kararı ile ... 3 ATM'nin 25/10/2018 tarih 2013/77 esas 2018/793 karar sayılı kararının kaldırılmasına karar verildiği tespit edilmiştir. <br>Ardından dosyanın ... 3 ATM'nin 2019/422 esasına kaydedildiği ve 05/11/2020 tarihinde verilen nihai kararla ...Elektrik A.Ş.'nin davalı ...inşaat şirketinden çıkarılmasına, 21.398.832,00 TL çıkma payının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. <br>Mahkememizce 25/11/2020 tarihli duruşmada; dosyanın rapor alınan bilirkişilere tevdi edilerek 22.09.2019 tarihli ek rapora karşı davalı tarafça sunulan itirazların değerlendirilerek ve ... 3. ATM'nin 2019/422 Esas sayılı dosyası da incelenmek suretiyle davalı şirketin dava dışı şirketlerdeki ortaklıkları da (... ve ...İnşaat) dikkate alınarak, çıkma payının hesaplanmasının istenilmesine  ve ... 3. ATM tarafından 2019/422 esas sayılı dosyada karar verilmiş olması ve toplanan deliller dikkate alınarak 3. ATM'nin 2019/422 esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması ara kararından vazgeçilmesine karar verilmiş olup ara karar gereğince sunulan 05/05/2021 tarihli bilirkişi raporunda davacı şirketin çıkma payı 12.742.081,51 TL olarak belirlenmiştir. <br>Davalı vekili tarafından şirket envanterinde bulunmayan taşınır ve taşınmazların hesaplamaya dahil edildiğine ilişkin itiraz nedeniyle 23/06/2021 tarihli duruşmada buna ilişkin kayıtları sunmak üzere davalı vekiline iki haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde kayıtların sunulmaması halinde mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin davalı vekiline ihtarına ve 09/06/2021 tarihli dilekçedeki itirazlar konusunda ek rapor alınasına karar verilmiştir. <br>Bilirkişiler tarafından sunulan 06/09/2021 tarihli ek raporda; Davalının iki haftalık süre içerisinde dava dosyasına “... A.Ş. “ ile “...Enerji A.Ş.”nin sadece 2017 - 2018 - 2019 ve 2020 yıllarına ait Envanter listesini sunduğu, ancak; davalının dava dosyasına “... A.Ş. “ ile “...Enerji A.Ş.\"nin 31.12.2020 tarihli Bilanço ve Gelir Tablolarını sunmadığı, anılan bilanço ve gelir tablolarının davalı şirketten ve şirket vekilinden defalarca talep edilmesine rağmen Bilanço ve Gelir tablolarının kurulumuza tevdi edilemediği, Bilindiği üzere ...Tespitinin, Bilançonun Aktif ve Pasifinde yer alan varlıkların, borç ve yükümlülüklerin parasal değerlerinin güncellenerek yapılabileceği, Bu nedenlerle davalı şirketin 31.12.2020 tarihli bilançoları ile Gelir tablolarını gerek mahkemeye ve gerekse kurulumuza ibraz etmemesi nedeniyle 26.05.2021 tarihli 2.nci ek raporlarının aynen geçerli olacağını bildirmişlerdir. <br>23/06/2021 tarihli duruşmanın 2 nolu ara kararı gereğince sunulan belgelerde dikkate alınarak ek rapor düzenlenmesi için dosya bilirkişilere tevdi edilerek bilirkişilerden 27/12/2021 tarihli ek rapor alınmıştır. <br>Bilirkişiler tarafından sunulan söz konusu nihai raporda davalı şirketin ...İnşaat şirketinden çıkması karşılığı ödenmesine karar verilen 21.398.832,00 TL dava dışı ... A.Ş.'nin %58 hisse değeri olan 1.574.348,00 TL ve gayri menkul, taşıtlar ve demirbaşların değeri olan 1.800.870,00 TL ve davalı şirketin bilançosu dikkate alınarak davacının çıkma payının 9.525.674,00 TL olduğu bildirilmiştir. <br>Davacı tarafça çıkma payı miktarı üzerinden nispi peşin harç yatırılmıştır. <br>Yapılan yargılama sonucunda toplanan delillerden bilirkişi kurulunun 10/10/2017 tarihli raporunda tespit edilen davalı şirketin kurulduğu 2006 yılından itibaren devamlı zarar ettiği, sadece 2014 yılında 42.035,00 TL kâr ettiği, 2015 yılında ise yeniden 497.000,00 TL zarar ettiği, bir başka deyişle davalı şirketin belirli bir ticari faaliyetinin olmadığı, dolayısıyla mevcut öz varlığı ile yapılması gereken kârlılık işlevini yerine getirmediğinin tespit edildiğini, anılan şirketin başlangıçta  davacı ...'e bir kâr sağlamak amacıyla kurulduğu, mevcut 20.000.000,00 TL'lik kayıtlı ve ödenmiş sermayesine rağmen yıllar itibariyle her hangi bir kâr elde edilemediği, dolayısıyla davacı ...'e kâr sağlama amacının yerine getirilemediğinin anlaşıldığını, bu durumda çok büyük bir sermaye ile kurulan bir şirketin sürekli zarar etmesi ve ortaklara hiç kar dağıtılamaması, öte yandan anılan şirketin duran varlıklarından olan arazi ve arsalarının 2012 yılında 2.686.208,00 TL iken, 2013 yılında büyük ölçüde elden çıkarıldığı ve 23.000,00 TL'ye düştüğü, keza binaların 2013 yılında 2.770.332,00 TL iken, 2014 yılında 1.225.247,00 TL'ye düştüğü bir başka deyişle bina ve arsaların da büyük ölçüde elden çıkartıldığına ilişkin hususlara göre TTK 531 maddesi kapsamında davalı şirketin feshi için haklı sebeplerin mevcut olduğu kanaatine ulaşılmıştır. <br>TTK 531 maddesinde fesih şartları oluştuğu takdirde fesih yerine mahkemece davacı pay sahibine payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenip davacı pay sahibinin şirketten çıkarılmasına karar verme konusunda takdir yetkisi verildiğinden ve davacı şirket yönünden fesih veya çıkma kararı arasında bir fark bulunmaması ve diğer ortakların varlığı dikkate alınarak  davacı şirkete çıkma payı ödenerek şirketten çıkmasına karar verilmiştir. <br>Karara kaşı istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi tarafından 22/03/2023 tarih 2022/1031 Esas 2023/435 Karar sayılı kararla; <br>\"Düzenlemeler ile birlikte somut olay değerlendirildiğinde; dosya kapsamında ilk derece mahkemesince bilirkişi heyetinden alınan rapor ve ek rapor alınmış ise de, alınan raporların denetim ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı, 6102 Sayılı TTK'nun 531.maddesi gereğince mahkemece haklı fesih koşulları oluştuğunun tespiti halinde şirketin feshi yerine alternatif çözüm yolu olarak davacı şirket ortağının karar tarihine en yakın olacak şekilde payının gerçek değerinin tespit edilip ödenmesi gerekmesine rağmen ve mahkemece 02/03/2022 tarihinde karar verildiği de gözetildiğinde dosyaya sunulan en son tarihli ek raporun 27/12/2021 tarihli olduğu, bu raporda davalı şirketin 31/12/2020 tarihli bilançosu dikkate alınarak hesaplama yapıldığı, hesaplama yapılırken davalı şirketin bilançosunda yer alan menkul ve gayri menkul malları üzerinde yerinde inceleme yapılmak suretiyle herhangi bir değer tespiti yapılmadığı, ayrıca davalı şirketin aktifinde yer alan dava dışı ...İnşaat ...A.Ş'nde ki %10 hisse değerinin de yine 05/11/2020 tarihli ve 17 no'lu celsede belirtilen 21.398.832 olarak alındığı, yine davalı şirketin aktifinde yer alan ... A.Ş'nin %58 hissesi yönünden de dava dışı her iki şirkette ki bilanço da yer alan menkul ve gayri menkul malların yerinde incelenerek karar tarihine en yakın olacak şeklide değer tespitinin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla davalı şirketin bilançosunda yer alan menkul ve gayrimenkul mallar ile dava dışı şirketlerdeki hisseleri yönünden de bu şirketlerin bilançolarında da menkul ve gayrimenkul malların bulunduğu anlaşılmakla karar tarihine yakın menkul ve gayrimenkullerin gerçek değerinin Ziraat Mühendisi, İnşaat Mühendisi ve Muhasebeci Mali Müşavir'den oluşan heyetten rapor alınarak belirlenmesi, ayrıca davalı şirketin karar tarihine en yakın bilançosunun dikkate alınması suretiyle ek rapor hazırlanması, fesih ve çıkmaya ilişkin istemin ayrı ayrı değerlendirilerek haklı nedenle fesih istemini kanıtladığı takdirde bu kez davacının varsa çıkma payının tespiti yönünden rapor alınması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması da yerinde değildir.<br>Öte yandan, eldeki davanın TTK'nun 531.maddesi kapsamında haklı nedenle fesih ve tasfiye istemine ilişkin olup, mahkemece haklı fesih koşullarının oluştuğunun tespiti halinde alternatif çözüm yöntemi olarak davacı hissedarın karar tarihine yakın hissesinin gerçek değerinin tespit edilerek şirketin feshi yerine çıkma bedelinin ödenmesine karar verilmesi gerekirken kısa kararda alternatif çözüm yolu olarak çıkma yönünde karar verildiği hususunun belirtilmemiş olması da usul ve yasaya aykırıdır. <br>Diğer yandan, davacı yanca dava dışı ...İnşaat ...A.Ş.'nde bulunan hisseler yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiş ise de, söz konusu hisselerin halen davacı  şirketin uhdesinde bulunduğu anlaşılmakla dosya kapsamı ve mevcut delil durumu dikkate alınarak davacı yanın buna yönelik talebinin reddi gerekmiştir.<br>Tüm bu nedenlerle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kamu düzeni gözetilerek kabulü ile  ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereği kaldırılarak dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş\" gerekçesiyle mahkememizin kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. <br>... BAM 21. Hukuk Dairesinin 22/03/2023 tarihli kararı gereğince davalı şirketin hisselerinin bulunduğu ...inşaat A.Ş., ... İnşaat A.Ş., ve davalı şirketin maliki bulunduğu menkul ve gayri menkullerin rapor tarihi itibariyle rayiç değerinin tespiti için... ... Asliye Ticaret Mahkemelerine talimat yazılmasına karar verilmiş, bilirkişi için takdir edilen ücret ve talimat giderlerini yatırmak üzere davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verilmiş, kesin süreye uyulmamasının sonuçları hatırlatılmış ancak süresinde gider avansı yatırılmamıştır. <br>Her ne kadar davacı vekili daha önce belirlenen çıkma payına itirazlarının olmadığı, belirlenen çıkma payı üzerinden karar verilmesini talep etmiş ise de Bölge Adliye Mahkemesinin kararı dikkate alınarak davacının talebi yerinde görülmemiştir.<br>İlk kararda da açıklandığı üzere, çok büyük bir sermaye ile kurulan bir şirketin sürekli zarar etmesi ve ortaklara hiç kar dağıtılamaması, öte yandan anılan şirketin duran varlıklarından olan arazi ve arsalarının 2012 yılında 2.686.208,00 TL iken, 2013 yılında büyük ölçüde elden çıkarıldığı ve 23.000,00 TL'ye düştüğü, keza binaların 2013 yılında 2.770.332,00 TL iken, 2014 yılında 1.225.247,00 TL'ye düştüğü bir başka deyişle bina ve arsaların da büyük ölçüde elden çıkartıldığına ilişkin hususlara göre TTK 531 maddesi kapsamında davalı şirketin feshi için haklı sebeplerin mevcut olduğu, ancak TTK 531 maddesinde fesih şartları oluştuğu takdirde fesih yerine mahkemece davacı pay sahibine payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenip davacı pay sahibinin şirketten çıkarılmasına karar verme konusunda takdir yetkisi verildiğinden ve davacı şirket yönünden fesih veya çıkma kararı arasında bir fark bulunmaması ve diğer ortakların varlığı dikkate alınarak  davacı şirkete çıkma payı ödenerek şirketten çıkmasına karar verilmesinin gerektiği konusunda mahkememizde kanaat oluştuğu, çıkma payının hesaplanması için yapılması gereken giderler için avansın davacı tarafça kesin süre içerisinde yatırılmadığı, çıkma payı hesaplanmadan TTK 531 kapsamında mevcut dosya kapsamına göre fesih yerine davacı pay sahibine payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenip davacı pay sahibinin şirketten çıkarılmasına karar verilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, kesin süreye riayet edilmediğinden davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:<br>1-Kesin süreye riayet edilmediğinden davanın REDDİNE,<br>2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan dava açılırken peşin olarak alınan 29,20 TL ve tamamlama yoluyla alınan 162.674,72 TL harcın mahsubu ile bakiye 162.276,32‬ TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, <br>3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,<br>4-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 399.256,74 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,<br>5-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde taraflara İADESİNE,<br>Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle  verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 06/03/2024<br><br>Başkan ...<br> ✎E-imzalıdır<br>Üye ...<br> ✎E-imzalıdır<br>Üye ...<br> ✎E-imzalıdır<br>Katip ...<br> ✎E-imzalıdır<br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bb7e5d7609df4ce3","SID":"b0372af7c2045f07"}}