{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/359 <br>KARAR NO: 2024/1097<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 22/11/2021<br>NUMARASI: 2019/828 Esas - 2021/863 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ: 26/06/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;      <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 23.09.2016 günü saat 17:30 sıralarında ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın cadde üzerinde ani fren yapması sonucu araç içerisinde kafasını çarpmak sureti ile yaralandığını, müvekkilinin meydana gelen kazada kusursuz yolcu durumunda olduğunu,  sürücünün asli ve tam kusurlu olduğunu, kaza sonucu ağır yaralanan müvekkilinin ilk  müdahalesinin Bandırma Devlet Hastanesinde yapıldığını, sağlık kurulu tarafından kaza sebebi ile %11 oranında sürekli iş göremezlik oranının olduğunun tespit edildiğini, kazaya neden olan ... plakalı araç zorunlu karayolu mali sorumluluk sigortasının davalı ... A.Ş. olduğunu, teminat limitleri çerçevesinde davalıya ödeme yapmaları konusunda başvurduklarını ancak sonuç alamadıklarını  fazlaya ilişkin talep ve dava haklarını saklı tutarak avans faizi ile birlikte şimdilik 1.000 TL maddi tazminat talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  müvekkilinin ... plakalı araç için 08.06.2016 - 08.06.2017 başlangıç bitiş tarihli  Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu  Mali sorumluluk sigorta poliçesi düzenlendiğini, sigorta şirketlerinin ve Güvence hesabının sorumluluğunun 2918 sayılı Yasanın 98. maddesi gereğince sona erdiğini, davacının tedbirsizliği söz konusu olduğu takdirde tazminattan indirme yapılmasını ayrıca hatır taşıması söz konusu olduğundan tazminattan indirim yapılmasını haksız fiil genel hükümlerine dayanan davada  avans faizi istenmeyeceğini belirterek  davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davanın kabulüne, 33.787.68 TL maddi tazminatın 29/05/2017 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan (sigorta poliçesindeki limit ile sınırlı olmak kaydıyla) alınarak davacıya ödenmesine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile davalı vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların baki kalmak kaydıyla, dosyaya alınan hesap raporu 2021 Asgari ücret  üzerinden yapıldığını, yargılamanın yürütüldüğü kararın verildiği tarihte 2022 yılı asgari ücret görüşmeleri devam etmekteyken ücret artışı olacakken yerel mahkemenin hüküm açıklaması hukuka aykırı olduğunu,  bilirkişi raporuna esas ATK raporunun, Anayasa Mahkemesi iptal kararı uyarınca hazırlanmadığını, Anayasa Mahkemesi'nin 2019/40 E., 2020/40 K. ve 17.07.2020 tarihli iptal kararı dikkate alındığında 01.06.2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartlar ile bu genel şartlara göre belirlenen mezkur yönetmeliğin uygulanma imkanı kalmadığını, çelişki ve eksiklikler barındıran raporun hükme esas alınamayacağını,  Mahkemece, davacının yeniden Adli Tıp Kurumuna sevkinin sağlanarak Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit Yönetmeliği hükümleri uyarınca rapor aldırılmasına dair müzekkere yazılmasını talep ettiğini, davacı aleyhine usulü müktesep hak doğmaması için İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurduklarını, davacı için hesaplaması yapılan tablo, sürekli ve geçici iş göremezlik bakiye yaşam değerleri eksik ve hatalı hesaplandığını, dosyaya yapılan itirazların hiç bir şekilde değerlendirilmeye alınmadığını,  mahkemece, eksik ve hatalı düzenlenen bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm tesis edildiğini, yargılama gideri ve vekalet ücretlerinin de hatalı olarak hesaplandığını   belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dosya kapsamında düzenlenen kusur raporunda, ikinci araç kusur tayininde dikkate alınmadığını, sigortalı araç sürücüsünün ceza soruşturması kapsamında vermiş olduğu ifadelerde, plakasını tespit edemediği ... tipi bir aracın aniden üzerine gelmesi nedeni ile fren yapmak zorunda kaldığını beyan ettiği, dosya kapsamında düzenlenen kusur raporunda söz konusu ikinci araç kusur tayininde dikkate alınmadığını, kaldı ki sigortalı araç ile iddia edilen ... tipi araç arasında herhangi bir çarpma veya çarpışma olmadığı anlaşıldığını bu sebeple öncelikle delillerin toplanması ile kazaya etki eden tüm faktörler  değerlendirilerek kazanın meydana gelmesinde sürücünün var ise kusur oranının tespiti gerektiğini, maddi vakıanın tespiti için ceza yargılaması akıbetinin beklenmesi gerektiğini, hükmedilen tutardan hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, davacının araç seyir halinde iken kamyonetin kasasında yolcu olarak bulunduğundan  müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini,  davacı, araç kasasında yolcu konumunda seyir halinde olup ani fren sonucu dengesini kaybettiğine ilişkin beyanı karşısında kamyonet kasasında yolcu taşımak için yük ağırlığı, yolcu sayısı, kasanın yolculara ayrılan alan vb gerekli şartların sağlanıp sağlanmadığına ilişkin inceleme yapılmaksızın dosyanın karara bağlanması eksik incelemeye dayandığını, bilirkişi raporunda progresif rant yöntemi uyarınca hesaplama yapıldığını, hesaplamada %1,8 teknik faiz dikkate alınması gerektiğini, avans faizine hükmedilmesi hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de  Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4.  Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre  maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal  Sigorta  Sağlık  İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015  tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında  Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında  Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve  2022/6235 K.,  2021/11515  E. ve   2022/5238 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre davacı vekilinin \"... Anayasa Mahkemesi'nin  iptal kararına uygun düzenlenmeyen, çelişki ve eksiklikler barındıran rapor hükme esas almaya elverişli olmadığına\" değinen istinaf itirazı yerinde değildir.  6100 sayılı HMK'nın 281. maddesinde tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir. Bu düzenleme gereğince usulüne uygun biçimde raporun tebliği üzerine, rapora itiraz hakkı bulunan tarafların bu haklarını kullanmamış olması halinde  karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşacaktır.  HMK'nın  357/1. maddesinde de  Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında, İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların  dinlenemeyeceği, yeni delillere dayanılamayacağı  düzenlemesine yer verilmiştir. Davalı tarafından  yargılama safahatı sürecinde hükme esas kusur bilirkişi raporuna karşı itiraz ya da talepte bulunmamış ve bu suretle bilirkişi raporundaki kusur oranları  bakımından karşı tarf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden kusura ilişkin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.  Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı Kararı ile \"Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinin “...bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.” Bölümünde Yer Alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi, ikinci cümlesinde yer alan “...ve genel şartlarda...” ibaresinin,  b) Kanun’un 92. maddesinin (i) bendi “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” ibaresinin, Anayasa’nın 5., 13., 17., 35. ve 48. maddelerine aykırı olduğundan  oy çokluğu ile iptallerine karar vermiştir. Yargıtay 17. (kapatılan) ve  4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda bahsedilen kararı sonrasında vermiş olduğu güncel  kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde  TRH 2010  tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin  2022/6135  E. ve 2022/10604 K., 2021/16078  E. ve 2022/10550  K.,  2021/13398 E. ve 2022/10498  K. sayılı kararları). Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak tazminat belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince genel şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı olmadığından, bu hususa değinen istinaf talebi  yerinde değildir. Ayrıca  yerleşik yargısal içtihatlara uygun olarak hükme esas aktüerya raporunda tazminat hesabının raporun hazırlandığı yıla ( 2021 yılı)  kadar hesaplanmasında isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı diğer istinaf itirazları somut olmadığı genel olarak \"... hesaplaması yapılan tablo, sürekli ve geçici iş göremezlik bakiye yaşam değerleri eksik ve hatalı hesaplanmış ,  hatalı hesaplanan yargılama gideri ve vekalet ücretlerinin de hatalı olması açıkça hukuk aykırıdır\" şeklinde olup soyut olmakla değerlendirilmemiştir. Kaldı ki kabule göre yargılama  harç ve giderleri de doğru hesaplanmıştır. Kazaya karışan araç kullanımı kamyonet olup, davacının talebi gibi avans faize hükmedilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Hatır taşımasına ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmadığı gibi aksinin davalı ispat edilemediğinden bu yöndeki istinaf itirazı da yerinde değildir. Dosya kapsamından, davacının kaza sırasında kamyonet kasasında yönetmeliğe aykırı şekilde yolculuk yaparken yaralandığından müterafik kusur indirimi uygulanmamış olması doğru olmamıştır. Bu doğrultuda, usul ekonomisi de gözetilerek resen  hesaplama yapılarak sürekli ve geçici iş görmezlik tazminatı olarak belirlenen 33.787,68 TL'den  Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığında bulunan 27.030,14 TL  üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Bu nedenle;davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen  kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek  27.030,14 TL sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı için davanın kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; Müterafik kusur indirimi nedeniyle tazminattan indirilen miktar, yasal düzenlemelerden kaynaklanan hakkaniyet indirimi mahiyetinde olduğundan istinaf talep eden davalı  lehine bu kısım üzerinden vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmemiş ve aşağıdaki aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında  yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.  <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>A- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre: 1-Davanın kısmen KABULÜNE,  27.030,14 TL maddi tazminatın 29/05/2017 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan (sigorta poliçesindeki limit ile sınırlı olmak kaydıyla) alınarak davacıya ödenmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.846,42 TL  ilam harcından peşin alınan  31,40 TL peşin harç ile 113,00 TL tamamlama harcın mahsubu ile bakiye 1.702,00 TL ilam harcının davalıdan  alınarak Hazineye gelir kaydına,3-) Davacı tarafından yapılan 31,40 TL başvurma harcı 31,40 TL peşin harç, 113,00 TL tamamlama harcı, 4,60 TL vekalet harcı, 433,93 TL, posta masrafı 687 TL ATK Masrafı, ve 2.250 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.551,33 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,   4-) Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden İDM karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin  13/1 ve 13/2. maddesi uyarınca hesaplanan 4.080,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-) HMK'nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan  avansının yatırana iadesine ve bu konuda  Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinın Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince Yazı İşleri Müdürü tarafından resen işlem yapılmasına,<br>B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ;1-Davalı tarafça peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,2-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan  162,10 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,3- Davacıdan alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,4-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin  üzerinde bırakılmasına,5-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/06/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"469ff9b623980c39","SID":"351c4a3ab10d558c"}}