{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/427 <br>KARAR NO: 2024/1165<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 06/12/2021<br>NUMARASI: 2018/624 Esas - 2021/960 Karar<br>DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 04/07/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;28/11/2017 tarihinde İstanbul, ..., ... Mahallesi'nde, ... Caddesi'ni takiben seyretmekte olan, plaka numarası ve sürücüsünün kimliği meçhul kalmış motosiklet, adı geçen cadde üzerindeki... hizalarında, yolda karşıdan karşıya geçmekte olan,  davacı ayaya çarpmış olduğunu,  yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle müvekkilinin uğradığı maddi zararlar için, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik, ...'ın sürekli iş göremezliği dolayısıyla 100,00 TL ve geçici iş göremezliği dolayısıyla 100,00 TL olmak üzere toplamda 200,00 TL maddi tazminatın  davalının temerrüte düştüğü tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmin edilmesini talep ve dava etmiştir.  Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  dava açılmadan sigorta şirketlerine başvuru şartı bulunduğunu plakası tespit edilemeyen araçların ispatı somut delillere dayanması gerektiğini, kusur ve maluliyetin tespiti için ATK'dan rapor alınması gerektiğini, davaya konu maluliyet tazminatının uzman bilirkişilerce hesaplanması gerektiğini, müvekkili kurumun geçici iş görmezlik  tazminat sorumluluğu bulunmadığını, SGK tarafından davacıya ödenmiş veya ödenen rücuya tabi tazminat miktarı tespit edilerek müvekkili kurum tarafından ödenecek tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçedeki teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, temerrüd tarihinden itibaren değil ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"davanın kabulü ile; 85.257,25 TL sürekli iş göremezlik ve 5.311,87 TL geçici iş göremezlik olmak üzere toplam 90.569,12 TL maddi tazminatın 19/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı  vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 01/11/2021  tarihli düzenlenen kusur raporunun eksik inceleme ve değerlendirme sonucu tanzim edildiğini, müvekkilinin üzerine düşen tüm tedbirleri aldığını, gerekli kontrolleri yaptıktan sonra geçişine başlamış, azami derecede dikkat göstermesine rağmen motosikletin çok hızlı olması sebebiyle kazanın gerçekleştiğini, müvekkilinin kaza sebebiyle malul kaldığını ve psikolojik olarak çöküntüye girdiğini, müvekkilinin hiçbir kusuru olmamasına rağmen kazanın meydana gelmesinde %60 oranında kusurlu olduğunun kabulünün mümkün olmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kaza tarihinin 28.11.2017 olduğundan, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Trafik Sigortası Genel Şartları'nın İşbu davada uygulanması gerektiğini, kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen taşıtın cinsinin tespiti ve araç plakasının tespit edilemediğinin ispatlanamamış olduğunu,  dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, eksik evrak nedeniyle, davacının sunmuş olduğu maluliyet raporu hakkında sağlıklı bir değerlendirme yapılamamış ve tazmin mümkün olmadığını, sağlık kurulu raporunun Trafik Sigortası Genel Şartlarına göre, ibraz edilmesi gereken belgeler arasında yer aldığını, bu belgenin ibraz edilmeden açılacak olan bir dava, dava şartları yerine getirilmediğinden yok hükmünde sayılacağını,  tazminat hesabında kullanılan hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, müvekkili kurumun geçici işgöremezlik tazminatından sorumluluğu bulunmadığını, geçici işgöremezlik zararından SGK'nın sorumlu olduğunu, usulüne uygun başvuru şartı yerine getirilmemiş olduğundan, dava öncesi tarihten itibaren faize hükmedilmiş olmasının haksız olduğunu, davaya konu kazanın oluşumundaki kusur oranlarının tespitinin ATK veya alanında uzman bir kusur bilirkişisi vasıtasıyla yapılması gerektiğinden kusur tespitinin hatalı yapıldığını, hükme esas alınan maluliyet raporunun usule uygun olmadığını, maluliyet raporunun, davacının güncel muayenesi yapılmaksızın alındığını, davacının daimi maluliyet durumunun tespiti adına ATK 3. İhtisas Dairesi’nden Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe uygun olarak hazırlanmış sağlık raporu alınması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Somut olayda, 28/11/2017 tarihinde yaya olan  davacıya plakası bilinmeyen motosikletin çarpıp olay yerinden ayrılması ile gerçekleşen trafik kazası nedeniyle davalı Güvence Hesabı'ndan  geçici ve kalıcı iş gücü kaybı tazminatı talep edilmektedir. <br> Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 6/1). 4721 sayılı Kanun’un bu hükmü 6100 sayılı Kanun’un 190. maddesinin birinci fıkrasında bir başka biçimde yinelenmiş olup; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” denilmiştir.  Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilememiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Diğer taraf, ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (HMK m. 191/1).  İspat yükü kendisine düşen taraf bir vakıayı ispat ettikten sonra, artık ispat yükü aksini iddia eden karşı tarafa geçer. Bunun üzerine karşı tarafın o olgunun doğru olmadığını veya başka bir olgu nedeniyle hükümsüz kaldığını ispat etmesi gerekir.  Somut olayda; davacı kaza tarihinde plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen motorsikletin çarpması nedeni ile kazanın meydana geldiğini, kaza nedeniyle yaralanarak malul kaldığını beyan ederek maddi tazminat isteminde bulunmuştur.  Olaya ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/141007 Esas soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinde; kaza tespit tutanağının düzenlenmediği, davacının emniyette alınan ifadesine kendisine çarpan aracın motosiklet olduğunu, ambulans ile hastahaneye götürüldüğünü beyan ettiği, dosya kapsamında kaza anına ilişkin görüntü kaydının ve sürücünün tespit edilemediğine dair tutanaklar tutulduğu, daimi arama kararı verildiği görülmüştür. Dosya kapsamında mahkemece  aracın cinsi ve kazanın varlığı yönünde araştırma ve değerlendirme yapılmadan,  kusur  incelemesi yapılarak karar verilmesi doğru olmamıştır. Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de  Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4.  Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre  maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal  Sigorta  Sağlık  İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümleri, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik hükümleri, 01/06/2015  tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında  Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında  Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve  2022/6235 K.,  2021/11515  E. ve   2022/5238 K. sayılı kararları) İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan  ATK 2.İhtisas Dairesince düzenlenen aldırılan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek,  maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. Kaldı ki  kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunmayan (20.02.2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan) Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliği hükümlerine göre maluliyet raporu alınamayacağına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. Dava tarihi  itibariyle 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olup, davacı vekilinin dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine başvurduğu, ancak eksik belge verildiğinden işlem yapılamadığı belirtilmektedir. Eksik belge ile  müraacat yapılmış olsa dahi başvuru koşulunun yerine getirildiğinin kabulü gerekir. Ancak davacının eksik belge ile müracaatı nedeni ile davalı temerrüdünden bahsedilemeyeceğinden tazminat yönünden faiz başlangıcının dava tarihi olarak kabulü yerine  yazılı şekilde  belirlenmesi doğru olmamıştır. Davalı vekilinin faizin başlangıç tarihine ilişkin istinaf itirazı yerindedir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin KTK'nın 98. maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 02/03/2022 tarih,  2022/312  E. ve 2022/3685 K. sayılı  kararında; geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri yönünden sigorta şirketlerinin sorumluluğunun devam ettiği yönünde karar vermiştir. Bu nedenle  davalı sigorta şirketinin tedavi gideri teminatı kapsamında poliçe limiti ile geçici iş göremezlik tazminatından sorumluluğu bulunduğundan,  davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatının teminat dışı olduğuna, sakatlanma ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğine ve limitin tükendiğine ilişkin istinaf başvuruları yerinde görülmemiştir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin  2021/6911 E. ve 2021/10351 K., 2021/5305  E. ve 2021/7685  K. sayılı kararları). Yargıtay  4. Hukuk Dairesinin, Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı kararı sonrasında vermiş olduğu güncel  kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde  TRH 2010  tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin  2022/6135  E. ve 2022/10604 K., 2021/16078  E. ve 2022/10550  K.,  2021/13398 E. ve 2022/10498 K. sayılı kararları). Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak tazminat belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince genel şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı olmadığından, davalı sigorta şirketinin bu hususa değinen istinaf talebi yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle,  davacı vekili ile davalı  vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davacı vekili ile davalı  vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,  5-Davacı ile davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/07/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f069a592f52763bd","SID":"a068c264d6d1a28e"}}